02 Eylül 2014 Salı 22:59

Yolsuzluk belgeleri montaj-dublaj iddiaları çöktü

Emniyet’in gözaltına alınan polislerin avukatına verdiği CD’de 17 Aralık’tan sonra internete düşen ses kayıtlarının TİB onaylı belgesi yeraldı. CD’deki belgeler, iddiaların aksine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dinlenmediğini de ispatlıyor. Erdoğan, yolsuzluk soruşturmasında ‘hedef kişi’ olan şahıslarla görüşürken dinlemeye takılmış.17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından internette yayınlanan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının montaj veya dublaj olmadığı tescillendi. Söz konusu kayıtların TİB onaylı belgeleri, son operasyon kapsamında polis avukatlarına verilen dosyalarda çıktı. Yolsuzlukla mücadele eden emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerin avukatlarına Emniyet’te dağıtılan CD içerisinde binlerce sayfalık evrak ve tape çözümü bulunuyor. Tapelerden bir kısmı daha önce internette yayınlanan ve Erdoğan’a ait olduğu ileri sürülen ses kayıtlarından oluşuyor. Bazı dinleme kayıtları suçla ilgili olmadığı gerekçesiyle kâğıda dökülmemiş. Ancak meslektaşlarına hukuksuz operasyonu yapan emniyetçiler, bu kayıtları deşifre etti. Belgeler Erdoğan’ın dinlendiği iddiasını da çürütüyor. Çünkü Erdoğan’ın TİB kayıtlarına giren konuşmaları, kendisinin dinlenmesiyle değil yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında ‘Hedef Kişi’ olarak dinlenen şahıslarla görüşmesinden elde ediliyor.Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yürüten ve aralarında eski Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın da bulunduğu 33 polis önceki gün gözaltına alındı. Gözaltına alınan polislerin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorguları sırasında çok önemli bir detay ortaya çıktı. Savunma için avukatlara dağıtılan ve içinde suçlamaların bulunduğu CD’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait olan yüzlerce telefon görüşmesine de yer verildi. Erdoğan’a ait olan görüşmelerin tamamı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) onaylı. Üzerinde “Gizli” ibaresi ile birlikte “TAPE KAYIT SIRA NO” ile “Kurum Arşivinde Muhafaza edilen dosya numarası ve kaydı” bulunuyor. Bu durum Erdoğan’ın montaj savunmasını çürüttü. Ayrıca “Yasama Dokunulmazlığı” başlıklı klasörde toplanan görüşmelerin hiçbirinde Erdoğan “Hedef Kişi” olarak dinlenmemiş. Erdoğan’ın TİB kayıtlarına geçen konuşmaları, danışmanları ya da “17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet” soruşturması kapsamında “Hedef Kişi” olarak dinlenen şahıslar aracılığıyla gerçekleştiği belirtiliyor. Üstelik, bazı dinleme kayıtları yolsuzlukla mücadele eden polisler tarafından suça ilişkin olmadığı gerekçesiyle kağıda dökülmemişti. Meslektaşlarına hukuksuz operasyonu yapan polisler, bu kayıtları da deşifre etti.Tutanakların hepsi TİB onaylı ve imzalıCumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ait olan görüşmelerin tapeleri tutanaklarla rapor haline getirilmiş. Görüşmeler ‘Yasama dokunulmazlığı 1 ve 2’ klasörlerinde toplandı. Tutanaklar ‘İLETİŞİMİN DİNLENMESİ VE KAYDA ALINMASINA İLİŞKİN TUTANAK’ başlığını taşıyor. Tutanakların her sayfasında TİB aidiyet numarası ve ses kayıtlarını tape haline getiren memurun imzası bulunuyor. Ayrıca ‘Tape Kayıt Sıra No’, hedef kişinin numarası, telefon görüşmesinin saati, kimi aradığı, konuşmanın hangi dil ile yapıldığı ve kiminle yapıldığı açıkça belirtiliyor. Her tutanağın başında telefon dinlenmesi izninin hangi mahkemeden alındığına açıkça yer verilmiş. Erdoğan’ın ‘hedef kişi’ olarak dinlenmediği de kayda geçirilen önemli bir nokta. 25 Aralık soruşturmasında adı geçen Cemal Kalyoncu, Yasin el Kadı, M. Latif Topbaş, Fatih Saraç, Şenol Kazancı gibi savcılık talimatıyla dinleme onayları alınan kişilerin dinlendiği, Tayyip Erdoğan, Taner Yıldız, Muammer Güler gibi yasama dokunulmazlığı olan isimlerin hedef şahıslarla temasları sebebiyle dinlemeye takıldığı açık şekilde görülüyor. Erdoğan’ın söz konusu konuşmalarda, 25 Aralık soruşturmasındaki şüpheliler arasında bulunan Yasin el Kadı ile görüşmeleri de yer alıyor. Ayrıca Yasin el Kadı’nın da ortağı olduğu Bosphorus 360 isimli şirketin Etiler Polis Okulu arazisinin bedelsiz devralma girişimi olayında Erdoğan’ın danışmanı Şenol Kazancı ile yaptığı konuşma da bulunuyor. Erdoğan ile M. Latif Topbaş arasında geçen konuşma tutanaklara yansıyor. Yayınlandıkları dönemde gündemi sarsan ses kayıtlarının tape dökümlerinin birebir aynı olduğu açıkça görülüyor.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 22:59

Şikayet dilekçesinde de ‘montaj’ ifadesi yok

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘sehven’ ifadeye çağrıldığı olayda şikayetçinin Bilal Erdoğan değil, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bizzat kendisi olduğu ortaya çıktı.El Cezire’nin haberine göre Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği ileri sürülen ve kamuoyunda ‘sıfırlama’ kayıtları olarak bilinen telefon konuşmasını 11 Şubat 2014’te partisinin grup toplantısında dinletmesi üzerine Erdoğan konuyu yargıya taşıdı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvuruda “Kılıçdaroğlu ve soruşturmanın gizliliğini ihlal etmekle suçladığı kamu görevlileri hakkında “haberleşmenin gizliliğini ihlâl, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlâl, görevi kötüye kullanma” iddialarıyla soruşturma yapılmasını istedi. Şikayet dilekçesini inceleyen Ankara Savcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Erdoğan’ın şikayet dilekçesinde konuşmanın montaj olduğuna ilişkin herhangi bir ifade yer almıyor. Başbakan, bakan ve milletvekilleri hakkında soruşturmanın nasıl yürütüleceğinin yasalarda yer aldığı vurgulanırken, “Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında suç şüphesinin öğrenilmesinden itibaren iddianamenin kabulüne kadar geçen sürede cumhuriyet savcılarının hiçbir görev ve yetkisi yoktur. Savcılar yürüttükleri soruşturmalar sırasında, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında Anayasa’nın 100. maddesi kapsamında Meclis soruşturmasına konu edilebilecek ‘suç işlendiğini tespit eden, ihbar alan, delillere ulaşan’ her kişi ve makam gecikmeksizin ve derhal TBMM’ye bilgi vermek zorundadır.” denildi. TBMM’ye bilgi verilmeden soruşturmaya devam etmenin suç olduğunun belirtildiği dilekçede, şu ifadeler yer aldı: “Dolaylı dinleme kararları alıp tesadüfen elde edilen delillere ulaşma çabalarının anayasal ilkelerin ve kuralların tamamını çiğneyen ve suç teşkil eden, elde edilen deliller itibarıyla kanunsuz delil olan bilgi ve belge olacaktır. Bu itibarla cumhuriyet savcılarının, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında yaptıkları tüm delil toplama girişimleri suç teşkil edeceğinden haklarında şikayetçiyiz.”Erdoğan’ın şikayet dilekçesinde, ‘yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerine yürütülen soruşturmalar’ darbe girişimi olarak nitelendiriliyor. “Başbakan Erdoğan’ın sürekli görüştüğü kişilerin önemli bir kısmının telefonları dinlenilerek, aslında Erdoğan’ın dinlenildiği” ifade ediliyor. Dilekçede, dinleme kayıtlarının kanuna aykırı elde edildiği, bunları imha edilmemesinin de suç olduğu belirtiliyor. Soruşturmadaki görevlilerin gizli belgeleri Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği, Kılıçdaroğlu’nun da bu konuşmaları yayınladığı iddia ediliyor.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 22:59

Çankaya’yı yeni Başbakanlık binasına taşıyor

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yeni yapılan Başbakanlık binasını kullanacağını açıkladı.Erdoğan, mevcut Cumhurbaşkanlığı binasının ise başbakanlık binası olacağını ifade etti. Azerbaycan’a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda açıklama yapan Erdoğan,“Bundan sonraki ikamet adresiniz neresi olacak?” sorusuna şu cevabı verdi: “Şu anda oturduğum yer ikamet adresimdir. Henüz yeni ikamet adresim şöyle ifade edeceğim: Sayın cumhurbaşkanımızın oturduğu yerden ayrılmasıyla bir süre daha oturmaya devam edeceğiz. Daha sonra da inşallah yeni yapılan binalara Cumhurbaşkanlığı olarak taşınmayı planlıyoruz. Şu andaki Cumhurbaşkanlığı binasına, aynı zamanda konutlarına Başbakanımızın oturmasını aramızda planlamış durumdayız.” Erdoğan, yargının 25 Aralık soruşturmasında takipsizlik kararı verdiğini, takipsizlik kararının ne anlama geldiğini hukukla yakından uzaktan ilgisi olanların bildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun davetine icabet etmemesi ile yurtdışı gezisinde CHP’den milletvekili bulunmamasının hatırlatılması üzerine, AKP için ‘partimiz’ ifadesini kullanırken, Kılıçdaroğlu için de “CHP’nin başındaki zat” ifadesini kullandı: “Partimizin kuruluş yıldönümü resepsiyonunda bir açıklama yapmıştım. Ben bir davet ederim iki üç davet ederim. Gelirler, gelirler gelmedikleri takdirde bir daha davet etmem demiştim. Burası duygusallığı taşıyan yer değildir. Burası ülkenin zirvesi noktası cumhurbaşkanlığı makamıdır. Bu makam daveti yapar, davete icabet eden tekrar davet edilir. Eğer bu davete icabet edilmiyorsa bir daha davet etmek gibi bir mecburiyeti yoktur. CHP’nin başındaki zatla bunun ağız dalaşına girecek durumda değilim. Grubu olan partileri burada da yine iki üç kez davet ederiz. Gelenlerle yolculuklarımızı yaparız. Gelmeyenlere ısrar etmek çok da doğru olmaz.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözüm sürecinden sorumlu bakanın değişmesiyle ilgili bir soru üzerine de hükümetin takdirini isabetli bulduğunu söyledi. Erdoğan, “Başbakanlığımız döneminde olgunlaştırdık. Bu tecrübeleri bu arkadaşlarımız birlikte dayanışma içinde geleceğe taşıyacaklardır. Çözüm sürecinin bizim için önemi ortadadır ve bunu başarıya taşımak şahsım da olmak üzere hepimizin görevidir.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 22:59

Babacan: Kanun devleti değil, hukuk devleti olmalıyız

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı önemli problemlerin temelinde yargı ile ilgili sorunların olduğunu söyledi.Hukuk devleti olmadan, ilerlemiş bir ekonominin mümkün olmadığını anlattı. NTV’ye değerlendirmelerde bulunan Babacan, evrensel normlara sahip hukuk devleti olmanın önemine dikkat çekti. Şöyle konuştu: “Aksi halde hukuk devleti değil, kanun devleti olursunuz. O kanunlara çok yanlış şeyler yazarsınız, onları uygulamaya çalışırsınız. Sonuçta iyi şeyler olmaz memlekette. Bizim evrensel hukuk normlarından referans alınmış hukuk devleti olmamız gerekiyor. Gerçek anlamda kazanılmış hakların sonuna kadar korunması, düzenlemelerin geriye işlememesi gerekiyor. Bütün bunların yanı sıra yargının hızlı ve güvenilir bir şekilde çalışması lazım. Güvenilir dediğimizde, bağımsız ve aynı zamanda da tarafsız olması lazım. Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı önemli problemlerin temeline inin, orada yargı ile ilgili sorunların olacağını göreceksiniz. Yargının bağımsızlığı esastır; güçler ayrılığı esastır. Yargıya güven olmazsa, genel anlamda ülkemizde hukuki güvenlik olmazsa ekonomide ilerleme olmaz. Aksi halde önümüzdeki dönemde zorlanmaya başlarız.” Hukuk devleti olmak için alınması gereken çok mesafe olduğunu kaydeden Ali Babacan, “Her ne kadar ayrı kulvarlarda tartışılıyor olsa da, bunlar hep beraber iyi işledikten ve ilerledikten sonra, ülkeye ileri ülke, gelişmiş demokrasi, hukuk devleti diyoruz. Çerçevenin tümüne baktığımızda, öncelikle Türkiye’deki demokrasinin iyi işleyen bir demokrasi olması son derece önemlidir. Bunun kuşkusuz seçimler çok önemli ayağı. Bunun yanında, sivil toplum, medya, iş çevreleri ve sosyal kesimler çok önemli. Hukuk da olmazsa olmaz. Hukuk devleti niteliğimiz geçtiğimiz dönemde iyileşti ancak alacağımız çok mesafe var.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 22:59

Sarıgül’den Kılıçdaroğlu’na tam destek

Eski Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, CHP’nin olağanüstü kurultayında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na tam destek vereceğini açıkladı.Aktif bir görev beklentisi olmadığını dile getiren Sarıgül, yaptığı yazılı açıklamada, “CHP olarak 2015 seçimlerine Sayın Kılıçdaroğlu liderliğinde hazırlanmalıyız.” dedi. Kendisi ile ilgili çıkan haberlere ve yorumlara cevap verme niteliğinde bir açıklama yapma gereğini duyduğunu belirten Sarıgül, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun son gelişmelerden sonra büyük bir sorumluluk örneği gösterdiğini vurguladı. Özeleştiri yapmak, değerlendirmek ve yenilenmek için olağanüstü kurultaya gittiklerini kaydetti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 22:59

YSK, seçim hilesini tespit etti, savcılık 10 yıl hapis istedi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 30 Mart yerel seçimlerinde İstanbul’un Kâğıthane ilçesinde AKP lehine ‘sahtecilik’ iddiasıyla, sandık görevlisi hakkında 10 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı.Savcılık, şüpheli S.Y.’yi ‘oy sonuçlarını değiştirmek’ ile suçladı. Taraf’ın haberine göre, 30 Mart yerel seçimlerinde Kâğıthane’de bulunan 1396 No’lu sandıktaki oyların sayımında sahtecilik yapan sandık görevlisi S.Y. hakkında dava açıldı. Bilirkişi ve savcılık tarafından incelenen tutanaklarda AKP lehine değişiklik yapıldığı anlaşıldı. Söz konusu sandıkta 192 olan CHP oyları 112, 69 olan AKP oyları ise 149 olarak kayıtlara geçti. CHP’nin Kâğıthane İlçe Seçim Kurulu’na yaptığı itirazın kabul edilmesinin ardından incelemelerde bulunan kurul, 35 sandıkta oyların yazılmasıyla ilgili çok sayıda usulsüzlük tespit etti. Savcılık, hile yapılan 35 sandıktan bir tanesi için dava açarken, geriye kalan 35 sandık için ayrı soruşturma yapılacağını bildirdi. Savcılığın hazırladığı iddianameye göre, oy kayıtları yapılırken sandıktan çıkan oyların sayımları sonrası elde edilen rakamlar üzerinde karalama ve ilave suretiyle tahrifat yapıldı. Sandık görevlisi S.Y. ise iddiaları reddetti. Oy sayımının ardından evrakları ismini bilmediği görevli memura teslim ettiğini söyledi. Savcılık, araştırmasını yaptıktan sonra, İlçe Seçim Kurulu ve bilirkişinin raporunu delil kabul ederek sandık başkanının 10 yıla kadar cezalandırılmasını istedi. Savcılık ayrıca, oy tahrifatından kaynaklanan hataların SEÇSİS programından da düzeltilmesini talep etti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 22:59

Şahsiyet sahibi yargı mensupları yargı bağımsızlığını korumalı

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, hükümetin yargıya baskı yaptığını ve şahsiyet sahibi yargı mensuplarının, Türk yargısının, bağımsızlığını ve onurunu koruması gerektiğini söyledi.Büyükataman, “Yargının yasama ve yürütmeyi etki ve vesayet altına almaya çalışması ve görevine müdahalesi ne kadar yanlış ve kabul edilemezse, yasama ve yürütmenin de yargının yetkilerini alenen sorgulaması da aynı derecede hatalı ve kabul edilemez bir durumdur.” dedi. 2002 yılında ‘3Y’, ‘yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele’ vaadiyle milletten yetki talep eden AKP’nin 12 yıla yakın bir sürede yasaklarla mücadele etmek yerine kendi yasaklarını koyan parti konumuna geldiğini kaydetti. Büyükataman, 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının kapatılmasına da tepki gösterdi. 62. hükümetin programında ‘Yeni Türkiye’nin Güçlü Ekonomisi’ bölümünde “Yolsuzlukla mücadelede güçlü bir irade gösterdik. Hiçbir yolsuzluğun üzerinin örtülmemesi, her türlü iddianın hassasiyetle incelenmesi, bu konulardaki yargı süreçlerinin sağlıklı olarak çalışabilmesi için yoğun bir gayret ortaya koyduk.’ değerlendirmesinin yapıldığına işaret eden Büyükataman, “Bu değerlendirmenin hemen ardından ise 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında takipsizlik kararı verilmiştir. Hükümet milletin aklıyla alay mı etmektedir? Yoksa bahsi geçen bölüm hükümet programına bir latife olsun diye konmuş, bir ironi mi yapılmak istenmiştir?” diye sordu. İsmet Büyükataman, yapılan hukuksuzlukların ve gayri hukuki kararların hesabının, günü geldiğinde adil ve tarafsız mahkemeler tarafından mutlaka sorulacağını ifade etti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 22:59

Demirtaş: Meclis’te halk iradesini alkışladım

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, CHP’nin TBMM Genel Kurulu’nda kitap fırlatma eylemini eleştirdi.Erdoğan’la kitapçık fırlatarak değil, halk iradesini alkışlayarak mücadele edilebileceğini belirtti. Tayyip Erdoğan’ı başarılı yapan nedenlerden birisinin de muhalefetin bu tavrı olduğunu söyledi. Demirtaş, TBMM’de bir grup gazeteciyle yaptığı sohbette önemli değerlendirmelerde bulundu. Eleştirilerini CHP’ye yönelten Demirtaş, Tayyip Erdoğan’ın bu ülkede yüzde 52 oy almayı hak etmediğini ancak bu tablonun muhalefetin eseri olduğunu kaydetti. “Kürt sorunu konuşuyoruz, ‘ben konuşmam, müzakere yapmam’ diyor. Anadilde eğitim konuşuyoruz, ‘bölücülük’ diyor. İfade özgürlüğüne Anayasa’da karşı çıkıyor. Bütün bu görüntü içerisinde AK Parti gibi suça, günaha, hırsızlığa bulaşan bir parti sıyrılıp iktidar olabiliyor. Bu bizim içimizi acıtıyor.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 15:23

Yargıtay Başkanı'ndan adli yıl açılışında tarihi uyarılar

Yargıtay Başkanı Ali Alkan, hükümete bağlı yargı oluşturma girişimlerine sert çıktı.Adli yıl açılış töreninde konuşan Alkan, özellikle 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından ivme kazanan, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını hedef alan söylem ve uygulamalar konusunda önemli uyarılarda bulundu. Alkan, hukuk devletinde bir davranışın karşılığının, kamu görevlilerinin keyfi tutumlarına göre görülemeyeceğinin altını çizerken, demokrasinin vazgeçilmez ilkesi olan kuvvetler ayrılığının temel amacını, ‘egemenliğin bir kimsede, bir zümrede toplanmasına izin verilmemesi’ olarak tanımladı. Yürütmenin etkisi altındaki bir yargının, keyfi ve hukuka aykırı işlemlere karşı özgürlükleri korumasız bırakacağına dikkat çekti. Ardından “Yürütmenin temsilcileri, yetkili soruşturma makamları tarafından verilmiş bir talimat olmadan yargıya polis operasyonu yapılabileceğini kamuoyu önünde açıklayabilmektedir.” siteminde bulundu. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ve Yargıtay kanunlarındaki değişiklikleri yargıya müdahale olarak değerlendiren Alkan, iktidar ve hükümete yakın medyanın HSYK seçimlerini etkilemeye yönelik çabalarını ise “Yargıyı isteğe göre dizayn etmek için yargı kurumları üzerinde baskı oluşturulması endişeyle karşılanmaktadır.” sözleriyle eleştirdi. Adalet Bakanlığı’nın yanı sıra ‘Yargıtay imamı’ iddiasını ispatlayamayan Mehmet Ali Şahin başta AKP kurmaylarının demeçlerine gönderme yaptı. “Bir yasa önerisinin yüksek yargının yere indirileceği şeklinde sunulması, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına gölge düşürecek yakıştırmaların alenen yapılıp soruşturmacıya hukuka uygun tek bir delil sunulmaması, yapısal değişikliklerin kurumsal görüşler alınmadan gerçekleştirilmesi, yargıyı konuşmaya zorlayan uygulamalar değil midir?” diye sordu. Türkiye’nin bir yargıçlar devleti olma ihtimalinin yargının etkisizleştirildiği bir Türkiye ihtimali yanında pek zayıf olduğunu belirten Ali Alkan, yargının seçilmiş organları denetlemesinin vesayet olarak algılanamayacağının altını çizdi. Hakim ve savcıların siyasal düşüncelerini kararlarına yansıtamayacaklarını hatırlattı. HSYK seçimlerinde istenmeyen sonuç çıktığında yasal düzenlemeyle müdahale edilmesinin kabul edilemeyeceğini aktaran Alkan, meslek şeref ve onurunu hatırlattığı yargı mensuplarına şöyle seslendi: “Hiçbir makama, unvana ve göreve tamah ve tenezzül etmeyiniz. Görevinize müdahale ettirmeyiniz. Başınızı dik tutunuz.” Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının korunması konusunda herkese mesaj veren Yargıtay Başkanı Alkan’ın açıklamaları özetle şöyle:HUKUKLA SINIRLANMAYAN YÖNETİM TEHDİTTİRTarih, hukukla sınırlanmamış bir yönetimin vatandaşları için büyük bir tehdit haline geldiğine pek çok defa tanıklık etmiştir. Hukukun bu sınırlayıcı işlevinin tek güvencesi kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığıdır. Denetim ve denge sisteminin en önemli sacayaklarından biri olan bağımsız yargı da, demokratik sistemlerde bireylerin hak ve özgürlüklerinin çoğunluğun tahakkümüne karşı en büyük güvencesidir. Yürütmenin etkisi altında olan bir yargının, keyfi ve hukuka aykırı eylem ve işlemlere karşı gerçek bir denetim ifa etmesi beklenemez. Böyle bir sistemde hiç kimsenin hak ve özgürlüklerinin koruma altında olduğu da söylenemez. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin temel amacı, egemenliğin bir kimsede, bir zümrede, bir erkte toplanmasına izin verilmemesidir. Kuvvetler ayrılığının tabii sonucu olarak yargı erkinin diğer erkler üzerinde denge ve denetleme görevini yerine getirebilmesi için bağımsız olması gerekmektedir.GELİŞMELER YARGIYI KONUŞMAYA ZORLADIYargı bağımsızlığına müdahale niteliği taşıyan konularda, yargının susmasını ve sadece kararları ile konuşmasını beklemek, ancak demokrasiye, kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne gerçek anlamda bağlılığın yaşandığı ortamlarda haklılık kazanabilir. Bir yasa önerisinin yüksek yargının yere indirileceği şeklinde sunulması, birkaç sene önce verilmiş bir Yargıtay kararının güncel bağlamda yakışıksız bir biçimde anılması, yargısal kararlarla kabul edilmiş olguların mevcut olmadığının ilan edilmesi, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına gölge düşürecek yakıştırmaların alenen yapılıp soruşturmacıya hukuka uygun tek bir delil sunulmaması yüksek yargı için öngörülen yapısal değişikliklerin kurumsal görüşler alınmadan gerçekleştirilmesi, yüksek yargıdaki muhtemel seçim süreçleri ve yüksek yargıçların seçime ilişkin özgür tercihleri önemsenmeden takvim öngören yasalar yapılması, Yargıtay’daki unvan ve görevler için yıllar içinde yerleşmiş ve kabul gören sürelerin müktesepler dikkate alınmadan ve hiçbir ihtiyaca dayanmadan değiştirilmesi, idari nitelikli takdire bağlı tasarruflara bile müdahale edilmesi gibi hususlar, yargıyı konuşmaya zorlayan uygulamalar değil midir?YARGIÇLARIN SİYASALLAŞTIRILMASI KABUL EDİLEMEZHâkimler bu bireysel düşüncelerinin etkisiyle karar veremez ve siyasal düşüncelerini kararlarına yansıtamazlar. Hâkimlerin siyasallaşması, siyasallaştırılmak istenmesi veya siyasete konu yapılması, görevlerine yansıtmadıkları bireysel görüşlerinden dolayı ayrımcılığa tabi tutulması hukuk devletinde kabul edilemez. Hâkim ve savcılar, menfaat ve baskı gruplarından herhangi bir beklentiyle de karar veremezler. Yargının tarafsızlığının sağlanması öncelikle yargı görevini yerine getirenlerin sorumluluğundadır. Bununla birlikte yasama ve yürütme erklerinin temsilcileri de hakimlerin tarafsızlığı konusunda şüphe uyandırabilecek her türlü beyanattan kaçınmalıdırlar.ÖZEL AMAÇLA ÇIKARILAN YASALAR ADELETE GÜVENİ SARSIYOR‘Yasalar soyut ve genel olarak hazırlanır’ temel hukuk ilkesine karşın özel amaçla yasa çıkarma anlayışı, aynı yasalarda sık sık değişiklikler yapılması ve yasalar çıkarılırken anayasaya uygunluğu konusunda gerekli özenin gösterilmemesi adalete olan güveni sarsmakta, yargı ve yönetimde de tıkanmalara neden olmaktadır.Özgür basın demokratik sistemin sigortasıdırİfade özgürlüğünün bulunmadığı bir yerde demokratik süreçlerin işlemesi imkânsızdır. Siyasi iktidarlar, ulusal güvenlik, kamu düzeni gibi gerekçelerle bu hakkın kullanılmasını engelleme eğilimindedirler. Hâlbuki ifade özgürlüğü demokratik bir sistemde iktidarı denetlemenin en önemli araçlarından birisidir. Bu yönüyle özgür basının da varlığı başta olmak üzere aykırı düşüncelerin ifade edilmesi sağlıklı bir işleyiş için de sigorta niteliğindedir.YARGI KARARLARININ YERİNE GETİRİLMESİ ZORUNLUYargının, seçilmiş organları denetlemesinin vesayet olarak algılanması doğru değildir. Vesayet, kendi görevini tam ve layıkıyla yerine getiremeyeceği düşünülen kişi veya kurumlara bir temsilci atanmasıdır. Hukuk devletinin olmazsa olmaz şartı yargısal denetim; yargısal denetimin olmazsa olmazı ise verilen yargı kararının gereklerinin yerine getirilmesidir. Başka bir deyişle, yargısal denetim sürecinde ve sonucunda verilen yargı kararları uygulanmadıkça, gerçek anlamda bir hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir. Yargı kararları, hukuka aykırılığın saptandığı birer belge olmaktan ibaret olmayıp uygulanmak için vardır ve uygulanması zorunludur.HSYK seçimlerine müdahale kabul edilemez“Son zamanlarda HSYK’da yapılan değişiklikler ile yargıya müdahale girişimleri, sorunları çözmekten çok artıracak niteliktedir. Yürütmenin bir kısım temsilcileri, yetkili soruşturma makamları tarafından verilmiş bir talimat olmadan yargıya polis operasyonu yapılabileceğini kamuoyu önünde açıklayabilmektedir. Yargıyı isteğe göre dizayn etmek için yargı kurumları üzerinde baskı oluşturulmak istenmesi, yargının kendi içerisinde yapacağı seçimlere ilişkin müdahale girişimleri endişeyle karşılanmaktadır. Yargının bağımsızlığı en başta yargı kurumlarının organizasyonlarında ve işleyişinde kendini gösterir. Yargının teşkilat yapısı ile yargısal alan; beklentilerle, ani gelişen olaylar üzerine, makul, meşru ve haklı gerekçe içermeden, tek taraflı olarak düzenlenebilecek bir alan olmamalıdır. Özellikle anayasayla yargıya tanınan demokratik seçim hakkının kullanılması sonucunda oluşacak temsile, yeni bir yasa değişikliği ile müdahale düşüncesi kabul edilemez.”Yargı mensuplarına: Hiçbir makama tamah etmeyiniz“Başta ilk derece mahkemelerinde görev yapanlar olmak üzere tüm meslektaşlarıma sesleniyorum. Hâkim ve savcı olmak, bizim için en büyük onur ve şeref kaynağıdır. Hiçbir makama, unvana ve göreve tamah ve tenezzül etmeyiniz. Yargının hepimizin bildiği iç sorunlarını kendi içinizde, kendiniz çözünüz. Görevinize ve temsilinize müdahale ettirmeyiniz. Bağımsızlık ve teminatınıza el uzatan hiçbir çözüme rıza göstermeyiniz, başınızı dik tutunuz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

01 Eylül 2014 Pazartesi 23:44

‘Benim dediğimi yapmazsan seni hain ilan ederim’ keyfîliği en büyük tehdit

Adlî yıl açılış töreninde konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, keyfiliğin, yargıya ve adalete yönelmiş en büyük tehdit olduğunu kaydetti.Yargı camiasını itibarsızlaştırmak ve düşman ilan etmenin devleti temellerinden sarsacağı uyarısında bulundu. Hakim ve savcıların Türkiye’nin temel taşları arasında olduğunu anlatan Feyzioğlu, yargı camiasını keyfiliklere karşı dik durmaya çağırdı: “Adalet ülkenin temeli olduğuna göre; yargı camiasını, avukatları, hâkimleri, savcıları düşman ilan etmek, yargıyı itibarsızlaştırmak, devleti temellerinden sarsmaktır. Ülkenin namuslu ve vicdanlı avukatlarının, hakimlerinin, savcılarının düşmanı kin ve keyfiliktir. Biz ise kin tutmayız, keyfilik yapmayız. Adalet, geleceğimizin güvencesidir. Yargıya, adalete, dolayısıyla ülkenin temellerine ve geleceğine yönelmiş açık ve yakın en büyük tehlike keyfiliktir. ‘Devlet benim’ keyfiliğidir. ‘Ben ne dersem o olur’ keyfiliğidir. ‘Sadece benim istediğimi düşünebilirsin, söyleyebilirsin, yazabilirsin’ keyfiliğidir. ‘Benim istediğim gibi karar vermez, benim işime geldiği gibi düşünmez, benim dediğimi yapmazsan seni hain ilan ederim, hedef gösteririm’ keyfiliğidir. ‘Benim adamımsan idarenin her düzeyinde işin istediğin gibi yürür, benden değilsen insanca yaşama hakkın dahi yoktur’ keyfiliğidir. ‘Anayasa’yı tanımam, kanunu hiç tanımam’ keyfiliğidir. ‘Yasama da, yürütme de, yargı da benim olsun, benim değilse hain olsun’ keyfiliğidir. Devletleri, keyfilik yapan idareciler yok eder. Milletleri, keyfilik yapan idareciler felakete sürükler. Devlet idarecilerini tarihe altın harflerle geçiren; dönemlerinde yapılan yollar, köprüler, binalar değil, keyfilik yapıp yapmadıkları, adaleti hâkim kılıp kılmadıklarıdır. Keyfiliğin panzehiri, hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Haksızlıklara karşı, haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yapılırsa yapılsın birlikte tavır almaktır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 10:59

İmzasız mektuplarla insanlara iftira atılıyor

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, imzasız mektuplarla insanlara iftira atıldığını söyledi.Adlî yıl resepsiyonunda konuşan Kılıç, “Şu şucu bu bucu diye fişlemeler yapılıyor. Bana da böyle fişleme usulü bir liste geldi, ben o listeyi kaldırdım attım.” dedi. Haşim Kılıç, sözde paralel yapıyla ilgili olarak, MİT’ten ve polisten bilgi ve belge gelmediğini ifade etti. Emniyet mensuplarına yapılan operasyonlarla ilgili başvuruların da değerlendirildiğini kaydetti.BANA DA FİŞLEME LİSTESİ GELDİ, KALDIRDIM ATTIMGenelkurmay Başkanı’ndan sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı da devlet kurumlarındaki imzasız ihbar mektuplarına dikkat çekti. Belge ve bilgi olmadan insanların itham edildiğini söyleyen Haşim Kılıç, “Hiçbir akıl sahibinin devletin dışında bir yapılanmayı kabul etmesi düşünülemez. Ancak bunun için mutlaka ortaya belgenin ve bilginin konması lazım. Belge ve bilgi olmadan insanlar itham edilerek çok ciddi yanlışlar yapılıyor. İmzasız bir yığın dilekçe geliyor. Şu şucu, bu bucu diye fişlemeler yapılıyor. Ve bu fişlemelerle kurum amirinin bunu çözmesi isteniyor. Bu fevkalade yanlış ve kabul edilemez bir durum.” diye konuştu. Kendisine de bu şekilde bir liste ulaştırıldığını anlatan Kılıç, “Bana da böyle fişleme usulü bir liste geldi, ben o listeyi kaldırdım attım. Maalesef bugün insanlar birbirleri aleyhinde ya da belli bir makama gelebilmek için imzasız birtakım dilekçelerle kurumlar işlemez hale getiriliyor. Bence yanlış olan bu.” değerlendirmesinde bulundu.POLİSLERE OPERASYON İÇİN 25 CİVARINDA BAŞVURU VAREmniyet mensuplarına yapılan hukuksuz operasyonlarla ilgili başvurulara değinen Kılıç, “25 civarında başvuru var. İlgili arkadaşlar şu anda usul açısından denetliyor. Eksiği yoksa işleme girecek. Bununla ilgili kararlar verilecek. İnsanların bir saat bile özgürlüğünden yoksun kalması hayatta en acı duyulan bir konudur. Bunlara biz öncelik vermek suretiyle çözmeye çalışacağız.” dedi. Yargının ele geçirilmesi gereken bir kale olarak algılanmaması gerektiğini söyleyen Kılıç, yargıyı rahat bırakarak, yargının kendi içinde yanlışlarını düzeltmesine imkan verilmesi gerektiğine işaret etti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

01 Eylül 2014 Pazartesi 22:59

Demirtaş: Yargı üzerindeki yürütme baskısına biz de tanığız

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, adli yıl açılış töreninde konuşan Yargıtay Başkanı Ali Alkan ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’na destek verdi.Yargının karşı karşıya bırakıldığı sorunları siyasetçiler olarak yakından izlediklerini söyleyen Demirtaş, “Özellikle yargı üzerindeki yürütme baskısı, idare baskısı ve keyfiliğe varan uygulamalar bizim de tanık olduğumuz ve katıldığımız eleştirilerdir.” dedi. Adli yıl açılış töreni sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve hükümet üyelerinin törene katılmamasının demokratik bir tutum olmadığının altını çizdi. Yargıtay Başkanı’nın ve Baro Başkanı’nın konuşmalarında ifade ettikleri temel sorunları siyasetçiler olarak yakından izlediklerini kaydetti. Yapılan eleştirilerin birçoğuna katıldığını belirten Demirtaş, “Yargıtay Başkanı’nın konuşmasında belirttiği hususların çok önemli bir kısmı bizim de paylaştığımız düşüncelerdir. Umut ediyorum ki parlamento yeni yasama yılında yargının karşı karşıya olduğu problemleri çözme konusunda gayret sarf edecektir. Bizler de yargının bağımsız, tarafsız, kendi özgürlüğü içerisinde kararları ile demokrasiye, insan haklarına, barışa, özgürlüğe katkı sunabileceği bir ortamın oluşturulmasında elimizden gelen desteği katkıyı sunmaya hazırız.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

01 Eylül 2014 Pazartesi 22:59

Yeni hükümetin vaadi sivil ve çoğulcu anayasa

Başbakan Davutoğlu, TBMM’de 62. hükümetin programını okudu. Programda, en önemli hedef olarak çözüm sürecinin devam ettirilmesi ve çoğulcu anayasa başlıkları ön plana çıktı. Davutoğlu, “Hukuk devletinin amacı, temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alınmasıdır.” dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün TBMM’de 62. hükümet programını okudu. Toplam 189 sayfa olan program ‘İleri Demokrasi, İnsani Kalkınma, Yaşanabilir Mekânlar ve Çevre, Güçlü Ekonomi ve Öncü Ülke’ başlıklarından oluştu. Program, AKP 2023 Vizyonu, son seçim beyannamesi, 61. hükümet programı ve 10. Kalkınma Planı’ndan derlenerek hazırlandı. Bu anlamda, 62. hükümetin misyonu, ‘son 12 yılda yapılanları yeni bir atılım dönemi ile taçlandırmak’ şeklinde tarif edildi. Davutoğlu dönemi, ‘İkinci bir değişim ve dönüşüm dönemi’ olarak nitelenirken, “Bu program, Yeni Türkiye’nin ikinci atılım dönemini açacaktır.” denildi. Fakat bütün bunlara rağmen kâğıt üzerindeki ilke ve hedeflerle uygulamalar arasındaki çelişkiler de dikkatlerden kaçmadı. Örneğin tam da yolsuzluk operasyonu yapan polislerin gözaltına alındığı gün, hükümet programında, “Yolsuzluklarla mücadelede güçlü bir irade gösterdik. Hiçbir yolsuzluğun üzerinin örtülmemesi, her türlü iddianın hassasiyetle incelenmesi, bu konulardaki yargı süreçlerinin sağlıklı olarak çalışabilmesi için yoğun bir gayret ortaya koyduk.” ifadeleri yer aldı. Programda, 62. hükümetin en önemli hedefleri olarak çözüm sürecinin devam ettirilmesi, devlet içerisinde ulusal güvenliği tehdit eden unsurlarla mücadele ve yeni anayasa gösterildi. Çözüm süreci kapsamında yeni yol haritasının hedefleri, “terörün bitmesi, silahsızlandırma, toplumsal hayata kazandırma ve demokratik siyasete katılımın önünü açmak” şeklinde sıralandı. Ayrıca yerel yönetimlere yetki devrinin gerçekleştirileceği belirtildi. Ahmet Davutoğlu, devlet içerisindeki vesayet odaklarıyla ilgili hedefleri açıklarken yeni bir yapılanmadan söz etti. ‘Paralel yapı’ ifadesini kullanmadı ama “Hükümetlerimiz, 7 Şubat, 17-25 Aralık hadiseleri ve takip eden gelişmelerle yeni bir vesayet odağının saldırılarına maruz kalmıştır.” iddiasında bulundu. “Bu yeni vesayet odağının, toplumu, siyaseti ve devleti baskı altına almasına ve ulusal güvenliğimizi tehdit etmesine izin vermeyeceğiz.” dedi. Yeni anayasa için de “Yeni Türkiye’de artık sivil, katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü bir demokratik ve sivil anayasa vaat olmaktan çıkarılmalıdır. 62. hükümetimiz de, sadece AK Parti’nin değil, bütün siyasi partilerin ve sivil toplum unsurlarının beklentisi olan bu vaadi gerçekleştirmeyi ana hedeflerinden birisi olarak görmektedir.” ifadelerine yer verildi. Bu noktadan sonra Davutoğlu’nun şu sözleri ile uygulama arasındaki farklar dikkat çekti. Başbakan, “Bir tek insanımızın bile kendisini kıyıda köşede kalmış hissetmediği, fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti en üst düzeyde yaşayan bir ülkede, vatanımızın her karışını, milletimizin bütün kesimlerini kucaklayan bir hükümet olma azmindeyiz.” diye konuştu. Ayrıca “Düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü, ifade özgürlüğü, girişim özgürlüğü AK Parti hükümetlerinin teminatı altındadır.” görüşünü savundu. “Hem kadim kültürümüzün siyaset felsefe metni olan Nizamülmülk’ün Siyasetname’sindeki ehliyet esasları açısından, hem de modern rasyonel bürokrasinin şartları açısından bürokraside aranacak temel nitelikler ehliyet, liyakat ve dürüstlüktür.” dedi. Davutoğlu ayrıca 17 Aralık’tan bu yana yargıya yapılan onlarca müdahaleye rağmen, “Siyasetimizin odağında yer alan kavramlardan biri de adalettir. Adaletin olmadığı yerde devletin yaşaması mümkün değildir.” vurgusu yaptı. Yeni dönemde demokrasinin de yeni bir evreye geçeceğine işaret eden Başbakan, “Temsili demokrasimizi siyasi ve demokratik katılım ile taçlandırmak bu dönemdeki ana hedefimiz olacaktır. Bu hedefe yönelik olarak, hükümetimiz sivil toplum kuruluşlarının yönetime daha aktif katılımı ile temsili demokrasinin katılımcı demokrasiye doğru gelişmesine katkı sağlayacaktır.” sözlerini sarf etti. Devamla şunları kaydetti: “Hukuk devleti anlayışımız, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini kullanırken devlet merkezli herhangi bir engellemeye takılmamalarını öngörmektedir. Bu nedenle, hukuk devletinin hedefi vatandaşın temel hak ve özgürlüklerini garanti altına almak, bunların kullanımını kısıtlayan engelleri ortadan kaldırmayı sağlamak olmalıdır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

01 Eylül 2014 Pazartesi 22:59

Çözüm sürecini Başbakan’a bağlı sekretarya yürütecek

Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında geçtiğimiz cuma günü kurulan 62. hükümet, dün ilk Bakanlar Kurulu toplantısını yaptı.Başbakanlık merkez binada 1 saat süren toplantıda, başbakan yardımcılarının görev dağılımı yapıldı. Kamuoyunda en çok merak edilen konu, daha önce eski Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’a bağlı olan çözüm sürecini bundan böyle kimin yürüteceğiydi. Bakanlar Kurulu’ndan sürpriz bir karar çıktı. Terörle Mücadele Yüksek Kurulu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a bağlanırken çözüm süreciyle ilgili sorumluluğu da bizzat Başbakan Davutoğlu üstlendi. Daha önce var olan çözüm süreci sekreteryası güçlendirilerek doğrudan Davutoğlu koordinasyonunda hareket edeceği belirtildi. Sekreteryada başbakan yardımcıları Bülent Arınç ile Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala olacak. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da İmralı ile görüşmeler vesilesiyle zaman zaman sekreteryaya dahil olacak. Bakanlar Kurulu sonrası basın toplantısı düzenleyen Hükümet Sözcüsü Arınç, “Çözüm sürecinin sorumluluğu sizde mi diye sorarsanız, hayır derim. Sayın Yalçın Akdoğan’da mı diye sorarsanız, yine hayır derim. Bunun tek sorumlusu Davutoğlu’dur.” dedi. Bülent Arınç, konuyla ilgili olarak, “Başbakan’ımızın özel bir düşüncesi var.” dedikten sonra şunları kaydetti: “Çözüm süreci koordinasyonunu bir başbakan yardımcısının uhdesine vermek Sayın Başbakan tarafından uygun görülmedi. Bir defa çözüm süreci ve ikincisi devlet içindeki hukuki olmayan oluşumlarla ilgili mücadele konusu her bakanımızın öncelikli konusudur. Bazı bakanların bu süreç içerisinde özel rolleri de bulunmaktadır. Adalet Bakanı, Ada (İmralı) ile yapılan görüşmeler için izin verme konusunda söz sahibi olduğu için ayrıca bilgi sahibidir. İstihbarat örgütleri, terörle mücadelede görev alan pek çok kurum ve kuruluşun koordinasyonuna ve daha sıkı işbirliğine ihtiyacımız var.” GENELKURMAY BAŞKANI, ÇÖZÜM SÜRECİ KONUSUNDA BİZDEN ÇOK BİLGİYE SAHİP Arınç, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in, çözüm süreciyle ilgili kendilerine bilgi verilmediğine dair eleştirilerine de cevap verdi. Sürecin MGK’da görüşüldüğünü hatırlatan hükümet sözcüsü, “Yaptığımız her konu bir devletin işidir. Bir kurumun diğerinin bu konuda ne yaptığından habersiz olması mümkün değildir, doğru da değildir. Sayın Genelkurmay Başkanı’mızın ifade etmek istediği daha farklı bir konudur. Ben Sayın Genelkurmay Başkanı’mızın ve komuta kademesindeki subayların kendi görev alanları içerisinde, adeta bir devlet projesi halinde yürütülen ve çözüm süreci olarak nitelenen bu olayın içerisinde görevlerini bihakkın yerine getirdiklerini, ne yapıldığı ne yapılması gerektiği konusunda da hepimizden daha çok bilgiye sahip olduklarını biliyorum.” dedi.YENİ TEHDİT IŞİDBaşbakan Yardımcısı Arınç, Terörle Mücadele Üst Kurulu’yla ilgili de şöyle konuştu: “Kurul sadece PKK terörüne göre iş yapmak üzere kurulmuşsa, artık bunların işlevselliğini kaybettiğini de söyleyebiliriz. Çünkü sadece PKK değil, artık bugün yeni terör örgütleri var. Bunlar Türkiye içinde veya Türkiye dışında olursa olsun, Türkiye’nin güvenliğiyle doğrudan ilgili. Üst Kurul’un çalışmalarını teröre yönelik tüm örgütleri kapsayacak şekilde, bunun içinde IŞİD ve diğerleri dahil, yeni bir yapıya kavuşturmak istiyoruz.” Bülent Arınç’a, terör örgütü IŞİD tarafından Musul’da tutulan rehinelerin durumu da soruldu. Arınç, bu konuda şu görüşü dile getirdi: “Çok şükür ki hayattadırlar. Bulundukları yerler bilinmektedir ve kendileri ile irtibat sürdürülmektedir. Çok açık konuşamıyorum ama özel bir durumla karşı karşıya olduğumuzu söylemeliyim. Ama inşallah kavuşacağız.”Diyanet Davutoğlu’na, TRT ve AA Akdoğan’a bağlandıDünkü toplantıda başbakan yardımcılarına bağlı kurumlar da yeniden dağıtıldı. Şimdiye kadar başbakan yardımcılarına bağlı olan ve yeni dönemde de Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a bağlı çalışması beklenen Diyanet İşleri Başkanlığı, doğrudan Başbakan Davutoğlu’na bağlandı. Bu değişikliği bizzat Davutoğlu’nun istediği belirtildi. Bunun dışında da dikkat çekici değişiklikler oldu. Daha önce Bülent Arınç’ın yürüttüğü başbakan yardımcılığına bağlı olan TRT, Anadolu Ajansı, RTÜK’le ilişkiler ve Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), yeni Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’a bağlandı. Bunda Akdoğan’ın iletişim fakültesi mezunu olması, yüksek lisansını iletişim alanında yapması ve eski bir gazeteci olmasının rol oynadığı tahmin ediliyor. Hükümet sözcülüğü, Danıştay’la ilişkiler ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanlığı da Bülent Arınç’ın uhdesine verildi. Diğer görevlerde değişiklik olmadı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

01 Eylül 2014 Pazartesi 22:59

Erdoğan: İstihbaratı güçlü olan ülkeler diğer ülkeleri dinler

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD ve Almanya’nın Türkiye’yi dinlediği iddialarına cevap verdi.Dünyada istihbaratı güçlü olan ülkelerin diğer ülkeleri dinleyebileceğini söyledi. Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı olarak ilk yurtdışı ziyaretini yapacağı KKTC’ye gitmeden önce havaalanında basın toplantısı düzenledi. Burada gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, bir gazetecinin Der Spiegel’de yayınlanan dinleme iddialarına dair sorusu üzerine, “Bundan önce ABD, Almanya’yı dinlemişti. Almanya’da bu ciddi bir hesaplaşma adeta bundan dolayı halkın veya etkin çevrelerin değerlendirmeleri olmuştu. Aynı şey ABD için de olmuştu. Şu anda Türkiye ile ilgili bu süreci liderlerle bir araya geldiğimizde çok açık net konuşacağız. Çok açık söyleyeyim, dünyada istihbaratı güçlü olan ülkelerin farklı ülkeleri dinlememe gibi bir şeyi yoktur. Bunu hepsi yapıyor. Neyi nasıl yaptığı veya deşifre ettikleri, bunlar çok çok önemli. Önümüzde NATO zirvesi ve BM Genel Kurulu var, buradaki görüşmelerde konuşacağız.” şeklinde cevap verdi. Dün sabah saatlerinde Emniyet mensuplarına yönelik yapılan operasyon hakkında da yorumlarda bulunan Erdoğan, “Bildiğiniz gibi bu bir sürecin devamı. Bundan önce yapılan iki dalgadan sonra yeni süreç ortaya çıkıyor. Bu da bu sürecin devamı. Yani, ‘Bu bir sondur’ denilemez, belki burada da ortaya çıkacak olan birçok bilgi belgeyle bunun dördüncü dalgası da olabilir. Biz tabii şu anda bugün gözaltına alınanlarla neyin meydana çıkacağını, kimler tutuklanır, bırakılır bunları bilemiyorum. Süreci sadece takip ediyoruz.” diye konuştu. Erdoğan, 28 Şubat soruşturması kapsamında yapılan operasyonlara ise tepki göstermişti. Erdoğan, “1 dalga, 2 dalga, 3 dalga, 4 dalga filan... Bunlar toplumun huzurunu da kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi manada rahatsızız. Atılması gereken adımlar atılır, biter geçer. Ama bu dalgalar böyle arka arkaya geldikçe kusura bakmasınlar, bu dalgalarda bu ülke boğulur. Bu kadar bu iş bence uzatılmamalı.” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan’a, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in çözüm süreci ile ilgili açıklamaları da soruldu. Erdoğan, Özel’in kamuoyunda yankı bulan açıklamaları konusunda yorum yapmazken, “Biz bunları Genelkurmay başkanımızla haftalık olağan toplantımızda konuşuruz.” demekle yetindi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

01 Eylül 2014 Pazartesi 22:59

Kurtulmuş’a Meclis’te pankartlı protesto

Hükümet programının okunması için olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu’nda milletvekili olmayan bakanlar, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ile İçişleri Bakanı Efkan Ala, yemin etti.Numan Kurtulmuş’un yemini sırasında CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, Kurtulmuş’un Has Parti genel başkanı olduğu dönemde kullandığı “Harun olmaya geldiler Karun oldular, biz AKP gibi Firavunlaşmayacağız.” ifadesinin yazılı pankart açtı. Pankartı almaya çalışan AKP’li vekillerle CHP’liler arasında kısa süreli arbede yaşandı. Bu arada Genel Kurul’da AKP milletvekilleri hükümet sıralarında kuyruğa girerek yeni Bakanlar Kurulu üyelerini tebrik etti. Bakanlar kurulu sıralarında başbakan yardımcıları Bülent Arınç ile Yalçın Akdoğan, Ali Babacan ile de Numan Kurtulmuş’un yan yana oturması dikkat çekti. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun okuduğu hükümet programını liderlerden sadece MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Genel Kurul’da dinledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise Genel Kurul’a gelmedi. Hükümet programı üzerindeki görüşmeler perşembe günü, güven oylaması ise cumartesi günü yapılacak.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

01 Eylül 2014 Pazartesi 22:59

Basın toplantısına da akreditasyon

28 Şubat süreciyle birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uyguladığı ancak 2 yıl önce son verdiği medyaya yönelik akreditasyon uygulaması, Recep Tayyip Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmasıyla yeniden yaygınlaşıyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, devir teslim töreninin ardından Çankaya Köşkü’nde verdiği resepsiyona birçok medya kuruluşu alınmamıştı. Aralarında Zaman ve Cihan Haber Ajansı’nın da bulunduğu basın kuruşlarına yönelik akreditasyon uygulaması basın toplantısında da uygulandı. Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ziyareti öncesi Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde yapacağı basın toplantısını takip etmek için gelen bazı muhabirler içeri alınmadı. Güvenlik noktasındaki görevliye neden içeri alınmadıklarını soran muhabirler “Talimat geldi. Kurum olarak size akreditasyon uygulanıyor.” cevabını aldı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

02 Eylül 2014 Salı 10:57

Kılıçdaroğlu'nu 'sehven ifade'ye Erdoğan çağırtmış

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu 'sehven' ifadeye çağrılmasının ardında Bilal Erdoğan'ın değil, babası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın olduğu ortaya çıktı.17-25 Aralık büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürüten polislere, 'darbe' bahanesiyle dün sabah saatlerinde operasyon yapıldı. Soruşturmanın dosyasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, şüpheli isimler listesinde yer alıyor. Al Jazeera'nin haberine göre, yedi sayfalık şikayet dilekçesinin sahibi, iddia edildiği gibi Bilal Erdoğan değil, Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan.O GRUP TOPLANTISI...CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 11 Şubat 2014 tarihinde TBMM Grup toplantısında 25 Aralık yolsuzluk soruşturması kapsamında elde edilen bazı telefon görüşmelerini dinletmişti. Bunun üzerine Erdoğan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak ‘Kılıçdaroğlu ve soruşturmanın gizliliğini ihlal ederek dinleme kayıtlarını temin eden kamu görevlilerinden’ şikayetçi olmuştu.HEM POLİSLERİ HEM DE KAMU GÖREVLİLERİNİ ŞİKAYET ETTİErdoğan, şüpheli polisler ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra soruşturmayı yürüten savcıları da 'başbakan, bakan ve milletvekillerine yönelik usüldışı soruşturma yürütmekten' şikayet etti.SAVCILARIN GÖREV VE YETKİSİ YOKErdoğan'ın şikayet dilekçesinde ‘Başbakan ve bakanlar kurulu üyeleri hakkında suç şüphesinin öğrenilmesinden itibaren iddianamenin kabulüne kadar geçen sürede Cumhuriyet Savcılarının hiçbir görev ve yetkisi yoktur." denilerek savcıların yetkilerini aştıkları belirtildi. Dilekçede ayrıca şu ifadeler yer aldı: "Savcılar yürüttükleri soruşturmalar sırasında, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında Anayasanın 100. Maddesi kapsamında Meclis soruşturmasına konu edilebilecek ‘suç işlendiğini tespit eden, ihbar alan, delillere ulaşan’ her kişi ve makam gecikmeksizin ve derhal TBMM’ye bilgi vermek zorundadır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ağustos 2014 Pazar 22:59

Çözüm süreciyle ilgili TSK’nın bilgilendirilmemesi vahim

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in, “Çözüm sürecinde yol haritasından haberimiz yok.” açıklaması kamuoyunda geniş yankı buldu. Muhalefet partisi milletvekilleri, Öcalan ve HDP’li vekillerin haberinin olduğu konularla ilgili TSK’nın bilgilendirilmemesinin vahim olduğunu belirtti.Necdet Özel’in, 30 Ağustos resepsiyonunda çözüm süreciyle ilgili söylediği sözler siyaset dünyasında büyük ses getirdi. Özel, söz konusu açıklamalarında, “Çözüm sürecine ilişkin yol haritasını bilmiyoruz, o çalışmanın içinde yokuz. Kırmızı çizgilerimiz aşılırsa gereğini yaparız.” ifadelerini kullanmıştı. Necdet Özel, ‘paralel yapı’ iddialarıyla ilgili ise, “Konuyla ilgili MİT ve Emniyet’ten bilgi istedik, gelmedi. İmzasız ihbarla işlem başlatmayız.” ifadelerini kullanmış ve hukuk vurgusu yapmıştı. Muhalefet, Genelkurmay Başkanı’nın çözüm süreci konusunda bilgi sahibi olmamasını şaşkınlıkla karşıladı. Çözüm sürecinin muhalefetin yanı sıra askerden de saklandığının ortaya çıktığına değindi. Altay, “Çözüm süreciyle ilgili, Silahlı Kuvvetler’in her aşamadan bilgisi olmalı. Silahlı Kuvvetler, 30 yıldır eğrisiyle doğrusuyla bu mücadeleyi yaşayan ve yürüten kurumdur. Çözüm sürecinde Silahlı Kuvvetler’le görüş birliği içinde olunmalıdır. Ne yazık ki muhalefetten ve kamuoyundan da gizleniyor. Çözüm sürecinin en yanlış yönü budur.” ifadelerini kullandı. Engin Altay, ‘paralel yapı’ iddialarına da TSK’nın alet olmaması gerektiğini vurguladı. Şöyle konuştu: “Hükümetin ‘paralel yapı’ iddiaları bir sendroma dönüştü. Umarım Silahlı Kuvvetler de aynı paranoyaya yakalanmaz. Silahlı Kuvvetler hükümetin hile ve intikamına alet olmamalı.”Devlet keyfî yönetiliyorCHP Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray ise “TSK’nın çözüm süreci konusunda bilgilendirilmemiş olması, devlet işleyişinde keyfiliğin ve tek adam yönetiminin açık bir delilidir. Öcalan’ın, MİT’in, HDP’nin bildiğini muhalefet partileri ve bu işi bilmesi gereken meşru kurumlar bilmiyor.” dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya, Genelkurmay Başkanı’nın çözüm süreci konusundaki açıklamalarının, kendilerinin açıklamalarını doğruladığını söyledi. Kaya, “Teröristbaşının yönlendirmeleri ve dayatmalarıyla ilerleyen bir süreç var. TSK’nın tecrübesi, bilgi ve birikiminden istifade edilmemesi, süreç dedikleri işin sadece Erdoğan ve bölücü başının birtakım emellerine hizmet ettiğini ortaya koyuyor.” diye konuştu. Atilla Kaya, paralel yapı iddialarıyla ilgili olarak da şunları söyledi: “Devletin içinde bir yapılanma varsa, bunu bütün delilleriyle, belgeleriyle ortaya koyup gereğinin yapılması gerekir. Ortada hiçbir şey yok. Birtakım zorlama ve yandaş yargı unsurlarla, zorlama usullerle bir şey çıkmaz. Hükümetin ‘devlet’ hassasiyeti olsa, Güneydoğu’da oluşan esas paralel yapıya karşı harekete geçer. Ona seyirci kalınırken, hayalet bir paralel yapıyla mücadele edilmeye çalışılıyor.” MHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu ise çözüm sürecinden haberdar olmamanın Genelkurmay’ın ayıbı olduğunu savundu. Özel’in ilk kez böyle bir açıklama yaptığına dikkat çeken Halaçoğlu, “Bugüne kadar neredeydiler, neden haberdar olmadılar? Bu ülkede TSK’nın bir fonksiyonu yok mu? Ortada kırmızı çizgi kaldı mı?” dedi.Oran: Çözüm sürecini kaç kişi biliyor?CHP Milletvekili Umut Oran, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in “Çözüm sürecine ilişkin yol haritasını bilmiyoruz. O çalışmanın içinde yokuz.” sözüyle ilgili olarak Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Oran, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun cevaplaması talebiyle hazırladığı önergede şu soruları yöneltti: “Çözüm sürecini kaç kişi biliyor? Genelkurmay Başkanı’na ne zaman bilgi vereceksiniz? Org. Özel’in sözünü ettiği ‘kırmızı çizgiler’ aşıldı mı? Çözüm sürecine ilişkin yol haritasını bilmiyoruz. Hükümetinizin yıllardır kapalı kapılar ardında ve TBMM’yi dahil etmeden, muhalefete bilgi vermeden yürüttüğü ‘çözüm sürecini’ kaç kişi bilmektedir? Dışişleri bakanı iken siz de bu sürece dahil miydiniz? Başbakanlık makamı nezdinde PKK halen bir terör örgütü müdür? Başbakanlık PKK’yı bir terör örgütü olarak görüyorsa ulusal savunmanın başındaki Genelkurmay Başkanlığı’nın çözüm süreci hakkında bilgisinin bulunmaması nasıl mümkün olmaktadır? ‘Çözüm süreci’ hakkında Genelkurmay Baş-kanı’nı hangi aşamada bilgilendireceksiniz?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ağustos 2014 Pazar 22:59

Gül, yolsuzluk dosyalarını kapattırmazdı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başbakan olarak Ahmet Davutoğlu’nu seçtirme sebebinin, yolsuzluk dosyalarını kapattırmak olduğunu söyledi.Cumhuriyet Gazetesi’nden Utku Çakırözer’e konuşan Kılıçdaroğlu, “Abdullah Gül olsa bu dosyaları kapattırmazdı. ‘Gitsinler Yüce Divan’da hesap versinler.’ derdi.” ifadelerini kullandı. CHP lideri, yolsuzluk dosyalarını yakından takip edeceklerini belirtti. Hükümet kanadının yolsuzlukların ortaya çıkmasıyla paniklediğini, HSYK’yı hedef alan açıklamalarının da bununla ilgili olduğunu anlattı. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, hakkındaki ‘Kayıp trilyon’ davasıyla ilgili mahkemeye başvurma kararına da değinen Kılıçdaroğlu, Gül’ün kendisine yakışanı yaptığını, aynı zamanda Erdoğan’a çok güçlü bir mesaj verdiğini kaydetti. Erdoğan’ın yolsuzluk dosyalarından kaçtığını dile getirdi. “Erdoğan Anayasa’ya göre milletvekilliği düştüğü halde, Resmi Gazete’de YSK kararını yayımlatmayarak dokunulmazlık süresini yasa dışı olarak uzattı. Bu hep korkunun eseridir.” dedi. Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını yakından ilgilendiren savaş ve benzeri durumlar hariç Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşmeyeceklerini belirtti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ağustos 2014 Pazar 22:59

Deniz ve Hava Harp’te mezuniyet heyecanı

Deniz ve Hava Harp Okulu’nda diploma ve sancak devir-teslim heyecanı yaşandı. Devletin zirvesinin katılımıyla gerçekleştirilen törenlerde, dereceye giren teğmenlere diploma ve armağanları takdim edildi.Deniz Harp Okulu’nda 241. Dönem Diploma ve Sancak Devir-Teslim Töreni yapıldı. Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve kuvvet komutanları katıldı. İstanbul’un Tuzla ilçesinde bulunan Deniz Harp Okulu’nda düzenlenen etkinlik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın askeri törenle karşılanmasıyla başladı. Ardından diploma ve sancak devir-teslim töreni yapıldı. Öğrenci Alayı ile Alay Sancağı’nın yerini alması ve alay komutanı tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim edilmesinin ardından İstiklal Marşı okundu. Deniz Harp Okulu Komutanı Tümamiral Mesut Özel, yaptığı konuşmada, 104 Türk, 4’ü Azerbaycan, 2’si Arnavut, 2’si Kazakistan, biri Türkmenistan ve biri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden olmak üzere 114 deniz teğmeninin donanma saflarına katıldığını belirtti. Törende daha sonra, dereceye giren teğmenlere diplomaları ve armağanları verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönem birincisi Teğmen Mert İdacı’ya diplomasını verdi. Dönem ikincisi Teğmen Ahmet Kirez ise diplomasını TBMM Başkanı Çiçek’in elinden aldı. Dönem üçüncüsü Teğmen Eren Tüfekçi’ye de diplomasını Başbakan Ahmet Davutoğlu verdi.Hava Harp Okulu Komutanlığı 60’ıncı Dönem Diploma ve Sancak-Devir Teslim Töreni ise komutanlığın İstanbul Yeşilyurt’taki yerleşkesinde gerçekleştirildi. 194 öğrencinin mezun olduğu Hava Harp Okulu’nu Teğmen Bayram Berkant Kaptı birinci, Teğmen Cengizhan Alagöz ikinci, Teğmen Mehmet Korucu üçüncü ve Teğmen Bahattin Kuşaksız dördüncü olarak bitirdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ağustos 2014 Pazar 22:59

Tanrıkulu: Kulelerin tıraşlanması, İstanbul’un silüetini kurtarır mı?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, tarihi silüeti bozan İstanbul Zeytinburnu’ndaki 16:9 kulelerini Meclis gündemine taşıdı.Danıştay’ın, toplam 25 katın yıkılması kararının İstanbul’un silüetinin korunması için yeterli olup olmadığını sordu. Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik tarafından yazılı olarak cevaplanması talebiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Sezgin Tanrıkulu, şu soruları yöneltti: “Bakanlığınız uzmanlarının Zeytinburnu’ndaki 16:9 kulelerinin İstanbul’un silüetini bozması ile ilgili hazırladığı rapor bulunmakta mıdır? Bakanlığınızda İstanbul’un silüeti ile ilgili uluslararası standartlarda rapor hazırlayabilecek uzman bulunmakta mıdır? İstanbul’un silüetinin korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasından kim sorumludur? İstanbul’un silüetinin korunması amacıyla standartlar belirlenmiş midir? Belirlenmişse bu standartlar nelerdir? Bakanlığınız birimlerinin Zeytinburnu’ndaki 16:9 kuleleri hakkında aldığı kararlar nelerdir? Danıştay, İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin 36, 32 ve 26 kat 16:9 kuleleri hakkında verdiği toplam 25 kat yıkılması kararı İstanbul’un silüetinin korunması açısından yeterli midir?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ağustos 2014 Pazar 22:59

Bu dava, kimseye diyet borcu taşımaz

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AKP’nin Bursa 34. İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı.Arınç, burada yaptığı konuşmada, bir yazısında, “Erdoğan’a ve bu ideale karşı olan kimse biz ona karşı oluruz. Bu hareketin kimseye bir diyet borcu veya açık hesabı bulunmamaktadır.” diyen Yalçın Akdoğan’a isim zikretmeden cevap verdi. “Fani şahıslara diyet borcumuz yoktur.” ifadelerini kullanan Arınç, şunları dedi: “Birisi bir şey yazdı, belki de bizi kastetti. Yazısında ‘Bizim kimseye diyet borcumuz yok.’ dedi. Bizim de kimseye bir diyet borcumuz yok, yalnızca Allah’a, şükür borcumuz var. Bir toplantıda Cumhurbaşkanımız, ‘Farz edin ki liderimiz öldü desinler.’ demişti. Allah gecinden versin. Ama ‘takdir-i ilahi’ bir gün gerçekleşecek. İnsanları teskin etmemiz lazım. O yüzden bu dava, kimseye diyet borcu taşımaz. Ben dâhil.” Bülent Arınç, Abdullah Gül’ün partiye dönüşüyle ilgili olarak ise, “Sayın Abdullah Gül’ü ‘Gel genel başkan yapıyoruz seni.’ desek bile 2015’e kadar başbakan olması mümkün değil. Kimseyi kırmamak lazım. Genel başkanın başbakan olması gerekiyor. Bir köyde iki muhtar olmaz. Bizim sistemimizde seçilen bir kişi olur, 7 yıl sorumluluk onda olur.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ağustos 2014 Pazar 22:59

Meclis, hükümet programı için toplanacak

Meclis, Cumhurbaşkanlığı yemin törenin ardından bu kez Hükümet kurma çalışmaları için olağanüstü toplanacak.Cemil Çiçek’in çağrısı ile 1 Eylül’de toplanacak olan Meclis’te, Hükümet programı okunacak. Hafta içinde Meclis’i bu kez ‘torba kanunu’ görüşmek üzere AKP olağanüstü toplantıya çağıracak. Başbakan Ahmet Davutoğlu 1 Eylül Pazartesi günü Meclis’te ilk grup toplantısını gerçekleştirecek. TBMM Genel Kurul toplantısı öncesi Davutoğlu ilk kez Meclis grubuna hitap edecek. Grup toplantısında ayrıca Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na atanan Nurettin Canikli’den boşalan grup başkanvekilliğine bir isim seçilecek. Meclis, 7-8-9 Eylül tarihlerinde gündemindeki konuları görüşerek Meclis’i 1 Ekim’e kadar tatil edecek.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ağustos 2014 Pazar 21:28

Başbakan Davutoğlu: Meclis'e bir seviye getirmek lazım

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Adli Yıl Açılış Resepsiyonu'nda yaptığı açıklamada, "Meclis'e bir seviye getirmek lazım. Eleştiri olur, eleştiriye cevap olur. Meclis zaten müzakere yeridir. Doğrusu biz de dinlemek isteriz muhalefetin söylediklerini. Katkıları olur onları eleştirilerini almak isteriz. Zenginlik katar. Ama kasıt eğer burada şu anda nasıl bir engelleme yaparım ya da nasıl bir şekilde oradaki ortamı etkilerim oldu mu işin esası Meclis'in ruhu kayboluyor." dedi.Başbakan Davutoğlu, Yargıtay tarafından TBMM'de verilen Adli Yıl Açılış Resepsiyonu'na katıldı. Davutoğlu, resepsiyona Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile birlikte geldi. Davutoğlu, resepsiyonda bir süre Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Bekir Bozdağ, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Yargıtay Başkanı Ali Alkan ile ayaküstü sohbet etti. Davutoğlu ve Özel burada 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda Türk Yıldızları'nın yaptığı gösteriye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, Türk Yıldızları'nın son 2-3 yılda 12'den fazla ülkede gösteri yaptığını belirtirken, Davutoğlu da bu konuda görüştüğü başka ülkelerin dışişleri bakanlarının da hayranlıklarını dile getirdiklerini söyledi. Davutoğlu, yanında duran Cemil Çiçek için de "Türk siyasetinin yürüyen hafızası" ifadelerini kullandı.MUHALEFETİN SÖYLEDİKLERİNİ DİNLEMEK İSTERİZArdından bir ara gazetecilerin yanına gelen Davutoğlu, burada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İlk olarak bugün hükümet programını okuduğu Meclis oturumu hakkında konuşan Davutoğlu, "Seviyeli bir oturum oldu. Bir tek Numan beyle ilgili... Meclis'e bir seviye getirmek lazım. Eleştiri olur, eleştiriye cevap olur. Meclis zaten müzakere yeridir. Meclis'in zaten doğuş şartları da müzakere içindir. Müzakereye seviye gelirse onun şahsiyetini hele hiç değil ama söylenen sözü hedef alırsa Türk siyasetine seviye gelir katkı gelir. Doğrusu biz de dinlemek isteriz muhalefetin söylediklerini. Katkıları olur onları eleştirilerini almak isteriz. Zenginlik katar. Ama kasıt eğer burada şu anda nasıl bir engelleme yaparım ya da nasıl bir şekilde oradaki ortamı etkilerim oldu mu işin esası Meclis'in ruhu kayboluyor." ifadelerini kullandı.Sunum esnasında sükunet içinde olunmasından memnun olduğunu belirten Davutoğlu, "İnşallah hep böyle devam eder. Sükunetten kastımız eleştiri olmasın değil." diye konuştu.POLEMİK DOZUNU DÜŞÜRMEK LAZIM"Salı grup toplantılarında tansiyon daha düşük olacak diyebilir miyiz?" şeklinde bir soru yöneltilen Davutoğlu, şöyle devam etti: "Onu göreceğiz. Mesela; Cumhurbaşkanlığı yemin törenin o tansiyon yükselmesinin müsebbibi AK Parti grubu ya da Cumhurbaşkanımız kesinlikle değil. Bugün de söylediğim gibi, sehven dahi olsa bizim grubumuzda herhangi bir şekilde Meclis'in o seviyeli havasına ve toplum kültürüne aykırı bir şey olmamalı. Şu da olmaması lazım: Engelleme, boykot veya bir şekilde yasama sürecini... Nihayet bu yasama faaliyetleri sonuca eriştiğinde bütün toplum için yapılıyor. Yasama faaliyetinin durması yavaşlaması demek aslında reformun durması demek. Hayat değişirken hayat akarken eğer yasama faaliyeti o hayat akışına intibak edemezse bir müddet sonra toplumsal gelişmenin ve dünyadaki gelişmenin gerisinde kalmaya başlarız. Çünkü artık eskiden bir kanun yapılırdı... 20 yıl 30 yıl bizim böyle kanunlarımız var. Dışişleri teşkilat yasasını değiştirdiğimizde onlarca yıl geçmişti. Şimdi ise o kadar hızlı değişiyor ki kullanılan araçlar, o araçlarla birlikte gelen yeni problemler. Birçok şeyin yeniden ele alınması gerekiyor. Yasama faaliyeti yavaşladı mı sonuçta hayatın akışına intibak edemez hale gelir. O yasa herkese lazım. Biz hangi muhalefet partisinden gelirse gelsin yasamaya pozitif katkı yapan her şeye her zaman açık olacağız. Yeter ki o dediğim gibi doğrudan işin kendisi ile ilgili olsun. Yoksa bu mücadele o siyasi polemik bitmez. Polemik dozunu düşürmek lazım."KILIÇDAROĞLU SEÇİLİRSE CUMHURBAŞKANI GÖREV VERİR Mİ?Ardından Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bundan sonra muhatabımız Davutoğlu'dur" sözlerine ilişkin değerlendirmesi de sorulan Başbakan Davutoğlu, "İşte bu zaten bu cevap vermeye çalıştım. Doğru bir yaklaşım değil. Yani hepimizin devlet temsili anlamında muhatabı Cumhurbaşkanımızdır. O muhatabı kendince yok saymaya çalışmak Türk devlet ahlakına da geleneğine de uymaz demokrasi kültürüne de uymaz. Yani şunu diyebiliyorsa Kılıçdaroğlu; aslında cumhurbaşkanlığı bizi adayımızın hakkıydı da bir yanlışlık yapıldı diyorsa bunu hep beraber tartışalım. Bunu demeye kimsenin gücü yetmez. Ortada olan vakıa var. Demokratik yollarla Türkiye'de ilk defa bir Cumhurbaşkanı seçimi yapılmış. Kim olursa olsun onlar açısından karşı siyasetten biri de olsa onu incelikle yaşamak lazım. O bakımdan ben sayın Bahçeli'nin bugün hem hükümet programına katılması hem cumhurbaşkanımızın yemin törenine katılmasını çok olumlu bir tavır olarak değerlendiriyorum. Böyle böyle biz teamülü oluştururuz. Herkes bütün bu şeyleri doğru bir zeminde değerlendirir. O bakımdan ben doğrusu çok şanssız bir açıklama olarak değerlendiriyorum. Söyledim de. 95 ülke ve uluslararası örgüt temsilcisi gelmiş, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sayın Cumhurbaşkanımıza o itibar ve onuru göstermiş. Ana muhalefet liderinin bunu tartışmasının ne dünyada karşılığı vardır ne halk nezdinde karşılığı vardır. Konya'da yüzde 75 aldı sayın cumhurbaşkanımız. Konya'da diyebilir mi sayın Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı benim muhatabım değil. Ya da yüzde 80'in üzerinde oy aldığı Bayburt'ta hatta yüzde 30 oy aldığı bir yerde dahi. Diyemez çünkü nihayet o halk seçti onu. Cumhurbaşkanımıza saygı halkın tercihine saygıdır Bu kişisel bir mesele değil. Dolaylı bir şey de var orada. Bir itiraf mı diyeyim, bir kabullenme mi? Diyelim yarın 2015 seçimlerine giriyoruz, biz ihtimal vermiyoruz tabi bizim açımızdan. İnşallah görünür gelecekte AK Parti iktidarları var ama onların buna en azından kendilerinin seçim kazanma ihtimalini göz önüne almaları lazım ki seçim kazandın ertesi gün görevi kim verecek ona? Varsayımsal olarak konuşuyorum. Kim verecek? Sayın Cumhurbaşkanımız görev vermeden o göreve başlayabilir mi, başbakan olabilir mi? Olamaz. Türkiye'de bir hukuk devleti var. Bu şu demektir. Sayın Cumhurbaşkanımız döneminde iktidar ümitleri yok. Yani Böyle bir şeyi kazanma ihtimali görmüyor ki bu kadar şey konuşabiliyor. Yani o anlama gelir." şeklinde konuştu.YARGIYA KARŞI TUTUMUMUZ VE TAVRIMIZ AÇIKTIRArdından Yargıtay'ın Adli Yıl Açılış Resepsiyonu'na katılmasının bir teamül veya tutum değişikliği anlamına mı geldiği sorulan Davutoğlu, ilk önce cevaplamak istemediğini belirtti, ardından ise "Tutumumuz ve tavrımız açıktır. Onları ayrıca tartışırız. Yargıya duyduğumuz hürmeti gösterir." demekle yetindi. (CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

01 Eylül 2014 Pazartesi 16:43

Akif Hamzaçebi: Operasyonlar olsa da 17 Aralık’ın hesabı mutlaka sorulacak

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yolsuzluk operasyonunu yapan polislere yönelik soruşturmanın yolsuzluğu ortaya çıkaran, soruşturan bütün kişi ve kurumları, kamu görevlilerini; susturmak, korkutmak, cezalandırmak, onlardan intikam almak için açıldığını ve 17 Aralık’ın hesabının mutlaka sorulacağını belirtti.CHP'li Hamzaçebi, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, bugün Dünya Barış Günü olduğunu, silahların sustuğu, savaşların bittiği bir Ortadoğu istediklerini ifade etti. Böyle bir ortamda Türkiye'nin izleyeceği dış politikanın önemli olduğuna dikkati çeken Hamzaçebi, ancak Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Dışişleri Bakanlığı döneminde yanlış politikalar izlediğini söyledi. Hamzaçebi, izlenen politikanın, Türkiye'yi bölgesinde barış aktörü olmaktan çıkardığını savundu."HÜKÜMET, CUMHURBAŞKANI'NIN EMRİYLE AÇILIŞ TÖRENİNE KATILMADI"Irak'ta IŞİD tarafından kaçırılan konsolosluk görevlilerinin hala rehin olduğunu belirten Hamzaçebi, Ahmet Davutoğlu'nun, Başbakan olurken arkasında bir enkaz bıraktığını iddia etti. Adli yıl açılışına değinen Hamzaçebi, hükümet temsilcilerinin bu açılışa katılmayarak yargıya bir savaş açtığını ileri sürdü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açılış törenine katılmamasını eleştiren Hamzaçebi, şunları söyledi: "Hükümet, Cumhurbaşkanı'nın emriyle açılış törenine katılmadı. Hukukun üstünlüğü ilkesi herkesi bağlar. Yönetenlerin sadece kendilerini halktan aldıkları oyla meşru saymaları ve hukuk tanımayan şekilde yönetmeleri, demokrasiden uzaklaşma anlamına gelir. Meşruiyetin birinci kaynağı halktan alınan oy ise diğeri doğru ve adil işler yapmaktır. Bu da hukukun üstünlüğü ilkesine inanmakla olur." dedi.Adli yıl açılış töreninde, Cumhurbaşkanı'nın talimatıyla Başbakan Davutoğlu, yargıya savaş açtığına dikkat çeken Hamzaçebi şöyle devam etti: "Nasıl bir otoriter rejime doğru gideceğimizin uygulamasını Cumhurbaşkanı ve Başbakan yapmıştır. Cumhurbaşkanı yurt dışındadır ama bu yurt dışı seyahati adli yıla katılmamak için planlanmıştır. Davutoğlu, Cumhurbaşkanı'nı aratmıyor. Davutoğlu, saydam, tül gibi, gölge gibi. Ona baktığınızda kendisini değil, arkasındaki Recep Tayyip Erdoğan'ı görürsünüz. Elinde, 'stratejik derinlik' dediği kırık dökük bir oyuncağı var. Kendi iradesini Recep Tayyip Erdoğan'ın emrine vermiştir. Bugün, Davutoğlu için, kendisinin bağımsız duruşunu gösterme imkanı olabilirdi. Ancak Davutoğlu böyle bir yolu tercih etmedi. Kendi iradesini Recep Tayyip Erdoğan'ın emrine verdiğini gösterdi.""MERKEL'E EFELENEN ERDOĞAN, DİNLEMEDEN SONRA SUS PUS OLDU"Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hamzaçebi, Türkiye'nin Almanya ve Amerika tarafından dinlenmesine ilişkin iddiaları değerlendirdi. Hamzaçebi, "Türkiye kevgire dönmüş durumda. Almanya'da Merkel'e efelenen Erdoğan, dinleme ortaya çıktıktan sonra sus pus oldu. Bu konuda kendilerinden açıklama bekliyoruz. Susarak geçiştirilemez." dedi."HESAP MUTLAKA SORULACAK"Hamzaçebi, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun yapan polislere yönelik başlatılan soruşturma ile ilgili "17 Aralık operasyonunu ortaya çıkaran, soruşturan bütün kişi ve kurumları kamu görevlilerinin susturmak, korkutmak ve onları cezalandırmaktır. 17 Aralık operasyonunun intikamı alınmaktadır.” dedi. Aslında 17 Aralıkta "Hükümetin öldüğünü" söyleyen Hamzaçebi, "Ama bunlar sonucu değiştirmeyecektir. Yapılanlar, Bin bir Gece Masallarında olduğu gibi son günü uzatmaktır. Uzatılabildiği kadar uzatılacaktır. Korkunun ecele faydası yoktur. O soruşturmada ortaya çıkan bilgilerin, belgelerin hesabı mutlaka sorulacaktır. TBMM Araştırma Komisyonu kurulmuştur ama çalışması engellenmektedir. CHP'nin vermiş olduğu Meclis Soruşturma önergesi işlem görmeksizin Erdoğan Köşk'e çıkmıştır. Bunlar sonucu değiştirmez. Hesabı mutlaka soruşacaktır. " diye konuştu.Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in çözüm sürecine ilişkin açıklamasını değerlendiren Hamzaçebi, hükümetin bu süreçle ilgili politikasını paylaşması gerektiğini söyledi. Hamzaçebi, sürecin TBMM'den gizli saklı bir şekilde yürütülemeyeceğini ifade etti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

01 Eylül 2014 Pazartesi 17:24

Erdoğan'ın ilk icraatı hükümete müdahale oldu

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile yazdığı hükümet programını beğenmeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ''yargı darbesi'' ve ''paralelle mücadele'' gibi bölümler ekledi.Erdoğan'ın talimatıyla 62. hükümetin programında değişiklikler yapıldığı anlaşıldı. Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın hazırladığı programın bazı bölümleri Erdoğan'ın, ''siyasi ve ekonomi'' danışmanları tarafından değiştirildi. Programın bazı bölümleri metinden çıkarılırken, ''yargı bağımsızlığı'', ''paralel yapı ile mücadele'' gibi bölümler de metne eklendi. Yargı ile ilgili eklenen metinde, ''Yargı darbelerin ve vesayetçi sistemin zemini haline geldi'' şeklinde yorum yapılması dikkat çekti. Taraf'tan Hüseyin Özay imzalı habere göre, 61. Hükümet programının güncellenmesiyle hazırlandı. Hükümet programının hazırlanmasının perde arkası şöyle: PROGRAMA AYAR Kendisine sunulan program taslağını eksik bulan Erdoğan, danışmanlarına, metne bazı eklemeler yapılması konusunda talimat verdi. Bu çerçevede Erdoğan'ın danışmanları, ''yargı'', ''paralel yapı ile mücadele'' ve ''ekonomi'' alanlarında bazı eklemeler yaptılar. Köşk danışmanları tarafından hükümetin program taslağına eklenmesi istenilen bölümlerin başında yargı ile ilgili değerlendirmeler geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ''adli yılın açılışına'' katılmayacağını açıklamasının ardından hükümetin de aynı törenlere katılmama kararı alması ile ilgili tartışmalar sürerken, hükümet programında yargıya ağır eleştiriler getirilmesi dikkat çekti. Hükümet programına sonradan eklenen yargı ile ilgili değerlendirmelerin bazıları şöyle: ''Darbelerin ve vesayetçi yapılanmaların zemin bulduğu alanlardan biri de yargı olmuştur. Kimi dönemlerde bazı yargı mensupları hukukun üstünlüğü yerine millete karşı devleti koruma görevine soyunmuşlardır. Oysa yargının bağımsızlığı kadar tarafsızlığı da hayati öneme sahiptir. Yargı alanındaki temel meselemiz siyasi alandaki değişimler içinde kurtarıcı misyon üstlenmek, hakem olma vasfını yitirip taraf haline gelmektir. Demokratik bir ülkede bireyi devlete, özgürlüğü güvenliğe ve adaleti statükoya üstün tutmak hepimizin ortak ideali olmalıdır...''ULUSAL GÜVENLİĞE TEHDİT 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonun ardından gündeme gelen paralel yapı safsatası da program taslağına sonradan eklenen bölümler arasında yer alıyor. Hükümet programında paralel yapıyla mücadele konusunda yapılan değerlendirmeler şöyle: ''... Uluslararası bağlantıları da değerlendirildiğinde bu yapılanmalar sadece hükümetimize yönelmiş bir tehdit olarak değil, devletin varlığına kast eden onun yapısını çökertmeyi hedefleyen bir ulusal güvenlik sorunana dönüşmüştür. Bu tür teşebbüsleri geçmişteki vesayet odaklarının oluşturdukları kadar tehdit görüyor ve her türlü vaseyate karşı mücadelemiz çerçevesinde ele alıyoruz. Bu konuda kararlı ve dirayetli duracağımız konusunda hiç kimsenin şüphesi olmasın...''Hükümet programında, çözüm sürecine de büyük önem verildi. Yeni hükümetin yol haritasında, ''terörün bitmesi'', ''örgüt üyelerinin dağdan indirilmesi'', ''sivil hayata uyum sağlamaları'', ve ''siyasete kazandırılmaları'' olduğu vurgulandı. Programda konuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyle: ''62. Hükümet olarak çözüm süreci kapsamında yeni yol haritasının hedeflerini; terörün bitmesi, örgüt üyelerinin evlerine dönmesi, hayata uyumlarının sağlanması için gerekli çalışmaların yapılması ve demokratik siyasete katılmaları şeklinde koyacağız....''EVLENENE EV Programın ekonomi bölümünde ise, büyümenin yeniden sağlanması için gerekli adımların atılacağına yönelik sözler verildi. Bunun dışında, yardıma muhtaç genç çiftlerin evlenmelerine destek sağlanacağı da vurgulandı. Programda, bu kapsamdaki çiftlere, çeyizi içinde konut verileceği taahhüt edildi. Evlenecek çiftlerle ilgili kısımda yer alan taahhütler ise şöyle: ''... Aile yapımız, bizim diğer toplumlardan en büyük fark ve üstünlüklerimizden birisidir. Önümüzdeki dönemde ailenin korunması ve güçlendirilmesi sosyal politikalarımızın merkezinde olacaktır. Bu kapsamda, genç nüfus yapımızın korunması, aile kurumunun güçlendirilmesi ve aile refahının artırılmasına yönelik eylemler hayata geçirilecektir. Yeni evlenecek yoksul çiftlerimize geri ödemeli çeyizi içinde konut edinmelerini sağlayacağız. Genç evlilikleri teşvik etmek amacıyla da ilave maddi destekleri hayata geçireceğiz....''DALGALI KURA ÇİZİK... Hükümet program taslağında, ekonomi ile ilgili bölümlere özel önem verildi. Bu çerçevede, ''Yeni Türkiye Yeni Ekonomi'' başlığı altında kaleme alınan bölümde, 2023 yılında Türkiye'nin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına gireceği öne sürüldü. Merkez Bankası'nın para politikası konusunda da ayrıntılı değerlendirmelerin yapıldığı kısımda ise ilginç bir veto dikkat çekti. Metinde yer alan, ''dalgalı kur sistemi devam edecek'' şeklindeki cümlelerin üzerine çizik atıldı. Bu durum kafaların karışmasına yol açtı. Öte yandan, yine program taslağında, yolsuzluklarla ilgili de kısa bir değerlendirme yapıldı. Bu bölümde, yolsuzlukların üzerinin hiçbir şekilde örtülmediği de vurgulandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ağustos 2014 Pazar 08:02

Keşke çözüm sürecinin yol haritası konusunda görüşümüz sorulsaydı

Çankaya Köşkü’ndeki 30 Ağustos resepsiyonuna katılan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, çözüm süreciyle ilgili önemli açıklamalar yaptı.Çözüm sürecinin yol haritasını bilmediklerini, çalışmanın içerisinde olmadıklarını özellikle vurguladı. Kırmızı çizgilerinin ‘ülkenin bütünlüğü’ olduğunu söyledi. Resepsiyonda gazetecilerin sorularını cevaplandıran Orgeneral Necdet Özel, “Kırmızı çizgiler aşılırsa gereğini yapacağımızı söyledik, gereğini de söyleriz. 30 senedir bu mücadeleyi biz yürütüyoruz. Hükümetin bir politikası var, o politika yürüyor. Biz, çözüm sürecine ilişkin yol haritasını bilmiyoruz, o çalışmanın içinde yokuz. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çalışmanın kamu kuruluşlarına gönderileceğini söylemişti, ancak henüz bize bir şey gönderilmedi. Görürsek biz de görüşlerimizi söyleriz. Analar ağlamasın diyorlar. Biz de aynı şeyi söylüyoruz.” ifadelerini kullandı. Gazetecilerin, TSK’nın kırmızı çizgileri konusunda ne tür bir değişiklik olduğu sorusuna “Nüans farklılıkları var.” dedi.BELGESİZ İŞLEM YAPMAYIZNecdet Özel, ‘paralel yapı’ iddiaları konusunda TSK’nın bilgi ve belgeyle çalıştığının altını çizdi. Hukuk vurgusu yapan Özel şöyle konuştu: “Türk Silahlı Kuvvetleri, elinde bilgi ve belgeyle çalışır. MİT ve Emniyet’ten belge istedik, ama bize şu ana kadar bilgi, belge gelmiş değil. İmzasız ihbar mektuplarıyla işlem başlatamayız. Türk Silahlı Kuvvetleri hukukun üstünlüğüne inanır, buna göre gereğini yapar.”YAŞ öncesi MİT’in askere, ‘paralel generaller’ listesi verdiği, TSK’nın da cevaben, “Hukuksuz işlem yapmayız.” dediği kamuoyuna yansımıştı. TSK ayrıca, bu süreçte hükümete yakın medyada yer alan ‘paralel temizlik’ haberlerine de tepki göstermişti. Genelkurmay Başkanı, bedelli konusunda kendilerinin herhangi bir çalışma yürütmediğini anlattı. Yargıtay’ın 1 Eylül’deki ‘Adlî Yıl Açılış Töreni’ne katılıp katılmayacağı yönündeki soruları da cevaplayan Orgeneral Özel, o tarihte İstanbul’a gideceğini, ancak akşam düzenlenecek resepsiyona katılmayı planladığını belirtti. Balyoz Davası’ndaki tahliyeleri de değerlendiren Özel, “Anayasa Mahkemesi kararını verdi, arkadaşlar özgür. Benim için önemli olan onların özgür olması. Şu an çok rahatım ama davalar henüz sonuçlanmadı. Eğer beraat olursa daha çok mutlu olacağım. Şimdi dileğim beraat olması, dosyanın kapanması önemli.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 22:59

70 yılın ardından ‘tek parti’ dönemini yeniden yaşıyoruz

Bağımsız Kütahya Milletvekili İdris Bal, Türkiye’nin, 70 yıl sonra tek parti dönemini yeniden yaşadığını söyledi. Hukukun ayaklar altına alınıp demokrasinin rafa kaldırıldığını somut örneklerle anlatan Bal, “Her şeyi paralel yapıya yükleyecek kadar akıllarını kaybetmiş bir kadroyla karşı karşıyayız.” dedi.Bağımsız Milletvekili İdris Bal, gündemdeki konulara ilişkin Zaman’a önemli değerlendirmelerde bulundu. Son dönemde yaşanan hukuksuzlukları hatırlattı, iç ve dış siyasette izlenen yanlış politikaların ülkeyi uçuruma sürüklediğini anlattı. Yolsuzluk operasyonunun ardından kurulan ve bizzat dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından ‘proje’ mahkemeler olarak tanımlanan Sulh Ceza Hakimlikleri’nin, tek parti dönemindeki (1919-1946) İstiklal Mahkemeleri’nden hiçbir farkının olmadığını söyledi. Şöyle konuştu: “Sulh Ceza Hakimlikleri’ne bakın. Meydanlarda İstiklal Mahkemeleri’nin zulmünü hatırlatarak oy isteyen bunlar değil miydi? Tek parti dönemini ve 28 Şubat’ı hatırlatarak oy isteyenler de bunlardı. Dün onların yaptıklarını bugün bunlar yapıyor. Bu mahkemelere kimleri atıyorlar? Evindeki ayakkabı kutularında 4,58 milyon dolar çıkan Halk Bankası Müdürü’nü serbest bırakan hakimi, İran’ın kara parasını aklamakla suçlanan Reza Zarrab’ı salıveren İslam Çiçek’i bu hakimliklere atıyorlar. İtiraz ise düz mahkemeye değil yan mahkemeye yapılıyor! Adamın verdiği karara yaptığınız itiraza da kendisi bakıyor! Bu kabul edilebilir mi? Bu tam İstiklal Mahkemesi mantığıdır. Tek Parti döneminde CHP’nin valileri aynı zamanda partinin il başkanıydı. Şu anda valiler AKP’nin il başkanından daha fazla il başkanı. AKP’ye yaranmak için her türlü keyfîliğe, tarafgirliğe çanak tutuyorlar. Bu politika yanlış. Bu politika Türkiye’yi mahcup eder. Kara para hususunda… Bakın ABD bizim devlet bankalarıyla ilgili bir soruşturma başlattı. Yanılmıyorsam ABD, bir Fransız bankasına 8 milyar dolar ceza kesmişti. Bizim bankalara da 20 milyar dolar ceza keserse ekonominin hali nice olur? Ben ne olacağını söyleyeyim; paralel yapı derler buna da! Her şeyi paralel yapıya yükleyecek kadar akıllarını, fikirlerini, iz’anlarını kaybetmiş bir kadroyla karşı karşıyayız. Öyle ki, Halk Bankası Müdürü (Süleyman Aslan) evindeki ayakkabı kutularını ‘paralel yapının’ koyduğunu bile söyledi. Daha sonra da o paraları ‘bizim’ diyerek istediler. Hukukun geldiği nokta işte bu!”İdris Bal, iktidarın medya sahibi olmasına da tepkiliydi. Bu durumun demokrasinin ‘ölmesi’ anlamına geldiğini belirtti. Şunları söyledi: “İktidar ‘yandaş’ medya oluşturmakla kalmadı; havuz oluşturdu. Doğrudan medya sahibi oldu. Ortada yer alan medya gruplarını da baskıyla yönlendiriyor. Doğruları yazabilecek cesareti olan az sayıda medya kaldı. Zaten sıkıntımız da bu. Bu iktidarın hedefi şudur: Çok bilen azınlık yerine, az bilen çoğunluğu kontrol etme. Onların kanaatlerini, vizyonlarını yönlendirme. Onun için de medyayı kullanıyorlar. Medyaya baskı yapıyorlar. Halkın çoğuna gitseniz, yapılan sosyal yardımları AKP’nin, Erdoğan’ın verdiğini söyler. Milletin kaynağıyla veriliyor o. Millet minnet altında bırakılmak isteniyor ve bırakılıyor. Medyada çok güçlü oldukları için algıyı yönetiyorlar.”PKK, CAMİA’NIN KOLUNU KANADINI KIRMAK İSTİYORİdris Bal’ın gündeminde ‘çözüm süreci’ ve yakılan dershaneler de vardı. AKP hükümeti içerisindeki PKK’ya yakın lobinin, örgütü en zor zamanında ‘çözüm süreci’ adı altında güçlendirdiğini savundu. Adına ‘açılım’ denilen projeyle PKK’nın rahat bir nefes aldığını anlatan Bal, terör örgütünün Güneydoğu’da, Kuzey Suriye’de devletleştiğini belirtti. Şöyle konuştu: “STK’ların dershaneleri yakılıyor Doğu’da. Polisin, jandarmanın görevi ne? Ama polis müdahale etmedi. Bölgede STK’ların dershanelerinden, radyolarından, onların kurban propagandalarından en fazla rahatsız olan PKK’dır. Çünkü PKK’nın tabanını altından çekiyor. Çünkü diyor ki Bursa’dan gelen adam; ‘Bırak Türklüğü-Kürtlüğü biz aynı medeniyetin çocuklarıyız.’ Bunu dinleyen çocuktan terörist olmaz. Bunları engellemek için Camia’nın kolunu kanadını kırmak istiyorlar. Başta Camia olmak üzere tüm STK’ların kolunu kanadını kırmak istiyorlar. Pis bir oyundur bu. Ama bu mızrak çuvala sığmaz. Bu devam ettirilebilir bir yalan değil.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 22:59

İçeride aslan kesilen iktidar Almanya karşısında suspus

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Almanya’nın Türkiye’yi dinlediğinin ortaya çıkmasının ardından hükümetin sessiz kalmasını eleştirdi. Devletin en mahrem sırlarının ortaya döküldüğüne dikkat çeken Kamalak, “İçeride aslan kaplan kesilen iktidar sahipleri, maalesef Almanya karşısında suspus durumda.” dedi.SP lideri Mustafa Kamalak, partisinin genel merkezinde il başkanlarına hitap etti. Kamalak’ın gündeminde Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesi vardı. Dinlemenin bizzat Almanya kanadından itiraf edildiğini hatırlattı. Hükümetin, uluslararası dinleme skandalı karşısında neredeyse hiçbir tepki vermemesini eleştirdi. Kamalak, “Almanya’dan özür beklenirken Almanya Başbakanı Merkel bir bakıma özrü kabahatinden daha büyük biçimde, ‘Biz sadece Amerika, İngiltere, Fransa gibi dost ülkeleri dinlemeyiz. Diğerleri gayet tabii olarak dinlenir.’ diyor. Yani en mahrem bilgilerimiz, devlet yapısıyla ilgili istihbaratımız sokağa dökülmüş. İçeride aslan kaplan kesilen iktidar sahipleri maalesef Almanya karşısında suspus durumda. İktidara ‘Ne oluyor?’ diye sorduğumuzda, ‘reel politik’ diyorlar. En önemli tepkiyi göstermesi gereken bakanlar (Efkan Ala), ‘Ne var bunda, herkes birbirini dinler’ diyor.” ifadelerini kullandı.Mustafa Kamalak, Almanya’nın skandala ilişkin yaptığı açıklamayla Türkiye’yi ‘dost’ ülke olarak görmediğini itiraf ettiğine dikkat çekti. Ardından şunları söyledi: “Peki, bizi dost bilmeyen, hatta açıkça düşman ilan eden Almanya’nın Kahramanmaraş’ta, Sütçü İmam’ın diyarında Patriot füzelerinin ne işi var? O Sütçü İmam ki işgal döneminde ‘Maraş bize mezar olmadan, düşmana gül-i zar olamaz.’ diye haykırıyordu. Şu an o Sütçü İmam’ın diyarında bizi düşman ilan eden Almanya’nın Patriot füzeleri var. Orada Alman bayrakları var. Üzülüyoruz ama netice itibarıyla şaşmıyoruz. Çünkü zihinleri, beyinleri Batı’ya ayarlanmış olan bir iktidarın yapacağı başka da bir şey yok diye düşünüyoruz. Çünkü iktidar sahipleri atacakları her adım için, söyleyecekleri her kelam için ‘Amerika, Avrupa, Birleşmiş Milletler ne der’ düşüncesinden hareket ederek konuşmakta ve icraatta bulunmaktadır.”SÜREKLİ ZALİMLERİN YANINDA YER ALDILARSP lideri Kamalak’ın gündeminde, son zamanlarda meydana gelen Suriyeli vatandaşlara yönelik saldırılar da vardı. Kamalak, Türkiye’de şu an bulunan Suriyeli sayısının tam olarak bilinmediğini kaydetti. Kamalak, “Türkiye’de 2 milyon Suriyeli olduğu tahmin ediliyor. Yer yer içeride çatışmalar meydana geliyor. Yer yer Suriyeli kardeşlerimizle çatışmaların olduğunu görüyoruz. İçimiz parçalanıyor. İktidar sahiplerine sesleniyoruz, ‘Yaptığınızdan memnun musunuz?’ İtiraf da edemiyorlar. 10 yıllık iktidarın uygulamasına baktığımızda ‘Biz mazlumların yanındayız’ dediler. Sürekli zalimlerin yanında yer aldılar.” şeklinde konuştu. Kamalak, konuşmasının ardından il başkanlarıyla ileriye yönelik daha iyi çalışacaklarına dair söz verdi. Kamalak, “Bu yolda yürürken benim de karşıma mezar taşımı çıkarsalar Allah’ın lütfu ve inayetiyle dönmeyeceğime söz veriyorum.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 22:59

Almanya krizinde faturayı MİT’e kesti: Dinletmeyeceksin!

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Almanya ile Türkiye arasındaki dinleme skandalında faturayı İstihbarat Teşkilatı’na kesti. Türk istihbaratının görevinin, dinletmemek ve karşılığında onları dinlemek olduğunu belirtti. Denizli’de Zafer Bayramı töreninden sonra soruları cevaplayan Zeybekci, “Her ne kadar müttefik, dost olsak da Türk hükümetini, Başbakanı’nı dinlemek gibi işler yapıldıysa bu dostluğa, müttefikliğe asla yakışır şey değildir. Benim anlayışım bu şekilde. Dinletmeyeceksin.” dedi. Zeybekci, daha sonra Twitter’dan yaptığı açıklamada ise ‘Türk istihbaratı’ sözüyle MİT’i kastetmediğini savundu.Denizli’de 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerine katılan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, daha sonra valilikte gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Alman istihbaratının Türk hükümetini dinlemesine, iktidar üyelerinden yeterince tepki gelmediği şeklinde eleştiriler olduğunun hatırlatılması üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Zeybekci, “Eğer Alman istihbaratı Türk istihbaratını dinliyorsa Türk istihbaratının işi, onu dinletmemek ve karşılığında da onları dinlemektir. Yani bu ülkelerin, yani her ne kadar müttefik olsak da, dost olsak da, bu konuda anlayışım budur ama eğer Türk hükümetini, Türk Başbakanı’nın özel şeyini dinlemek gibi talimatla bu işler yapıldıysa bu dostluğa, müttefikliğe asla yakışır şey değildir. Benim anlayışım bu şekilde. Dinletmeyeceksin.” ifadelerini kullandı.Nihat Zeybekci, Twitter’dan yaptığı açıklamalarda, sözlerinin yanlış anlaşıldığını savundu. Zeybekci, ‘Türk istihbaratı’ sözüyle, MİT’i kastetmediğini ileri sürdü. Şu ifadeleri kullandı: “Günümüzde istihbarat amaçlı dinlemeler artık ajanlık filmlerindeki gibi değildir. İnternet ve telekom ortamında çok kolaylıkla yapılmaktadır. MİT’i sözlerimizle yıpratmaya çalışanlar yanlış kişinin sözlerini kullanıyor. Sözlerimizde MİT yoktur, teknolojinin tüm imkânlarıdır. Sözümüz, ‘Türkiye olarak topyekün imkanlarımızla dinletmeyeceksin’ anlamınadır. Gereğini yapmadığımız sürece bu kaçınılmazdır.görev hepimizindir.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 22:59

Hukuk devletinde kimse imtiyazlı değildir

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 28 Şubat sürecinin önemli yargı tartışmalarından biri olan kayıp trilyon davasında ifade vermeye gideceğini açıkladı.Hürriyet’in haberine göre, eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yi örnek gösteren Gül, “Hukuk devleti budur. Kimse imtiyazlı değildir. Herkes gider ifade verir. Suç var mı, yok mu diye karar verme yetkisi yargıya aittir.” dedi.Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı devam ederken Refah Partisi’yle (RP) ilgili ‘kayıp trilyon’ davası gündeme gelmişti. Partiye yapılan Hazine yardımı, partinin kapatılması üzerine soruşturma konusu olmuştu. Yardımın Hazine’ye iadesi istenmiş, bu gerçekleşmeyince dönemin bütün RP yöneticileri hakkında dava açılmıştı. Savcılık, olayla ilgili olmadığı için Abdullah Gül hakkında ‘takipsizlik’ kararı vermiş, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den tam 5 defa ‘şüpheli Abdullah Gül’ diye bahseden kararında, takipsizliği kaldırmıştı. Gül, Nisan 2009’da Ankara Savcılığı’na Çankaya Köşkü’nden bir yetkiliyi göndererek söz konusu dava için ifade vereceğini iletmiş, bunun için kendisine gün bildirilmesini istemişti. Fakat hem savcılık hem Köşk hukukçuları, bunun ‘cumhurbaşkanı’ için uygun olmayacağını kaydetmişti.Taha Akyol’un haberine göre Abdullah Gül, geçtiğimiz hafta kendisini ziyarete gelen konuklarına anılarını anlatırken, bu olaydan da bahsetti ve şunları söyledi: “Artık görevim bitiyor. Uygun bir zamanda avukatlarımı savcılığa göndereceğim. İfade vermek üzere gitmek için gün belirlenmesini isteyeceğim. Hukuk devleti budur, kimse imtiyazlı değildir, herkes gider ifade verir, suç var mı, yok mu diye karar verme yetkisi yargıya aittir.” Gül, konuşmasında, ‘kayıp trilyon’ davasına bakan Ağır Ceza Mahkemesi’nin, kendisi gibi ilgisiz bütün parti yetkilileri hakkında ve özellikle de Refah Partisi’nin bu konularla ilgili genel muhasibi hakkında bile beraat kararı verdiğini hatırlattı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 22:59

Görev sürem boyunca milletin hakkını ve hukukunu gözettim

Yeni hükümetin kurulmasıyla birlikte oluşan yeni kabinenin dışında kalan 3 bakandan biri olan Hayati Yazıcı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı görevini Nurettin Canikli’ye devretti.Yazıcı, devir teslim töreninde yine hukuk ve adalet vurgusu yaptı. Milletin hakkını, hukukunu gözettiğini söyledi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nda yapılan devir teslim töreninde konuşan Hayati Yazıcı, “Hep objektif kriterleri dikkate aldık. Elbette ki insanların hak ve hukuku gözettik. Çünkü inanıyoruz ki en kutsal varlık insandır, en üstün güç hukuk ve adalettir. Bunlardan şaşmadık.” şeklinde konuştu. Hayati Yazıcı, görevi süresi boyunca paylaşımcılığı hep ön planda tutmaya çalıştıklarını belirterek, “Elbette ki biz de beşeriz, yanlış yaptıklarımız olabilir ama hayatın içinde olanlar uygulamayı da gözeterek sorunları bakanlığa taşıdıklarında zaman kaybetmeden çarçabuk bir biçimde sorunların çözümü için tüm mekanizmaları devreye soktuk. Bu bakanlığın çalışma amacı, Türkiye’yi ticaretin en güvenli yapıldığı ülke haline getirmektir. En hızlı ve en güvenli olarak bunu hedeflerimiz arasına koyduk.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 22:59

Güçlü olacağız, ayrışmayacağız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında Çankaya Belediyesi’nin düzenlediği Lozan Parkı’nın açılışına katıldı.Burada kısa bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, parkın açılışında çalan şarkıya vurgu yaparak, “Güzel bir türkü dinledik. ‘Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz’ diye. Biz, çok güçlüyüz. Çünkü biz, eşkıyanın dünyaya hükümdar olmayacağını biliyoruz. O nedenle ayrışmayacağız. Beraber olacağız. Güçlü olacağız. Gücün yolu birlikten ve beraberlikten geçiyor. Gücün yolu, yerel yönetimlerin halka güzel hizmet vermesinden geçiyor. Çankayalıları kutluyorum, böyle bir belediye başkanı seçtiğiniz için. O size hizmet edecek.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 22:59

Cumhurbaşkanı ve CHP lideri tokalaşmadı

30 Ağustos Zafer Bayramı, bütün yurtta olduğu gibi Ankara’da da coşkuyla kutlandı.Devletin zirvesinin hazır bulunduğu Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) kutlamaya, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun tokalaşmaması damgasını vurdu. Tören alanına gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, 1957 model Cadillac marka üstü açık otomobil ile asker ve törene katılan vatandaşları selamladı. Erdoğan ve Özel, daha sonra geçit törenini izlemek için yerlerine gitti. Burada Cumhurbaşkanı Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu tokalaşmadı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 16:43

Başbakan Davutoğlu 62. Hükümeti açıkladı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Erdo-ğan’dan devraldığı kabinede büyük bir değişikliğe gitmedi, 21 isim bakanlığa devam edecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onaylamasından sonra 3 yeni bakanlıkta devir teslim yapıldı, bir bakanlıkta da bugün yapılacak.Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu 62. hükümet, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından onaylandı. 21 bakan yerini korudu, partiyi on ay sonraki genel seçime götürecek ekipte taşlar fazla yerinden oynatılmadı. 4 yeni isim kabineye girerken bir bakanın yeri değişti. Başbakan yardımcıları Beşir Atalay ve Emrullah İşler ile Gümrük Bakanı Hayati Yazıcı kabine dışında kaldı. Atalay’ın yerine Erdoğan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan geldi. 13 yıldır bakanlık yapan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, görevine devam etti. HAS Parti’yi kapatıp AKP’ye katılan Numan Kurtulmuş, dışarıdan listeye giren 2. isim oldu. “Ağanın eli tutulmaz.” diyerek görev beklediğini açıklayan Burhan Kuzu, yine kabineye giremedi. Hükümet için 6 Eylül’de Meclis’te güvenoylaması yapılacak.13 yıldır kesintisiz bakan kalmayı başaran tek isim olarak rekor kıran Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın tercih edilmesinde ‘ekonomik istikrar’ kaygısı öne çıktı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek için de aynı şey geçerli. 8 aylık bakan Emrullah İşler’in kabine dışı kalma sebebi merak edilen gelişmelerin başında yer aldı. HAS Parti’yi kapatıp AKP’ye katılan Numan Kurtulmuş, dışarıdan listeye giren ikinci isim oldu. Ankara Milletvekili ve uzun yıllar Erdoğan’ın siyasi başdanışmanlığını yapan Yalçın Akdoğan, Giresun Milletvekili ve AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli ile İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, kabineye yeni giren diğer isimler oldu. Görevi değişen tek bakan Mevlüt Çavuşoğlu oldu. Antalya Milletvekili Çavuşoğlu, AB Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na kaydırıldı. Böylece Başbakan Davutoğlu’nun da halefi oldu. Ondan boşalan AB Bakanlığı koltuğuna ise TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır oturdu. Çavuşoğlu ve Bozkır, diplomasinin daha çok AB ve Batı’ya bakan yüzleri. Bu, Türk dış politikasını yine Davutoğlu ve Erdoğan’ın kumanda edeceğini gösteriyor.Çözüm sürecinin yeni patronu AkdoğanYalçın Akdoğan, Beşir Atalay’ın yerine atandı. Çözüm sürecini bundan böyle o götürecek. Zaten başdanışmanlığı döneminde de bu konu üzerine çalışıyor, çözüm süreciyle ilgili koordinasyon ekibinde görev yapıyordu. Bu değişiklikle birlikte ‘çözüm süreci’nin bundan sonraki seyrinin nasıl şekilleneceği merak konusu. Atalay, AKP hükümetlerinde kesintisiz yer alan isimdi. Artık liste dışı. Ancak Atalay, AKP’nin vitrinine çıkarıldı. Hüseyin Çelik’in yerine parti sözcüsü olarak atandı. Atalay’ın her revizyonda 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bastırmasıyla kabinede kaldığı söyleniyordu. Yeni süreçte ise Gül’ün partiye dönmesi yönünde demeçler vermiş, hatta Babacan’ın başbakan olmasını istediği kulislere yansımıştı.Diyanet, Numan Kurtulmuş’a emanetNuman Kurtulmuş ise Emrullah İşler’in yerine başbakan yardımcısı oldu. İşler’in devam etmemesi de sürpriz olarak değerlendirildi. Çünkü Bakanlar Kurulu’na, 17 Aralık operasyonundan bir hafta sonra yapılan son kabine revizyonu ile girmişti. Halefi Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Efkan Ala’dan sonra milletvekili olmadığı halde dışarıdan atanan ikinci bakan oldu. Yurtdışı Türkler ve Diyanet’ten sorumlu isim bundan böyle o olacak. Kurtulmuş tercihi, yeni kabinenin ‘denge’ unsurlarından biri. Kurtulmuş, AKP’ye katıldıktan sonra Erdoğan sonrasının başbakanı olarak lanse edilmişti. Ama getirildiği makamlar kendisi için hayal kırıklığıydı. Kabineye alınarak telafi etme yoluna gidildi.Hayati Yazıcı, konjonktür kurbanıHayati Yazıcı’nın yerine gümrük ve ticaret bakanı olan Nurettin Canikli ise Bakanlar Kurulu’nun yeni yüzü ama AKP’nin en eski simalarından. Milletvekilliğinde 3. dönemi olan Canikli, hemen her kabine revizyonunda adı geçen bir isimdi. Görev süresinin bitmesine 10 ay kala o da muradına ermiş oldu. Erdoğan’ın avukatlığını yapan ve uzun yıllar en yakınında bulunan Yazıcı’ya kabinede yer verilmemesi ise başarı kriterinden çok konjonktürel sebeplerle izah ediliyor. Erdoğan, 17-25 Aralık sürecinde yeterli tavrı göstermeyen partilileri not ettiklerini, Davutoğlu’nun tercih edilmesinde sözde ‘paralel yapı’ ile mücadele kriterini gözettiğini açıklamıştı. Emniyet teşkilatında büyük tasfiye operasyonu dahil icraat ve açıklamalarıyla gündemden düşmeyen İçişleri Bakanı Efkan Ala, koltuğunu korudu. Adalet Bakanlığı’nda yeniden Bekir Bozdağ tercini de, yargı tartışmalarının alevlendiği ve hükümetin HSYK seçimlerine büyük anlamlar yüklediği sürece uygun. Yargıya müdahalelerin daha da artacağının işareti.‘YENİ YETME’ KRİZİNDE KARŞI KARŞIYA GELEN ARINÇ VE AKDOĞAN, ŞİMDİ YAN YANA61. hükümette 3 dönem kuralına takılacak 10 isim vardı. Bunlar Bülent Arınç, Beşir Atalay, Ali Babacan, Bekir Bozdağ, Mevlüt Çavuşoğlu, Faruk Çelik, Hayati Yazıcı, Taner Yıldız, Mehdi Eker ve Ömer Çelik’ti. Bunlardan sadece 2 ismin (Atalay ve Yazıcı) kabine dışında kalması, bu Bakanlar Kurulu listesinde 3. dönemin bir kriter olmadığını gösterdi. Canikli de sayıya eklendi. ‘Yeni yetmeler’ tartışmasında karşı karşıya gelen Arınç ile Akdoğan’ın birlikte başbakan yardımcılığı yapacak olması da ilginç bir durum oluşturacak. AKP kurulurken Erdoğan, Gül, Arınç ve şimdi partide olmayan Abdüllatif Şener troyka olarak kamuoyunun önüne çıkmıştı. Bu isimlerden Erdoğan artık Çankaya’da, kabinede ise sadece Arınç kaldı. Aktroller’in hedef yaptığı ve kabineye alınmayacağı ileri sürülen Arınç’ın liste dışı bırakılmamasında kuşkusuz ‘parti kaygıları’ da etkiliydi.Burhan Kuzu, yine hüsrana uğradıUzun süredir bakanlık bekleyen, bunu televizyon kanallarında bile açık açık dile getiren, görev verilmemesi halinde de kırılacağını saklamayan İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, yine hüsrana uğradı. Kuzu, daha geçtiğimiz hafta bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, yeni kabinede görev beklediğini söylemiş ve “Ben bu partinin kurucusuyum. Görev almak elbette benim de hakkım.” demişti. Bakan olacakları yandaş medyada yazılıp çizilen eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan totoları tutmadı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 09:54

Hukuk ve adaletten asla ayrılmadım

Koltuğunu bugün yapılacak devir teslim töreniyle Nurettin Canikli’ye devredecek olan Hayati Yazıcı, bakanlık çalışanlarına dün veda etti. Konuşmasında hukuk, adalet, sevgi ve hoşgörü vurgusu yaptı. İnsanları hiçbir zaman inançlarına, mezheplerine göre ayırmadıklarının altını çizdi.“İnsana insan olarak baktık. En kutsal varlık insan, en üstün güçse hukuk ve adalettir. Asla hukuk ve adaletten ayrılmadık, özen gösterdik.” diyen Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben hukuk ve adalet derken bunun içinde sevgi vesaire sözcüklerini ayrıca tekrarlamıyorum. Çünkü hukuk ve adalet içinde insana has bütün değerler mündemiçtir. Ölçümüz bu oldu. Personelimizi istihdam ederken, görevlendirme yaparken bu ölçütlere dikkat ettik. Elbette ki sapmalarımız olmuştur ama şunu bilesiniz; asla bilerek birisini kayırmak için, bir başkasını ötelemek için hiçbir tasarrufumuz olmamıştır. Bunun meyvelerini de aldığımız kanısındayım. Hizmetler sonuçta ya bereket olarak ya kalite olarak ya üretim olarak millete döner ya da milletin bedduasını alırsınız. Şükrediyorum ki, hep milletini duasını aldık.”Hayati Yazıcı, gece çoğu zaman evine 23.00’te gittiğini belirtirken, “Benim burada olmam dolayısıyla ‘bakan çağırır’ diye bekleyen arkadaşlarım oldu, çünkü çalışma yürüttük, sohbet etmek için burada bulunmadık ve bu çalışma tarzı itibarıyla ailelerinizin, çocuklarınızın haklarını ihlal etmiş olabilirsiniz.” diyerek bakanlık çalışanlarından helallik istedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 07:41

Aktrollere yargı yolu göründü: Paylaşımlar nefret suçu

Abdullah Gül ile eşi Hayrünnisa Gül’ün yanı sıra bazı bakanlar ve gazetecileri de hedef alan sahte Twitter hesaplarına yargı yolu açıldı. Hakaret ve tehdit mesajları atan ‘Aktrollerle’ ilgili iddianame hazırlandığı ve tehdit içeren mesajların nefret suçu kapsamında değerlendirildiği öne sürüldü.Taraf Gazetesi, geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bakanlar, bürokratlar ve gazetecilere yönelik tehdit ve küfür içeren paylaşımlar yapan Aktrolleri deşifre etmişti. Gazete, bugün ise Aktrollerin paylaştığı tehdit dolu mesajların yargıya taşınacağını öne sürdü. Taraf’ın iddiasına göre, tehdit ve küfür içeren mesajlar, ‘nefret suçu’ kapsamında değerlendirilecek. Başbakanlık danışmanları tarafından kontrol edildiği ileri sürülen hesapları kullananların deşifre olmasından sonra çeşitli illerden yüzlerce kişinin suç duyurusunda bulunduğu konuşuluyor. Haberde, yolsuzluk soruşturmalarını yürüten polislere yönelik operasyonda gözaltı listesini paylaşan, bürokratları hain ilan ederek hedef gösteren ‘Gizli Arşiv’ hesabına açılan çok sayıda dava olduğu belirtildi. Aktrollere yönelik açılacak davalarda 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacakları iddia edildi. Sahte hesapları yürüten ilgili kişiler hakkında ceza davası açıldıktan sonra tazminat davası da açılabilecek. Aktrol hesaplarını kullanan kişilerin, ileride milyonlarca liralık tazminat davaları ile de karşı karşıya kalacağı ifade edildi. Bir diğer iddia ise sahte hesaplar hakkında açılan davaların yavaş yürütüldüğü. Bunun gerekçesi olarak ise dosya ile ilgili yazışmaların bilerek geciktirilmesi gösterildi.Oran: Aktrolleri Meclis gündemine taşıdıBu arada, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran da Taraf’ın iddialarını Meclis gündemine taşıdı. Oran, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanı Lütfi Elvan’ın cevaplaması talebiyle verdiği soru önergesinde, “Twitter’daki Esat Ç. (@esatreis), Kuşçubaşı Eşref (@kuscuesref), Gizli Arşiv (@GizliArsivGA) ve @AKKULIS isimli hesapları kimler kullanmaktadır? Söz konusu troll hesapları kullananlara Başbakanlık, AKP ve partili belediyeler aracılığıyla aylık 800 ile 4 bin TL arasında değişen miktarlarda ödeme yapıldığı duyumu doğru mudur? Troll hesaplardan birisini kullanan ve kısa süre önce yandaş bir gazeteden ayrılan İbrahim K.’nın geçen hafta Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda işe başlatıldığı bilgisi doğru mudur? Çankaya Köşkü’ndeki devir teslim öncesinde yaşanan ‘köstebek’ skandalıyla ismi gündeme gelen Köşk internet yayın müdürü Mücahit Küçükyılmaz hakkında troll hesaplarla ilgili olarak yürütülen herhangi bir soruşturma var mıdır?” diye sordu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ağustos 2014 Cumartesi 09:53

AKP’nin yeni sözcüsü Beşir Atalay oldu

Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün yeni hükümeti kurduktan sonra parti yönetiminde de değişiklikler yaptı.Kabinede olduğu gibi AKP Merkez Yürütme Kurulu’nda da (MYK) taşları fazla yerinden oynatmadı. Küçük çaplı bir revizyonla yetindi. En önemli değişiklik, parti sözcüsü ve tanıtım-medyadan sorumlu genel başkan yardımcısı Hüseyin Çelik’in görevden alınması oldu. Yerine, dün koltuğunu Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan’a bırakan eski Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay geldi. Hüseyin Çelik ise genel başkan başdanışmanlığına getirildi. Aynı şekilde, dün Gümrük ve Ticaret Bakanlığı görevinden alınan Hayati Yazıcı da genel başkan başdanışmanı oldu. AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), dün akşam ilk kez Başbakan Davutoğlu başkanlığında toplandı. Eski ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcısı Numan Kurtulmuş’un bakan olması nedeniyle yerine atama yapılması gerekiyordu. Kurtulmuş’un yerine, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş atandı. Ancak bununla yetinmeyen Davutoğlu, genel başkan yardımcılarının oluşturduğu Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) iki değişiklik daha yaptı. Bunlardan biri Hüseyin Çelik, diğeri de halkla ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı Salih Kapusuz oldu. Kayseri Milletvekili Kapusuz’un yerine, yardımcılığını yürüten Malatya Milletvekili Öznur Çalık tercih edildi. Diğer isimlerde değişiklik olmadı. İlk MYK’nın pazartesi günü toplanacağı bildirildi. MKYK’nın ardından basın toplantısı düzenleneceği duyurulurken medya mensupları bir sürprizle karşılaştı. Hüseyin Çelik, kameraların karşısına Beşir Atalay’la birlikte çıktı. Görev değişikliğini ilan ettikten sonra müsaade isteyen Çelik, kürsüyü yeni parti sözcüsü Atalay’a bıraktı. Beşir Atalay ise bu kararın kendisi için sürpriz olduğunu söyledi. Bu arada hükümet sözcülüğünde bir değişiklik olmayacağını dile getiren Atalay, Bülent Arınç’ın göreve devam edeceğini aktardı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ağustos 2014 Cuma 22:59

‘Kurtulmuş, dışarıdan bir isim değildir’

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kabineyi açıklamasıyla Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, görevini 62. hükümette görevlendirilen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a devretti.Kabine üyelerinin açıklanmasıyla beraber basın mensuplarına değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, ‘dışarıdan atama’ eleştirilerine değindi. “Kusura bakmayın, bu tür şeyler kulislerde olur. Dışarıdan lafını yadırgadım. Numan Kurtulmuş dışarıdan bir isim değildir.” dedi. Ardından Başbakanlık merkez binada düzenlenen devir teslim törenine geçildi. Törende konuşan İşler, “Onurla, gururla, şerefle, devraldığım görevi yine onurumla gururumla şerefimle ve alnımın akıyla çok değerli kardeşim Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’a devretmenin mutluluğunu, bahtiyarlığını hissediyorum.” dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA ve Yurtdışı Türkler Başkanlığı kendisine bağlı olan İşler, 12 yıllık AKP döneminde, hükümetler içinde en kısa süre görev yapan bakan. Başbakan yardımcısı olarak kabinede kendisine yer bulan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, aynı zamanda ekonomi profesörlüğü kimliğiyle de tanınıyor. Siyasi yaşamına ise 1998 yılında Necmettin Erbakan’ın yanında başladı. Fazilet Partisi İstanbul İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu üyesi olarak görev yaptı. 2008 yılında Saadet Partisi genel başkanı seçildi. Ardından HAS Parti’yi kurduğunu açıkladı. HAS Parti’nin feshedilmesinin ardından, Numan Kurtulmuş, birçok partiliyle birlikte 22 Eylül 2012 günü AKP’ye katıldı. AK Parti Merkez Yürütme Kurulu’nda yapılan revizyonla, ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevine getirildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Çarşamba
Gün
24°C
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:42
Gece
Açık
20°C
Açık
Rüzgar hızı:113 km/h
Rüzgar yönü:113° DGD
Nem Oranı:86%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:39
Perşembe
Gün
Parçalı Bulutlu
31°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:197 km/h
Rüzgar yönü:197° GGB
Nem Oranı:58%
Yağış:20%
Gün Doğumu:06:42
Gece
21°C
Rüzgar hızı:132 km/h
Rüzgar yönü:132° GD
Nem Oranı:74%
Yağış:40%
Gün Batımı:19:39
Cuma
Gün
Güneşli
31°C
Güneşli
Rüzgar hızı:261 km/h
Rüzgar yönü:261° B
Nem Oranı:58%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:42
Gece
20°C
Rüzgar hızı:303 km/h
Rüzgar yönü:303° BKB
Nem Oranı:75%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:39
Cumartesi
Gün
Güneşli
31°C
Güneşli
Rüzgar hızı:312 km/h
Rüzgar yönü:312° KB
Nem Oranı:61%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:42
Gece
21°C
Rüzgar hızı:316 km/h
Rüzgar yönü:316° KB
Nem Oranı:76%
Yağış:20%
Gün Batımı:19:39
Pazar
Gün
Güneşli
31°C
Güneşli
Rüzgar hızı:306 km/h
Rüzgar yönü:306° KB
Nem Oranı:64%
Yağış:20%
Gün Doğumu:06:42
Gece
21°C
Rüzgar hızı:273 km/h
Rüzgar yönü:273° B
Nem Oranı:77%
Yağış:20%
Gün Batımı:19:39
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
02 Eylül 2014 Salı 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Çarşamba
Gün
25°C
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:32
Gece
Parçalı Bulutlu
22°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:26 km/h
Rüzgar yönü:26° KKD
Nem Oranı:90%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:34
Perşembe
Gün
26°C
Rüzgar hızı:126 km/h
Rüzgar yönü:126° GD
Nem Oranı:81%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:32
Gece
22°C
Rüzgar hızı:29 km/h
Rüzgar yönü:29° KKD
Nem Oranı:85%
Yağış:50%
Gün Batımı:19:34
Cuma
Gün
Parçalı Bulutlu
25°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:30 km/h
Rüzgar yönü:30° KKD
Nem Oranı:83%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:32
Gece
Açık
22°C
Açık
Rüzgar hızı:32 km/h
Rüzgar yönü:32° KKD
Nem Oranı:88%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:34
Cumartesi
Gün
26°C
Rüzgar hızı:45 km/h
Rüzgar yönü:45° KD
Nem Oranı:78%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:32
Gece
22°C
Rüzgar hızı:36 km/h
Rüzgar yönü:36° KD
Nem Oranı:83%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:34
Pazar
Gün
Parçalı Bulutlu
25°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:37 km/h
Rüzgar yönü:37° KD
Nem Oranı:77%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:32
Gece
Açık
22°C
Açık
Rüzgar hızı:29 km/h
Rüzgar yönü:29° KKD
Nem Oranı:84%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:34
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
02 Eylül 2014 Salı 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Çarşamba
Gün
24°C
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
18°C
Rüzgar hızı:35 km/h
Rüzgar yönü:35° KD
Nem Oranı:41%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:18
Perşembe
Gün
35°C
Rüzgar hızı:161 km/h
Rüzgar yönü:161° GGD
Nem Oranı:22%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
Parçalı Bulutlu
18°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:333 km/h
Rüzgar yönü:333° KKB
Nem Oranı:49%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:18
Cuma
Gün
Parçalı Bulutlu
32°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:322 km/h
Rüzgar yönü:322° KB
Nem Oranı:35%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
Parçalı Bulutlu
18°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:23 km/h
Rüzgar yönü:23° KKD
Nem Oranı:49%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:18
Cumartesi
Gün
34°C
Rüzgar hızı:62 km/h
Rüzgar yönü:62° DKD
Nem Oranı:27%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
Açık
17°C
Açık
Rüzgar hızı:46 km/h
Rüzgar yönü:46° KD
Nem Oranı:49%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:18
Pazar
Gün
33°C
Rüzgar hızı:74 km/h
Rüzgar yönü:74° DKD
Nem Oranı:33%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
Parçalı Bulutlu
17°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:8 km/h
Rüzgar yönü:8° K
Nem Oranı:52%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:18
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
02 Eylül 2014 Salı 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri