30 Eylül 2014 Salı 07:36

Devleti adam gibi yöneteceksek yolsuzluk yapmayacağız

TBMM çatısı altında düzenlenen ‘Kamu İdarelerinde Daha Etkili Bir Yönetim İçin Nasıl Bir İç Denetim’ konferansına katılan Meclis Başkanı Cemil Çiçek, bir ülkenin kalkınması için tasarruf etmesi gerektiğini kaydetti.Türkiye’nin tasarruf miktarının yüzde 13,4 olduğunu dile getiren Meclis Başkanı, bu rakamın Çin’de yüzde 52, Hindistan’da yüzde 35 ve AB ülkelerinde yüzde 23 olduğunu aktardı. Çiçek, “Bu oranla büyüyeceğiniz üçtür, dörttür. Efendim niye yüzde altı, yüzde yedi büyümüyoruz? Büyümek istiyorsak tasarruf yapacağız, kaynakları verimli kullanacağız, haksız, hukuksuz, kanunsuz; yolsuzluk yapmayacağız. Adam gibi devlet yöneteceğiz, adam gibi bir toplum olacağız.” diye konuştu. Çiçek, bu işin kestirme yolu yok mu arayışından vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı. Dünya genelinde 65’ten 52. sıralamaya gelinmesinin yeterli olmadığının altını çizdi. Çiçek, “Bu tempoyla gidersek biz ilk 10’a girmek için herhalde 21. asrın sonuna doğru filan bu şeyi yakalamış olacağız. Bu özellikle yatırımları olumsuz etkiliyor. Bu ülkeye yatırım yapmak isteyenler evvela hukuk güvenliği var mı diye bakıyor. Sizi 52. sırada görüyorsa yatırımını daha güvenli yere, söğüşlenmeyeceği yere götürmeye çalışıyor. Bu da Türkiye’nin kalkınma hızını büyük ölçüde düşürür.” ifadelerini kullandı.MECLİS’İ KİMSE GÖZ ARDI EDEMEZ, HERKES HESAP VERECEKCemil Çiçek konferansın öncesi katıldığı 24. yasama döneminin 4. yılıyla ilgili yaptığı değerlendirme toplantısında da önemli mesajlar verdi. Şeffaf yönetimin önemine dikkat çekti. Milletvekillerinin soru önergelerini cevapsız bırakan veya geç cevap veren bakanlara tepki gösterdi. Çiçek, “Meclis’i kimse göz ardı edemez. Herkes kendi payına düşen bilgiyi verecek, herkes hesap verecek.” dedi. Meclis’in yasama faaliyetlerinde yaşanan sıkıntıları anlatan Meclis Başkanı, ağırlıklı olarak muhalefet partileri ve milletvekilleri tarafından yürütülen denetim faaliyetlerinin de sağlıklı işlemediğine dikkat çekti. Son yasama yılında 22 bin 63 yazılı soru önergesinden sadece 3 bin 636’sına zamanında cevap verildiğini, 5 bin 834 önergenin de süresi dolduktan sonra cevaplandırıldığını belirtti. Diğerlerinin ise bakanlar tarafından cevaplandırılmadığına işaret eden Çiçek, bin 474 sözlü soru önergesinden de sadece 65’inin cevaplandığını kaydetti. Meclis’in denetim faaliyetlerinde yaşanan sıkıntıların aşılması için öncelikle içtüzük değişikliği yapılması gerektiğini belirten Meclis Başkanı, “Parlamentonun hukukunu, itibarını korumak bizim asli görevimiz ve sorumluluğumuzdur. Bunu düzeltelim. Muhalefet etkin denetimini yapsın. Soruyu soruyoruz, belki cevabı 25. döneme yetişmeyecek. Bu denetim değildir, denetimi anında yapmak lazım. Herkes de kamuoyunda neyin ne olduğunu öğrenecek.” diye konuştu. Çiçek’in verdiği bilgiye göre, verilen 810 Meclis araştırma önergesinden 786’sı henüz gündeme dahi gelmedi. Önergelerle ilgili sadece 2 komisyon kuruldu. 10 genel görüşme önergesinden de 9’u henüz gündeme alınmayı bekliyor. Yasama faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Cemil Çiçek, son bir yıl içerisinde 151 tasarının TBMM gündemine geldiğini ve 47 tasarının kanunlaştığını aktardı. Bu süre zarfında Meclis’e gelen 647 kanun teklifinden de 175’inin kanunlaştığını kaydetti. Çiçek, son yasama yılında milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması talebiyle 156 tezkere geldiğini belirtti. 5. yasama yılının genel seçim de göz önüne alındığında mart ayı sonuna kadar bir çalışma süresi olduğunu dile getiren Çiçek, bu süre zarfında yeni içtüzük, Siyasi Partiler Kanunu ve Siyasi Etik Kanunu’nun çıkmasını arzuladığını söyledi.KANUN FABRİKASI GİBİ ÇALIŞIYORUZ10 maddelik bir kanunun 40 maddelik olarak çıkartıldığını kaydeden Çiçek, bu durum neticesinde işlerin güçlerinin ‘kanun fabrikası gibi’ kanun çıkartmak olduğunu belirtti. Yönetmelik ve tüzüklerle halledilebilecek konuların teftiş endişesinden dolayı kanun maddesi haline getirilmesinden şikâyetçi olan TBMM Başkanı, bu durumun yasamanın kalitesini düşürdüğünü vurguladı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Eylül 2014 Pazartesi 23:00

IŞİD’in terör örgütü ilan edildiğine dair bir habere, Resmi Gazete’de rastlamadım

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Bakanlar Kurulu’nda terör örgütü ilan edildiği bildirilen IŞİD’le ilgili Resmi Gazete’de bu yönde bir haber yer almadığını söyledi.Emniyet Genel Müdürlüğü’nün terör örgütleri listesinde IŞİD’in yer almadığına dikkat çeken Tanrıkulu, örgütün Türkiye’yi lojistik üs olarak kullandığını öne sürdü. Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuşan Tanrıkulu, “Ben atlamış olabilirim. Eğer yanılıyorsam beni düzeltsinler. Bu Bakanlar Kurulu kararı hangi Resmi Gazete’de yayınlandı? IŞİD terör örgütü ilan edildi mi edilmedi mi? IŞİD, Bakanlar Kurulu kararıyla bir terör örgütü ilan edilmişse, bu Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bildirilir, örgütün Türkiye’deki faaliyetleri takip altına alınır. Böyle bir karar olmadığı için Emniyet’in listesinde IŞİD diye bir örgüt yok. O nedenle IŞİD çok rahatlıkla, BM kararlarına rağmen Türkiye’de faaliyet sürdürüyor ve Türkiye’yi lojistik üs olarak kullanıyor.” dedi. Başbakanlığa bağlı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın (TİKA) Kosova’da IŞİD’e destek verdiği iddiasıyla ilgili Meclis’e sunduğu soru önergesi için, “Bu sorunun sorulmuş olması şerefsizlik.” diyen Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a da sert tepki gösterdi. Kendisine yapılan hakarete cevap veren Tanrıkulu, bu sıfatı Kurtulmuş’a iade ettiğini belirtirken Meclis Başkanı Cemil Çiçek’i göreve çağırdı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Eylül 2014 Salı 07:01

CHP, başörtüsü düzenlemesini yargıya taşımayacak

CHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi, ortaöğretimde başörtüsüne özgürlük getiren yönetmelik değişikliğini yargıya taşımayacaklarını söyledi.Hükümetin başı her sıkıştığında başörtüsüne sarıldığını aktaran Hamzaçebi, “İktidar, 2015 seçimlerine başörtüsü tartışmasıyla girmek istiyor. Başörtüsü, dava konusu olmayacak.” dedi. TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin konuları değerlendiren Hamzaçebi, ortaöğretimde başörtüsüne yönelik serbesti getiren düzenlemeyi eleştirdi. Ancak konuyu yargıya taşımayacaklarını belirtti. “Düzenlemeye itiraz edecek misiniz?” sorusuna ise, “Hayır. O konu bir dava konusu olacak şekilde CHP’nin gündeminde yoktur. Bu, öğrenci velileri tarafından en iyi şekilde değerlendirilecektir. Hükümetin burada yaptığı, başörtüsü etrafında yeni bir kutuplaşmayı sağlayarak 2015 seçimlerine yeniden bir türban, başörtüsü tartışmasıyla Türkiye’yi götürmektir.” cevabını verdi. Akif Hamzaçebi zorunlu din dersi konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Başbakan’ın ortaöğretimdeki başörtüsü uygulaması için “Biz ailelerin tercihine bıraktık.” dediğini ifade eden Hamzaçebi, “Orada başörtüsünü ailelerin tercihine bırakıyorsunuz da sıra din dersine gelince neden bunu ailelerin tercihine bırakmayı düşünmüyorsunuz?” diye sordu.KOALİSYONA EVET, KARA HAREKÂTINA HAYIRIŞİD’e karşı oluşturulacak koalisyonda Türkiye’nin mutlaka yer alması gerektiğini vurgulayan Akif Hamzaçebi, kara operasyonuna sıcak bakmadıklarını belirtti. Tezkerelerin içeriğine dair bir şey bilmediklerini anlattı. Şunları söyledi: “Tezkerenin yeni bir içeriğe sahip olacağı ifade ediliyor. O yeni içeriğin nasıl olacağını bilmiyoruz. Bu yeni içerik hangi unsurlara sahip, tezkere geldiğinde bunu daha iyi değerlendirme imkânına sahip olacağız. Türkiye, bölgenin en önemli ülkesidir. Suriye, Irak, Türkiye’nin tarihî komşularıdır. Biz bu komşularla burada yüzyıllarca beraber yaşayacağız. Türkiye bir kara harekâtının, bir askerî harekâtın parçası olarak IŞİD’e karşı harekete kalkıştığı takdirde bunun gelecek dönemlerde Türkiye’nin bölge siyasetine etkisi olumsuz olacaktır.” Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın Kandil’le ilgili açıklamalarının hatırlatılması üzerine ise Hamzaçebi, “Bu da ilginç, Kandil’i muhatap alarak, hükümet Abdullah Öcalan’ı muhatap almıştı, şimdi de Kandil’i muhatap alarak onu iç siyasetin bir unsuru yaptı.” yorumunda bulundu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Eylül 2014 Pazartesi 23:00

IŞİD herkesten çok Türkiye’ye tehdittir

Başbakan Ahmet Davutoğlu, IŞİD ve benzeri örgütlere karşı takınılan tavrın açık ve net olduğunu söyledi.IŞİD’in varlığının Müslümanlara ve dünyaya tehdit oluşturduğunu dile getiren Davutoğlu, “Avrupa’nın Ortadoğu’da terk ettiği demokrasiyi biz savunduk. Savunmaya devam edeceğiz. Bunu Avrupalılara yaranmak için yapmayacağız, inandığımız değerler bunu gerektirdiği için yapacağız. Bütün Avrupalılara çağrımız şu; gelin, el ele verelim. Bizim IŞİD benzeri terör örgütlerine karşı tutumuz açık ve net. Bu örgüt Müslümanlara tehdittir, bu anlayış herkesten daha çok Türkiye’ye tehdittir.” dedi. İstanbul’da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Davutoğlu, Avrupa ve ABD’ye yüklendi. Başbakan, Avrupa ve ABD’yi Ortadoğu’daki demokratik hareketlere destek vermedikleri gerekçesiyle eleştirdi. Irak ve Suriye’deki terörün sebebinin, bu ülkelerdeki demokratik yapılanmalara destek verilmemesinden kaynaklandığını söyledi. “Eğer biz bugün burada IŞİD’i tartışıyorsak, 2012 yılındaki demokratik geçiş süreçlerine destek vermediğimiz içindir. IŞİD çok güçlü olduğu için ya da Suriye veya Irak halkı bu tür radikallere eğilimli olduğu için değil.” ifadelerini kullandı.demokrasilerde İSTİKRAR, TEK BİR PARTİNİN UZUN YILLAR EGEMEN OLMASI DEĞİLDİRDavutoğlu konuşmasında Arap Baharı’na da değindi. Arap Baharı’nı özgürlüklerin, demokrasinin gelişeceği bir ortam olarak gördüklerini ve sahiplendiklerini anlattı. Sürdürülebilir istikrarın tanımını yapan Başbakan, şöyle konuştu: “Bize geçmişte demokrasi dersi vermeye kalkanlar, Ortadoğu’da demokrasiyi ve demokrasi güçlerini terk ettiler ama biz terk etmeyeceğiz. Demokrasi sürdürülebilir istikrarın en önemli garantisidir. İstikrar bir devlet başkanının uzun yıllar işbaşında kalması değildir. İstikrar, tek bir partinin uzun yıllar bir ülkede egemen olması değildir. İstikrar halkıyla meşruiyet içerisine girmiş ve meşruiyeti sürekli demokrasi üzerinden test eden sistemin adıdır.” Konuşmasında demokrasi vurgusu yapan Başbakan, Avrupa’nın Türkiye’nin kaderi olduğunu ama Avrupa’nın da bunu görmesi gerektiğini söyledi. Bir Avrupalı bakanın ‘IŞİD’e karşı savaşmak için Suriye rejimi ile işbirliği yapalım’ teklifini yaptığını dile getiren Davutoğlu, “IŞİD’le mücadele için Suriye ile işbirliği yapılırsa IŞİD’in militan sayısı artar. Kendini dışlanmış hisseden Sünniler IŞİD’e kayar.” değerlendirmesinde bulundu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Eylül 2014 Pazartesi 23:00

PKK terör örgütü dünyayı neden rahatsız etmiyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IŞİD politikası üzerinden Batı’ya tepkisini sürdürdü.Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nce düzenlenen ‘Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu’nda konuşan Erdoğan, PKK konusundaki tutumu sebebiyle Avrupa’yı ikiyüzlü olmakla suçladı. Suriye’de ve Kuzey Irak’ta yaşanan gelişmeler ve terör konusuna değinen Erdoğan, IŞİD’e yönelik tavrın 32 yıldır Türkiye’de terör estiren PKK’ya gösterilmediğini anlattı. Erdoğan, “Ne İslam dini ne de yeryüzündeki bir başka semavi din böyle bir vahşeti, böyle bir şiddeti, böyle bir insanlık dışı cinayetleri asla ve asla mazur göstermez, meşru göstermez. IŞİD terör örgütü Ortadoğu’da, kendine göre böyle bir mücadeleyi verirken, benim ülkemde 32 yıldır devam eden bir PKK terör örgütü acaba bu dünyayı niye rahatsız etmiyordu? Acaba bu dünyayı niye ilgilendirmiyordu? Avrupa’da bu terör örgütünün uzantıları var. Bütün parasal kaynaklar oralardan geliyordu. Silahlar oralardan geliyordu. Acaba bu Avrupalı dostlar bu terör örgütüne karşı niçin rahatsız olmadılar? Çünkü o terör örgütünün önünde ‘İslam’ diye bir kelime yoktu, onların İslam’la bir alakası yoktu. Demek dert başka! Bu adamların IŞİD’in, bunların da İslam’la alakası yok. Çünkü bizim dinimiz İslam, terörü asla teçhiz etmez asla teröre yol vermez. Bu teröristler bir din adına cinayet işlediklerini söyleyerek, aslında kendilerini kandırmaya, kendilerini tatmin etmeye, içlerindeki sorunları bastırmaya çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.AİHM’Ye ‘zorunlu din dersi’ eleştirisiTayyip Erdoğan, AİHM’nin geçtiğimiz haftalarda Türkiye’deki zorunlu din dersiyle ilgili aldığı karara ilişkin de sert açıklamalarda bulundu. Kararın yanlış olduğunu savunan Erdoğan, zorunlu din dersi kaldırılırsa yerini uyuşturucunun dolduracağını savundu. Erdoğan, “Türkiye aleyhine bir karar aldı. Zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden öğrencilerin muaf edilmesini düzenleyecek karar. Bu yanlış karar. Batı’da bunun uygulaması yok. Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik, kimya ve matematik dersinin tartışma konusu olduğunu görmezsiniz.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Eylül 2014 Pazartesi 23:00

MHP’li Halaçoğlu: Süleyman Şah Türk toprağıdır, korunmalı

Amerikan Washington Post gazetesi tarafından Süleyman Şah Türbesi’nde nöbet tutan Türk askerlerinin IŞİD militanlarınca esir alındığına dair iddialar MHP’yi harekete geçirdi.MHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu, Süleyman Şah Türbesi’ne dönük bir saldırının Türkiye’ye yapılmış bir saldırı olacağını söyledi. İkinci bir rehine krizinin yaşanmaması gerektiğine vurgu yaptı. Hükümetin tavrını net olarak ortaya koyması gerektiğini dile getiren MHP’li vekil, “Türbenin etkin korunmasıyla ilgili hükümet, kamuoyunu rahatlatıcı açıklama yapmalıdır. Orası uluslararası anlaşmalarla sahip olduğumuz bir Türkiye toprağıdır. Toprağımızdan askerlerin tahliyesi düşünülemez. Hükümet, hem IŞİD’e hem tüm dünyaya, Süleyman Şah Türbesi’ne yapılacak saldırıyı savaş nedeni sayacağını söylemeli. Hatay ya da bir başka ilimize saldırılmasıyla eşdeğer telakki edeceğimizi açıklamalı.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Eylül 2014 Salı 13:06

Kimse Yok mu için ne demişlerdi

AKP hükümetinin başlattığı cadı avını Kimse Yok mu'ya uzanması, akıllara hükümet yetkililerinin geçmişteki sözlerini getirdi. İşte Kimse Yok mu için yapılan övgü dolu sözlerden bazıları:Başbakan Davutoğlu: Kimse Yok mu milletimizin şefkatinin kurumsallaşmış mücessem halidirBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanı olduğu dönemde "Kimse Yok Mu Derneği" hakkındaki övgü dolu sözler sarf etmiş, "Kimse Yok mu milletimizin şefkatinin kurumsallaşmış mücessem bir halidir. Nerede Türkiye varsa, Kimse Yok mu orada olacaktır." ifadelerini kullanmıştı. Şimdiki politika ise hem muhtaç durumda olan yüz binlerce vatandaşı mağdur ederken, toplumun da tepkisini çekiyor.Maliye Bakanı Şimşek: Allah razı olsunMaliye Bakanı Mehmet Şimşek, 9 Mayıs 2011 tarihinde Kimse Yok Mu Derneği'nce Batman'ın Kozluk ilçesi Koçaklar köyünde yaptırılan 4 derslikli ilköğretim okulunun açılış törenine katılmıştı.Bakan Şimşek, törende yaptığı konuşmada, Kimse Yok Mu Derneği'ne teşekkür ederek, bazı derneklerin slogan attığını bazılarının ise memleketin en ücra köşesine kadar gelip okul yaptığını ifade etmişti.Bakan Şimşek, "Kimse Yok Mu Derneği'ne gerçekten bir teşekkür borçluyuz. Kendilerinden Allah razı olsun. Ta buralara kadar gelmişler, Batman'ın Kozluk ilçesi Koçaklar köyüne. Bu güzelim okulumuzu tümden yenilemişler." demişti.Hüseyin Çelik: Kimse Yok mu'nun neferleri her türlü övgüyü hak ediyor AK Parti Genel Başkan Başdanışmanı Hüseyin Çelik, 17 Ekim 2013 tarihinde yaptığı açıklamada; bayramın bir bölümünü evinden uzakta geçiren Kimse Yok Mu Derneği'nin "neferlerinin" her türlü övgüyü hak ettiğini belirterek, "Hükümetimiz sosyal devletin bütün uygulamaları ile dar gelirlilerin yanında yer alıyor. Ne mutlu bize ki, aynı zamanda sosyal milletiz" ifadelerini kullanmıştı.Çelik, Twitter hesabından yazdığı mesajda, bugünlerde Doğu ve Güneydoğu'dan büyükşehirlere kalkan uçakların yarısını vazifeden dönen Kimse Yok Mu Derneği gönüllülerinin doldurduğunu kaydederek, şunları söylemişti:"Bursa'dan, Balıkesir'den, İstanbul'dan, Ankara'dan; özetle Batı'dan Doğu'ya gönül köprüsü kuran Kimse Yok Mu Derneği'ni candan tebrik ederim. Hükümetimiz sosyal devletin bütün uygulamaları ile dar gelirlilerin yanında yer alıyor. Ne mutlu bize ki, aynı zamanda sosyal milletiz. Fakiri, zayıfı, hastayı, engelliyi, kimsesizi vs. görüp gözetmek elbette devletin vazifesidir. Ancak bizim medeniyetimiz alimi cahilden, zengini fakirden, güçlüyü zayıftan sorumlu kılar. Tam da böyle bir misyonla Bayramın en azından bir bölümünü evinden uzakta geçiren Kimse Yok Mu'nun neferleri her türlü övgüyü hak ediyor."Selma Aliye Kavaf: Gerçek Müslüman her zaman başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarına üstün tutabilen kişidirKimse Yok Mu Derneği'nin 24 Mayıs 2011 tarihinde düzenlediği akşam yemeğiyle, yurtiçi ve yurtdışında ihtiyaç sahiplerine yaptıkları yardım faaliyetlerini davetlilerle paylaştığı gecede dönemin Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Kimse Yok Mu Derneği'nin dünyanın her yerinde muhtaca, yoksula ulaşan, afetlerde gerekli ilk yardımı en kısa sürede gerçekleştiren dev bir dernek haline geldiğini ifade etmişti: "Bir ayette mealen şu ifadeler yer alır: "...Ve kendileri ihtiyaç içinde olsalar dahi, onları kendi nefislerine tercih ederler." Gerçek Müslüman her zaman başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarına üstün tutabilen kişidir. Bizim medeniyetimizde, "Komşusu açken, tok yatan bizden değildir" anlayışı vardır. Bu öyle bir anlayıştır ki bir kere komşunun kim olduğu, nasıl biri olduğu hiç önemli değildir. Ve komşu tanımı çok geniş bir kavramdır. İşte bu yaklaşım müthiş bir dayanışma gücünü ve toplumun güçlü yapısını oluşturan anlayıştır."

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Eylül 2014 Salı 12:56

CHP'li Tanal: Kimse Yok mu Derneği'ne yapılan despotluktur

CHP İstanbul Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Mahmut Tanal, iktidarın Kimse Yok mu Derneği'nin yardım toplama faaliyetlerine son verme girişiminin Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Evrensel İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca bir hak ihlali olduğunu söyledi. Tanal, girişimin bir despotluk olduğunu ifade etti.TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Mahmut Tanal, tüm terör örgütlerini kınadı ve lanetledi. Terör örgütlerinin, halkın huzurunu, mutluluğunu, birliğini, güvenliğini, yaşam hakkını tehdit ettiğini dile getiren Tanal, savaşlarda en fazla çocuk, yaşlı, kadın ve engellilerin zarar gördüğünü, savaşı zenginlerin çıkardığını, fakirlerin öldüğünü söyledi. Türkiye - Suriye sınırındaki Nusaybin, Ceylanpınar, Akçakale sınır kapılarının IŞİD'in eline geçtiğini, Mürşitpınar kapısının ise Kobani'nin elinde olduğunu belirten Tanal, Kobani'de insanlık dramı yaşandığını ifade ederek, Kobani'nin üç tarafının IŞİD tarafından çevrelendiğini, tek nefes alınan yerin Mürşitpınar sınır kapısı olduğunu kaydetti.Kobani'ye yönelik ambargonun kaldırılmasını isteyen Tanal, ambargonun kaldırılmaması halinde orada işlenecek suçlara Türkiye'nin ortak olacağını savundu. Kobani'nin yoğun bir saldırı altında olduğuna dikkat çeken Tanal, silah açısından eşitsizlik olduğunu ve bu şartlarda savaşın devam ettiğini ifade etti. Kobani'de insanlık dramının sona erdirilmesi için gelenlerin Türkiye'ye araçları ve hayvanlarıyla giriş yapmalarına izin verilmesini isteyen Tanal, sığınmacılar arasında iktidarın ayrımcılık yaptığını ileri sürdü. Konuya ilişkin konuştuğu tüm kapıların üstlerine kapandığını anlatan Tanal, sınırda bekletildikçe insanların öldüğünün altını çizdi.İktidarın, gelenlerin sayısını 150 bin olarak açıkladığını ancak fiilen orada görev yapanların sayı veremediğini kaydeden Tanal, bu sayının daha az olduğunu söyledi. Bu sayıyı söyleyecek olanın belediye başkanı, vali ve kaymakam olduğunu anlatan Tanal, iktidarın sayıyı fazla gösterip tampon bölge oluşturmak istediğini savundu.'YAPILAN DESPOTLUKTUR'İktidarın Kimse Yok mu Derneği'ne yönelik yardım toplama hakkını elinden alma girişimiyle ilgili bir soruya Tanal, Sağlık Bakanının Gezi olaylarında doktorların yaralılara tedavi amaçlı müdahale ettiği için Ankara Tabipler Odası hakkında dava açtığını söyledi. Kimse Yok mu Derneği'nin yardım yapmasının ahlaki bir görev olduğunu vurgulayan Tanal, sözlerine şöyle devam etti: "Yardım götürmesi hem ahlaki bir değerdir, hem insanlık değeridir hem de iktidarın yapamadığı, sınıfta kaldığı alanlarla ilgili sivil toplum örgütlerinin engelleyici faaliyetleri, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Evrensel İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca bu bir hak ihlalidir. Netici itibariyle şunu soralım; siz o zaman kendiniz yapın iktidar. Yapamıyorsanız insanlık görevini gören sivil toplum örgütleriyle ilgili doğruysa bu şekilde bir hak ihlalidir. Bu bir despotluktur. Bu bir kendisi gibi düşünmeyen, kendisiyle aynı paralel de olmayan, farklı düşünen, farklı kulvarlarda mücadele edip insanlık adına yardım eden, yardım toplayan; bunların hepsi yasal çerçevede yapılıyor. Yasa dışı bir olaysa elbette ben de karşıyım ama yasaların, uluslararası sözleşmelerin, Anayasa'nın vermiş olduğu yetkiler açısından eğer devletler yapamıyorsa sivil toplum kuruluşları yapacak. Onun için böyle yasal sınırlar içinde kalarak uluslararası sözleşmelerin verdiği hak ve yetkileri kullanan bu sivil toplum örgütlerinin ismi, cinsi vesairesi hangi ülkede kurulmuş, hangi alanda faaliyeti... Tek amacımız var bizim, insanı yaşatabiliyor mu, insan hakları ihlallerine karşı durabiliyor mu, insanlara yardım ederken eğer kimlik ayrımı yapmıyorsa, siyasi farklılık gözetmiyorsa, din ayrımı gözetmiyorsa, dil ayrımı gözetmiyorsa, milliyet ayrımı gözetmiyorsa, ırk ayrımı göstermiyorsa gerçekten takdir edilecek olan faaliyetler olur bu tür sivil toplum örgütlerinin."Kamudaki araç kullanımı israfına yönelik bir soruya ise Tanal, çarşıya, pazara devletin kamu araçlarıyla eşler ve çocukların gönderildiğini vurguladı. Hatta çocuklarını onlarla okula bırakıldığını dile getiren Tanal, "Tahsis edilen resmi araçların, iyi niyetli kamu görevlilerini bundan istisna ediyorum, ama çoğunluğunu bu şekilde." dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Eylül 2014 Pazartesi 09:47

Bekaroğlu, AKP’li arkadaşlarına seslendi: Hani ‘adil düzen’ kuracaktık?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milleti de arkasına alarak freni boşalmış bir kamyon gibi yokuş aşağı sürüklendiğini belirtti. Eski arkadaşlarının bugün sergiledikleri siyaset ve söylem karşısında üzüntü yaşadığını belirten Bekaroğlu, “Hani adil düzen kuracaktık?” diye sitem etti. ‘Yeni Türkiye’ denilerek 12 Eylül rejiminin yeniden tahkim edilmeye çalışıldığını anlattı.Türkiye’nin önemli akademisyenlerinden ve insan hakları savunucularından biri olan Mehmet Bekaroğlu, siyasi adresinde radikal bir değişikliğe gitti ve uzun yıllar mücadele ettiği ‘Milli Görüş’ hareketinden CHP’ye geçiş yaptı. Eylül ayı başında üye olduğu yeni partisinde önce Parti Meclisi’ne (PM) seçildi, ardından da genel başkan yardımcılığı görevine getirilerek CHP’nin yeni vitrin isimlerinden biri oldu. Önceki yıllarda Ertuğrul Günay’la birlikte ‘Müslüman sol’ kimliğe sahip olan bir siyasi parti üzerinde çalışan, daha sonra da Numan Kurtulmuş’un kurduğu HAS Parti’de siyaset yapan Bekaroğlu, her iki ismin de AKP’ye katılmasıyla adeta yarı yolda bırakılmıştı. Bekaroğlu, kendisini ‘dindar bir Müslüman siyasetçi’ olarak tanımlıyor. Siyasetteki temel amacını, ‘insanlara güven, özgürlük ve refah içinde yaşam imkanı sunmak’ olarak özetliyor. Bekaroğlu’nun yeni partisi CHP, Türkiye’nin güncel meseleleri ve hükümet politikalarıyla ilgili görüşleri şöyle: BUGÜNE KADAR NE SÖYLEDİYSEM, CHP’DE AYNISINI SÖYLEYECEĞİM: “Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’nin başına geldiği günden beri partiyi bir sosyal demokrat parti yapmaya çalışıyor, kimlik siyasetinden çıkarmaya çalışıyor. Ben buna katkı sunacağım umuduyla geldim. Ben bugüne kadar yaptığımın dışında bir şey yaparsam, söylediğim dışında bir şey söylersem lütfen herkes beni uyarsın.” DEVLET DİNDAR NESİL YETİŞTİRMEZ, ÖZGÜR ORTAM SUNAR: “Devletin dindar nesil yetiştirme gibi bir görevi yok. Devlet, özgür insanlar yetişmesinin şartlarını sağlar. İnsanları dindar yetiştirecek olan diğer insanlardır; vakıflardır, cemaatlerdir, derneklerdir… Devlet bu konuda tarafsız olur. Bu konularda AK Partililer ile hiç anlaşamadım.” CHP, DEĞİŞTİĞİNİ GÖSTERMELİ: “Türkiye kimlik siyasetine kilitlendi ve gereksiz yere geriliyor. Bunun için de temel sorunlarını çözemiyor. Bir grup, şu an iktidarda bulunan insanlar, uzun yıllar mağdur edildi, haksızlığa uğratıldı, dışlandı. İktidara geldi, şimdi kendisi mağdur ediyor, adaletsizlik yapıyor ve dışlıyor. Rövanşist bir hava ile geldiler ve bu şekilde devam ediyorlar; adaleti sağlayamadılar. CHP’nin geçmişi ve bagajları var. CHP’nin yaşam tarzı önünde bir engel olmadığını insanlara göstermesi gerekiyor. Kimsenin yaşam tarzı, dini, imanı, mezhebi, bunlarla bir problemi olmayacağını, özgürlüklerin garantisi olacağını göstermesi gerekiyor.” VATANDAŞIN ELİNE EKMEK KONUP, ‘KAÇ ÜYE GETİRDİN’ DENİYOR: “Hükümetin 3 hedefi vardı; yoksullukları, yolsuzlukları ve yasakları bitirmek. Türkiye tam bir yoksullar ülkesi haline geldi, bağımlı bir toplum oluşturuldu. Aç insan kalmamıştır ama insanlar muhtaç edilmiştir. Eline yemek konuluyor, diğer taraftan ‘kaç üye getirdin’ deniyor. Bu yapı ne insancadır, ne Müslümancadır. Yolsuzluk rakamları ise ortada. Yasaklar konusunda da çok çifte standartlı gidiyorlar.” NEREDE O ESKİ ARKADAŞLAR!: “Erdoğan başbakanken fiili başkanlık yaşıyorduk. Şimdi o yetmiyor, ‘başkan baba’ olmak istiyor. Saraylar yapılıyor. Ben bunları anlamıyorum, çok üzülüyorum. Çankaya yetmiyor, yeni saraya taşınacak. Sarayda oturacaklar. Bu Müslümanlara üzülüyorum. Bu kadar büyüklenmeler beni rahatsız ediyor, onlar adına üzülüyorum. Biz ‘adil düzen’ diyorduk, ‘adalet’ diyorduk. Biz iktidara gelecektik, diğerleri gibi yapmayacaktık, eşit davranacaktık. Nerde bunlar?” AK PARTİ GÜÇ ZEHİRLENMESİ YAŞIYOR: “Şimdi ‘yeni Türkiye’ deniyor. Ortada yeni Türkiye diye bir şey yok. 12 Eylül rejimini tahkim ediyorlar. Eski Türkiye’nin bütün alışkanlıkları devam ediyor. Bütün kurum ve kuruluşları duruyor. Eski vesayetçiler, eski söz sahipleri yok, yeni söz sahipleri var. Sistem aynı, sahipleri değişti. Sandıksız demokrasi olmaz ama demokrasi sandıktan ibaret değildir. Hukuk olması gerekir. Herkesin eşit olduğu bir hukuk lazım. Hukukun olmadığı sistem demokrasi olmaz. Erdoğan hukuk falan istemiyor. ‘Hukuk biziz’ diyor. Böyle bir hukuk ve demokrasi olmaz. Yaşanılan şey tek kelimeyle güç zehirlenmesidir, iktidar zehirlenmesidir. Sadece Erdoğan için de değil, birçok insan için. Bir imtihan süreci ve bu arkadaşlar güç zehirlenmesi yaşıyorlar. Çok kötü sınav veriyorlar.”Eskiden irtica bahane edilirdi şimdi paralel devletMehmet Bekaroğlu, iktidarın ‘paralel devlet’ iddialarının da inandırıcı olmadığını anlattı: “Yakın tarihte büyük haksızlıklar oldu. Ergenekon ve Balyoz davaları önemliydi ama sulandırıldı. Şimdi de ‘paralel yapı’ denerek yapılan haksızlıklara şiddetle karşı çıkıyorum. Cemaati önemsiyorum, tüm cemaatleri önemsiyorum. Cemaatin alanı eğitimdir, okuldur, yurttur, hayırdır, dini anlatmaktır. Ortada ‘paralel devlet’ iddiası varsa, bu iddialar adil şekilde herkesin güveneceği açık yargılamayla ortaya çıkarılmalıdır. Bütün cemaati, bütün insanları zan altında bırakacak bir şekilde olmaz. Geçmişte PKK ve irtica bahane edilir, hep özgürlüğü kısıtlayan yasalar çıkarılırdı. Şimdi de ‘paralel devlet’ iddiasıyla aynısı yapılıyor. AK Parti eski Türkiye’nin alışkınlıklarını devam ettiriyor ve buna da ‘yeni Türkiye’ diyor. Bu eski Türkiye’dir. Bunlar ‘biz seçildik, haklıyız, millete dayatırız’ diyor. Hayır kardeşim, seçildiysen ülkeyi hukuk çerçevesinde yöneteceksin. Herkes hukuka uymak zorundayız. Sayın Erdoğan, bütün Türkiye’yi peşine takmış, yokuştan aşağı freni patlamış bir kamyon gibi gidiyor. Allah korusun bir yere toslayacağız; sadece Erdoğan değil hepimiz gideceğiz. Halkın bunu durdurması gerekir. Yoksa Türkiye ciddi bir kutuplaşmaya, iç çatışmaya doğru gider.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Eylül 2014 Pazartesi 00:26

IŞİD için ayağa kalkan dünya, PKK’ya neden sessiz?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IŞİD’e karşı ayaklanan dünyanın neden PKK terör örgütüne karşı kayıtsız kaldığını sordu.Dünya Ekonomik Forumu’nun açılışında konuşan Erdoğan, sözlerine Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin yapısını eleştirerek başladı. BM’nin küresel sorunlar karşısında sergilediği kayıtsızlığın sorunların büyümesindeki en büyük etken olduğunu anlattı. Türkiye’nin 32 yıldır terörle mücadele ettiğini anlattı. Erdoğan, “Şu anda ortaya bir IŞİD terörü çıktı. Yeni değil bu. El Kaide’den türedi. El Kaide’den Irak’ta ayrıldı, Suriye’de palazlandı ve tekrar Irak’a döndü. Irak’ın üçte birini şu anda işgal etmiş durumdalar. Aynı şekilde başka terör örgütleri de var. Ey dünya, IŞİD gibi bir terör örgütü çıkınca ayaklanıyorsun da, PKK gibi bir terör örgütü ortadayken niye ayaklanmıyorsun? Orada niye sesin çıkmıyor, ona karşı niye bir ortak mücadele verelim demiyorsun?” dedi. Cumhurbaşkanı, IŞİD’e karşı oluşturulacak koalisyonun sadece Irak’a yönelik olamayacağına dikkat çekti: “Böyle bir operasyon ve böyle bir koalisyonun biz Türkiye olarak dışında kalamayız. Bin 250 km sınırı olan biziz. Ve hedef ülke yine biziz. 49 rehinemizi kurtardık. Şimdi farklı yol haritası çalışmaya başlıyor, çalışacak.” CUMHURBAŞKANI OLMAM BENİ HÜKÜMET FAALİYETLERİNDEN ALIKOYMAZ Cumhurbaşkanı, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. “5 yıllığına cumhurbaşkanı seçildiniz. 5 yıl sonra neler olacağını düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Cumhurbaşkanı olmam beni hükümet faaliyetlerinden kesinlikle alıkoymaz.” diye cevap verdi. Erdoğan, dün ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde de konuştu. Yeni piyasa sürülen iPhone 6’yla ilgili ilginç değerlendirmelerde bulundu: “İnsanlar o telefonun yeni modelini alabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyorlar. Bu marka hemen her yıl yeni model çıkardığı halde, modeller arasında çok büyük farklılıklar da yok ha, bunu da söyleyeyim. Markanın sahip olduğu güç, prestij ve tanınmışlık sayesinde mağazalarının önünde uzun kuyruklar oluşturabiliyorlar.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Eylül 2014 Pazartesi 00:26

İslam dini, barbar IŞİD’le anılamaz

Başbakan Ahmet Davutoğlu, İslam ve onun oluşturduğu medeniyetlerin barbar IŞİD terör örgütüyle anılamayacağını söyledi.Davutoğlu, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nin yeni akademik yılı açılışında konuşan Davutoğlu’nun gündeminde Suriye’deki gelişmeler ve IŞİD terör örgütü vardı. İslam’ı, IŞİD’le bağdaştıranlara tepki gösterdi. Davutoğlu, “Bugün İslam dünyasına bakıp da sadece IŞİD’i görenler, 9., 10. yüzyıl, Bağdat tarihini bir okusunlar. İslam dendiğinde bugün IŞİD’i görenlerin bence ortak özelliği cahillikleridir. IŞİD cehaleti, IŞİD’in de bugün geldiği barbarlık, kendi cehaletinin ürünüdür. İslam ve İslam toplumlarının oluşturduğu medeniyet, IŞİD’le anılamaz, IŞİD de İslam ile anılamaz. Bu zihniyet İslam’la anılamaz.” diye konuştu. Başbakan, ortaöğretimde başörtüsü serbestliği konusunda hükümeti IŞİD’ci olmakla suçlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da sert ifadelerle yüklendi. Davutoğlu, “Öyle bir ifade kullanıyorlar ki sanki biz herkesin kafasını kapatmaya çalışıyoruz. Hayır, biz diyoruz ki: ‘İsteyenler örtünsün.’ ‘Başörtülüler başı açıklar gibi üniversiteye girerlerse baskı oluşur.’ dediler ama şimdi başörtülüler de başı açıklar da beraber. Ne oldu, kıyamet mi koptu? Kılıçdaroğlu’nun demeçlerine bakın. CHP zihniyeti 28 Şubat’ı çıkaran zihniyettir. Ortaöğretimde başörtüsüne özgürlük getirdik diye, ‘Bunlar IŞİD’ciler gibi davranıyor.’ diyor. Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum. Eğer IŞİD’ci arıyorsa sağına baksın bir hanımefendi (Nur Serter) görecek. 28 Şubat’ta ikna odalarında bu milletin aziz evlatlarını süründüren bir hanım görecek. IŞİD zihniyeti oradadır.” dedi.TEZKERELER BUGÜN MECLİS’E GÖNDERİLECEKBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye ve Irak tezkerelerinin bugün Meclis’e gönderileceğini kaydetti. 2 Ekim Perşembe günü tezkerelerin görüşüleceğini anlatan Başbakan, sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olduğu geniş katılımlı bir toplantı ile değerlendirmeler yapılacağını belirtti. Davutoğlu, “Şimdi önümüzdeki dönemde tezkerelerin yenilenmesi zarureti var. Olağanüstü bir durum gibi yansıtmamak lazım. Biri 4 Ekim’de, biri 17 Ekim’de dolacak 2 tezkere var. Yeni şartlar, bu tezkerelere bazı yeni unsurlar eklememize yol açtı. Bu çalışmayı da tamamladık. Muhtemelen yarın (bugün) tezkereleri iki yeni ayrı tezkere şekilde Meclis’imize göndereceğiz. Çarşamba Meclis’imizin açılışı var. Cumhurbaşkanı’mız hitap edecekler. Perşembe günü de 2’sinde tezkerelerin görüşmesi olacak. Tezkerenin hemen sonrasında da Sayın Cumhurbaşkanı’mızla birlikte daha geniş bir değerlendirme ve güvenlik şartlarını, yapılacak planlamaları içeren bir toplantı tertip edeceğiz. Bu arada bütün güvenlik birimlerimiz ile Cumhurbaşkanı’mızla da icap ettikçe her an bir araya gelebiliriz. Bütün bunlar Türkiye’de işleyen siyasi seyri içinde, doğal seyri içinde işleyen sistemler.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Eylül 2014 Pazartesi 09:47

Kandil’e tepki: Yan gelip yatacağınıza Kobani’de savaşın

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, kendisini, “Eğer doğru yaklaşmazsa biz ona ne yapacağımızı göstereceğiz.” diyerek tehdit eden terör ögütü PKK’nın yöneticilerinden Mustafa Karasu’ya cevap verdi.Kandil’den yapılan tehditvari açıklamalara tepki gösteren Akdoğan, devlet politikasının ayaküstü belirlenemeyeceğini söyledi. Konuyu katıldığı bir televizyon programında değerlendiren Akdoğan, “Hiç kimse Türkiye’yi tehdit edemez. Blöf yapıyor demişim de bize göstereceklermiş vesaire. Bu tür tehditvari şeyler doğru değil. Senin bir şey yapmaya gücün yetiyorsa git işini yap. Türkiye’ye niye meydan okuyorsun? Var mı bir gücün? O zaman niye Türkiye’den yardım istiyorsun? Uçmayı bilmiyor, çıkmış çatıya konuşuyor. Kandil’de yan gelip yatıyor, Kobani’dekilerle ilgili edebiyat yapıyor. Konuşacağına, git o zaman orada mücadele et. Böyle bir kandırmaca, sahtekarlık olmaz.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Eylül 2014 Pazartesi 15:30

Meclis Başkanı Cemil Çiçek: Büyümek istiyorsak yolsuzluk yapmayacağız

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye'nin Dünya Saydamlık Örgütü'nün ülke sıralamasında 52. sırada bulunmasının kendisinin kanına dokunduğunu belirtti. Çiçek, "Büyümek istiyorsak haksız, hukuksuz, kanunsuz; yolsuzluk yapmayacağız. Adam gibi devlet yöneteceğiz, adam gibi bir toplum olacağız." dedi.Her yıl Dünya Saydamlık Örgütü'nün yayımladığı ülke sıralamasına baktığında içinin karardığını ifade eden Cemil Çiçek, Türkiye'nin 65. sıradan geçen yıl 52. sıraya geldiğini söyleyerek "Bu hakikaten bize yakışmıyor. Önümüzde 51 tane ülke var. Niye biz şeffaf, açık, dürüst yönetim noktasında falanca filanca ülkeden, niye biz ilk 10'a giremiyoruz." şeklinde konuştu. Türkiye'nin 2023 vizyonu olduğunu kaydeden Çiçek, "Gelin bir hedef daha ortaya koyalım: Dürüst yönetim, şeffaf yönetim, usulüne uygun yönetim ne derseniz deyin, 2023'e geldiğimizde ilk 10'a girelim ki, ecdadımızın da ruhu şad olsun, millet olarak da bize yakışan noktayı bulalım. 52. sırada olmak benim bir yerde kanıma dokunuyor." ifadelerini kullandı."ÜLKEYE YATIRIM YAPMAK İSTEYENLER EVVELA HUKUK GÜVENLİĞİNE BAKIYOR"TBMM çatısı altında düzenlenen 'Kamu İdarelerinde Daha Etkili Bir Yönetim İçin Nasıl Bir İç Denetim' konferansına katılan Meclis Başkanı Çiçek, şeffaf yönetim konusunda dünya genelinde 65'ten 52. sıralamaya gelinmesini bir 'iyileşme var elbette' diye değerlendirmesine rağmen bunun yeterli olmadığının altını çizdi. Çiçek, "Bu tempoyla gidersek biz ilk 10'a girmek için herhalde 21. asrın sonuna doğru filan bu şeyi yakalamış olacağız." dedi. Bunun tesirinin özellikle yatırımlara olumsuz etkisinin olduğunu vurgulayan Çiçek, "Bu ülkeye yatırım yapmak isteyenler evvela hukuk güvenliği var mı diye bakıyor. Sizi 52. sırada görüyorsa yatırımını daha güvenli yere, söğüşlenmeyeceği yere götürmeye çalışıyor. Bu da Türkiye'nin kalkınma hızını büyük ölçüde düşürür." şekline konuştu.Bir ülkenin kalkınması için tasarruf etmesi gerektiğini kaydeden Çiçek, Türkiye'nin tasarruf miktarının yüzde 13.4 olduğunu söyledi. Bu rakamın Çin'de yüzde 52, Hindistan'da yüzde 35 ve AB ülkelerinde yüzde 23 olduğunu aktaran Cemil Çiçek, "Ne kadar kendimiz 'mesafe kat ettik' dersek diyelim, halen tasarruf olarak yüzde 13.4. Bu oranla büyüyeceğiniz üçtür, dörttür. Efendim niye yüzde altı, yüzde yedi büyümüyoruz? Büyümek istiyorsak tasarruf yapacağız, kaynakları verimli kullanacağız, haksız, hukuksuz, kanunsuz; yolsuzluk yapmayacağız. Adam gibi devlet yöneteceğiz, adam gibi bir toplum olacağız." diye konuştu. Çiçek, bu işin kestirme yolu yok mu arayışından vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.TBMM BAŞKANI: BUNUN ADINA BİZ KAMUOYUNDA 'YOLSUZLUK İDDİALARI' DİYORUZTürkiye'nin birçok probleminin bulunduğunu, bunlardan birisinin de vatandaşın devlete olan güven meselesi olduğunu vurgulayan TBMM Başkanı Çiçek, "Kabul etmek gerekir ki, vatandaşın devlete güveni açısından epey sıkıntılarımız var. Bunun ortadan kaldırmanın yolu da vatandaşlara şu güveni vermek lazım: yasalar çıkıyor, herkese eşit-adil uygulama yapılıyor tarzındaki bir güveni vermektir. Bu güven verilmiyorsa devlet bir başka şekilde yıpratılmış oluyor. İşte bunun adına biz kamuoyunda 'yolsuzluk iddiaları' diyoruz. Bu gerçekten devlete çok büyük zarar veriyor." diye konuştu."KANUN FABRİKASI GİBİ ÇALIŞIYORUZ"10 maddelik bir kanunu 40 maddelik olarak çıkartıldığını kaydeden Çiçek, bu durum neticesinde işlerin güçlerinin 'kanun fabrikası gibi' kanun çıkartmak olduğunu belirtti. Yönetmelik ve tüzüklerle halledilebilecek konuların teftiş endişesinden dolayı kanun maddesi haline getirilmesinden şikâyetçi olan TBMM Başkanı, bu durumun yasamanın kalitesini düşürdüğünü vurguladı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Eylül 2014 Pazar 22:59

Anayasa Mahkemesi, torba yasayı 2 Ekim’de görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP’nin torba yasanın bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebiyle yaptığı başvuruyu 2 Ekim’de değerlendirecek.İnternete sansür, özelleştirmeler, memurların göreve geri dönüşlerini engelleyen ve mahkeme kararlarını uygulamayan kamu görevlilerini koruma altına alan maddelerin görüşüleceği toplantı perşembe günü yapılacak. Soma’da yaşanan maden faciasının ardından madencilerin sorunlarını çözmek için hazırlanan torba yasaya, daha sonradan farklı konularda birçok madde eklenmişti. CHP, son hali 148 madde olan torba yasada 11 maddenin Anayasa’ya aykırı olduğunu tespit etmişti. 15 Ekim’de 4 maddeyi AYM’ye taşıyan CHP, geri kalan 7 madde için de 60 günlük yasal süreyi beklemeyeceğini belirtmişti. Yüksek Mahkeme, geçtiğimiz günlerde yasakçı maddeleri esastan inceleyeceğini duyurmuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Eylül 2014 Cumartesi 23:37

Başbakan Davutoğlu: Soframıza haram lokma yaklaştırmayacağız

Ahi Evran’ın kendilerinin siyasî ve iktisadî piri olduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, “Allah elimize, dilimize, belimize, soframıza, kapımıza haram yaklaştırmasın. Allah bizi, haramdan uzak tutsun. Bütün milletimize sözümüzdür ki, tek bir lokma dahi olsa bu sofralara haram yaklaştırmayacağız.” dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ahilik kültürünün sosyal devlet anlayışını beraberinde getirdiğini belirterek, “Sofraya, güvenliğe, sığınacak kapıya ihtiyacı olan bize gelecek ve ona bakacağız.” dedi. 27’nci Ahilik Haftası törenlerine katılan Davutoğlu, Ahi Evran’ın siyasi ve iktisadi alanda pirleri olduğunu söyledi. “Eline, beline, diline sahip çık derken, her bir şahsa nasıl insan olunması gerektiğini öğretmiştir. Senin sözünde insanlar, Allah’a olan ahdini görecektir. Allah bizi haramdan uzak tutsun. Bütün milletimize sözümüzdür ki, tek bir lokma dahi olsa bu sofralara haram yaklaşmayacak, yaklaştırmayacağız.” diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün Kırşehir’de düzenlenen 27’nci Ahilik Haftası kutlamalarına katıldı. Başbakan, törende yaptığı konuşmaya, Bitlis-Diyarbakır yolunda göreve giderken şehit olan 3 Özel Harekat polisine Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek başladı. Kendisinin de bir esnaf çocuğu olduğunu belirten Davutoğlu, dedesi ve babasının ayakkabı ustası olduğunu kaydetti. Ardından Ahiliğin önemine dikkat çekti. Ahilik kültürünün bir sosyal devlet anlayışını beraberinde getirdiğini vurgulayan Davutoğlu, “Sofraya ihtiyacı olan bize gelecek, güvenliğe ihtiyacı olan bize gelecek, sığınacak kapıya ihtiyacı olan bize gelecek ve biz ona bakacağız.” dedi. Ahi Evran’ın kendilerinin siyasi ve iktisadi alanda piri olduğunu söyleyen Davutoğlu, sofralarına bir lokma haram yaklaşmasına izin vermeyeceklerini bildirdi. Sözlerine şöyle devam etti: “Kimseyi aldatmayacaksın. Eline, diline, beline sahip çıkacaksın. İnsanlar senin sözünle ahdi görecekler. Allah, bizi Ahi Evran’ın ahlakından ayırmasın. Elimize, dilimize, belimize, soframıza, kapımıza haram yaklaştırmasın. Bir zerre haramdansa bin yıllık esareti, acıyı, sızıyı tercih ederiz. Allah bizi haramdan uzak tutsun. Beri kılsın. Neden 12 yıl önce esnafımız Başbakanlık kapısının önünde elindeki yazarkasayı fırlatıyordu da şimdi her bir esnafımızın gözü ışıl ışıl. Size sözümüzdür; Kırşehirliler ve sizin nezdinizde bütün milletimize sözümüzdür, tek bir lokma dahi olsa, bu sofralara haram yaklaşmayacak, yaklaştırmayacağız.”Askere taş atan aysel Tuğluk’a tepkiDavutoğlu, Suriye sınırında Mehmetçiğe taş atan Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk’a da sert eleştiriler yöneltti. Davutoğlu, “Kobani’den gelen kardeşlerimize de kapımızı açtık. Ayrım gözetmedik. Ama bir vekil tuttu, o kardeşlerimizin elinden tutarak sınırlarımızın içine çeken aziz Mehmetçiğe taş atma edepsizliğini gösterdi. Ona buradan sesleniyorum; Suriye’den gelen kardeşlerimiz etnik ve kökeni ne olursa olsun senin için gelmediler. Sen orada olduğun için gelmediler. Mehmetçiğin gölgesinde huzur bulacağım diye geldiler. Mehmetçik olmasaydı onlar o kapıya sığınamazlardı.” ifadelerini kullandı.AVM’lerin yüzde 5’i esnafa ayrılacakDavutoğlu, yeni perakende yasası hazırlığı içinde olduklarına da işaret etti. Küçük esnafı AVM’lere kurban etmeyeceklerini söyledi. AVM’lerin yüzde 5’ini esnafa ayıracaklarını dile getiren Başbakan, “AVM’lere sesleniyorum, dükkânlarınızı dualarla bereketlendirin. İşinize başlarken Ahilik geleneğini taşıyın. Bu ahlak bütün AVM’lere girsin.” diye konuştu. Başbakan Davutoğlu, Kırşehir’deki Ahilik programının ardından IŞİD tarafından rehin alınan Özel Harekât polisi Mesut Taşkıran’ın düğününe katıldı. Davutoğlu, Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci tarafından kıyılan nikâhın şahitliğini yaptı. Çiftin nikâh törenine IŞİD’in elinde 101 gün rehin kalan Ela bebek ve ailesi de katıldı.Öte yandan Başbakan Davutoğlu önceki gün AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda partililere seslendi: “Sizden beklentimiz nasıl Ankara’da üst düzeyde yapılan değişim olgunluk içerisinde olmuşsa, il ve ilçelerdeki değişimlerde de aynı olgunluğu göstermenizi bekliyorum. Küçük hesapların yer almasını istemiyorum. Bu süreçte nepotizm (akraba ve yakın arkadaşları kayırma) olmayacak.”Davutoğlu’nun programına kamera ve fotoğraf makinesi alınmayacakBu arada Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bugün katılacağı Ondokuz Mayıs Üniversitesi akademik yıl açılış törenine fotoğraf makinesi ve kamera alınmayacağı bildirildi. Başbakanlık Basın Müşavirliği tarafından yapılan açıklamada, sarı basın kartı sahiplerinin sadece dinleyici olarak törene katılabileceği belirtildi. Fotoğrafların müşavirlikçe servis edileceği canlı yayın için TRT frekansının bildirileceği söylendi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Eylül 2014 Cumartesi 23:21

TSK’nın başka ülke topraklarına girmesini istemiyoruz

Anamuhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 2 Ekim’de Meclis’te görüşülecek Irak ve Suriye tezkereleri konusunda nasıl bir tavır takınacaklarının ipuçlarını dün verdi.CHP lideri, önceklikle tezkerenin içeriğine bakacaklarını ancak ilkesel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin yabancı ülke topraklarına girmesine karşı olduklarını bildirdi. Kılıçdaroğlu, “Biz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başka ülkenin topraklarına girmesini istemiyoruz. Sıcak savaşın bir unsuru olmasını istemeyiz. Bu düşüncemizi defalarca dile getirdik.” dedi. Uluslararası Mengen Aşçılık ve Turizm Festivali’ne katılan CHP lideri Kılıçdaroğlu, gazetecilere gündemi değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, sorular üzerine hükümetin IŞİD politikasını eleştirdi. Türkiye’nin uluslararası alanda itibarının kalmadığını savunan Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin dünya kadar sorunu var. Bu ülkenin cumhurbaşkanı gidiyor Birleşmiş Milletler’de boş sıralara konuşma yapıyor. IŞİD denen bir bela var ve masum pek çok insanı öldürüyor. Türkiye için bir risk. Türkiye için bir tehlike. Bunu herkes görüyor. Hükümet daha düne kadar, buna terör örgütü söyleyemiyordu, diyemiyordu. 101 gün 49 vatandaşımız, IŞİD’in elinde rehin tutuldu. Bölgede itibarımız kalmadı. Batı’da itibarımız kalmadı.” görüşünü dile getirdi. Ortadoğu’yu ‘bataklık’ olarak değerlendirdiği için Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından eleştirildiğini hatırlatan Kemal Kılıçdaroğlu, aynı sözün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından da kullanıldığına dikkat çekti. Davutoğlu’na yüklenen Kılıçdaroğlu, “O da ‘Ortadoğu bataklığı’ dedi. Şimdi ben merak ediyorum. Davutoğlu, acaba beni eleştirdiği gibi Sayın Cumhurbaşkanı’nı da eleştirecek mi? Ama ben, adım gibi biliyorum. Eleştiremez. Neden eleştiremez? Çünkü koltuğunu ona borçlu.” şeklinde konuştu.Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeminde ortaokul ve liselere getirilen başörtüsü özgürlüğü de vardı. CHP lideri, çocuklar üzerinden siyasi tartışmaların yapılmasını doğru bulmadı. Kılıçdaroğlu, “Çocuğun üstün yararı, diye bir kavram var. Bizim bu kavramın gereklerini yerine getirmemiz lazım. Çocuğu iyi eğitmemiz lazım. Şimdi biz çocuğu alıyoruz bir siyasi meta, bir siyasi unsur haline getiriyoruz. Siyasetimizin bir parçası haline getiriyoruz. Yazık günah bizim çocuklarımıza.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Eylül 2014 Cumartesi 23:00

Birilerinin yanlışına siyasî destek vermeyiz, gerçek ortaya çıksın

Avustralya’nın Sydney kentinde gurbetçilerle buluşan Meclis Başkanı Cemil Çiçek, 4 eski bakan hakkındaki yolsuzluk fezlekelerinin akıbetiyle ilgili sorulara muhatap oldu.Ramazan Akça isimli bir vatandaş, iddiaları araştırmak için kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu’nun görevini yapmadığını hatırlatarak, “Bunun sebebi delilleri yok etmek mi? Yoksa 17-25 Aralık olayları mı?” diye sordu. Milletin hukukuna el uzatanların mutlaka yargı önünde hesap vermesi gerektiğini ifade eden Çiçek, dosyaların kapatılmasına izin vermeyeceğini vurguladı. Çiçek, “Elbette bu işlerde yanlışlık yapan varsa, kanunsuzluk yapan varsa, hak hukuk yiyen varsa bunun hesabı bir şekilde sorulmalıdır. Hırsızlığa ve yolsuzluğa ne inancımız ne de insanlığımız, cevaz verir. Hukuk zaten hiç izin vermez.” güvencesini verdi. Ardından ekledi: “Şimdi bu dosyanın içeriği ile ilgili bazı şeyleri söyleme imkânım yok. Bilmediğimden değil, ama bir şey var. Bir şeyin hesabı sorulurken, keyfimize göre anlayışımıza göre değil; hukuka uygun sormamız lazım. Yoksa kargaşa olur. Bu davalar soruşturulurken, soruşturan makamların da yasalara uyması lâzım. Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Ama şu anda Meclis tatilde olduğu için süreç işlemiyor. 1 Ekim’den itibaren devam edecek ve inşallah hepinizin beklentilerine uygun olarak hak, hukuk neyse ortaya çıkacak. Bunda hepimizin menfaati var. Birileri bir yanlış yaptıysa, yanlışın arkasına siyasi destek koymak mümkün olmaz. Doğru neyse, gerçek neyse açıkça ortaya çıkması lazım. Bu soruşturmanın bir an evvel neticelenmesi için hiçbir evrakı geciktirmedim. Geciktirdiysem Allah da siz de sorun. Böyle ciddi bir sorumluluğu ben üzerime almam. Bir ülkenin de adı kuralsız yönetiliyor, hırsızlık var yolsuzluk var diye çıkarsa, oraya kimse kolay kolay gelmez. Ümit ederiz ki bu dosyalar en kısa zamanda sonuçlanmış olsun.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Eylül 2014 Cumartesi 23:00

Kamalak: Rehine olayını kahramanlık hikâyesine dönüştürmeyin

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, hükümete, IŞİD’in elindeki 49 rehinenin 101 gün sonra serbest bırakılmasını “kahramanlık hikayesi dönüştürmeyin” çağrısında bulundu.Partisinin Başkent Öğretmen Evi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Kamalak, “Biz, gerekçesi ne olursa olsun, hangi pazarlıkların sonucu olursa olsun, milletimizin sevincine gölge düşürmemek için bu operasyonla ilgili soruları gündeme getirmeyeceğiz. Zamanlamasındaki manidarlığı tartışma konusu yapmayacağız. Bugün biz bu süreçle ilgili bu soruların hiçbirini sormayalım. Ama hükümet olarak siz de, Musul’da ortaya koyduğunuz basiretsizliği, ‘bir kahramanlık hikâyesi’ne dönüştürmeye kalkışmayın. 101 gün önce sebep olduğunuz aymazlığı, bugün ‘bir zafer bayramı’ gibi yutturmaya kalkışmayın.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Eylül 2014 Cumartesi 23:00

Demirtaş: IŞİD’in uçağı yok, Erdoğan neden uçuşa yasak bölge istiyor?

ABD’nin başkenti Washington’a giden HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Beyaz Saray, ABD Dışişleri Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları ve düşünce kuruluşları yetkilileriyle bir araya geldi.Demirtaş, temasları sırasında yaptığı konuşmalarda IŞİD’e karşı kurulan koalisyonun öncelikli hedefinin tampon bölge oluşturmak değil, Kobani’ye 1 kilometre uzaklıkta bulunan IŞİD’i durdurmak olduğunu söyledi. IŞİD’in bölgedeki en acil tehdit olduğunu belirten Demirtaş, “Cumhurbaşkanı Suriye’de uçuşa yasak bölgenin en acil konu olduğunu belirtiyor. Bunu Cumhurbaşkanı’nın ağzından birinci öncelik olarak duymak bizi şaşırtıyor. Çünkü en acil tehdit IŞİD tehdididir. IŞİD’in de uçağı yok, helikopteri yok. Niye uçuşa yasak bölge Türkiye için acil bir konudur? Kimin uçağını engellemeye çalışacak. Eğer Türkiye tampon bölgeden kasıt olarak kendini koruyacak bir güvenli bölgeden söz ediyorsa, bunun tek yolu Rojava’yı güvenli bölge haline getirmektir.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 23:19

Huzur getirecek askeri operasyonu destekleriz

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin IŞİD’e yönelik askerî operasyonda tavrının ne olacağına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, “Herhangi askerî operasyon ve çözüm, bölgeye huzur getirecekse bunu destekleriz.” dedi. Davutoğlu, çözüm sürecinde provokasyonlara ise izin vermeyeceklerini anlattı.AKP Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, gündemdeki birçok konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Uyuşturucuyla mücadelede eylem stratejisini anlatırken, “Uyuşturucu tacirlerine terörist muamelesi yapacağız. Çünkü onlar gelecek nesilleri karartıyor, aileleri yok ediyor. Her türlü tedbir alınacak.” ifadelerini kullandı. Ardından sözü çözüm sürecine getirdi. Çözümü istismar edenin gerekli cevabı alacağını söyledi. Davutoğlu, “Çözüm süreci bizim ciddiyetle sahiplenmemiz ve nihai sonuca ulaşması için gece gündüz çalışmamız gereken süreçtir. Bu topraklarda kardeşin kardeşe kıymasını sağlayacak provokasyonlara izin vermeyeceğiz. Çözüm süreci şu anda Ortadoğu bölgesinde, etnik ve mezhebi çatışmaların ve gerilimlerin olduğu Ortadoğu bölgesinde tek başarı hikâyesidir. Kim çözüm sürecini bahane ederek ya da istismar ederek, kamu düzeni ile ilgili bir şüphe uyandırmaya kalkarsa devletin gücü onun üzerinde olur. Çözüm süreci herkesin katkıları ile başarıya ulaşır. Ama istismar eden ve provoke eden olursa onlara da kamu düzenini korumak adına gerekli cevaplar verilecektir.” dedi. Ahmet Davutoğlu’nun hedefinde polise taş atan HDP’li vekil Aysel Tuğluk da vardı. Şunları söyledi: “Askerimize taş atan vekile de sesleniyorum; biz sizlere gül atmaya devam edeceğiz. O taşlar milletin vicdanına ve Türkiye’deki Kürt kökenli kardeşlerimizin vicdanına atılmış taşlardır. Biz insanlık sınavını onurla verirken bu konuda tek karar almayan BM üyeleri bu insanların nasıl yüzlerine bakacaklar?” Ahmet Davutoğlu, IŞİD konusuna da değindi. IŞİD’in ortaya çıkmasında uluslararası toplumun tepkisiz kalmasının etkili olduğunu anlattı. Bölgede huzuru tesis etmek için askeri operasyona destek verebileceklerini belirtti: “Suriye’den mülteciler gelmeye başladıktan sonra herkesi harekete geçirmeye çalıştık. Uluslararası toplum harekete geçmedi, kimyasal silah kullanılmasına rağmen. Bütün bu yanlışlıklar IŞİD’i sahneye çıkardı. Ulusal güvenliğimiz için her türlü tedbiri alırız. Herhangi askeri operasyon ve çözüm, bölgeye huzur getirecekse bunu destekleriz. Ulusal güvenliğimiz ne tedbir gerektiriyorsa bunu atacağız. Suriyeli ve Iraklı kardeşlerimizin geleceği ve huzuru için ne gerekiyorsa yapacağız.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 23:00

HSYK seçimlerinin meşruiyeti tartışılmaz

AKP Grup Başkan Vekili Mahir Ünal’ın “HSYK seçimlerini kaybedersek seçimi gayrimeşru sayarız.” çıkışının yankıları sürerken Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, kamuoyunu şoke eden skandal ifadeleri tashih etti.Ünal’ın sözlerinin çarpıtıldığını iddia eden Bozdağ, hakim ve savcıların sandıkta vereceği kararın meşruiyetinin tartışılamayacağını belirterek, “Hakim ve savcılarımızın sandıkta vereceği karar, saygın bir karardır. Lütfen kimse bunlara itibar etmesin, hâkimlerimizin, savcılarımızın Yargıtay’da verdiği karar nasıl meşru bir kararsa 12 Ekim’de de verecekleri karar da öylesine meşru bir karardır.” dedi. Hâkim ve savcı adaylarının kura törenine katılan Bozdağ, tören öncesinde basın mensuplarının sorularına cevap verdi. Bozdağ, her seçim öncesinde olduğu gibi 12 Ekim’deki HSYK seçimi öncesinde de kara propaganda yapıldığını vurguladı. Bozdağ, geçtiğimiz günlerde Doğu ve Güneydoğu illerindeki başsavcıları ziyaret ederken çekilen ve basına “Yargı esas duruşta” şeklinde yansıyan fotoğraflara rağmen hükümetin seçime herhangi bir müdahalesinin söz konusu olmadığını iddia etti. Bu yöndeki haberlerin kara propaganda olduğunu ileri sürdü. Bozdağ, “AKP’li Ünal’ın çıkışı ne anlam ifade ediyor?” sorusuna önce “Onu Mahir Bey’e soracaksınız.” dedi. Daha sonra ise “Mahir Bey’in açıklaması, bağlamından kopartılmak sureti ile çarpıtılmış bir açıklamadır.” ifadelerini kullandı.Kurtulmuş: Seçimden sonra durum tekrar gözden geçirilirAdalet Bakanı Bozdağ’ın bu sözleri sarf ettiği saatlerde HSYK seçimlerine ilişkin bir tuhaf açıklama da Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’tan geldi. AKP Grup Başkan Vekili Mahir Ünal gibi konuşan Kurtulmuş, HSYK seçimlerinin ‘hükümete karşı operasyon aracı’ olarak kullanıldığını ileri sürdü. HSYK seçimlerinden sonra ‘durumu tekrar gözden geçireceklerini’ söyledi. Kurtulmuş, “Yargı bağımsız olacaktır ama yargının bağımsız olması demek, millet iradesinin dışına çıkacağı anlamına gelmez. Biz yargının, yürütmenin, yasamanın birbirinden ayrı olması, bağımsız olması ama hepsinin üstünde de milli iradenin olması gerektiğine inanıyoruz. Milli iradeyi yok sayarak, Türkiye’nin bu üç temel kurumunun hiçbiri yapılandırılamaz, hiçbiri bu şekilde yoluna devam edemez.” diye konuştu. Şimdi de Fahri Kasırga, adliyeleri dolaşıyor Adalet Bakanı Bekir Bozdağ dün hükümetin HSYK seçimlerine müdahale etmediğini ileri sürdü. Bu yöndeki haberlerin kara propaganda olduğunu iddia etti. Ancak Bozdağ, geçtiğimiz günlerde kendisine tahsis edilen uçakla, Doğu ve Güneydoğu’da il il gezerek heyet halinde adliyelere çıkarma yapmıştı. Ziyaretlerde Bozdağ’ın, başsavcıların koltuğuna otururken çekilen fotoğrafları, “Yargı esas duruşta” başlıklarıyla haber konusu oldu. Tepkiler üzerine Bozdağ gezilerine ara verirken ondan bayrağı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga aldı. HSYK seçimleri öncesinde adliyeleri dolaşan Kasırga, dün Kocaeli ve Adana’ydı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 23:00

Türkçeyi dünyaya yayanlardan Allah razı olsun

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkçenin gelişmesinde, zenginleşmesinde ve kıt’alara ulaşmasında emeği ve katkısı olan herkese teşekkür etti. Bahçeli, “Kim ki Türkçe diyorsa, dünyaya Türkçe nazar ediyorsa, Türkçeyi çağların ruhuna kazıma amacı güdüyorsa Allah onlardan razı olsun.” ifadelerini kullandı.Devlet Bahçeli, 26 Eylül 1932’de toplanan 1’inci Dil Kurultayı’nın yıldönümünü ve Türk Dil Bayramı’nı Twitter hesabı üzerinden paylaştığı mesajlarla değerlendirdi. Türkçe konuşan herkesin Türk milletinin ve Türklüğün doğal parçası olduğunu aktardı. Ardından yakılan okullara dikkat çekti. Türkçenin gönülleri ihya ettiğini belirten Bahçeli, “Bundan rahatsız olanlar şimdilerde okul yakıyor, okul yıkıyor; ‘anadilde eğitim’ diyerek için için Türkçeye düşmanlık yapıyor. Dil üzerinden estirilen fırtınanın maksadı eğitim ve öğretim konusundaki bir ihtiyacın sonucu değildir. Amaç; basbayağı milli emaneti, milli varlığı bölmek, parçalamak, küçücük yavrularımızın ümit ve heyecanlarını istismar etmektir. Her değerimize düşman kesilenler kendi nesillerinin aklını çelmekle, kendilerine benzetmekle uğraşıyor. Yazıktır, günahtır ve buna da güçleri yetmeyecektir. Okul yakanın ne bu dünyada ne de İlahi makamda aklanması söz konusu olmayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 23:00

İktidar yolsuzluk çukurunda, çıkış yolu olarak HSYK’yı görüyor

AKP Grup Başkan Vekili Mahir Ünal’ın, HSYK seçimlerini iktidarın desteklediği Yargıda Birlik Platformu’nun kaybetmesi halinde sonucu ‘gayrimeşru’ sayacaklarına ilişkin açıklamasına muhalefetin tepkisi sürüyor.Eski Devlet Bakanı ve MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, AKP’nin yasama ve yürütme gücünden sonra yargı gücünü de emri altına alarak, AKP’nin tepesine kadar uzanan yolsuzlukların ortaya çıkarılmasını engellemek istediğini söyledi. AKP’nin emre amade hakimler istediğini vurguladı. Gerekçesini ise şöyle açıkladı: “7 Şubat MİT soruşturmasını, 17-25 Aralık asrın yolsuzluk operasyonlarını kapatacak, sıfırlanamayan milyon Euro’ların delillerini yok edecek ve AKP’nin hukuksuzluklarını örtecek yargı istemektedir. Hakimler bu duruma karşı dik durmalılar. Hakimlik, hiç kimseden korkmayan, hakkı hukuku gözeten, emir ve talimat almayan, tehdide boyun eğmeyen mesleğin adıdır. Hakimler, yargının bağımsız ve tarafsız olmasına özen göstererek oylarını kullanmalıdır.” MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman ise AKP’nin yasama üzerindeki tekelci yaklaşımını yargı üzerinde de oluşturma arzusunda olduğunu söyledi. İktidarın düştüğü hukuksuzluk çukurundan çıkmak için var gücüyle HSYK’yı şekillendirmeye çalıştığını anlattı. Büyükataman, “Öylesine bir hukuksuzluk içindeler ki, buradan çıkışı ancak kendilerine göre bir yargı dizaynında görüyorlar. Bunun olmayacağına dair işaretlerle yeni arayışlara giriyorlar. İstedikleri şekilde sonuç alamayacakları gördükleri HSYK seçimlerinin meşruiyetini tartışmaları akıl alır gibi değil. Halk oyuna kendilerinin sunduğu, yasasını kendilerinin hazırladığı HSYK’nın meşruiyetini tartışmaları aslında içinde bulundukları sıkıntının büyüklüğünü gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 23:00

Tekin: Ülkeyi eşkıyalara teslim etmeyeceğiz

AKP’nin HSYK seçimlerine yönelik müdahaleci söylemlerine bir tepki de anamuhalafet partisinden geldi.CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, AKP’li vekil Mahir Ünal’ın açıklamalarını eşkıyalık olarak değerlendirdi. CHP Muğla İl Başkanlığı ziyaretinde konuşan Tekin, yargı sistemini dizayn etmek isteyenler karşısında ilk önce yargı mensuplarının dik durması gerektiğini söyledi. Tekin, “Hâkimlere, savcılara buradan seslenmek istiyorum. Onurunuzu, haysiyetinizi koruyacaksanız bu eşkıyalara teslim olmayacaksınız. Eğer bu eşkıyalara teslim olursanız, sizi hâkim ve savcı saymayacağız. Hiç korkmayın, bu ülkeyi esaretten kurtarmak bizim namus borucumuz. Bizi darağacına da götürseler, bu ülkeyi bu eşkıyalara teslim etmeyeceğiz.” dedi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Metin Feyzioğlu ise her durumda ‘sandık’ diyen bir iktidarın ‘sandıktan çıkan iradeyi tanımayacağım’ demesini iktidarın kendisiyle çelişmesi olarak değerlendirdi. Feyzioğlu, “Biz hâkimler ve savcılar kurulu diye iki ayrı yapı öneriyoruz. Bugünkü yapıdan da hoşnut olmadığımızı dünkü yapıdan da şikâyetçi olduğumuzu açık yüreklilikle ortaya koyuyoruz. İktidarın zihninden geçen RTÜK modelidir. Çünkü siyasi iktidarın yargı bağımsızlığına inancı yoktur. Siyasi iktidarın talebi, kendine bağlı yargı yaratmaktır.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Eylül 2014 Cumartesi 01:48

Savaşa Öcalan değil biz karar veririz

Terör örgütü PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Cemil Bayık, hükümetin eylül ayı sonlarına kadar istedikleri adımları atmaması durumunda çözüm sürecinin biteceğini ve silahlı eylemlere tekrar başlayabilecekleri tehdidinde bulundu.Al Monitor’dan Amberin Zaman’a konuşan Cemil Bayık, AKP hükümetinin 18 aydır süren karşılıklı ateşkesin koşullarını ortadan kaldırdığını savundu. Bayık, “Biz ilan ettiğimiz ateşkese uyduk ama onlar uymadılar. Ve savaşı durdurmamızdan yararlanarak Rojava’da halkımıza karşı savaş başlattılar. Biz onlara süre verdik. Dedik ki: Eylül sonuna kadar adım atmazlarsa savaş yeniden başlar.” dedi. Bayık, “Savaş için Abdullah Öcalan’ın onayı gerekmiyor mu?” sorusuna “Savaşa biz karar veririz. Ateşkes bozma yetkisi bizde ve bizim yönetimimizde. Ama barışa, sürecin devamına önder Apo karar verir. Onun rolü farklı bizimki farklı. Birbirini tamamlayan roller.” karşılığını verdi. “Öcalan barışa devam derse siz savaşmaya karar veremeyeceğinize göre son söz Apo’nun o halde?” sorusu üzerine de şunları kaydetti: “Öcalan bizim önderimiz. Biz bir önderlik hareketiyiz. Önderimize bağlıyız. Ama Türkiye adım atmadan önderlik “hayır savaşmayın” nasıl diyecek ki? Diyemez. Dese bile savaşçılar bunu kabul etmezler. Biz savaşçıları zor tutuyoruz.” AKP’nin IŞİD’e destek verdiğini ileri süren Cemil Bayık, Türkiye’ye ait bir trenin IŞİD’in kontrolünde bulunan Tel Abyad’da cephane ve silah boşalttığını iddia etti. Bayık, 49 rehinenin serbest kalmasıyla IŞİD’in Kobani’ye saldırması arasında da bir bağlantı olduğunu savundu. Cemil Bayık, çözüm sürecinin devamı için gerekli somut adımları ise şöyle sıraladı: “Önderliğimizin şartlarının değişmesi gerekiyor. Bu koşullarda müzakere olmaz, süreç daha fazla ilerleyemez. 2. Üçüncü bir tarafın gözlemci olarak kabul edilmesi gerekiyor. Sivil toplumdan olabilir, parlamentodan olabilir, bir uluslararası güç veya kurum da olabilir. 3. Rojava’da DAİŞ’e (IŞİD için kullanılan pejoratif isim) verilen destek derhal kesilmelidir. Rojava barış sürecinin bir ayağı. Net.”Örgüte katılım 93’teki düzeyi aştıCemil Bayık’a PKK’nın gençlik yapılanmasının birçok okulu yaktığı hatırlatıldı. Bayık, bu soruya karşılık olarak gençlerin öfkesini gerekçe gösterdi. Örgüte katılımlar konusunda da çarpıcı rakamlar verdi. Bayık, “Gençlerde büyük bir öfke var. Biz bile bunları kontrol etmekte zorlanıyoruz. Okul yakmayın dediğimizde ‘Neden okullarımız kapanıyor?’ diyorlar. Büyük bir kopuş yaşanıyor. Son aydaki katılım düzeyi 93’teki katılım düzeyini aştı. 93’te ayda 1000’e yakın kişi katılırdı. Geçen ay 1.200 kişi katıldı.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 23:00

Çözüm sürecinde ne yapacağımızı biliyoruz

İçişleri Bakanı Efkan Ala, KCK’nın ‘çözüm sürecinin bittiğine dair’ açıklamalarını önemsemediklerini söyledi.AKP İl Başkanları Toplantısı için Parti Genel Merkezi’ne gelişi sırasında gazetecilerin konuya ilişkin sorusu üzerine Ala, “Biz açıklamalarla değil… Bizim kendimize ait haritamız var. Bizi yönlendirenlerin değil, bizim yönlendirmemizle çözüm süreci devam ediyor. Biz ne yapacağımızı, hangi zaman, hangi gün ne yapacağımızı biliyoruz. Önemli olan halkın desteğidir, halkın desteğinin önünde kimse duramaz. Halk da bu meselenin çözülmesini istiyor.” ifadelerini kullandı. Efkan Ala, IŞİD’in Kobani saldırıları sonrası Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin durumunu da değerlendirdi. Türkiye’ye sığınan Suriyeliler konusunda bir güvenlik sorunu olmadığını savunan Ala, “Sorun yaşanmadan bu kadar insanı Türkiye’ye aldık ve şu anda onlara, birinci günden itibaren de sıcak yemek verebilme imkânını sunduk. Bu, Türkiye için gurur verici bir durumdur. İçeride de her türlü güvenlik önlemini alıyoruz. Güvenlik sorunu yoktur, her türlü tedbir alınmıştır.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 23:00

Hasip Kaplan: Çözüm sürecinde sırat köprüsündeyiz

HDP Milletvekili Hasip Kaplan, çözüm sürecinde sırat köprüsünde olduklarını söyledi.Meclis önünde IŞİD’e karşı yapılan eylemde konuşan Kaplan, çözüm sürecine giden yolun Kobani’den geçtiğini dile getirdi. Kaplan, “Çözümün, barışın, özgürlüğün kazanmasının Kobani direnişinin kazanılmasından geçtiğini biliyoruz. Evvelsi gün hükümet yetkilileriyle görüşmeler yaptık, bunları sürdürüyoruz. Yarın da İmralı Adası’nda heyetimizin bir görüşmesi olacak. IŞİD gibi çağdışı bu topraklarda yaşamayan, farklı ülkelerden gelen, kadınları köle pazarında satan, İslam dinini ayaklar altına alan, camileri bombalayan bu güruha karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin Kobani halkına engel değil destek olma zamanı olduğunu ve çözüm süresinin bundan güç alacağını ifade etmek istiyoruz. İşte burada Türkiye saflarını belirlemek zorunda. Ya IŞİD’in yanında olacak ya da 40 milyon Kürt, Türkmen, Süryani ve Ezidi’lerin yanında olacak. Başka seçenek yoktur.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Eylül 2014 Cumartesi 01:23

CHP, başörtüsü tartışmasında olmayacak

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, CHP’nin bir daha türban tartışmalarının içerisinde olmayacağını söyledi.CNN Türk televizyonunda katıldığı haber programında gündeme ilişkin konuları değerlendiren Bekaroğlu, ortaöğretime getirilen başörtüsü serbestisi tartışmasına değindi. Geçtiğimiz günlerde CHP’li vekiller, AKP’nin başörtüsü üzerinden rant sağladığını gerekçe göstererek ortaöğretimdeki başörtüsü serbestini eleştirmişlerdi. Mehmet Bekaroğlu ise tartışmalara son noktayı koydu. Eğitimdeki sorunlara dikkat çeken Bekaroğlu, “Eğitimin bu kadar sıkıntısı varken, öğretmenlerin bu kadar derdi dururken, İstanbul’da 60-70 kişilik sınıflar varken hâlâ türban konusunun konuşulması talihsizliktir. CHP bir daha bu şekilde böyle bir tartışmanın içinde olmayacak. Bunun aracı olmayacaktır. Böyle bir tartışmaya da CHP girmeyecektir Ortaokullarda bir başörtüsü tartışmasını abes, saçma buluyorum. Türkiye buraya bir daha kilitlenmesin. Eğitimin kalitesini masaya yatırsınlar.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Eylül 2014 Cumartesi 01:23

Başörtüsü yasağını kaldıran düzenleme yürürlükte

Ortaöğretim Kurumlarında başörtüsü yasağını kaldıran yönetmelik değişikliği Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.Pazartesi günü yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, ortaöğretim kurumlarında başörtüsü yasağının kaldırılmasına kararlaştırıldığını açıklamıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışında bulunmasından dolayı yönetmelik değişikliği onun onayını beklemişti. Erdoğan’ın onaylamasının ardından değişiklik Resmi Gazete’de yayınlandı.Yeni düzenlemeyle, Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin altıncı fıkrası yürürlükten kaldırılırken, 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri değiştirildi. Öğrenciler okullarda yüzü açık bulunacak, siyasî sembol içeren simge, şekil ve yazıların yer aldığı fular, bere, şapka, çanta ve benzeri materyalleri kullanamayacak. Öğrenciler okula boyalı saçla ve makyajlı gelemeyecek. Öğrenciler pirsing takamayacak, sakal ve bıyık bırakamayacak. Okul öncesi ve ilkokullarda ise başı açık uygulaması devam edecek.Yapılan yönetmelik değişikliği şöyle: “d) Okullarda yüzü açık bulunur; siyasî sembol içeren simge, şekil ve yazıların yer aldığı fular, bere, şapka, çanta ve benzeri materyalleri kullanamaz; saç boyama, vücuda dövme ve makyaj yapamaz, pirsing takamaz, bıyık ve sakal bırakamaz,e) Okul öncesi eğitim kurumlarında ve ilkokullarda okul içinde baş açık bulunur.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

AKP'lilerin HSYK'yı tehdit etmesi, hükümetin gayrimeşruluğunun ispatıdır

AKP Grup Başkan Vekili Mahir Ünal’ın, HSYK seçimlerini iktidarın desteklediği Yargıda Birlik Platformu’nun kaybetmesi halinde sonucu ‘gayrimeşru’ sayacaklarına ilişkin açıklamasına muhalefet tepki gösterdi. CHP’li ve MHP’li vekiller, seçim sürecini meşru saymamanın Anayasa’yı ihlal anlamına geldiğini belirtti.AKP’li Mahir Ünal, 12 Ekim’de yapılacak HSYK seçimlerine ilişkin ilginç değerlendirmelerde bulundu. Hürriyet gazetesinin dünkü sayısında, ‘Kazanırlarsa gayrimeşru sayarız’ başlığıyla yayınlanan habere göre Ünal, “17-25 Aralık operasyonunu yapanlar, HSYK’da birtakım ittifaklarla yargıyı ele geçirmek istiyorlar. Bu seçimleri bir zümre kazanırsa biz de gereğini yaparız. Bu seçimleri gayrimeşru sayarız.” ifadelerini kullanıyordu. Ünal’ın açıklamasına göre, seçimlerin ‘meşru’ sayılma şartı seçimi iktidarın desteklediği Yargıda Birlik Platformu’nun kazanmasıydı. Skandal açıklamaya muhalefetin tepkisi sert oldu. CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay, AKP’nin 17 ve 25 Aralık operasyonlarını ‘darbe’ olarak niteleyip, bütün antidemokratik tutum ve söylemlerini bu darbeyi engellemeye dönük gibi göstermeye çalıştığını belirtti. Altay, “17 ve 25 Aralık, bir darbe değil, sonuçtur. Soruşturmayla ilgili tüm belgeler, kayıtlar ortada. İktidar diyor ki, ‘bana darbe yaptınız.’ O manzara yargı darbesi değil. Asıl şu anda yürütmenin yargıya darbesi söz konusu. Bu sözleri, Mahir Ünal’a yakıştıramadım. Bulunduğu görev itibarıyla, anayasa çerçevesinde işleyen bir süreci meşru saymamak, Anayasa’yı ihlaldir. ‘Sandıktan çıkan sonuç işimize gelirse milli irade, gelmezse gayrimeşru.’ Talihsiz sözler. HSYK seçimleri, Anayasa’ya göre yürümek zorunda.” ifadelerini kullandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ise, konuyu yazılı açıklamayla değerlendirdi. Tezcan, “Bu tutum, iktidarın gayrimeşruluğunun açık delilidir. Hakim ve savcıların kendi oylarıyla seçeceği kurulu meşru saymayan bir iktidarın anayasal, hukuksal ve siyasal meşruiyeti kalmamıştır. Anayasal düzenin meşruiyetini dinamitleyen bu tehlikeli tutum sahipleri unutmasınlar ki, böyle devam ederlerse halk, yok edilen meşruiyeti sokakta aramaya başlar. İktidar aklını başına alsın.” dedi.Diktatörlüğe doğru gidiyoruzMHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu, yargıya siyasi baskının kabul edilemeyeceğini söyledi. Halaçoğlu, “Siyaset hukukun üzerinde olmamalı. Orada bir seçim yapılıyorsa bu seçimde kim kazanıyorsa herkesin saygı duyması gerekir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, HSYK’ya 4 üye seçecek. Kendisi geçmişte suçlandı, birtakım isnatlarda bulunuldu, telefon görüşmeleri bilmem neler dendi. Peki kendisinin seçeceği üyelerin tarafgir olup olmayacağına nasıl karar vereceksiniz?” dedi. MHP Isparta Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi Süleyman Nevzat Korkmaz ise Ünal’ın açıklamalarının AKP zihniyetini göstermesi adına da ibretlik olduğunu belirtti. Korkmaz, “O zaman neden seçim yapılıyor? Anayasa’yı değiştirsinler. Anayasa’dan mahkemelerin bağımsız ve tarafsız yönündeki maddeleri kaldırsınlar. ‘Hakim ve savcılar hükümetin memurudur, güçler ayrılığına da gerek yoktur’ desinler. Türkiye Cumhuriyeti’nin adını da AKP devleti olarak değiştirsinler. AKP, bağımsız yargıdan rahatsız. Kendisine bağlı hakim ve savcılar olsun istiyor.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

CHP, 2015 seçimleri için seferberlik ilan etti

CHP, 2015 yılının Haziran ayında yapılacak olan genel seçimler için çalışmalarına başlıyor.Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı doğrultusunda, parti yöneticileri ile PM üyeleri ve milletvekilleri 81 ilde temaslarda bulunacak. CHP’nin bayram sonrasında meydanlara ineceğini belirten Genel Sekreter Gürsel Tekin, seçimlere ‘seferberlik’ taktiği ile çalışacaklarını söyledi. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Tekin, yurt gezilerinde birinci gündemlerinin dünya kamuoyunda ve yolsuzluk konusunda iç politikada yıpranan hükümet ile ilgili sorunlar olmayacağını, Anadolu’yu köy köy gezerek, vatandaşın sorunlarının çözüm yollarını içeren projelerini anlatacaklarını kaydetti. CHP’yi Anadolu’ya yanlış anlatan besleme medyanın ikiyüzlülüğünü vatandaşa anlatacaklarını dile getirdi. CHP’li vekil, şunları söyledi: “İşsizlik, yoksulluk ve çözüm yolları bizim seçim sürecinde birinci gündem maddemiz olacak. Sadece Kılıçdaroğlu değil tüm CHP kadroları, belediyelerimiz ve örgütlerimizle teyakkuzda olacağız. Vatandaşa ekonomi ile ilgili projelerimizi anlatacağız. Önümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını şekillendirecek bir seçim var. Bu seçim diğerleri gibi değil. Bütün muhalif güçleri bu gidişattan rahatsız olan yurttaşlarımızı CHP limanına bekliyoruz. Bu coğrafyada ayak basmadık yer bırakmayacağız.”HDP ile ittifak haberleri kurgudan ibaretGürsel Tekin, CHP’nin seçimlerde HDP ve bazı küçük partilerle ittifak yapacakları yönündeki haberleri yalanladı. CHP’nin sadece halkla ittifak yapacağını söyleyen Tekin, söz konusu haberlerin iktidara yakın yazarlar tarafından yapılmasını, algı operasyonunun bir işareti olarak değerlendirdi. CHP üzerinde komplo teorileri kurulduğunu belirtti. Tekin, “Medyada CHP’nin önümüzdeki seçimlerde HDP ile ittifak yapacağı haberleri yayılıyor. Yapılmak istenen CHP’ye dönük bir algı operasyonu sahneye koymaktır. İttifak haberlerinin gerçekle yakından uzaktan bir ilgisi yoktur. CHP’nin bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de müttefiki halk olacaktır, seçmen olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

Çözüm süreci ne Erbil’e ne de Kobani’ye sıkışmaz

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, çözüm sürecinin Kobani’de sıkıştığı yorumlarını ciddiye almadığını söyledi.Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları cevaplayan Çelik, HDP çevresinden yapılan, ‘Kobani düşerse süreç çöker’ açıklamalarına tepki gösterdi. Çelik, “Hiçbir şekilde ciddiye almam, yorumlamam. Biz Kobani’ye insani bir mesele olarak bakıyoruz. Orada kimsenin kendi özel siyasi projesini üretmesine izin vermeyiz. Kürt vatandaşlarımız bilsin, bu şekilde konuşanlar ne Kobani’de ne de sınırın bizim tarafımızda Kürt vatandaşlarımızın iyiliği ile ilgili hiçbir düşünceleri yok. Çözüm süreci ne Erbil’e sıkışır, ne Kobani’ye, ne Afrin’e ne de Haseke’ye sıkışır. Çözüm süreci milli bir süreçti, bu süreci tahrip eden vatandaştan karşılığını alır. Çözüm süreci şantaj süreci değildir. Çözüm süreci bir demokrasi sürecidir.” diye konuştu. “Türkiye, Kobani’ye nasıl bakıyor? Bir askeri yardım söz konusu olabilir mi?” sorusuna ise “Türkiye’nin sanki Suriye’deki Kürtlerin kazanımlarına karşıymış gibi gösterilmesi hele de bunun HDP’li milletvekilleri tarafından yapılması doğrusu çok ayıptır. Kürtlerin diğer gruplar gibi Suriye’de kazanımlarına karşı değiliz. Karşı olduğumuz, bu bölgelerde PYD’nin diğer Sünni grupları dışlayarak, diğer Kürt grupları dışlayarak fiili yönetim oluşturmasıdır. Bu kabul edilemez.” karşılığına verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

İmralı heyeti: Çözüm sürecinin geleceğini hükümetin Kobani politikası belirleyecek

Son bir hafta içinde önce Kandil’de KCK yetkilileri ile ardından Ankara’da hükümet ve devlet yetkilileriyle görüşen Halkların Demokratik Partisi (HDP) İmralı heyeti, yazılı açıklama yaparak sürecin geldiği nokta konusunda önemli mesajlar verdi.HDP Grup başkan vekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’den oluşan İmralı heyeti, başta Kobani olmak üzere bölgede yaşanan gelişmeler ve çözüm sürecinde müzakere aşamasına geçiş mekanizmalarının henüz kurulmamış olmasının süreçte ciddi bir zorlanmayı beraberinde getirdiğini bildirdi. Çözüm sürecinin devamı için iradî kararlılıktan hızlı somut adımlara geçilmesini isteyen HDP heyeti, tıkanıklıkların aşılması için önümüzdeki günlerin hayati bir öneme sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin Rojava’da yaşanan gelişmeler karşısında devreye koyduğu insani yardımların ötesinde, Kobani’deki katliam tehlikesinin bertaraf edilmesi için etkin bir tutum içerisinde olması gerektiğini savunan heyet, “Unutulmamalıdır ki Rojava’daki katliam girişimleri etkisiz kılınmazsa bu durum başta ülkemiz olmak üzere bütün bölgeyi yıllarca sürecek bir felaketin eşiğine getirecektir.” dedi. İmralı heyeti, bölgeden ve Kandil’den edindikleri bilgileri ve talepleri şu üç başlık altında hükümete bildirdiklerini ifade ederken bunları şöyle sıraladı: “Türkiye’nin Rojava politikası ve çözüm sürecine yansımaları, sekreterya ve izleme heyeti başta olmak üzere müzakere mekanizmalarının kurulması, yol haritasının taraflar arasında ortaklaşması, son haftalarda kitlesel demokratik gösterilere yönelik güvenlik güçleri tarafından yapılan orantısız müdahaleler ve asayiş uygulamalarının ortaya çıkardığı sorunlar.” HDP heyeti, özellikle Rojava’daki gelişmelerin normalleşmesinin, çözüm sürecinin yüklediği sorumlulukların yerine getirilmesiyle mümkün olduğuna işaret etti. Bunun için hükümetin politik tutumunu netleştirmesinin hayati önemde olduğunun altını çizdi. Hükümetin tutumunun sadece çözüm sürecinin geleceğini değil, aynı zamanda bölgesel barış, istikrar ve halkların demokratik geleceğini de belirleyecek temel faktörlerden birisi olduğuna dikkat çekti. İmralı heyeti, hafta sonunda İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan’la yapacakları görüşmeye de dikkat çekti. Öcalan’ın gerek Rojava’da yaşanan gelişmeler gerekse de sürecin seyriyle ilgili ortaya koyacağı yaklaşımın, bütün bölgenin geleceği açısından tarihsel bir öneme sahip olduğunu ileri sürdü.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

Taltif komedisini Meclis’e taşıdı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, emniyette başlatılan taltif soruşturmasıyla ilgili ortaya çıkan tartışmaları Meclis gündemine taşıdı.Tanrıkulu, hazırladığı soru önergesinde, usulsüz taltif verildiği iddiası ile yapılan idari soruşturmada hiçbir kusuru görülmeyen emniyet mensuplarının, gözaltına alınarak toplumda algı oluşturulduğuna işaret etti. Gezi olaylarından sonra dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından polislere taltif verilmesi için ‘Taltif komisyonunun özel gündemli’ toplandığı iddiasını hatırlattı. İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın cevaplaması talebiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi veren CHP’li vekil, şu soruların cevabını istedi: “Polislerin maaşlarının iyileştirilmesi yerine, motivasyonlarının artırılması için verilen taltif miktarının son AKP hükümetlerinde önemli oranda artırıldığı iddiası doğru mudur? Özellikle ‘Gezi olaylarından’ sonra bizzat eski Başbakan tarafından polislere taltif verilmesi için taltif komisyonu özel gündemli toplanmış mıdır? Medyada yer alan usulsüz taltif verildiği iddiası ile idari yönden hiçbir cezaya mahal olmadığı yönünde karar verilen polislere adli yönden gözaltı yapılarak operasyon yapılması toplumda algı oluşturmaya mı yöneliktir?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

Başımıza bir şey gelse sığınacak yerimiz yok

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, son dönemde insanlığın zor bir sınavdan geçtiğini söyledi.Suriye ve Irak’ta yaşanan insanlık dramını örnek gösteren Çelik, “Türkiye’nin başına bir şey gelse sığınacak yerimiz yok.” dedi. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) tarafından Bursa’da bir otelde düzenlenen programda konuşan Çelik, özeleştiri niteliğinde açıklamalarda bulundu. İnsanların yerinden yurdundan olup diğer ülkelere sığındığını belirten Bakan, “Herkes yerinden yurdundan oluyor, bu ülkeye sığınıyor. Allah korusun, bu ülkenin başına bir şey gelse bizim sığınacak bir yerimizin olmadığını hepimiz bilmeli ve adımlarımızı buna göre atmalıyız. Buna göre birlikte yaşamayı tesis etme konusunda üzerimize düşen neyse onu yerine getirmek zorundayız.” ifadelerini kullandı. Faruk Çelik isim vermeden sınırda görev yapan güvenlik güçlerine taş atan HDP milletvekillerini de eleştirdi. Herkesin aklını başına alması gerektiğini söyledi. Çelik, “Terör canımızı yakıyor. 30 yıldır can yakan bu terör belasından kurtulmak için Türkiye önemli mesafeler kat ediyor. İçeride ve dışarıda bütün terör faaliyetlerinin sona ermesi konusunda Türkiye elinden geleni yapmıştır.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

AKP'li Mahir Ünal yargıyı tehdit etti: Ne yapacağımızı görürsünüz

AK Parti Grup Başkan Vekili Mahir Ünal, skandal açıklamalarına yönelik tepkileri Meclis’te değerlendirdi.Gazetecilerin konuya ilişkin soruları üzerine Ünal, elinde hiçbir delil olmadan Camia’yı suçladı. Türkiye’de son iki yıldan beri Pensilvanya’nın iradesini temsil eden emniyette, yargıda, medyada yapılanmış bir grubun bu ülkenin seçilmiş, meşru hükümetini yıkmak için çaba sarf ettiğini savundu. Ardından, “TBMM bu milletin iradesinin tecelli ettiği yerdir. Burasının bu iradeye sessiz kalması ve bu iradenin yargıyı ele geçirmesine sessiz kalmasını bekleyemezsiniz.” ifadelerini kullandı. “Sessiz kalmamaktan kastınız nedir?” sorusuna, “TBMM üzerine düşeni yapar. Meclis, böyle bir örgütü ele geçirme eylemine sessiz kalamaz. Ne yapacağını o gün beraber görürüz.” karşılığını verdi. “Yeni bir anayasa değişikliği mi bekleyelim?” sorusunu ise, “Gereken neyse o yapılır! Bu seçimde biz taraf değiliz. ‘Biz bu seçimi kazanamazsak gayrimeşru ilan ederiz’ gibi bir ifade kullanmadım. Bir parlamenter olarak, milletin iradesi dışında bir iradeyi temsil eden paralel bir yapının yargıyı ele geçirmesi durumunda yasama organının nasıl bir tavır alacağını söyledim sadece.” sözleriyle cevapladı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

CHP, 10 TIR yardımı Suruç Belediyesi’ne teslim etti

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde sınırda bekleyen Suriyelilerle görüşen CHP heyeti, CHP’li belediyelerin kaynaklarıyla oluşturulan 10 TIR yardımı ihtiyaç sahiplerine dağıtmak üzere yetkililere teslim etti.IŞİD’in zulmünden kaçarak Türkiye’ye gelenlerin giriş yaptığı Yumurtalık köyüne de gelen CHP heyeti, Suriyelilerin geçiş yaptıktan sonra üst aramalarının yapıldığı kontrol noktasına gitti ve burada koordinasyonu sağlayan Şanlıurfa Vali Yardımcısı Ramazan Seçilmiş’ten bilgi aldı. CHP heyeti daha sonra AFAD’ın kurduğu mobil koordinasyon merkezinde, sınırdan geçenler için yürütülen çalışmaları inceledi. CHP Genel Başkan yardımcıları Veli Ağbaba, Mehmet Bekaroğlu, CHP Gaziantep Milletvekili Dr. Mehmet Şeker ve partililerden oluşan grup bölgede incelemelere bulundu. Heyetin çalışmaları hakkında bilgi veren CHP Gaziantep Milletvekili Dr. Mehmet Şeker, “IŞİD’in zulmünden kaçan insanların yaşadıklarını yerinde incelemek, eksiklikleri tespit etmek, bunlara çözüm sunmak üzere Suruç’ta bölge halkıyla, sınırdan geçiş yapan Suriyelilerle, bürokratlarla ve yerel yönetimle bir dizi temaslarda bulunduk. Bölgede yaşanan dram son buluncaya kadar CHP olarak bölgede olmaya, her türlü yardım ve katkıyı sunmaya devam edeceğiz.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

Abdullah Gül için Kayseri’de devlet mezarlığı yapılacak

Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mehmet Özhaseki, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, vefatı halinde mezarının memleketinde olmasını vasiyet ettiğini açıkladı.Bu nedenle kendisi için şehir mezarlığının girişinde devlet mezarlığı hazırlanacağını söyledi. Belediye çalışmalarını anlatmak amacıyla düzenlediği toplantıda, Özhaseki, “Allah gecinden versin. Sayın Cumhurbaşkanımız Gül, baba ocağı Kayseri’yi çok sevdiğini ve o nedenle mezarının burada olmasını istediğini söyledi. Onun bu sözleri üzerine Büyükşehir Belediye Meclisi’nden karar alıp, Şehir Mezarlığı’nın girişindeki taziye evinin hemen arkasındaki yeşil alanda devlet mezarlığı oluşturacağız.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 01:59

Bahçeli: Dil üzerinden estirilen fırtınanın amacı bölmektir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkçe'nin gönülleri ihya ettiğini belirterek, "Bundan rahatsız olanlar şimdilerde okul yakıyor, okul yıkıyor; 'ana dilde eğitim' diyerek için için Türkçe'ye düşmanlık yapıyor. Dil üzerinden estirilen fırtınanın maksadı eğitim ve öğretim konusundaki bir ihtiyacın sonucu değildir. Amaç; basbayağı milli emaneti, milli varlığı bölmek, parçalamak, küçücük yavrularımızın ümit ve heyecanlarını istismar etmektir" dedi.MHP lideri Bahçeli Twitter hesabı üzerinden 26 Eylül 1932'de toplanan 1'inci Dil Kurultayı'nın yıldönümünü ve Türk Dil Bayramı nedeniyle takipçileriyle paylaşımlarda bulundu. Takipçilerinin ve Türk milletinin Türk Dil Bayramını kutlayan Bahçeli, dilin; millet, vatan, medeniyettir, kültür, görülen düşlerin ve kutlu hedeflerin ana dinamiği olduğunu kaydetti.Türkçe'nin Türk milletinin dili ve gelecek ülküsü olduğunun altını çizen Bahçeli, Türkçe'nin herkesin iftiharı, tarih ve kültür nehrinin bereketli yatağı olduğunu kaydetti. Türkçe'nin herkesin duası olduğunu belirten Bahçeli, "Anlamasını bilenlere Türkçe Türk asırlarının tercümanı, Türklük şuurunun sözcüsü; sahiplenmesini bilenlere milli kimlik senedidir. Dilimiz susarsa tarihi yürüyüşümüz durur, dilimiz zayıflarsa iddialarımız söner, dilimiz kurur ve mahzunlaşırsa milletimiz kaybeder" dedi.-"AMAÇ, BASBAYAĞI MİLLİ EMANETİ, MİLLİ VARLIĞI BÖLMEKTİR"-Türkçe'nin yaşamış, yaşayan ve yaşama azminde olan canlı bir varlık olduğunu kaydeden Bahçeli, "Bunun şeref payesi de bizzat Türk milletindedir. Merhum Ömer Seyfettin, güzel söylemiş: Millet bir lisan konuşan, bir din, bir terbiye, bir eğitimle birbirine bağlı insanların mevcududur. Ve eklemiş: Siyasi hudutlar bir milleti asla ayıramaz. Onun için Türkçe konuşan herkes Türk milletinin ve Türklüğün doğal parçasıdır. Türkçe gönülleri ihya eder, vicdanları konuşturur, kalple beyin arasındaki duvarları indirir, önümüze yeni çığırlar açar. Bundan rahatsız olanlar şimdilerde okul yakıyor, okul yıkıyor; ana dilde eğitim diyerek için için Türkçe'ye düşmanlık yapıyor. Dil üzerinden estirilen fırtınanın maksadı eğitim ve öğretim konusundaki bir ihtiyacın sonucu değildir. Amaç; basbayağı milli emaneti, milli varlığı bölmek, parçalamak, küçücük yavrularımızın ümit ve heyecanlarını istismar etmektir" değerlendirmesinde bulundu.Yüzyıllar önce Araplara Türkçe'yi öğretmek için Divanü Lügati't-Türk'ü kaleme alan büyük düşünür Kaşgarlı Mahmut'un "Kedi yavrusu miyavlayarak doğar" sözünü hatırlatan Bahçeli, "Her değerimize düşman kesilenler kendi nesillerinin aklını çelmekle, kendilerine benzetmekle uğraşıyor. Yazıktır, günahtır ve buna da güçleri yetmeyecektir. Okul yakanın ne bu dünyada ne de ilahi makamda aklanması söz konusu olmayacaktır. Türkçe'nin gelişmesinde, zenginleşmesinde ve kıt'alara ulaşmasında emeği ve katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Türkçe sevdalısı aziz ecdadımızı hürmet ve hayranlıkla anıyor; hepsine Rabbim'den rahmet diliyorum. Kim ki Türkçe diyorsa, Dünya'ya Türkçe nazar ediyorsa, Türkçe'yi çağların ruhuna kazıma amacı güdüyorsa Allah onlardan razı olsun" dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Eylül 2014 Cuma 03:41

Tanal Kobani'ye gitti, yaşananları paylaştı: Annenin korkudan sütü kesilmiş

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve beraberindeki CHP heyeti Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde sınırda bekleyen Suriyelileriler görüştü. DBP'li Suruç Belediyesi'ni ziyaret ettikten sonra Mürşitpınar Sınır Kapısı'na giden CHP heyeti, daha sonra Kobani'ye geçti. Heyette bulunan, Tanal, Twitter adresinden bölgede yaşananları paylaştı. İşte Tanal'ın paylaştığı o izlenimler:- Kobani'ye gittik. Mürşitpınar kapısında saat 18 kadar Ambulans bekletiliyor. Gece ambulans bekletilmiyor. Gece yararlanan sabaha bekletiliyor. Kobani'de tıbbi anlamda, ilaca, sargı bezi, alçı ihtiyaç var. Sınır kapısında yararlıların mesai saati dışında ambulansla nakli yapılmıyor.- Savaş mesai saati dışında tatile etmiyor. Asıl saldırılar gece oluyor.Eğer Türkiye İşıd'e karşı ise eylemleri ile bunu hissettirmeli. Acilen Kobani'de ambargo kaldırılmalı,yiyecek ve giyecek satışına,yardımına izin verilmelidir.- Sınırda telef olan/olacak olan hayvanlar hastalıklı durumları incelenmeli sağlıklı hayvanlar Et-Balık kurumu tarafından satın alınmalı!- Konaklanan çadırlarda ishal yaygın, göz ağrıları yaygın. Tedavi için Gönül'ü yeryüzü doktorlar STK tedavi yapıyor. Resmi doktor ve tedavi yok çadırlarda. Her gün çorba,makarna ve pilav veriliyor.Beslenme bozukluğu nedeni ile ishal ve diğer sebeplerle çoğu sığınmacı hasta.- Çadırlar büyük. Aralarında bölme yok. Birbirini tanımayan 10 veya 8 aile aynı yerde kalıyor. Aile mahremiyetine saygı gösterilmiyor. Çadırın içinde elektrik yok. Sürekli karanlıkta kalıyorlar. Sığınmacılar kaçtıkları elbise ile duruyorlar. Bu konuda çok mağdurlar. Tuvaletlerde sabun yok. Toz,toprak içindeler ve yıkanacak ortamları yok Kobani'de.- İŞİD belası yok edilmesi halinde Kobani'ye dönmek istiyorlar. Kobani'de kadınlar,yaşlılar ve çocuklar Türkiye geliyor ve diğer gençler ve erkekler Kobani'ye savaşmaya geri dönüyor. Kobani'de İşıd belasından kaçanları gezdiğimiz çadır kentte insanlar yerde battaniye üzerinde yatıyorlar. Battaniyeleri de kendileri getirmiş.- İktidarın kardeşlik duygusuna ilişkin sözlerine inanmamız için Kobani sınırında ambargo kaldırmalı,aksi takdirde katliamın suç ortağı olur. Kobani'de sadece Kürtler yok. Türkmenler var, Kürtler var, Araplar var ve değişik dinlere mensup insanlar var. Kobanili savaşa karşı olduğunu söylüyor. Ancak vatanlarını savunmak için IŞİD çetesine karşı savunmayı yapmak üzere savaştığını söylüyor.- Herkes şunu bilmeli ki; Musul'u bir günde alan IŞİD terör örgütü Kobani'yi alamayacak. Çünkü 7'den 70 herkes savunmad, savunma bilinci var. Bu sığınmacılar sınırda araçları, hayvanları ile birlikte bekliyorlar. Türkiye araçlı geçişe izin vermiyor.- Değerli kardeşlerim; Esad'ın zulmünden kaçanlara Türkiye tüm sınırlarında araçlı geçişe izin verdi.İşıd'en kaçanlara araçlı geçiş yasak!!!- Insanlar herşeyini kaybetmiş sınıra gelen sığınmacıları araçları ile alınmış olsa idi; Türkiye'deki yaşamı:adaptasyon süreci rahat olurdu.- Burda size yazdıklarımı sırası ile İçişleri bakanına, Şanlıurfa Valisi'ne/Suruç Kaymakamına iletim.Olumlu cevap vermiyorlar. Halk bilmeli.- Çocuğunu emziren bir kadın IŞİD terör örgütün top sesleri ve kafa kesmesi nedeni ile korkudan anne sütü kesilmiş çocuğuna süt veremiyor.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Salı
Gün
25°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:38%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:06
Gece
11°C
Rüzgar hızı:21 km/h
Rüzgar yönü:21° KKD
Nem Oranı:68%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:56
Çarşamba
Gün
Güneşli
27°C
Güneşli
Rüzgar hızı:16 km/h
Rüzgar yönü:16° KKD
Nem Oranı:48%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:06
Gece
12°C
Rüzgar hızı:22 km/h
Rüzgar yönü:22° KKD
Nem Oranı:62%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:56
Perşembe
Gün
Güneşli
27°C
Güneşli
Rüzgar hızı:22 km/h
Rüzgar yönü:22° KKD
Nem Oranı:47%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:06
Gece
13°C
Rüzgar hızı:12 km/h
Rüzgar yönü:12° KKD
Nem Oranı:72%
Yağış:10%
Gün Batımı:18:56
Cuma
Gün
26°C
Rüzgar hızı:14 km/h
Rüzgar yönü:14° KKD
Nem Oranı:60%
Yağış:10%
Gün Doğumu:07:06
Gece
Açık
12°C
Açık
Rüzgar hızı:10 km/h
Rüzgar yönü:10° K
Nem Oranı:76%
Yağış:10%
Gün Batımı:18:56
Cumartesi
Gün
Güneşli
25°C
Güneşli
Rüzgar hızı:10 km/h
Rüzgar yönü:10° K
Nem Oranı:61%
Yağış:10%
Gün Doğumu:07:06
Gece
12°C
Rüzgar hızı:9 km/h
Rüzgar yönü:9° K
Nem Oranı:75%
Yağış:10%
Gün Batımı:18:56
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
30 Eylül 2014 Salı 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Salı
Gün
20°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:56%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:59
Gece
15°C
Rüzgar hızı:61 km/h
Rüzgar yönü:61° DKD
Nem Oranı:68%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:48
Çarşamba
Gün
Güneşli
22°C
Güneşli
Rüzgar hızı:52 km/h
Rüzgar yönü:52° KD
Nem Oranı:62%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:59
Gece
16°C
Rüzgar hızı:55 km/h
Rüzgar yönü:55° KD
Nem Oranı:77%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:48
Perşembe
Gün
21°C
Rüzgar hızı:48 km/h
Rüzgar yönü:48° KD
Nem Oranı:71%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:59
Gece
16°C
Rüzgar hızı:51 km/h
Rüzgar yönü:51° KD
Nem Oranı:78%
Yağış:10%
Gün Batımı:18:48
Cuma
Gün
18°C
Rüzgar hızı:38 km/h
Rüzgar yönü:38° KD
Nem Oranı:73%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:59
Gece
15°C
Rüzgar hızı:40 km/h
Rüzgar yönü:40° KD
Nem Oranı:70%
Yağış:10%
Gün Batımı:18:48
Cumartesi
Gün
18°C
Rüzgar hızı:34 km/h
Rüzgar yönü:34° KD
Nem Oranı:64%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:59
Gece
Parçalı Bulutlu
15°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:47 km/h
Rüzgar yönü:47° KD
Nem Oranı:76%
Yağış:10%
Gün Batımı:18:48
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
30 Eylül 2014 Salı 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Salı
Gün
18°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:36%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:43
Gece
6°C
Rüzgar hızı:115 km/h
Rüzgar yönü:115° DGD
Nem Oranı:54%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:33
Çarşamba
Gün
Güneşli
21°C
Güneşli
Rüzgar hızı:356 km/h
Rüzgar yönü:356° K
Nem Oranı:40%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:43
Gece
7°C
Rüzgar hızı:41 km/h
Rüzgar yönü:41° KD
Nem Oranı:62%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:33
Perşembe
Gün
Güneşli
21°C
Güneşli
Rüzgar hızı:66 km/h
Rüzgar yönü:66° DKD
Nem Oranı:45%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:43
Gece
7°C
Rüzgar hızı:72 km/h
Rüzgar yönü:72° DKD
Nem Oranı:73%
Yağış:10%
Gün Batımı:18:33
Cuma
Gün
Güneşli
20°C
Güneşli
Rüzgar hızı:63 km/h
Rüzgar yönü:63° DKD
Nem Oranı:61%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:43
Gece
Açık
8°C
Açık
Rüzgar hızı:89 km/h
Rüzgar yönü:89° D
Nem Oranı:71%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:33
Cumartesi
Gün
21°C
Rüzgar hızı:274 km/h
Rüzgar yönü:274° B
Nem Oranı:55%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:43
Gece
8°C
Rüzgar hızı:22 km/h
Rüzgar yönü:22° KKD
Nem Oranı:68%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:33
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
30 Eylül 2014 Salı 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri