27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

Bu siyasî linçtir, hukuk iktidarın talepleriyle eğilip bükülemez

CHP’nin hukukçu milletvekillerinden Mahmut Tanal, gözaltına alınan polisler için önceki gece geç saatlerde İstanbul Adliyesi’ne geldi.Burada gazetecilerin sorularını cevaplayan Tanal, hukuk ve adalet vurgusu yaptı. CHP’li vekil, “Hepimizin talebi, hepimizin arzusu, hepimizin isteği şudur: Birincisi adil yargılama ilkesi uyarınca insanlar yargılansın. İkincisi amacımız, emelimiz, isteğimiz, arzumuz kişiye özgü hukuk uygulanmasın. İktidarın talep ve istekleri doğrultusunda hukuk eğilip bükülmesin.” diye konuştu. Kendisinin bir milletvekili olduğunu ifade eden Tanal, Anayasa’nın 141. maddesi ile Ceza Muhakeme Kanunu’nun 182. maddesinde duruşmaların aleni ve halka açık olduğunun belirtildiğini söyledi. Ancak mahkeme yargıcının, 3 avukattan fazlasını duruşma salonuna almadığını ifade etti. Milletvekilinin de güvenlik gerekçesiyle duruşma salonuna alınmadığını kaydetti. HSYK’ya seslendiğini vurgulayan Tanal, Anayasa’nın 141. maddesi ile CMK’nın 182. maddesinin ihlal edildiğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin mağdur olmuş olan her ferdinin vekili olduğunu, buradaki mağduriyetin de kendilerinin namus borcu olduğunu kaydetti. Mahmut Tanal, “Hiç kimse hukuku eğip bükmesin. 25 yıl avukatlık yaptım. Bugüne kadar, seversiniz sevmezsiniz, karşı durursunuz, durmazsınız, en fazla emniyet mensupları tarafından biber gazına maruz kalan milletvekiliyim aynı zamanda. Bugüne kadar TOMA’ların önünde mücadele eden, en fazla emniyetten dayak yiyen bir milletvekiliyim. Ama haksızlık kime yapılırsa yapılsın, kimin hakkı ihlal edilirse edilsin, o haksızlığın önüne siper olmaya, ahlakımız uyarınca almış olduğumuz terbiye uyarınca, hukuk eğitimi uyarınca, insan haklarının ihlal edildiği yerde, hukuksuzluğun ihlal edildiği yerde, hukuka sahip çıkacağız, insan haklarına sahip çıkacağız.” ifadelerini kullandı.Yolsuzluğu ortaya çıkarmasalar, gözaltına alınacaklar mıydı?Mahmut Tanal, suç işleyen insanların yargılanması gerektiğine vurgu yaptı. Ancak ‘hukuk’ uyarısı yaptı: “Bu insanlar suç işlemişse yargılansınlar; ancak yargılama adil olmalı. Maddi gerçeğin ortaya çıkması lazım. Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Turan Dursun ve benzeri aydınların Selam Tevhid Kudüs Örgütü tarafından katledildiği söyleniyor. Soruşturmayı yapanlar bu emniyet mensupları. 17 ve 25 Aralık soruşturmasını yapanlar, bu gözaltına alınan emniyet mensupları. Eğer, bu iki soruşturma yapılmamış olsaydı, bu insanlar bugün burada içerde olmayacaktı. Bu bir siyasi linçtir. Bu bir intikam davasıdır. Bu soruşturma, 21’inde rapor düzenlendi, 22’sinde operasyona başlandı. Ayın 20’sinde de Selam Örgütü hakkında takipsizlik kararı verdiler bunlar. Tam bir skandal. Bunun peşini bırakmayacağız. Kim hukuksuzluk yapıyorsa, kim insan haklarını askıya almışsa, bunların er geç halk hesabını soracaktır.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

KCK’ya ‘haram ay’ diye operasyon yapmayanlar, polisi Kadir Gecesi aldı

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, polislere yönelik hukuksuz operasyona sert tepki gösterdi. Gözaltındaki polislerin ailelerine destek için Çağlayan Adliyesi’ne gelen Şahin, Başbakan Erdoğan’ın 2011 yılının Ramazan ayında KCK’ya planlanan operasyonu ‘haram ay’ diyerek yaptırmadığını açıkladı. Şahin, “2011’de teröristlere ‘haram ay’ diye operasyon yapmayanlar, bugün ne oluyor da bayrama bir hafta kala, Kadir Gecesi’nde bu vatanın birliğini korumak için gözünü kırpmadan canını veren insanlara operasyon yapıyor?” dedi.Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Başbakan Erdoğan’ın 2011 yılının Ağustos ayında KCK’ya planlanan operasyonu ‘haram aylar’ diyerek yaptırmadığını açıkladı. Şahin, 3 yıl önceki bir anısını şöyle anlattı: “Bölücü örgütü elemanları, ‘bu devleti diz çöktüreceğiz’ deme küstahlığını ortaya koymuştu. İçişleri bakanı olarak görevlendirildim. Bugün bir kısmı içeride olan arkadaşlarla bir mücadeleye giriştik. Ağustos 2011 tarihinde. Ben o gün Başbakan’ımızla konuyu görüştüğümde, ‘Bu ay Ramazan, haram ayı, adli operasyon yapılmaz’ demişti. 2011’de KCK’ya, PKK’ya ‘haram ayı’ diye operasyon yapmayanlar, bugün ne oluyor da bayrama bir hafta kala, Kadir Gecesi olma ihtimali olan bir gecede, bu vatanın birliğini korumak için gözünü kırpmadan canını veren insanlara operasyon yapıyor?” İdris Naim Şahin, gözaltı süresi dolmasına rağmen polislerin içeride tutulmasının ise suç olduğunu belirtti. Soruşturmayı yürüten yargı mensuplarına yönelik siyasi baskı yapıldığı yönünde duyumlar aldığını anlatan Şahin, “Hukuk devleti olmak esastır. Türk Ceza Kanunu’na göre, toplu gözaltılarda 24 saat olan süre birer gün ilave olarak toplam 4 gün uzatılabilir. Bunu TCK’nın 94. maddesine göre söylüyorum. Bu 4 gün, 44 saat önce doldu. Bu süre içerisinde işlem yapılmayan kişiler serbest bırakılır. Serbest bırakılmazlarsa özgürlüğü tahdit vardır. TCK’nın 109. maddesinde cezası olan ‘hürriyeti alıkoyma’ suçu işleniyor. Suç yeri de ne yazık ki Adalet Sarayı’dır. Bu arkadaşlar iki günden bu yana esir tutuluyorlar.” ifadelerini kullandı. Eski İçişleri bakanı, rehin tutulan polislere yöneltilen suçlamalara da değindi: “Suçlama hırsızlık ya da rüşvet değil. Polis, DHKP/C’yi dinlemekle suçlanıyor. Bu polisler, bu ülkede çok ciddi tehlikeleri bertaraf etmiş arkadaşlardır. Bu ülkenin Başbakanı’na karşı en az iki defa planlanmış suikastları önleyen arkadaşlar bunlar.” İdris Naim Şahin, kanun önünde herkesin eşit olduğunu hatırlattı: “Birileri çalmakla itham edilirse, hakimini seçme hakkı olmadan yargının önüne gider. Ne yazık ki bu ülkede hakimini beğenmeyen şüpheliler var. Mahkemesini beğenmeyenlere mahkeme değiştirildi. Sulh ceza hakimlikleri kuruldu. Mesele kuvvetler ayrılığına saygı duyma meselesidir. Mesele ne yazık ki bir aşiret ve kabile mantığı ile bu yüce devleti dar bir akılla yönetme meselesidir. Buradaki yargılama, ne dinleme, ne casusluk ne de başka bir şey! Asıl mesele, bu içeride tutulanların birilerine hukukun yüzünü göstermiş olmasıdır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

Gül'den veda mesajı: Bizim asıl gündemimiz hukukun üstünlüğü olmalı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında reformların sürmesi ve hukukun üstünlüğüne vurgu yaptı.Mesajında Gazze’ye de önemli bir yer ayıran Gül, katliamlarla insanlık onurunun ayaklar altına alındığını belirtti. 28 Ağustos’ta 11. cumhurbaşkanı olarak görev süresini tamamlayacağını hatırlatan Gül, millete hizmet etmeye devam edeceğini aktardı. Gül’ün gündeminde Gazze’de yaşanan katliamlar ve Musul’da rehin tutulan 49 konsolosluk çalışanı vardı. İşte Gül’ün bayram mesajından satır başları:Konsolosluk çalışanları hâlâ rehine:“Gazze, Irak ve Suriye başta olmak üzere İslam coğrafyasında yaşanan acı olaylar, akan kan ve gözyaşı nedeniyle, yürekleri yakan, vicdanları sızlatan bir tabloyla karşı karşıyayız. Masum insanları hedef alan, kutsal yaşam hakkını hiçe sayan saldırılar, derin endişe ve üzüntü yaratmaktadır. Daha da acı olanı, Müslümanlar birbirlerini öldürmektedir. Diğer taraftan 49 vatandaşımız halen Musul’da rehine durumundadır. Alıkonulan vatandaşlarımızın bir an önce serbest bırakılarak evlerine dönmelerini, gündemimizdeki en öncelikli konulardan biri olarak hassasiyetle takip ediyoruz.İnsanlar acımasızca katlediliyor:“Gazze’de insanlığa karşı büyük bir suç işlenmektedir. Çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek demeden masum insanlar acımasızca katledilmektedir. Maalesef büyük bir trajedi yaşanmakta, insanlık onuru ayaklar altına alınmaktadır. Burada asıl endişe verici olan ise, ilgili bütün tarafların, devletlerin ve uluslararası kuruluşların, daha büyük sorunları tetikleyecek bu vahim gidişat karşısında yetersiz kalmalarıdır.”Saldırılar bir an önce durmalı:“Kan ve gözyaşının dinmesi, çekilen çilelerin ve ızdırabın sona ermesi için bir kez daha İslam dünyasını ve uluslararası toplumu göreve davet ediyorum. İsrail bir an önce saldırılarını durdurmalıdır. Türkiye, Filistin halkının yanında olmayı tüm gücüyle sürdürecektir. Etrafımızda bütün olup bitenler göz önüne alındığında, bölgemiz adeta ateş çemberine dönüşmüş durumdadır.”Reformlar sürdürülmeli:“Türkiye’nin yarınlarını bugünden teminat altına alacak, ekonomik, siyasal ve toplumsal bakımdan gelişme ivmesini yeniden yukarılara taşıyacak reformların önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Hukukun üstünlüğü, yüksek demokratik standartlar; Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci; eğitimde kalitenin yükseltilmesi; hesap verebilirlik, şeffaflık, iyi yönetişim gibi ilkelerin hakim kılınması; bizim asıl gündemimiz olmalıdır.”Millete hizmete devam edeceğim: “Milletimizin büyük teveccühü neticesinde seçildiğim cumhurbaşkanlığı görevimi, 28 Ağustos’ta tamamlıyorum. Bayram mesajımla 11. cumhurbaşkanı olarak aziz milletime de bir şekilde veda etmiş oluyorum. Şunu ifade etmek isterim ki: Cumhurbaşkanlığı görevinden büyük bir huzurla ayrılacağım. Üstlenmiş bulunduğum bu onurlu görevin sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım. Hayatım boyunca halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak gördüm. Bundan sonra da, aynı anlayışla milletimin hizmetinde olmaya devam edeceğim.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

Başbakan’ın iftiralarına kıymet vermiyorum

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Başbakan Erdoğan’ın, kendisine yönelik iftiralarına kıymet vermediğini söyledi.Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Başbakan Erdoğan’ın, kendisine yönelik iftiralarına kıymet vermediğini söyledi. İhsanoğlu, Edirnekapı Şehitliği’nde Mehmet Akif Ersoy’un mezarını ziyaret etti. Akif’in kabri başında dua okudu. Ardından ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan İhsanoğlu, “Türkiye’nin yetiştirdiği büyük insanlar var. Onları ziyaret etmek her Türk’ün görevidir.” dedi. Başbakan’ın kendisi için, “Nerede bu toprakların çocuğu, Kahire’de doğmuş, 30 yaşında Türkiye’ye gelmiş, bu toprakların çocuğu biziz, biz.” sözlerine de cevap verdi. Şöyle konuştu: “Akif Ersoy, biliyorsunuz babamın çok yakın arkadaşı. Benim babam Yozgatlı İhsan Efendi. Benim babam gurbette vefat etti. Ben de gurbette doğdum. Gurbette doğmak bir nakise(kusur, ayıp) değildir. Bilakis onun çok önemli manası vardır. Gurbette doğanların çoğu vatanın kıymetini, değerini, bayrağın manasını bilir, daha hassas olurlar. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. Bir insanın gurbette doğması tabii bir şey. Mühim olan insanın vatanına, bayrağına sadık olmasıdır. Allah’a şükür ben bütün bu değerlere hizmet ettim. Böyle bir ailenin evladı olmaktan iftihar ediyorum. Soyu, sopu belli olan bir aileden gelmiş olmanın verdiği rahatlıkl bana ve aileme karşı yapılan bu iftiraların hiçbirine kıymet vermiyorum.” ifadelerini kullandı. Ekmeleddin İhsanoğlu, dün İstanbul Zeytinburnu’nda bir iftar programına katıldı. Burada konuşan İhsanoğlu, MHP ya da CHP’nin değil, bütün Türkiye’nin adayı olduğunu tekrarladı. Uzlaşmanın tepede değil, tabanda olduğunu anlattı. İktidarın ‘vesayet var’ diyerek hayali bir düşman yaratmaya çalıştığını ve bu yolla Çankaya’ya yürümek istediğin ifade eden ihsanoğlu, 12 Eylülün bitmediğine değindi. Şöyle konuştu: “Ben bu vesayet diyenleri anlamıyorum. YÖK’ü siz bitirmediniz, 12 Eylül Sendika Kanununu kim kurdu? Sürekli seçim kanunu değiştiriyorsunuz, vesayet diyerek hayali bir düşman yaratmaya çalışıyorsunuz, yok öyle bir şey!”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

AKP’den çok sayıda insan yolsuzluk yapıldığına inanıyor

AKP iktidarı döneminde 6 yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı koltuğunda oturan Ertuğrul Günay, AKP içerisinde birçok insanın yolsuzluk iddialarının doğru olduğuna inandığını söyledi.Bugün Gazetesi’nden Fatih Vural’ın sorularını cevaplayan Günay, asıl darbenin yolsuzsuzluk operasyonlarının ardından hukuka, emniyete, devletin kurum ve kurullarına karşı yapıldığını anlattı. Günay, “Ortada bilgiler, belgeler, deliller, kasalar, paralar, kutular, tapeler var. AK Parti içindeki çok sayıda insanın, 17 ve 25 Aralık’taki iddiaların doğruluğuna inandıklarını çok yakından biliyorum.” dedi. Söz konusu isimlerin inandıklarını neden yüksek sesle dile getirmedikleri yönündeki soruya ise, “Çünkü 12 yıllık iktidar bir işletmeye dönmüş vaziyette. Milletvekilleri tekrar milletvekili olmak istiyor. O milletvekillerinin yakınındaki insanlar, elde ettikleri pozisyonları korumak istiyor. Ayrıca siyasetçilerin kamudan sağladığı imkânların çok daha fazlasını alabileceği mekanizmalar kuruldu. İhaleler belli bir merkezden kontrol ediliyor. ‘Kupon arazi’ sözünü öğrendi, Türkiye!” ifadelerini kullandı. Bağımsız Milletvekili Günay, Başbakan Erdoğan’ın Mavi Marmara’nın gidişine tepkili olduğunu ilk kez açıkladı. Günay, “O tartışmada, gerçek, dışarıya yeteri kadar yansımadı. Mavi Marmara olayı olduğunda, Başbakan’la birlikte Brezilya’daydık. Haberler geldiğinde, Başbakan hiç mutlu olmadı, geminin gidişine öfkelendi. Kontrolsüz, devlet sorumluluğu taşımayan bir hareket olduğu konusunda nitelemeler yaptı.” ifadelerini kullandı. “Kendisinden izin alınmış mıydı?” şeklindeki soruya ise Günay, “Zannetmiyorum; ama içeriye ve dışarıya karşı, orada yurttaşlarımız öldüğü için savunmak zorunda kaldık.” karşılığını verdi.O KULELERDEN HABERDARDIErtuğrul Günay’ın, “Bakanlığınız döneminde, kupon arazilerden haberdar mıydınız?” sorusuna verdiği cevap da dikkat çekiciydi: “Başbakan’ın telaffuzları nedeniyle, bir ölçüde haberdar olmaya başlamıştık, 2011 seçimleri ve sonrasında. Seçimlerin hemen ardından, İstanbul Yedikule’deki kulelerle ilgili -‘Küstüm Kuleleri’ diyorum ben onlara. Başbakan, “Yaptıklarından haberim yok” demişti. Oysa ben bu konuyu on kez kendisiyle tartıştım. Doğru söylemediğini biliyorum! Hem dilimle, hem kalbimle bunu iki cihanda da tekrar ederim.” Ertuğrul Günay, Baş-bakan’ın Yeşilköy-Yedikule hattına özel ilgisi olduğunu anlattı. Günay, “Örneğin Atatürk Havalimanı’ndan Eminönü’ne giderken, Yedikule civarında, belediyenin depo olarak kullandığı, deniz kıyısındaki araziler… Bunların Başbakan tarafından bizzat takip edildiğini gördüm. 2012’de kamuyla ilgili bütün taşınmazların kiraları ve satışları ya da uzun süreli tahsisleri, Başbakan’ın imzasına geldi! Orada, Başbakan’ın bütün bunları bir merkezde topladığını gördüm. Bakanlar Kurulu’nda bunları gündeme getirdik. Başbakan ısrarla böyle olması gerektiğini savundu. Havuz medyası mekanizmasının kökünün, bütün imzaların Başbakan’da toplanmasında yattığını bu olaylar çıktığında anladık. Başbakan şimdi, ‘Cemaat beni aldatmış’ diyor ya, aslında aldanan varsa, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iyi şeyler yapacağına inanan bizleriz! 2012 yılında bir başka senaryonun yazıldığını gördük.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

MHP'li Faruk Bal: Bu kişiye hâkim denemez

MHP Konya Milletvekili, emekli hâkim Faruk Bal, Çağlayan Adliyesi’nde önceki gece yaşanan ‘kaç İsmail kaç’ skandalını yorumladı. Bal, “İsmail’e kaç diye talimat verenlere bizim kültür ve medeniyetimiz hâkim demez. Siyaset, yargıya emir veremez. Bu ancak diktatörlüklerde olur. Türkiye, yavaş yavaş oraya doğru gidiyor.” dedi.MHP’nin hukukçu milletvekillerinden Faruk Bal, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu’na destek olmak için geldiği Avusturya’da gündemi Cihan Haber Ajansı’na değerlendirdi. Avusturya Türk Federasyonu tarafından Viyana’da düzenlenen iftar yemeğine katılan Bal, Selam Terör Örgütü ve yolsuzluk operasyonunu yürüten polislere yapılan operasyonla ilgili açıklamalarda bulundu. Evrensel hukuk kurallarını hatırlatan Bal, “17 ve 25 Aralık’ta yapılan operasyonla yolsuzlukları ortaya çıkaran polis memurları, amirleri, müdürleri şimdi içeride ve hukuk yok. Bu çok ağır ve acı sonuçları olacak bir hukuk garabetidir. Günü gelecek şimdi onlar için talep ettiğimiz hukuk, bu zulmü yapan kişilere lazım olacaktır.” dedi. Faruk Bal, ‘kaç İsmail kaç’ skandalını da yorumladı. Şöyle konuştu: “Böyle bir İsmail ile kovalamaca işi hakimlik mesleğinin tabiatında yoktur. Bizim kültür ve medeniyet değerlerimizde hakim, peygamber koltuğunda oturan kişidir. Hakim hiç kimseden korkmaz, hiç kimseden emir almaz. Hakim mecellenin hükmüne göre hükmeder. İsmail kovalayan veya İsmail’e kaç diye talimat veren, gizli kapaklı işleri yapanlara bizim kültür ve medeniyetimiz hakim demez.”SİYASET, YARGIYA EMİR VEREMEZFaruk Bal, kuvvetler ayrılığı ilkesini hatırlattı. Siyasetin yargıya hiç bulaşmaması gerektiğini belirtti. Şu değerlendirmelerde bulundu: “Eğer yargı siyasetin etkisi ile şekilleniyorsa onun adı yargı değil, hakimlik değil doğrudan doğruya diktatörlüktür. Siyaset yargı kararlarını etkiliyorsa bu ancak Saddam’ın Irak’ında ya da Esed’in Suriye’sinde görülen bir olaydır. Bu ancak diktatörlüklerde görülen bir olaydır ve Türkiye yavaş yavaş o tarafa doğru gidiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi bu diktaya gidişi, milletin makus talihini yenerek demokrasiye çevirebilme gayretidir.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

Cumhuriyet ısrarlı: MİT TIR’larını aratmama emrini Başbakan verdi

Cumhuriyet Gazetesi, Adana’da durdurulan MİT TIR’larının Başbakan’ın emriyle aranmadığı konusunda ısrarlı.Cumhuriyet’in 23 Temmuz’da, ‘Roketlere Erdoğan kalkanı’ başlığıyla yaptığı haber, Başbakanlık tarafından yalanlanmıştı. Ardından Başbakan, meydanlarda, “Gerçi burada benim bir emrim yoktu ama ben emredersem ne olacak?” ifadelerini kullanmıştı. Cumhuriyet ise dün ‘İşte talimatın belgesi’ manşetiyle çıktı. Gazete, o talimatın belgesini yayımladı. Habere göre, miting meydanlarında Cumhuriyet’i hedef alarak, ‘Silah yüklü TIR’ları aratmama emri vermedim’ diyen Başbakan Erdoğan’ı askeri savcılık tutanakları yalanlıyor. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Ceyhan’da MİT’e ait olduğu ileri sürülen TIR’ların durdurulması operasyonuna ilişkin, kamu kurum ve kuruluşlarına, ‘hiçbir bilgi ve belge verilmeyecek’ talimatı gönderdiği ortaya çıktı. Bu nedenle Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin de talimat doğrultusunda operasyonla ilgili soruşturma yürüten Genelkurmay Askeri Savcılığı’na dosyayı göndermediği öğrenildi. Böylece, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, ‘Türkmenlere insani yardım götürüldüğünü’ söylediği ancak içinden ağır silahlar çıkan TIR’lar savcılık talimatı ile Genelkurmay’dan saklanmış oldu. Askeri savcılık, takipsizlik kararı verdi. Söz konusu TIR’ları durduran dönemin Adana Savcısı Aziz Takcı, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na verdiği ifadesinde şunları söylemişti: “Olay yerindeki her iki TIR’da yaptığım incelemede, 4 ayrı demir sandık içerisinde çok miktarda top, uçaksavar gibi savaş silahlarına ait mühimmat olduğunu gördüm. (…) Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, bana, bu araçların MİT’e ait olduğunu, yüklerin MİT tarafından taşındığını, bu konuda İçişleri Bakanı ve Başbakan’ın bilgisi olduğunu, Başbakan’ın kendisine, ‘bu araçlar MİT’e ait, biz görevlendirdik. Bu konuda yasa çıkaracağız. Hiçbir işlem yapılmadan araçlar bırakılsın dediğini’ söyledi.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

Kaçan İsmail, talimat taşıyan kurye mi?

İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde yaşanan ‘kaç İsmail kaç’ skandalı, Meclis’e taşındı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın cevaplaması talebiyle hazırladığı soru önergesinde, Hakim İslam Çiçek’in ‘kaç İsmail kaç’ diye bağırdığı mavi tişörtlü şahsın kim olduğunu sordu.Önergede, adliyede yaşananlara dikkat çekerek şu soruları yöneltti: “Gözaltına alınan emniyet görevlilerinin avukatları ile CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, sorguya ne zaman devam edileceğini öğrenmek üzere 27 Temmuz 2014 tarihinde Çağlayan Adliyesi’nde Hakim İslam Çiçek’in odasına gittiklerinde fark etmeleri üzerine ‘Kaç İsmail’ diye bağırarak Hakim İslam Çiçek’in, panik halinde odasından kaçmasını söylediği ve koşar adımlarla adliye koridorlarını terk eden mavi tişörtlü şahıs kimdir? 27 Temmuz 2014 günü İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde saat 15.00 ile 16.00 arasındaki saatlerde soruşturmayı yürüten Hakim İslam Çiçek kimlerle toplantı yapmıştır ? Hakim İslam Çiçek’in odasından ‘kaç İsmail’ diyerek kaçmasını söylediği mavi tişörtlü kişi, soruşturma hakimi İslam Çiçek’e ilettiği talimatları taşıyan bir kurye olduğu iddiası doğru mudur? Facebook hesabı aracılığıyla Recep Tayyip Erdoğan için açılmış ‘Allah uzun ömür versin uzun adam’ sayfasını beğendiği Hakim İslam Çiçek değil midir? ‘Kaç İsmail’in gözaltına alınmalarının istendiği kişilerin isimlerini içeren yeni bir talimat listesini Hakim İslam Çiçek’e teslim ettiği iddiası doğru mudur? 22 Temmuz 2014 tarihinde sahur vakti gerçekleştirilen operasyonlar öncesinde Reza Zarrab’a gözaltına alınmasını istediği polisler olup olmadığının sorulduğu iddiası doğru mudur? Reza Zarrab’ın gözaltına alınmalarını istediği 5 polisin isimlerini Adalet Bakanı’na ilettiği iddiası doğru mudur?”Kozmik Çalışma Grubu, kimlerden oluşuyor?Sezgin Tanrıkulu, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan ve cemaate yönelik kumpas faaliyetlerini yürüten Kozmik Çalışma Grubu’nu da (KÇG) TBMM gündemine taşıdı. Tanrıkulu, yine Bozdağ’ın cevaplaması talebiyle hazırladığı soru önergesinde, “Kozmik Çalışma Grubu adı verilen bir birim kurulduğu iddiası doğru mudur? İddia doğru ise Kozmik Çalışma Grubu kimlerden oluşmaktadır?” sorularını yöneltti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

Roboskili annelerle Soma’daki kadınların yüreğindeki acı aynı

Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Roboskili anneler ile Soma’daki kadınların yüreğindeki acının aynı acı olduğunu söyledi.Demirtaş, seçim çalışmaları kapsamında Manisa’nın Soma ilçesindeki Maden Şehitliği’ni ziyaret etti, mezarlara karanfil bıraktı. Yapılan duanın ardından vatandaşlarla sohbet eden Demirtaş, kabir ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamada bulundu. “Bu katliam kamuoyunda yeterince sonuçları itibarıyla tartışılmadı.” diyen Demirtaş, “301 işçi değil de 301 milyarder Soma’da ölseydi acaba ne olurdu? Tepkiler böyle mi olurdu? Başbakan ‘Bu işin fıtratında var’ diyebilir miydi? İnsani değerlerimiz katledilmiştir, onurumuz katledilmiştir. Hepimiz incindik. İnsan olarak kendimizi hakarete uğramış hissettik. Her yerde bunu hissettik. Hayır, bu işin fıtratında ölüm yok. Kazandıklarının yüzde onunu güvenliğe harcasalardı, tek bir işçi bile burnu kanamadan iş güvenliği içinde çalışabilirdi. Roboskili anneler ile Soma’daki kadınların yüreğindeki acı aynı acıdır. İkisinden de çıkışın yolu aynıdır. Birlik beraberlik içerisinde, birbirimize emekçiler olarak, ezilenler olarak, birbirimize sahip çıkarak bu cendereden çıkacağız.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

O hâkim dosyadan el çektirilmeli

-MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) çağrı yaparak, Emniyet’e yönelik operasyonu yürüten hâkim ve savcının görevden el çektirilmesi gerektiğini söyledi.22 Temmuz operasyonunu yürüten savcının cübbeli siyaset yaptığını belirten Vural, ‘ak yargıçlar, ak savcılar’ döneminin başladığını anlattı. Vural, “Yargı siyasi amaçlı bir silah olarak kullanılıyor. Oysa yargı milletin yargısı, milletin gücü olmalıdır. Çünkü Türk milleti, adına hâkim karar veriyor. Sen bunu millet adına değil Erdoğan adına yapıyorsun. O zaman, hemen işten el çektirilmesi gerekiyor. HSYK’nın bu hâkimi hemen işten el çektirmesi lazım.” dedi. Vural, polislere yönelik operasyonların altında 17 ve 25 Aralık sürecinin yattığını anlattı. Vural, “Operasyonların ana hedefinde rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu yapanlar ile KCK devlet yapılanmasını sorgulayanlar var. Rüşvet ve yolsuzluk yapanları sorgulayanlar gözaltına alındı. Bu Türkiye’de hukukun bittiğini, hukukun siyasi amaçla kullanıldığını ortaya koyuyor.” dedi. Vural, ‘kaç İsmail kaç’ skandalını da yorumladı: “Kapalı kapılar ardında hâkim kapıyı kilitleyerek karar veriyor. Kapı açıldıktan sonra hakimin istişare heyeti ortaya çıkıyor. Bir de istişare heyetinde İsmail diye biri var; ‘Kaç İsmail kaç’. Bir hâkim birilerine kaç diyorsa artık tuz kokmuş demektir. Bu İsmail kimdir, beraber, birlikte nasıl karar veriyor? Avukat yok, İsmail ile birlikte karar veriyor. O zaman hâkim iradeleri dışarıdan yönlendirilerek mi yapılıyor, baskı, dayatma ve listeye göre mi yapılıyor? Bu soruları millet, hak, hukuk adına soruyoruz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 23:00

Ekonomi Bakanı Zeybekci, İsrail’e boykota karşı çıktı

AKP’li belediyeler İsrail’e ait ürünleri boykot ederken, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’den ilginç bir çıkış geldi.Zeybekci, İsrail ürünlerine boykota karşı olduğunu söyledi. Denizli İhracatçılar Birliği’nin (DENİB) düzenlediği iftarda konuşan Ekonomi Bakanı, İsrail’e yapılan boykotun en büyük yanlışlıklardan biri olacağını ileri sürdü. Bugün uluslararası piyasada, şirketlerde, sermayede hiçbir ürünün Müslüman’ı, Yahudi’si, Hıristiyan’ı olmadığını vurgulayan Bakan, “İsrail’in yaptığı bir devlet terörüdür. Bir vahşettir. Ama diğer taraftan İsrail’in bu devlet terörünü açık açık bizzat çıkıp onu haklı bulan ve destekleyen marka veya şirketler olmadığı sürece boykotta Türkiye olarak bizler çok dikkat etmemiz gerekiyor. Türkiye ile İsrail yaklaşık olarak yıllık bazda baktığımız zaman 5 milyar doların üzerinde ticaret hacmi olan iki ülkedir. Şirketler kendi arasında yani Türk ve Yahudi şirketleri kendi aralarında ticaretlerini yapmaya devam edecektir, bundan sonra da.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 23:00

Baskılar 28 Şubat’tan beter, tam bir kıyım yaşanıyor

DSP lideri Türker, Hizmet Hareketi’ne yapılanların 28 Şubat sürecinin çok ötesine geçtiğini kaydetti. Türker, bugüne kadar dinî değerler üzerinden siyaset yapan Erdoğan’ın elinde başka argüman kalmadığı için bugün bazı dinî grupları hedef seçtiğini vurguladı. Son operasyonla da ‘cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde saflarını sıklaştırmaya çalıştığı’nı bildirdi.DSP Genel Başkanı Masum Türker, hükümetin 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrasında Hizmet Hareketi’ne yönelik başlattığı faaliyetlerin 28 Şubat sürecinin çok ötesine geçtiğini kaydetti. Ülkede adeta bir kıyım yaşandığını belirten Türker, emniyet mensuplarına yapılan operasyon ve amirlerin gözaltına alınış biçiminin de çok rahatsız edici olduğunu vurguladı. Soruşturmadan hiçbir şey çıkmayacağının altını çizen Türker, “Bu operasyon Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimleri sebebiyle kendi saflarını sıklaştırmayı hedefliyor. Erdoğan, bugüne kadar dini alet ederek siyaset yapıyordu; bugün ise elinde argüman kalmadığı için bazı dini grupları hedef seçerek siyaset yapmaya çalışıyor.” dedi. Masum Türker, Zaman’a yaptığı açıklamada, Türkiye’de ciddi bir kaos yaşandığını, bu sürecin bir ‘fetret devri’ olarak da adlandırılabileceğini söyledi. Ergenekon ve Balyoz operasyonlarını yanlış bulduğunu ancak bugün yaşananların iki kat yanlış olduğunu söyleyen Türker, “Dün ‘kahraman’ denilen ve destan yazdığı belirtilen polisler operasyona maruz kalıyor ve casuslukla suçlanıyor. Emniyet’te önemli hizmetler yürüten bu insanlar, arkadaşları tarafından bir telefonla emniyete çağrılabilecekken gece yarısı operasyonlarıyla gözaltına alınıyor. Televizyonda izlediğimiz görüntüler çok çirkin. Polis memurlarının kendi amirlerini çekiştirmelerine ve susturmaya çalıştığına şahit oluyoruz. Bir emniyetçiyi gözaltına alan kişinin en az kendi rütbesinde olması gerekirdi. Eğer bu işte bir hakkaniyet ve ciddiyet olacaksa böyle yapılması gerekir.” diye konuştu. ‘Kamuoyunda ‘hükümet-Cemaat hesaplaşması’ olarak algılanan bu sürecin tüm toplumu olumsuz etkilediğini anlatan Masum Türker, hükümetin yıllarca kendisine destek olan çevreleri devre dışı bırakmaya çalıştığını kaydetti. Türker, şu görüşü dile getirdi: “Bu operasyonları tasvip etmiyoruz. Ergenekon ve Balyoz davalarının içi boş çıktığı gibi bunun da içi boş çıkacaktır. Bu operasyon Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimleri sebebiyle kendi saflarını sıklaştırmayı hedefliyor. Erdoğan, bugüne kadar dini alet ederek siyaset yapıyordu, bugün ise elinde argüman kalmadığı için bazı dini grupları hedef seçerek siyaset yapmaya çalışıyor.”‘MİT TIR’larının aranması CEMAAT’İN İŞİ DEĞİL’ DEDİM, BAŞBAKAN BENİ ONAYLADI17 ve 25 Aralık’taki yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ile Adana’daki TIR operasyonlarının Cemaat tarafından değil İnterpol ihbarları doğrultusunda yapıldığını anlatan Masum Türker, bu konudaki görüşlerini Erdoğan’a söylediğini, Erdoğan’ın da kendisini teyit ettiğini bildirdi. Türker, bu konuda Erdoğan’la aralarında geçen diyaloğu şöyle aktardı: “Operasyonların bir Cemaat operasyonu olmadığını, cumhurbaşkanı adaylığı için partimize yaptığı ziyarette Başbakan’a söyledim. İnterpol’ün İran’la yapılan bazı ticari faaliyetleri, Suriye’ye giden silahları ve Halk Bankası hesaplarına yatırılan paralarla ilgili takibat yaptığını ve ihbar bilgilerin İnterpol’den geldiğini anlattım. Bugün IŞİD’in Müslümanları öldürdüğü silahlar, Türkiye’den giden silahlardır. Bu işin Cemaat’in ötesinde olduğunu paylaştım. O da beni onayladı. Başbakan da bunun Cemaat işi olmadığını biliyor. Ben bilgilerimi paylaşınca, ‘başka şeyler de var’ dedi.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 23:00

Tek sorumlu hükümet, çirkin algı senaryolarına prim vermeyeceğiz

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti üzerinden çirkin senaryoların gündeme bilinçli olarak getirildiğine dikkat çeken avukat Selami Ekici, dosyaya ilişkin tek sorumlunun mevcut hükümet olduğunun, bu konuda yapılan algı operasyonlarına prim vermeyeceklerinin altını çizdi.Ekici, “Cinayeti Hizmet Hareketi ile ilişkilendirmek amacıyla hazırlanmış Kod Adı K.O.Z. isimli bir filmi piyasaya sürmeye çalıştılar. Bu algı operasyonuna karşı filme yayın yasağı kararı aldırdık. Ülkenin yönetiminin hükümette olduğunu ve gerek hukuki gerek idari sorumluluğun hükümette olduğunu biliyoruz. Bu şekilde kimse bizi başka yönlere yönlendirmeye çalışmasın.” uyarısında bulundu. 5 yıldır bu dosyada idari yönden tıkanma yaşandığını anlatan avukat Ekici, sözlerini şöyle sürdürdü: “Muhsin Yazıcıoğlu’nun arkadaşları, ailesi, avukatları, Büyük Birlik Partililer ve Alperenler olarak bu dosyanın peşini bırakmayacağız. Ayrıca silahlı örgüt iddiasıyla Hizmet Hareketi, BBP, Alperen Ocakları zan altına alınmak isteniyor. Ama dosyada öyle bilgiler var ki bu oyunu bozacak. Cinayetin kimler tarafından işlendiği noktasında dosyada karartılmayacak deliller bulunmaktadır. Buna kimse tevessül etmesin biz maddi gerçeğin peşindeyiz. Bu maddi gerçeğin ortaya çıkmasında birinci derecede adli makamların ardından da siyasi iradenin sorumluluğu vardır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 23:00

AKP’li başkanın nefret dolu sözleri ne hukukla ne de vicdanla bağdaşır

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatından sonra AKP’li belediyeler, hukuksuz uygulamalarına hız verdi.Söz konusu belediyeler hukuksuz şekilde okulları mühürlerken vicdanları yaralayan nefret dolu sözlerle masum insanları hedef alıyor. Başbakan’ın izinden gittiğini açıklayan Sakarya’nın Hendek İlçesi Belediye Başkanı Ali İnci de, ilk iş olarak ‘seçim döneminde sehven verdik’ deyip Özel Sevgi Hendek Eğitim İşletmeleri’nin yurdunu kapattı. İnci, daha da ileri giderek vatandaşları tehdit etti: “Hendek’te tek bir paralelci bile barınamayacak. Burada kalmaları, yaşamaları ve ticaret yapmaları mümkün değil. Bu gruptan ve örgütten olanları vatandaşlar da evine sokmayacak. Hiç kusura bakmasınlar, biz mertçe ve delikanlıca seçim öncesi ne dediysek onu yapıyoruz. Zaten Başbakan’ımız bütün belediye başkanlarına gereğinin yapılması talimatını vermişti. Ben de Başbakanımızın izinden gidiyorum ve kendisi balyozla vuruyorsa ben de demirle vuruyorum. Vurmaya da devam edeceğim.” dedi. Ali İnci’nin nefret dolu sözlerine her kesimden tepki geldi. CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, İnci’nin bu hareketiyle pek çok kutsalı hiçe saydığını vurguladı. Özkoç, şöyle konuştu: “Bir belediye başkanının görevi siyasi görüşüne, düşüncelerine, mensubiyetine bakmadan tüm vatandaşlara eşit hizmet vermektir. Cezalandırmaya hakkı yok. Halka Hizmetde kutsal bir görevdir. İnci bu kutsalı ayrımcılık yaparak hiçe sayıyor.” MHP Sakarya İl Başkanı Levent Bülbül ise başkanın açıklamalarının, ne hukuk ne de vicdanla bağdaştığına dikkat çekti. Bülbül, İnci’nin Başbakan Erdoğan’a Hendek’te seçimi yüzde 80 oy oranıyla alacağını söylediğini; ancak seçimi kıl payı kazandığını Bülbül, “Bu acısını Hizmet Hareketi’nden çıkarmaya çalışıyor. Başbakan’a mahcup olunca, bir yerlerden hesap sormaya kalkıyor kendince.” dedi.AKP’nin demokrasiye azıcık saygısı varsa gereğini yaparSakarya’da 24 derneği bünyesinde barındıran Sakarya Girişim ve Demokrasi Platformu’nun başkan vekili Ali Örer, İnci’nin sözlerinden insan olarak utandıklarını söyledi. Bu çağda seçimle iş başına gelmiş bir belediye başkanının tehdit içeren sözlerinin demokrasi ve insan hakları adına utanç verici olduğunu ifade eden Örer, “Bir belediye başkanının ağzından bu ifadeleri duymak çok acı. Bir başkan böyle düşünüyorsa demokrasiye inanmamış demektir ve makamı işgal etmemesi gerekir. Başkanın bu açıklamaları nefret, insanlık suçu, tehdit, aşağılama, bir kesimi yok etme gibi açık suç unsuru oluşturmaktadır. Savcılığın basında çıkan ifadeleri ihbar kabul edip soruşturma açmaları gerekir. Eğer AK Parti azıcık demokrasiye inanıyorsa başkan hakkında gerekeni yapmalı. Bunu bekliyoruz.” şeklinde konuştu.Halkı kin ve nefrete tahrik eden AKP’li başkan hakkında suç duyurusu yağıyorHalkı alenen kin ve nefrete tahrik eden AKP’li Hendek Belediye Başkanı Ali İnci hakkında mahkemelere suç duyurusu yağıyor. Önceki gün Özel Sevgi Hendek Eğitim İşletmeleri’nin avukatı Ahmet Akgünler, İnci’nin TCK’nın 216. maddesinde yer alan ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik, aşağılama’, 106. maddede yer alan ‘tehdit’, 109 maddedeki ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’, 122. maddedeki ‘ayrımcılık’, 112. maddede yer alan ‘eğitim ve öğretimin engellenmesi’ suçlarını işlediğini belirterek suç duyurusunda bulunmuştu. İnci hakkında vatandaşlar da mahkemeler nezdinde şikâyette bulunuyor. Hendek eşrafından Ahmet Şükrü Usanmaz, çok büyük iftiralara maruz kaldıklarını, bu sebeple avukatı aracılığıyla başkan hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. Başkanın müesseselerde kalan öğrencileri de korkuttuğunu belirten Usanmaz, “Bu dönemde ben ‘Başbakan’ın’ izindeyim diyor. ‘Bütün evleri de elimden gelse her tarafı boşaltacağım’ diyor. Hep nefret söylemi. Çocuklara (öğrencilere) yalan yanlış şeyler konuşuyor. ‘Hayatınız söndü, iş bulamazsınız. Gelin ben size iş bulurum’ diye telkinlerde bulunuyor.” dedi. İlçede yaşayan Hüseyin Yaman, “Ortada kanunsuz, hukuksuz, yanlış bir şey yok. Buna rağmen üstelemeleri, psikolojik baskı yapmaları, esnaflara yönelik baskı yapmalarını uygun bulmuyorum. Şikâyette bulundum. Vatandaşlık hakkımı kullandım.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 23:00

‘Hırsızlık yapan kızımın cezasını ben veririm’ diyen adaleti istiyoruz

Antalya’da konuşan Köşk adaylarından Ekmeleddin İhsanoğlu, “Mülkün temeli adalettir” sözünü hatırlattı ve ekledi: “Bu temel, politika suyu aldı. Politika suyuyla bu temel çürümeye başladı. Türkiye ‘Benim kızım hırsızlık yaparsa en büyük cezayı ona ben veririm’ adalet anlayışını görmek istiyor.”Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Türkiye’de en büyük sorunun adaletsizlik olduğunu söyledi. “Adalet mülkün temelidir” sözünü hatırlatan İhsanoğlu, “Bu temel, politika suyu aldı. Politika suyuyla bu temel çürümeye başladı.” uyarısında bulundu. İhsanoğlu, “Bir ülkede adalete olan güven sarsıldığı takdirde o ülkede huzurdan, istikrardan, güvenden bahsetmek mümkün değil. Yapılması gereken, en başında hukukun üstünlüğünü temin etmek, kanun hakimiyetini temin etmek ve insanların adalet karşısında eşit muamele görmesini sağlamak.” dedi. Ardından Peygamber Efendimiz’in, bir hırsızlık hadisesine karışan bir kadını affetmesini isteyen sahabelere verdiği cevabı hatırlattı: “Dinden, imandan bahsediyoruz. Dinde Peygamber Efendimiz diyor ki; ‘Benim kızım hırsızlık yaparsa en büyük cezayı ona ben veririm.’ Ve sahabesi de diyor ki; ‘Bizden önceki kavimler niye çöktü?’ Çünkü onlarda nüfuz sahibi, zenginler, eşraf taifesi bir yanlış yaptıkları zaman üstü örtülmüştü. Zavallı, gariban, fakir, fukara yaptığı zaman onlara ceza verilmişti. Bizim dinimizde böyle bir şey yoktur. Türkiye bu adalet anlayışını görmek istiyor. Bu temel anlayışını görmediği için Türkiye’de büyük sıkıntı var.” Ekmeleddin İhsanoğlu, cumhurbaşkanı seçiminin dünyanın en tuhaf seçimi olduğunu da belirtti. Bütün seçimin 30 güne sığdırıldığına dikkat çeken İhsanoğlu, şu görüşü dile getirdi: “Özel ölçümler alınarak kanun yapıldı. 11 Temmuz’da başlayıp 10 Ağustos’ta bitireceksiniz. Sanki sokağın başındaki evden sokağın sonundaki eve taşınacağı hesaplanmış. Bağış en fazla 9 bin lira. 10 bin lira verirseniz alan da veren de cezalanır. Devlet hiçbir kuruş vermiyor. İki adaya vermiyor. Bir aday devletin bütün imkânlarını kullanıyor. Helikopterlerini kullanıyor. Binlerce kişiyle hareket ediyor. Ona destek veriyorlar. Bizler gaddar, öbür taraf mağdur. Mağduriyet vesayeti devam ediyor. Çok güzel değil mi? Türkiye’nin kaderi bu. Gerçekler tersyüz yapılarak millet aldatılmaya çalışılıyor. 12 senedir iktidardasınız, mağduriyetten bahsediyorsunuz.” Bağışları Facebook üzerinden ilan ediyoruzBir gazetecinin ne kadar bağış toplandığını sorması üzerine İhsanoğlu, “Bugün yeni bir rakamını alamadım. Bir gün öncesi 2 milyonun üzerine geçmişti. Bizim arkadaşlar ofisimize gelen her şeyi ilan ediyorlar. Facebook’ta bulabilirsiniz.” karşılığını verdi. Daha sonra Antalya’da yaşadığı bir olayı şöyle anlattı: “Çok enteresan bir şey anlatacağım. Beş dakika önce gecikmemin sebebi bu. Zeynep adında bir evladımız. 5-6 yaşında. Annesinin kendisine verdiği kumbara içinde 10 lira biriktirmiş. Bu kampanya nasıl olduysa annesinden babasından etkilenerek ‘anne ben bu kampanyaya 10 lirayı Ekmel amcaya göndermek istiyorum’ dedi. Zeynep ve annesiyle bir sohbet ettik. 5-6 yaşında bir evladımızın bu bağışı 4 milyon, 400 milyondan daha kıymetlidir. Biz gelen her kuruşun hesabını veriyoruz. Çünkü milletin verdiği parayı milletimizin bilmesi lazım. Biz bu yolda millet yolunda hizmet için çıktık. Başka bir hedeflere, maksatlara, ceplere hizmet etmek için çıkmadık. Hakk’ın bildiğini kuldan saklamak bir Müslüman’ın yapmaması lazım. Hakk’ın bildiğini halkın bilmesi lazım.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 23:00

Gümrük kapılarından oy verme işlemi başladı

Yurtdışında yaşayan ancak tatil için Türkiye’ye gelen vatandaşlar için oy kullanma süreci başladı. Yüksek Seçim Kurulu’nun takvimine göre, gümrük kapılarında oy verme işlemi ilk tur için 10 Ağustos’a kadar devam edecek.Seçimin ikinci tura kalması durumundaysa oy verme işlemi 17-24 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Adnan Menderes Havalimanı’nda oyunu kullanan Muammer Keskin, Fransa’da yaşadığını ve her sene tatil için geldiğini belirtti. Keskin, “Oyumu kullandım. Ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olsun. Kim gelirse gelsin, önemli olan ülkemize hizmet etmesi.” dedi. Almanya’da yaşayan ve emekli olduğunu ifade eden İbrahim Çılgın Urgan ise, “Allah’tan, vatana millete hayırlı olmasını dilerim. Ben tecrübeden yana oyumu kullandım.” şeklinde konuştu. İsa ile Fatma Avcı çifti de, “Cumhurbaşkanı, bizim oyumuzla seçilecek. Geç kalınmış bir olay. Daha güzel olacak inşallah. Heyecanlıyız zaten. İnşallah Türkiye için çok güzel olur.” ifadelerini kullandı. İngiltere’den gelen Beyza Metherel, “Vatandaşlık görevimizi yerine getirdik. Oy kullanmak için sürecin başladığını öğrenince de hemen sandık başına geldim. Umarım seçimler olaysız geçer ve millete de hayırlı olmasını dilerim.” temennisinde bulundu. Muğla’nın Fethiye ilçesindeki gümrük kapısında oyunu kullanan Yakup Kırlı, oy kullanmaya eşi ve çocuklarıyla birlikte gelmiş. Almanya’nın Berlin kentinde yaşadığını belirten Kırlı, cumhurbaşkanının ilk kez halkın oyları seçilmesinin mutluluk verici olduğunu dile getirdi. Irak’a açılan Habur Sınır Kapısı’ndaki oylar da İlçe Seçim Kurulu tarafından kurulan 1190 ve 1191 numaralı sandıklarda kullanıldı. Hatay’da bulunan Cilvegözü ve Yayladağı sınır kapıları Suriye’de yaşanan iç karışıklık nedeniyle kapalı olduğu için oy kullanma işlemi gerçekleştirilemiyor. Türkiye’ye giriş yapan Türk vatandaşları Hatay Havaalanı Dış Hatlar Terminali Gümrüğü’nde vatandaşlık görevlerini yerine getirdi Gurbetçilerin oy kullanma işlemi çileye dönüştü Samsun Çarşamba Havaala-nı’nda sandığa giden Ayar ailesi hayal kırıklığı yaşadı. Almanya’dan Bafra ilçesine gelen Fehmi Ayar, eşi ve kızı ile birlikte 60 kilometrelik uzaklıktan havaalanına gelerek oy kullanmak istedi. Evraklarını seçim sandığı görevlisine veren Ayar, YSK’nın hazırladığı listede kendisinin ve eşinin isminin olmaması nedeniyle oy kullanamadı. Pasaportu ile gelen kızı ise listede ismi olduğu halde yanında nüfus cüzdanı olmadığı gerekçesiyle oy kullanamadı. Görevliler Ayar ailesine tekrar ilçe seçim kuruluna giderek hatanın düzeltilmesi için başvuru yapması gerektiğini söyleyince Fehmi Ayar, basın mensuplarına açıklamada bulunarak olaya tepki gösterdi. Mağdur edildiğini belirten gurbetçi Fehmi Ayar, “42 yıldır Almanya’nın Köln şehrinde yaşıyorum. Geçen sene konsolosluk bize bulunacağımız adreslerin bildirimini yapmamızı istedi. Ben geçen sene de buraya geldim ve oy kullandım. Şimdi yurtdışında kaldığım için ‘yok’ diyorlar görüyorsunuz. İsminiz görülmedi deniyor. Şimdi ilçe seçim kuruluna gidiyorum ve bunun nedenini öğreneceğim. Kızımın ismi listede çıktı kızım buraya nüfus dairesinden nüfus cüzdanı örneği alıp geldi onun aslını istiyorlar. Alman ehliyeti var ama onu da kabul etmiyorlar. Ben gerçekten mağdur oldum 50 kilometrelik yoldan geldim şimdi bizi tekrar gönderiyorlar ilçe seçim kuruluna.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 23:00

Erdoğan’dan Demirtaş’a ağır hakaret: Satılmış

Seçim çalışmaları kapsamında Diyarbakır’a gelen Başbakan Tayyip Erdoğan, İstasyon Meydanı’nda partililerine hitap etti.Erdoğan konuşmasında HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’a ‘satılmış’ hakaretinde bulundu. Erdoğan, “Dağa götürülen çocukları için eylem yapan anneler hakaret ediyorlar. Bu anneler ‘İstihbaratın verdiği ücret karşılığında yapıyor’ dedi. Sen kendin satılmış olabilirsin ama bu anneler öyle değil bilesin. Bunların anne ve gençlere bakışı bu. Bunlar gençlerin sadece kanını sever. Annelerin gözyaşını sever.” dedi. Erdoğan, muhalefetin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu hakkında “acemi, monşer, ırkçı” gibi ifadeler kullandı: “İstanbul’da bu aceminin eline bir dergi tutuşturdular. Bu monşer aday o dergiyi aldı poz verdi. Ben o derginin bazı rezil kapaklarını sizlere hatırlatacağım. Ne yazıyor biliyor musunuz: Kürt sorunu yoktur Kürt. Ben inanıyorum ki Diyarbakır’dan bu ırkçı adaya oy çıkmayacak. Bakın biz ırkçı değiliz, siyasi Kürtçü, siyasi Türkçü değiliz. Biz bütün yaratılmışları yaratandan ötürü seviyoruz.” Diyarbakır’a 8 ay önce 16 Kasım 2013’te geldiğini anlatan Erdoğan, malum çevrelerin Diyarbakır’daki kardeşlik manzarasından rahatsız olduğunu ve bu çevrelerin 17-25 Aralık’ta yargı ve emniyete sızmış bir grup vasıtasıyla darbe girişiminde bulunduğunu iddia etti. 1992’de Nevruz’da 40 kişinin ölümünün arkasında kim varsa 17 Aralık girişiminin arkasında da aynı isimlerin olduğunu savunan Erdoğan, şöyle konuştu: “Gezi olaylarının ve 17 Aralık girişiminin arkasında eski Türkiye hayali kuranlar vardı. Rabbim kurulan bu tuzakları altüst etti. Piyasaya sürdükleri cumhurbaşkanı adaylarıyla bir kez daha eski Türkiye hayali kurmaya başladılar. Kimin kimle iş tuttuğunu ittifak yaptığını görüyorsunuz. Türk kardeşlerimin sorunlarını yıllarca inkar eden, her darbenin arkasında duran CHP yine sahnede. Milliyetçiliği ırkçılık olarak algılayan MHP sahnede. Gerilimden beslenen HDP sahnede. Yasaklardan işkenceden medet uman ne kadar odak varsa yine bir araya geldiler. CHP, MHP ortak aday çıkardılar. Türkiye’yi tanımayan sorunlarından haberden olmayan bir aday. Bu aday nereye gitse oraya göre konuşuyor. Doğu’ya geliyor buranın nabzına göre şerbet vermek istiyor ama şerbeti yok.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 23:00

Demirtaş’tan Erdoğan’a çağrı: Ne kadar bağış yapıldığını sen de açıkla

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Köşk seçimi için açtırdığı hesabına yatan bağışları gizli tutmasını eleştirdi.Erdoğan’a “Gözünü toprak doyursun senin. Bunları nereye götüreceksin?” diye seslenen Demirtaş, şöyle devam etti: “Her gün kim ne kadar bağış yapmış açıklıyoruz. Beyefendi, kendi hesaplarını gizli tutuyor. Açıkla diyoruz ‘ne kadar yatmış hesabına’, bunu açıklaman lazım. Açıklamıyor çünkü her ilde valiler, işadamlarını tek tek çağırıyor makamına. ‘Git başbakanın hesabına bağış yap’ diyor. İşte zorunlu bağış toplatarak kendi kasasını güçlendirmeye çalışıyor. İhtiyacı olsa anlarım. Artık dolarları, Euro’ları sığdıracak yeriniz kalmadı, halen kampanya adı altında işadamlarından zorla bağış topluyorlar. Bizler kendi halkına cebindeki parayı açıklamayan bir kişiyi nasıl başbakan yapacağız? İçimiz nasıl rahat edecek? Halkına yalan söyleyen biri başkan olabilir mi?” Demirtaş, dün “Aydın Şöleni”nde vatandaşlara hitap etti. Cumhurbaşkanlığı seçiminin sıradan bir seçim olmadığını, bu yüzden herkesin çok dikkatli oy kullanmasını istedi. Kendisinin kardeşlik için yollara düştüğünü, Erdoğan’ın ise gittiği her yede kin ve öfke kustuğunu vurguladı.Demirtaş, “Herkesi birbirine düşman etmeye çalışıyor. Elindeki imkânlar, devletin bütün olanakları, yürüttüğü kampanya, arkasındaki medya gücü ona yetmiyor. Büyük bir panik halinde paçaları tutuşmuş. Gittiği her yerde bizleri hedef gösteriyor, tehdit ediyor. Bütün devlet onun olmuş. Ülkeye el koymuş.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Temmuz 2014 Pazar 14:12

Çağlayan Adliyesi'ndeki Kaç İsmail, kaç olayı Meclis gündemine taşındı

Polislerin gözaltı süreleri dolmasına rağmen zorla adliyede tutulduğu sırada, Hakim İslam Çiçek'in görüştüğü kişi akılları karıştırdı. Hakim İsmail Çiçek, "Kaç İsmail, kaç" diye bağırınca ortalık karıştı. Bu olay, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı.Konuya ilişkin Meclis Başkanlığı'na yazılı soru önergesi veren CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a, "Kaç İsmail' kişinin, gözaltına alınmaları istenen kişilerin isimlerini içeren yeni bir talimat listesini Hakim İslam Çiçek'e teslim ettiği iddiası doğru mudur?" diye sordu.TANRIKULU, "KAÇ İSMAİL" İLE İLGİLİ ŞU SORULARI YÖNELTTİ22 Temmuz 2014 tarihinde sahur vakti gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan emniyet görevlilerinin avukatları ile Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, sorguya ne zaman devam edileceğini öğrenmek üzere 27 Temmuz 2014 tarihinde Çağlayan Adliyesi'nde Hakim İslam Çiçek'in odasına gittiklerinde fark etmeleri üzerine 'Kaç İsmail" diye bağırarak Hakim İslam Çiçek'in, panik halinde odasından kaçmasını söylediği ve koşar adımlarla adliye koridorlarını terk eden mavi tişörtlü şahıs kimdir?27 Temmuz 2014 günü İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde saat 15.00 ile 16.00 arasındaki saatlerde soruşturmayı yürüten Hakim İslam Çiçek, kimlerle toplantı yapmıştır?Hakim İslam Çiçek'in, odasından, 'Kaç İsmail' diyerek kaçmasını söylediği mavi tişörtlü kişi soruşturma hakimi İslam Çiçek'e ilettiği talimatları taşıyan bir kurye olduğu iddiası doğru mudur?Facebook hesabı aracılığıyla Recep Tayyip Erdoğan için açılmış "Allah UZUN ömür versin UZUN adam" sayfasını beğendiği Hakim İslam Çiçek değil midir?'Kaç İsmail' kişi gözaltına alınmalarının istendiği kişilerin isimlerini içeren yeni bir talimat listesini Hakim İslam Çiçek'e teslim ettiği iddiası doğru mudur?22 Temmuz 2014 tarihinde sahur vakti gerçekleştirilen operasyonlar öncesinde Reza Zarrab'a gözaltına alınmasını istediği polisler olup olmadığının sorulduğu iddiası doğru mudur?Reza Zarrab'ın, gözaltına alınmalarını istediği 5 polisin isimlerini Adalet Bakanı'na ilettiği iddiası doğru mudur?

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 09:46

Ekonomist yazar Dr. Fuad Sadeghi: Türkiye’nin kasasına girmesi gereken paralar, bazı makamlara gitmiş

Türkiye’nin gündemden düşürmek için her yolu denediği Zarrab ve Zencani dosyaları sadece İran siyaseti değil medyası ve kamuoyunun en çok tartıştığı konulardan biri.Ekonomistler, gazeteciler, İran’ın şartları için de son yılların en büyük yolsuzluk ve rüşvet davası kapanmasın diye çaba harcıyor. İktisadi Fesad’ın boyutları ve niteliği konusunda mesafeli ve diplomatik dil kullanan siyasetçiler dışında bir isimle konuşmak için bir dönem, eski Devrim Muhafızları Komutanı Muhsin Rezai’ye çok yakın çalışan ünlü aktivist, gazeteci ve ekonomist Dr. Fuad Sadeghi’nin kapısını çalıyoruz. Dr. Sadeghi, tam ifadesiyle sözünü hiç esirgemeyen bir uzman. İran siyasi kültürünün çok sevdiği dolambaçlı, üstü örtülü anlatımlara prim vermiyor. Sadeghi’den yolsuzluk, kara para ve rüşvetin çerçevesini çizmesini istiyoruz. Şöyle diyor: “Zencani, karmaşık İran siyasetinin kriz dönemlerinde kullandığı enstrüman... Bir ambargo tüccarı… İran devrimden bu yana ambargo altındaydı ama özellikle 2012-2013’te yeni bir ambargo ekonomisi oluştu. Yeni ekonominin esası, ambargo altında olduğu için İran’ın ihtiyaçlarını yurtdışındaki özel şirketlerin karşılamasıydı.Dr. Sadeghi, İran’da kayıt dışı ticaret ve kara paranın önünü açan bu ticaretle ilgili hayati bir noktaya dikkat çekiyor: “İran petrolü dellallere satmadı, sadece satış için onları kullandı. Onlar sadece komisyonlarını aldı. Ticareti yapan yine İran devletiydi. Bu dönemde büyük yolsuzluklar oldu. Tahsil edilemeyen para -Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cihangiri’ye göre 20 milyar dolar civarı-. Ancak bana göre para bundan çok çok daha fazla. Bu paraların Zarrab ve Zencani gibi isimler aracılığı ile İran’a gelmesi gerekiyordu. Ancak Zencani, petrol paralarını ödemediği için hapse girdi.”İki soruşturmanın da başından bu yana çok tartışılan ve gizemini koruyan Zencani ile Zarrab arasındaki ilişki konusunda çarpıcı bilgiler veriyor Dr. Sadeghi. Şöyle diyor: “Zarrab, Zencani’nin sarrafı. Zencani’nin petrol satışından elde ettiği kara parayı aklama işini Zarrab yaptı. Çark şöyle işledi; ambargo döneminde İran’ın Türkiye, Çin, Hindistan ve G.Kore’ye petrol satışına izin verildi. İran’ın Türkiye’ye petrol satışı Halkbank üzerinden gerçekleşti, yani paralar Halkbank’a yattı. Zarrab’ın görevi bu parayı bir şekilde İran’a aktarmaktı. Zarrab bu dönemde milyar dolarlar transfer etti. Büyük komisyonlar aldı. Ancak petrol satışına girmedi. Zencani ise petrol satışına da girdi ve büyük bir yolsuzluk ağı kurdu. İran’dan 200 gemi petrol aldı ama bu petrolü ne yaptığı belli değil.”Zarrab’ın para transferi sebebiyle İran’da yargı önüne çıkarılması gerektiğini söyleyen Sadeghi’ye göre dosyada asıl fesat ve yolsuzluk Türkiye ve Türk hükümeti ile ilgili. Gerekçesini şöyle izah ediyor Sadeghi: “İran petrol satışından Çin, Kore ya da Hindistan’a yüzde 5 veriyor. Amaç paranın İran’a dönmesini garanti altına almak. Resmi hesaplara yatan paranın yüzde 2’si komisyon olarak o ülkeye kalıyor. Kalan miktar bir şekilde İran’a banka, özel şirket ya da para transferi yapan sarraflar eliyle İran’a aktarılıyor. Bizim bilgilerimize göre Halkbank’taki İran parasının yüzde 5’ni Türkiye komisyon olarak alıyor. Petrol alan ülkeler kendi menfaatleri için bu para transferine göz yumdu. Mesela Çin’de büyük sorun yok. Çünkü Çin, Zarrab gibi aracılara ihtiyaç duymadan transferi bizzat kendisi yapıyor. Komisyonu devlet alıyor. Türkiye’de ise devletin kasasına gitmesi gereken paranın devlet yetkililerinin hesabına gittiği ortaya çıktı.”Sadeghi, ambargoların arttığı bu dönemde ülkelerin ve aracıların aldığı komisyonun yüzde 5’lerden yüzde 20’ye çıktığına dair rivayetler olduğunu, bu yüzden kullanılan aracıların devletin güç merkezlerine çok yakın isimlerden seçildiğini söylüyor. Gerekçesini de açıklıyor: “İran’ın alacaklarının Zarrab ve Zencani gibi aracılarla geri dönmesi yasal değil. Çünkü onlar ambargo tüccarı. Hepsinin istihbarat ile yakın ilişkileri var. Zencani, Ahmedinejad’ın İstihbarat Bakanı Muslihi ile yakın arkadaştı. Devrim Muhafızları kadrolarıyla çok yakın ilişki içinde. Zarrab işte bu sistemin içinde. Onun istihbarat ya da Devrim Muhafızları ile ilişkisi olmaması mümkün mü.”“Zencani tutuklanmışken Zarrab’a dokunulmazlık sağlayan şey ne?” sorusuna ise tebessümle karşılık veriyor Dr. Sadeghi ve ekliyor: “Zarrab İran’da da en az 4 bakana rüşvet vermiş olabilir. Çünkü İran makamlarının ilgili birimlere ‘Tüm paralar Zarrab kanalıyla gelecek’ diye talimat verdiğine dair bilgiler aldık. En az Merkez Bankası nezdinde Zarrab’la ilgili talimat var. Bu nedenle İran’da korunuyor olabilir. Petrol satışı ile ilgili 80 milyar Euro’luk bir paradan söz ediyoruz. Komisyonu bile 5 milyar Euro. Bunun bir kısmı Türkiye’de, bir kısmı İran’da kullanıldı. İşte o para destek ve dokunulmazlık zırhı sağlıyor.” Sadeghi’ye göre ABD ile anlaşılır ve ambargolar biterse İran’ın petrol paralarıyla ilgili yolsuzluklar öncelikli olarak Erdoğan hükümetinin sorunu olur. Çünkü diyor Dr. Sadeghi ‘Görünen o ki çok büyük miktarlarda petrol parası cebe indirildi. İran, bu parayı resmi olarak isteyebilir. 10 milyar dolara yakın olduğu sanılan parayı herhalde Reza Zarrab İran’a getirmeyecek. Türkiye kendisi ödeyecek. İran bu paraları tahsil için uluslararası dava açabilir. İran’ın parası Halkbank dışında başka bankalar ya da özel şirketler üzerinde olabilir. Bu suç mu? Evet suç. Ama zaten suç olmasa bu kadar kazançlı bir iş olmazdı.”Dr. Sadeghi’ye “Zarrab konusunda İran’dan Türk makamlarına bir baskı gitmiş olabilir mi?” diye soruyoruz. Cevap imalı ve net: “Baskı gitmiş olabilir, bu mümkün. Ama zaten Türkiye müdahaleye gerek kalmadan kendisi konuyu hemen kapatmak istedi. Demek ki ucu bir yerlere uzanıyordu.”Halkbank, Zencani’ye teminat mı verdi?Uzun süre Zencani’nin en yakınında bulunan -İran medyası kimliğini açıklamadı- bir tanığın tutuklama kararından sonra verdiği uzun mülakatta söyledikleri Dr. Sadeghi’nin anlattıklarını ve tezlerini doğrular nitelikte. İşte o ifadeler: “Başından itibaren Devrim Muhafızları ve istihbaratla iç içe olan Zencani, tüm adımlarını onların himayesinde attı. Tahran’daki büyük inşaat projesini bir bankadan aldığı kredi (LC) ile başlattı. Devrim Muhafızları’na yakın bir banka için Türkiye’den para transferi yaptı. Aynı şirket için -Hatem-ül Enbiya Şirketi- iş makineleri satın aldı, para Zencani’nin Halkbank’taki hesabına aktarıldı. Şubat 2012’de petrol satışına başladı. Ambargo listesine girmesini bile kullandı, miktarı belli bu para üzerinden banka kredileri aldı. Şirketlerinin tüm yöneticilerini eski istihbaratçılardan oluşturdu. Sorinet, Devrim Muhafızları’na bağlı bir şirket. Öyle olduğu için Zencani ‘Ben de bu şirketin maaşlı bir çalışanıyım’ derdi. Ahmedinejad döneminin Merkez Bankası Başkanı Bahmani, yüz milyonlarca dolar borcu varken ‘Zencani’nin hiç borcu yok, tüm petrol parasını ödedi’ açıklaması yaptı. Zencani, Türkiye’de Rus mafyasıyla birlikte çalıştı. Reza Zarrab’ın Türkiye’de çevre yapması çok işine yaradı. Halkbank ile Türk-Arap Bankası Zencani’ye birçok kez teminat verdi, yardımcı oldu.”Yarın: İran yargı erki sözcüsü Ejei: Türkiye’den bazı kişiler Zencani’nin borçlarını ödemeyi teklif etti, kabul etmedik.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 09:23

Yargıya özel atamalar yapıldı, bu bir intikam operasyonudur

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dün saat 12.40’ta özel uçakla Amasya’nın Merzifon Havalimanı’na geldi.Burada partililer tarafından karşılandı. Daha sonra konvoy eşliğinde Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesine geçti. 30 Mart yerel seçimlerinde ilçe belediye başkanı seçilen CHP’li Zeynep Özyol’u makamında ziyaret etti. Ziyaret sonunda belediye binası önünde toplanan vatandaşlara hitaben bir konuşma yaptı. 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçiminin siyasi partiler arasında bir seçim olmadığını hatırlattı. Kılıçdaroğlu, “Bu seçim siyasi partilerin ‘kim iktidar olacak’ diye meydana çıktığı bir seçim değil. Bu seçim bir cumhurbaşkanlığı seçimi. Türk bayrağını teslim edecek, yüksek ahlaki değerleri olan birisini seçeceğiz. Geçmişi kirli olmayan, temiz olan, ahlaklı olan, halkına hesap veren, kul hakkı yemeyen birisini seçeceğiz.” dedi. Ortadoğu’da kanın gövdeyi götürdüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Suriye’de, Irak’ta Müslüman Müslüman’ı öldürüyor. İsrail, Filistin çatışması Gazze’de masum çocuklar öldürülüyor. Ekmeleddin Bey Ortadoğu’yu çok iyi biliyor, dengelerini biliyor. Batı’da seviliyor, Batı’nın dengelerini biliyor. Eğer Ortadoğu’da huzur arıyorsak, barış arıyorsak, insanlar öldürülmesin diyorsak Ortadoğu’da saygınlığı olan bir insanı cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmalıyız. Onun adı Ekmeleddin İhsanoğlu.” CHP Genel Başkanı, ardından Merzifon ilçesine geçti. Burada Merzifon Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrika ziyaretlerinde bulunup, işadamları ile toplantı yaptı. Kılıçdaroğlu, toplantı sonunda basın mensuplarının ülke gündemine ilişkin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin gözaltına alınıp tutuklanan polislerle ilgili sorusuna Kılıçdaroğlu, şöyle cevap verdi: “Bu operasyonun rüşvet ve yolsuzlukları ortaya çıkaran polislere yönelik bir intikam operasyonu olduğunu biliyorum. Bazı yargıçların özellikle belli mahkemelere getirildiğini de biliyoruz. Reza Zarrab’ı serbest bırakan hakim bugün belli bir yerde pozisyonunu koruyor. Belli kişilerin tutuklanmasına karar veriyorsa, o hakimin kendi vicdanıyla o kararı verdiğine ben inanmıyorum. Savcılık rolünü Erdoğan’ın üstlendiğini biliyoruz burada. Ergenekon ve Balyoz’da da savcılık rolünü üstlenmişti. O nedenle davaların siyasal bir süreç içerisine sokulması bizi rahatsız ediyor. Bu ülkede Erdoğan ‘Ben yolsuzluk yapmadım’ diyorsa yargıya gidip aklanmak zorundadır. İşin özeti bu.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 01:54

Türklerle Kürtler et ve tırnak gibidir, ayırmak mümkün değil

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim çalışmaları için geldiği Diyarbakır Havalimanı’nda beyaz barış güvercinleriyle karşılandı. İhsanoğlu, cuma namazını Ulucami’de kıldı.Ulucami’den kaldığı otele yürüyerek gitti, zaman zaman bazı işyerlerinin önünde durarak vatandaşlarla sohbet etti. Ekmeleddin İhsanoğlu, daha sonra Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) tarafından düzenlenen Tigris Diyalogları toplantısına katıldı. Buradaki konuşmasında çözüm süreci, Ortadoğu, Filistin ve anadil konularına değindi. STK temsilcilerine hitap eden İhsanoğlu, Dicle’nin bir inanca göre cennette bulunan dört nehirden biri olduğunu kaydetti. Diyarbakır’da bulunmanın tarihin ve medeniyetin en kadim bölgesiyle bir arada olmak manası taşıdığını anlatan İhsanoğlu, “İslam tarihinin ilk örneklerini burada görüyoruz. Bugün Ulucami’de namaz kıldık, muhteşem mimariyi gördük.” dedi. Kürt sorununa değinirken ‘birlikte yaşama’ vurgusu yaptı. Ayırmanın büyük acılara yol açacağını kaydetti. Şöyle konuştu: “Türklerle Kürtler bin sene birlikte yaşadık ve hamur olduk. Giyim, kuşam, müzikler, sevinç ve kederimiz hepsi müşterek. Et ve tırnak gibiyiz, ayırmak mümkün değildir. Bu tarihten gelen mirası kullanmamız lazım. Bu, genlerimize işlemiştir. Bu beraberlik çok nadide bir tecrübedir. Özellikle yakın tarihimizde sıkıntılar doğdu. Bu devletin ve hükümetlerin yanlış politikalarından doğdu. Türkiye bunların acı faturaların ödedi ve ödüyor. Bunun yerine geniş şekilde hak ve hürriyetlere, demokrasiye, daha geniş katılımlı, daha çağdaş şekilde yürütmemiz gerekiyor. Bunu yapmazsa ne Türkler ne de Kürtler daha müreffeh yaşamayacaktır. Problemleri çözen, milletleri ilerleten, barışı sağlayan akılcılıktır. Hatalarımızı kabul etmemiz lazım. Hatalar sırf Kürtlere mi yapıldı? Hayır herkese yapıldı. Hataları düzelterek ilerlememiz gerekiyor.”BEN VE DEMİRTAŞ DESTEKTEN MAHRUMUZBaşbakan Tayyip Erdoğan’ın devlet imkânlarını kullandığını, rantiye gruplarının, devletin polisinin, bürokratlarının destek verdiğini anlatan İhsanoğlu, kendisi ve Selahattin Demirtaş’ın bunlardan mahrum olduklarını vurguladı: “Devlet bize yardım etmiyor ve vatandaşın yapacağı katkıyı da 9 bin lira ile sınırlamış. Böyle bir şey olur mu? Televizyon Erdoğan’a 500 dakika veriyor, diğerlerine verilen ortada. Bu millet, biçilmiş bu kaftanın hesabını soracaktır. ‘Vesayet, mağduriyet, haksızlık, ihanet ediliyor, Pensilvanya gibi sözlerle millete ‘cambaza bak’ deniyor. Bu millet uyandı. Ya bendensin ya da değilsin olmaz. ‘Türkiye’de kuvvetler ayrılığına, parlamenter rejimine inanmıyorum’ diyor, başkanlık sistemi istiyor. İkinci Meşrutiyet’ten beri icra gücü başvekildedir. Bu sistemde bozukluklar var mı, evet var. Ama bu sistemi kendi arzularınıza göre değiştirme hakkına sahip değilsiniz. Halkta, Meclis’te mutabakat yok. Cumhurbaşkanı, Anayasa’ya uymak zorundadır. Devletin tepesinde, siyasi parti programına sahip, taraf tutan, sorun oluşturan birisine değil sorun çözen birine ihtiyaç var.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 01:54

Selam Tevhid, hayalî bir örgüt değildir

İçişleri Bakanlığı döneminde Selam Tevhid örgütüne yönelik operasyonları başlatan Sadettin Tantan, örgütün hayali olmadığını söyledi.Tantan, “İran İslam devriminden sonra o günkü İranlı yöneticiler özel bir bakanlık kurup devrim ihracına başladılar. O günkü enformasyon savaşlarında Türkiye’den bu devrime ilgi duyan gençler oraya gidip eğitimler aldılar. Bu eğitim alan gençler zaman içinde örgütsel yapılar içinde eylemlerde ortaya çıktılar. Uyuyan örgüt olarak görünüyor fakat eylemlerle açığa çıkıyor. Adli ve güvenlik arşivlerinde bunları görebilirsiniz.” dedi. Rotahaber’e konuşan Sadettin Tantan, örgütün en belirgin eylemlerinin başında aydınların öldürülmesinin geldiğini anlattı. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy cinayetlerini örgütün işlediğini kaydeden Tantan, “Bir de başörtüsü eylemleri var. Beyazıt Camii’nin, İstanbul Üniversitesi’nin önünde başörtüsü eylemlerinde bunları görüyorduk. AKP’yi de zaten iktidara taşıyan bu başörtüsü eylemleridir. Yani böyle bir örgüt var. İştirak ettikleri eylemlerden ceza bile aldılar. Yargıtay da bu cezaları onamıştı.” dedi. “AKP’nin bu eylemlerle ilgisi nedir?” sorusuna ise şu karşılığı verdi: “1990’lı yıllarda özellikle Fatih’te irili ufaklı yüze yakın dergi, yayınevi falan açıldı. Bugün baktığınızda Başbakan’ın etrafındaki isimler orada temellenmiş. Başbakan’ın ekibini orada görüyorsunuz. Bunun gibi gruplar var. Bunlar buradaki faaliyetlerinde entelektüel olarak hem genişliyor hem de ideolojilerini temellendiriyordu. Bunların etrafında da bir yapılanma oluştu.” cevabını verdi. “Bu örgütün Hizbullah ile bağlantısı nedir?” sorusu üzerine de Tantan, “Hizbullah terör örgütü operasyonundan sonra oradan alınan bir uç bilgiyle bu örgüt deşifre edildi. Oradan elde edilen uç bilgi takip edilerek açığa çıktı. Bu örgütle ilgili olarak kolluk güçlerince istihbarat teşkilatlarında çalışma yapanlar vardı. Hizbullah operasyonu bu takip çalışmalarına ciddi bir açılım sağladı.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

25 Temmuz 2014 Cuma 23:00

İnsan Hakları Komisyonu üyesi milletvekilini emniyete almadılar

Meclis İnsan Hakları Komisyon üyesi İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, polislerin insanlık dışı muameleye tabi tutuldukları yönündeki iddiaları yerinde görmek için gittiği emniyet müdürlüğüne alınmadı.Bu durumu şikâyet dilekçesi ile kayıt altına alan Tanal, “Bir yerde kapılar kapatılıyorsa kimseye gösterilmiyorsa demek ki orada ayıplı bir iş vardır, kirli bir iş vardır, demek ki orada savunulmayacak bir iş vardır. Demek ki orada kanunun izin vermediği bir iş vardır.” dedi. Gözaltına alınan emniyet amirlerine sistematik işkence yapıldığı iddiaları üzerine harekete geçen CHP İstanbul Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi Mahmut Tanal, önceki gece saat 01.30 sularında önce Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne geldi. ‘DELİL YOK, HEPSİ SERBEST KALMALIBurada polislerle görüşen Tanal, çıkışta ailelere “İfadeleri inceledim. Bir avukat, hukukçu olarak söylüyorum ki, bu dosyada bir delil yok. Hepsinin serbest kalması gerekiyor.” dedi. Bu operasyonun bir korkutma, sindirme operasyonu olduğunu dile getiren Tanal, yapılanın sahte evrak düzenlemekten, insanları pusuya düşürmekten bir farkının olmadığını vurguladı. Tanal, daha sonra gözaltındaki polisleri ziyaret etmek için Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. Burada polislerin tutulduğu yere girmek ve fiziki şartları görmek isteyen Tanal’a terörle mücadele yetkilileri izin vermedi. Bunun üzerine görüşme isteğini dilekçe şeklinde sundu. Gözaltında bulunan şüphelilerin kaldıkları ortamın fiziki şartlarını yerinde incelemek istediğini bildirdi. Görüşmeye izin verilmemesi durumunda ise kendisine sebebinin bildirilmesini talep etti. Tanal’ın bu talebi hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedildi. Bunun üzerine Mahmut Tanal, tekrar Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne geldi. Burada bir basın açıklaması yapan Tanal, “İdare hukukunda şöyle bir ilke vardır. Gün ışığı hukuku vardır. Bir yerde kapılar kapatılıyorsa kimseye gösterilmiyorsa demek ki orada ayıplı bir iş vardır, kirli bir iş vardır, demek ki orada savunulmayacak bir iş vardır. Demek ki orada kanunun izin vermediği bir iş vardır.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 01:40

Demirtaş:Operasyon, intikam için yapılıyor

Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, terör ve yolsuzluğu soruşturan polislere operasyon talimatının Başbakan Erdoğan tarafından verildiğinin bir sır olmadığını söyledi.Demirtaş, operasyonun, ‘öç alma, intikam’ duygularıyla yapıldığını anlattı. Selahattin Demirtaş, Kadın Adayları Destekleme Derneği (Kader) tarafından düzenlenen, ‘Kadın örgütleri cumhurbaşkanı adaylarıyla buluşuyor’ etkinliğine katıldı. Sahur vakti gözaltına alınan terör ve yolsuzluğu soruşturan polislere yönelik operasyonu değerlendiren Demirtaş, talimatın Başbakan Erdoğan tarafından verildiğinin bir sır olmadığını belirtti. Başbakan’ın bunu ifade ettiğini söyleyen Demirtaş, “Deliller ortaya çıktığı zaman bizler hukukla ilgili mevzu nedir anlayabiliriz, ama sağlıklı bir yargılama olur mu? Ondan emin değilim.” diye konuştu.KELEPÇE TAKILMASI SİYASî BİR TUTUMDURHukukçu olan Selahattin Demirtaş, kanunda ve insan hakları mevzuatında kelepçenin hangi durumlarda kullanılacağının belli olduğunu kaydetti. Bunun bir cezalandırma ya da teşhir aracı olarak kullanılamayacağını söyledi. Demirtaş, “Bunun polis olması, KCK sanığı, Ergenekon sanığı olmasının arasında hiç fark yoktur. Siz zanlı olarak gözaltına aldığınız birini kelepçeleyerek, onu teşhir ederek peşinen cezalandıramazsınız. Bu ceza hukuku ilkesine aykırıdır, siyasi bir tutumdur. Yakalanan kişinin iddia edilen suçundan, varlığından, kimliğinden, düşüncesinden bağımsız tümüyle yanlış bir durum. Öç almak intikam almak duygusuyla yapmaya çalışıyorlar. Benim arkadaşlarıma da yapıldı, belediye başkanlarımıza, milletvekillerimize yapıldı. Fakat bunu yapan kişilere aynısı yapılsın diyemem. İntikam böyle alınsın diyemem. Kimse bizim adımıza başkası adına bu şekilde haksızlığa haksızlıkla cevap vererek intikam almaya çalışmasın.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

25 Temmuz 2014 Cuma 23:00

Başbakan psikolojik savaş yürütüyor, iddiaları komik

KCK ve Selam terör örgütleri gibi soruşturmalarda görevli polislerin gözaltına alınmasına, Doğu’nun Başbuğu olarak bilinen ülkücü kanaat önderi Yılma Durak da tepki gösterdi.17 Aralık operasyonlarından sonra Başbakan Erdoğan’ın psikolojik savaş yürüttüğünü söyleyen Durak, “Polis darbe yapacaktı iddialarına gülünür. Günahtır! Sahur öncesi insanları alıp götürüyorsunuz. Bu insanların propagandası ile methiyeleri ile iktidar oldun. Şimdi tutup bunları sıkıntıya sokuyorsun. Bu, insani değil, ahlaki değil.” dedi. Cihan’a konuşan Yılma Durak, yolsuzluk soruşturmalarının görevli polislerinin gözaltına alınmasını değerlendirdi. Yolsuzluk operasyonlarının ardından Başbakan Erdoğan’ın, yakınları ile birlikte yargılanmanın endişesini taşıdığını belirten Durak, “Hırsız, ev sahibinden daha çok bağırarak kendisini haklı çıkarmaya çalışmaktadır. Bu psikolojik savaştır. Bu psikolojik savaşa dikkat etmek lazım.” uyarısında bulundu. ‘Paralel yapı, polisin içerisinde, devletin içerisinde yapılanma’ gibi söylemlerle darbe yapıldığı iddialarının gündeme getirildiğini hatırlatan Durak, “Bu darbenin asker ayağı var mı? Darbeyi 100 tane mi polis yapacak? 100 tane polisin darbe yapacağı iddiasına gülünür. Asker ayağı yok.” ifadelerini kullandı. Başbakan’ın, operasyonlarla, AKP tabanında kendisini haklı çıkarmak için olağanüstü yanlışlar yaptığını söyleyen Durak, “Bunlar geri tepen silahlardır. Kendisine dönecektir.” dedi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de değerlendiren Yılma Durak, Başbakan Erdoğan’ın, “Ülkücüler, MHP ile CHP ile hareket etmenin karşılığını sandıkta verecektir.” ifadelerine tepkiliydi. Ülkücülere yapılan bu çağrıyı, Erdoğan’ın endişelerine bağlayan Durak, “Ülkücüler, kendi yapıları içerisinde kendi fikirleri içinde hareket edeceklerdir.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

25 Temmuz 2014 Cuma 23:00

AKP’nin ömrünü uzatmak için polise kelepçe vuruldu

CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay, hukukun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın elinde oyuncak olduğunu söyledi.Beytülmal’a el uzatanları yakalayanlara kelepçe vurulduğunu belirten Altay, “Hırsızı saldık, yakalayana kelepçe vurduk. Niçin; siyasi ikbal uğruna, AKP cuntasının siyasi ömrünü uzatmak uğruna. Kamu vicdanı bunu reddedecektir. Kin ve intikam projesi yürütülüyor, resmi yasal soruşturma yürütülmüyor.” dedi. Yolsuzluk operasyonunu yürüten polislerin sahur vakti gözaltına alınması ile ilgili konuşan Altay, operasyonun devletin hukuk devleti olma özelliğini kaybettiğinin çok açık göstergesi olduğunu vurguladı. “Kin ve intikam projesidir. Türkiye utanç tablosuyla karşı karşıya.” diyen Altay, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın, “Biz bunları yaptık ama kusura bakmayın bizi affedin’ demeleri, nedamet dilemeleri lazım.” sözlerine de tepki gösterdi. Altay, “Eğer ortada bir suç varsa o suçla ilgili cezayı ortadan kaldırma ehliyeti ve yetkisine sahip değilsin. Parti devleti, oligarşik yapılanmanın çok açık göstergesidir. Hukuk devletinin ayakların altında kalması tescillenmesidir.” ifadelerini kullandı. CHP’li Altay, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, “Görevdeyken cemaat yapılanmasıyla ilgili Başbakan Erdoğan’a bir liste verdim. Listenin başında Ali Fuat Yılmazer vardı.” şeklindeki açıklamalarına da tepki gösterdi. Altay, “Bunlar iğrenç şeyler. Kin, intikam projesini bir an önce durdurması lazım. Neye göre vermiş isimleri? İnançla ilgili örgütlenmeden dolayı kimse suçlanmamalı ama dayatılıyorsa kabul edilemez.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 01:09

Bakan yine hissetti: IMEI numarası yok ama cumhurbaşkanı dinlenmiş olabilir!

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK’ın 164 üst düzey devlet adamına ürettiği telefondan 80 tanesinin IMEI numarasının, yasa dışı olarak dinlenme maksadıyla kaydedildiğini iddia etti.TÜBİTAK’ta gazeteciler için düzenlenen iftar yemeğinde konuşan Işık’ın, kimlerin dinlendiğine dair soruya verdiği cevap ise ilginçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘dinlenmiş olma ihtimalinin yüzde 99,9’ olduğunu söyledi. Işık, “Kabinenin tamamı neredeyse dinlenmiş. Bu tespit edilen 80 IMEI numarası Başbakan’dan, başbakan yardımcıları, MİT Müsteşarı, bakanlar, Genelkurmay gibi. 80 numaranın içinde bunların hepsi var ama düşündüğümüz şu; 80’ine biz kırıntılardan ulaşabildik. Demek ki bunun tamamı kaydedildi ki bunun 80’ine biz ulaştık. Dolayısıyla biz tamamının bu sistemle dinlenildiğini düşünüyoruz. O 80 numara içinde benim gördüğüm, Cumhurbaşkanı’mızın numarası yok. Ama dediğim gibi, orada 164 numaranın içinde olduğu için ihtimal yüzde 99,9 o numaralar da vardır.” diye konuştu. Fikri Işık, Başbakan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği ileri sürülen ve internette yayınlanan ‘sıfırlamaya’ ilişkin ses kaydıyla ilgili yaptığı açıklamayla gündeme gelmişti. Işık, tapeyi dinlediğini belirterek, “İncelemeye gerek yok, hissettim, montaj.” ifadelerini kullanmıştı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 01:09

Hani Başbakan’ın ses kayıtları montajdı

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Beni dinleyenler ortaya çıkmaya başladı.” sözünü hatırlattı ve sordu: “Hani bunlar montajdı, TÜBİTAK’tan rapor vardı?” Oktay Vural, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, emniyet mensuplarına yönelik operasyonları eleştirdi. “Rüşvet ve yolsuzluk iddialarını soruşturan polisler sorgulanıyorsa, tuz kokmuş demektir.” dedi. Yargının, siyasi operasyon aracı olarak bir silah gibi kullanıldığını anlattı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Özür dilesinler, nedamet getirsinler, affedelim.” dediğini hatırlatan Vural, “Ne demek özür dilesinler, affedelim; demek ki ortada ne suç teşkil eden bir delil ne de suçlu var. Ortada bir suç yoksa özürle geçiştirilecek bir durum varsa operasyonları siz niye yapıyorsunuz? Milleti korkutmak için yapıyorsunuz. Pislikleriniz ortaya çıkmasın diye yapıyorsunuz.” ifadelerini kullandı. Başbakan’a verilen Yahudi cesaret ödülünün geri istenmesi konusunda da ilginç bir yorum yaptı. Bunun bir mizansen olduğunu, yeni bir ‘one minute’in kurgulandığını vurguladı. Bu konuda şu görüşü dile getirdi: “Erdoğan ne zaman sıkışsa İsrail can simidi uzatıyor. ‘İsrail’e özür dilettik’ açıklaması da yalan. Aslında İsrail’den özür dileyen Erdoğan’dır.” MHP’li Vural, ‘Yargıtay imamı’ iddiası boş çıkan AKP’li Mehmet Ali Şahin’in “Yargıtay dosyayı hasır altı yaptı” sözlerini, “Yargıtay imamı boş çıktı ama ak imamlar çıktı. Bu ak imamlar hakimleri, savcıları ayarlıyorlar.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 01:09

Bülent Arınç’a sordu: Gözaltı listesini Erdoğan mı hazırladı?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevaplaması talebiyle Meclis Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, ‘Emniyet görevlileriyle ilgili gözaltı listesini Başba kan Erdoğan hazırladı’ iddiasının doğru olup olmadığını sordu.Önergesinde, “Gözaltına alınan emniyet görevlilerine isnat edilen suçlarla ilişkili hiçbir delil ortaya konulmaksızın gözaltına almalar hangi yasal mevzuatlar çerçevesinde yapılabilmiştir?” diyen Tanrıkulu, şunları kaydetti: “Sahur vakti gözaltına alınan emniyet görevlilerinin isimlerini içeren listenin Recep Tayyip Erdoğan tarafından hazırlandığı iddiası doğru mudur? Yolsuzluk operasyonlarında görev alan ve 22 Temmuz 2014 tarihinde sahur vakti gözaltına alınan emniyet görevlilerini ‘casusluk’ yapmakla suçladığı soruşturmada arama, yakalama ve gözaltı kararları 18 Temmuz 2014 tarihinde yani tutuklama kararlarından 4 gün önce kurulan 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin hâkimi Hulusi Pur tarafından mı verilmiştir? Gözaltına alınan emniyet görevlilerinin emekli emniyet görevlileri de dâhil olmak üzere isimleri nelerdir? Emniyet görevlilerinin emekli emniyet görevlileri hangi hükümet döneminde hangi bakanların imzası ve kimlerin referanslarıyla bu görevlere atanmışlardır? Atama kararnamelerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası var mıdır? Hakim Hulusi Pur, aynı zamanda 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın da aralarında bulunduğu 6 kişinin tahliyesine karar veren hakim midir? Erdoğan’ın casusluk soruşturmasında vatana ihanet ettiklerini iddia ettiği kişiler kimlerdir? Erdoğan’ın casusluk soruşturmasında vatana ihanet ithamının delilleri bulunmakta mıdır?” İnternet andıcı hükümlüsü eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un gözaltına alınan isimlerle ilgili “Başbakan’a liste vermiştim.” açıklaması tartışmalara yol açmıştı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Temmuz 2014 Cumartesi 01:40

Nefret saçan AKP’li Hendek Belediye Başkanı hakkında suç duyurusunda bulunuldu

Sakarya’nın Hendek ilçesinin AKP’li Belediye Başkanı Ali İnci’nin Hizmet Hareketi’ne gönül verenlere yönelik nefret dolu sözleri infiale sebep oldu. İnci hakkında, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik, aşağılama, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, ayrımcılık, eğitim ve öğretimin engellenmesi’ maddelerine istinaden suç duyurusunda bulunuldu.Hendek Belediye Başkanı, ‘Seçim döneminde sehven verdik.’ diyerek Özel Sevgi Hendek Eğitim İşletmeleri’nin yurdunu kapatmıştı. Bununla yetinmeyen İnci, kendisine seçimde destek vermedikleri gerekçesiyle Camia’ya gönül vermiş insanları açıktan tehdit etti. İnci, “Hendek’te tek bir paralelci bile barınamayacak. Burada kalmaları, yaşamaları ve ticaret yapmaları mümkün değil. Bu gruptan ve örgütten olanları vatandaşlar da evine sokmayacak. Başbakan’ımızın izinden gidiyorum ve kendisi balyozla vuruyorsa ben de demirle vuruyorum. Vurmaya da devam edeceğim.” ifadelerini kullanmıştı. Özel Sevgi Hendek Eğitim İşletmeleri’nin avukatı Ahmet Akgünler, “Bunlar facia sözler. Bu sözler fiili saldırıya zemin hazırlayabilir.” diye konuştu. Başkanın, yurtları boşalttırması ve kapattırmasının hukuki olmadığını, bu açıklamalarla hukuksuzluğu kendi ağzıyla itiraf ettiğini vurguladı. AKP’li Ali İnci’nin, TCK’nın 216. maddesinde yer alan ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik aşağılama’, 106. maddede yer alan ‘tehdit’, 109 maddedeki ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’, 122. maddedeki ‘ayrımcılık’, 112. maddede yer alan ‘eğitim ve öğretimin engellenmesi’ suçlarını işlediğini belirten Akgünler, suç duyurusunda bulunduklarını, ayrıca tazminat davası açtıklarını kaydetti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Temmuz 2014 Perşembe 23:00

Kelepçeler suçu değil, intikamı gösteriyor

Bu bir intikam operasyonudur. Sulh Ceza hakimlikleri, sesini biraz yükseltenleri gözaltına alabilir, tutuklayabilir. Kendi özel hukukuyla yargılayabilir. Korku imparatorluğu oluşturuluyor, herkes kendini baskı altında hissediyor. Artık ülkede hiç kimse güvende değil.Sivil Siyaset Platformu’nun sözcüsü eski Diyarbakır Milletvekili Abdulbaki Erdoğmuş, özel mahkemeler ve sahur vakti polislere uygulanan gözaltı yönteminin darbe ve 28 Şubat dönemlerine özgü olduğunu söyledi. Türkiye’nin rotasını artık hukuktan keyfi muameleye çevirdiğini belirten Erdoğmuş, sulh ceza hakimliklerinin (SCH) kendi özel hukukuyla iktidar muhaliflerini sindirme ve cezalandırma aracı olduğunun altını çizdi. Erdoğmuş, “Kelepçeler suçun niteliğini göstermek için değil intikamın niteliğini, biçimini göstermek açısından çok önemli. Çünkü bu bir intikam operasyonudur. Operasyonu yapanlar ne kadar çok Başbakan’ı memnun edeceklerse o kadar kötü muamele ediyorlar.” dedi. Abdulbaki Erdoğmuş, yargının her dönem güçlünün operasyon aracına dönüştüğünden yakındı. Aynı yöntemi bugünkü hükümetin de uyguladığını kaydetti. Kanunların sağladığı dengenin ortadan kalktığını, artık bu ülkede hiç kimsenin güvende olmadığını vurgulayan Erdoğmuş, “Bu hakimlikler, sesini biraz yükselten kitle örgütlerini, vatandaşları tutuklayabilir ve gözaltına alabilirler. Kendi özel hukukuyla yargılayabilir. Polislere yönelik operasyonu başka nasıl izah edebileceğiz? Korku imparatorluğu oluşturuluyor, herkes kendini baskı altında hissediyor.” ifadelerini kullandı. Polislerin gözaltına alınmalarının yanında sahur vakti maruz kaldıkları uygulamalar da kamuoyunda infial oluşturmuştu. Erdoğmuş, “Kelepçeler suçun niteliğini göstermek için değil, intikamın niteliğini, biçimini göstermek açısından çok önemli. Çünkü bu bir intikam operasyonudur. Bu dolayısıyla muhalifini aşağılama, yöntemidir. O kelepçeler hiçbirisinin suçlu olduğunu ya da suçunun niteliğini göstermez.” tespitinde bulundu. Yapılan muamelenin tamamen kişisel kin, nefret ve intikama yönelik bir hareket olduğunu aktardı. Operasyondaki kötü muamelenin dozajının, Başbakan’ı en üst seviyede memnun edecek şekilde ayarlandığına dikkat çekerken “Bu intikam göstergesi. Bu muameleyi, bütün topluma hatta insanlığa karşı bir saygısızlık olarak değerlendiriyorum.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Temmuz 2014 Perşembe 23:42

Polisin polise kelepçesi, tarihe bir kara lekedir

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, altyapısı bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla hazırlanan Emniyet Teşkilatı’ndaki operasyonla ilgili sert konuştu. İhsanoğlu, “Polisin polise kelepçe takması savcının savcıyı hapse atma meselesi, Türk adalet tarihine kara bir leke olarak geçecektir.” dedi. Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, seçim çalışmaları çerçevesinde dün Abdullah Gül’ün memleketi Kayseri’deydi. Havalimanında coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanan İhsanoğlu, beraberindeki CHP ve MHP’li vekillerle birlikte seçim otobüsünden halkı selamladı. Düzenlediği basın toplantısında da gündeme ilişkin soruları cevapladı. Terör örgütü KCK, Ergenekon, Balyoz, 17 ve 25 Aralık operasyonlarını gerçekleştiren polislerin gözaltına alınmasını değerlendiren cumhurbaşkanı adayı, “Mahkemelerde ‘adalet mülkün temelidir’ yazar. Mülk demek devlet demektir. Devletin temeli çökerse o millet çöker.” dedi. Kendisi aleyhine başlatılan iftira kampanyalarından duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi. İsrail-Filistin meselesinde tarafsız kaldığı, başörtüsünü ‘gelenek’ olarak gördüğü yönünde tezvirat yapıldığını hatırlattı. “Rekabet iftiraya dönüşürse, Türkiye’nin önünü açamayız.” tespitini yaptı. İsrail’in saldırılarını defalarca kınadığını ve devlet terörizmi uyguladığı yönündeki açıklamalarını tekrarladı. Başörtüsüyle ilgili olarak hem hak hem dini vecibe hem de gelenek ifadelerini kullandığını fakat ilk ikisinin kasıtlı olarak kullanılmamasından yakındı. Kendi ağzından çıkmayan cümlelerin sanki kendisininmiş gibi yazılmasından şikayet eden İhsanoğlu, “Allah’tan korkmayan, insanlardan utanmayanlar var. Allah’tan korkuyorlarsa Hucurat Suresi’ni okusunlar.” diye konuştu. Ekmeleddin İhsanoğlu, polislere yönelik operasyona ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi: “Polislerin polisleri kelepçelemesi, savcıların savcıları hapse atması Türk adaletinin adalet tarihine bir kara leke olarak girecektir. Çünkü yargının siyasileştirilmesi korkunç bir hadisedir. O zaman bu ülkenin hakim, savcı kolluk güçlerine güven çöker. Adalet mülkün temelidir. Mülk devlet demektir. Onun için bu şekilde olan hadiseler şaşırtıcıdır. Daha önce tutuklananların bir kısmı serbest kaldı. Allah’tan kanunları uygulayan hakim savcılar var. Yoksa hepimiz tehlikedeyiz.” Saadet Partisi’nin hiçbir adayı desteklememe kararını da yorumlayan İhsanoğlu, “Türkiye’de açıktan fikir beyan etmek eskisi kadar kolay değil. İnsanların içinde korku var.” dedi. Ülkede asıl hedefin toplumu gerginliklerden kurtarmak olduğunu kaydeden İhsanoğlu, “Demokrasi mücadelesi hamasi sözlerle, yeni düşmanlar yaratarak olmaz.” dedi. Ekmeleddin İhsanoğlu, sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle buluşmasında da AKP döneminde ortaya çıkan inşaat milyarderlerini eleştirdi. İhsanoğlu, “Tarımı, turizmi, inşaatı kullandık. Herkes şimdi inşaat milyarderi olduk. Bu bir hastalıktır, kolaycılıktır. Çabuk zengin yetiştirmek için çaredir. Zengin bir kesim oluşturuyorsunuz. Ancak bunu yaratırken on binlerce insanı fakirleştiriyorsunuz.” ifadelerini kullandı.Oğuz Haksever’e ‘vesayet’ cevabıCumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, önceki gece NTV’de Oğuz Haksever’e konuk oldu. İhsanoğlu’nun Oğuz Haksever’in ‘vesayet’ sorusuna verdiği cevap, sosyal medyada günün konusu oldu. Haksever, İhsanoğlu’na, “12 Eylül sonrasında cumhurbaşkanlığı bir vesayet makamı olarak görülüyor. Siz seçilirseniz vesayetin devam edeceği görüşü var, ne diyorsunuz?” diye sordu. Bunun üzerine İhsanoğlu, “Ne vesayeti? Vesayeti kimden devralacağım? Abdullah Gül’den mi? Şu an Abdullah Gül vesayet altında da ondan mı devralacağım? Bu ülkeyi 12 yıldır kim yönetiyor? Onlar mı vesayetçi? Bu soruda biraz mugalata var.” cevabı verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

25 Temmuz 2014 Cuma 00:09

Türk polisi AKP’nin komplosuna feda edilmiştir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 22 Temmuz operasyonunu AKP’nin Türk polisine komplosu olarak değerlendirdi. Bahçeli, “Soyguncular emniyete gece yarısı operasyonu düzenlemiştir. Türk askerinden sonra Türk polisi de AKP komplosuna feda edilmiştir.” dedi. Erdoğan’ın 17 Aralık yolsuzluk operasyonunu Filistin’e bağlamasına tepki gösterdi: “Erdoğan, artık tedaviye cevap vermeyecek klinik bir vakadır.” MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin Genel Merkezi’nde, gündemdeki konuları değerlendirdiği basın toplantısı düzenledi. İlk olarak iktidarın dış politikasına değindi. Türkiye’nin Ortadoğu’da etkinliğinin kalmadığını, dış politikada inandırıcılığını yitirdiğini belirtti. Yaşanan felakatlerde Erdoğan’ın da parmak izi olduğunu ifade etti. İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonlarına değinen Bahçeli, İslam dünyasının katliamlar karşısında sessiz kalmasına tepki gösterdi. Bahçeli, “İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılar, İslam ülkelerinin dağınıklığını, perişanlığını teyit etmiştir. İsrail adeta çıldırmış, adeta delirmiş, ölüm makinesine dönmüştür. Gazze’de insanlık suçu işlenmektedir. Küresel vicdan yerlerde sürünmektedir.” dedi. Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın Filistin barışı önünde engel olduğunu anlattı. Ardından şunları söyledi: “Bir kez daha çuvallayan Erdoğan, 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu bile Filistin davasının yanında durmasına bağlamıştır. Aday Erdoğan, İsrail’e hukuku hatırlatmasının birilerini rahatsız ettiğini, bundan dolayı Gezi Parkı’ndan 17-25 Aralık’a kadar hükümeti devirmek için el ovuşturanların devreye girdiğini açıklamıştır. Erdoğan, artık tedaviye cevap vermeyecek klinik bir vakadır. Mazlumları yüzüstü bırakan Erdoğan’dır. Çalıntı paraya tenezzül edecek kadar küçülen Erdoğan’dır.” MHP lideri, 22 Temmuz’da yolsuzluk ve terör soruşturmalarında görevli olan polislere yönelik operasyonu değerlendirdi. Hırsızlıkların kapatılmaya çalışıldığını anlattı. Bahçeli, “Soyguncular emniyete gece yarısı operasyonu düzenlemiştir. Kanun adamları ve kanun devleti kanunsuzların meydan okumasıyla türlü eziyet ve hak mahkûmiyetine maruz kalmışlardır. Türk askerinden sonra Türk polisi de AKP komplosuna feda edilmiştir. İranlı şarlatana, hırsıza uğursuza gösterilemeyen aşırı ve intikamcı kaba güç muameleleri polislerimize reva görülmüştür. İşte bu eski Erdoğan’ın yeni Türkiye maskaralığının ön çalışması, yeni Türkiye mimarisinin temel atma teşebbüsüdür.” dedi. Başka bir soru üzerine ise Fethullah Gülen Hocaefendi’ye Türkiye’ye dönme çağrısında bulundu.RÜŞVET VE SOYGUN TAPELERİNİ İMHA HAZIRLIĞIMHP lideri, Başbakan Erdoğan’ın, “TİB’in yetkilerini MİT’e devredebiliriz.” sözlerine de tepki göserdi: “TİB’i kurumsal olarak kaldırıp yetkilerini MİT’e devretme niyeti arşivlerdeki rüşvet ve soygun tapelerini imha, istihbarat devletini ise tesis etme hazırlığıdır. Bu da Erdoğan’ın, haram yiyenleri koruyacağı yeni Türkiye provasıdır. Aday Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması halinde MGK’da olduğu gibi, belirli aralıklarla Bakanlar Kurulu’na başkanlık hevesini peşinen seslendirmesi yeni Türkiye denen antidemokrat bir ülkenin ihsas, ilan ve ihya gayretidir.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

25 Temmuz 2014 Cuma 01:34

O kelepçeler, Emniyet teşkilatının onurunu ayaklar altına almıştır

Emniyet kökenli eski MHP Erzurum Milletvekili İsmail Köse, yolsuzluk ve darbe soruşturmalarında görev alan emniyet mensuplarına yapılan muamelenin normal bir uygulama olmadığını söyledi.Köse, “İnsanlık dışı bir olay. Bunlar hâlâ devlet memuru. O kelepçeler, aslında tüm emniyet camiasına hakarettir. Teşkilatın onuru ayaklar altına alındı.” tepkisini gösterdi. İktidarın yargıyı kendi doğrultusunda kararlar verecek şekilde dizayn ettiğini, sulh ceza hakimliklerinin de bu amaçla kurulduğunu belirten Köse, “Tek hakimli mahkeme kuruyorsun. Oraya senin lehinde karar veren ve verecek isimleri atıyorsun. Adrese teslim yargı dizayn edildi. Buradan adalet tecelli etmez, vicdanlar yaralanır.” dedi. Siyasete girmeden önce uzun yıllar İçişleri ve Emniyet teşkilatının değişik kademelerinde üst düzey görevlerde bulunan eski MHP Erzurum Milletvekili İsmail Köse, gözaltı görüntülerinin yüreğini sızlattığını söyledi. “İnsanlık dışı. Ne insani ne de İslami” diyen Köse, gözaltına alınan polislerin hâlâ devlet memuru olduklarına, kaçmayı düşünmediklerine dikkat çekti. Köse, “O kelepçeler, o insanlar için ileride iftihar meselesi olacak, başkalarının da boynuna geçecektir. Gece sahur vakti, mübarek günün manevi havası yaşanıyor. Annelerin, çocukların ve eşlerin yaşlı gözleri önünde elleri kolları bağlanarak alınıyorlar. Bu mazlumların hakkı bir gün çıkar. Alnı secdeli, dürüst, vatan için çalışan, tek kuruşa tenezzül etmeyen insanlar. Etselerdi şimdi denizde, tatilde olurlardı. Niçin hırsızlığı, yolsuzluğu ortaya çıkardın diye hesap soruluyor. Hırsızlar dışarıda, namuslu polisler gözaltında. Aileler de bu haksız muamele sebebiyle, şu mübarek günlerde mağdur. Bunun vebali büyük.” şeklinde konuştu. Aynı zamanda hukukçu ve avukat kimliği olan Köse, söz konusu polislerin 17 Aralık ve diğer soruşturmalarda adli kolluk olarak görev yaptıklarını, suçlanamayacaklarını vurguladı. Yargıda son dönemde işlerin çığırından çıktığına değindi. İktidarın yargıyı kendi doğrultusunda kararlar verecek şekilde dizayn ettiğini, sulh ceza hakimliklerinin de bu amaçla kurulduğunu aktardı. Köse, “Tek hakimli mahkeme kuruyorsun. Oraya senin lehinde karar veren ve verecek isimleri atıyorsun. Adrese teslim yargı dizayn edildi. Buradan adalet tecelli etmez, vicdanlar yaralanır.” dedi. Adalet dışı ve keyfi uygulamaların bir süre insanları üzse de neticenin hayırlı olacağına inandığını belirtti. “Ayakkabı kutularındaki paralar, evlerdeki para sayma makineleri, çantalar ve bütün belgeler dosyalara girdi. Bunların yok edilmesi mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Temmuz 2014 Perşembe 23:00

Savcılık, CHP’li vekile fezlekeleri vermedi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu çerçevesinde 4 eski bakanla ilgili fezlekeleri talep eden CHP İzmir Milletvekili ve TBMM Soruşturma Komisyonu üyesi Erdal Aksünger’e olumsuz cevap verdi.Başsavcılık, fezlekelerin TBMM Başkanlığı aracılığıyla iade edildiğini, bu nedenle sadece TBMM Başkanlığı’na verilebileceğini kaydetti. TBMM’de iktidar partisinin direnişi nedeniyle 6 ay sonra kurulabilen Soruşturma Komisyonu, Komisyon Başkanı Hakkı Köylü’nün 4 bakanla ilgili fezlekeleri ‘dizi pusulası olmadığı’ iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etmesi nedeniyle çalışmalarına başlayamadı. CHP’li Komisyon Üyesi Aksünger, önceki gün Başsavcılığa yaptığı başvuruda, dört eski bakan hakkında kurulan soruşturma komisyonunun gündemini belirleyecek olan fezlekelerin tarafına verilmesini talep etmişti. Başsavcılık, Aksünger’in başvurusuna verdiği cevapta, Meclis Soruşturma Komisyonu’nun soruşturma faaliyetine konu işlemlerle ilgili olarak, TBMM Başkanlığı tarafından resmi kanalla gelen taleplerin yerine getirildiği belirtilerek, “Bu nedenle ilgi sayılı şahsi talebinize konu yazınız gereği yerine getirilememiştir.” denildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

25 Temmuz 2014 Cuma 06:29

Başbakan, o madalyayı hangi yüzle iade edecek?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Giresun Belediyesi tarafından Atatürk Meydanı’nda verilen iftar yemeğine katıldı.Daha sonra belediye binasının balkonundan vatandaşlara hitap eden Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde destekledikleri aday Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy istedi. CHP lideri, belediye binasından ayrılırken, gazetecilerin Amerikan Yahudi Kongresi’nin Başbakan Erdoğan’dan 2004 yılında verdiği cesaret ödülünü geri istemesiyle ilgili sorularını cevapladı. Kılıçdaroğlu, “Daha önce Erdoğan’ın boynuna takıp gezdiği madalyayı iade etmesini istemiştim. Eğer sen gerçekten Gazze’de yaşananlara tepki vermek istiyorsan yapacağın işlerden biri de bu. Ama o hiç sesini çıkarmadı. Şimdi onlar istiyorlar, iade et diyorlar. Şimdi merak ediyorum; hangi yüzle iade edecek. Zaten bundan sonra bu madalyanın anlamı kalmadı. Verenler geri istiyorlar. Bunun daha önce vermesi gerekiyordu, ama vermedi.” dedi. Giresun’a gelmeden önce Trabzon’da konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, “Ortadoğu bataklığında Müslüman Müslüman kanı döküyor. O bataklığı kurutmak istiyorsak Ekmeleddin Bey’e ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Temmuz 2014 Perşembe 23:00

Allah, bu millete haram para yedirmesin

MHP Ankara Milletvekili Zuhal Topcu, terör örgütlerine yönelik soruşturmalarda görevli polislerin gözaltına alınmasını, Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’la yaptığı telefon konuşmalarını hatırlatarak eleştirdi.Sincan İlçe Başkanlığı’nı ziyaretinde konuşan Topcu, 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından iktidar temsilcilerinin, ‘Bizim alnımız ak’ diyemediğini hatırlattı. Topcu, “Bunun yerine o bakan çocuklarını tutuklayan, o İranlı çocuğu tutuklayan polisleri bir bir gözaltına aldırdı. Eğer şimdi bir suçlu var ise bunun suç ortağı kimdir? Sayın Başbakan’dır. Öyle biz safmışız, bizi kandırmışlar ifadesi ile bundan kurtuluşu yok. Oğlu Bilal’le yaptığı telefon görüşmeleri var. Niye başka telefon görüşmeleri yansımıyor da bu yansıyor? Bir de sesi kısık konuşursa başka kimse duymayacak sanıyor. ‘Sıfırladın mı’ diyor. Peki sizler böyle bir konuşma yapıyor musunuz? Allah bu millete haram para yedirmesin. Bunlardan dolayı Başbakan’ın, cumhurbaşkanlığı makamına çıkmaması lazım.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Temmuz 2014 Perşembe 23:00

Cumhurbaşkanı seçimi için oy pusulaları basıldı

10 Ağustos’ta yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde adayların fotoğraflarının yer alacağı oy pusulaları basıldı.Daha önce yapılan kura çekimi sonrası birinci sırayı AKP’nin adayı Recep Tayyip Erdoğan, ikinci sırayı Halkların Demokratik Partisi adayı Selahattin Demirtaş, üçüncü sırayı ise Ekmeleddin İhsanoğlu almıştı. Yüksek Seçim Kurulu, geçici aday listesinin belirlenmesinin ardından oy pusulasında santimetre değişikliğine gitmişti. YSK, cumhurbaşkanı adayına ait bilgilerin yer alacağı alanın genişliğinin 5,5 santimetre olacak şekilde ve aday sütunları arasında 0,75 santimetre ve iki çizgi ile belirlenmiş bir aralık bırakılarak bastırılmasına karar vermişti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Temmuz 2014 Perşembe 23:00

Paraları sıfırlayanlar şimdi de polisi sıfırlamaya çalışıyor

CHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi, 17 Aralık operasyonunda paraları sıfırlamaya çalışanların önce yargıyı, şimdi de polisi sıfırlamak için uğraştığını söyledi.Hamzaçebi, “Tayyip Erdoğan’ın programı, projesi budur. Bu operasyonun da kurgulayıcısı, savcısı Tayyip Erdoğan’dır.” dedi. Ağustostaki Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısında de askerin ‘sıfırlanacağını’ savundu. Akif Hamzaçebi, CHP’li bazı milletvekilleriyle birlikte TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Türkiye’nin 3 gündür polislere yönelik operasyonlarını konuştuğunu hatırlattı. 17 Aralık’ta paraları sıfırlamaya çalışanların, ardından yargıyı, şimdi de polisi sıfırlamaya çalıştığını söyledi. Hamzaçebi, “Bu operasyon 17 ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturması operasyonunu sıfırlama operasyonudur. Önce paraları sıfırlamaya çalıştılar. Ondan sonra yargıyı sıfırlamaya çalıştılar. Şimdi polisi sıfırlamaya çalışıyorlar. 30 Ağustos’taki Şûra’da da askeri sıfırlamaya çalışacaklar. Tayyip Erdoğan’ın programı, projesi budur. Başbakan’ın hakkındaki o iddialar nedeniyle Meclis soruşturması mutlaka açılacaktır. Bugün olmazsa yarın.” diye konuştu.‘OPERASYONUN KURGULAYICISI VE SAVCISI ERDOĞAN’İstanbul’un eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in “Biz ne yaptıysak Başbakan’ın talimatıyla yaptık.” açıklamalarını hatırlatan Akif Hamzaçebi, “Kimler hakkında neler yapıldı, kim izlendi, kim dinlendi, bunların sonuçları kendisine sunuluyor. Biz Ali Fuat Yılmazer’den; Başbakan ile hangi konularda hangi görüşmeleri yaptığını açıklamasını bekliyoruz.” şeklinde konuştu. Polise yönelik operasyonun hukuksuz olduğunu vurgulayan Hamzaçebi, “Amaç 17 Aralık, 25 Aralık soruşturmalarının üstünü örtmektir. Balyoz ve Ergenekon davalarının savcısı Tayyip Erdoğan’dı. Bu operasyonun da kurgulayıcısı, savcısı yine Tayyip Erdoğan’dır, sadece özne değişmiştir. O zaman hedefte askerler vardı, şimdi polisler var. Her iki soruşturmanın her iki davanın kurgulayıcısı, savcısı Recep Tayyip Erdoğan’dır.” ifadelerini kullandı.‘PARALEL YAPI’ İDDİASI İNANDIRICI DEĞİLAkif Hamzaçebi, bir gazetecinin, “30 Ağustos’taki Şûra’da da askeri sıfırlamaya çalışacaklar, dediniz, bununla neyi kastettiniz?” sorusuna “Başbakan, ‘bu paralel yapının askerde uzantıları var’, dedi. Hatta ‘askerde böyle bir çalışma var’ dedi. Genelkurmay, ‘bizde böyle bir çalışma yok’ açıklaması yaptı. Sıfırlama operasyonu, Tayyip Erdoğan’ın yanında olmadığını düşündüğü, kendisine sempati duymadığını düşündüğü komutanları tasfiye etmektir. ‘Paralel yapı’ vesaire hiçbir şekilde inandırıcı değildir.” şeklinde cevap verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Pazartesi
Gün
Güneşli
36°C
Güneşli
Rüzgar hızı:200 km/h
Rüzgar yönü:200° GGB
Nem Oranı:43%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:10
Gece
22°C
Rüzgar hızı:201 km/h
Rüzgar yönü:201° GGB
Nem Oranı:57%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
Salı
Gün
Güneşli
35°C
Güneşli
Rüzgar hızı:296 km/h
Rüzgar yönü:296° BKB
Nem Oranı:44%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:10
Gece
22°C
Rüzgar hızı:328 km/h
Rüzgar yönü:328° KKB
Nem Oranı:68%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
Çarşamba
Gün
Güneşli
36°C
Güneşli
Rüzgar hızı:339 km/h
Rüzgar yönü:339° KKB
Nem Oranı:49%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:10
Gece
22°C
Rüzgar hızı:359 km/h
Rüzgar yönü:359° K
Nem Oranı:54%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
Perşembe
Gün
Güneşli
37°C
Güneşli
Rüzgar hızı:322 km/h
Rüzgar yönü:322° KB
Nem Oranı:38%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:10
Gece
22°C
Rüzgar hızı:196 km/h
Rüzgar yönü:196° GGB
Nem Oranı:40%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
Cuma
Gün
Güneşli
34°C
Güneşli
Rüzgar hızı:225 km/h
Rüzgar yönü:225° GB
Nem Oranı:47%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:10
Gece
21°C
Rüzgar hızı:274 km/h
Rüzgar yönü:274° B
Nem Oranı:76%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
28 Temmuz 2014 Pazartesi 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Pazartesi
Gün
Güneşli
28°C
Güneşli
Rüzgar hızı:60 km/h
Rüzgar yönü:60° DKD
Nem Oranı:76%
Yağış:10%
Gün Doğumu:05:56
Gece
23°C
Rüzgar hızı:51 km/h
Rüzgar yönü:51° KD
Nem Oranı:86%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
Salı
Gün
Güneşli
27°C
Güneşli
Rüzgar hızı:37 km/h
Rüzgar yönü:37° KD
Nem Oranı:78%
Yağış:0%
Gün Doğumu:05:56
Gece
23°C
Rüzgar hızı:40 km/h
Rüzgar yönü:40° KD
Nem Oranı:85%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
Çarşamba
Gün
Güneşli
27°C
Güneşli
Rüzgar hızı:40 km/h
Rüzgar yönü:40° KD
Nem Oranı:76%
Yağış:0%
Gün Doğumu:05:56
Gece
22°C
Rüzgar hızı:51 km/h
Rüzgar yönü:51° KD
Nem Oranı:84%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
Perşembe
Gün
Güneşli
27°C
Güneşli
Rüzgar hızı:52 km/h
Rüzgar yönü:52° KD
Nem Oranı:73%
Yağış:0%
Gün Doğumu:05:56
Gece
22°C
Rüzgar hızı:58 km/h
Rüzgar yönü:58° DKD
Nem Oranı:81%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
Cuma
Gün
Güneşli
27°C
Güneşli
Rüzgar hızı:48 km/h
Rüzgar yönü:48° KD
Nem Oranı:77%
Yağış:0%
Gün Doğumu:05:56
Gece
Açık
23°C
Açık
Rüzgar hızı:34 km/h
Rüzgar yönü:34° KD
Nem Oranı:86%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:25
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
28 Temmuz 2014 Pazartesi 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Pazartesi
Gün
Güneşli
34°C
Güneşli
Rüzgar hızı:292 km/h
Rüzgar yönü:292° BKB
Nem Oranı:39%
Yağış:0%
Gün Doğumu:05:43
Gece
18°C
Rüzgar hızı:29 km/h
Rüzgar yönü:29° KKD
Nem Oranı:47%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:06
Salı
Gün
Güneşli
35°C
Güneşli
Rüzgar hızı:346 km/h
Rüzgar yönü:346° KKB
Nem Oranı:34%
Yağış:0%
Gün Doğumu:05:43
Gece
20°C
Rüzgar hızı:10 km/h
Rüzgar yönü:10° K
Nem Oranı:47%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:06
Çarşamba
Gün
Güneşli
35°C
Güneşli
Rüzgar hızı:344 km/h
Rüzgar yönü:344° KKB
Nem Oranı:37%
Yağış:0%
Gün Doğumu:05:43
Gece
17°C
Rüzgar hızı:9 km/h
Rüzgar yönü:9° K
Nem Oranı:56%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:06
Perşembe
Gün
Güneşli
35°C
Güneşli
Rüzgar hızı:322 km/h
Rüzgar yönü:322° KB
Nem Oranı:34%
Yağış:0%
Gün Doğumu:05:43
Gece
18°C
Rüzgar hızı:11 km/h
Rüzgar yönü:11° K
Nem Oranı:41%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:06
Cuma
Gün
Güneşli
36°C
Güneşli
Rüzgar hızı:349 km/h
Rüzgar yönü:349° K
Nem Oranı:27%
Yağış:0%
Gün Doğumu:05:43
Gece
21°C
Rüzgar hızı:46 km/h
Rüzgar yönü:46° KD
Nem Oranı:38%
Yağış:0%
Gün Batımı:20:06
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
28 Temmuz 2014 Pazartesi 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri