20 Ekim 2014 Pazartesi 12:45

Gaffar Yakın: Cemaati, ‘dindar’ Erdoğan eliyle bitirmeye çalışıyorlar

Eski DSP Afyon Milletvekili Gaffar Yakın, eskiden beri Cemaat’i bitirmek isteyen derin yapının AKP ile ittifak kurduğunu söyledi. “Bu mihraklar bugüne kadar yapamadıklarını ‘dindar’ Erdoğan sayesinde kolaylıkla yapmaktadırlar.” dedi.Araştırmacı yazar Gaffar Yakın, 1990’lı yıllar Türk siyasetinin tanınmış simalarından. ANAP’ta başladığı siyasi yaşamına DSP ile devam etmiş ve Yeni Türkiye Partisi ile aktif politikayı noktalamıştı. Yakın’ın birçok arkadaşı bugün AKP’nin tepe noktalarında siyasete devam ediyor. Ancak yine de iktidar partisine eleştirilerini sıralamaktan çekinmeyen eski milletvekili, özellikle Hizmet’e yapılanlara mesafeli duruyor. AKP’nin Cemaat’i tasfiye kararının ‘mutlak iktidara’ kavuştuğu 2010 referandumu ve 2011 seçimlerine dayandığı görüşünde. Artık Cemaat’e ihtiyacı kalmadığına inanan dönemin Başbakanı Erdoğan’ın, Hizmet’i bitirmek üzere harekete geçtiğini anlatıyor. Bunun için de bazı çevrelerden destek aldığına işaret ederek, “Türkiye’de hangi mihrakların onlarca senedir Cemaat’i yok etmek için elinden geleni yaptığı malumdur. Bu mihraklar bugüne kadar yapamadıklarını ‘dindar’ Erdoğan sayesinde kolaylıkla yapmaktadırlar. AKP, hiçbir merkez veya sol iktidarın yapmaya cesaret edemeyeceği, ‘cemaati yok etme’ misyonuna soyunmuştur. Sayın Erdoğan, Cemaat’in yok edilmesi konusunda fikir aldığı çevreler ‘Mali kaynaklarını kurutun’ önerisini yaptıkları için önce dershanelere, sonra da sırasıyla finans kurumuna, yardım teşekküllerine ve Cemaat’e yardımda bulunan kişi ya da kuruluşlara saldırmıştır. Bu doğrultudaki saldırılar artarak devam edecek görünüyor. Çünkü ya bazı yeni yakın çalışma arkadaşları tarafından Cemaat’in kendisine düşmanlık ettiğine tedricen ve planlı bir şekilde inandırılmıştır ya da kendisini kuşatan bazı çevrelerce bunu yapmaya mahkum edilmiştir.” diyor.HİZMET’İ YOK ETMEYE ÇALIŞMAK İHANETTİREski DSP Afyon Milletvekili Yakın, Türkiye’deki tüm tarafların ‘Cemaat gerçeğini’ tüm yönleri ile irdelemek zorunda olduğunu anlatıyor. Sebebini ise, “Çünkü Cemaat artık Türkiye’nin omurgasını oluşturan yapılardan biridir. Müesses nizamın unsurlarından birisidir, Türkiye’nin zenginliğidir. Anadolu insanımızın gayreti, emeği, parası, duası ile tüm dünyada bugünkü konuma ulaşan bir Hizmet’i engellemeye, yok etmeye çalışmak milletimize, devletimize, Türk-İslam alemine ve tüm insanlığa ihanettir. İslam tarihinde ve dünya tarihinde bugüne kadar eşi benzeri gözükmeyen bir boyuta ve güzelliğe ulaşmış bu Hareket’in varsa bir eksiği, yanlışı onu düzeltmek hepimizin borcudur ama hiç kimsenin bu Hizmet’i torpillemeye hakkı yoktur. Bu hareketi Erzurum’un küçük bir köyünden tüm dünyaya yayan Kudret, mutlaka eserine sahip çıkacak ve nurunu tamamlayacaktır.” sözleriyle izah ediyor. Gaffar Yakın, devletin tüm istihbarat kaynaklarına sahip olan iktidarın 10 aydır iddialarına ilişkin tek bir belge bile ortaya koyamadığının altını özellikle çiziyor.Çözüm süreci PKK’nın lehine işliyorGaffar Yakın’ın sürece ilişkin değerlendirmeleri ise şöyle: “Çözüm sürecinde hükümet arzu ettiği siyasi hedeflere ulaşmıştır, yani mahalli ve cumhurbaşkanı seçimini kazanmıştır. Fakat PKK da bu süreçte Türkiye ve Suriye’de kalıcı çok ciddi sonuçlar elde etmiştir. Çözüm süreci şu anda daha çok PKK’nın lehine işlemektedir. Belediyeler vasıtasıyla ‘kurtarılmış bölgeler’ oluşturmakta ve bölge halkını daha sıkı kontrolleri altına almaktadırlar. Hükümet için gerçek başarı PKK’yı tamamen silahtan arındırmak ve Kuzey Irak’taki PKK kamplarını kapatmak olmalıdır. Fakat bugün Doğu illerimizde PKK mensuplarının varlığını gazetelerden ve bölgeden gelen insanlardan öğreniyoruz. Paralel devlet arayanlar oralara baksınlar.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Ekim 2014 Pazartesi 01:39

AKP milleti oyalıyor, ‘akil adamlar’ sonuç vermez

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘Akil İnsanlar Heyeti’yle görüşmenin sonuç vermeyeceğini söyledi. Bahçeli, “63 boş insan, Sayın Başbakan tarafından istismar edilmektedir. Bunlar oyalama taktikleri.” dedi.MHP lideri, Antalya’nın Manavgat ilçesinde belediye başkanları toplantısının ardından Kemer ilçesine geçti. Burada partisinin Kemer Belediye Başkanlığı tarafından yaptırılan kapalı spor salonunun açılışını yapan Bahçeli, partililere de seslendi. Kobani’deki çatışmalar bahane edilerek Türkiye genelinde yaşanan sokak eylemlerine değindi. Bahçeli, “Okullar yakılıyor, kaymakamlık, emniyet binaları, basılıyor, tahribat yapılıyor, bayrak indiriliyor, Atatürk büstleri yerlerde süründürülüyor. Hiçbir kimseye ödün vermeden, bu eylemlerde bulunanların kökünün kazınması lazım.” dedi. Buradan Kemer Belediyesi Göynük ek hizmet binasına geçen Bahçeli, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. Bir gazetecinin Başbakan Davutoğlu’nun ‘Akil İnsanlar’la yaptığı toplantıyı sorması üzerine Bahçeli, “63’lükleri kastediyorsunuz değil mi? Akil insanlar toplantısı hiçbir sonuç vermemiştir. 63 boş insan, oyalanmak için Sayın Başbakan tarafından istismar edilmektedir. Daha önce Sayın Recep Tayyip Erdoğan bey aynı yerde, aynı toplantıyı yapıyordu. Şimdi de Sayın Davutoğlu aynı yerde aynı toplantıyı yapıyor. Bir sonuç vereceği yok. Bunlar oyalama taktikleri. Türkiye’nin bunlara harcayacağı zamanı yok. Bunlara da ihtiyacı yok.” ifadelerini kullandı. Erken seçim tartışmalarının hatırlatılması üzerine, partilerinin herhangi bir zamanda yapılacak seçimlere hazır olduğunu belirtti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Ekim 2014 Pazartesi 01:31

‘Yetim hakkı yiyenler, kendi pisliklerinde boğulur’

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, 17 Aralık soruşturmasına takipsizlik verilmesinin ‘yargısal bir süreç’ olmadığını belirterek karara tepki gösterdi.Vural, “Takipsizlik kararı sonrası istifa ettirilen bakanlar da kabineye yeniden alınacak mıdır? O dosya bugün olmazsa yarın mutlaka açılır. Unutulmasın ki, gün olur devran döner, adalet yerini bulur, yetim hakkı yiyenler kendi pisliklerinde boğulur.” dedi. MHP’li Vural, Twitter üzerinden açıklamalar yaptı. Yolsuzluk soruşturmasına verilen takipsizlik kararını ‘haram paracıları yargılanmaktan kaçırma operasyonu’ olarak niteledi. Kararın siyasi sürecin ortaya koyduğu bir sonuç olduğunu aktardı. Şu ifadeleri kullandı: “Bu takipsizlik sonrası 700 binlik saatler, çikolata kutuları, ayakkabı kutuları ve içindeki milyon dolarlar sahiplerine iade edilecek midir? Bu takipsizlik sonrası ‘memurun parasını peşin vereceksin’ diyen Reza, dönemin başbakanının ‘makul hayırseveri’ olarak mı anılacaktır? Bu takipsizlik kararı sonrası rüşvetçiler, sıfırcılar, ‘Alo Fatih’ler’, iktidar sahipleri yataklarında rahat uyuyabilecek midir? Bu takipsizlik kararı sonrası istifa ettirilen bakanlar da kabineye yeniden alınacak mıdır? Unutulmamalıdır ki, dünyevi ve İlahi adalet er geç yerini bulacaktır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 22:59

Hukuksuzluğun sınırı yok, AK Parti boğuluyor

AKP’nin kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat, bir dönem genel başkan yardımcılığı görevini yürüttüğü eski partisinin geldiği noktayı, “Hayat kırıklığı yaşıyorum.” sözleriyle özetledi.Cihan Haber Ajansı’na Fırat, yola, ‘ak olmanın’ ideali ile çıktıklarını ancak gelinen noktada birçok ilkeden vazgeçilmiş olduğunu kaydetti. Son yargı paketiyle ilgili değerlendirmelerde bulunurken ‘hukuksuzluğun sınırının olmadığını’ söyleyen Fırat, “Bu başlangıçtır. Siz şiddete, hukuksuzluğa yönelirseniz bunun sınırı yoktur. Bu yetmez, daha şedit bir kanun getirirsiniz. Yani bunu 1990’lı yıllarda yaşadık. ‘Yardım, yataklık’ dediler on binlerce insanı hapse soktular. Terörle mücadele yasaları durmadan artırıldı.” ifadelerini kullandı. AK Parti’nin Meclis’te elinde tuttuğu çoğunluğa dikkat çekerek yargının da denetim altına alınmasıyla otoriterleşmenin oligarşik bir yapıya dönüşebileceğini, sonunda da diktatörlüğe doğru gidebileceğinden söz eden Fırat, “Siyasi tarihi biraz karıştırırsanız bunun örneklerini çok görürsünüz. Peronizm, Chavez aynıdır. Hitler’e baktığınız zaman hepsi bu yoldan gelmiştir. Hiçbir anayasal sistemde idare hem yasamayı hem de yargıyı kontrol edemez. Üç gücün tek bir yerde toplanması; bunlara demokrasi demek mümkün değil. Türkiye, otoriter bir yapıda şu anda.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Ekim 2014 Pazartesi 00:07

Başbakan Ahmet Davutoğlu: Silahlı unsurların çekilmediğini biliyorduk ama deklare etmedik

Başbakan Ahmet Davutoğlu, iktidarın Kobani’ye yönelik eleştirilen tavrının sebebini ‘çözüm sürecine’ bağladı. Davutoğlu, “Çok az silahlı unsurun çekildiğini biliyorduk ama çözüm süreci zarar görmesin diye deklare etmedik. Sonra açıkladık. Bu süreç tamamlansaydı bizim de Kobani’ye, PYD’ye bakışımız farklı olurdu.” diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dolmabahçe Başbakanlık Çalışma Ofisi’ndeki Akil İnsanlar Heyeti üyeleriyle bir araya geldi. Oral Çalışlar, Etyen Mahçupyan, Can Paker, Muhsin Kızılkaya, Hülya Koçyiğit ve Kadir İnanır toplantı için çalışma ofisine gelen ilk gelen isimler oldu. Toplantıya, Lale Mansur, Baskın Oran, Hilal Kaplan, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Murat Belge, Yılmaz Erdoğan, Ergün Atalay, Cemal Uşşak, Şemsi Bayraktar, Kürşat Bumin, Yücel Sayman gibi isimler ise katılmadı. Toplantı, Başbakan Davutoğlu’nun konuşmasıyla başladı. Akil İnsanların raporlarının demokratikleşme paketinde yer aldığını anlattı. Davutoğlu, “Çözüm sürecinin iki temel unsuru tarihdaşlık ve vatandaşlıktır. Çözüm sürecinin üç karakterine dikkat çekmek isterim: Çözüm süreci millidir, yerlidir, özgündür. Çözüm süreci, bir tarafı ikna süreci değildir. Böyle bir ikna borcumuz da yok. Milleti ikna çabamız var. Çok az silahlı unsurun çekildiğini biliyorduk ama çözüm süreci zarar görmesin diye deklare etmedik. Sonra açıkladık. Bu süreç tamamlansaydı bizim de Kobani’ye, PYD’ye bakışımız farklı olurdu.” dedi. FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER İŞLENİYOR Son sokak eylemlerinden HDP’yi sorumlu tuttu. Atılan tweetleri hatırlatan Davutoğlu, “6-7 Ekim’de şiddetin, gaspın, cinayetin her türlüsü işlendi. ‘Biz şiddet çağrısı yapmadık’ deniyor. ‘Herkes silahlansın’ tweeti atan kimlerle bağlantılı. Şu anda da failli meçhuller var. Ama bunlar JİTEM gibi yerler tarafından değil kimliğini gizleyenler tarafından yapılıyor. Yasin Börü’yü kim öldürdü?” ifadelerini kullandı. Ahmet Davutoglu, ardından çözüm sürecinde kararlılık mesajı verdi: “Ne zaman çözüm sürecinde yol alsak şu veya bu oluyor ve ortalık karışıyor. Birileri puslu havayı seviyor. Görevimiz puslu havayı dağıtmak. Bu noktada Akil İnsanlar Heyeti’nin yardımına ihtiyacımız var. Çözüm sürecindeki kararlılığımızda en ufak bir değişiklik yok. Çözüm süreci kamu düzeninin alternatifi değildir. Birileri ‘devlet operasyon yapmasın ama biz şehrin kenarlarında çadırlar kurup insanları hesaba çekelim, haraç toplayalım ve yavaş yavaş var olan hukuk düzenini aşındırarak kendi kafamızdaki düzene gitmeye başlayalım’ derse o çözüm süreci değildir.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 22:59

İktidarı uyardı: Yanlış yoldasınız, Türkiye bölünmeye gidiyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, ülkenin bölünmeye doğru gittiğini söyledi.Kamalak, hükümetin yanlış uygulamaları yüzünden ülkenin yangın yerine döndüğünü belirterek, “Buradan iktidar partisini uyarıyorum. Yanlış yoldasınız.” ifadelerini kullandı. SP lideri, partisinin İzmir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘5. Olağan İl Kongresi’nde partililere seslendi. AKP’nin, 13 yıllık iktidarında, çözüm yerine çözümsüzlük üzerine politikalar güttüğünü anlattı. 2 Ekim’de Meclis’te kabul edilen ve Türk askerlerinin yabancı ülkelere asker gönderebilmesine izin veren tezkereyi eleştiren Kamalak, yabancı askerlerin Türkiye’ye girişine izin verilmesine de tepki gösterdi: “Ey o tezkereye kabul oyu veren milletvekilleri, hangi ülkelere asker göndereceksiniz? Mehmetçiği hangi ülkelere göndereceksiniz? İslam ülkelerine değil mi? Suriye ve Irak’a değil mi? Niçin? Savaşmak üzere. Yani Müslümanları öldürsün diye öyle mi? Tabii başka ne için gönderecekti. İyi de oraların karıştırılmasında ey iktidar partisi senin büyük vebalin vardır, büyük günahın vardır. Bugün Allah aşkına bu iktidarın Suriye politikasını doğru bulan içinizde bir tek kişi var mı?"

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 22:59

Parti devleti kuruluyor, 28 Şubat yeniden yaşanmamalı

BBP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı yazar Hakkı Öznur, ülkede parti devleti oluşturulduğunu söyledi.AKP’nin 28 Şubatçıların kirli yol ve yöntemlerini uyguladığını belirten Öznur, “Türkiye’de gerçek paralel devlet olan KCK görmezlikten geliniyor. İleri demokrasi yerine geriye giden ülke durumuna geldik.” dedi. Kayseri’deki kitap fuarında okurlarıyla buluşan Öznur, Meclis’e getirilen yasal düzenlemelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Temel hak ve hürriyetlere saygılı olunması gerektiğini vurgulayan Öznur, “28 Şubat tablosuyla karşı karşıyayız. 28 Şubat’ta askeri vesayet vardı, şimdi de MİT ve parti vesayeti vardır. Demokratik hukuk devletinde bu olmaz. Şu an AKP, 28 Şubatçıların kirli yol ve yöntemlerini uyguluyor. Türkiye 28 Şubatlar yaşamamalı. Yenileri yaşanmamalı.” ifadelerini kullandı. 28 Şubat’ta Genelkurmay ve Batı Çalışma Grubu ile ilişkili bir medya olduğunu söyleyen Öznur, şimdi ise parti devletiyle irtibatlı medya olduğunu bildirdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 22:59

PKK’dan hükümete mesaj: Söz değil, somut adım istiyoruz

Çözüm sürecinde İmralı’da tutuklu bulunan terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile örgütün üst düzey yöneticileri arasında iletişimi sağlayan HDP yöneticileri, önceki gün Kandil’de yeni bir görüşme gerçekleştirdi. Kandil’deki HDP-PKK zirvesinden, ‘söz değil, adım istiyoruz’ mesajı çıktı.HDP Grup başkan vekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’den oluşan HDP heyeti, toplantıda; çözüm süreci ve Kobani başta olmak üzere Ortadoğu’daki gelişmeler ile hükümetin bu gelişmelere yönelik tutumunun değerlendirildiğini bildirdi. HDP’liler, örgüt yöneticilerinin, hükümetin somut adımları dışında hiçbir tavrı kabul etmeyeceklerini söyledi. Yapılan açıklamada, “Müzakereye geçiş açısından sözün bittiğine dikkat çeken KCK’lı yetkililer, atılacak pratik adımlara karşı pratik tutumların gelişeceğini belirterek, ‘Somut adımın şekillenmediği hiçbir tavrı hareketimiz ve halkımız kabul etmeyecektir.’ uyarısında bulundular. KCK’lı yetkililer, ‘Müzakereye geçilmesi durumunda önderliğimizin başlatmış olduğu ve büyük bir özveriyle bugüne getirdiği süreçle ilgili bugüne kadar göstermiş olduğumuz duyarlı tutumun devam edeceğinin kamuoyu tarafından bilinmesi gerekir.’ dediler. KCK’lı yetkililer, hükümet tarafından devreye konacağı söylenen güvenlik yasasının ise asla kabul edilemeyeceğini ifade ettiler.” ifadelerine yer verildi. Ayrıca KCK yetkililerinin ‘hükümetin süreçle ilgili oyalama tavrının devam ettiğini, müzakereye geçiş mekanizmalarının halen kurulmadığını, bu konuda kendilerinin ve demokratik çevrelerin tüm çağrılarına rağmen bu politikalarda bir değişiklik olmadığını’ dedikleri bildirildi. Heyet, Ankara’da yapılan temaslarda hükümet yetkililerinden alınan yol haritası taslağını da KCK’lı yöneticilere iletti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 23:16

İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya cevap verdi: Öcalan’a villa tahsis edecek halimiz yok!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önceki gün ‘Öcalan’ın şartlarının iyileştirilebileceğini’ açıklayan İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya cevap verdi. Kendi iktidarları döneminde Öcalan’ın şartlarının düzeltilmesi için yapılması gereken her şeyi yaptıklarını anlatan Erdoğan, “Herhalde kalkıp özel villa tahsis edilecek hal yok!” diye konuştu. Cumhurbaşkanı, Afganistan’dan İstanbul’a dönüşü sırasında uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. Türkiye’nin Kobani için gerekeni yaptığını savunan Erdoğan, IŞİD’e karşı PYD’ye silah desteği verilmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Çözüm süreci ve Öcalan’ın durumunun iyileştirilmesiyle ilgili bir soru üzerine ise, “Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olmuş bir insan var. İnsani şartların iyileştirilmesine yönelik yapılması gereken her şeyi bu devlet yapmıştır. Bundan daha ilerisi zaten olamaz. Herhalde kalkıp özel villa tahsis edilecek hal yok. Şu anda orada 2 odası var, televizyonu var… Bizim iktidarımız döneminde bunları verdik. Başmüzakereci, vesaire gibi böyle bir şey. Bunlar çok büyük tehlike. İstihbarat Müsteşarımız gidiyor, zaten kendisiyle görüşüyor. Ne kadar genişletilecekse zaten genişletilmiş, imkan her şey verilmiş. Sağlık noktasında tedavi falan her şey aksatılmadan yapılıyor.” ifadelerini kullandı. Öcalan’ın başka bir cezaevine nakledilmesi iddialarıyla ilgili olarak, “Onun sıkıntıları başkadır. Orası cezaevi değil dikkat ederseniz.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 22:59

‘Makul şüphe’ Meclis gündemine taşındı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, AKP’nin getirdiği yeni yargı paketinde yer alan ‘makul şüphe’ tanımını Meclis gündemine taşıdı.CHP’li vekil, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde yargı paketinde yer alan ‘makul şüphe’nin kriterlerini ve polisin makul şüpheyi nasıl uygulayacağını sordu. Düzenleme hakkında bilgilendirme yapılması gerektiğini belirten Tanrıkulu, Davutoğlu’na şu soruları yöneltti: “Türkiye’de şüphelilerin tutuklu yargılanması mı esas olacaktır? Polis memurlarının yetkisini kötüye kullanması sonucu oluşacak mağduriyetlerin tespit edilmesini, cezalandırılmasını kim ya da kimler yapacaktır? Hükümeti protesto gösteri ve yürüyüşlerinde, polise silah kullanma yetkisi tanınacak mıdır? Valiliklerin, kaymakamlıkların yetkilerinin genişletilmesinin amacı nedir?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 23:30

Erdoğan, Obama ile IŞİD’le mücadelede mutabık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,Kabil'den İstanbul'a dönüşünden sonra ABD Başkanı Barack Obama ile bir telefon görüşmesi yaptı.Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan yazılı duyuruda, IŞİD’in ilerleyişini durdurmaya yönelik alınabilecek önlemler ve Kobani dahil olmak üzere Suriye meselesi ele alındı. Görüşmede, yaklaşık 180 bin Kobanilinin de aralarında bulunduğu 1,5 milyonu aşkın Suriyeliye kucak açan Türkiye’nin, bu insanlara yaptığı yardımlara da değinildi. Erdoğan ve Obama, IŞİD’e karşı ortak mücadeleyi güçlendirmek için yakın işbirliği yapmayı sürdürme konusunda mutabık kaldı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Ekim 2014 Pazartesi 12:27

CHP'li Tanal: 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvetle Mücadele Günü ilan edilsin

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, 17 Aralık gününün "Yolsuzluk ve Rüşvetle Mücadele Günü" ilan edilmesi için kanun teklifi verdi. Teklife göre 17 Aralık günü Yolsuzluk ve Rüşvetle Mücadele Günü olarak resmi tatil ilan edilecek.Tanal, Bayram ve Genel Tatiller Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığına sundu.Teklifin gerekçesinde, 17 Aralık 2013'te yaşanan rüşvet ve yolsuzluk olaylarının toplumun, devlete olan güveninde çok ciddi yaralanmalar meydana getirdiği belirtilerek, "Devletin öncelikleri arasında yolsuzluk ve rüşvetle mücadele etmesi ve toplumun, devlete olan güvenini arttırmak için yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Halk ve birey, devlete vergisini vererek görevlerini yerine getirirken devletin de bu vergilerin nerelere harcandığını şeffaf ve objektif olarak belirtmesi gerekir. Devletin, topluma karşı yolsuzluk ve rüşvet konusundaki hassasiyetini göstermesi için 17 Aralık'ın 'Yolsuzluk ve Rüşvetle Mücadele Günü" olarak resmi tatil ilan edilmesi amacıyla söz konusu kanun teklifi hazırlanmıştır" denildi.Teklif 17 Aralık 'Yolsuzluk ve Rüşvetle Mücadele Günü" olarak resmi tatil ilan edilmesini öngörüyor. (ANKA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Ekim 2014 Pazartesi 12:52

Savcı Aydıner, 17 Aralık'ı, hakkındaki soruşturma nedeniyle mi kapattı?

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına takipsizlik kararı veren Savcı Ekrem Aydıner'in kınama cezası aldığı, bu soruşturmanın yeniden incelenmesi kaydıyla 17 Aralık soruşturmasını tek başına yürütmeyi kabul ettiği ve dosyanın kapatılmasına dair söz verdiği iddia edildi.İddia, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'nun Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesiyle gündeme geldi. Tanrıkulu, soru önergesinde şunları sordu:"Ekrem Aydıner hakkındaki HSYK tarafından yürütülen bir soruşturma olduğu iddiası doğru mudur? İddia doğru ise, soruşturma konusu nedir?Soruşturma, soruşturma sonrası kurula yansıtılan müfettiş raporu ve sonuçları nelerdir?Kurulda kaç kişi Savcı Ekrem Aydıner'in kınama cezası almasına onay vermiştir?Savcı Ekrem Aydıner'in kınama cezası aldığı soruşturmanın yeniden incelenmesi kaydıyla 17 Aralık soruşturmasını tek başına yürütmeyi kabul ettiği yönündeki iddialar doğru mudur?İddia doğru ise, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ile ilgili soruşturmayı yürütmesi için Savcı Ekrem Aydıner'in getirilmesi etik midir?Dosyayı almak için 17 Aralık dosyasının kapatılması sözü verildiği ve bu konuda görüşüldüğü iddiası doğru mudur?" (ANKA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 23:12

Dengir Mir Mehmet Fırat: AK Parti boğulma emareleri gösteriyor

Kurucusu olduğu ve uzun dönem AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı yapmış olan Dengir Mir Mehmet Fırat, partisinin geldiği noktada 'hayal kırıklığı' yaşadığını söyledi. Fırat, "AK Parti, boğulma alametleri gösteriyor." dedi. Yolsuzluk ve adam kayırmanın olmaması gerektiği vurgusu yapan Fırat, "Biz partimizin ak olduğu kanısındaydık." diye konuştu.Eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, kurucuları arasında yer aldığı ancak cumhurbaşkanı seçimlerinden önce parti üyeliğinden çıktığı AK Parti'ye sitem dolu eleştirilerde bulundu. Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) konuşan Fırat, yola 'ak olmanın' ideali ile çıktıklarını ancak gelinen noktada birçok ilkeden vazgeçilmiş olduğunu gördüğünü ifade etti. Fırat, "Bir kere isim çok önemliydi; AK Parti. Muhaliflerimiz bu ismi kullanmamak için hep AKP derdi. Biz de 'Hayır bu AK Parti' derdik. Çünkü biz partimizin ak olduğu kanısındaydık. Öyle olmanın ideali ile yola çıkıldı. Yolsuzluk, kayırma olmaması gerekiyordu. Yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk. Şimdi bunlardan, maalesef 3Y'den de vazgeçmiş gibi gözüküyoruz." ifadelerini kullandı.'AK PARTİ'NİN GELDİĞİ NOKTADA HAYAL KIRIKLIĞI YAŞIYORUM'Partinin bugün geldiği noktada bir hayal kırıklığı yaşadığını kaydeden Fırat, "Hayal kırıklığı yaşıyorum. Çünkü AK Parti hakikaten Türkiye'de 1950'de Demokrat Parti'nin başlamasından bugüne kadar çok önemli bir görev yüklenmişti. Rahmetli Özal, ekonomik-liberal yapıyı getirmişti Türkiye'ye. Ama ekonomik-liberal yapı siyasi-liberal yapıyla desteklenmediği için vahşi bir kapitalizme dönüştü. AK Parti, Türkiye'yi siyasi liberalizmle yani demokrasi ve özgürlüklerle tanıştırma idealiyle yola çıkmıştı. Uzun bir süre de AB yolunda müktesebatının kazanılmasında oldukça önemli adımlar atmıştır. İnkâr edilemeyecek, devrimsel değişimler meydana getirmiştir. Türkiye'de barış süreci ile akan kanı durdurmuştur. Keşke bunu sonuçlandırabilseydi." dedi.'AKP, BOĞULMA ALAMETLERİ GÖSTERİYOR'Hiçbir partiye nasip olmayan halk desteğinin karşılığı verilmiş olsaydı dünya siyaset tarihine AK Parti'nin isminin altın harflerle yazılmış olacağını kaydeden Fırat, "Türkiye'yi 2 -3 bin dolardan 10 bin dolara getirdi ama 2010'dan itibaren orada sıkıştır kaldı. Keşke bugün 15 bin doları aşmış olsaydık milli gelirde. İşsizlik oranları daha alt seviyelerde olabilseydi. Yani insanlar mutlu olabilseydi. 'Bu benim ülkem' deseydi. Bu imkânı vardı AK Parti'nin. Halkımız bu imkânı da verdi, bahşetti." diyerek halkın AK Parti'ye duyduğu büyük güvenin karşılığının verilemediğinin altını çizdi.Fırat, "Ben inanıyorum ki eğer o süreci devam ettirebilseydik, Recep Tayyip Erdoğan'ın heykelleri bugün meydanları süslüyor olacaktı. AK Parti de dünya siyaset tarihine altın harflerle yazılmış olacaktı. Yani yüzdük yüzdük tam böyle zor olan kısımları atlattık, tam 'artık çıkıyoruz' dediğimiz yerde maalesef kramp girdi herhalde AK Parti'nin vücuduna. Boğulma alametleri gösteriyor." diye konuştu. Gelinen noktada AK Parti'nin tarihe altınla yazılacak gibi durmadığını söyledi.'SİZ HUKUKSUZLUĞA YÖNELİRSENİZ, BUNUN SINIRI YOKTUR''İktidar bozar' diye bir sözün varlığını hatırlatan Fırat, son yargı paketinin mahsurlarını şöyle ifade etti: "Bu, başlangıçtır. Siz şiddete, hukuksuzluğa yönelirseniz bunun sınırı yoktur. Bu yetmez, daha şedit bir kanun getirirsiniz. O yetmez, daha şedit. Yani bunu 1990'lı yıllarda yaşadık. 'Yardım, yataklık' dediler on binlerce insanı hapse soktular. Terörle mücadele yasaları durmadan artırıldı."'YENİ TÜRKİYE BU İSE BEN 2010'DAN ÖNCEKİ TÜRKİYE'Yİ İSTERİM''Yeni Türkiye' söylemi altında eski devlet refleksinin yeniden nüksedip etmediği sorusuna ise Dengir Mir Mehmet Fırat, "Valla, 'Yeni Türkiye' diye bir şey yok zaten. O, insanın kendi kendini nakşetmesi. Yani cumhurbaşkanı seçiminden bu yana 'yeni Türkiye' derseniz o zaman 12 yıllık iktidarınızı kötülersiniz. 'Onlar eskiydi, onlar kötüydü' anlamında kullanıyorsunuz. Her zaman da bu 12 yıllık iktidara sahip çıkılıyor. Deniyor ki 'bu kadar iyi şeyler yaptık'. Bir kere orada bir terslik var. 'Yeni Türkiye' diye bir şey yok." karşılığını verdi. Yeni Türkiye olabilmesi için Avrupa'daki gibi bir özgürlüğün olması gerektiğini, insanların bu ülkede yaşadığı için mutlu olması gerektiğini kaydeden Fırat, öyle bir şeyin olmadığının altını çizerek, "Yeni Türkiye eğer buysa ben şahsen 2010'dan önceki Türkiye'yi isterim." ifadesinin altını çizdi.'ERDOĞAN'IN BİR AYAĞI BAŞBAKANLIK'TA DİĞERİ CUMHURBAŞKANLIĞI'NDA'Cumhurbaşkanı Erdoğan için Anayasa'da tarif edilen cumhurbaşkanlığı statüsünün içine giremediğini kaydeden Fırat, "Halen bir ayağı başbakan koltuğunda bir ayağı cumhurbaşkanı koltuğunda. Bu doğru değil. Bu, Anayasa'nın ihlalidir. Aynı zamanda bir devlet krizinin işaretleridir." sözlerine yer verdi.'SANDIKTA İNSANLAR AKLANAMAZ'Sandıktan bazı şeylerin çıkmayacağını vurgulayan Fırat, "Sandıktan seçimden çıkabilirsiniz, birisi seçilebilir. Ama sandıkta insanlar aklanamaz. Anayasa olmayan haklar sandıkta size bahşedilemez. Hukuk ne diyorsa onunla hareket edersiniz. Başkanlık sistemi deniyorsa sınırlarını belirler, getirirsiniz. Ona göre devam edersiniz." şeklinde konuştu. Fırat, Recep Tayyip Erdoğan'ın Meclis'te cumhurbaşkanlığı yemini ettiğini hatırlatarak, o yemine uymak zorunda olduğunu söyledi.'PERON, CHAVEZ, HİTLER HEPSİ BU YOLDAN GELMİŞTİR'AK Parti'nin Meclis'te elinde tuttuğu çoğunluğa dikkat çekerek yargının da denetim altına alınmasıyla otoriterleşmenin oligarşik bir yapıya dönüşebileceğini, sonunda da diktatörlüğe doğru gidebileceğinden söz eden etti. Fırat, "Siyasi tarihi biraz karıştırırsanız bunun örneklerini çok görürsünüz. Peronizm, hemen hemen aynıdır. Chavez aynıdır. Hatta daha geriye giderseniz, Hitler'e baktığınız zaman hepsi bu yoldan gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu.Hiçbir anayasal sistemde idarenin hem yasamayı hem de yargıyı kontrol edemeyeceğinin altını çizen Fırat, "Bunları nerede görebiliriz. Bunları Saddam Hüseyin'de görebiliriz. Bunu BAAS rejimlerinde de görebiliriz. Üç gücün tek bir yerde toplanması. Bunlara demokrasi demek mümkün değil." değerlendirmesinde bulundu. Bu yelpazede Türkiye'nin nerede olduğu sorusuna ise Fırat, "Otoriter bir yapıda şu anda." cevabını verdi.'12 EYLÜL'DEN BUGÜNE TÜM SEÇİMLERDE ADAYLAR MERKEZ YOKLAMASI İLE BELİRLENDİ'Hukuk yapısı bozuk olan iktidarların giderek otoriterleştiğine dikkat çeken Fırat, 12 Eylül'den kalma Siyasi Partiler Yasası ile Seçim Kanunu'nun hukuka aykırı olduğunu ifade etti. Her iki kanunu 'anayasa kadar önemlidir' diye nitelendiren Fırat, Siyasi Partiler Yasası'nın lider sultası yaratacak şekilde yapıldığını kaydetti. Fırat, "12 Eylül'den bugüne kadar yapılan bütün seçimlerde bütün siyasi partiler adaylarını merkez yoklaması ile belirlemişlerdir. Bu ne demektir? Bu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ve onu temsil eden TBMM'nin liderler tarafından belirlenmesidir. Halk tarafından belirlenmesi değildir." diye sözlerini tamamladı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 22:59

İktidar 17 Aralık’ın üzerini örterek adaleti sıfırladı

Ayakkabı kutuları ve para sayma makineleriyle akıllara kazınan 17 Aralık soruşturmasına takipsizlik verilmesi, muhalefeti ayaklandırdı. Büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının adım adım rafa kaldırıldığını dile getiren siyasîler, iktidarın paralarla birlikte adaleti de sıfırladığını belirtti.17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının 25 Aralık dosyası gibi kapatılmasına muhalefetten sert tepki geldi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet soruşturmasının üzerinin örtülmesini ironik bir dille eleştirdi. Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Tüm olanlardan sonra 17-25 Aralık haftası “Hırsızlar Haftası” olsun ve hırsızlar tarafından AKP Genel Merkezi’nde kutlansın.” teklifinde bulundu.MHP lideri Devlet Bahçeli de rüşvet çetelerinin ve hortumcuların AKP’yi ele geçirdiğini söyledi. Bahçeli, “Haram yiyen aranıyorsa 17-25 Aralık’ta suçüstü basılan faillere bakılmalıdır. Rüşvet ve yolsuzluk çeteleri, kara paracılar, altın kaçakçıları, kutucular, kasacılar, arazi yağmacıları, hazine hortumcuları AKP’yi hücrelerine kadar ele geçirmiştir. Villada para eritemeyen soyguncular AKP’nin belgeli ve ispatlı hırsızları olarak tarihe geçmiştir.” dedi. ÖMÜR BOYU BU ŞAİBEYLE YAŞAYACAKLARLiderlerin yanı sıra parti sözcülerinin de gündeminde şoke eden takipsizlik karar vardı. CHP Genel Başkan Yardımcılarından Tekin Bingöl, 17 Aralık dosyasının savcı marifetiyle kapatılmış olmasını Türkiye’de adaletin sonlanması ve sıfırlanması olarak değerlendirdi. Halk vicdanında bu yapılanların unutulmayacağını ifade eden Bingöl, “17-25 Aralık tarihleri, Türkiye’de adaletin saatinin durduğu anlar olarak tarihe geçmiştir. Bu dosyada adı geçenler adaletin önünde aklanması gerekirken, ömür boyu bu büyük şaibenin ağırlığını yaşayacaklardır. Bu da bir bakıma onlar için büyük ceza ve çocuklarına bırakacakları karanlık bir manevi miras olacaktır.” şeklinde konuştu.Sezgin Tanrıkulu ise konuyu takipsizlik kararının zamanlamasına dikkat çekti. Kararın HSYK seçimlerinden hemen sonra verilmesinin tesadüfi olmadığını söyledi. Tanrıkulu, “AKP hükümeti, HSYK seçimleri öncesinde yargıçlara yaptığı baskıyla kendi yandaşlarının seçilmesini sağlamayı, böylece 17 Aralık soruşturmasını engellemeyi hedeflemiş ve bu hedefinde de başarılı olmuştur. Ancak gerek AKP hükümeti gerekse onun maşası görevine soyunan yargıçlar bilmelidir ki, hiçbir pislik ilelebet ak kalamaz.” ifadelerini kullandı.PARA KASALARI, AYAKKABI KUTULARI HALÜSİNASYON MUYDU?BBP Genel Başkan Yardımcısı Bayram Karacan da, CHP lideri Kılıçdaroğlu gibi tepkisini ironik ifadelerle dile getirdi: “Bakanın sevgili oğlunun yatak odasında aslında para kasaları yoktu, bunlar halüsinasyondu. Yine o kasalardaki paraları saymak için alınmış para sayma makinesi de yoktu. Ayakkabı kutuları içerisindeki dolarlar yoktu aslında. 17 Aralık 2013 tarihinden sonra operasyon yapan polislerden dolayı binlerce polis neden sürgün edildi, onlarcası neden gözaltına alındı ve tutuklandı inanın anlayamadık.”ELEKTRİKLERİN KESİLDİĞİ GÜN, DELİLLER Mİ YOK EDİLDİ?Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi Mahmut Tanal ise dikkatleri Çağlayan Adliyesi’ndeki elektrik kesintisine çekti. Delillerin yok edilmiş olabileceğine işaret eden Tanal, “Perşembe günü İstanbul Adliyesi’nde elektrikler gün boyu kesildi. Ertesi gün de takipsizlik kararı verildi. Acaba bazı delilleri yok etmek için mi elektrikleri kestiler? Acaba yazılı olan bazı belgeleri mi yok ettiler?” diye sordu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 22:59

Yeni yargı paketi Türkiye’nin başına gelebilecek en büyük felaket

AKP’nin kurucusu ve eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Türkiye’nin her geçen gün daha otoriter bir yapıya evrildiğini söyledi.Yeni yargı paketi ile özgürlüklerden geriye dönüş yaşandığının altını çizen Fırat, benzer başka yasaların da Meclis’e getirileceği bilgisini verdi. Fırat, “Yalnız burada kalacak mı? Ben zannetmiyorum. Bunun arkasından aynı yönde başka yasalar gelecektir. Allah, encamımızı hayır etsin. 2003’ten itibaren AK Parti olarak Avrupa Birliği (AB) müktesebatını kabul etmeye başladık. Özgürlüklerin önünde bazı şeyler kaldırıldı. Hepsi kalktı mı? Hayır. Bazı demokratikleşme adımları atıldı. Türkiye, tam demokratikleşti mi? Hayır. Şimdi oradan bir geri dönüş var. 1990’lı yıllara dönüyoruz.” şeklinde konuştu. Fırat, hukuktan ve evrensel kaidelerden uzaklaşmanın çok tehlikeli olduğunu ifade ederken, AKP’ye şu tarihi ikazı yaptı: “Siz evrensel hukuk kaidelerinden kaydığınız süreç içerisinde hukuk sizi keser. Yani, hukukla oynanmaz.”Hizmet Hareketi’nin hedef haline getirildiğini söyleyen Dengir Mir Mehmet Fırat, Camia’nın ‘terör örgütü’ ilan edilmesinin sürpriz olmayacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kırmızı Kitap’ın yeniden düzenleneceğine dair beyanlarını hatırlatan Fırat, “Daha önce PKK bunun içerisindeydi. Dini gruplar vardı, onlar çıkartılmıştı. PKK kalmıştı, herhalde onun yanına bir de ‘paralel yapıyı’ ekleyecekler. Belki de ‘terör örgütü’ olarak ilan ederlerse pek hayret etmemek lazım.” diye konuştu.‘BİNGÖL SUİKASTINI DERİN DEVLET YAPTI’Eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Bingöl’deki hain saldırının arkasında derin devletin olduğunu düşündüğünü de bildirdi. Fırat, saldırının arka planının iyi incelenmesi gerektiğini belirterek, “Cumhurbaşkanı hemen failler için ‘cezalandırıldı, öldürüldüler’ dedi. Ama ondan sonra yayın yasağı getirildi. Bu öldürülenler acaba fail miydi, değil miydi? Yoksa fail başkası mıydı? Çünkü biz bunları 90’lı yıllarda yaşadık. 90’lı yıllarda Türkiye’de birçok general de dahil olmak üzere çok kişi öldürüldü. Ancak daha sonra, belki 10 yıl sonra bunların gerçek yüzleri ortaya çıktı ki, bunu PKK yapmamış. Bunun arka perdesinde başka aktörler var. Ben Bingöl’deki olayda, yağmalama olaylarında da yani, o kitleleri tahrik edip, 6-7 Eylül olayları gibi ki, 6-7 Eylül olayları da öyle başlamıştı. Ben orada da (Bingöl’de) arkasında başka güçlerin olduğunu düşünüyorum. Yabancı istihbarat örgütleri olabilir, bana göre Ergenekon olabilir.” dedi.‘ÇÖZÜM SÜRECİ ÇIKMAZDA’Çözüm süreciyle ilgili görüşlerini de paylaşan Fırat, Kürt sorunu ile PKK sorununun bir addedilmesini hata olarak değerlendirdi. Temel hak ve özgürlüklerin hiçbir şekilde kişi, grupla ya da siyasi parti ile pazarlık konusu yapılamayacağını anlattı. “Bana göre (çözüm süreci) şu anda bir çıkmazın içinde.” diyen Fırat, çözüm sürecinin gelecek yıl haziran ayında yapılacak genel seçimlerin sonrasına bırakılması durumunda sürecin bitebileceğini öne sürdü. AKP’nin muhafazakâr Kürt vatandaşlardan aldığı oyun donduğunu aktaran Fırat, “2015 seçimleri çok önemli. Çünkü başkanlık için anayasa değişikliği hedeflendiğine göre (Meclis’te) bu sayıyı bulabilmek için yeni hedef kitle araması lazım. Bu hedef kitle de bana göre MHP’nin tabanıdır.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 22:59

Öcalan’a resmî statü verilirse AKP bunun altından kalkamaz

MHP lideri Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan’a resmi müzakereci statüsü verileceği yönündeki haberlere sert tepki gösterdi. Antalya’da partisine mensup belediye başkanlarının toplantısında konuşan Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sahnede gözdağı verirken arka planda başka hesaplar yaptığını kaydetti.Bahçeli, “Başbakan ve hükümet üyeleri, bölücüleri şiddetle eleştirirken, Türkiye’nin güç ve kudretinden bahsederken; sütre gerisinde teröristlerle pazarlık yürütülmesi, ihanet sürecinin canlı tutulması Türk milletine zulüm, eşkıyalığa ortak olmaktır. Gündemde cani başının resmi müzakereci olması konuşulmaktadır. Eğer bu doğruysa AK Parti bunun altından kalkamayacaktır. Anlaşılmaktadır ki, 9 Ekim’de Bingöl’de şehit olan iki emniyet mensubumuzun kanı ve canı üzerinde pazarlık yapılmıştır.” dedi. Bahçeli, 6-11 Ekim’de bölücü şiddet her yere yayılmışken hükümetin el altından müzakereye devam etmesinin yenilir yutulur bir durum olmadığını savundu. Bölücülerin AKP’yle rahata erdiğini öne süren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Teröristler AKP’yle emniyete kavuşmuştur. PKK’nın silah bakımını yapan, silah başına çağıran AKP’dir. Herkesi önemle ikaz ediyorum ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcudiyetini, geleceğini ve hudutlarını hayati derecede etkileyen vahim bir güvenlik sorunu sürekli güçlenmektedir. Son gelişmeler ve artan iç gerginlik atmosferi göstermiştir ki, Türkiye ve Türk milletinin etrafındaki çember daralmıştır. AKP’nin PKK’yla iki ucundan tuttuğu süreç zehri, Türkiye’nin önüne konan dipsiz bir uçurumdur. Ahlak, namus, vatan, bayrak, şeref ve haysiyet uçuruma gitmektedir. Bizi biz yapan, milletimizi millet yapan, devletimizi ayakta tutan bütün değerler uçuruma yuvarlanmaktadır. Bin yıllık varlığımızın ve kardeşliğimizin şifreleri, kodları kırılarak bu karanlık uçuruma doğru kayıp düşmektedir. Türk milleti tarihinin en karanlık, en tehlikeli günlerini yaşamaktadır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 22:59

Cengiz Çandar: Heyet akîl değil, propaganda timi

İktidarın ‘akil insanları’i yeniden sahaya sürme girişimi öncesi gazeteci-yazar Cengiz Çandar’dan heyetle ilgili çarpıcı bir değerlendirme geldi.CNN Türk televizyonunda Şirin Payzın’ın konuğu olan Çandar, heyetin akiller heyeti olarak değil, AKP’nin propaganda timi olarak tanımlanabileceğini söyledi. Heyetin seçilme metodunu ve faaliyet çerçevesini eleştiren Çandar, oluşum sürecinde tüm karar ve yetkinin hükümette olduğunu anlattı. “Türkiye’nin 7 bölgesi için 9’ar kişiden oluşan komisyonları, bu komisyonların başkanlarını hatta her komisyonun raportörü olacak ismi bile hükümet belirledi. Bu heyet için akiller değil ancak AKP’nin propaganda timleri diyebilir.” dedi. Çandar, konuşmasında hükümet medyasını da topa tuttu. Yandaş medyanın son günlerde Abdullah Öcalan için hayli sempatik ifadeler kullandığını belirtti. Şu değerlendirmede bulundu: “Ancak diğer yandan PKK, YPG, PYD hatta HDP için çok ağır bir söylem de var. Bu ne demek? Açıkça “böl yönet politikası” uygulamak demek. Suriye Kürtlerinin kardeşiniz olduğunu söylediğiniz zaman, artık Barzani ve hatta ABD’nin bile birlikte çalıştığı PYD için böyle ifadeler kullanamazsınız.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 23:57

Çözüm sürecini, Ferhat ile Şirin’in aşkına benzetti

Başbakan Ahmet Davutoğlu, çözüm sürecini Ferhat ile Şirin’in aşkına benzetti. Davutoğlu, “Çözüm sürecinden bizim anladığımız, Ferhat ile Şirin’in muhabbetini bütün Türkiye’ye egemen kılmaktır. Doğu, batı, kuzey, güney, her bir vatandaşımızı birbiriyle kardeş kılmaktır.” ifadelerini kullandı.Amasya’da toplu açılış törenine katılan Başbakan Davutoğlu, Yavuz Selim Meydanı’nda halka seslendi. Çözüm sürecinde hedeflenen kardeşliğin tahrip edilmesine izin vermeyeceklerini anlattı. Davutoğlu, “Aşkı ve muhabbeti bu topraklarda egemen kıldığımız gibi, milletin birliğini ve huzurunu da egemen kılacağız. Fetrete kesinlikle izin vermeyeceğiz. Bu toprakları bir daha kargaşaya verecek olanlar, bu emellerine ulaşamayacaklar.” dedi. Kobani eylemlerinde Hüseyin Hatipoğlu ve Yasin Börü’nün ‘şehit’ olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Türk’ü Kürte kırdırmak isteyenler, Kürtü Türk’e düşman etmek isteyenlere izin vermeyeceğiz.” diye konuştu. Başbakan Davutoğlu, CHP lideri Kılıçdaroğlu ve HDP’ye de yüklendi. Muhalefetin Esed’i tenkit edemediğini savundu.HALEP’İ BOMBALADIĞI ZAMAN ESED’E KARŞI MESAFE KOYMA KARARI ALDIMAmasya’da temaslarını devam ettiren Başbakan Davutoğlu, belediye başkanları ve STK temsilcileriyle akşam yemeğinde bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan Başbakan, daha önce yakın görüşmeler yaptığı Esed’e karşı, Halep’i havadan bombaladığı zaman mesafe koyma kararı aldığını açıkladı. Şu ifadeleri kullundı: “Halkına zulmetmediği zamanlarda Beşşar Esed’le yakın görüşmelerimiz oldu. Sonra Esed’e mesafe koymaya karar verdim? Ne zaman biliyor musunuz, Halep’i havadan bombaladığı zaman. Halep’i havadan bombalayan bir zalim, insanlıktan nasibini alamaz. Bırakın kendi ülkesi olmasını, düşman ordusu dahi bunu yapamaz.”Başbakan, Suriye’de yaşanan gelişmelerin ardından şehirlerde yaşanan şiddet olaylarına da değindi. Şehirleri koruyacaklarını aktaran Davutoğlu, “Ama bunu koruyacak olan şey polisiye tedbirler ya da devlet gücü değil, şehirleri gerçek anlamda koruyacak olan o şehir halkıdır.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 22:59

Çözüm sürecinde PKK silah bırakmadı, Apo meşrulaştırıldı

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, çözüm sürecinin başında PKK’nın silah bırakması ve sınır dışına çekilmesinin konuşulduğunu belirterek, bunların gerçekleşmediğini söyledi.PKK’nın meşru hale getirildiğini ifade eden Destici, iktidarı eleştirdi ve “AKP’nin iktidarda kalabilmesinin bir ayağı da çözüm sürecinin devamıdır.” dedi.BBP lideri Mustafa Destici, Almanya’ya gitmeden önce Atatürk Havalimanı’nda çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin başında halka PKK’nın üç aşamalı bir planla silah bırakacağının söylendiğini hatırlattı. PKK ve Öcalan’ın meşrulaştığını söyledi. AKP’nin iktidarını korumak için inanmadığı halde çözüm sürecini devam ettirdiğini ifade eden Mustafa Destici, “Bu sürece başlanıldığında üç aşama konuldu milletin önüne. Denildi ki PKK’nın silahlı unsurları ülke dışına çıkacak. Çıktı mı? Çıkmadı. Eğer çıktılarsa daha geçen Bingöl’deki emniyet müdürümüze saldırıyı gerçekleştirdi? Emniyet müdürü yardımcımız kim Atıf Şahin’i kim şehit etti? İkinci aşamada ‘PKK silah bırakacak’ dediler. Hem içerideki hem de dışarıdaki unsurlarının bırakmadığı çok net bir şekilde ortada. Üçüncü aşamada da ‘Yasal düzenlemeler yapılacak ve PKK kendini lağvedecek’ dediler. O da gerçekleşmedi. Biz de dedik ki, PKK meşrulaşacak, neticede baktığımızda PKK meşrulaştı mı? Meşrulaştı. Yani sizden bizden daha meşru bir hale geldi. Apo, PYD, PKK, KCK hepsi meşrulaştı. Sonra da denildi ki ‘demokratik özerklik’. Bölgeden mülki idarelerin verileri gösteriyor ki bölgede fiili bir özerklik var. Genelkurmay’ın sitesinden yolların kesildiği PKK tarafından özel mahkemelerin kurulduğu, birimlerin oluşturulduğu bütün bunlar net bir şekilde gösteriyor.” açıklamasında bulundu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 22:59

Paralel yapı, hırsızlığı örtmek için uydurulan iğrenç bir yalandır

MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, hükümetin ‘paralel yapı söylemi’ni sert bir dille eleştirdi.Adan, “Paralel yapı söylemi, iktidarın hırsızlıklarını örtbas etmek için uydurduğu bir yalandır. İğrenç bir kandırmaca ve algıdır. 17-25 Aralık’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlık, vurgun ve soygunu ortaya çıkmasaydı, gündemde paralel yapı diye söylem olmayacaktı.” dedi.MHP’li Belediye Başkanları Toplantısı için genel başkan Devlet Bahçeli ile Manavgat’a gelen Adan, gündemle ilgili Sueno Otel’de basın mensuplarının sorunlarını cevapladı. 17-25 Aralık yolsuzluk, hırsızlık, soygun ve talanı ortaya çıkmasaydı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP’lilerin paralel yapı ve paralel devlet söylemi için oluşmayacağını belirtti. Adan, “Bu hükümet, Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil, hırsızlığı, yolsuzluğu milli irade haline getirmiştir. Bu da Türk demokrasisine büyük zarar vermektedir. 17-25 Aralık’ta hırsızlık, yolsuzluk, talan, vurgun ortaya çıkmasaydı, 4 bakan çocuğunun evlerinde para kasaları bulunmasaydı yani yapılan soygun ortaya çıkmasaydı bugün ‘paralel yapı’ diye bir algı olmayacaktı. Paralel yapı ve devlet söylemi, Cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlık ve talanını örtbas etmek için iktidar tarafından oluşturulmuş bir algıdır. Hırsızlık ve soygun olmasaydı paralel yapı söylemine bağlı bir algı oluşmayacaktı.” dedi. 17-25 Aralık’ta ülkeyi soyanların er ya da geç yargı karşısında hesap vereceklerini vurgulayan Adan, Erdoğan’ın ‘Bize 17 Aralık’ta darbe yaptılar’ sözünün de paralel yapı söylemi gibi toplumu kandırmaya yönelik bir algı olduğunu kaydetti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 22:59

Öcalan’ın şartlarını iyileştirebiliriz

İçişleri Bakanı Efkan Ala, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın hapishane şartlarıyla ilgili iyileştirme yapabileceklerinin sinyalini verdi.Öcalan’ın adresinin değiştirilmesinin söz konusu olmadığını aktaran Bakan Ala, “Çözüme katkıda bulunacaksa, Öcalan’ın cezaevi şartları için milletimiz aleyhine olmayacak adımları atarız.” ifadelerini kullandı.Efkan Ala’nın yanı sıra Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan da Öcalan’ın cezaevi şartlarında iyileştirme yapılabileceğini aktardı. Hürriyet’e konuşan Akdoğan, “Cezaevi şartları, süreç ilerledikçe değerlendirilebilir, iyileşmeler olabilir.” dedi. Daha önce de “Öcalan süreci doğru okuyor.” şeklinde açıklamalar yapan Akdoğan, “Ancak bunların şimdi konuşulması çözüm sürecine zarar verebilir.” diye konuştu. Hükümete yakın gazeteciler de medyada benzer görüşleri sıklıkla dile getirmeye başladı. Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi, “Öcalan’ın konumu tartışılmalı.” derken; Yeni Akit yazarı Ersoy Dede ise bir adım daha ileri giderek, “Öcalan’ın serbest kalması tartışılmalı.” ifadelerini kullanmıştı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 01:26

AKP'li vekil BBC'ye konuştu: Erdoğan çözüm sürecine değil oy toplamaya odaklı

BBC muhabiri Paul Moss, İstanbul'da AKP üst düzey bir dizi yetkililere Türkiye'deki barış sürecinin ne olacağı konusunda fikirlerini sordu. Görüşte üst düzey bir yetkili, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve partisinin Kürt politikasını sert biçimde eleştirdi.Yetkili, Erdoğan'ın çözüm sürecinin çok yakın zamanda çöke bileceğini bildiğini söyleyerek, “Hükümetin PKK'ya saldırma kararını neden aldığını anlamak çok zor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt sorununu çözmeye değil, oylarını artırmaya odaklanmış durumda. Barış sürecinin yakın zamanda çökebileceğine inanıyorum. Bu ise ülkeyi kaosa sürükleyecektir” ifadelerini kullandı. İşte BBC Türkçe'de yayınlanan haber şu şekilde; Suriye sınırındaki Kürt kenti Kobani'nin IŞİD militanlarının kontrolüne geçmesi olasılığı, Türkiye hükümetiyle Kürt hareketinin ilişkilerini gerginleştiriyor. Bu nedenle "barış sürecinin geleceğinin ne olduğu" tartışmaları yaşanıyor. BBC muhabiri Paul Moss da, İstanbul'da bir dizi yetkiliyle görüşerek, bu tartışmaya dair fikirlerini sordu. Moss'un İstanbul'da görüştüğü Adalet ve Kalkınma Partisi'nin üst düzey bir milletvekili -ismini vermemek kaydıyla- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve partisinin Kürt politikasını sert biçimde eleştirdi. Kimliğini saklayan AKP milletvekili, BBC'ye yaptığı açıklamada ''Hükümetin PKK'ya saldırma kararını neden aldığını anlamak çok zor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt sorununu çözmeye değil, oylarını artırmaya odaklanmış durumda. Barış sürecinin yakın zamanda çökebileceğine inanıyorum. Bu ise ülkeyi kaosa sürükleyecektir'' dedi. TSK'nın bombardımanı ne anlama geliyor? 30'dan fazla kişinin hayatını kaybettiği Kobani eylemleri ardından, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), PKK hedeflerine bombalı saldırı düzenlemişti. Genelkurmay'dan yapılan açıklamada, Hakkari'nin Yüksekova İlçesi Dağlıca bölgesinde PKK'lıların askeri üs bölgelerine yaptığı taciz ateşine, en ağır şekilde karşılık verildiği belirtilmişti. Bombardıman, çözüm sürecinin başlamasından bu yana PKK'ya düzenlenen ilk kapsamlı hava operasyonu olması açısından dikkat çekmişti. HDP sözcüsü Ayşe Berktay, bu son gelişmeleri ''Hükümet ateşkesi ortadan kaldırdığı mesajını vermiş oldu'' şeklinde yorumluyor. PKK'nın bir açıklama yayımladığını ve Türkiye ordusuna saldırılarda bulunduğu yönündeki suçlamanın örgüt tarafından yalanlandığını söyleyen Ayşe Berktay, ''Ama farz edelim ki oldu; şayet ben ateşkesi önemseyen bir hükümet isem, vereceğim karşılık hava bombardımanı olmazdı.'' diyor. 'Türkiye bölgenin en merkeziyetçi devletlerinden' Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi ve Taraf yazarı Cengiz Aktar, Kobani krizinin öncesinde de Türkiye hükümetinin Kürt hareketiyle ilişkililerinin zaten problemli olduğunu belirtiyor. Aktar'a göre Suriye'deki gelişmeler, durumu daha da kötüleştiriyor. Akademisyen Cengiz Aktar, ''Kürtlerin kilit önemdeki taleplerinden biri yerel, özerk bir yönetim. Merkezi hükümetten yetki devri talep ediyorlar. Eğer hükümet bu talebe karşılık veremiyorsa, barış süreci de işlemeyecektir. Türkiye bölgenin en merkeziyetçi devletlerinden biri. Muazzam büyüklükte bir ülke, ama herşey tek bir adama Recep Tayyip Erdoğan'a bağlanmış durumda'' diyor. 'Durup dururken operasyon yapılmadı' BBC muhabiri, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin İstanbul teşkilatında görev yapmış İbrahim Yıldırım'ın görüşlerine de yer veriyor. Yıldırım, PKK'ya yönelik saldırıların haklı gerekçelere dayandığını ve yeniden yapılabileceğini söylüyor. ''PKK hala terörist bir örgüttür. Alllaha şükür askerlerimiz ölmedi ama Türk güvenlik güçleri terörist saldırıların hedefindeydi. Hava kuvvetlerimiz durup dururken operasyon düzenlemeye kalkışmadı" diyen Yıldırım, sözlerine şöyle devam ediyor: "Eğer PKK tekrar bir saldırıda bulunursa, Türkiye ordusundan da karşılık alacaklardır.''

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 08:16

Gürsel Tekin: AKP'li vekiller yolsuzluk dosyalarını bize ulaştırıyor

CHP’deki açılımların mimarı olarak gösterilen Gürsel Tekin, Türkiye’nin sıcak gündemine ilişkin BUGÜN’e çarpıcı açıklamalar yaptı. Tekin, 17 Aralık’tan sonra ortaya çıkan tapelerde arsa çetelerini ve kamu payının nasıl pay edildiğini gördüklerini söylüyor. AKP içinde yolsuzluklardan rahatsız olan çok sayıda vekilin olduğunu ifade eden Gürsel Tekin, şu önemli bilgiyi paylaşıyor: “AKP'nin içinde çok aklıselim insanlar var. Söylemesi ayıptır, gerek 17 Aralık’tan önce gerekse sonra AKP’li vekiller bize partiyle ilgili birçok yolsuzluk belgesi verdi.”İktidar iç barışı dinamitledi Ortadoğu'da yaşanan kaos Türkiye topraklarına sıçradı. Ortadoğu ile çözüm sürecindeki sorunlar birbirine girdi. Bu duruma nasıl gelindi? Bugün yaşanan olayları sağlıklı değerlendirebilmek için geçmişe bakmamız lazım. Bir kere bu iktidar ‘Büyük Türkiye’ ve ‘Küresel Türkiye’ hayali ile yola çıkmıştı. ‘Küresel Türkiye’den kasıt, hem kendinizi hem de komşularınızı yönetir hale gelmektir. İktidar iyi kötü kurulmuş bir iç barışını dinamitledi. Biraz açabilir miyiz. Türkiye'nin komşularıyla yaşadığı kaos Suriye ile başladı. Yanlış yapılan neydi Suriye meselesinde? Hiç olmayacak şekilde Suriye’de mezhepsel ayrılıklar oluşturuldu. Suriye’deki ayrışmanın sebebi buydu. Hatta bizim eleştirilerimizi de mezhepsel olarak değerlendirildi. Esat muhaliflerine silahlar gitti, lojistik destek verildi. Özgür Suriye Ordusu tam bir hayaldi. Özgür Suriye Ordusu plaka değiştirdi IŞİD oldu Şu anda çok da görünürde değiller? Niye? Çünkü o hayal ordunun bugünkü tarifi IŞİD. Sadece plaka değiştirdi. ÖHO oldu IŞİD. Peki, parti olarak siz ne yaptınız Suriye ile ilgili? CHP olarak bütün bunlara rağmen Suriye’ye bir heyet gönderdik. Bu işin barışla çözülmesi konusunda önemli çabalarımız oldu. Oradaki gelişmeyi rapor haline getirdik. Dışişleri Bakanlığı’na gönderdik. Ama raporun okunup okunmadığı konusunda endişelerim var. Daha sonra Mısır ve Irak ile sorunlar baş gösterdi? Suriye'deki çatışmalar ister istemez Irak’taki ilişkilerimizi bozdu. Kılıçdaroğlu başkanlığında, benim de olduğum bir heyet Irak’a gittik. Gördük ki Suriye’deki manzaranın bir benzeri orada. Oradaki muhalifleri Türkiye’ye getirmek, lojistik destek vermek, içişlerine müdahaleler. Bunlar belgelerle önümüze konuldu. Irak’la ilgili de rapor hazırladık. Bu raporda çok çarpıcı bilgiler var. Bunların bir kısmı kamuoyuna yansıdı. Bir kısmı da paylaşılacak gibi değil. DIŞ POLiTiKAYI BIRAKIP iHALELERLE UĞRAŞTILAR Irak ve Suriye tezkereleri kabul edilince, 2003'te reddedilen 1 Mart tezkeresi gündeme geldi. Şartlar aynı mı? Deniz Baykal ne demişti: 'Ortadoğu coğrafyasının iki temel ülkesi var. Biri Irak’tır, biri Suriye’dir. Biri Sünni, diğeri Şii kesimi temsil eder. Bu ana kolonlarla oynamaya çalışırsanız, sadece Ortadoğu’da değil, bütün İslam coğrafyasında sorun meydana getirirsiniz.' 1 Mart tezkeresi geçseydi, şu anda yaşanan olaylar o dönemde yaşanır mıydı? Daha fazlası yaşanırdı. Neden bugün yaşananlar öngörülemedi? Çünkü bu işlerle çok meşgul olmamışlar. Belediyelerde ‘onu alalım, bunu alalım, bu arsayı tahsis edelim’ türünden şeylerle meşgul olmuşlar. Bunlarla değil, dünya meseleleriyle uğraşmış olsalardı sorunun parçası olmazlardı. Türkiye’den nefret edenler bile Türkiye’ye saygı duyuyordu. Şimdi tam bir tecrit hali var. Bir tek dostumuz yok. ÇÖZÜM SÜRECİ DOĞRU AMA YÖNTEMİ YANLIŞ Bu yaşananlar, çözüm süreci ile birlikte değerlendiriliyor. Çözüm süreci doğru bir proje miydi? Çözüm Süreci doğruydu ama yöntemi yanlıştı. Kılıçdaroğlu bu sürece katkı sunmak istediklerini söyleyerek Erdoğan’a gitti. Neydi amaç? Elbette iç barışımız. İç barışı sağlayabilirseniz dünyada büyük bir ülke olursunuz. Ama katkı sumak istememize bile tepki gösterdiler. Süreç öyle bir noktaya geldi ki, çaresiz kalırsınız ve bir gece yarısı Öcalan’dan çare istemeye kalkışırsınız! AKP'ye ajanlık yapan işadamlarını gösterdiler Paylaşılmayan kısımlarda neler vardı? Genel Başkanımız Iraklı yetkililere, ‘Burada Türk işadamlarının çok ciddi yatırımları var. En azından bu yatırımları engellemeyin. İşadamlarının alacakları ödensin’ dedi. Çok çarpıcı bir belge koydular önümüze. İktidarın, kendisine yakın işadamlarının kanalıyla belli istihbaratlar elde ettiği yönündeki belgeleri önümüze koydular. Biz de şok olduk. Ajanlık faaliyeti mi var yani? Onların iddiası bu, ben bilemiyorum. Daha sonra Mısır’la ilgili sorunlar başladı. Mısır Türkiye için çok önemli. Tarih boyunca hep kardeş ülke olmuşuz. Bir heyet de oraya gönderdik. Ama bize ‘darbecilerle konuşuyorsunuz’ dediler. İktidarın, 'Bizi dışarıya şikâyet ediyorlar' iddiası vardı? Hayır, biz iktidara tek bir laf söylememişiz ve söyletmemişizdir. Şerefimle yemin ediyorum, yandaş medya Kılıçdraoğlu’nun Maliki’ye iktidarı nasıl savunduğunu görse herhalde sürmanşet yapardı. İçeride birbirimizi eleştirebiliriz ama dışarıda Türkiye’nin bütünlüğü adına gerekirse bu kadar beceriksiz iktidarı savunuruz da. MİT TIR’larının durdurulmasıyla ilgili soruşturma var. Silah gittiği söylendi? Mahkeme kararı var. Silahların belli terör örgütlerine gittiğine dair yargı kararı var. Şimdi bu kararı bastırmak için 50 tane numara yaptılar. Soruşturmayı yürüten polislere yapılan operasyonu mu kast ediyorsunuz? Evet. Devletlerin mekanizmaları şöyle işler: Yargı polise talimat verir. Eldeki istihbarat bilgilerini somutlaştırması için. Polis görevini yapmak zorundadır. O polis solcu olur, sağcı olur, AKP’li olur, CHP’li olur, MHP’li olur, Cemaatçi olur hiç fark etmez. Devlet böyle yönetilir. Tapelerde arsa çetelerini gördük! Yaşanan kaos ortamında yolsuzluk iddiaları hala konuşulmaya devam ediyor. 17 Aralık operasyonu için hükümet kanadı ‘darbe’ diyor. Sizin bakışınız nasıl? 2011 yılında TBMM’de İstanbul’la ilgili ‘rant’ haritası açıkladım. Bu rant haritasında 100 milyar doların nasıl çalındığını, organize çetelere nasıl tahsis edildiğini söyledim. 17 Aralık’tan sonra internete düşen ses kayıtlarında arsa mafyalarını, arsa çetelerini, kamu malının nasıl pay edildiğini gördük. Erdoğan'a çok yakın bir isim kara para trafiğini anlattı Peki, AKP içinde bu yolsuzluklardan rahatsız olan vekiller yok mu? Bir buçuk yıl önce, Erdoğan’a bir mektup yazılıyor. Yazan da Erdoğan’a çok yakın bir isim. Reza Zarrab dâhil olmak üzere, kara para trafiğinin nasıl döndüğünü anlatıyor. Yolsuzluklar karşısında vekillerin vicdanları kanıyor Şahit olduğunuz ya da bildiğiniz başka örnekler var mı? AKP'nin içinde çok aklıselim insan var. Söylemesi ayıptır, partiyle ilgili birçok yolsuzluk belgesini AKP'li vekiller bize verdi. Vicdanların kanamaması mümkün değil. Enerji ihaleleri, TOKİ'deki usulsüzlükler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndaki usulsüzlükler. AKP içinde büyük rahatsızlıklar var. PARALEL İDDİASI İLE İLGİLİ BİLGİ DE BELGE DE YOK ‘Paralel’ yapı deniyor. Siz 10 aydır somut bir delil ortaya konduğunu gördünüz mü? Biz söyledik, sizin iddia ettiğiniz gibi böyle bir 'paralel yapı' varsa ve özelinizle ilgili bir şey yapıyorsa hepimiz kendimizi kalkan ederiz. Ama bilgi de belge de gelmedi. Devletin mekanizmaları elinizde. Ama ortada bir şey yok. Çantalarla para götürüyorsunuz. Devletim kurumlarının bunu görmemesi mümkün mü? Dinlemeler yasal, AKP suçüstü yakalandı! Dinlemeler? Çalarken yakalandılar. 17 Aralık'tan sonra çıkan ses kayıtlarının büyük çoğunluğu yasal dinlemelerdir. Devletin mekanizmaları çalışmasın mı? Gördünüz işte, para trafikleri, arsa alışverişleri, bankalar arasındaki para trafikleri. Bütün bunları devletin mekanizmalarının görmemesi düşünülebilir mi? POLİSLERE YAPILANLAR NE İNSANLIĞA NE DE VİCDANA SIĞAR Sonrasında polislere silsile halinde operasyonlar yapıldı? Çok insafsızca bir duyguyla hareket edildi. Ne insanlığa ne vicdana sığar. Polis kime bağlı? İçişleri Bakanlığı'na. Mekanizma bakanlıkta işlemez mi? Polis kardeşlerimiz aklını başına almalı. Bu teşkilat iktidarların kirli bahçeleri haline gelmişti. Polisler operasyonu yaparken sürüleceklerini biliyorlardı. Ama bu bir cesaret değil, görevdir. Çeteleşmiş yolsuzlukları görmemeleri mümkün mü? Bu süreçte birçok kuruma baskılar oldu. Bunlardan bir tanesi de Bank Asya'ydı. 28 Şubat sürecini hatırlatan çok oldu? 28 Şubat'taki banka batırma olaylarından dolayı Türkiye çok ağır bedeller ödedi. 135 milyar dolar çöpe gitti. Bir cumhurbaşkanı 'O banka zaten batmıştır' diyebilir mi? 28 Şubat'ın mağduruyuz, bedel ödedik diyor ama şimdi daha kötüsünü başkasına yapıyorlar. DiYANET iŞLERi BAŞKANLIĞI KiRLi iŞLERE BULAŞTI Diyanet İşleri Başkanlığı çok saygı duyduğum bir kurumdu. Ama öyle hatalar yaptılar ki. Camilerde 'Hayırlı cumalar' yazısı asılıydı. Bu yazılar, 'hayır' algısı oluşturmasın diye referandum sürecinde kaldırıldı. Diyanet'in bu kirli işlere bulaşmasını asla affetmeyeceğim. Bunlar yetmedi, 17 Aralık'tan bir hafta önce İstanbul Müftülüğü camilere 'haram ve yolsuzluk' ile ilgili hutbe yazısı gönderiyor. Operasyondan sonra iptal ediliyor. Bu nasıl Diyanet İşleri'dir. Fuat Avni muhteşem, iyi ki var Fuat Avni'yi takip ediyorum ve muhteşem buluyorum. İyi ki Fuat Avni'ler var. Yoksa o bilgileri bizim öğrenmemiz mümkün değil. AKP referandumdan sonra güç zehirlenmesi yaşadı Son dönemde Kimse Yok Mu Derneği'ne de benzer baskılar yapıldı, hatta yardım toplama izni kaldırıldı? Kimse Yok Mu Derneği'ne 'Dün iyiydiniz, bugün kötüsünüz' diyorlar. Gerekçeniz nedir? Koyun belgeyi ortaya. Koyamazlar. Bu yardım kuruluşları kimsesiz yoksul insanlara kucak açmışsa buna destek vermeniz lazım. Son yolsuzluk soruşturmasıyla, AKP'nin 'muhafazakâr' kimliği tartışmaya açıldı? AKP'ye muhafazakâr parti demek muhafazakârlara hakarettir. Muhafazakârlık nedir? Haramdan uzak durmaktır, yetimin hakkını yememektir, yalan söylememektir. Bu özelliklerin hiçbirini taşımayacaksınız ama ‘muhafazakâr partiyim’ diyeceksiniz. Gündüz koşa koşa cumaya gidiyorlar, gece yarısı imar uygulamasıyla fukaranın malını alıyorlar. 2010 Referandumu AKP'de neleri değiştirdi? 'Güç zehirlenmesi' yaşadığı yönündeki söylemlere katılır mısınız? Kesinlikle, referandumla birlikte AKP'deki güç zehirlenmesi tam olarak kana karıştı. Yüzde 58'in de oluşturmuş olduğu şey, öyle bir güç zehirlenmesine dönüştü ki, astığım astık kestiğim kestik oldu. 'Onu sindireyim, buna baskı yapayım, şuna tokat atayım, bunu tehdit edeyim' noktasına geldiler. ‘Çalıyorlar ama çalışıyorlar’ tavrı ahlaki değil Yolsuzluklar gündeme geldikten sonra 'Çalıyor ama çalışıyor' söylemi de ortaya atıldı, verilen oya gerekçe yapanlar oldu? Bu cümle ve tavır, dinen de, vicdanen de, ahlaken de kabul edilebilecek bir tavır değil. Çalma kelimesini hiçbir din kabul etmez. Dinimizin yolsuzluklara bulaştırılmasına isyan ediyorum. Sizin bu kötü gidişatta muhalefet olarak hiç mi suçunuz yok? Etkili muhalefet yapamadığınız yıllardır söyleniyor. Bizim hiç suçumuz yok. Sırf ben İstanbul'daki usulsüzlüklerle ilgili 109 tane dava açmışım. Ana muhalefet ne yapar? TBMM'de kanun teklifleri verir, soru önergeleri verir, kamuoyuyla paylaşır, yargıya götürür. Bunların hepsini yapmışız. Türkçe Olimpiyatları'na Türkiye'de getirilen yasağı nasıl karşıladınız? Türkçe Olimpiyatları dünyanın birçok ülkesinde Türk bayrağını dalgalandıran, herkesin hayranlıkla seyrettiği bir organizasyon. Bu sizi nasıl rahatsız eder? Üstelik dün övdüğünüz şey sizi rahatsız ediyor. Kültür Bakanlığı, Türkiye'nin tanıtımı için ciddi para harcıyor. Türkçe Olimpiyatları ile bedava Türkiye tanıtımı var, bundan rahatsız oluyor. Bir din adamı CHP lideri olabilir Muhafazakar kesime yönelik açılımlar yapıldı. İleride bir din adamını CHP'nin başına görebilir miyiz? Elbette olabilir. CHP'deki kurultayda İhsan Özkes (emekli müftü) birinci oldu. CHP tabanı böyledir. Partimizde çok sayıda muhafazakâr insan var. Bizim muhafazakârlığımızı kimse sorgulamaya kalkmasın. Beni AKP'nin paralı katilleriyle televizyona çıkarmak istiyorlar Havuz medyası CHP'yi itibarsızlaştırmak için millet nezdinde bir algı oluşturmak istiyor. Merkez medyayı uyarıyorum, bu kirli işlere alet olmasın. Bize salatadaki yeşillik gibi 'sizi de programa alalım' diyorlar. Kim var programda? AKP'nin 3 tane kiralık katili var. Kim bunlar? Güya gazeteci. Benim muhatabım bunlar değil. Benim muhatabım AKP'li yöneticiler. Varsa cesaretiniz, getirin Arınç'ı konuşalım. Bizim o paralı katillerle mücadele etmemizi istiyorlar. Size bir Kılıçdaroğlu hikayesi anlatayım Kemal Kılıçdaroğlu emekli olduktan sonra, bir holdingde yönetim kurulu üyesi oluyor. 1 yıl sonra Baykal, Kılıçdaroğlu'nu Parti Meclisi'nde görmek istediğini söylüyor. Dönüyor holdingle ilişkisini kesiyor. Kemal Bey istifasını verdiği şirkete çok önemli katkılar sunduğu için şirket yetkilisinin talimatıyla maaşı kesilmiyor. 4 ay sonra hesabına baktığında dört maaşı yatmış olarak buluyor. Kemal Bey bu maaşı iade ediyor. Ama iade ederken o günün faiz kurunu da hesaplıyor, bu parayı da üzerine ekleyip iade ediyor. HÜSEYİN KELEŞ - BUGÜN GAZETESİ

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 13:22

Davutoğlu: Şiddete davet eden tweetler elimizde

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Biz ne kadar ortak vicdanı harekete geçirirsek geçirelim, provokatif bir grup bütün bu çabaları yok sayan bir sonuç doğurabiliyor ve bir şehir yanmaya başlıyor. Bu da küreselleşmenin getirdiği basit görünen ama çok etkili araçlar bizim çabalarımızı dumura uğratacak sonuçlar çıkarabiliyor" dedi. "Son yaşanan olaylarda şiddete davet eden bir tweet, 'Bu gece herkes silahlansın ve şurayı bassın' diye tweetler var elimizde." ifadelerini kullanan Davutoğlu, silahlı unsanların çok azının çekildiğini bildiklerini, fakat çözüm sürecinin zarar görmemesi için açıklamadıklarını söyledi.Başbakan Davutoğlu'nun Akil İnsanlar Heyeti üyeleriyle bir araya geldi. Toplantıya, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç ve Yalçın Akdoğan ile İçişleri Bakanı Efkan Ala, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de katıldı. Dolmabahçe Başbakanlık Çalışma Ofisi'ndeki toplantıda, Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan isimler yer aldı.Başbakan Davutoğlu'nun konuşmasıyla başlayan toplantıda çözüm süreci kapsamında önemli rol oynayan Akil İnsanlar Heyeti üyeleri, süreçte gelinen noktayı değerlendirdi.Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan isimler, sürecin ilerletilmesi yönündeki görüşlerini Başbakan Davutoğlu'na aktardı. Oral Çalışlar, Etyen Mahçupyan, Can Paker, Muhsin Kızılkaya, Hülya Koçyiğit ve Kadir İnanır toplantı için çalışma ofisine gelen ilk gelen isimler oldu.Ofis girişinde geniş güvenlik önlemi alındığı ve heyetteki isimlerin, görevli polisler tarafından isim kontrolü yapıldıktan sonra içeriye alındığı görülürken toplantı Davutoğlu'nun konuşmasıyla devam etti.Davutoğlu'nun konuşmasında öne çıkan ifadeler ise şöyle:"Akil İnsanların toplantıları karşılıksız kalmadı, raporlar rafa kalkmadı. Son gelişmeler olmasaydı da bu toplantı olacaktı. Akil insanların raporları demokratikleşme paketinde yer aldı. Artık Çözüm Süreci Türk yasama sürecini bağlayan bir süreçtir.O TWEET'LER ELİMİZDESon yaşanan olaylarda şiddete davet eden bir tweet, 'Bu gece herkes silahlansın ve şurayı bassın' diye tweetler var elimizde.Biz ne kadar ortak vicdanı harekete geçirirsek geçirelim, provokatif bir grup bütün bu çabaları yok sayan bir sonuç doğurabiliyor ve bir şehir yanmaya başlıyor.Bu da küreselleşmenin getirdiği basit görünen ama çok etkili araçlar bizim çabalarımızı dumura uğratacak sonuçlar çıkarabiliyorİki kavramı hala sürecin temel taşı olarak görüyorum. Tarihdaşlık ve vatandaşlık. Tekçi yapılar nerde olursa olsun, acı ve hüzün getiriyor. Vatandaşlık kimliği tarihdaşlık kimliğiyle desteklenmek zorunda. Bizim bütün çabamız reformcu yapı ile kadim kültürleri pekiştiren bir dil kullanmak.Biz Kürt, Türk ve diğer unsurlar olarak bir arada yaşıyoruz. Her kimlik Anadolu'da var. Sosyo-kültürel yapımız bütün unsurları bir arada tutmayı başarabildi. Bizim yapmamız gereken Sosyo-kültürel zemini güçlendirmek. Kürtlerin devleti Türkiye Cumhuriyeti devletidir.ÇOK AZ SİLAHLI UNSURUN ÇEKİLDİĞİNİ BİLİYORDUK, AÇIKLAMADIKBiz hiçbir zaman Kobani önemsizdir demedik. Ama Türkiye’deki çözüm süreci Suriye’de Kobani meselesi yokken de vardı. O mesele çözülse de çözülmese de devam edecek. Türkiye’deki çözüm süreci başarıya ulaştığında bütün çevre faktörleri pozitife dönüştürür. Çok az silahlı unsurun çekildiğini biliyorduk ama deklare etmedik çözüm süreci zarar görmesin diye ama sonra deklare ettik. Bu süreç tamamlansaydı bizim de Kobani’ye, PYD’ye bakışımız farklı olurdu.DAVUTOĞLU AKİL İNSANLAR HEYETİ TOPLANTISINDA KONUŞTU"26 Haziran'a kadar olan dönemde 12 bin kilometrelik mesafe katledildi. Sayısız uçak yolculukları yapıldı. 60 bin vatandaşımızla yüz yüze görüşmeler yaptınız. Çok farklı siyasi görüşlere, çok farklı geçmişte belki ideolojilere sahip ama ortak bir vicdanı harekete geçirme konusunda tereddütsüz aynı zemine sahip bir heyet olarak gerçekten size bütün ülkemiz adına, hatta sadece Türkiye olarak değil sizin bu çabalarınız sonrasında çevre ülkelerde yaşanan kırılmaların derinleşmesi göz önüne alındığında insanlık adına da teşekkür borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Bu anlamda çözüm süreci bu toprakların en önemli projesidir en başından itibaren söyledik. Sadece bu ülkenin projesi değil burada başarılı olduğunda çevre ülkeler içinde ilham kaynağı olacak önemli bir yol ve yöntem tespit etme meselesidir.""ORTAK BİR SORUMLULUK TAŞIYORUZ" "Her biriniz bu konuda o kadar değerli katkılarda bulundunuz ki; o zaman Dışişleri Bakanı olarak çalışmaları takip ettiğimde sunduğunuz raporları detaylı okumuştum. Şimdi hafızamı yenilemek için tekrardan onları okudum. Başbakanlık görevini aldıktan sonra, yeni ve etkin bir yöntemle çözüm sürecine ivme katarız diye arkadaşlarımızla ve Cumhurbaşkanımızla derin istişarelerde bulunduk. Son gelişmeler olmasaydı da sizinle bir araya gelecektik. Sizinle bir araya gelişimiz konjonktürle bir gelişmenin sonucu da değildir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Ortak bir sorumluluk taşıyoruz. Bu ortak sorumluluğunu toplumun bütün kesimlerine yaymak için omuz omuza vermek durumundayız."" AMA DEVRİM MAHİYETİNDE BENCE ATILAN EN ÖNEMLİ ADIM" "Belki saatlerce sürecek bu oturumda sizlerden biri olarak istişare etmek istiyorum. Bu toprakların bir çocuğu, bu ülkenin geleceğiyle ilgili ümitler, idealler besleyen bir insan, bir birey bir aydın ve bütün insanlık için, bölge için sorumluluk taşıyan beşerler olarak oturup birlikte konuşacağız. Şunu bilinmesini en başında isterim; Akil İnsanlar heyetinin yaptığı temaslar karşılıksız kalmamıştır. Bunlar sadece sizlerin bölgelere yaptığı ziyaretlerle, o ziyaretler sonucunda ortaya çıkan yazılı raporlarla raflara kaldırılmamıştır. Çok zor bir süreç oldu, biliyorsunuz ki kitlesel gösterilerin olduğu Gezi süreçleri, geçen sene yaşadıklarımız ondan sonra 30 Eylül'de o dönemde Başbakanımızın açıkladığı demokratikleşme paketinde sizin teklif ettiğiniz bir çok unsur yer aldı. Hazine yardımı için yüzde 7'den 3'e inme şartı, harf yasağının kaldırılması, yer isimlerinin gözden geçirilmesi, siyasi propaganda her türlü yerel dilin, ana dilin kullanılması dahil olmak üzere bir çok sizin teklif ettiğiniz, raporlarınıza dönüp baktığınızda 'evet biz bunları teklif etmiştik' dediğiniz bir çok husus geçen seneki demokratikleşme paketinde yer aldı. Ama devrim mahiyetinde bence atılan en önemli adım, yine sizlerin hemen hemen her bölgede ki raporda benim gördüğüm ve talebiniz olan ve bu çözüm sürecinin tarafları olan aktörlerinde dile getirdiği yasal çerçevenin çözüm sürecine sağlanması olmuştur. Artık çözüm süreci Türk hukuk sisteminin bir parçası ve yasama kudretiyle Bakanlar Kurulu'nu da bağlayan bir temel esas halini almıştır. Bu konuda yaptıklarımız daha detaylı olarak sizlerle istişare etmek istiyorum.""ŞİDDET AĞIRLIKLI BİR DİL" "Çözüm sürecinden muradımız nedir ve aslında çözüm süreci salt bir müzakere ya da teknik bir süreç olmanın ötesinde tarihi bir proje olma niteliğini nereden kazanıyor bu hususlarda bazı kanaatlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kongre konuşmamı hepiniz hatırlayacaksınız. Bilinçli bir şekilde kongre konuşmama; 'mekana, zamana ve insana selam olsun' diye başlattım. Siyasetin ve her siyasi faaliyetin temeli insanın varoluşsal sebebi tabiata, çevreye, insanın zaman içinde akışını temsil eden tarihi kontekste hitap etme ve insana saygı esasına dayalı olmak zorunda. İnsanı selamlamayan, yaklaşımın siyasi alanda kalıcı bir temel bulması mümkün değildir. Küçük kısır alana bir mesele hapsolduğunda, son gelişmelerde olduğu gibi ve o kısır alanda şiddet ağırlıklı bir dil ve eylem geliştirildiğinde büyük resmi kaybetmek gibi bir sonuçla karşı karşı kalabiliriz. Bizim büyük resimde gördüğümüz şudur; insanlığın büyük tarihsel dönüşümünde, en temel evreler kadim, modernite, küreselleşme aşamalarından geçen evrelerdir. Kadim topluluklar çoğulcu şehir yapılarına sahip olan ve harmanlanarak bugüne kadar gelmiş çok köklü tecrübelerin birbirileriyle etkileşimlerinden doğmuş bir birikim. Modernite bu birikim üzerinde daha çok homojen ulusçu anlayışa daha yakın ama vatandaşlık hukukuyla da tahkim edilen bir hukuk düzenini ön gördü.""BU TWEETLER VAR. KESİNLİKLE BU TWEETLERİN HEPSİ KAYITLARIMIZDA DA VAR" "İşte son olaylarda 'silahlanıyoruz ve saldırıyoruz' şeklinde bir tweet, bu tweetler var. Kesinlikle bu tweetlerin hepsi kayıtlarımızda da var. 'Bu gece herkes silahlansın ve şurayı bassın'. Silahlanma çağrısında bulunan bir tweetin küreselleşme amacı, biz burada ne kadar konuşursak konuşalım, ne kadar ortak vicdanı harekete gecikirsek geçirelim, provakatif bir grup, provakatif ve yanlış bir bilgiyle 'Türkiye IŞİD'e yardım ediyor, Kobani'de şu'. Bunların hepsini size aktaracağım. Bütün bu çabaları yok sayan olağanüstü hızda ki bir bilgi iletişimini kötüye kullanan bir sonuç doğurabiliyor ve bir anda bir şehir yanmaya başlıyor. Küreselleşmenin bize getirdiği araçlar, bir anda bizim barışçıl projelerimizi, demokrasi çabalarımızı dumura uğratacak sonuçlar doğurabiliyor.""BİZ DE BİR BİN YILI DEVİRMEMİŞ ŞEHİR NEREDEYSE YOKTUR" "Biz Latin Amerika ülkesi değiliz, her hangi bir coğrafyayı küçük görmek ya da tahkik etmek için söylemiyorum. Hatta Kuzey Amerikan ülkesi de, Batı Avrupa ülkesi de değiliz. Bu toprakların şehirleri, sokakları, devletleri, siyasi yapıları, sosyokültürel bağları en yakın zaman gittiğinde 2-3 bin yıllık geçmişe dayanır. Biz de bir bin yılı devirmemiş şehir neredeyse yoktur. Zaten şehirlerin şehir olması o bin yıllık süreçten geçmesiyle irtibatlandırılır. Bu topraklarda her hangi bir şehir tek bir dinle, tek bir etnik grupla adlandırılamayacak farklı tarihi tecrübeler yaşamıştır.""O TOPLUMU BİR ARADA TUTMAK ZORLAŞIYOR" "Tarihdaşlık ve vatandaşlık unsurlarını çözüm sürecinin temel taşları olarak görüyorum. Modernite görünümü içinde süslü ve çarpıcı kelimelerle örtülse de üzeri her gün 'barış, kardeşlik' denilse de, devleti sadece şu ya da bu etnik grubun malı gibi görülürse bir süre sonra tıkanır, donuklaşır. Zaten çevre ülkelere baktığınızda, ister Suriye'ye, Irak, Ukrayna... Tarihi kültürel fay hatlarının bugün modernite görünümü altında ki ulusalcı ideolojilerle karşıtlık ilişkisine dayalı olarak bölündüklerini görüyorsunuz. Ben Irak'a ilk ziyaretimi yaptığımda fark ettim, eğer toplumun şehirleri şu şuraya aittir, bu buraya aittir diye ayrıştırılıyorsa o toplumu bir arada tutmak zorlaşıyor.""CHP'NİN TEK PARTİ DÖNEMİNDE YAŞANANLARI EN AÇIK DİLE GETİREN BİZLER OLDUK" "Şehir devletten önce gelir. Şehirden önce gelen de insanlık bilincidir. Eğer bölgeler siyasi partilik açısında değil de etnik ve mezhebi kimlik açısında dağıtılmışsa artık o andan itibaren sosyokültürel bütünlüğü sağlamak çok zor. Bizim farkımız ne, biz Kürt ve Türk ve diğer unsurlar olarak her yerde iç içe yaşıyoruz. Balkanların her milleti Kafkas ve Orta Asya'nın her milleti Anadolu'da var. Hele hele İstanbul'da artık sokaklarda var, aynı apartmanda var. Sosyokültürel zeminimiz bütün bu unsurları bir arada tutmayı başardı. Bütün yanlış devlet uygulamalarına, açık söylüyorum, tek tipçi ulusalcı yaklaşımlara, CHP'nin tek parti döneminde yaşananları en açık dile getiren bizler olduk. Şimdi bizim yapmamız gereken bu sosyokültürel zemini tahkim etmek güçlendirmek.""KÜRTLERİN DEVLETİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİDİR" "Kürtlerin bir devleti yok. Kürtlerin bir devlet arayışı var. O zaman Kürtlerin devleti Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bizim şehirlerimiz nevzuhur kimlikler üzerinde doğmadı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti istiklal harbini, Mezopotamya, Kafkas, Balkan kavimlerinin çocukları bütün o omuz omuza, bir arada verdiler bu savaşı. Çanakkale savaşı da dahil olmak üzere, ortak bir çabanın ürünü olarak doğdu ve tarih, sosyopolitik süreklilik hep devam etti bu topraklarda.""ÇATIŞMACI ACILAR YAŞANACAK" "Son olaylar gösterdi ki Suruç'u Kobani'den ayırmak mümkün değil. Yapamıyorsunuz. Bunu söylediğimizde herkes yanlış anladı. Hayır. Kast ettiğimiz tek şey ya bu sınırlar barışçıl yönetmelerle anlamsızlaştırılacak ve bütün o akraba topluluklar birbirileriyle kaynaşacak ya da çatışmacı acılar yaşanacak. Biz bunu gördüğümüz için şimdi geriye dönüp herkesin muhasebe etmesini istiyorum.""SİYASİ İRADEYİ ELİNDE TUTANLARIN İMTİHANI BURADA" "Daha Arap baharından çok önce Suriye ve Irak'la barışçıl yollarla bunu nasıl yaparız diye büyük bir çaba içine girdik, vizeleri kaldırdık. Ortak ticaret havzası kurduk. Eğer bu gerçekleşmiş olsaydı bugün yine Telabyad ile Akçakale arasında ki, Araplarla, Türkiye'de ki Araplar, mülteci göçleri halinde değil ticari göçler halinde seyir halinde olacaklardı. Siyasi iradeyi elinde tutanların imtihanı burada.""BUGÜNKÜ ÇATIŞMACI ORTAM DOĞDU" "Bizim yapmak istediğimiz, IŞİD'i, IŞİD'in bugün yıkma iddiasında bulunduğu o düzeni ya da Suriye rejiminin bombalarla korumaya çalıştığı düzene karşı biz aslında barışçıl, ekonomik, siyasal, kültürel ağırlıklı bir bütünleşme strateji getirdik. Bizim savunduğumuz tek siyaset bu oldu. O güzelim Halep'i havadan bombaladığında, oradaki insanlara zulüm edildiğinde demokrasiyi teşvik ederek aynı anlayışı sürdürmeye çalıştık ancak olmadı ve bugünkü çatışmacı ortam doğdu.""YA BARIŞÇIL BİR YOL SEÇECEĞİZ..." "Karışımızda yine bu var. Ya barışçıl bir yol seçeceğiz ki bizim tercihimiz hep budur ya da yayılmacı, sekter, modern görünümlü ama aslında aşiretçi baas ideolojisiyle veya benzeri ideolojilerle çoğulcu yapılara karşı savaş ilan eden ya da bazen dini görünümlü, İslami görünümlü arkaik yapılarla çoğulcu yapılara savaş ilan eden terör ve radikal grupların tesiri altında kalacağız. İşte tam da Akil İnsanlar heyetinin misyonu burada özel bir önem taşıyor. Bizim açımızdan bu sivil inisiyatif Türkiye'de eğer bu çizgiyi gerçekleştirebilirsek aslında çözüm sürecinin başarısı bütün bu bölgedeki çatışmalar engelleyecek yegane yoldur.""ÇÖZÜME KAVUŞTURABİLMEK İÇİN HER YÖNTEMİ DENEDİK" "Çözüm sürecinin üç karakterine dikkat çekmek isterim: Birincisi, çözüm süreci millidir, yerlidir, özgündür. 12 yıl içerinde biz bu meseleyi çözüme kavuşturabilmek için her yöntemi denedik. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakanlığı döneminde yaptığı devrimci konuşmayı herkes hatırlar. O bakımdan sadece Kürtlere değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesi ayrımsız ve eşit hakları tanımak. Başörtü özgürlüğünden Alevi vatandaşlarımızın haklarına kadar... Diğer taraftan da sürekli akıl yorduk.""NETİCE ELDE ETMEYE ÇALIŞTIĞIMIZI GÖRSÜNLER" "5 sene önce, 3 sene önce hatta imkansız görünen süreçleri bütün siyasi riskleri alarak devreye soktuk. İmralı'yla yapılan görüşmelerden tutunda, HDP heyetlerinin yaptığı görüşmelere kadar. Şimdi herkes bir vicdani olarak sorsun, dönüp hükümetten ve devletten bir şeyler bekleyenler, hangi tabuları yıktığımızı, nasıl her türlü şeyi tartışarak demokratik ortamda bir netice elde etmeye çalıştığımızı görsünler. Akil İnsanlar Heyeti'nin kompozisyonu dahi çözüm sürecinin yerli ve özgündür bize aittir. Bu yol bu topraklarda hakkı bulunanların çocuklarının el ele yürüyeceği bir yoldur. Sonuçları itibari ile hepimiz ilgileniyoruz.""DERSİM'İ BOMBALAYAN TEKTİPÇİLKTEN FARKI KALMAZ" "Çözüm süreci, sadece bir tarafı ikna etmeye yönelik bir süreci değildir. Böyle bir ikna borcumuz da yok. Milleti ikna borcumuz var. Ama nihayetinde bu sürecin getirdiği ortamdan istifade ederek. 'şurada bir tek ben hakimim, burada siyaset yapacaklar benden izin alacaklar' denildiğinde hem tarihi kadim ilişki tehdit edilmiş olur, hem de modern vatandaşlık ilişkisi ve insan hakları yerle bir edilmiş olur. O tek tipçiliğin 30'lu yıllarda Dersim'i bombalayan takipçilikten farkı kalmaz.""KOBANİ ÖNEMSİZDİR DEMEK İSTEMEDİK" "Biz 'Kobani ile çözüm süreci arasında bağlandı kurulmasın' derken Kobani önemsizdir demek istemedik. Biz hiçbir zaman da demedik. Ama Türkiye'deki çözüm süreci, Suriye'de Kobani meselesi yokken de vardı. Ondan önce vardı. O mesele çözülse de çözülmese de devam edecek. Türkiye'deki çözüm süreci başarıya ulaştığında bütün çevre faktörleri pozitife yönde dönüştürür. Türkiye'de ki çözüm süreci doğru istikamette yürüdüğünde etraftaki bütün o çatışamalara da şifa ilacı haline gelir.""SONRA DEKLARE ETMEK ZORUNDA KALDIK" "Eğer Çözüm süreci sağlıklı bir şekilde bu güne gelmiş olsaydı ve birileri verdikleri sözleri tutmuş olsaydılar, Mayıs ayında bütün silahlı güçler Türkiye'yi terk edeceklerdi, sizlerde o aşk ve şevkle Anadolu'nun her bir yerine gittiniz, 'merak etmeyin Türkiye'de yakında silahlı hiç bir unsur olmayacak' dediniz. Ne oldu? Haziran raporu sunduğunuzda dahi çok az unsurun sembolik çekildiği biz biliyorduk ama hiç bir zaman topluma deklare etmedik ki çözüm süreci zaafa uğramasın. Sonra deklare etmek zorunda kaldık.""PYD'YE BAKIŞIMIZ FARKLI OLURDU" "Bu gerçekleşmiş olsaydı ve bizim planladığımız gibi bütün o silahlı unsurlar sınırın dışına çıkmış olsaydı bizim Kobani'ye, PYD'ye bakışımız farklı olurdu. Ama sen silahlı unsurlarını içeride tutmaya devam edeceksin Suriye'de verilen mücadeleyi her ana Türkiye'ye yayarım diye demeç vereceksin sonra da rejimle iş birliği yapmış ve bu yönüyle tescillenmiş bir grupla Türkiye'yi 'niye bu grubu desteklemiyorsun' diye eleştireceksin. Bunun kabul edilebilir bir tarafı yok. Birçok eleştiriye rağmen Dışişleri Bakanı olarak bizzat talimat verdim Salih Müslim ile görüşülecek diye. Çünkü çözüm sürecine eş olarak Suriye'deki unsurlarla da demokratik görüşme süreci başlasın istedik. Çağırdık ilk defa muhatap alındı. Çok temel şeyler istedik. Zor şeyler değil ama kitlesel şeylerdi. O dönemde bize verilen sözler tutuldu mu ki sanki, şimdi Türkiye sözlerini tutmadı desin birileri. Aksini yaptılar ve gittiler Suriye rejiminin suçlarına ortak oldular. Bütün uyarılarımıza rağmen ses çıkarmadan." "İYİ NİYET SORGULANMAYA BAŞLAR" "Türkmenler IŞİD tarafından katledilirken de sessiz kalındı. Biz sessiz kalmadık. Kobani'ye de sessiz kalmadık. Bugün dahi sessiz değiliz. Yeni çıkmış bir problem sebebiyle Türkiye'nin yüz yıllık projesini, hep beraber elimizi taşın altına koyduğumuz çözüm sürecini berhava etmeye kalkarsanız, iyi niyet sorgulanmaya başlar.""'HERKES SİLAHLANSIN' TWEETİ ATAN KİMLERLE BAĞLANTILI" "6-7 Ekim'de vandalizmin, şiddetin gaspın cinayetin her türlüsü işlendi. O zaman samimiyet testinden geçiyor herkes. Her işi ikincil kılıp çözüm süreciyle ilgili her şeyi yapmışken gördüğümüz bu oldu. 'Biz şiddet çağrısı yapmadık' deniyor. 'Herkes silahlansın' tweeti atan kimlerle bağlantılı. Hepimizin oturup iyi bir muhasebe yapması gerekiyor. Özeleştiri yapmaktan da çekinmiyoruz. Faili meçhullerin üzerine gittiğimizi herkes biliyor. Şu anda da failli meçhuller var. Ama bunlar JİTEM gibi yerler tarafından değil kimliğini gizleyenler tarafından yapılıyor. Yasin Börü'yü kim öldürdü. Ne zaman çözüm sürecinde yol alsak şu veya bu oluyor ve ortalık karışıyor. Birileri puslu havayı seviyor. Görevimiz puslu havayı dağıtmak. Bu noktada Akil İnsanlar Heyeti'nin yardımına ihtiyacımız var. Çözüm sürecindeki kararlılığımızda en ufak bir değişiklik yok."(ANKA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Ekim 2014 Pazar 10:32

Oktay Vural: Yetim hakkı yiyenler kendi pisliklerinde boğulur

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 17 Aralık "yolsuzluk ve rüşvet çetesi"ne verilen takipsizlik kararının yargısal bir süreç olmadığını belirterek, "Takipsizlik kararı sonrası istifa ettirilen bakanlar da kabineye yeniden alınacak mıdır? O dosya bugün olmazsa yarın mutlaka açılır. Unutulmasın ki, gün olur devran döner, adalet yerini bulur, yetim hakkı yiyenler kendi pisliklerinde boğulur" dedi.MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, twitter üzerinden yaptığı açıklamada, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet çetesine verilen takipsizlik kararının haramparacıları yargılanmaktan kaçırma operasyonu olduğunu vurgulayarak, takipsizlik kararının yargısal bir süreç olmadığını, siyasi sürecin ortaya koyduğu bir sonuç olduğunu ifade etti.Takipsizlik kararını hükümetin istediği şekilde verdiğini belirten Oktay Vural, "Bu takipsizlik sonrası 700 binlik saatler, çikolata kutuları, ayakkabı kutuları ve içindeki milyon dolarlar sahiplerine iade edilecek midir, bu takipsizlik sonrası 'memurun ve parasını peşin vereceksin' diyen Reza, dönemin başbakanının 'makul hayırseveri' olarak mı anılacaktır, bu takipsizlik kararı sonrası rüşvetçiler, sıfırcılar, 'Alo Fatih'ler', iktidar sahipleri yataklarında rahat uyuyabilecek midir?" diye sordu.TAKİPSİZLİK KARARI SONRASI İSTİFA ETTİRİLEN BAKANLAR KABİNEYE YENİDEN ALINACAK MI?Vural, Twitter'dan yaptığı açıklamada, savcının rüşvet ve yolsuzluğu takip etmemesi durumda, milletin kendi hakkına, hukukuna el uzatan haramzedelerin dosyasını takip edeceğinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:"Bu takipsizlik kararı sonrası istifa ettirilen bakanlar da kabineye yeniden alınacak mıdır? O dosya bugün olmazsa yarın mutlaka açılır, AKP'nin bu kirli dosyası savcıda kapansa bile milletin vicdanında asla kapanmaz. Ama unutulmamalıdır ki, dünyevi ve ilahi adalet ergeç yerini bulacaktır. Unutulmasın ki, gün olur devran döner, adalet yerini bulur, yetim hakkı yiyenler kendi pisliklerinde boğulur."

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Ekim 2014 Cuma 23:00

Burada lojman yapılacaksa inşaat hakkı neden artırıldı?

Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılan Etiler Polis Meslek Yüksekokulu’nun bulunduğu arazide basın açıklaması yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba, 25 Aralık soruşturmasında geçen arazinin 460 milyon dolar bedelle Yasin el Kadı’ya verildiği iddiasını hatırlattı. Ardından sordu: “Bu arazide polis lojmanı yapılacaksa inşaat hakkı neden 100 bin metrekareye çıkarıldı?”Etiler Polis Meslek Yüksekokulu’nun bulunduğu arazinin rant alanına çevrileceğini öne süren CHP yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve aralarında milletvekillerinin de olduğu bir grup CHP’li, dün okul önünde toplandı. Veli Ağbaba, burada yaptığı açıklamada, söz konusu arazinin İstanbul’un en değerli yerlerinden biri olduğunu hatırlattı. Değeri bir milyar dolara ulaşan araziyle ilgili bugüne kadar yaşananları özetledi. Ağbaba, “Okul önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmiştir. Sonra planlama yetkisi Çevre Bakanlığı’na bırakılmış, Çevre Bakanlığı buraya ticaret merkezi yapmak için bir plan uygulamıştır. Planda emsal değişiklikleri ile milyonlarca dolarlık rant yaratılmış, TMMOB tarafından bu plana dava açılmıştır. Sonra ne olmuştur; Mimarlar Odası’nın davasını engellemek için yine bakanlıkça 2009’da deprem için güçlendirme yapılan okul, riskli alan ilan edilmiştir. En sonunda geçtiğimiz günlerde de okulun kapatılması kararı verilmiştir.” diye konuştu. Veli Ağbaba, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a seslendi: “Sayın Topbaş’a sesleniyorum. 1 sene önce tapusu bende diyordunuz. Bu arazinin tapusu hâlâ Büyükşehir’de mi? Yoksa tapular çoktan El Kadı’ya geçti ve bu arazide polis lojmanı yerine Boğaziçi 360 ismiyle bir rant alanı kurulacak mı? Ortadaki iddia büyük. Bu arazide polis lojmanı yapılacaksa inşaat hakkı neden 100 bin metrekareye çıkarıldı ve yükseklik sınırı neden kaldırıldı? Bu arazide afet riski yoksa neden afet riski altındaki alanlar kapsamına aldınız? Bu arazi neden imar ve koruma yasalarından muaf? Bu arazide polis lojmanı yapılacaksa, yeni imar planında rezidans AVM, otel, restoran izni neden verildi? Bunun için El Kadı ile AVM ve rezidans pazarlığına girildi mi? Bu araziyi Yasin el Kadı’nın şirketine 460 milyon dolar bedelle ihalesiz verdiniz mi?” ARAZİYLE İLGİLİ İDDİALAR MECLİS’E TAŞINDIBu arada, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Davutoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle Meclis Başkanlığına Etiler Polis Okulu arazisiyle ilgili 4 adet soru önergesi verdi. Tanrıkulu, Davutoğlu’na, “Arazinin gerçek piyasa değeri ne kadardır? Bahsi geçen araziye 360 Bosphorus adında bir proje yapılacağı iddiası doğru mudur? Doğru ise bu projeyi hangi firma yapacaktır? İnşaat İzinlerini kim vermiştir? Değeri 1 Milyar dolar olan Etiler Polis Arazisi 460 Milyon dolara hangi şirkete satılmıştır? Bu şirketin ismi nedir? Yönetim Kurulu Üyeleri kimlerdir? Bu şirketin ortakları arasında Yasin El kadı ile oğlu Muaz El Kadı’nın da bulunduğu iddiaları doğru mudur?” gibi sorular soruldu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Ekim 2014 Cuma 23:44

Yargı paketi ile tehlike çanları çalmaya başladı

Alman Parlamentosu’nda yer alan en eski Türk asıllı siyasetçilerden Özcan Mutlu, uygulamada polis devletine dönen Türkiye için yeni yargı paketiyle tehlike çanlarının çalmaya başladığını söyledi. Mutlu, paketin yasalaşması halinde artık bağımsız bir yargı sistemi olduğundan bahsetmenin mümkün olmayacağını anlattı.Almanya’nın Türk kökenli vekillerinden Özcan Mutlu, uygulamada polis devletine dönen Türkiye’nin yeni yargı paketiyle birlikte tehlike çanlarının çalmaya başladığını söyledi. Alman Yeşiller Partisi üyesi Mutlu, başkent Berlin’deki Almanya Meclisi Bundestag’da ağırladığı Türk gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. 1999 yılından beri milletvekili olan Mutlu, hükümetin Alman modeli güvenlik düzenlemesine değindi. “Türkiye, Nazi deneyimi sonrası istihbarat birimlerinin görev ve yükümlülükleri ile güvenlik güçlerininkini sıkı bir şekilde ayıran Almanya’yı örnek aldıysa bu bir sorun olmaz. Ancak Türkiye’yi kanunlar nezdinde de polis devletine çevirecek yasayla tehlike çanlarının çalmaya başladığı anlaşılıyor.” dedi.Yaptığı eleştirilerin dostane olduğunu aktaran Mutlu, köklerinin dayandığı bu ülkede artık bağımsız bir yargı sistemi olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını dile getirdi. 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarının ardından Emniyet Teşkilatı’nda ve yargıda yapılan görev değişiklikleri ile tavsiyelerin “paralel devlet” söylemiyle açıklanmasının mümkün olmadığını belirtti. Ankara’nın Avrupa Birliği üyeliği yolunda gerekli müzakere başlıklarını açması için her zaman destekçisi olduklarını hatırlattı. Güçler ayrılığı ilkesinin yerleşmesi ve HSYK seçimleri sırasında da görülen politikacıların yargı sistemi üzerindeki etkisinin kaldırılması noktasında müzakere başlığının açılmasını desteklediğini belirtti. Mutlu, güçler ayrılığı ilkesi ve hukukun üstünlüğü ilkesinin olmadığı hiçbir demokrasinin varlığından söz edilemeyeceğinin altını çizdi.Türkiye’nin Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın Almanya’ya yaptığı ziyaretlerle ilgili sorulara da cevap veren milletvekili, kapalı kapılar ardında Türk bakanın IŞİD, Gezi Parkı olayları ve sosyal medya üzerinde hükümet tarafından kurulan baskılar sebebiyle ciddi eleştiriler aldığını aktardı. Almanya’nın Türkiye’deki basın özgürlüğü konusunda endişeleri olduğunu ve bunu her zaman dile getirdiğini anlattı. Mutlu, bütün bu sorunların çözümünün Türkiye’nin AB üyeliğinde saklı olduğunu söyleyerek bu konuda isteksiz olan Alman politikacıları da eleştirdi. Birliğe tam üye olmuş bir ülkenin asla demokrasiden sapamayacağını söyledi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 08:43

‘Öcalan artık resmî müzakereci’ iddiası

Kobani eylemlerinin ardından başlayan Abdullah Öcalan’a yeni statü verilmesine yönelik tartışmanın ayrıntıları netleşti.Buna göre, eylemin ardından Öcalan ile yapılan pazarlıklarda PKK liderine “müzakereci” statüsü verilmesi kararlaştırıldı. Taraf gazetesinin haberine göre Kobani eylemlerinin durdurulmasında Öcalan’ın gece yarısı HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a gönderdiği mesajlar etkili oldu. Bu mesajların hazırlık aşamasında ise çözüm süreci de masaya yatırıldı. Öcalan, kendisiyle ilgili olarak bir statü oluşturulmasını istedi. Değerlendirmeler sonucunda, Öcalan için resmî kayıtlarda yer alması açısından “müzakereci” ismi uygun bulundu. Bundan böyle Kürt hareketinin devlet ile yaptığı resmî ve gayri resmi pazarlıklarda Öcalan muhatap alınacak. Bu durum Kandil ve HDP ile diğer Kürt sivil toplum örgütlerine de bir mesajla bildirilecek.Öcalan’ın yeni statüsü Kobani eylemlerinin ardından gündeme geldi. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Süreci en iyi okuyan Öcalan’dır.” açıklamasıyla yeni statünün ilk işaretlerini verdi. Daha sonra hükümete yakın gazeteciler, Öcalan’ın statüsünün tartışılması gerektiğine yönelik yazılar kaleme almaya başladı. Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi “Öcalan’ın konumu tartışılmalı” derken Yenit Akit yazarı Ersoy Dede, daha açık ve net ifadeler kullandı: “Öcalan’ın serbest bırakılması da dahil olmak üzere her konunun tartışılması lazım gelen bir dönemin içindeyiz.”Buldan: Öcalan’ın özgürlüğünü istiyoruzAl Jazeera’ya konuşan HDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan da, Öcalan’ın koşullarının değişmesinden kasıtlarının cezaevi değişikliği olmadığını belirtti. Buldan, “Biz başka bir cezaevine naklini değil, Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü tartışmak istiyoruz.” dedi.Altan Tan: Öcalan ile Kandil arasında sıkıştık kaldıkKandil’in yeni yol haritası konusunda nasıl bir tepki vereceği merak edilirken İngiltere’nin önemli dergilerinden haftalık Economist, konuya ilişkin haber analizinde “Bazıları hükümetin stratejisinin Kürtler arasında bölünme tohumları saçmak olduğuna inanıyor.” tespitini yaptı. HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın görüşlerine başvuran Dergi, Tan’ın yol haritasının yeni bir şey içermediğini, PKK’nın silahsızlandırılmasının istendiğini ancak bunun mevcut şartlarda mümkün olmadığını söylediğini aktardı. Tan’ın HDP’nin durumunu ise “Öcalan ve PKK arasında sıkıştık kaldık.” sözleriyle özetlediğini bildirdi.Başbakan Davutoğlu yalanladı: Öcalan’ın statüsü değişmediBaşbakan Ahmet Davutoğlu, çözüm sürecini kararlı bir şekilde sürdüreceklerini söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığı bilgilendirme toplantısında konuşan Davutoğlu'na, çözüm sürecine ilişkin AKP Sözcüsü Beşir Atalay'ın ifade ettiği ‘hareketliliğin' ne olacağı soruldu. Davutoğlu, “Çözüm süreci bizim kimseden izin almadan, kendi irademizle başlattığımız bir süreçtir. Kimsenin de tutumuna bakmadan kendi irademizle yürüteceğimiz bir süreç. Nasıl başlatırken kimseden izin almadık, durdurma ya da yürütme konusunda da kimsenin tutumuna bunu bağlı kılmayız. Kamu düzeni sağlanacak. Çözüm süreci kararlılıkla devam ettirilecek.” dedi. Öcalan'a resmî müzakereci statüsü verileceği yönündeki iddia ve haberleri ise yalanladı: “Herhangi bir şekilde statü değişikliği gibi bahsettiğiniz tarzda haberlerin aslı yoktur. Resmî müzakereci vs. gibi. Böyle bir şey söz konusu değil.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 06:00

Swoboda: Türkiye amaca özel yasa çıkarmamalı

Avrupa Parlamentosu’nun en büyük ikinci grubu İlerici Sosyalistler ve Demokratlar Grubu eski Başkanı Hannes Swoboda, AKP’li vekillerin Meclis’e sunduğu yeni yargı paketi konusunda önemli uyarılarda bulundu.Swoboda, “Türkiye, Avrupa hukuk devletinin genel kriterlerine dayanmayan, amaca özel yasa çıkarmamalı. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı ve Avrupa hukuk standartlarına uygun yasalar çıkarılmalı.” dedi. Hannes Swoboda, Türkiye ile Avrupa Birliği‘ne aday ülke olarak özellikle ‘yargı ve temel haklar’ ve ‘adalet, özgürlük ve güvenlik’ gibi temel başlıklarda müzakelerin devam ettirilmesi gerektiğini ifade etti. Avusturyalı siyasetçi birlik ile Türkiye arasında farkların en fazla olduğu alanın hukukun üstünlüğü olduğunu belirtti. Hannes Swoboda, meselenin sadece Avrupa Birliği hukuku olmadığını, (Türkiye’nin de üye olduğu) Avrupa Konseyi hukukunun temellerinin tüm ülkeler için geçerli olduğunu söyledi. Meclise gelen yargı paketi hakkında konuşan Swoboda, “Avrupa hukuk devletinin genel kriterlerine dayanmayan, amaca özel yasa çıkarmamalı. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı ve Avrupa hukuk standartlarına uygun yasalar çıkarılmalı.” yorumunu yaptı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Ekim 2014 Cuma 23:00

AKP, ülkeyi kanun devletine götürdü, aşiret gibi yönetiyor

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, iktidarın ülkeyi bir devlet olarak değil, kuralları her dönem değişen bir aşiretler birliği gibi yönettiğini söyledi.AKP'yi hazırladığı yeni yargı paketiyle eski güvenlikçi politikalara dönmekle suçlayan Yeniçeri, hükümetin yargıyı üzerinde her türlü tasarrufun yapılabileceği kadavra olarak gördüğünü ifade etti. AKP yönetiminde Türkiye'nin giderek hukuk devleti olmaktan çıkıp kanun devletine dönüştüğünü belirtti. Meclis'te düzenlediği basın toplantısında konuşan MHP'li vekil, terör olayları ve yargıda yapılması düşünülen son değişiklikler hakkında değerlendirmede bulundu. AKP'nin karşılaşılan her toplumsal olayı yasayla zapt altına almak gibi kötü bir alışkanlığı olduğuna dikkat çeken Yeniçeri, “AKP yönetiminde Türkiye giderek hukuk devleti olmaktan çıkıyor ve kanun devletine dönüşüyor.” dedi. Düzenlemedeki mal varlığına el koyma maddesiyle herhangi bir medya grubuna yönelik olarak, anayasal suça iştirak suçlamasıyla operasyon yetkisi verilebileceğinin altını çizdi. MHP'li Özcan Yeniçeri'nin gündeminde çözüm süreci ve yaşanan şiddet olayları da vardı. Türkiye'nin, devlet içinde devlet gibi davranan, kendi yargısı olan, insanları isyana çağıran bir yapıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Yeniçeri, "Paralel devlet denilen şey işte budur. AKP iktidarı bunu görmezlikten geliyor. Öcalan'ın oluşturduğu yapıyı, Öcalan'a ihale ederek çözmeye çalışıyor. KCK'nın üstüne gidilmemesi Türkiye Cumhuriyeti'ne yapılmış en büyük ihanettir. Bu ihaneti AKP yapmaktadır." diye konuştu. Yalnız Türkiye'de değil Batı basınında da PKK'nın 'terör örgütü' listesinden çıkmak için büyük bir propaganda faaliyeti başlatıldığını kaydetti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Ekim 2014 Cuma 23:00

Bütün toplumu hizaya getirmeye çalışıyorlar

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, iktidarın yeni yargı paketiyle toplumu sindirmeyi amaçladığını söyledi.Özkes, yargı paketi için, “Toplumu bastırmak, sindirmek terbiye etmek, hizaya getirmek adam etme paketi.” nitelemesinde bulundu. Partisinin Erzurum il binasında basın toplantısı düzenleyen Özkes, yeni yargı paketinin bir oyun ve entrika olduğunu ifade etti. Özkes, “Toplumu bastırmak, sindirmek terbiye etmek, hizaya getirmek adam etme paketi. 9-10 ay önce bozdukları paketi şimdi daha derinleştirerek yeniden getiriyorlar. Pakete göre tutuklanmayacak, yargılanmayacak, evinden alınmayacak hiçbir kimse yok. (Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kastederek) O zatı muhterem dışında herkesin risk ve içeri alınma potansiyeli olan bir toplum oluşturulmak isteniyor. Yani sırf kendisi dokunulmaz olacak, onun ötesindeki herkese dokunulacak. Dinimize göre, inancımıza göre dokunulmaz olan Allah’tır. Allah’a ait olan dokunulmazlığı dünyada zırh olarak giyiyorlar. Bu dünyada olmazsa öbür tarafta bunun hesabı sorulacaktır.” diye konuştu. CHP’li Özkes, AKP iktidarı döneminde hırsızlığı, rüşveti meşru gören ‘paralel bir din’ oluşturulduğunu söyledi: ”Hırsızlığın, rüşvetin, meşru olduğu bir ortam oluşturulmak isteniyor. İnsanların kafası karışık, hırsızlık helal mi haram mı tartışılmaya başlandı.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 08:43

IŞİD daha pratik öldürüyor

Eski Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler’in büyük tepki çeken “IŞİD işkence bari yapmıyor” ifadesine benzer bir açıklama da Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu’dan geldi.CNN Türk ekranlarında 5N 1K’ya konuk olan Kuzu, Kobani olayları sırasında 16 yaşındaki Yasin Börü’nün vahşice öldürüldüğünü kaydederek, “Bunlar olacak şey değil, öbür tarafta, IŞİD belki daha pratik götürüyor. Bu nasıl bir öldürmek?” dedi. Programda Özdemir ile Burhan Kuzu arasında ilginç bir polemik de yaşandı. Sokak eylemlerinin yasal düzenlemeyi zorunlu kıldığını iddia eden Burhan Kuzu, “İnsanların işyerleri yakılıyor, nerede devlet diyor? Sen olsan ne yaparsın?” diye sordu. Özdemir’in “6-8 ay önce zaten sizin değiştirdiğiniz yasaları yine şimdi değiştiriyorsunuz?” sorusuna, “Bu soruları muhalefete neden sormuyorsun?” diyerek sorusunda ısrar etti. Cüneyt Özdemir ise, “Siz çok alışmışsınız rahat programlara çıkmaya.” karşılığını verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Ekim 2014 Cuma 23:00

CHP, sıkıyönetim paketinin AB Uyum Komisyonu’nda görüşülmesini istedi

CHP’nin TBMM Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu üyesi milletvekilleri, yeni yargı paketinin üyesi bulundukları komisyonda da görüşülmesi talebiyle Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e başvuruda bulundu.AB Uyum Komisyonu Başkanvekili Oğuz Oyan’la birlikte 6 CHP’li üye yaptıkları başvuruda, “Hukuki düzenlemelerin ulaşılabilir, açık ve öngörülebilir olması; üyelik müzakerelerinin iyi-kötü sürdürüldüğü Avrupa Birliği’nin temel hukuk normlarıyla uyumlu olması gerekirken bunun tam tersine bir gidiş vardır.” ifadelerine yer verdi. Teklifin AB Uyum Komisyonu’nun görüşüne sunulmamasının büyük bir eksiklik ve hatalı bir uygulama olacağı kaydedilen başvuruda şu ifadelere yer verildi: “Komisyon başkanının ‘Her türlü ceza kanunu düzenlemesinin AB Uyum Komisyonu’na gelmesi gerektiği’ yönündeki genel görüşüne rağmen, hükümetin bu teklifin acil olarak Meclis’ten geçirilmesi kaygısıyla Adalet Komisyonu dışında hiçbir komisyonun incelemesine sunulmaması yönündeki telkinleri nedeniyle teklifin komisyonumuza gönderilmeyeceği bilgisi alınmıştır. Bunu, yasama organının işleyişine açık bir müdahale olarak görüyor ve bunun AB üzerinden yeni eleştirilerin konusu olacağını dikkatinize sunmak istiyoruz.”‘Olağanüstü hal rejimine geçişinin ilanı’Komisyon üyelerinden Aykan Erdemir, konuyla ilgili TBMM’de düzenlediği basın toplantısında son yargı paketinin Türkiye’de olağanüstü hal rejimine geçişin ilanı olduğunu söyledi. Teklifin, ‘sürekli istisna hâli’ kavramının mucidi Nazi hukukçusu Carl Schmitt’ten esinlenerek hazırlandığını ve darbe dönemlerini aratmayan düzenlemeler içerdiğini anlattı. Erdemir, “Diktatörlüğü ve Nazi hukuksuzluğunu meşrulaştıran Carl Schmitt’in imzasının da bu teklifteki imzaların yanında yer alması gerektiğine inanıyorum. Schmitt’in ‘sürekli istisna hâli’ fikrinin somut ifadesi olan bu kanun teklifi, daha yasalaşmadan etkisini göstermeye başlamıştır.” diye konuştu.Temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren bu kapsamlı düzenlemenin Meclis’e bir hükümet tasarısı olarak değil de bir grup AKP’li vekilin teklifi olarak gelmesinin ibret vesikası olduğunu ifade eden Erdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu faşizan kanun teklifine ve onun Meclis’e dayatılma biçimine karşı çıkmak suçsa bu suçu büyük bir gururla işlediğimi itiraf ediyorum. Buyursunlar bu yasa aleyhinde konuşan ve oy verenleri yeni adı Demokrasi ve Özgürlükler Adası olan Yassıada’da oluşturacakları bir toplama kampında enterne etsinler.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 12:39

Kılıçdaroğlu'ndan teklif: 17 - 25 Aralık hırsızlar haftası olsun

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden takipsizlik kararı verilen 17 Aralık soruşturması ile ilgili olarak paylaşımda bulundu.CHP lideri Kılıçdaroğlu, mesajında “Tüm olanlardan sonra 17-25 Aralık haftası “Hırsızlar Haftası" olsun ve hırsızlar tarafından AKP Genel Merkezi'nde kutlansın” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 14:37

MHP'li Adan: Paralel yapı söylemi, iktidarın hırsızlıklarını örtmek için uydurduğu iğrenç bir kandırmaca ve yalandır

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, "Paralel yapı söylemi; bu iktidarın hırsızlıklarını örtbas etmek için uydurduğu bir yalandır. İğrenç bir kandırmaca ve algıdır. 17-25 Aralık'ta cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlık, vurgun ve soygunu ortaya çıkmasaydı, gündemde paralel yapı diye söylem olmayacaktı." dedi.MHP'li Belediye Başkanları Toplantısı için genel başkan Devlet Bahçeli ile Manavgat'a gelen Adan, gündemle ilgili Sueno Otel'de basın mensuplarının sorunları cevapladı.PARA KASALARI ÇIKMASAYDI, 'PARALEL' ALGISI OLUŞMAYACAKTI17-25 Aralık yolsuzluk, hırsızlık, soygun ve talanı ortaya çıkmasaydı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'liler paralel yapı ve paralel devlet söylemi oluşmayacağını belirten Adan, "Bu hükümet hırsızlıkları, yolsuzluklar içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'da olmak üzere milli irade haline getirmiştir. Bu da Türk demokrasisine büyük zarar vermektedir. 17-25 Aralık'ta hırsızlık, yolsuzluk, talan, vurgun ve 4 bakan çocuklarının evlerinde para kasaları ve soygun ortaya çıkmasıydı, bugün 'paralel yapı' diye bir algı olmayacaktı. İktidar, paralel yapı ve devlet söylemini Cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlık ve talanını örtbas etmek için oluşturduğu bir algıdır. Hırsızlık ve soygun olmasaydı paralel yapı söylemine bağlı algı oluşmayacaktı. " dedi.DEVLETİN, HIRSIZLIĞA KARŞI MÜCADELE GÜCÜ VARDIRTürkiye Cumhuriyeti devletinin Recep Tayyip Erdoğan ve Türk demokrasinin hırsızlık ve talan algısına karşı mücadele edecek gücünün var olduğunu vurgulayan Adan, 30 Mart'ta mahalli seçimlerinin, 30 Nisan ya da 30 Mayıs'ta yapılması durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bakanların bugün Yüce Divan'da yargılanıyor durumda olacağını dile getirdi.'PARALEL' SÖYLEMİ, İĞRENÇ BİR KANDIRMACADIR17-25 Aralık'ta ülkeyi soyun ve talan edenlerin yargı karşısında hesap vereceklerini belirten Adan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bize 17 Aralık'ta darbe yaptılar sözününde paralel yapı söylemi gibi toplumu kandırmaya yönelik bir algı olduğunu kaydetti. Adan, sözlerini şöyle tamamladı:"Paralel yapı söylemi bu iktidarın hırsızlıklarını örtbas etmek için uydurduğu bir yalandır. İğrenç bir kandırmaca ve algıdır. 17-25 Aralık'ta cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlık, vurgun ve soygunu ortaya çıkmasaydı, gündemde paralel yapı diye söylem olmayacaktı. "

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 14:58

Efkan Ala'dan 'Öcalan'a iyileştirme' sinyali

İşçişleri Bakanı Efkan Ala, Abdullah Öcalan'ın cezai şartlarının iyileştirilmesi ile ilgili sorusuya, "Sorunu kökten çözmek hedefine katkı sağlayabilecek ve milletimizin de aleyhine olmayacak adımlar atarız yolumuza devam ederiz. O adımın atılması gerekiyorsa da o adım atılır ama milletin bu sorununun tamamen çözümüne katkıda bulunacaksa" cevabını verdi.İçişleri Bakanı Efkan Ala, Amasya'da basın mensuplarının sorularını cevapladı.Abdullah Öcalan'ın cezai şartlarının iyileştirilmesi hakkında soru yöneltilen Efkan Ala, çözüm sürecindeki sorunun kökten çözülmesi için atılması gereken adımların atılacağını belirterek "Biz bu sorunu çözerek Türkiye'nin yoluna devam etmesini istiyoruz. Bunun adını da çözüm süreci olarak koyduk. Bu 77 milyonun lehine olan kimsenin kaybetmeyeceği herkesin kazanabileceği bir süreçtir. Bu süreçte yolumuza devam ederken önümüze çıkan engellerin bertaraf edilmesi fırsatların değerlendirilmesi yönünde adımlar atıyoruz." dedi. Her adım atıldığında, bir sonraki adımın kolaylaştığını beriten Ala, bu ağır sorunun önünü tıkamaya çalışan çeşitli aktörlerin olacağını, bu sorunun kökten çözmek hedefine katkı sağlayabilecek ve milletin de aleyhine olmayacak adımları atıp yola devam edileceğini söyledi. "O adımın atılması gerekiyorsa da o adım atılır ama milletin bu sorununun tamamen çözümüne katkıda bulunacaksa" ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 12:28

Muhalefet 81 ilde yolsuzluk eylemine hazırlanıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına ilişkin dosyaların kapatılmasını, 'Adaletin Kara Günü' ilan etti. CHP il örgütleri Pazartesi günü adliye binalarına siyah çelenk koyacak.CHP'den yapılan açıklama şöyle: CHP 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının sıfırlanmasını 'Adaletin Kara Günü' ilan etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl ve Genel Sekreter Gürsel Tekin imzasıyla CHP il başkanlıklarına bir genelge gönderilerek Pazartesi günü adliye binalarına, illerdeki adalet saraylarına siyah çelenk konulması istendi.Genel Başkan Yardımcısı Bingöl ve Genel Sekreter Tekin imzasıyla teşkilata gönderilen genelge ise şöyle: "Bilindiği üzere son 100 yılın en büyük yolsuzluk operasyonu, kirli bir adaletle kapatılmak istenmektedir. Bu bağlamda 17 ve 25 Aralık soruşturmalarının üzerinin kapatılmasını protesto etmek için tüm il başkanlıkları 20.10.2014 Pazartesi günü saat 11.00'de bulundukları illerin adliye saraylarına üzerine 'Adaletin Kara Günü' yazılı siyah çelenk bırakacaklardır."

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 10:19

Devlet Bahçeli: Belgeli ve ispatlı hırsızlar olarak tarihe geçtiler

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından 17 Aralık opeasyonuna da takipsizlik kararı verilmesine sert tepki gösterdi. "Haram yiyen aranıyorsa 17- 25 Aralık'ta suçüstü basılan faillere bakılmalıdır." diyen Bahçeli, villada para eritemeyen soyguncuların, AKP'nin belgeli ve ispatlı hırsızları olarak tarihe geçtiğini savundu. Antalya'da Belediye Başkanları Toplantısı'nda hitap eden Bahçeli'nin konuşmasından satır başları şöyle.- Haram yiyen aranıyorsa 17- 25 Aralık'ta suçüstü basılan faillere bakılmalıdır. Rüşvet ve yolsuzluk çeteleri, kara paracılar, altın kaçakçıları kutucular, kasacılar, arazi yağmacıları, AKP'yi hücrelerine kadar ele geçirmiştir.- Villada para eritemeyen soyguncular AKP'nin belgeli ve ispatlı hırsızları olarak tarihe geçmiştir. Çok şükür çiğ süt içmediğiniz için karnınızda ağrı da yoktur. Hesabını veremeyeceğimiz karanlık ilişkimiz altından kalkamayacağız.- Bulanık ve sorumlu bir yönümüz acaba gün gelir karşımıza çıkar mı diye içten içe kaygılandığımız bir açığımız da bulunmamaktadır. MHP'li belediyeler tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeme konusunda bugüne kadar ahlak ve insanlık mücadelesini alnının akıyla vermiş ve vermeye de devam etmektedir.MHP'nin geleneksel "Belediye Başkanları Toplantısı" Antalya'da başladı. Toplantının açılışında konuşan Bahçeli, "Aziz milletimiz 30 Mart seçimlerinde partimizin ilkesel duruşunu benimsemiş, demokratik ve kardeşlik çağrısını duymuş, mahalli iradelerdeki başarısını karşılıksız bırakmamıştır. 30 Mart mahalli idareler seçimlerinde oyunu sayısal ve yüzdesel oranda artıran yegâna Parti MHP olmuştur" dedi.MHP Lideri Bahçeli, yeni belediye başkanlarına önünüze bakın hedeflerinizin peşine düşün çağrısında bulundu.AK Parti'yi 17-25 Aralık operasyonları ile eleştiren Bahçeli, " Haram yiyen aranıyorsa, 17-25 Aralıkta suçüstü basılan faillere bakın, rüşvet ve yolsuzluk çeteleri, kara paracılar altın kaçakçıları, kutucular, kasacılar, arazi yağmacıları, hazine hortumcuları AK Parti'yi hücrelerine kadar ele geçirmiştir. Villada para eritemeyen soyguncular, AK Partinin belgeli ve ispatlı hırsızları olarak tarihe geçmiştir. Çok şükür çiğ süt içmediğimiz için karnımızda da ağrı yoktur" dedi.MHP Lideri vatandaşları, daha adil bir paylaşıma, daha çok fırsat eşitliğine, daha üretken ve milli bir ekonomiye, daha fazla yatırım ve istihdama, daha huzurlu kentlere, daha ahlaklı kazanca, daha doymuş bir aileye, daha sağlıklı bir insana ulaşmak için davette bulundu.-"BUGÜNKÜ MANZARA, YÜZ YÜZE GELDİĞİMİZ TEHLİKELER OLDUKÇA BÜYÜMÜŞTÜR"-Türkiye'nin küresel ve bölgesel zeminde mevzi üstüne mevzi kaybettiğini ifade eden Devlet Bahçeli açıklamasına şöyle devam etti:"Çöken dış politika itibar ve saygınlığımızı silip süpürmektedir. Hain amaç ve emeller öne geçmekte sözünü geçirmekte, psikolojik üstünlük elde etmektedir. Kriz yatırım yapan mihraklar, kutuplaşma bahsine tutunan yığınlar ülkemizi, anarşi ve asayişsizliğe mahkûm etmektedir. Bugünü manzara, yüz yüze geldiğimiz tehlikeler oldukça büyümüştür. Karşımızdaki birinci tehlike, ülkemizi felakete sürükleyen güvenlik tehditleridir. Bölücülük hız kazanmış, terör örgütü taraf sözleri ile muhatap alınmıştır. Sınırlarımız teröristlerin insaf ve eylemlerine terk edilmiştir. Şehirlerimizi asayişsizliğinin çukuruna düşürülmüş, huzurumuz yüzü ve vicdani maskeli eşkıyaların eline bırakılmıştır. Milli ve üniter devlet yapımız tartışmaya açılmıştır. Türk milletinin bin yıllık kardeşliği kurban seçilmiştir. Vatanımızın, devletimizin, milletimizin, bayrağımızın, dilimizin tekliğine yüz çevrilmiştir."-" TOPLUMSAL ÇALKANTI VE ÇATIŞMA ALANLARI GENİŞLEMİŞTİR"-"İkinci tehlike milletimizi bölünmeye götüren keskin cepheleşmedir. Etnik temelde bölünme, inanç temelinde cepheleşme, mezhep temelinde iç ve dış tahrikler artmıştır. Kimlikler kaşınarak gerilim ortamı körüklenmiştir. Toplumsal çalkantı ve çatışma alanları genişlemiştir. İç huzur, barış, kardeşlik ve dayanışma ruhu yara almıştır. Bu yıkıcı tahribat Türkiye'yi içten içe eritmektedir."ADALETE GÜVEN KALMADIBahçeli ahlaki çürümenin devlet ve toplum hayatını bütünüyle sardığını söyledi. Türkiye rüşvet, yolsuzluk, vurgun, talan ve kanunsuzluklar ülkesi haline döndüğünü iddia eden MHP Lideri Bahçeli, "Hukuka ve adalete olan güven duygusu temelden zedelenmiştir. Siyaset kurumu kirlenmiş ve toplum nazarında itibar kaybetmiştir. Büyüme inişe geçmiş, enflasyon ve hayat pahalılığı azmıştır. Yatırımlar azalmış, borçlar fazlalaşmış, işsizlik artmış, iğneden ipliğe her şey zamlanmıştır. Yoksulluk fren tutmamış, sefalet şartları insanımızı esir almıştır. Emeklimiz, işçimiz, esnafımız, memurumuz, köylümüz, çiftçimiz, esnafımız dara düşmüştür. Gelir dağılımında adaletsizlik katlanmış, servet farkı büyümüştür" dedi.Türkiye, üzerinde hesabı olanların hepsinin AK Parti'yi geçim kapısı olarak gördüğünü ifade eden Bahçeli açıklamasına şöyle devam etti:"Vatanımız ve varlığımız üzerinde kim plan yapıyorsa AKP'yi kafese almıştır. Bir yanda Rumlara taviz verilmiş, diğer yanda Kıbrıs davasından geri adım atılmıştır. Bir yanda Yunan tezleri makul bulunmuş, diğer yanda Ege'deki haklarımıza gölge düşürülmüştür. Bir yanda Ermenilere mektuplar yazılarak özürler dilenmiş; diğer yanda tarihimize kara çalınmış, isyankarlara övgüler düzülmüştür. AK Parti, Müslüman katilleriyle bir olmuş, birliktelik kurmuştur. AK Parti, haçlı niyetlere payandalık ve paravanlık yapmıştır. Türk'e ve Türkiye'ye diş bileyen, İslam'a yumruğunu sıkan, ecdadımızdan intikam almak için kuyruğa giren ne kadar habis, hasis ve hain mihrak varsa AK Parti'yle masaya oturmuştur."-"BÖLÜCÜLER AKP'YLE RAHATA ERMİŞTİR"-"Bölücüler AK Parti'yle rahata ermiştir. Teröristler AK Parti'yle emniyete kavuşmuştur. Herkesi önemle ikaz ediyorum ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin mevcudiyetini, geleceğini ve hudutlarını hayati derecede etkileyen vahim bir güvenlik sorunu sürekli güçlenmektedir. Sınırlarımızın mücavir alanlarında baş gösteren şiddet ve terör vakaları ülke içine sirayet etmekte, insanımıza ağır fatura çıkarmaktadır. Kobani'de iki terör örgütünün kanlı hesaplaşması Türkiye'de kanlı şekilde yankılanmış, teröristler etrafı yakıp yıkmışlar, vurup kırmışlardır. IŞİD'ten kaçan mültecilerin arasına sızan teröristler, Türkiye'deki hainlerle birleşerek sokaklarımızı savaş alanına çevirmiştir. Son gelişmeler ve artan iç gerginlik atmosferi göstermiştir ki, Türkiye ve Türk milletinin etrafındaki çember daralmıştır.-"İMRALI CANİSİNİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKILMIŞTIR"-"Milletimizi koruyacak güvenlik duvarları tahrip olmuştur. Bunun müsebbibi ise tutarsız, işbirlikçi ve teslimiyetçi AK Parti Hükümeti'dir. Hükümet, ülke güvenliğini sağlamakta çok zorlanmıştır. Bu konuda İmralı canisinin gözünün içine bakılmıştır. Silahlı ve silahsız bölücülük moral takviyesi yapmış, alan tutmuş, kendi eylem gücünü sınamıştır. Hainler, Kobani bahanesiyle sokaklara dökülerek neleri yapabileceklerini, hangi zararlara yol açabileceklerini, nereye kadar dayanabileceklerini görmüşlerdir. Kuvvetle muhtemel son olaylar, önemli oranda, Türkiye'nin devlet ve toplum yapısındaki birikmiş tepkinin ölçülmesine de yaramıştır. Şu sıralar yatışmış ve sakinleşmiş gibi görünen olaylar aslında içten içe sürmektedir. Bunun yanında, KCK, yandaşlarını sokaklara çıkmaya, sözde serhildana, yani ayaklanmaya kışkırtmaktadır.AK Parti ise güvenlik tedbirlerini arttırmak, görünüşte polisin ve askerin elini güçlendirmek için yasal hazırlık içindeyken eşzamanlı olarak teröristlerle pazarlıkların hızını yükseltmiştir."-"AK PARTİ BUNUN ALTINDAN KALKAMAYACAKTIR"-"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ağır hakaretler ettiği, akan kandan mesul tuttuğu, bedel ödeyeceklerini söylediği HDP'liler, şu işe bakınız ki, Kandil-İmralı arasında mekik dokumak için hıyanet limanından demir almışlardır. Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan 'polis ve asker sadece kalkan kullanmayacak' sözleriyle sahnede gözdağları verirken, arka planda eline yol haritaları tutuşturulan siyasi bölücüler yeni bir ihanet yolculuğu için hazırlığa başlamıştır. Başbakan ve Hükümet üyeleri, bölücüleri şiddetle eleştirirken, Türkiye'nin güç ve kudretinden bahsederken; sütre gerisinde teröristlerle pazarlık yürütülmesi, ihanet sürecinin canlı tutulması Türk milletine zulüm, eşkıyalığa ortak olmaktır. Gündemde cani başının resmi müzakereci olması konuşulmaktadır. Eğer bu doğruysa AK Parti bunun altından kalkamayacaktır."-" HÜKÜMET'İN TERÖRİSTLERLE EL ALTINDAN MÜZAKEREYE DEVAM ETMESİ YENİLİR YUTULUR BİR DURUM DEĞİLDİR"-"HDP'li üç bölücü milletvekili önce Kandil'e gidecek, 21 Ekim'de de İmralı canisiyle masaya oturacaktır. AK Parti'nin İmralı canisiyle müştereken hazırladığı yol haritası hakkında Kandil'deki terör şeflerinin görüşü alınacaktır. Ne acı, ne hazin, ne alçaklıktır ki, Türkiye'yi yöneten iktidar terörü meşrulaştırmak, bölücüleri aklamak için milli ahlak ve şerefle yollarını hepten ayırmıştır. Türkiye'de 6 Ekim'den 11 Ekim'e kadar süren bölücü şiddet her yere egemenlik kurmuşken, Hükümet'in teröristlerle el altından müzakereye devam etmesi yenilir yutulur bir durum değildir. Anlaşılmaktadır ki, 9 Ekim'de Bingöl'de şehit olan iki emniyet mensubumuzun kanı ve canı üzerinde pazarlık yapılmıştır. Bu arada 63'lüklerin bir bölümüne PKK'den sefer emri çıkmıştır. PKK Türkiye'yi cehenneme çevirirken, Hükümet aman dilemiş, taviz vererek terörün önünde yuvarlanmış, hepsinden vahimi izzet ve iffet kaybına uğramıştır.-"BÖLÜCÜLERİ ŞIMARTAN AK PARTİ'DİR"-"Bölücüleri şımartan AK Parti'dir. PKK'nın silah bakımını yapan, silah başına çağıran AK Parti'dir. Türkiye'nin parçalanma metinlerini, bölünme reçetelerini yol haritası ismiyle ve çözüm kılıfıyla hazırlayan ihanet yatağı, fitne kaynağı, gayri millilik yuvası Adalet ve Kalkınma Partisi'dir. AK Parti -HDP-PKK-PYD-İmralı canisi ve küresel şarlatanlar, Türkiye'yi kafa kola almışlar, Kobani'yi göstererek bağrından vurmak için nişan almışlardır. Bu tablonun karşımıza çıkardığı gerçek ise her cephede yaşanan çürüme, çözülme, çöküş ve çaresizliktir. Cumhurbaşkanı'ndan Başbakan'a, Bakanlardan AK Parti'li parti yöneticilerine kadar çözüm diyenler, süreç tantanasıyla, barış dedikodusuyla aramıza mayın döşemişler, milli bütünlüğümüze hançer sallamışlardır."-" TÜRK MİLLETİ ÖZ VATANINDA BOĞULMAK İSTENMEKTEDİR"-"AK Parti'nin PKK'yla iki ucundan tuttuğu süreç zehri, Türkiye'nin önüne konan dipsiz bir uçurumdur. Ahlak, namus, vatan, bayrak, şeref ve haysiyet uçuruma gitmektedir. Bizi biz yapan, milletimizi millet yapan, devletimizi ayakta tutan bütün değerler uçuruma yuvarlanmaktadır. Bin yıllık varlığımızın ve kardeşliğimizin şifreleri, kodları kırılarak bu karanlık uçuruma doğru kayıp düşmektedir. Türk milleti tarihinin en karanlık, en tehlikeli günlerini yaşamaktadır.Türkiye içerden yarılmak, yıkılmak, parçalanmak istenmektedir. Vatanımız, AK Parti denen teslimiyet ve yıkım kadrolarınca dizlerinin üstüne çökertilmek istenmektedir. Türk milleti öz vatanında boğulmak istenmektedir. Bayrak, gönderinden indirilmek istenmektedir. Ve yıkmak için, dağıtmak için, çözmek için, bölmek için; Gözlerimiz görmesin, kulaklarımız duymasın, ellerimiz kalkmasın istenmektedir. Duyulmasın, bilinmesin, görülmesin diye tertip ve tefrika üretilmektedir. Ne var ki Türk milleti gerçekleri görmeye başlamıştır."(ANKA)(DHA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Ekim 2014 Cumartesi 14:33

Dengir Mir Fırat'tan önemli uyarılar: Türkiye 1990’lı yıllara dönüyor

AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, kamuoyunda geniş yankı uyandıran AK Parti'nin Meclis'e sunduğu son yargı paketi için "Türkiye'nin başına gelen en büyük felaketlerden birisi" değerlendirmesinde bulundu. Fırat, "1990'lı yıllara dönüyoruz. Siz evrensel hukuk kaidelerinden kaydığınız süreç içerisinde hukuk sizi keser. Hukukun öyle bir özelliği vardır. Yani, hukukla oynanmaz." dedi.Cihan Haber Ajansı'na konuşan AK Parti'nin kurucuları arasında yer alan ve bir dönem AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Dengir Mir Mehmet Fırat, yeni yargı paketinden sonra aynı yönde başka yasaların geleceği uyarısında bulundu. Türkiye'nin otoriter bir yapıya evrildiğini ifade eden Fırat, hükümetin bir dönem Hizmet Hareketi'ni ocaktaki kızgın kestaneleri toplamak için 'kullandığını' sonrasında ise hedef haline getirdiğini söyleyerek cemaatin 'terör örgütü' ilan edilmesi durumunda buna şaşırılmaması gerektiğini belirtti.Dengir Mir Mehmet Fırat, Meclis'e sunulan son yargı paketi için 'Bir felakettir' nitelendirmesinden sonra "Türkiye'nin başına gelen en büyük felaketlerden birisidir bana göre. 2003'ten itibaren AK Parti olarak Avrupa Birliği (AB) müktesebatını kabul etmeye başladık. Özgürlüklerin önünde bazı şeyler kaldırıldı. Hepsi kalktı mı? Hayır. Bazı demokratikleşme adımları atıldı. Türkiye tam demokratikleşti mi? Hayır. Şimdi oradan bir geri dönüş var. 1990'lı yıllara dönüyoruz." diyerek bunun bir çözüm olmadığını belirtti. Geçmişte gerçekleşen darbelere işaret ederek cezaları artırma yoluyla toplum mühendisliği yapmayı Türkiye'nin birkaç kez yaşadığını ifade eden Fırat, "Bunların fayda vermediğini ancak kan, gözyaşı, geri kalmışlığa sebep olduğunu gördük. Siz evrensel hukuk kaidelerinden kaydığınız süreç içerisinde hukuk sizi keser. Hukukun öyle bir özelliği vardır. Yani, hukukla oynanmaz." dedi.'BUNUN ARKASINDAN AYNI YÖNDE BAŞKA YASALAR GELECEKTİR'AK Parti Hükümetinin son getirilen özgürlükleri kısıtlamaya yönelik yargı paketi ile yetinmeyeceğini kaydeden Fırat, "Yalnız burada kalacak mı? Ben zannetmiyorum. Bunun arkasından aynı yönde başka yasalar gelecektir. Allah, encamımızı hayır etsin diyorum bu konuda." şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kırmız Kitabın yeniden düzenleneceğine dair beyanlarını hatırlatan Fırat, "Daha önce PKK bunun içerisindeydi. Dini gruplar vardı, onlar çıkartılmıştı. PKK kalmıştı, herhalde onun yanına bir de 'paralel yapıyı' de ekleyecekler. Belki de 'terör örgütü' olarak ilan ederlerse pek hayret etmemek lazım. Bu da var ilerde, öyle tahmin ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.'OCAKTA KESTANE KALMAYINCA HEDEF HALİNE GELİNDİ'Fırat, Ergenekon sürecinde hükümetin 'paralel yapı' diyerek şikâyet ettiği kesim için "(Hükümetin)Ocağın üstündeki kestaneleri birilerine toplatması gerekiyordu. Onun için evrensel hukuka uygun olmayan yapılanmalar meydana getirildi. Denetlenmesi mümkün olmayacak şekilde yetkiler verildi. O gün ben yine karşı çıktım, bunun yanlış olduğunu söyledim." şeklinde konuştu. "Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ya da daire başkanlıklarına Pensilvanya'dan atama yapılmadı ki." diyen Fırat, bu atamaların üçlü kararnamelerle yapıldığına dikkat çekti. Fırat, son dönemde hükümet kanadının cemaate yönelik sert tavrını ise şu sözlerle özetledi: "Şimdi kalkıp, ocak üstünde kestane kalmayınca başka yerde kestane aramaya kalkınca hedef haline gelindi. Orada da bir hukuksuzluk, haksızlık yapıldı. Niye? Çünkü, anayasaya göre her Türk vatandaşın haklarından birisi de devlette görev alma hakkıdır." Bunun anayasal bir hak olduğunu vurgulayan Fırat, kişilerin inanç, mezhep ya da etnik aidiyetlerini devlete aksettirmemek şartı ile devlette çalışma hakkına sahip olduğunu vurguladı.'TÜRKİYE, BUGÜN OTORİTER BİR YAPIYA SAHİP'Dengir Mir Mehmet Fırat, bir partinin genel başkanı ya da milletvekillerinin uygunsuz görüntülerinin internette yayınlandığında birileri meydanlarda "Bu özel hayatla ilgili değildir, siyasetçinin özel hayatı yoktur" derse ve onun faillerini bulmazsa, kendisiyle ilgili kasetlerin çıktığında bağırma hakkının olmadığını savundu. Türkiye'de 12 Eylül darbesinin ürünü olan liderler sultasına izin veren hukuksal düzenlemelerden kaynaklanan sıkıntıların yaşandığına dikkat çeken Fırat, günümüz Türkiye'si için "Otoriter bir yapıya sahip şuanda" tespitinde bulundu.'VATANDAŞIMIZ DEMOKRASİYİ DAHA ÖZÜMSEMEMİŞ, ÜMİDİM YOK'Türkiye'nin otoriter bir yapıya evrildiğini kaydeden Fırat, bununla beraber vatandaşların demokrasiyi özümsemediğinden söz ederek "Bir yandan da ümidim yok" diye konuştu. Fırat, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Vatandaşımız demokrasiyi özümsememiş daha. Entelektüellerimiz dahil olmak üzere. Kendisine ihtiyaç duyduğu miktarda demokrasi, kendisinin ihtiyaç duyduğu miktarda da özgürlüktür. Bunun haricinde çok da ilgilenmez. Kamuoyu yoklamalarına özgürlükler ve demokrasi 16 .- 17. sırada gelir önem sıralamasında. Ekonomik sorunlar daha baştadır. Geçim sıkıntısı falan ondan sonra da terör gelir o dönemde terör artmışsa. Bağımsız yargı olsun mu? Bu insanların çok gündeminde değil. Bu demokrasi kültürü ile ilgili bir konu."BİNGÖL SALDIRISININ ARKASINDA 'DERİN DEVLET' VAR9 Ekim tarihinde Bingöl Dörtyol'da Bingöl Emniyet Müdürü ve ekibine yönelik yapılan silahlı saldırıda Emniyet Müdür yardımcısı ve bir komiserin yaşamını yitirdiği, Emniyet Müdürü ve bir polis memurunun yaralandığı olayla birlikte çözüm sürecinin geldiği noktayı Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) değerlendiren Dengir Mir Mehmet Fırat, olayların perde arkasının görünenden daha karanlık olduğunu ifade etti. PKK ve HDP'nin çok zaman serhildan (direniş) çağrısı yaptığını ancak bölge insanının buna çoğunlukla rağbet etmediğini ifade eden Fırat, Bingöl'de gerçekleştirilen saldırının arka planın iyi incelenmesi gerektiğini vurguladı. Fırat, "Cumhurbaşkanı hemen failler için 'cezalandırıldı, öldürüldüler' dedi. Ama ondan sonra yayın yasağı getirildi. Bu öldürülenler acaba fail miydi, değil miydi? Yoksa fail başkası mıydı? Çünkü biz bunları 90'lı yıllarda yaşadık. 90'lı yıllarda Türkiye'de birçok general da dahil olmak üzere, çok kişi öldürüldü. Jandarma Genel Komutanı öldürüldü. Ancak daha sonra, belki 10 yıl sonra bunların gerçek yüzleri ortaya çıktı ki, bunu PKK yapmamış. Bunun arka perdesinde başka aktörler var. Ben Bingöl'deki olayda da, yağmalama olaylarında da yani, o kitleleri tahrik edip, 6-7 Eylül olayları gibi ki, 6-7 Eylül olayları da öyle başlamıştı. Yunanistan'ı protestoydu ama sonrasında bir vandallığa, bir soyguna dönüştü. Ben orada da (Bingöl'de) arkasında başka güçlerin olduğunu düşünüyorum. Yabancı istihbarat örgütleri olabilir, bana göre Ergenekon olabilir." derken, "derin devlet diyebilir miyiz?" sorusuna "diyebiliriz" cevabını verdi. Fırat, çıkan olayları sadece görüldüğü gibi algılamanın çok doğru bir sonuç vermeyeceğinin altını çizdi."BU BİR AYAKLANMA DEĞİLDİR, AYAKLANMADA SİLAH OLUR"Hükümeti Kobani sorununu doğru algılayamamakla eleştiren Fırat, meselenin sadece Suriye'deki Kürtleri ilgilendirmediğini akrabalık bağlarından dolayı Türkiye'deki Kürtleri de yakından ilgilendirdiğini belirtti. Kobani saldırısı sonrasında gelişen olayları 'vandalizm' olarak niteleyen Fırat, "Bunu ben bir ayaklanma olarak nitelendirmiyorum. Bunu ben bir vandalizm olarak şey yapıyorum. Bu bir ayaklanma değildir. Ayaklanma silahlı bir karşıkoyuştur. Burada öyle bir şey yok." dedi. Çıkan olaylarda HDP'nin çağrısının etkili olduğunu kaydeden Fırat, oturma eylemi gibi barışçıl bir eylemin tercih edilmesi durumunda Kobani'deki yaşanan dramın hem Türkiye hem de dünya kamuoyuna daha etkili şekilde duyurulabileceğini anlattı. Fırat, dünyanın farklı noktasındaki mağdur insanlara yardım elini uzatan hükümetin kendi vatandaşlarının Kobani'deki akrabaları olan insanlarla da yakından ilgilenmek durumunda olduğunu söyledi."ABDULLAH ÖCALAN İLE GÖRÜŞÜLMESİ ANORMAL BİR ŞEY DEĞİL"Çözüm sürecinin baştan yanlış yapılandırıldığını ifade eden AK Parti kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat, "Kürt sorunu ile PKK sorunu bir addedildi. Bu büyük bir hataydı. Kürt sorununu, vatandaşın doğrudan doğruya temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması ile ilgili bir sorundur. İkincisi ise 30 yıla yakın Türkiye topraklarında meydana gelen bir savaşı yürüten PKK sorunudur." dedi. Sorunun çözümü noktasında PKK ile yapılan görüşmeleri onayladığını kaydeden Fırat, kimle kavga edildiyse onunla barışma adına Abdullah Öcalan ya da örgütün lider kadrosuyla görüşülmesinin yadırganmaması gerektiğini kaydetti. Fırat, "Abdullah Öcalan'ın PKK üstünde etkinliği hala devam ediyor. Bu süreç içerisinde Abdullah Öcalan ile görüşülmesinin ben anormal bir şey olduğu kanısında değilim." dedi."(ÇÖZÜM SÜRECİ) ŞUANDA BİR ÇIKMAZIN İÇİNDE"İki yıllık ateşkes sürecinde şehit cenazesinin gelmediğine dikkat çeken Fırat, "Ancak temel yanlışlık şurada; Kürt sorunu kapsamında temel hak ve özgürlükler hiçbir şekilde bir kişi, bir grupla ya da bir siyasi parti ile pazarlık unsuru yapılamaz. Hatta referanduma dahi sunulamaz." ifadelerini kullandı. Söz konusu özgürlüklerin pazarlık konusu yapıldığı anda işin çıkmaza gireceğini kaydeden Fırat, "Bana göre (çözüm süreci) şuanda bir çıkmazın içinde" değerlendirmesinde bulundu."AK PARTİ'NİN YENİ HEDEF KİTLESİ MHP TABANI"Haziran 2015'de yapılacak genel seçimlerin sonrasına bırakılacak bir çözüm sürecinin biteceği kanısını taşıdığını ifade eden Fırat, bazı belirtilerin bunu gösterdiğini savundu. AK Parti'nin muhafazakâr Kürt vatandaşlardan aldığı oyun donduğunu aktaran Fırat, "2015 seçimleri çok önemli çünkü başkanlık için anayasa değişikliği hedeflendiğine göre (Meclis'te) bu sayıyı bulabilmek için yeni hedef kitle araması lazım. Bu hedef kitle de bana göre MHP'nin tabanıdır." değerlendirmesinde bulundu. Fırat, hükümetin bu yöndeki bir girişiminin, çözüm sürecinin askıya alınması ya da sürüncemeye bırakılması gibi bir sonuç doğuracağına inanıyor. Hedeflenen milliyetçi oyları kaybetmeme adına kamuoyunda tartışılan Abdullah Öcalan'ın kalan cezasını ev hapsinde geçirmesine imkan tanıyan bir uygulamaya gidilmeyeceğini kaydetti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Pazartesi
Gün
17°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:25
Gece
7°C
Rüzgar hızı:37 km/h
Rüzgar yönü:37° KD
Nem Oranı:54%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:27
Salı
Gün
Güneşli
24°C
Güneşli
Rüzgar hızı:167 km/h
Rüzgar yönü:167° GGD
Nem Oranı:36%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:25
Gece
11°C
Rüzgar hızı:166 km/h
Rüzgar yönü:166° GGD
Nem Oranı:59%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:27
Çarşamba
Gün
23°C
Rüzgar hızı:171 km/h
Rüzgar yönü:171° G
Nem Oranı:67%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:25
Gece
16°C
Rüzgar hızı:161 km/h
Rüzgar yönü:161° GGD
Nem Oranı:75%
Yağış:30%
Gün Batımı:18:27
Perşembe
Gün
21°C
Rüzgar hızı:167 km/h
Rüzgar yönü:167° GGD
Nem Oranı:75%
Yağış:80%
Gün Doğumu:07:25
Gece
11°C
Rüzgar hızı:182 km/h
Rüzgar yönü:182° G
Nem Oranı:74%
Yağış:80%
Gün Batımı:18:27
Cuma
Gün
20°C
Rüzgar hızı:177 km/h
Rüzgar yönü:177° G
Nem Oranı:72%
Yağış:90%
Gün Doğumu:07:25
Gece
11°C
Rüzgar hızı:151 km/h
Rüzgar yönü:151° GGD
Nem Oranı:84%
Yağış:90%
Gün Batımı:18:27
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
20 Ekim 2014 Pazartesi 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Pazartesi
Gün
13°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:21
Gece
14°C
Rüzgar hızı:222 km/h
Rüzgar yönü:222° GB
Nem Oranı:57%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:16
Salı
Gün
Güneşli
17°C
Güneşli
Rüzgar hızı:225 km/h
Rüzgar yönü:225° GB
Nem Oranı:59%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:21
Gece
16°C
Rüzgar hızı:224 km/h
Rüzgar yönü:224° GB
Nem Oranı:64%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:16
Çarşamba
Gün
Güneşli
21°C
Güneşli
Rüzgar hızı:222 km/h
Rüzgar yönü:222° GB
Nem Oranı:58%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:21
Gece
Açık
17°C
Açık
Rüzgar hızı:201 km/h
Rüzgar yönü:201° GGB
Nem Oranı:66%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:16
Perşembe
Gün
21°C
Rüzgar hızı:171 km/h
Rüzgar yönü:171° G
Nem Oranı:65%
Yağış:20%
Gün Doğumu:07:21
Gece
Parçalı Bulutlu
16°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:218 km/h
Rüzgar yönü:218° GB
Nem Oranı:65%
Yağış:20%
Gün Batımı:18:16
Cuma
Gün
Parçalı Bulutlu
19°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:208 km/h
Rüzgar yönü:208° GGB
Nem Oranı:62%
Yağış:20%
Gün Doğumu:07:21
Gece
13°C
Rüzgar hızı:279 km/h
Rüzgar yönü:279° B
Nem Oranı:76%
Yağış:90%
Gün Batımı:18:16
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
20 Ekim 2014 Pazartesi 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Pazartesi
Gün
8°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:04
Gece
3°C
Rüzgar hızı:188 km/h
Rüzgar yönü:188° G
Nem Oranı:46%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:02
Salı
Gün
Güneşli
19°C
Güneşli
Rüzgar hızı:223 km/h
Rüzgar yönü:223° GB
Nem Oranı:33%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:04
Gece
5°C
Rüzgar hızı:163 km/h
Rüzgar yönü:163° GGD
Nem Oranı:49%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:02
Çarşamba
Gün
Güneşli
22°C
Güneşli
Rüzgar hızı:199 km/h
Rüzgar yönü:199° GGB
Nem Oranı:37%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:04
Gece
Açık
8°C
Açık
Rüzgar hızı:155 km/h
Rüzgar yönü:155° GGD
Nem Oranı:65%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:02
Perşembe
Gün
Parçalı Bulutlu
21°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:177 km/h
Rüzgar yönü:177° G
Nem Oranı:60%
Yağış:10%
Gün Doğumu:07:04
Gece
10°C
Rüzgar hızı:168 km/h
Rüzgar yönü:168° GGD
Nem Oranı:71%
Yağış:30%
Gün Batımı:18:02
Cuma
Gün
Hafif Yağmurlu
16°C
Hafif Yağmurlu
Rüzgar hızı:167 km/h
Rüzgar yönü:167° GGD
Nem Oranı:63%
Yağış:70%
Gün Doğumu:07:04
Gece
8°C
Rüzgar hızı:164 km/h
Rüzgar yönü:164° GGD
Nem Oranı:83%
Yağış:70%
Gün Batımı:18:02
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
20 Ekim 2014 Pazartesi 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri