19 Eylül 2014 Cuma 22:59

Makamı ne olursa olsun, kimse BDDK’ya emir ve talimat veremez

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bank Asya ile ilgili BDDK’ya yaptığı çağrıya tepki gösterdi. “BDDK’nın kendi yasasında diyor ki, hiçbir makam mevki, ne olursa olsun BDDK’ya emir ve talimat veremez. Parantez içinde ‘Cumhurbaşkanı hariç’ demiyor.” ifadesini kullandı. Bankalarla ilgili dedikodu üretilmesi ve bunu en yetkili makamların seslendirmesinin, ekonomiye darbe vuracağını belirterek “Başbakan’a bu konuda gereğini yapın dedim. Anladım ki yapamaz.” dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fox TV’de katıldığı sabah programında gündeme ilişkin soruları cevapladı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Bank Asya’nın batırılmasıyla ilgili BDDK’ya yaptığı çağrıyı eleştirdi. BDDK’nın kendi yasalarının olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Bir özel bankayla ilgili Sayın Cumhurbaşkanı bir sürü laf ediyor. Bu, yasalara aykırı. BDDK’nın kendi yasası var. Orada diyor ki, hiçbir makam mevki, ne olursa olsun BDDK’ya emir ve talimat veremez. Erdoğan, hukuku tanımıyor. BDDK’ya kimse emir ve talimat veremez.” diye konuştu. Erdoğan’ın TÜSİAD toplantısında ‘O banka batmış.’ ifadelerini kullanmasının da suç olduğunu söyleyen CHP lideri, Başbakan’ın bu konuda adım atması gerektiğine dikkat çekti. Şöyle konuştu: “Diyor ki ‘Bu özel banka batacak.’ Buna benim tepki göstermemden çok Başbakan’ın tepki göstermesi lazım. Bankacılık bir güven müessesesi. Bankacılıkla ilgili bir dedikodu üretilirse ve bu, en yetkili makamlar tarafından seslendirilirse ekonomiye darbe olur. Bir bankanın batması ne demektir? Başbakan’a siz bu konuda gereğini yapın dedim ve bekledim. Dün anladım ki Davutoğlu gereğini yapamaz. Ben isterim Davutoğlu gereğini yapsın. Öyle bir yapı ve güç görmüyorum.”ERDOĞAN, ELİNDE SOPAYLA TÜSİAD TOPLANTISINA KATILDITÜSİAD toplantısına katılan Erdoğan’ın açıklamalarını değerlendiren CHP lideri, dernek üyelerini de eleştirdi. Kılıçdaroğlu, “Dün elinde sopayla toplantıya katıldı. Hem ‘Hukuk gereklidir’ dedi hem de ‘Özel bir banka batmıştır.’ dedi. İş dünyası, birilerine şirin görüneceğim diye bir çaba içerisine girmesin. Biraz dik dursunlar. Zaten bedel ödediler. Aydın Doğan’a, Koç ailesine haksızlık yapıldığını hepimiz biliyoruz. TÜSİAD yanlış yaptı. Başbakan’ı çağırmalıydı. İcra yolları başbakandır.” ifadelerini kullandı. Anamuhalefet lideri, IŞİD krizine de değindi. IŞİD’e karşı Batı devletleriyle birlikte Türkiye’nin mücadele etmesi konusunda hükümete destek vereceklerini söyledi: “Ortadoğu’da bataklık bir alan var. Allah Allah diyerek insanları öldürüyorlar. Bunları yapanların Müslüman olmayanlar olduğuna inanıyorsanız, biz Batı devletlerinin yanında mücadele etmenize destek veririz. Ancak TIR gitti, silahlar bulundu, fotoğraflandı. IŞİD’in merkezi burada. Militanların Türkiye’de tedavi edildiğini herkes biliyor. Hükümet doğrudan destekliyor dersek haksızlık yapmış oluruz. Ama hükümet göz yumuyor. Dolaylı desteği var.” Beşiktaş’ın UEFA kupasında oynadığı Asteras maçına gidişini anlatan Kılıçdaroğlu, taraftar grubu Çarşı’ya karşı bir haksızlık yapıldığını kaydetti. Maçı Çarşı grubuyla birlikte olmak yerine protokolden izlemesinin arkasındaki olayı ise şöyle anlattı: “Onlar duyarlılık gösterdiler. ‘Teşekkür ederiz. Aynı ortamda olmak pek çok soruyu ve tartışmayı beraberinde getirir.’ dediler. Biz de buna saygı gösterdik.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Eylül 2014 Cuma 22:59

Çocukluk fotoğrafları CHP liderini ağlattı

Programda Kılıçdaroğlu’na bir de sürpriz yapıldı. Canlı yayında çocukluk ve gençlik fotoğraflarının yer aldığı bir klip gösterildi.CHP lideri, ‘Munzur’ isimli türkü eşliğinde kendisi için hazırlanan görüntüleri izlerken gözyaşlarını tutamadı. Klibin ardından çocukluğunun çok zor şartlarda geçtiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Yedi çocuğu olan bir aileden geliyorum. Babam küçük bir memur. Üniversiteyi bitiren sadece benim. Ablam okuma yazma bilmez. Annem vefat etti. Zor koşullardı. Ayakkabı almaya kalksa nasıl alacak? 7 çocuk var. Çevreme baktığımız zaman üç aşağı beş yukarı öyleydi. Fotoğrafta çizmem var, büyük. Büyüdüğünde giyilsin diye. İşin özeti, gerçekten Atatürk’ün getirdiği cumhuriyetin imkânları. Küçük bir Anadolu köyünde doğuyorsunuz, belli yerlere gelebiliyorsunuz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Eylül 2014 Cuma 22:59

Gül, yeni parti iddialarını yalanladı

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni parti kuracağı yönündeki iddiaları memleketi Kayseri’de yalanladı.Abdullah Gül, görevden ayrıldıktan üç hafta sonra memleketi Kayseri’ye geldi. Havaalanında sevgi gösterileriyle karşılanan Gül, VIP salonunda bir süre dinlendi. Gül’ün ilk durağı Kayseri Büyükşehir Belediyesi oldu. Burada hemşehrilerine seslendi, kendisine gösterilen ilgiye teşekkür etti. Gül’e yeni parti iddiaları ve siyasete dönüp dönmeyeceği de soruldu. Gül, “Şunu söylemek isterim ki, zaman zaman görüyorum, yeni parti falan gibi söylemler. Bunların hiçbirinin aslı yoktur, hiçbiri doğru değildir. Ben daha önce de söyledim. Bütün bunlarla ilgili açıklamaları da yaptım.” dedi. Gül, ülkeyi ve milleti temsil etme onurunu yaşadığını, bu yolda ilk adımın Kayseri’den başladığını söyledi. Cumhurbaşkanlığı yapan bir kişinin nasıl davranması gerekiyorsa öyle davranacağını vurguladı: “Dolayısıyla şu anda arkadaşlarıma yardımcı olacağım. Bütün arkadaşlarımıza, hükümetimize Sayın Cumhurbaşkanı arkadaşıma her zaman daha çok başarılı olması için herhangi bir şekilde ihtiyacı olursa tabii ki desteği vereceğim.”ESNAFLA BİRLİKTE KIYMALI PİDE YEDİAbdullah Gül, cuma namazını Hunat Camii’nde kıldı. Ardından Melikgazi ilçesindeki Kazancılar Çarşısı’nı gezdi. Burada vatandaşlarla sohbet etti. Beyaz eşya satışı yapan bir mağazayı ziyaretinde ise, esnafın yemeğine ortak oldu. Masada bulunan kıymalı pide ve üzümden yiyen Gül, protokol yemeklerinden daha lezzetli ve doyurucu olduğunu ifade etti. Pastırma satışı yapan işyeri ziyaretinde ikram edilen pastırmayı ilk olarak orada bulunan bir çocuğa ikram etti. Daha sonra kendisi yedi. Gül, bir başka esnafın tavuk döner ikramını da geri çevirmedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Eylül 2014 Cuma 22:59

Arınç: Ahlaken geriye gidiş var

Bursa’da imam hatip lisesinin açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye’nin ahlaki değerler noktasında geriye gittiği itirafında bulundu.Alkol ve uyuşturucunun lise seviyelerine kadar indiğine işaret eden Arınç, “Üzülerek ifade ediyorum. Olumsuzluklar noktasında da Türkiye’de bazı noktalarda moral alanda geriye gidiş var. Bunu bir hükümet üyesi olarak söylüyorum ama önce bir aile babası olarak söylüyorum.” dedi. Ardından geçtiğimiz hafta sokak ortasında alkol alan üç liseli genç kızı hatırlattı. Olayın yüreğini kanattığını vurgulayan Arınç, şunları kaydetti: “Hem kız talebe, hem 14-15 yaşlarında. Kafayı çekmişler, rezalet çıkarmışlar. 14 yaşındaki öğrenciden bahsediyoruz. İçimizde Allah korusun pek çok bu yaşlarda öğrencilerimiz var. Lise öğrencisiymişler, bir yerde buluşmuşlar, herhalde bu işi ilk defa da yapmıyorlar. ‘500 binde üç kişi canım ne olur’ diyemem ben. Belki farkına varmadığımız daha nice üçler vardır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Eylül 2014 Cuma 22:59

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni çalışma ofisi Vahdettin Köşkü’nü teftiş etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çalışma ofisi olarak kullanacağı Vahdettin Köşkü’nde dün incelemelerde bulundu.Cuma namazını Çengelköy Kerem Aydınlar Camii’nde kılan Erdoğan, namazdan sonra caminin hemen yanı başında restorasyon çalışmaları bitme noktasına gelen Vahdettin Köşkü’nü teftiş etti. Erdoğan’ın incelemeleri yaklaşık bir saat sürdü. Erdoğan, selefi Abdullah Gül’ün kullandığı Huber Köşkü yerine İstanbul’daki çalışmaları sırasında Vahdettin Köşkü’nü kullanacak. Son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in tahta geçmeden önce yaşadığı Vahdettin Köşkü, Çengelköy’de Boğaz’ı tepeden gören 70 dönümlük arazide bulunuyor. Köşk’ün restorasyonunu TOKİ ve Vakıflar Genel Müdürlüğü yapıyor. Arazide bir helikopter pisti de bulunacak. Bölgede trafik de yeniden düzenleniyor. Resmî Gazete’de yayımlanan plana göre Boğaziçi Sahil Şeridi İmar Planı ve Vahdettin Köşkü ve Çevresi Yol Düzenlemesi Projesi kapsamında vatandaşların arazilerinden 61 parselde, 2 metrekareden 197 metrekaresi kadarı istimlak yapılacak. Düzenlemeyle Çengelköy’deki trafik ışıkları kaldırılarak Çengelköy-Boğaziçi Köprüsü yönünde trafik tek taraflı olacak. İBB tarafından daha önce kamulaştırılan ve halen otopark olarak kullanılan 28 dönümlük araziye de iki katlı yer altı otoparkı yapılacak.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Eylül 2014 Cuma 22:59

‘Kandil, 30 Eylül’e kadar yol haritasının açıklanmasını bekliyor’

HDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, KCK yöneticilerinin çözüm sürecinin kritik bir aşamaya geldiğinin altını çizdiğini belirtti.Buldan, Kandil’in 30 Eylül’e kadar yol haritasının kamuoyuna açıklanmasını beklediğini aktardı. Kandil’de çözüm süreci kapsamında önceki gün KCK yetkilileri ile görüşen HDP’nin İmralı heyetinde yer alan Buldan, İdris Baluken ve HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, dün gece Türkiye’ye döndü. Görüşmenin ana gündeminin çözüm süreci ve IŞİD’in Kobani saldırısı olduğunu söyleyen Buldan, “Çözüm süreci ile ilgili takvim bize henüz iletilmedi. Kandil de bu konuda artık tepkisini ortaya koydu. 30 Eylül tarihi denmişti, henüz bizimle paylaşılan bir şey olmadı. Beklenti 30 Eylül tarihine kadar yol haritasının kamuoyuna açıklanmasıdır. Bizim de beklentimiz budur ama aynı zamanda bu tarihe kadar sayın Öcalan’ın koşullarının acilen değişmesi gerekiyor. Öyle bir beklenti var. Takvim açıklanmasa bile somut adımların atılması bekleniyor.” dedi. Pervin Buldan, görüşmede okul boykotu ve okullara yönelik saldırılar ile Kürtçe eğitim veren okulların gündeme gelip gelmediğiyle ilgili soru üzerine ise şunları söyledi: “Kürt halkının kendi çabaları ve emekleri ile açmış olduğu okullara mühürlerin vurulması bir tahammülsüzlüktür. Barış ve müzakere sürecinde bunların olmaması gerekiyor. ‘Bu tahammülsüzlüğü gösteren bir hükümet veya devlet, sorunun çözümünü nasıl bulacak?’ dediler. ‘Dolayısıyla bu konuda kafamızda soru işaretleri var.’ diye ifade ettiler.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Eylül 2014 Cuma 22:59

Bal’dan Erdoğan’a ‘Gezi raporu’ cevabı

Bağımsız Kütahya Milletvekili İdris Bal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, başbakanlığı döneminde Haber Türk Yönetim Kurulu başkan vekili olan Fatih Saraç’la yaptığı konuşmada kendisine yönelik sözlerine cevap verdi.Söz konusu konuşmada Fatih Saraç, İdris Bal’ın Gezi olaylarına ilişkin raporunu gazeteden son anda çıkardığını anlatıyor, bunun üzerine Erdoğan, “O adam zaten kafayı yemiş o şeyden sonra bakalım defterini dürecez büyük ihtimalle.” diyordu. Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuşan Bal, “Raporda ne demişiz hukukun üstünlüğü demişiz, yerel bir konuya hükümet müdahale etmesin, kutuplaşma olmasın demişiz. Soruyorum; demokrasi sandıktan ibaret sananlar mı kafayı yemiştir yoksa ‘demokrasi sandıktan ibaret değildir’ diyenler mi? Marjinallerle, çevre duyarlılığı olan insanımızı aynı kefeye koymayalım diyenler mi?” dedi. Bal’ın başkanlığını yaptığı Avrasya Global Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan raporda, ‘Erdoğan’ın yanlış bilgilendirilerek olayın tarafı haline getirildiği, stratejik hata yapıldığı, yerel projenin halka danışılması gerektiği’ belirtiliyordu. ANKARA ZAMAN

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Eylül 2014 Cuma 22:59

Gençleri IŞİD’e karşı cephede savaşmaya çağırdı

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarına sert tepki gösterdi.Gençleri IŞİD’e karşı savunma yapmaya çağırdı. Hükümetin karşı tavrını eleştiren Demirtaş, AKP’nin IŞİD’e destek verdiği yönündeki iddiaların güçlendiğini anlattı. Demirtaş, “Artık herkes şunu düşünüyor; acaba bu rehineleri Türkiye bilerek mi IŞİD’in eline verdi? IŞİD’e karşı operasyon yapamaz hale gelmek için mi bunu yaptı? Hükümet istediği kadar IŞİD’e destek iddialarını reddetsin. Bu haliyle bile dolaylı destek veriyor. Bırakın trenlerle, arabalarla, TIR’larla silah göndermesini, sessiz kalarak zaten desteğini vermiş oluyor.” dedi. HDP Eşbaşkanı, IŞİD’in Kobani’yi düşürmesinden sadece Kürtler değil, tüm Türkiye’nin zarar göreceğini söyledi. Türkiye’yi ve uluslararası toplumu YPG’ye istihbari ve lojistik destek vermeye çağırdı. Selahattin Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Kobani’den göç etmeye çalışanlarla ilgili açıklamalarını da eleştirdi: “Sadece ‘oradan göç etmeye hazırlanan insanları karşılamaya hazırlanıyoruz’ demek, ‘IŞİD vursun onları onlar da bu tarafa göç etsin’ demektir, zemin sunmaktır. Suruç’ta insanlar çadır açacak, sivil eylem ve etkinlikler yapacaklar ama bununla yetinilmemeli. Bütün gençlere IŞİD’e karşı cephede savunma çağrısı yapıyorum. Bugün Kobani’de insanlık onuru savunuluyor. Madem uluslararası güçler sessiz kalıyor, madem Türkiye bu kadar sessiz kalıyor; Türk’ü ile Kürt’ü ile Alevi’si ile Sünni’si ile gençler gidip Kobani’de IŞİD barbarlığına karşı direnebilmelidir.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

Topbaş: Bakanlıkların İstanbul üzerindeki yetkisi kaldırılmalı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, rant odaklı dönüşüm ve bakanlıkların İstanbul’a müdahalesi konusunda özeleştiri yaptı. Özellikle birtakım bakanlıkların ve kurumların İstanbul üzerinde plan yapma yetkisinin kaldırılması gerektiğini söyledi.İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, şehrin yönetimi konusunda ilginç bir çıkış yaptı. Rant odaklı dönüşüm konusunda özeleştiride bulundu, bazı bakanlıkların ve kurumların İstanbul üzerinde plan yapma yetkisinin kaldırılması gerektiğini söyledi. “Tek noktada yetkiler toplanmalı. İstanbul’a yapılan birçok yapının faturası yerel yönetimlere kesilmekte. Yerel yönetimler tarafından yapıldığı zannedilmekte. Bunların doğru olmadığını her yerde söyleme imkânımız olmuyor.” dedi.Şehrin Geleceği İstanbul 2014 Kentsel Dönüşüm Zirvesi, İstanbul’da yapıldı. Zirveye katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ilginç açıklamalarda bulundu. Ranta dayalı kentsel dönüşüme dikkat çekti. 15 milyon nüfuslu İstanbul’da kişi başına 400 metrekarelik alan düştüğünü, bunun ise yeterli olmadığını söyledi. Şehrin her yerine dikilen gökdelenleri hatırlattı. Özeleştiride bulundu. Topbaş, “Böyle bir nüfusa cevap vermek için bu kentte yatay bir mimari ortaya koymak çok kolay değil. Bunun için bazı bölgelerde kaçınılmaz olarak ortaya yüksek yapılar çıkabiliyor. Bu yapılar çıkarken çevreye saygılı, rahatsız etmeyici ve örnekleri dünyanın değişik yerlerinde gördüğümüz gibi bir örneklemeyi de alabileceğimiz gibi bir tarzda olmalıydı. Maalesef birçok plancımızın da dile getirdiği gibi şehirlerimiz plansız süreci yaşadığı için ve siyasilerin ve idarecilerin kendi bilgi doğrultusunda düzenlenen bir şehir yol haritasıyla karşı karşıya kaldık. Kentsel dönüşüm, esasında bir yerde yeni bir yoğunluk ortaya çıkarmak anlamı taşımıyor. Orada bir rant hesabı ortaya koyan, birilerine fırsat veren ve daha da kenti yaşanmaz hale getirecek bir dönüşümü asla kabul etmemek gerekiyor.” dedi. Topbaş, bazı bölgelerdeki yeni yapılara izin verilemeyeceği için imar hakkı transferi gibi bir sistemin de hayata geçirilebileceğini söyledi.SIKINTIMIZI BAŞBAKAN’LA PAYLAŞTIMKadir Topbaş, dünyada metro yapan tek belediyenin kendileri olduğunu dile getirdi. Metronun yaygınlaştırılması halinde İstanbul’da yaşamın rahatlayacağını söyledi. Ardından bir özeleştiride daha bulundu: “Bir özeleştiri olarak söylemek istiyorum; Başbakan’ımıza da bahsettim, kent yönetiminin biraz daha farklı olması gerektiğinin üzerinde durdum. Özellikle birtakım bakanlıkların ve kurumların İstanbul üzerinde plan yapma yetkisinin kalkması gerektiğini söyledim. Tek yönetim. Tek anlayış. Tek noktada yetkiler toplanmalı. İstanbul’a yapılan birçok yapının faturası yerel yönetimlere kesilmekte. Yerel yönetimler tarafından yapıldığı zannedilmekte. Bunların doğru olmadığını her yerde söyleme imkânımız olmuyor. Burada kent bütünlüğünü tek otorite ile katılımcı şeffaf bir yönetim anlayışı ile hazırlayabiliriz. Sayın Başbakan’ımızın da bu hassasiyette olduğunu gördüm. İnanıyorum ki bu süreçte farklı bir çalışmayı kendisiyle yapacağız.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

Yeni göç dalgası için valilere talimat verdi: Tedbirleri alın

Başbakan Davutoğlu, Suriye’den gelebilecek yeni bir göç dalgası için valiliklere gerekli tedbirleri almaları yönünde talimat verdiklerini açıkladı. Öncelikli hedeflerinin ise yardımları Suriye sınırları içerisinde ulaştırmak olduğunu söyledi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Azerbaycan ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı’nda açıklamalarda bulundu. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki köklü bir gelenekle, her iki ülkenin en üst düzey görevlerine gelen kişilerin, ilk ziyaretileri diğer ülkeye yaptığını hatırlattı. Azerbaycan’da TANAP’ın (Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi) Azerbaycan’daki temel atma törenine katılacağını dile getirdi. Ahmet Davutoğlu’na, Suriye’de IŞİD’in bazı köyleri ele geçirmesi sonrasında oluşabilecek göç dalgasına yönelik ne tür önlemlerin alındığı soruldu. Başbakan, zulümden kaçan bu insanlara kapıları açmanın insanlık görevi olduğunu anlattı. Şunları söyledi: “Risklere rağmen gönlümüzü, kucağımızı açtık, açmaya da devam edeceğiz. Son dönemde daha istikrarlı kesimde de hareketlenmeler başladı. Dünkü (çarşamba) güvenlik toplantısında, bugünkü (dünkü) çözüm süreci toplantısında bunları ele aldık. Sınır boyundaki valilerimize gerekli talimatlar verildi. İlk hedefimiz bu kardeşlerimize bulundukları yerde yardım edebilmek. Suriye sınırları içerisinde yardımları ulaştırmak. Daha sonra ciddi sıkıntılar çıkarsa her zaman takip ettiğimiz insanı politikayı göz önünde bulundurarak gerekli adımları atarız. Şu anda esas hedefimiz oradaki ihtiyaçları karşılayacak şekilde valiliklerin gerekli tedbiri almasıdır.” Çözüm zirvesinde, yakılan okullar konuşuldu Başbakan Davutoğlu başkanlığında çözüm süreci toplantısı da dün gerçekleştirildi. Başbakanlık Merkez Bina’daki toplantı yaklaşık 2,5 saat sürdü. Toplantıda çözüm sürecinde gelinen aşamanın yanı sıra bölgede terör örgütü tarafından yakılan okullar ve Kürtçe eğitim veren okullar konusu değerlendirildi. Davutoğlu başkanlığındaki toplantıya başbakan yardımcıları Bülent Arınç, Yalçın Akdoğan ve Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Başbakanlık Başmüşaviri Hatem Ete, Başbakanlık Müşaviri Ali Sarıkaya ve AK Parti Grup Başkan Vekili Mahir Ünal katıldı. Türkiye genelinde son 10 günde yaklaşık 20 okul terör örgütü yandaşları tarafından ateşe verilmişti. Bu arada, Diyarbakır ile Hakkari’nin Yüksekova, Şırnak’ın Lice ilçelerinde Kürtçe eğitim vermek açılan ve valilik kararlarıyla kapılarına mühür vurulan okullar için resmi başvuru yapılacağı açıklandı. HDP Şırnak Milletvekili ve DTK Genel Başkan Yardımcısı Selma Irmak, dün yaptığı açıklamada, “Yarın arkadaşlarımız bu konuda gerekli başvuruları yapacaklar. Evrakları tamamladılar. Başvuru için gerekli dosya tamamlandı. Yarın teslim edilecek. Nasıl bir sonuç alacağımızı hep birlikte izleyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

Adalet Bakanı, HSYK seçimleri için il il geziyor

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, HSYK seçimlerine yönelik ziyaret ve toplantılarını sürdürüyor.Şark turuna çıkan Bakan Bozdağ, Diyarbakır, Şırnak ve Cizre’den sonra dün Van’daydı. Bozdağ, Van Barosu’nu ziyaretinin ardından Adliye’de görev yapan hakim ve savcılarla bir araya geldi. Bozdağ’ın HSYK seçimleriyle ilgili hakim ve savcılarla görüştüğü öğrenildi. Bekir Bozdağ’a, Müsteşar Kenan İpek, Müsteşar Yrd. Basri Bağlı, Yüksek Müşavir Adnan Boynukara, CTE Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım ve Personel Genel Müdürü Muharrem Ürgüp eşlik ediyor. Bozdağ ve beraberindeki heyete, özel uçak tahsis edildiği belirtiliyor. Heyetin görüşmeler sırasında hakim ve savcılara oylarını Yargıda Birlik Platformu’na vermeleri için baskı yaptığı ileri sürülüyor. Bekir Bozdağ, Van ziyareti sırasında Vali Aydın Nezih Doğan’ı da makamında ziyaret etti. Ardından AKP Van İl Başkanlığı’na geçerek partililere seslendi. Zaman zaman çözüm sürecini provoke etmek, akamete uğratmak isteyenlerin pkovokasyonlarıyla karşılaştıklarını anlattı. Bozdağ, “Çözüm, barış, kardeşlik diyenlerin insan kaçırması, yol kesmesi, araç yakması, haraç kesmesi hem hukuk dışı hem de çözüm konusunda samimi olmadıklarını gösterir. Onun için herkes samimiyet testinden geçiyor.” dedi. Yolsuzluk ve MİT TIR’larına yönelik soruşturmaların kapatılması için dönemin İzmir ve Adana başsavcılarını aradığı ileri sürülen Bozdağ’ın, partililere, ‘hukkun üstünlüğünden’ bahsetmesi de dikkat çekiciydi. Bozdağ, “Bizim hukukun üstünlüğünü güçlü şekilde ülkenin her yerinde tesis etmemiz lazım. Adalete olan inanç, yargıya olan güven her yerde eşit olmalı. Eğer bunlar azalırsa o zaman hukuk devletini sağlıklı şekilde işletemeyiz. O nedenle adaleti mülkün temeli olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

‘111’ kodlu fişlemeler TBMM gündeminde

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda Hizmet Hareketi’ne sempati duyanların ‘111’ koduyla, çeşitli kesimlere mensup kişilerin de farklı kodlarla fişlenmesi konusundaki sessizlik sürüyor.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda Hizmet Hareketi ve çeşitli kesimlere mensup kişilerin kodlanarak fişlenmesi TBMM gündeminde taşındı. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Bakan Ayşenur İslam tarafından cevaplanması istemiyle hazırladığı soru önergesinde, kodlu fişlemenin gerekçelerini sordu. Tanrıkulu, önergesinde şu soruları yöneltti: “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bazı personellerini ‘111’ kodu ile fişlediği iddiası doğru mudur? İddia doğruysa, ‘111’ kodu neyi ifade etmektedir? Personelin ‘111’ kodu ile fişleme talimatını hangi bürokratlar vermişlerdir? Fişleme talimatı verenler hakkında yasal bir işlem başlatılmış mıdır ya da başlatılacak mıdır? Bugüne kadar kaç personel “111’’ kodu ile fişlenmişlerdir? Fişlenen kaç personel görevden uzaklaştırılmıştır? Kaç personel hakkında idari soruşturma açılmıştır? Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinde, ‘Herkesin özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu’ belirtilmektedir. Bu bağlamda; ‘111’ kodu ile yapıldığı iddia edilen fişlemeler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı değil midir?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

Newsweek’in IŞİD iddiasını Meclis’e taşıdı

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, haftalık Amerikan dergisi Newsweek’in ‘Cihat otoyolu’ başlıklı haberini Meclis gündemine taşıdı.Derginin, Dilovası’ndan Suriye’ye giden 2 minibüste yer alan 19 kişinin IŞİD’e katılacağı iddiasının doğru olup olmadığını sordu. İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın cevaplaması talebiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi veren Türkkan, “Suriye’ye giden 19 kişinin kimliklerini ve örgüte katılmak üzere minibüslere doldurulan kişilerin gitmelerine neden izin verilmektedir, bunun anlamı Türkiye’den bir terör örgütüne eleman yollamaya izin vermek değil midir?” dedi. MHP’li vekil, Bakan Ala’dan şu soruların cevabını istedi: “Haftalık Amerikan dergisi Newsweek’in ‘Cihat otoyolu’ başlıklı haberinde, Kocaeli’nin Dilovası ilçesinden IŞİD’e katılmak üzere kalkan minibüsler olduğu, Dilovası’ndan Suriye’ye giden 2 minibüste 19 kişinin yer aldığı iddiası doğru mudur? Dilovası’ndan IŞİD’e katılacak kişileri taşımak üzere minibüs kalkması ne anlama gelmektedir, böyle bir yolculuktan haberiniz var mıdır? IŞİD’e katılmak üzere minibüslere doldurulan kişilerin gitmelerine neden izin verilmektedir? Bunun anlamı ‘Türkiye’den bir terör örgütüne eleman yollamaya izin vermek’ değil midir? Dilovası’ndan IŞİD’e katılmak üzere Suriye’ye giden 2 minibüste yer alan 19 kişi kimlerdir, bu kişilerin yaşları ve cinsiyetleri nedir, bu kişiler özellikle mi seçilmiştir? İddia edildiği gibi polis Dilovası’ndan IŞİD’e katılmak üzere Suriye’ye hareket eden kişilerin gitmesine göz mü yummaktadır, bu konuda polis özellikle mi etkisiz bırakılmaktadır?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

Davutoğlu’ndan, ayrımcılığa son verilmesini istedim

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Başbakan Davutoğlu’nun haktan, hukuktan, demokrasiden yana tavır sergilemesi halinde başbakan olma hakkını kazanacağını söyledi.Adana Türk Kamu-Sen binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Koncuk, Ahmet Davutoğlu’nun başbakan olması ile birlikte Türkiye’nin yeni bir döneme girmesi gerektiğini belirtti. Yeni başbakanın insan haklarına, hukuka, evrensel değerlere uygun hareket edip, tüm vatandaşları mezhebine, meşrebine, siyasi anlayışına bakmaksızın kucaklayabilecek bir anlayış ortaya koyması gerektiğini kaydetti. Ahmet Davutoğlu’nu başbakan seçildikten sonra ziyaret ettiğini anlatan Koncuk, görüşmeye dair şunları anlattı: “Başbakan’dan Türkiye’yi kucaklayan bir tavır beklediğimizi, ayrımcılığa son verilmesi gerektiğini, bilhassa bu 17 Aralık tarihinden sonra çıkarılan kanunlar ve yönetmeliklerle insanların huzursuz, mutsuz edildiğini, birçok insanın dışlanmışlık hissi içerisine girdiğini ve Türkiye’nin esasında bunları yapmasını gerektirecek bir durum olmadığını da kendisine ifade ettim. Sayın Davutoğlu’nun başbakan olması bir sıfır noktası olarak kabul edilmeli, bundan sonra önceki yapılanları tartışmak yerine, bundan sonra yapılacak olanları tartışmalıyız. Gerçekten insan haklarına uygun bir tavır sergilenecek mi? Türkiye’de yeni başbakanla birlikte bu ayrımcı politikaların olmayacağına dair bir garantiyi Sayın Davutoğlu’dan görebilecek miyiz? Bunun emareleri bizi olumlu ya da olumsuz değerlendirme içerisine sokacaktır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

Tehdit etti: Sınırda tampon bölge, yeni bir direniş dönemine yol açar

PKK yöneticilerinden Murat Karayılan, Öcalan’ın daha önce yaptığı seferberlik çağrısının bugün de geçerli olduğunu söyledi.PKK terör örgütünün Suriye’deki silahlı kanadı olan YPG için destek isteyen Karayılan, “YPG’ye katılın, profesyonel asker olun.” çağrısında bulundu. PKK’nın yayın organlarından Fırat Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Karayılan, Türkiye-Suriye sınırında oluşturulmak istenen tampon bölge girişimlerine karşı olduklarını kaydetti. Şöyle konuştu: “Türk devletinin uçuş yasağı koymasından ve tampon bölge oluşturulmasından bahsedilmekte. Eğer gerçekten bahsedilen bir tampon bölge oluşturmaksa, bu, çok tehlikeli bir şey olur. Tampon demek Kürdistan’ın işgali demektir. Bu yeni bir direniş dönemine yol açar. Yani Türk ordusunun kalkıp da ‘tampon kuruyorum’ diye Rojava Kürdistanı’nı işgal etmeye kalkışması tüm Kürt halkına karşı yeni bir savaş başlatma anlamına gelir. O vakit zaten çözüm süreci diye bir şey kalmaz. Fakat bunlar tartışılırken neyin kastedildiği tam anlaşılmıyor. Sonuç olarak Türkiye’nin politikası da önümüzdeki birkaç günde netleşecektir.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

Bank Asya’ya el koyabilmek için BDDK’ya baskı yapılıyor

CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bank Asya’yı batırmaya yönelik çabalarına karşı Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bir açıklama yaparak piyasalardaki tedirginliği gidermesi gerektiğini söyledi.BDDK’ya yönelik baskılara da son verilmesini istedi. Konuyu yazılı bir açıklamayla değerlendiren Çıray, Davutoğlu’na CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin çağrısına kulak vermesi tavsiyesinde bulundu. ‘Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişinin’ sırf intikam almak için bir kesime yakın olduğu belirtilen bir bankaya el koymaktan söz ettiğini hatırlattı. Şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanı, canı istediğinde banka kapattırmak gibi bir lükse ve yetkiye sahip değildir. BDDK üyelerinin siyasi hesap ve öngörülerle bankaya el konulmasına karar vermeleri yasal olarak mümkün değildir. Ancak medyaya sızan haberlerden öğreniyoruz ki, üyelere bu konuda yoğun baskı var. BDDK üyelerinin büyük bölümü sırf hükümet istedi diye böyle bir karara imza attıklarında kişisel olarak sorumluluk sahibi olacaklarını ve ileride bu sebeple yargılanabileceklerini biliyorlar. O yüzden baskıya direniyorlar. BDDK üyelerini şu an değiştirmek söz konusu olamayınca Erdoğan da Davutoğlu’nu sıkıştırıyor. Bu ülkede bankalara siyasi kararlarla el konulduğunda neler olduğunu gördük.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

İnce, Erdoğan’a Bankacılık Kanunu’nu hatırlattı

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Bank Asya’ya yönelik açıklamalarını Twitter hesabı üzerinden değerlendirdi.Erdoğan’a Bankacılık Kanunu 82. maddesini hatırlattı. İnce, “Bankacılık Kanunu 82. madde: Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kurumun (BDDK) kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez. Başbakanlık’tan sorumlu Cumhur-başkanı’na bu kanunu ve kanunun ilgili maddesini hatırlatıyorum!” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 22:59

Su tartışmasından kaçak kuyu çıktı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile CHP’li Aylin Nazlıaka arasında geçen kirli su tartışması farklı bir boyut kazandı.ASKİ görevlileri, içme suyunun kirli olduğunu savunan Nazlıaka’nın da aralarında bulunduğu 21 villanın ortak deposunda inceleme yaptı. Depoda şebeke suyunun değil kuyu suyunun kullanıldığı tespit edildi. Konuyla ilgili katıldığı bir toplantıda açıklama yapan Melih Gökçek, “Kaçak su kuyusunda klor kullanılmıyor. Klor kullanılmayan yerde her türlü hastalık geçebilir. Aylin Hanım ishal olmuş, dua etsin dizanteri, veba da olabilirdi.” dedi. Evinde kullandığı suyun kuyu suyu çıkması üzerine basın açıklaması yapan Nazlıaka ise sitede kuyu suyu kullanıldığını bilmediğini söyledi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 21:59

Musul'da kaçırılan vatandaşlarımızın yerlerini biliyoruz

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Musul'da IŞİD militanları tarafından kaçırılan Türk vatandaşlarının son durumu hakkında bilgi verdi. Arınç, "49 kişidir bunlar. 3'ü yerel ihtiyaçlar için kullanılan o bölgenin insanıdır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 46 yurttaşımızdır. İçlerinde bayan da var, çocuk da var. Onların her haliyle ilgileniyoruz. Kaldıkları yeri biliyoruz, irtibatımız bir şekilde devam ediyor; fakat bir tanesinin bile burnunun kanamasını istemediğimiz için hassasiyet gösteriyoruz." dedi.Arınç, seçim bölgesi Bursa'da Olay TV'de katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. "Sınır kapısının açılmasıyla IŞİD teröründen kaçan binlerce Suriyeli Türkiye'ye sığındı, bölgeyle ilgili size gelen bir bilgi var mıdır?" sorusunu cevaplandıran Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Hem içişleri Bakanı hem de AFAD'dan sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'la görüştüm. Esasen bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Yeni çalışma düzenimizde Sayın Başbakanımız çözüm süreciyle ilgili gelinen noktayı belirli arkadaşları bir araya getirerek onun başkanlığındaki toplantılarla takip ediyoruz. Suriye ve çevremizdeki olaylar her hafta MİT Müsteşarı ve komutanların da katılımıyla yapılan toplantılarla değerlendiriliyor. İyi bir çalışma düzenimiz var. Haftadan haftaya yapılan bir şey değil ama gözden geçirmek, bazı kararlar almak, gelişmeleri takip etmek, çekirdek kadroyla anında karar vermek üzere bir hazırlığın içindeyiz. Dolayısıyla bugünkü olaylar şaşırtıcı değildi. Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeleri takip ediyorduk, IŞİD'in ilerleyişini takip ediyorduk. ABD uçaklarının bazı ikmal merkezlerini vurduğunu biliyorduk. ABD'nin önderliğinde bir koalisyon kurulmaya çalışılıyor. Hava saldırılarıyla IŞİD'in yolunu kesmeyi, konvoylarını vurmayı lojistik desteklerini engellemeye kısmaya çalışılıyordu." ifadelerini kullandı.IŞİD VAHŞETİ ORTAYA KOYAN HALİYLE TERÖR ÖRGÜTÜDÜRIŞİD terör örgütünün yeni bir olay olmadığını dile getiren Arınç, "Ancak bu kadar güçlenmesi veya ön plana çıkması, kendinden bu kadar bahsetmesi son yıllarda ve birkaç yılı kapsadı. Önce Irak İslam Devleti olarak kurulmuş, sonra Suriye kanadına geçmişler. Irak, Suriye Şam İslam Devleti olmuş. Kendilerine göre giysileri var, kendilerine göre silahları var ve bu maalesef çok acımasız. Bazen boğazları keserek, bazen de topluca insanları öldürerek, büyük cinayetler işliyorlar. Daha çok bu yönüyle gündeme gelen, ideolojik amacını bir araya bırakalım vahşeti ortaya koyan haliyle terör örgütüdür. Türkiye bir yıl önce, 2013'ün sanıyorum Ekim ayında bir Bakanlar Kurulu kararnamemiz var. Orada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak hem örgütleri terör örgütü olarak ilan ediyoruz, sadece bu değil şüphesiz, El Kaide gibi benzeri örgütleri de ilişkide bulunan kişilerin mal varlıklarını dondurmak, ülkeye giriş çıkışlarını yasaklamak gibi tedbirler de alıyoruz. Türkiye'nin bu konuda eksiği yok. Ama bizi daha çok ilgilendiren yönü Suriye'deki kaos, hemen hemen 4 yıldan beri var. İkincisi de Irak'ta, Maliki yönetimindeki Irak'ın bölünmeye, parçalanmaya gidişi. IŞİD güç olarak ilerlediğinde Musul'u işgal ettiler, Malik'inin askerleri silahlarını, giysilerini bırakarak kaçtılar." şeklinde konuştu.MUSUL'DA KAÇIRILAN VATANDAŞLARIMIZIN YERİNİ BİLİYORUZ, İRTİBAT HALİNDEYİZIŞİD'in 30-400 bin nüfuslu şehri bin-bin 500 kişiyle elindeki silahlarla, acımasızlığıyla, saldığı korkuyla ve içeriden yerel desteklerin bulunmasıyla ele geçirdiğini anlatan Bülent Arınç şöyle devam etti: "O sırada tahliye edilmemiş bulunan konsolosluk görevlilerimiz de bayrağımızı indirmeden onların bir şekilde rehineleri durumuna düştüler, alıkonulma da diyebiliriz ama üç ay doldu. Üç aydan beri 49 kişidir bunlar. 3'ü yerel ihtiyaçlar için kullanılan o bölgenin insanıdır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 46 yurttaşımızdır. İçlerinde bayan da var, çocuk da var. Onların her haliyle ilgileniyoruz. Kaldıkları yeri biliyoruz, irtibatımız bir şekilde devam ediyor fakat bir tanesinin bile burnunun kanamasını istemediğimiz için hassasiyet gösteriyoruz. Bir şekilde onları oradan çekip, kurtarmak ve yurda dönmelerini arzu ediyoruz. Bunun ne kadar zor olduğunu insanlar, az çok tahmin edebiliyor. Ama şuan sağlıklarının iyi olduğunu, güvenli bir yerde olduklarını ama halen IŞİD kontrolünde ve onların elinde olduklarını bilmemiz lazım. Onları bugün her gün konuşarak onların bulunduğu durumu rahat, trajik bir şekilde anlatarak onlar hakkında yaptığımız çalışmaları sonuçsuz bırakacak bir takım hareketlerden kaçınmamız lazım. En basitini söyleyeyim, ilk zamanlarda bulundukları yerlerin çekilen resimlerinin internete konduğunda yerleri değiştirildi. Yer değiştirme oldukça bizim bir takım çalışmalarımız veya planlarımız suya düşüyor." ABD UÇAKLARI VURDU DA EN AZINDAN ORADA IŞİD YÜRÜYÜŞÜ DURDU; YOKSA BAĞDAT VE ERBİL'E YÜRÜYEBİLİRLERDİIŞİD yürüyüşünün Kuzey Irak'ta durdurulduğuna dikkat çeken Arınç, "Şimdi son duruma gelelim. Peşmergeler silahlandılar. ABD uçakları da bunların lojistik merkezlerini bombalayınca IŞİD militanlarının yürüyüşü en azından orası açısından durduruldu. Kuzey Irak biraz daha güvenli hale getirildi. Yoksa Kerkük'ü de Selehaddin'i de ele geçirebileceklerdi. Hatta bir koldan Bağdat'a, bir koldan da Erbil'e yürüyebilecek bir çalışmanın içindeydiler. Suriye'ye tekrar döndüler. Suriye'de, 'Kobani' denilen bölgeye. Orada 4 tane biri de orada Kürt yönetimi ayrı ayrı kanton bölgeleri kurdu. Bunlara da yönetici atadı. O Kobani yakınlarındaki Telebayat ve diğer bazı kasabaların üzerine yürüdü, birkaç günden beri IŞİD. Bu yürüyüşte de aynen Musul'da olduğu gibi Irak güçlerinin bırakıp gitmesi gibi burada da PYD veya YPG'nin bir şekilde IŞİD'in önünden kaçtıklarını ve orada bir boşluk bıraktıklarını biliyoruz. Suriye ile sınırımız çok yakın. Hatta zaman zaman atılan bombaların veya mermilerin de bizim tarafa düştüğünü, insan kaybına da yol açtığını biliyoruz." diye konuştu.AKIM BAŞLAR KÜRTLER DE GELİRSE YIKIM OLABİLİRTürkiye'nin ölümden kaçan insanlara kucak açtığını söyleyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, şöyle devam etti: "Hükümet olarak düşüncemiz; Suriye'de yaşanan olaylar sebebiyle Türkiye'ye gelen pek çok insan var. Onlar ölüm korkusuyla Türkiye'ye sığındılar. Suriye'deki rejimin halkına karşı zulüm etmesini her zaman eleştirdik. Ama oradan kaçıp da hayatını kurtaran insanlara kucak açtık. Şimdi aynı şekilde bir akım, Suriye kuzeyinden başlayarak Türkiye'ye Kürtleri de getirecek olursa bu Türkiye için maddi ve manevi açıdan yıkım olabilir. Mümkün olduğu kadar kendi topraklarında onları güvenli hale getirmemiz lazım. Kendi topraklarında insani yardım, gıda yardımı yapalım. 'Beni kurtar' diyene elimizi, kucağımızı açmak zorundayız. Biliniz ki bizim bölgemizde yaşayan bütün Kürtlere kucak açacağı tek yer Türkiye'dir. Türkiye güvenli ülkedir. Türkiye'de rahat edeceklerini, kendilerinin ağırlanacaklarını bilirler. Siyaseten belki zaman zaman karşı çıkarlar. 'Aman aman' dediklerinde Türkiye'den başka kimse aklına gelmez. Şimdi buralarda top sesleri yaklaştı. IŞİD, bunları önüne katıp kovalamaya başladı. Yani bize gelen haberlere göre 1-2 kilometre kadar aralarında mesafe kalmış. Gelecekler sınıra kadar bunları katledecekler, yok edecekler. Sabah bunu haber aldığımızda dünkü gelişmelere göre bir plan yapmıştık. Ben de Numan beye 'en azında bu 4 bin kişiyi sınırdan içeriye alalım, hayat memat meselesi. Daha sonrakiler B-C planlarımızı düşünürüz' dedim. Gelişmelere bağlı olara hükümetimizin bir planı var. IŞİD'in şu anda hangi noktada yer olarak bulunduğunu bilmiyoruz. Zaten nereye girerlerse önlerinde hiçbir şey kalmıyor. Herkes ya saklanıyor, ya kaçıyor, ya da canını kurtarmaya çalışıyor. Büyük bir korku var. Bu korku sadece psikolojik değil, çünkü ellerinde modern silahlar var. Havan toplarından uçak savarlara, ağır silahlara kadar maddi bir korku da veriyorlar. Irak ordusu zaten perişan, dağılmış durumda. Yeni bir hükümet değişikliği var. Bundan sonra ne olur bilmem. Bazı batı ülkeleri peşmergeye ve Irak hükümetine silah yardımı yapabileceğini ifade etti. Bugün çok kolay biçimde, kısa bir koordinasyonla bunun kararı verildi. Bu kolay bir karar değil. Çünkü eğer sınırlar tamamen açılıp, bu korkuyla arkadan binlerce insan gelecek olursa bunun sayısını bugünden tahmin edebiliyoruz, bu çok korkunç bir rakam. O yüzden bugün konuşulan, tampon, uçuşa yasak bölgelerin olabilirliği konusunda hepsi bir planın içerisinde."Gerekirse anayasa değişikliğine giderizAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) zorunlu din dersleri ile ilgili Türkiye için verdiği kararın yankıları sürüyor. Kararı inceleyeceklerinin altını çizen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "AİHM'in haklı olduğuna kanaat getirildiği takdirde gerekli düzenleme yapılabilir. Anayasa değişikliğine gidebiliriz. İçerikle beraber dersin ismini de değiştirmek mümkün olabilir." dedi.Arınç, AHİM'in zorunlu din dersine yönelik verdiği kararı değerlendirdi. Bu kararların daha önce de gündeme geldiğini hatırlatan Arınç, Alevi yurttaşların başvurusu üzerine böyle bir karar alındığını söyledi. Bülent Arınç, hukuki olduğu için bu düşüncelere saygı duymaları ve AİHM kararına uymaları gerektiğini kaydetti. Türkiye'yi izam eden her hangi bir talep veya cezalandırmanın bulunmadığını anlatan Arınç, 1980 Anayasası'ndan sonra din öğretimi ve ahlak derslerinin okullarda okutulmaya başlandığını dile getirdi. Avrupa ülkelerinin pek çoğunda din dersine benzer konuların mecburi ya da ihtiyari olarak okutulduğunu hatırlatan Bülent Arınç şunları kaydetti: "AİHM kararı bence içeriğe yönelik. Böyle bir dersin var olması veya olmaması tartışılmamış. Biz kolayımıza geldiği için sadece din dersi deyip geçiyoruz. Din dersi demek sadece İslam dini öğretilmesi değil; öğretmekle birlikte ameli olarak da namaz nasıl kılınır, abdest nasıl alınır, İslam dininin hususiyetleri nedir? iman, 32 farz, 6 şart, Hac'ın, umrenin yapılmasıyla, namazın nasıl kılınacağı veya zekat gibi ibadetlerimizin, sadece bunların öğretildiği, herkesin öğrenmekle de mecbur olduğu bir anlayışla da karşılıyorlarsa buna laik Avrupa'nın belki tepki koyacağını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bunu red edeceğini baştan düşünebiliriz. Bize benzer laiklik uygulaması en çok Fransa'da var. Bizdeki daha koyu laiklik veya laikçiliktir. Fransa'da bile okullar ikiye ayrılır. Kilise, dini eğitim verebilecek okullarıyla, laik eğitimin okulları birbirinden farklıdır. Bizde daha sonra din öğretimine dönüştü. İslam'dan biraz daha çok bahseden ameliyesini öğretmenlerin ihtiyarına bırakmış bir eğitim. Herkes için zorlayıcı bir eğitim yok. Din eğitimi, ahlak var. Bunlar din dersi öğretmenleri tarafından anlatılıyor. AİHM diyor ki 'Aleviler kendi inançlarının anlatılmasını isteyebilir. Hıristiyanlar kendi inançlarını isteyebilir. Belki de Ateistler bunun hiç birisine ihtiyaç göstermeyebilir. Dolayısıyla sizin bu din öğretimi dersleriniz İslam inancı ağırlıklı olmuş. Diğerlerini kapsamamış. Ya onları da kapsayıcı bir biçimde müfredatlarınızı değiştirin, veya bu dersleri kaldıracaksanız kaldırın' diyor. Türkçe meali bu. Kıbrıs'ta İmam Hatip okullarının 'İlahiyat Koleji' ismi ile açıldığını gördüm. Türkiye'de de okulların bu isimle de açılabilir. Müfredatı az çok birbirine benziyor. Yani İmama Hatip demek zorunda değiliz ama 50 seneden beri İmam Hatip deniliyor. Biz bu isimle biliyoruz. Birlikte 10 tane isim düşünürsek karar verebiliriz. Ama içinde nasıl bir din öğretimi amaçladığınızı göstermeniz lazım. Alevi yurttaşınız 'benim inancım budur. Bu şekilde anlatılsın. Buna da yer verilsin' diyorsa biz demokratik, sosyal, laik bir hukuk devletiyiz. Laiklikte esassa bu isteği dikkate alan bir müfredat yapmalıyız. Bence bu incelenecek gereği de hükümetimiz tarafından yapılacak." Allah'a inanmanın fıtri olduğunu vurgulayan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Allah'a inanmazlarsa başka şeylere inanırlar. Taşa, çöpe inanalar da var. İneğe inanlar, kutsal sayanlarda var. Budizm, Konfüçyüzim var. Başkaları da var. Bu inanç duygusunu tatmin etmeye yönelik bir arayış, buluştur. Ama diyelim ki onun böyle bir derdi yok. O bundan öte başka bir dünya olduğuna inanmıyor. Ben öldükten sonra 'beni yakın' diyor veya başka bir şey söylüyor. Bu da onun inancı inançsızlığı inanç haline getirmiş. Burada benim öğreteceğim din dersinde insanlara samimi olarak, fıtri olarak inanma duygusunu, 'İslam neler getiriyor?, diğer dinler neler getiriyor, farklı inançlar ne söylüyor' diye anlatılabilir. Belki bunları kısa kısa anlatan öz bilgi veren bir şey olması lazım. Nüfusun yüzde 99'u Müslüman. İslam'ın Türkiye'ye münazır olarak biraz daha fazla anlatılması gerekebilir. Hükümet konuyu ele alacaktır, kararı inceleyeceğiz. AİHM'in haklı olduğuna kanaat getirildiği takdirde gerekli düzenleme yapılabilir. Anayasa değişikliğine gidebiliriz. İçerikle beraber dersin ismini de değiştirmek mümkün olabilir. 'Tamamen kaldıralım, böyle bir şey olmasın' düşüncesinde ben şahsen değilim. Hükümetle konuşmadığımız için hükümetin tavrını bilemem ama ben bu tür bir dersin en basit dini bilgileri öğrenmesi açısından faydalı olacağını düşünüyorum." şeklinde konuştu.8 AYLIK HÜKÜMET DEĞİLİZHükümetlerinin 8 aylık geçici hükümet olmadığını dile getiren Arınç, ocak ayından itibaren seçim sürecinin daha çok hissedileceğini söyledi. AK Parti'nin seçimlere hazırlanırken kongre sürecini de atlatacağını anlatan Bülent Arınç, "Mevcut hükümetimiz 2015'te kazanıp 2019'a ve 2023'e gidecek. Her zaman düz bir şekilde koşarak hükümet olarak başarıdan başarıya koşmaya mecburuz. Onlar muhalefet olmaya razı biz Hükümet olmaya mecburuz. 2015'i kazanmak içinde mevcut çalışmalarımızı Davutoğlu başkanlığında arttıracağız. Hedefimiz 2015'de tek başına iktidar. 365'i aşmak ve yeni bir anayasa yapmak." dedi.PKK’nın okul yakma eylemleri bitecek, silahlar dışarıya çıkacakBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çözüm süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Arınç, "Cenazeler gelmiyor, şehitlerimize ağlamıyoruz ama bu yol kesmek, heykel, bu adam kaçırıp fidye istemek neyin nesi. Bu son günlerde inşaatlarda kullanılan araç ve gereçlerin yakılması neyin nesi. Şimdi bunların hiç birisi olmayacak. Yani kamu düzenini ve güvenliğini ilgilendiren tüm asayiş konularında bölgede tamamen okul yakmalar gibi şeylerin sonlandırılmasıyla ilgili çalışmalarımız var. Onlara bağlı olmakla silahlı unsurlar çıkacaklar, diğerleri olacak" dedi. Arınç, çözüm sürecinde yasal düzenlemeye ihtiyaç duymadıkları noktada olduklarını, yürütmenin alacağı idari tedbirlerle sürecin işleyeceğini söyledi. Bursa Olay TV'de katıldığı programda açıklamalarda bulunan Arınç, çözüm sürecinin 2012'in Aralık ayından başladığını söyledi. Arınç, şunları kaydetti: "Çözüm sürecinin temeli şudur; kavga silah kullanmak bitsin, düşüncelerin siyasetin konuşulacağı günler gelsin. Silahlar terk edilsin, eylem yapılmasın ve Türkiye'deki silahlı unsurlar yurt dışına çıksın, yurt dışındaki suç işlememiş olanlar Türkiye'ye gelsinler, dağı besleyen unsurlardan çıkışlar özendirilmesin, dağdan inişler özendirilsin ve böylece bu durumu durdurarak Türkiye'de huzur ve güvenliğin sağlandığını hep beraber görelim. Binlerce şehit verdik, binlerce sivil halktan ölenler oldu. Her karakol baskını ya 15 askerimizi, ya 25 askerimizin, mayın patladığı zaman insanlarımızın feryatlarını şehir merkezlerinde canlı bombaların meydana getirdiği bir takım olaylarda hamile annelerin bile hayatlarını kaybettiğini biliyoruz. 30-35 senedir bir terörün ateşi var ve bu ateşi söndürmek hepimizin boynunun borcu.""SİYASİ ÇÖZÜMÜ İMRALI'DA BULDUK"Terör örgütü PKK şiddetinin silahla bitirilmesinin mümkün görünmediğini öne süren Arınç, şunları söyledi; "Silahla, karşı karşıya müsademeyle, ölmek veya öldürmekle bu örgütün son bulması, bu şiddetin son bulması mümkün görünmüyor. Mümkün olsaydı 1990'lı yıllarda biterdi, olmamış. Halbuki askerimiz ve polisimiz çok gayretli ve fedakar, mücadele yapıyorlar. Bazen bir yıl içinde binden fazla terörist ölüyor. İyi ama bitmiyor. Dağa çıkanlar var. Kadınlar var, 15 yaşından itibaren çocuklar var, dağa çıkma fazlalaşıyor, özendiriliyor ve bu bir kahramanlık haline geliyor. Kendi devletine ve insanına düşman hale geliyor. O zaman siyasi bir çözüme ihtiyaç var. Siyasi çözümün yolunu da ancak böyle bulduk. Kim etkili olabilir bu konuda? Abdullah Öcalan; İmralı'daki insan. Halen onu lider olarak, onların tabiriyle 'önder' olarak görenler var. Demek ki onunla bunlar arasında bir irtibat olabilirse ve Türkiye'de çözüm sürecine ikna edilebilirlerse bu iş tutabilir diye düşündük ve kendi istihbarat örgütümüzü bu iş için kullandık. Hükümet olarak işin içine girmedik. Çünkü bir siyasi karar organının, bir terör örgütü veya elebaşısı, hükümlü bir kişiyle doğrudan temas kurmasını başka ülkelerdeki örneklerinin aksine biz doğru bulmadık. Ama istihbarat örgütlerinin esasen görevi budur. Terörü sona erdirmek onun asli görevidir. Bunun için her şeyi kullanabilir. Ona yetki ve izin verildi. Arkadan eylemsizlik hali oldu. Öcalan nevruzdaki mesajında 'Artık bu iş bitti. Herkes dışarıya çıksın' dedi. Biz onları takip etmeye başladık. Sonra başka olaylar yaşandı. Geri çekilmeler durdu. Şehir içinde veya kırsal kesimde bazı olaylar devam etmeye başladı.""YENİ ÇALIŞMA VAR"Geçmişte yaşanılan karakol baskınları, helikopter düşürmeler, asker ve polislere, öğretmenlere yönelik terör eylemlerinin bittiğine dikkat çeken Arınç, "Şehit cenazeleri gelmemeye başladı ve ülkede huzur iklimi oluştu. Halk bunu çok iyi benimsedi. Önce ilk inanılmayacak şekilde karşı çıkılacaklarını düşünmüşlerdi. Bakıldı ki artık terör biterse güzel şeyler olacak, millet bu çözüm sürecinin arkasında durdu. 2011 seçimleri, 2010 referandumumu ile durdu. Muhalefetin bize en çok eleştirisi çözüm süreci üzerinden oldu. Ama çözüm süreci üzerinden bizi vatan haini ilan eden muhalefet yok oldu, AK Parti oylarını yüzde 52'lere çekmeyi başardı. 2015 seçimlerine giderken bu süreç böyle giderse, çok iyi yerlere geleceğiz. Çözüm sürecinde şimdi yeni çalışma programımızın içerisinde silahlı unsurların kısa sürede tamamen dışarıya çıkartılması var. Eylemsizlik, belli zaman süreleri içinde yapılacak başka şeyler var. Çıkışlar, dönüşler, gelişler, bunlarla ilgili sosyal tedbirler, rehabilitasyon unsurları, hepsini halkla ilişkiler, kamu diplomasisi olarak hepimizin görev alanları belli. İnşallah önümüzdeki yasama döneminde belki yasal çalışmaları da meclise getireceğiz. Ama şimdilik idari tedbirlerle, yürütmenin alacağı kararlarla yasaya henüz ihtiyaç duyulmayan noktadayız. Yaptığımız, henüz farkında olunmayan çok şey var. İleride herkes farkında olacak çünkü olumlu sonuçlarını herkes alacak. Halkımızın şikayet ettiği bir konu vardı, ondan biz de şikayet ediyorduk. Cenazeler gelmiyor, şehitlerimize ağlamıyoruz ama bu yol kesmek neyin nesi?. Bu heykel neyin nesi? Bu adam kaçırıp fidye istemek neyin nesi? Bu son günlerde inşaatlarda kullanılan araç ve gereçlerin yakılması neyin nesi. Şimdi bunların hiç birisi olmayacak. Yani kamu düzenini ve güvenliğini ilgilendiren tüm asayiş konularında bölgede tamamen okul yakmalar gibi şeylerin sonlandırılmasıyla ilgili çalışmalarımız var. Ona bağlı olmakla silahlı unsurlar çıkacaklar, diğerleri olacak. Halkın güvenliği, huzur ve asayişi esas olmak üzere silah kullanılmaması, şiddet kullanılmaması ve buna bağlı bir takım tedbirlerin alınması. Artık bu şikayetlerin gündeme gelmesini kesinlikle istemiyoruz." diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Eylül 2014 Cuma 04:56

Destici: Fiili demokratik özerlik yaşanıyor

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bazı illerde fiili olarak demokratik özerlik yaşandığını iddia etti.Destici, SHaber'de katıldığı programda gündemdeki konuları değerlendirdi. Destici, terör örgütü PKK'nın Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bazı illerde adeta cirit attığına işaret ederek, “Çoğu okullarda ve devlet dairelerinde bayrak asılamıyor. Resmi olarak demokratik özerlik yaşanmıyor ama fiili bir özerklik yaşanıyor”diye konuştu. IŞİD'nin ortaya çıkması ve bunla PYD'nın mücadele etmesinin tesadüf olmadığını öne süren Destici, “Bunların hepsi planlanmış. İşin sonunda büyük Kürdistan var”dedi. Destici, çözüm süreciyle ilgili hükümetin millete anlattığı şekilde bir sonuç yaşanmayacağını belirterek, “PKK meşrulaşacak, silahlı güçleri daha kuvvetli hale gelecek, demokratik özerlik sonrasında ayrışmaya gidecek. Selahattin Demirtaş'ı senden benden daha meşru bir hale getirdiler. PKK terör örgütleri arasından çıkarılacak.” dedi.DIŞ POLİTİKADA ÖNEMLİ HATALAR YAPILDIDestici, Türkiye'nin son 5-6 yıl içerisinde dış politikada öngörüsüzlük ve tedbirsizlik sergilediğini ifade etti. Destici, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarında çok ciddi yanlış politikalar uyguladığını kaydetti. Destici, Batı'nın Ortadoğu'daki istediklerini gerçekleştirmek için IŞİD gibi bir örgüte ihtiyacı olduğunu ifade etti. IŞİD'le ilgili Türkiye Cumhuriyeti büyük bir zan altında olduğunu belirten Destici, Türkiye üzerinden petrol sattığı, elaman kazandığı ve maddi yardım aldığı yönünde iddiaların olduğunu kaydetti. IŞİD'ın kaçırdığı 49 Türk vatandaşından aylardır haber alınamadığına işaret eden Destici, “Hani yağdan kıl çeker gibi sorunu çözeceklerdi. Türkiye kararlı irade ortaya koysa IŞİD buna karşı direnemezdi.”dedi. Destici, Türkiye 49 rehineyle kendisini bloke ettirdiğini ve IŞİD'e karşı hareket edemez hale geldiğini kaydetti.Destici, Türkiye'nin Suriye'de Esed rejiminin yıkılması için iç hukuku ve uluslararası hukuku hiçe sayarak bazı girişimlerde bulunduğu iddiaları olduğunu kaydetti. Destici, Türkiye'nin Esed'e karşı savaş açacağını söyleyen herkese kucak açtığını ve bu durumun Türkiye'yi zor durumda bıraktığını söyledi.EKONOMİ ÇOK KIRILGANDestici, Türkiye ekonomisinin çok kırılgan dönemden geçtiğini ve bankaların sermaye yeterlilik son 10 yılın en düşük rakamı olduğunu kaydetti. Bank Asya'ya yönelik karalama kampanyalarını eleştiren Destici, “Bank Asya Türkiye'deki faizsiz bankacılığın en iyi örneği. Bu anlamda her türlü yükümlüğünü yerine getirmiş. Niye bu duruma düştü. Banka Asya hizmet grubunun olarak görüldü. Bank Asya hizmet cemaatinin değil de Koç grubunun veya başkasının olsa da savunurum. Türkiye'de hukuk yok sayılmış durumda. Geçmişte benzeri açıklamalar onlarca bankanın batmasına neden oldu.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Eylül 2014 Cuma 13:34

Davutoğlu: Suriyelilerin geçişi için talimat verdik

Başbakan Davutoğlu, Suriye'den 4 bin kişinin Türkiye sınırına geldiğini belirterek, "Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye'den veya herhangi bir ülkeden ölüm karşısında sığınacak bir yer olarak Anadolu'yu gören kardeşlerimiz sınırımıza geldiğinde, etnik ve mezhebi ayrım göztemeden hepsini aldık, alıyoruz ve alacağız" dedi.Temasları kapsamında Bakü'de bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu, IŞİD saldırılarından kaçarak Suruç İlçesi Dikmetaş Köyü sınırından geçişlerine izin verilen Suriyelilere dair açıklamada bulundu.Davutoğlu, "Biz çözüm sürece toplantısında zaten muhtemel senaryolar üzerinde durmuştuk ve gerek AFAD'dan sorumlu başbakan yardımcımız Numan Bey'e, gerekse İçişleri bakanımıza, Savunma bakanımıza, bütün ilgili arkadaşlara bu konuda her türlü tedbirin alınması ve orada mahsur kalan, güvenilir bir sığınak arayan kardeşlerimize yardımcı olunması talimatını vermiştik.VALİLERİMİZ DÜN AKŞAM İTİBARİYLE TALİMATLANDIRILMIŞLARDIOlayların bu kadar tırmanması ihtimalini gözettik ama ilk aşamada ihtiyaç hissedilen şey, insani yardımdı. Valilerimiz dün akşam itibariyle talimatlandırılmışlardı. Her türlü ihtiyaçların giderilmesi için, bugün iki saat kadar önce yoğun bir talep olması, yoğun bir göç dalgası olabileceği ihtimali ortaya çıktığında, yakalaşık dört bin kişilik Suriyeli kardeşimizin sınıra dayandığı bilgisi gelince biraz önce hem İçişleri bakanımızla konuştum, hem de AFAD'dan sorumlu başbaban yardımcımız Numan Bey'le bu haberler gelir gelmez, bir buçuk saat önce görüştük ve gerekli talimatları verdik. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da, Suriye'den ya da herhangi bir ülkeden, ölüm karşısında sığınacak bir yer olarak Anadolu'yu gören kardeşlerimiz sınırımıza geldiğinde etnik ve mezhebi ayrımı gözetmeden hepsini alıyor, alacağız. Şu anda da bu girişler başladı. Tabii çok ani bir gelişme olduğu için süratle arkadaşlarımız organize olmaya çalışıyorlar.HİÇBİR ETNİK YA DA MEZHEBİ AYRIM GÖZETMEYİZBu kardeşlerimiz en kısa sürede yerleştirilecekler ve ihtiyaçları karşılanacak. Hiç kimsenin bu konuda tereddüdü olmasın. Türkiye var oldukça ve güçlü oldukça kudretli oldukça ve elinde kapasite oldukça, kendisine sığınan herkese elindeki imkanlarla yardımcı olacaktır. Burada da hiçbir etnik ya da mezhebi ayrım gözetmeyiz. Ama tabii birinci önceliğimiz her zaman, Suriyeli kardeşlerimizin kendi topraklarında ihtiyaçlarının karşılanması. O imkan ortadan kalktığı anda biz elimizden gelen yardımı yaparız. Ve bu dört bin kardeşimiz -şu an itibariyle bana gelen rakam bu, artabilir - ihtiyaçları karşılacanacak, ülkemizde ağırlanacaklar. Bu da şunu gösreriyor. Şimdiye kadar bizim mülteciler politikamızı elştirenlerin insani olarak ne kadar zaaf içinde olduğunu da ortaya koyuruyor. Bizim Suriyeli kardeşlerimize kucak açmamız tarihi bir görevdir, insani bir görevdir. Eminim ileride bu günleri yazacak olanlar bunu insanlık adına, tarihimize altın bir sayfa olarak yazacaklardır. Allah devletimize ve milletimize güç versin ki, bize sığınana herkese el uzatabilelim ve onlara yardımcı olabilelim. Bu talimatlar verildi ve gereken yapılacak" dedi.(DHA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 07:33

Banka batırma oyununun kazananı olmaz, krizin sorumlusu siz olursunuz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bank Asya’ya yönelik batırma operasyonuyla ilgili Başbakan Ahmet Davutoğlu’na açık bir mektup yazdı.Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bankayı batırma çabasına engel olması gerektiğini, aksi takdirde tüm toplumun mağdur olacağını belirtti. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın siyasi sorumsuzluğuna güvenerek bunları yaptığını ancak yaşanacak sıkıntıların faturasının hükümete çıkarılacağını hatırlattı. CHP lideri, “Bir bankayı sermayedarı, mevduat veya kredi müşterisine göre ödüllendirme veya cezalandırma hakkına, yetkisine kimse sahip değildir. Böyle bir keyfilik mali sistemin ortasında pimi çekilmiş el bombası bırakmaya benzer. Bu oyunun kazananı olmaz, herkes kaybeder.” dedi. Davutoğlu ise mektuba ağır ifadelerle cevap verdi. Muhalefet liderinin ülkenin başbakanına mektup yazacaksa doğrudan iletmesi gerektiğini belirtti, “Türkiye bankacılık sektörünün ekonomik garantörü Türkiye devletidir.” diye konuştu.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık 10 aydır kanunlara aykırı şekilde spekülatif açıklamalar yaptığı, havuz medyasının da aleyhte haberlerle desteklediği ‘Bank Asya’yı batırma operasyonu’na muhalefetin en tepe isminden tepki geldi. Anamuhalefet lideri Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu’na yazdığı mektupta, bankaya yönelik saldırılarla ilgili önemli uyarılarda bulundu ve ‘hukuk devleti’ hatırlatması yaptı. “Sayın Başbakan, sizi peşinen uyarıyorum.” diye başladığı mektubunda, devlet zoruyla bir banka batırmanın doğuracağı büyük sorunlara dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Bankacılık sektöründe yaşanabilecek yeni bir krizin sorumlusu olmaya adaysınız. Yüksek rakımlı tepede oturan beyefendinin, Türk bankalarından birisini hedef alan ve açık suç oluşturan sözleri karşısında sessiz kalıyorsunuz. Yeniden uyarıyorum: O zat anayasal açıdan sorumsuzdur, siyaseten hesaba gelmez. Türk bankalarını korumak, kollamak, denetlemek sizin ve hükümetinizin işidir, bu sorumluluk kanun karşısında da, seçim sandığında da paylaşılamaz. Türkiye gibi açık toplumlarda suç ve ceza süreci şeffaftır. ‘Şuradan yakalayamadık, buradan ceza keselim’ olmaz.” ifadelerini kullandı. Bir bankayı sermayedarı, mevduat veya kredi müşterisine göre ödüllendirme veya cezalandırma hakkına, yetkisine kimsenin sahip olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, böyle bir keyfiliğin mali sistemin ortasında pimi çekilmiş el bombası bırakmaya benzediğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, mektubunda şu görüşlere yer verdi: “Son kez uyarıyorum: Türk ekonomisi bankacılık kesiminde bugünkünü andıran bir dedikodu ve karalama kampanyasının bedelini ağır ödedi. 25 banka battı, milli gelirin üçte biri kadar zarar edildi. Eğer Başbakan iseniz lütfen gereğini yapın. Hedefteki bankada sorun varsa, yasal çerçevede kalarak çözün. Yok, sorun bankada değil, yüksek rakımlı tepenin sakinindeyse, kendisini önce bir sükûnete davet edin. O beyefendiye, sorumsuzluğunun size ve Türkiye’ye ödeteceği bedeli de hatırlatın. Bankayı, sermaye piyasasındaki yerli ve yabancı yatırımcıyı tedirgin ve mağdur edenleri, kanunun açık hükümlerine göre cezalandırın. Tavsiyem, bunları yapın ve başbakan olarak göreve başlayın.”Davutoğlu: Mektupta kullanılan dil kutuplaştırıcıBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Kılıç-daroğlu’nun mektupta kullandığı dili eleştirdi. Kendisine ulaşan bir mektubun olmadığını belirten Davutoğlu, Erdoğan’a yönelik sözlerin ‘utanç verici’ olduğunu söyledi. Kullanılan dili kutuplaştırıcı ve provokatif olarak niteleyen Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kuşatıcı bir dil kullandığını ve siyasette taraf olmadığını ileri sürdü. Türk finansal sisteminde kimsenin ayrıcalığının olmadığını savunan Davutoğlu, “Kurallar bellidir. Kurallar nasıl işletilecekse o şekilde işletilir.” dedi. CHP lideri, bu sözlere karşılık, “Siz gerçekten Başbakan olarak görev yapmak istiyorsanız, Bankalar Yasası’nın gereğini yapın.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 22:59

Bank Asya’nın batırılması talimatı ekonomiye hançer sokmaktır

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Bank Asya’nın devlet eliyle batırılmak istenmesine sert tepki gösterdi.Akçay, Erdoğan’ın BDDK’yı tehdit ettiğini belirterek, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bank Asya’nın kapatılması için açıktan talimat vermekte ve bu talimatıyla da ekonomiye hançer sokmaktadır.” ifadelerini kullandı. Twitter üzerinden yaptığı açıklamayla Bank Asya’nın batırılma girişimlerini sert sözlerle eleştiren MHP’li vekil, bankacılık sisteminin 57’nci hükümet döneminde inşa edilen sağlam sütunlarla ayakta durduğunu, bu sütunları sarsmanın ekonomiyi kaosa sürüklemek olacağını söyledi. Akçay, “Türk ekonomisi AKP ile ekonomik krize sürüklenmektedir. Devlet eliyle banka batırmak isteyen bir iktidarın ekonomiyi yönetme ehliyeti yoktur. AKP devlet eliyle banka batırmak istemektedir. Bugüne kadar devlet eliyle bankalar kurtarılırdı, şimdi ise batırılmak isteniyor. Bank Asya meselesi ekonomi ve bankacılık sistemine dair olmaktan çıkmış, hükümet ve cumhurbaşkanınca siyasi bir cephe haline getirilmiştir. Cumhurbaşkanı BDDK’ya talimat verir ve tehdit eder gibi açıklama yapmıştır. Cumhurbaşkanının açıklamaları AKP’nin Ekim 2005’te çıkardığı Bankacılık Kanunu’nun 74’üncü ve 158’inci maddelerine göre suç ihtiva etmektedir. Erdoğan bu açıklamalarıyla on birlerce kişiyi mağdur etmekte, ekonomiyi tehlikeye atmaktadır. Cumhurbaşkanı kendi kişisel kini nedeniyle pire için yorgan yakmaktadır. Bank Asya dün Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı bildirimde sermayesinin nakit yüzde 25 artırılmasına karar verildiğini açıklamıştır. Dip yapma sürecindeki bir banka sermayesini nasıl artıracaktır? Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bank Asya’nın kapatılması için açıktan talimat vermekte ve bu talimatıyla da ekonomiye hançer sokmaktadır. Hükümet ve cumhurbaşkanı bir an önce bankacılık sistemine dair açıklamalarına ve girişimlerine son vermelidir.” ifadelerini kullandı. MHP’li Günal: ARTIK KANUN DEVLETİ BİLE DEĞİLİZTBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal da Bank Asya’ya yönelik karalama kampanyasının hak görülemeyeceğini söyledi. Gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında konuşan Günal, bankalarla ilgili bir sıkıntı olması durumunda görevli kurumun BDDK olduğuna işaret etti. Günal, “Bir bankanın itibarıyla ilgili bir şey yaptığınız zaman A bankasına, B bankasına, Bank Asya’ya yapılıyor diye bunu mubah görmek, bunu hak ediyor demek doğru değil. Kanun devleti olmaktan bile çıktık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bank Asya’yla ilgili açıklamaları suçtur. Ortada bir yanlışlık varsa BDDK bakar. Kriterler bellidir. BDDK gözetler. Kalkıp, ‘onun bilançosunda bir bozulma var’, ‘bunu batırıp buraya el koyun’ demek hukuka aykırıdır.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 01:15

Din dersi, baskı aracı olarak yansıtılamaz

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye’de din derslerinin baskı aracı olarak yansıtılmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Sağlam bir din bilgisinin devlet eliyle verilmemesi halinde radikalleşmenin önünün açılacağını vurgulayan Davutoğlu, düzensiz ve sağlıksız dini bilgilerin de denetlenmesine imkan kalmayacağını anlattı.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin zorunlu din dersine son verilmesine ilişkin kararını değerlendirirken Avrupa’daki uygulamaları hatırlattı. Bazı ülkelerde uygulamalı din eğitimi verildiğine, bazılarında öğrencilerin kiliseye götürüldüğüne dikkat çeken Davutoğlu, bunları görmezden gelip Türkiye’de din derslerinin baskı olarak yansıtılmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Sağlam bir din bilgisinin devlet eliyle verilmemesi halinde radikalleşmenin önünün açılacağını vurgulayan Davutoğlu, “Türkiye’nin çevresindeki gelişmelere baktığınızda bu Türkiye için elzemdir. Doğru ve sağlam bir dini bilgi eğitim müesseselerimiz aracılığıyla verilmezse işte çevremizdeki radikalleşme eğilimlerinin kaynağını teşkil eden düzensiz ve sağlıksız dini bilgiyi denetleme imkanı da kalmaz. Türkiye’de, Ortadoğu’da, Balkanlar’da hiçbir sosyal olayı din olgusunun dışında dışarıda tutarak anlamak mümkün değil. Bugünkü gelişmeleri görüyorsunuz. Eğer çevremizdeki ülkelerde sağlam bir temelde doğru bir din kültürü ve müsamahaya dayanan, dinleri karşılıklı anlayışa dayanan bir şekilde öğretilmiş olsaydı belki de yaşadığımız olaylar yaşanmazdı.” dedi. Başbakan Davutoğlu, dün Milli Eğitim Bakanlığı’nda brifing aldı. Toplantı sonrası Bakan Avcı ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Başbakan, hiçbir insana dini gerekçelerle baskı uygulanamayacağını vurgularken dini kültüre sahip olmanın bu kategoriye girmeyeceğini anlattı. Davutoğlu, “Nasıl ben Marksist değilsem ama Marksizm’i bilmek, iktisat okurken de uluslararası ilişkiler okurken de bir zaruretse bir ateistin dahi belli bir vasatta din kültürü sahibi olması, yapacağı her sosyal analiz için bir zarurettir.” ifadesini kullandı. Başbakan, konuşmasında Gü-neydoğu’da izinsiz açılan Kürtçe okullara da değindi. Davutoğlu, Kürtçenin siyasal ve sosyal hayatta kullanılması konusunda devrim gibi adımlar atıldığını anlattı. Bu kapsamda Kürtçenin seçmeli ders olduğunu, norm kadro olarak Kürtçe öğretmenleri görevlendirileceğini hatırlattı. Bu adımların sanki baskı ile atıldığı gibi bir düşüncenin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Başbakan, “Türkiye hukuk devletidir ve kamu düzeni esastır. Herkes istediğim dersi vereceğim derse kaos çıkar. İstanbul’da biri çıkıp imam hatip okulu açsa ona da izin verilmez. Kamu düzeni esastır. Herkes sorumluluk içinde hareket etmelidir.” uyarısında bulundu. Başbakan Davutoğlu, bölgedeki bazı okulların yakılmasını da ‘şiddet ve terör’ olarak değerlendirdi. Bundan en fazla o bölgede yaşayan çok samimi vatandaşların ve çocukların etkileneceğini anlatan Davutoğlu, “Türkiye, kamu düzeni ülkesidir. Eğitim güvenliği için ne gerektiriyorsa o tedbirleri alırız.” dedi.Alevi Bektaşi Federasyonu: AİHM, bizi haklı bulduAlevi Bektaşi Federasyonu Genel Yönetim Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bir kez daha zorunlu din derslerinin bir insan hakları ihlali olduğuna karar verdiğini belirtti. Yapılan yazılı açıklamada, zorunlu din dersi uygulamasının son bulması gerektiği ifade edildi. “Mahkeme biz Alevileri haklı buldu. Çocuklara ailelerin inanç ve kültürüne aykırı din dersi verilemeyeceğine ve her ne şekilde olursa olsun din dersi almaya zorlanamayacağına oybirliğiyle karar verdi.” denildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 22:59

Türkiye’de iktidar yandaşı olmayan herkes fişleniyor

Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, Aile Bakanlığı’nda Hizmet Hareketi’ne mensup olduğu ileri sürülen kişilerin ‘111’ koduyla fişlenmesine tepki gösterdi. “Fişlemeler sadece Aile Bakanlığı’nda yapılmıyor, Türkiye’de yandaş olmayan, gerçek anlamda demokrasi isteyen, bunun için kendi çapında gayret gösteren herkes fişleniyor.” dedi. Özfatura, Türkiye’deki fişlemelerin, hiçbir dönemde bu kadar üst düzeye çıkmadığını ifade etti.Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, Türkiye’de yapılan fişlemelerin, hiçbir dönemde bu kadar üst düzeye çıkmadığını ifade etti. Yaşananların antidemokratik olduğunu anlattı. Ülkede yaşanan fişlemeleri, ‘zamanında inançlı kesim için yapılan ama hiçbir zaman bu kadar da üst düzeye çıkmayan’ uygulamalar olarak değerlendiren Özfatura, “Şimdi maalesef dindar olduğunu söyleyerek iktidar olan bir zümre tarafından uygulanıyor. Bunu tarif etmek mümkün değil. Bu ayrımcılık Türkiye’de bölünmelere yol açar, açıyor. İktidar gücünü bunlara sarf edeceğine Doğu ve Güneydoğu’da huzuru sağlamak için harcasın gücünü. Orada devlet tamamen ortadan kalktı. Adamlar emrivaki ‘Kürtçe eğitim yapacağız’ diyorlar. Her gün bir yeri yakıyorlar. İş makinesi, okullar yakılıyor, insanlar kaçırılıyor.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 22:59

Soma raporu, Köşk seçimini olumsuz etkilememesi için gizlenmiş

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Soma’daki maden faciasıyla ilgili hazırlanan bilirkişi raporunun, 10 Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı seçiminde hükümet aleyhine sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle kamuoyundan gizlendiğini belirtti.Özel, bilirkişi heyetinin 126 sayfadan ve 20 sonuç maddesinden oluşan raporunu, adli tatil başlamadan önce sunmak istediğini, ancak raporun cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce siyasi sonuçlar doğurabileceği nedeniyle seçimlerden sonraki bir tarihte getirilmesinin talep edildiğini kaydetti. Ayrıca bilirkişi heyetinden raporda değişiklik yapılması istendiğini savunan Özel, “Rapor, seçimlerin hemen ardından 18 Ağustos 2014 tarihinde sunulmuş, bu sefer de raporun bu haliyle siyasi kişiler için de sorumluluk doğurduğu, özellikle AİHM’de açılabilecek davalarda Türkiye’yi zor durumda bırakabileceği gibi gerekçelerle bazı maddelerde düzeltmeler talep edilmiştir. Bazı maddelerin ise rapordan çıkartılması istenmiştir.” diye konuştu. Özgür Özel, bilirkişilerin yeni talepler nedeniyle raporu teslim etmediğini ancak daha sonra yaptıkları değerlendirmelerde kendilerinden istenen değişiklikleri de yapmadan raporu 5 Eylül 2014 tarihinde evrak kayıttan geçirerek ilgili makama teslim ettiklerini anlattı. Özel, “Ancak Soma faciasına ilişkin söz konusu bilirkişi raporu heyet tarafından teslim edilip, resmi kayıtlardan geçirilmesine rağmen, kamuoyuna raporun hâlâ teslim edilmediği lanse edilmektedir.” ifadelerini kullandı. Özgür Özel, yaşanan olayın gerekçelerini öğrenmek üzere Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın cevaplaması talebiyle soru önergesi hazırladı. Önergede, “Bilirkişi heyeti raporu 20 Temmuz tarihinde teslim etmek istediğinde raporu teslim almayan, daha sonra 18 Ağustos tarihinde sunulan raporda ise değişiklik yapılmasını isteyen kişi/kişiler kimlerdir?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 22:59

Köşk seçimi öncesinde örtülü ödenekten 10 kat fazla harcama yapıldı

Başbakana tahsis edilen örtülü ödenekten temmuz ve ağustosta yapılan harcamanın, bir önceki aya göre 10 kat arttığı belirlendi.Bu dönemin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığının son iki ayına ve Köşk seçimleri sürecine denk gelmesi tartışma konusu oldu. MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, konuyla ilgili Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun cevaplaması talebiyle verilen önergede, temmuz ve ağustos aylarında senenin ilk altı ayının ortalamasına oranla yaklaşık 10 kat artan ödemeler hatırlatıldı. Türkkan, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na şu soruları yöneltti: “Örtülü ödenek olarak bilinen gizli hizmet giderlerini yeni görevinize başladıktan sonra denetlediniz mi? Cumhurbaşkanlığı seçim dönemine gelen temmuz-ağustos aylarında yapılan harcamalar dikkatinizi çekmiş midir? Örtülü ödenek harcamaları yasa gereği açıklanmamaktadır. Siz bu konuda radikal bir karar alıp hem AKP dönemindeki hem de daha önceki iktidarlar döneminde yapılan ödemelerle ilgili yasal bir düzenleme yapıp bunu kamuoyuna açıklamayı düşünüyor musunuz? Örtülü ödenek harcamalarına bir sınırlama getirmek gündeminizde midir?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 22:59

Menderes ve arkadaşları dualarla anıldı

27 Mayıs darbesinin ardından idam edilen eski Başbakan Adnan Menderes ile arkadaşları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan, Topkapı’daki Anıtmezar’da anıldı.Darbe yönetimi tarafından 1961 yılında idam edilen siyasiler için mezarları başında düzenlenen resmi törene, Adnan Menderes’in gelini Ümran Menderes, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş katıldı. Saygı duruşu ile başlayan tören, Pirinçci Camii İmamı Veysel Yazıcı’nın okuduğu Rahman Sûresi ile devam etti. Törende ilk konuşmayı Adnan Menderes’in gelini merhum Aydın Menderes’in eşi Ümran Menderes yaptı. Konuşurken gözyaşlarına hakim olamayan Ümran Menderes 1960 darbesinin Türkiye tarihinde kara bir leke olarak yer aldığını kaydetti. CHP de merhum Menderes’i anmak üzere gün içinde Anıtmezar’a geldi. Törene CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin ve milletvekilleri ile DP Genel Başkan Gültekin Uysal ve parti üyeleri katıldı. Törende konuşan Gürsel Tekin, tarihimizde demokratik süreçlerin daima acılarla taçlandırıldığını belirtti. Tekin, “Keşke olmasaydı. Türk siyasal yaşamımızda da bu siyasal idamlar Türkiye’nin demokrasisi açısından, Türkiye’nin geleceği açısından çok büyük tahribatlar yaratmıştır. Ben bu idamların bir cinayet olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu. Konuşmalardan sonra CHP ve DP’liler beraber Anıtmezar’a çelenk bırakarak dua etti.Merkeze çekilen Vali hüseyin avni Mutlu: Geldiğimiz gibi hamd ederek ayrılıyoruzMerkez valiliğine atanan İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, anma töreninde tayiniyle ilgili gazetecilerin sorularını cevapladı. Merkeze alınma haberini aldığında hamd ettiğini söyleyen Mutlu, “En güzel söz hayırlı olsun. Hayırlısı olsun. Bunu söylüyoruz. Hepimiz için hayırlısı olsun inşallah. Bunu diliyoruz, Rabb’imize şükrediyoruz. Devletimizin ve milletimizin hizmetinde hangi makama atandıysak bugüne kadar şükrederek gittik, makamlarımızda görevimizi yaptık. Ne zaman bir göreve başladıysak Rabb’imize şükrederek başladık. Ne zaman ayrıldıysak da iki rekat şükür namazımızı kıldık, Rabb’imize şükrettik. Geldiğimiz gibi ayrılıyoruz. Geldiğimizde nasıl şükür ve hamd ederek geldiysek, hamd ederek, şükrederek ayrılıyoruz. İnsanoğlu bu dünyada hiçtir. Bütün makamlar gelici ve geçicidir. Bu manada imanımız ve tevekkülümüz tamdır. Dolayısıyla hepimiz geldiğimiz yere döneceğiz.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 22:59

New York Times’ın IŞİD haberine sert çıktı: Alçaklıktır, adiliktir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Ortadoğu’daki terör örgütlerine destek verdiği yönünde uluslararası medyada çıkan haberlere sert tepki gösterdi.ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ta yer alan ve Ankara’daki Hacı Bayram Camii’nin bulunduğu bölgeden IŞİD’e katılanlar olduğu yönündeki habere atıfta bulunan Erdoğan, iddiaları yalanladı. Erdoğan, “Uluslararası bir gazete, benim ve Sayın Başbakan’ın Hacı Bayram Camii’nde namazdan çıkarken çekilmiş fotoğraflarımızı kullanıyor, altına da bir terör örgütünün o caminin bulunduğu bölgeden, terörist devşirdiğini yazıyor. Bu en hafif tabiriyle, edepsizliktir, alçaklıktır ve adiliktir.” dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nun 19. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin teröre destek veren, göz yuman bir ülke gibi gösterilmeye çalışıldığını anlattı. Erdoğan, iddiaları nıt bir dille yalanladı. Terör örgütü IŞİD’e karşı ABD liderliğinde düzenlenecek askeri operasyonlara katılma noktasında Ankara’nın gösterdiği isteksizliğe dönük eleştiriler de Erdoğan’ın gündemindeydi. Eleştirilere üstü kapalı cevap verdi. Örgütün elindeki rehineleri hatırlatarak, “Bizim için Musul’da alıkonulan 49 can her şeyden önemlidir. Biz konuşurken dikkatli konuşmak zorundayız.” dedi. Cumhurbaşkanı, konuşmasının ekonomiyle ilgili bölümünde yine uluslararası derecelendirme kuruluşları Fitch ve Moody’s’i hedef aldı. Söz konusu kuruluşların Türk ekonomisiyle ilgili yaptığı uyarıları ‘Türkiye’yi Çökertme Projesi” olarak nitelendirdi. Bu konuda şu görüşü dile getirdi: “Bu kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ile ilgili yaptıkları bu açıklama siyaseten çökertemedikleri bu ülkeyi acaba ekonomik noktada nasıl çökertiriz bu bir projedir. Bundan önce bir kredi derecelendirme kuruluşu ile başbakan iken ilişkiyi kestik. Türkiye bundan sonraki süreçte bu ikisi ile de ilişkisini keser.” Cumhurbaşkanı, terör örgütü PKK’nın yol kesme, adam kaçırma, okul yakma, asker ve polise saldırma gibi eylemlerini ‘çözüm sürecini sabote etmek, baltalamak için, milletin zihnini bulandırmak için yapılan tahrikler’ olarak değerlendirdi.Akreditasyon, TESK toplantısında da devam ettiBasına uygulanan akreditasyon, TESK Genel Kurulu toplantısında da devam etti. Zaman, Bugün, Kanaltürk ve Samanyolu’nun da aralarında bulunduğu medya kuruluşları, toplantıya alınmadı. Cumhurbaşkanlığı basın görevlileri ve korumaları, akreditasyon uygulamasının bundan böyle Çankaya Köşkü dışındaki bütün programlarda da geçerli olacağını gazetecilere bildirdiler.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 22:59

Tek şeyimiz var; devletin yapısını kendimize uygun hale getirmek

Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından düzenlenen toplantıda konuşan İçişleri Bakanı Efkan Ala, ilginç açıklamalarda bulundu.Anayasal kurumlardan dert yanan Ala, hedeflerinin devletin yapısını değiştirerek kendilerine uygun hale getirmek olduğunu söyledi. Ala, “Tek bir şeyimiz var. Devlet yapısını değiştirmek, dönüştürmek ve bize uygun hale, millete uygun hale getirmek. İşimiz belli. Milleti bir yere gönderemeyeceğimize göre bir yerden millet de getiremeyeceğimize göre milletin arzu ve isteklerine uygun bir düzen kuracağız. Burada da muhalefet partileriyle birlikte hareket ederek bir iklim oluşturalım.” şeklinde konuştu. Bakan Ala, mevcut anayasal düzenin, düzen olmadığını ifade ederken, Türkiye’nin yeni bir anayasa ile yeni bir düzene geçmesi gerektiğini savundu. Anayasal kurumların başında bulunan zihniyetin bir an önce değişmesi gerektiğini ileri süren Ala, “1940 ve 50’lerde pozitivist eğitim almış bazı insanların zihinsel kodları oraya ait, halen aynı adamlar iş başında. Bunları bekliyoruz ki, emekli olsunlar da başkaları gelsin. Başkaları geldiği zaman da yine sizin yerinize yeni nesil gelecek ve o gelenlerle buradaki engel kalkmış olacak. .” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 22:59

‘Çözüm süreci başarısız olursa aşırı gruplar öne çıkar’

Boğaziçi Üniversitesi ve Açık Toplum Vakfı’nın çözüm süreci konusunda yaptığı kamuoyu araştırmasından çarpıcı sonuçlar çıktı.Araştırmaya katılan Kürtlerin yüzde 57’si, Kürt sorununun en önemli sosyal nedenleri arasında ekonomik faktörleri görüyor. ‘Kürtçe bildiğini’ söyleyenler, kimlik hiyerarşisinin en tepesine Türk milletine mensup olmayı koyuyor. Yüzde 85’i Türkçenin tek anadilleri olduğunu belirtiyor. Çözüm sürecine partiler bazında en fazla desteği BDP ve AKP seçmeni, etnisite bazında ise Kürt kökenli vatandaşlar veriyor. Araştırmayı gerçekleştiren Prof. Dr. Hakan Yılmaz, ortaya çıkan tabloyu değerlendirirken, ‘süreç başarısız olursa hayal kırıklığının çok büyük olacağı, daha aşırı grupların öne çıkarak Kürtlerin PKK-BDP-HDP çizgisinden kopabileceği’ uyarısında bulunuyor. Türkiye çapında 2 bin 300 kişi ile yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilen araştırmaya göre çözüm sürecine en fazla yüzde 91 ile BDP seçmeni destek veriyor. BDP’lileri sırasıyla yüzde 83 ile Kürtler ve yüzde 75,5 ile AKP seçmeni takip ediyor. Türkiye genelinde sürece destek oranı ise yüzde 57. Sorunların biteceğine ilişkin beklentiler Kürt kökenli nüfusta yüzde 61, Türkiye genelinde ise yüzde 47 olarak gerçekleşiyor. Prof. Dr. Hakan Yılmaz, bu oranları şöyle yorumluyor: “Gerek Kürtler, gerekse BDP seçmenleri, çözüm süreci konusunda çok yüksek bir iyimserlik sergilemektedirler. Dolayısıyla, çözüm sürecinin akamete uğramasının Kürt kamuoyunda şu andaki yüksek pozitif beklenti ölçüsünde büyük bir hayal kırıklığı yaratması, bunun sonucunda da Kürt kamuoyunun çok daha umutsuzlaşması, çok daha radikal seçeneklere meyletmesi mümkündür. Bu kopma ve radikalleşme sadece ayrılıkçılığı körüklemekle kalmayabilir. Kürtlerin, çözüm sürecinin aktörleri olan PKK-BDP-HDP çizgisinden de kopmalarına yol açabilir.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 22:59

Adnan Menderes’in sözünün bulunduğu pankart indirildi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta ekipleri, Demokrat Parti (DP) İstanbul il binasında asılı olan merhum Başbakan Adnan Menderes’in sözlerinin bulunduğu pankartı indirdi.DP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Çağıl Erten, Menderes’in ticarete girmek isteyen oğluna öğüdünün bulunduğu ‘Başbakanın oğlu ticaret yapar mı? Utanmıyor musun?’ yazılı pankartın mahkeme kararı olmadan sabah saatlerinde indirildiğini anlattı. Erten, indirilen pankartı daha sonra geri aldıklarını ve yerine astıklarını belirtti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Eylül 2014 Perşembe 11:51

TÜSİAD'dan Erdoğan'a kutuplaşma uyarısı

TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer,TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı’na katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Doğrudan size hitap etmek istiyorum. Kutuplaşmanın bertarafında çok önemli bir rol üstlenebileceğinizi düşünüyoruz" diyerek kutuplaşma uyarısında bulundu.“DOĞRUDAN SİZE HİTAP ETMEK İSTİYORUM”TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer,Dinçer konuşmasında Erdoğan’a doğrudan hitap ederek “Sayın Cumhurbaşkanım konuşmamın bu bölümünde size hitap etmek istiyorum. Bizi en çok kaygılandıran bir konuda doğrudan size hitap etmek istiyorum” dedi.Dinçer konuşmasına söyle devam etti: “Son yıllarda belki de hepimizin katkısıyla oluşmuş bu ağır kutuplaşmanın bize zarar vereceğinden kaygı duyuyoruz. İçinde bulunduğumuz kutuplaşma ortamı , konuşmamda da paylaştığım tüm politika önerilerini, olumlu bekleyişleri, kalkınma politikalarını anlamsız kılacak, reform alanını sınırlayacak ve toplumda kardeşlik ve güven duygularını zedeleyecek bir aşamaya kesinlikle gelmemelidir” dedi.Dinçer, “Kutuplaşmanın bertarafı konusunda eğer somut bir ilerleme kaydedemezsek, korkarım ki üzerinde uzlaşmalar gerektiren reform alanlarında, örneğin; çözüm sürecinde, yeni anayasada yol alamayız diye düşünüyoruz” diye konuştu.“ÖNEMLİ BİR ROL ÜSTLENEBİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”Haluk Dinçer, “Tam bu noktada Sayın cumhurbaşkanım, halk tarafından seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olmanız nedeniyle de, kutuplaşmanın bertarafında çok önemli bir rol üstlenebileceğinizi düşünüyoruz. Uzlaşmacı bir tutum ile sadece gelecek hedeflerine kilitlenerek, devletin kurumları, siyasi partileri, her türlü toplum kesimi arasında yeni bir toplumsal mutabakata öncelik edebileceğinize inanıyoruz. Söz konusu toplumsal mutabakat sağlandığında, Türkiye inanıyoruz ki rekabet gücü sıralamasında dünyada ki ilk 10 ülke arasına girebilecek en geç 2023’de AB üyesi olabilecek ve bölgesinde istikrar, demokrasi ve laikliğin teminatı olabilecektir” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 11:47

Davutoğlu'ndan manipülatif haberlere tepki

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bank Asya’yla ilgili manipülatif haberlere tepki gösterdi. Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlatan Davutoğlu, “Bankalarla ilgili çıkartılan haberler art niyetlidir. Kurallar bellidir. Bu kurallara uyan hiç kimsenin herhangi bir şeyden çekinmesine gerek yoktur.” güvencesini verdi. Aykırılık olması durumunda yetkili kurumun BDDK olduğunu anlattı.Başbakan Ahmet Davutoğlu ilk yurtdışı ziyaretini KKTC’ye yaptı. Başbakan, dün Kıbrıs’a gitmeden önce Esenboğa Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bank Asya konusunda açıklamalarını nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine, bankalarla ilgili art niyetli haberlerden yakındı. “Manipülatif birtakım haberlere dayalı olarak bir kriz veya olumsuz beklenti yaratacak şekilde davranırlarsa Türkiye buna sessiz kalamaz.” diyen Başbakan, hukuku hatırlatıp şu teminatı verdi: “Bankalarla ilgili çıkartılan haberler art niyetlidir. Bank Asya da dahil olmak üzere herhangi bir banka bu objektif kurallar içinde, hukuk kuralları ve işleyişi ve bankacılık sistemi kuralları içinde, bu sistemin işleyişine aykırı bir noktada ise tabii bu değerlendirmeyi yapmak BDDK başta olmak üzere bütün kurumlarımızın görevidir. Kurallar bellidir. Bu kurallara uyan hiç kimsenin herhangi bir şeyden çekinmesine gerek yoktur.” Başbakan Davutoğlu’na, Cumhurbaşkanı’nın kredi kuruluşlarıyla ilişkinin kesilebileceğine yönelik açıklamaları da soruldu. Başbakan, bu kuruluşların objektif ve ekonomik değerlendirme yapmak için var olduğunu ifade etti. İtibarlarının da buradan geldiğini belirtti. Türkiye’nin hak etmediği notu aldığını savundu. Başbakan, “Bu kuruluşlar objektif, ekonomik kriterlerle hareket etmelidir. Objektif kriterleri uygulama konusunda maalesef başka ülke ve dönemlerle karşılaştırıldığında sapmalar görüyoruz.” ifadelerini kullandı.Kılıçdaroğlu, pozitif katkı yaparsa birlikte yürürüzBaşbakan Davutoğlu’nun gündeminde anamuhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun önceki gün yaptığı açıklamalar da vardı. CHP liderinin muhatap için sürekli şart koşmasını eleştirdi. Mesajlarının çok açık ve net olduğunu söyleyen Davutoğlu, şöyle konuştu: “Kılıçdaroğlu selam verirse selamını alırız, selam alacaksa selam veririz. Elini uzatırsa elimizi uzatırız. Sayın Kılıçdaroğlu’nun şunu bilmesini isterim; bizim bu noktada tutumumuz her zaman pozitif, olumlu olacaktır ama Kılıçdaroğlu’nun kaprisleriyle, şartlarıyla da kaybedecek vaktimiz yok. Kılıçdaroğlu eğer muhatap tartışması yaparsa onu ademe mahkum ederiz, yolumuza devam ederiz. Yapacağı pozitif katkılara olumlu yaklaşırız, birlikte bu yürüyüşü gerçekleştiririz. Ama negatif katkı yaptığında da ‘gölge etme başka ihsan istemeyiz’ deyip yolumuza devam ederiz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

16 Eylül 2014 Salı 23:03

Faizi yok edeceğim diyenler faizsiz bankacılığı yok ediyor

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bank Asya’ya yönelik açıklamalarının suç olduğunu söyledi. Erdoğan’ın BDDK’ya yaptığı tehditkar çağrıyı hatırlatan Destici, “Bu doğrudan siyasi müdahaledir. Bankacılık Kanunu’na göre suçtur. Türkiye’nin faizsiz bankacılık sistemi yok edilmeye çalışılıyor.” dedi. BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde yaptığı basın toplantında önemli açıklamalarda bulundu. Destici’nin gündeminde ilk olarak IŞİD vardı. Türkiye’nin, İslam’ın adını lekeleyen, Müslümanları katleden, çocuk yaşlı kadın katleden IŞİD’e, ‘terör örgütü’ diyemediğini söyledi. Konuya ilişkin iddiaları hatırlattı. Ardından şu soruları sordu: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, IŞİD ortaya çıktıktan beri kurulmasında bir rolü, bilgisi var mıdır? Türkiye, IŞİD’e silah, istihbarat, lojistik yardım yapmış mıdır? Bu konuyla ilgili çok ciddi iddialar var. IŞİD’in elinde olduğu bölgelerden çıkarılan petrol gerçekten Türkiye üzerinden mi satılmıştır veya Türkiye, IŞİD’den petrol almış mıdır? Alınmışsa hangi işadamları bunu taşımış ve ticaretini yapmıştır? IŞİD’e pek çok ülkeden gönüllü militan gidiyor bunların önemli bir kısmı Türkiye üzerinden, Türkiye’nin bilgisi dahilinde Türk sınırlarından geçirilip onlara katıldığı bilgisi doğru mudur? IŞİD militanlarının belli bir kısmı Türkiye’de eğitilmiş midir? Şu an Türkiye’de IŞİD’in büroları var mıdır, ne kadar militanı var Türkiye’de? IŞİD’in mevcut gücü içerisinde kaç tane Türk vatandaşı vardır ve bunlardan ölenler tekrar Türkiye’ye getirilip definlerine müsaade edilmiş midir?” Mustafa Destici, Kürtçe eğitim vermek amacıyla kurulan ancak izinsiz oldukları gerekçesiyle kapatılan okullara da değindi. Şöyle konuştu: “Milletin öfkesini ve tepkisini dindirmek adına birkaç tanesini mühürlediler. Orada fiili olarak eğitim vermeye başladılar ve devam ediyorlar. Gelecek sene ve sonraki sene artık bu mühürlemeler de olmayacak. Bu iktidar, çözüm süreci devam ederse bunlar resmi hale gelir değerli arkadaşlar.”FAİZSİZ BANKACILIĞIN DESTEKLENMESİ GEREKİYORMustafa Destici, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gece yaptığı Bank Asya’ya ilişkin açıklamaları da değerlendirdi. Erdoğan, “BDDK karar vermeli ve adım atmalı. Aksi takdirde sorumlu olur.” demişti. BBP lideri, bu açıklamaların suç olduğunu hatırlattı: “Bu doğrudan siyasi müdahaledir. Bankacılık Kanunu’na göre suçtur ve suç işlenmektedir. Hukuk ayaklar altına alınıp, rekabet gücü yok edilmektedir. Türkiye’nin yerli sermayesi en yüksek olan faizsiz bankacılık sistemi yok edilmeye çalışmaktır. Hâlbuki Türkiye’nin ihtiyacı olan bu sistemdir. Milli değerlerine de uygun olan sistem budur. Faizi yok edeceğim diye gelenler, faizsiz bankacılığı yok etmeye çalışıyorlar. Hâlbuki bu tip bankaların artması gerekiyor. Burada yüzbinlerce, milyonlarca mudi var. Sadece bir bankayı hedef almıyorsunuz. Onun arkasındaki yüzbinlerce mudiyi de hedef almış oluyorsunuz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

16 Eylül 2014 Salı 22:59

‘Cumhurbaşkanı’nın banka batırdığı ülkeye hiçbir yatırımcı güvenmez’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Bank Asya’yı batırmaya yönelik uygulamalarıyla ilgili bir gün mutlaka hesap vereceğini söyledi.Erdoğan’ın Anayasa’yı açıkça ihlal ettiğini belirten Öztrak, bir bankanın cumhurbaşkanı tarafından batırılmaya çalışıldığı ekonomiye uluslararası sermayenin de güvenmeyeceğini dile getirdi. Zaman’a özel açıklamalarda bulunan CHP’nin ekonomi kurmayı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bank Asya’yı batırmaya yönelik açıklamalarını şaşkınlıkla takip ettiğini söyledi. Bankalar Kanunu’nun 74. maddesinde, bankaların şöhretlerini zedeleyen söz ve davranışların açık şekilde suç kabul edildiğini hatırlattı. Bu yasakların devletin en yetkili ağızları tarafından yapılmasının ekonomiyi sistematik bir krize sokabileceğine işaret etti. Öztarak, “Devletin en yetkili ağızları bu açıklamaları yaparsa sistematik bir kriz yaşanabilir. İnsanlar bankalara hücum edebilir. Millet, bankalara olan borcunu ödeyemez duruma gelebilir. Evlerinin, arsalarının tapuları, arabalarının anahtarları bankaların ellerinde kalabilir. Vatandaş evinden, arsasından, arabasından olur.” uyarısında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘sorumsuzluk’ durumunun bile cezadan kurtulmaya engel olmayacağını belirten Öztrak “Bütün bunların hukukî bir karşılığı olması lazım. Eğer Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletiyse bunun karşılığı olacaktır. Herhalde kanun maddeleri süs olarak yazılmıyor. Bakanların ve başbakanın sorumluluğu olduğu için açıklama yapamazlar. Çünkü başbakan ve bakanları topun ağzında olanlar. Cumhurbaşkanı ise anayasaya göre sorumsuzluk zırhı arkasında. Ama çok da güvenmesin, bunun hesabı cumhurbaşkanıyken ya da sonrasında verilir.” dedi. Dünyadaki ekonomik konjonktürün kırılganlığına dikkat çeken Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu süreçte Türkiye ekonomisini büyük bir krizin içine sokabilecek açıklamalar yaptığını kaydetti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

16 Eylül 2014 Salı 22:59

İçişleri’nde kararname depremi

İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı ve cumhurbaşkanı onayından sonra Resmi Gazete’de yayımlanan valiler kararnamesinden sürprizler çıktı. 31 ilin valisi değişti, 9 vali merkeze alındı. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın talimatıyla merkeze çekilirken yerine Malatya Valisi Vasip Şahin atandı. Şahin, “O ağır yükün omuzlarımıza verileceğini beklemiyordum ama büyüklerimizin takdiri. Onlara şükranlarımı arz ediyorum.” dedi. Emekliliğini isteyen Ankara Valisi Alaadddin Yüksel’in yerine 3 yıldır Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Kılıçlar getirildi. Kılıçlar’ın yerine ise Hatay Valisi Celalettin Lekesiz atandı.Valiler kararnamesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayının ardından Resmî Gazete’de yayımlandı. Kararnamede İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun adı ön plana çıktı. Mutlu, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın talimatıyla merkeze alınırken yerine Malatya Valisi Vasip Şahin getirildi.Emniyet Genel Müdürü Celalettin LekesizEmekliliğini isteyen Ankara Valisi Aladddin Yüksel’in yerine ise 3 yıldır Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) görevinde bulunan Mehmet Kılıçlar atandı. Kılıçlar döneminde EGM’de 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması tartışmaları sırasında 40 bin civarında emniyet mensubu tasfiye edilmişti. Kılıçlar’dan boşalan koltuğa ise Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz getirildi. Lekesiz’in ismi de MİT’e ait olduğu iddia edilen TIR’ların durdurulması tartışmalarında sıkça gündeme getirilmişti. 52 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı ve 14 can kaybına neden olan Cilvegözü saldırıları sırasında Lekesiz, Hatay valisiydi.İbrahim Şahin, Samsun Valisi olduListede TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin de yer aldı. Kaymakam kökenli Şahin, Samsun Valiliği’ne getirildi. Öte yandan kararname ile Antalya Valisi Sebahattin Öztürk, İçişleri Bakanlığı müsteşarı olurken eski müsteşar Seyfullah Hacımüftüoğlu ise MGK Genel Sekreterliği’ne atandı. MGK Genel Sekreteri Muammer Türker ise Antalya valisi yapıldı.Kamu Düzeni Müsteşarı Saran da merkeze çekildi Kararname ile Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Ulvi Saran ve Mutlu’nun yanı sıra valiler Ahmet Turhan (Balıkesir), Mehmet Oduncu (Osmaniye), Sabri Başköy (Çorum), Abdülkadir Demir (Denizli), Abdurrahman Akdemir (Erzincan), Mustafa Cahit Kıraç (Diyarbakır), Mükerrem Ünlüer (Bayburt) merkeze alındı. Kırklareli Valisi Mustafa Yaman Balıkesir Valiliği’ne, Merkez Valisi Yusuf Odabaş Bayburt Valiliği’ne, Merkez Valisi Ahmet Kara Çorum Valiliği’ne, Kahramanmaraş Valisi Şükrü Kocatepe Denizli Valiliği’ne, Samsun Valisi Hüseyin Aksoy Diyarbakır Valiliği’ne, Merkez Valisi Süleyman Karaman Erzincan Valiliği’ne, Kocaeli Valisi Ercan Topaca Hatay Valiliği’ne, Muğla Valisi Mustafa Hakan Güvençer Kahramanmaraş Valiliği’ne, Yalova Valisi Esengül Civelek Kırklareli Valiliği’ne, Merkez Valisi Necati Şentürk Kırşehir Valiliği’ne, Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu Kocaeli Valiliği’ne, Merkez Valisi Süleyman Kamçı Malatya Valiliği’ne, Kırşehir Valisi Özdemir Çakacak Mersin Valiliği’ne, Merkez Valisi Amir Çiçek Muğla Valiliği’ne, Merkez Valisi Kerem Al Osmaniye Valiliği’ne, Merkez Valisi Selim Cebiroğlu Yalova Valiliği’ne atandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

16 Eylül 2014 Salı 22:59

Bana, ‘Kardeşin öldü, iş hakkın da öldü’ diyorlar

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, şehit yakınları, gazi ve sivil terör mağduru kişilerin ailelerini kabul etti.Kabulde iş hakkı elinden alınan Ömür Karaman isimli gazi, Bakan İslam’a tepki gösterdi. Karaman’ın iş hakkının elinden alındığını söylemesi üzerine Bakan İslam, kendisini kürsüye davet ederek sorununu dinledi. Gözyaşları içinde konuşan Karaman, “20 yaşında gazi oldum. Gençliğimi feda ettim. Yaşım oldu 36. Vatanım için helal hoş olsun. İş hakkımı kardeşime verdim. Sağlık Bakanlığı’nda çalıştı. Kardeşim öldü. İş hakkım için yeniden başvurdum. Bana, ‘Kardeşin öldü, iş hakkın da öldü.’ dediler. İş hakkımın devamını istiyorum. İkinci iş hakkı istemiyorum. İkinci iş hakkı bana utançtır. Birinci iş hakkımın devamını istiyorum.” dedi. Bakan Ayşenur İslam, ağlayan gaziye yardımcı olacakları sözünü verdi. Bunun üzerine gazi yerine oturdu. Bakan konuşmasına başladıktan sonra Karaman, yeniden ayağa kalkarak söz istedi. İslam, bu kez söz vermeyeceğini, daha sonra kendisini dinleyeceğini belirtti. İslam’a tepki gösteren Karaman salonu terk etti. Bakan Ayşenur İslam’ın konuşmasının ardından Aydın İpek isimli terör gazisi ayağa kalkarak söz istedi. İpek’in söz isteği de ‘daha sonra’ denilerek reddedildi. Gazetecilere konuşan İpek, terör gazilerine hiçbir şekilde ikinci iş hakkı verilmediğini, kendilerinin 1.300 TL’lik maaşla açlık sınırında yaşadıklarını söyledi. 3 bin civarında terör gazisi bulunduğunu aktaran Türkiye Harp Malulleri 2. Başkanı İsmail Aksoy da bakanlığın 36 bin şehit yakını ve gazinin işe yerleştirildiğini kamuoyuna duyurduğunu ancak bu rakamın doğru olmadığını dile getirdi. 20 yıl önce yüzünden yaralanarak gazi olan Aksoy, terör gazisi olarak kendilerine bir hak tanınmadığını, aldıkları tek ücretin kendilerine yetmediğini, aç olduklarını ifade etti. Bakan İslam yanından geçerken de tepkisini ‘açız biz açız’ diye sitem ederek gösterdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

16 Eylül 2014 Salı 22:59

Vali Kıraç’tan Bakan Bozdağ’a tavır

Gece yarısı çıkartılan kararnameyle merkeze alınan Diyarbakır Valisi Mustafa Cahit Kıraç, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a tavır koydu.Vali Kıraç, dün sabah özel uçakla Diyarbakır’a gelen Bozdağ’ı karşılamak için havaalanına gitmedi. Kıraç, Bozdağ’ın valiliği ziyaretinde de Bakan’la görüşmedi. Bekir Bozdağ’ı, Vali Yardımcısı Mehmet Demir ağırladı. Cahit Kıraç, bir yıl önce İzmir’den Diyarbakır’a atanmıştı. Kıraç, 17 Aralık sürecinde internete düşen ses kayıtlarında işadamı Latif Topbaş tarafından dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a şikayet edilmişti. Topbaş’ın Urla’da sit alanına yapılan villaları yıktırmak istemekle suçladığı Vali Kıraç, bu görüşmeden 4 ay sonra İzmir valiliği görevinden alınmıştı. Bu arada Adalet Bakanı Bozdağ, valilik ziyareti sonrasında gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir soru üzerine, Kürtçe okul açmak isteyenlerin yasalara uyması gerektiğini anlattı. Bozdağ, “Okul açma ile ilgili valiliğe müracaat yapılmamış. Okul açmanın şartları var. Okullar Milli Eğitim’e bağlı faaliyet gösteriyor. Burada bir okul açmak isteyen tabii ki yasal duruma uyacak, ‘ben kendi kafama göre okul açıyorum ve öğrenci alıyorum’ derseler, orada bir hukuk devleti olmaz. Hepimizin hukukun kurallarına uyması lazım. Ben bunun bir algı operasyonu olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Eylül 2014 Çarşamba 13:27

Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde örtülü ödenek harcaması 11 kat artmış

Maliye Bakanlığı'nın Temmuz ve Ağustos aylarına ait bütçe verilerinin 'gizlihizmet giderleri' başlığı altında geçen örtülü ödenek harcamaları, Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde 11 kat arttı. Haziran ayı örtülü ödenek harcamasının 14 Milyon TL ile sekiz ayın en düşük düzeyinde olduğu Bakanlık verilerinde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de yer aldığı sonraki iki ayda 141-157 Milyon TL'ye çıktığı görüldü.Cumhuriyet gazetesi yazarı Çiğdem Toker bugünkü yazısında harcanan örtülü ödenek miktarını gündeme getirdi.İşte o yazıdaki ilgili bölüm: “Temmuzda 157 milyon 229, ağustos ayında ise 141 milyon 796 bin TL harcama yapıldığını öğreniyoruz. Bu iki rakam, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ınbaşbakanlığının son iki ayında, örtülüödenekten 300 milyon TL kullandığıanlamına geliyor. Temmuz-ağustos ile birlikte 2014 yılı ocak-ağustos dönemi sekiz aylık toplam örtülü ödenek harcaması ise 738 milyon 77 bin TL'ye ulaştı. 2013 yılında temmuz-ağustos toplamı 331 milyon 28 bin TL idi. 2013 yılı ocak-ağustos dönemi ise 873 milyon 623 bin TL olarak gerçekleşmişti. Karşılaştırmalı olarak gerek temmuzağustos, gerekse sekiz aylık veriler açısından bakıldığında, örtülü ödenek harcamalarında 'düşüş'var. 2012-2013 dönemindeki olağanüstü artış hızı yavaşlamış. Harcamalardaki artış dönemi Suriye'ye silah yardımı şüphesini artırıyor Örtülü ödenek harcamalarıönceki yıllarla karşılaştırıldığında son iki yılda yapılan harcamalara göre rekor artışın olması, Suriye'deki iç savaştan dolayı silah yardımı kuşkusunu artırdı. Toker bu durumu köşesindeki yazısında şöyle değerlendirdi: "Örtülü ödenekteki “nispi” hız yavaşlamasını, Suriye iç savaşının boyut ve nitelik değiştirmesiyle birlikte düşünmek mümkün. Artık, iç savaşın başlayıp hızlandığı ilk zamanlarda sıkça anılan ve dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun desteklediği Özgür Suriye Ordusu ile onun “silah mühimmat” ihtiyacından kimse söz etmiyor... Savaş ve finansman dinamikleri değişti. ÖSO yerine, kafa kesen vahşi ID'nin “namı” yürüyor. Irak Enerji Enstitüsü'ne göre, işgal ettiği petrol sahalarından günlük geliri 1 milyon dolara ulaşan, saflarına yeni katılanlara aylık 400-600 dolar maaş ödeyen, vahşetlerini yayacak dijital ağa sahip, bütçesini kurmuş, finansman sorunu olmayan bir ID'den söz ediyoruz...”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Cumartesi
Gün
19°C
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:57
Gece
13°C
Rüzgar hızı:3 km/h
Rüzgar yönü:3° K
Nem Oranı:83%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:12
Pazar
Gün
Güneşli
28°C
Güneşli
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° K
Nem Oranı:47%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:57
Gece
Açık
14°C
Açık
Rüzgar hızı:26 km/h
Rüzgar yönü:26° KKD
Nem Oranı:54%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:12
Pazartesi
Gün
Güneşli
30°C
Güneşli
Rüzgar hızı:334 km/h
Rüzgar yönü:334° KKB
Nem Oranı:41%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:57
Gece
19°C
Rüzgar hızı:289 km/h
Rüzgar yönü:289° BKB
Nem Oranı:59%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:12
Salı
Gün
Güneşli
31°C
Güneşli
Rüzgar hızı:228 km/h
Rüzgar yönü:228° GB
Nem Oranı:52%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:57
Gece
19°C
Rüzgar hızı:175 km/h
Rüzgar yönü:175° G
Nem Oranı:70%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:12
Çarşamba
Gün
31°C
Rüzgar hızı:209 km/h
Rüzgar yönü:209° GGB
Nem Oranı:57%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:57
Gece
15°C
Rüzgar hızı:343 km/h
Rüzgar yönü:343° KKB
Nem Oranı:64%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:12
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
19 Eylül 2014 Cuma 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Cumartesi
Gün
17°C
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:49
Gece
18°C
Rüzgar hızı:4 km/h
Rüzgar yönü:4° K
Nem Oranı:68%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:05
Pazar
Gün
Güneşli
22°C
Güneşli
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° K
Nem Oranı:57%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:49
Gece
Açık
18°C
Açık
Rüzgar hızı:84 km/h
Rüzgar yönü:84° D
Nem Oranı:71%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:05
Pazartesi
Gün
22°C
Rüzgar hızı:171 km/h
Rüzgar yönü:171° G
Nem Oranı:63%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:49
Gece
Açık
20°C
Açık
Rüzgar hızı:126 km/h
Rüzgar yönü:126° GD
Nem Oranı:66%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:05
Salı
Gün
Parçalı Bulutlu
23°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:194 km/h
Rüzgar yönü:194° GGB
Nem Oranı:64%
Yağış:20%
Gün Doğumu:06:49
Gece
Açık
21°C
Açık
Rüzgar hızı:196 km/h
Rüzgar yönü:196° GGB
Nem Oranı:76%
Yağış:20%
Gün Batımı:19:05
Çarşamba
Gün
21°C
Rüzgar hızı:283 km/h
Rüzgar yönü:283° BKB
Nem Oranı:78%
Yağış:100%
Gün Doğumu:06:49
Gece
16°C
Rüzgar hızı:298 km/h
Rüzgar yönü:298° BKB
Nem Oranı:60%
Yağış:80%
Gün Batımı:19:05
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
19 Eylül 2014 Cuma 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Cumartesi
Gün
15°C
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:34
Gece
Açık
10°C
Açık
Rüzgar hızı:335 km/h
Rüzgar yönü:335° KKB
Nem Oranı:82%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:49
Pazar
Gün
22°C
Rüzgar hızı:334 km/h
Rüzgar yönü:334° KKB
Nem Oranı:50%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:34
Gece
9°C
Rüzgar hızı:12 km/h
Rüzgar yönü:12° KKD
Nem Oranı:74%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:49
Pazartesi
Gün
Güneşli
23°C
Güneşli
Rüzgar hızı:286 km/h
Rüzgar yönü:286° BKB
Nem Oranı:49%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:34
Gece
11°C
Rüzgar hızı:206 km/h
Rüzgar yönü:206° GGB
Nem Oranı:46%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:49
Salı
Gün
Güneşli
26°C
Güneşli
Rüzgar hızı:251 km/h
Rüzgar yönü:251° BGB
Nem Oranı:40%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:34
Gece
12°C
Rüzgar hızı:183 km/h
Rüzgar yönü:183° G
Nem Oranı:55%
Yağış:0%
Gün Batımı:18:49
Çarşamba
Gün
27°C
Rüzgar hızı:229 km/h
Rüzgar yönü:229° GB
Nem Oranı:40%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:34
Gece
Parçalı Bulutlu
11°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:266 km/h
Rüzgar yönü:266° B
Nem Oranı:64%
Yağış:20%
Gün Batımı:18:49
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
19 Eylül 2014 Cuma 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri