31 Ekim 2014 Cuma 00:00

İşçiler rastgele kazı yapıyor

Ermenek’te yaşanan facia muhalefeti harekete geçirdi. MHP’nin Karaman’ın Ermenek ilçesindeki maden ocağında yaşanan kaza ile ilgili bölgeye gönderdiği heyet, ilk tespitlerini yaptı.Heyet başkanlığını yapan MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, facianın ilk sorumlusunun 1 ay önce denetimden geçemediği için kapatılan maden ocağına, 1 ay sonra çalışma izni veren kurum ve kuruluşlar olduğunu açıkladı. İktidarın sorumluluktan kaçamayacağını söyledi. Kalaycı, kazanın yaşandığı ocakta işçilerin, ellerinde harita olmadan rastgele kazı yaptıklarını söyledi. Şöyle konuştu: “İşçilerle yaptığımız görüşmelerde, kömürü, ellerinde harita olmadan çıkardıklarını söylediler. Kazdıkları yerde, kömür yoksa, başka yere dönüyorlar. Bu şekilde maden çıkarıyorlarmış. Böyle madencilik olur mu? Bunun sorumlusu siyasi iktidardır. Buraya ruhsat veren iktidardır.” Kalaycı, madende yaşanan su baskınının Ermenek barajından değil, civardaki diğer madende biriken sudan kaynaklandığını savundu: “İşçiler, her an su baskını olabileceği endişesiyle sırf ekmek parası için çalışıyorlar. Kendilerini su baskınından korumak için ellerinde 160 cm’lik bir aletle duvarı deliyorlar. Eğer su gelirse orada kazı işini yapmıyorlar. Başka yere geçiyorlar. Kendilerini bu şekilde korumaya çalışıyorlar. Oysa ellerinde topograf bilgisi olması lazım. Nereden su geleceğinin bilinmesi ve ona göre önlem alarak kazı yapılmalı.”BEYEFENDİNİN AYAKLARI ÇAMUR OLMASIN!CHP Milletvekili Umut Oran da, faciaya ilişkin gözlemlerini raporlaştırdı. 29 Ekim günü saat 13.00 ile 19.00 saatleri arasında işçileri kurtarmaya yönelik hiçbir çalışma yapılmadığını savunan Oran, “Saat 13.00-ile 19.00 arasında hiçbir kurtarma işlemi yapılamadı sadece protokol düzeni sağlandı. Karaman Valisi sadece ‘Beyefendinin aracı şuraya park edecek, çamurdan yürümesin buraya mıcır dökün’ talimatını vermekle meşguldü.” değerlendirmesinde bulundu. CHP’li Oran, hazırladığı maden raporunda Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan iken başlattığı bir uygulama ile maden ruhsatlarının 2012’den beri Başbakanlık tarafından verildiğini hatırlattı. Raporda, “Soma’da ve benzeri her maden kazasında asıl suçlu Başbakan’dır. Çünkü 2012’den beri ruhsatları bizzat Başbakanlık vermektedir. Suçlu Erdoğan ve bu düzeni sürdüren Davutoğlu’dur! İşveren burada sadece Başbakan’ın taşeronundur. Madenciler çok ilkel, akıl almaz, insanlık dışı koşullarda çalışmak zorunda bırakılıyor. Bu maden daha önce kapatılmış ancak gerekli koşullar sağlanmadan yeniden açılarak adeta bu faciaya davetiye çıkarılmış. ‘Beğenmeyen gelmesin’ diyerek insanların işsizliğinden, çaresizliğinden çıkar sağlanmaktadır.” ifadelerini kullandı. İşçiler suyun tadına bakarak, baskın tahmini yapıyor!CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ise söz konusu maden ocağında son iki yılda iki kez su baskını yaşandığını hatırlattı. Facianın yaşandığı madende değerlendirmelerde bulunan Atıcı, “Felaket geliyorum demiş. Açık, net bir şekilde burada felaket yaşanacağı anlaşılmış. Nereden mi? İki yılda buraya iki kere su baskını olmuş. İşçiler su baskınlarını madene damlayan suyun tadına bakarak tahmin ediyor. Bunu iki kere yapmışlar geçmişte. Bu sefer yanılmışlar. Boşaltmakta geç kalmışlar. Bu madene ruhsat verenler utanmalılar. Böyle bir devirde suyun tadına bakarak baskın olacağını anlamak, ‘bu maden patlayacak mı patlamayacak mı’ kontrol etmek beni utandırıyor.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ekim 2014 Cuma 00:00

CHP’ye açık hakarete ceza çıkmayınca RTÜK karıştı

Bir televizyon kanalında CHP’ye yapılan açık hakaretin, uyarı cezasıyla geçiştirilmek istenmesi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nu (RTÜK) karıştırdı.Programda açık bir şekilde Atatürk ve CHP’ye hakaret edildiğini belirten muhalefet partilerine mensup üyeler, AKP’li üyeleri iktidar yandaşı yayın organlarını koruyup kollamakla suçladı. Kanal A’da 22 Eylül tarihinde yayınlanan programın konuğu Sait Alpsoy, CHP’yi kastederek, “Bunlar Allah düşmanı, bunlar din düşmanı, bunlar kendi varlığının, kendi özünün düşmanı.” dedi. ‘Ahlaksız CHP’, ‘burunları halkalı, boyunları tasmalı, Allah düşmanı, Allah’sız partinin kapı kulları, köleleri’ gibi ifadeler de aynı katılımcı tarafından programda kullanıldı. Konu ile ilgili rapor hazırlayan uzmanlar, kanala para cezası gerektiren ceza verilmesini istedi.Üst Kurul’un dünkü toplantısında gündeme gelen raporu değerlendiren AKP’li Üst Kurul üyeleri, kanala para ya da program durdurma cezasını içeren yayın ilkelerinden değil sadece ‘uyarı’ gerektiren yayın ilkesinin ihlal edilmesinden ceza verilmesi gerektiğini öne sürdü. Muhalefet üyeleri de programda kullanılan ifadelerin çok ağır olduğunu belirterek, daha ağır cezaların verilmesi gerektiğini belirtti. İki üyenin eksik olması sebebi ile kuruldan karar çıkmadı.Kurul’un üyelerinden Ali Öztunç, AKP’li üyelere sert tepki gösterdi. Daha önce Ulusal Kanal’da yaşanan bir örneği aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan için söz konusu kanalda ‘eli uzun’ şeklinde bir ifade kullanıldığını, bu ifade için kanala ceza verilmesi için kendilerinin de oy kullandığını belirtti. Süleyman Demirkan da Kanal A’nın iktidar yanlısı bir yayın yaptığını, bu sebeple Atatürk’e ve CHP’ye açık bir şekilde hakaret olduğu halde cezadan kaçınıldığını vurguladı. MHP’li üye Esat Çıplak ise “Bu sözler sokakta birinin yüzüne söylense cinayet işlenir. Fakat Üst Kurul ne yapıyor? Adı geçen yayın kuruluşunun yaptığı bu hukuksuz ve ahlaksız yayın için aynı kanunun daha hafif müeyyide gerektiren bendini öneriyor. Bu tamamen topu taca atıp sorumluluklarını yerine getirmemek demektir.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ekim 2014 Cuma 00:00

Cumhurbaşkanı, yolsuzlukları örtmek için MGK’yı kullanıyor

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, iktidarın ‘paralel yapı’ iddiasını Kırmızı Kitap’a alma girişimini, ‘yolsuzlukların üzerini örtme’ çabası olarak yorumladı. CHP’li Loğoğlu ise AKP’nin ‘paralel yapı’ iddialarına inanmadığını söyledi.MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla, ‘paralel yapı’ safsatasının MGK toplantısında ‘Kırmızı Kitap’a gireceği yönündeki iddialara sert tepki gösterdi. Erdoğan’ın, 17-25 Aralık’ı örtmek için icat ettiği ‘paralel yapılanma’ konusuna MGK’yı bile alet ettiğini söyledi. Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuşan Vural, ülke için gerçek manada tehdidin askeri şehit eden, milli birlik ve bütünlüğümüze tehdit olan PKK ve KCK yapılanması olduğunu belirtti. Genelkurmay Başkanlığı’na da sitemde bulundu. Her şehidin ardından Genelkurmay Başkanlığı’nı ‘kınama’ başkanlığına çevirenlerin MGK’da güven vermeyeceğini vurguladı. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in, “Çözüm sürecine dair bilgim yok.” açıklamasını hatırlatan Vural, “Türkiye’nin gerçek tehditleri paralel PKK/KCK devlet yapılanması MGK’da görüşülmemişse, rüşvet ve yolsuzluk çetesini aklamak için icat edilen bir yapılanma konusunda MGK’nın alet olarak kullanılması gerçekten siyasi amaçlı bir hareketten öte anlam taşımıyor. MGK’nın PKK/KCK yapılanmasının nereye gittiği ve nasıl önlenmesi konusunda tavrını bekliyorum. Sanal hayalet düşmanlar üretmek yerine somut tehditler karşısında MGK’nın kanunlarla kendisine verilen görevi yapmasını bekliyorum. Bir siyasi partinin, rüşvet ve yolsuzluk iddialarını örtmek için ortaya attığı somutlaşmamış birtakım iddiaları MGK’da siyaset belgesini sokmak istemesi siyasidir. Biz, devletin içerisinde ‘paralel millet ve paralel devlet’ oluşturmak isteyen KCK yapılanmasının Türkiye’nin gerçek manada tehdidi olduğu kanaatindeyiz. Bütün kurumların bu tehdit karşısında milletin kendilerine verdiği görevi yerine getirmelerini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı. CHP’li Loğoğlu: MGK’da paralel yapının konuşulması abesle iştigalCHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu da iktidarın, ‘bütün sıkıntıların kaynağının paralel yapı olduğu’ yönündeki iddialarına inanmadığını söyledi. Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuşan Loğoğlu, iktidarın her devirde suçlayacak bir günah keçisi bulduğunu anlattı. Paralel yapı iddialarının MGK’da ele alınacağına dair iddiaların sorulması üzerine Loğoğlu, “Bu hükümetin bir özelliği var. Her zaman parmakla işaret edebileceği bir günah keçisine ihtiyacı var. Bir defa devamlı sağ cebinde duran bir CHP var. CHP her zaman yetmiyor! İkinci bir günah keçisi lazım. Ergenekon, balyoz, derken şimdi de paralel yapı. Her şeyin altında paralel yapı var! Ben bunu inandırıcı bulmuyorum. Ben bunu doğru da bulmuyorum. Türkiye böyle bir ateş çemberi içindeyken MGK’da böyle bir konunun yer alması abesle iştigaldir.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ekim 2014 Cuma 03:33

Başbakan: Alevi açılımını sürdüreceğiz

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Alevi açılımını geçmiş çalışmaları inceleyerek sürdürme niyetinde olduklarını açıkladı.Başbakan’ın, ‘Yeni Türkiye Yolunda’ konuşmasındaki gündem maddelerinden biri de Alevi açılımıydı. Davutoğlu, “Bu konuda inşallah önümüzdeki dönemde somut adımlar da atacağız. Ama bu somut adımların bir öncü adımı olarak şu düşüncemizi hemen sizlerle paylaşmak istiyorum. İnşallah 8 Kasım tarihinde, yani Muharrem ayının 13. günü Hacı Bektaş Derneği’nin Hacıbektaş’ta düzenlediği Aşure Günü’ne bizzat katılmak arzusundayım. Muharrem orucunu hep birlikte açacağız ve Kerbela şehitleri anısına pişirilen aşureyi yine birlikte kaşıklayacağız.” ifadelerini kullandı. Başbakan, Kobani eylemleri ile çözüm sürecinin baltalanmak istendiğini anlattı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ekim 2014 Cuma 00:00

‘Güneydoğu’da karanlık eller devreye girdi’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, çatışmasızlığın kalıcılaştırılması için başta AKP hükümeti olmak üzere herkesin acilen tedbir alması, yaşanan ölümlere ‘dur’ demesi gerektiğini söyledi.Önceki gün Diyarbakır’da eşiyle birlikte pazar alışverişi yaparken vurulan Astsubay Nejdet Aydoğdu’yu hatırlatan Tanrıkulu, “Son günlerde bölgede yaşanan benzer olaylar, karanlık ellerin devrede olduğunu ortaya koymaktadır. Başından beri söylediğimiz gibi, çatışmasızlık ortamının devamı, insan hayatı her şeyden de önemlidir. Dolayısıyla çatışmasızlığın kalıcılaştırılması için başta AKP hükümeti olmak üzere herkesin acilen tedbir alması, bu ölümlere dur demesi gerekmektedir. Kimsenin Türkiye’yi yeni bir çatışma ortamına sürüklemeye, bu topluma çözümsüzlüğü dayatmaya hakkı yoktur. Bu vesileyle, yeni ölümlerin yaşanmaması için çözüme hız verilmeli, her türlü demokratik adım acilen atılmalı ve son günlerde yaşanan ölümlerin arkasındaki karanlık el ortaya çıkarılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ekim 2014 Cuma 00:00

CHP’yi karıştıran fotoğraf

Antalya’nın Gazipaşa CHP İlçe Teşkilatı’nın ‘Cumhuriyet Yemeği’nde, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının, geceye katılan eski genel başkan Deniz Baykal’ın konuşma yaptığı kürsünün önünde yere konulması tepki çekti.CHP Gazipaşa İlçe Teşkilatı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Cumhuriyet Yemeği düzenledi. Yemeğe, Deniz Baykal, Antalya milletvekilleri Osman Kaptan, Yıldıray Sapan ve Arif Bulut, CHP Gazipaşa İlçe Başkanı Bülent Kocabaş ve yönetim kurulu üyeleri, eski Gazipaşa Belediyesi Başkanı Cemburak Özgenç ve çok sayıda partili katıldı. Deniz Baykal’ın konuşması sırasında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının kürsünün önüne konulması sosyal medyada tartışmalara yol açtı. Sosyal medyadaki yorumlarda, ‘Bu bir rezalet, kongreden sonra böyle mi olacaktı?’, ‘Türkiye tarihine geçecek bu rezaletin mimarı Bülent Kocabaş’tır’, ‘Bizi Sivas’ta Dersim’de yakanlardan farkı nedir bu zihniyetin’, ‘Bunun adı yalakalık’, ‘Sözün bittiği yer’ gibi tepkiler yer aldı. Eleştirilerin hedefinde olan CHP Gazipaşa İlçe Başkanı Bülent Kocabaş, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, yorumları hayret ve üzüntüyle okuduğunu belirtti. Kocabaş, “Fotografı, en uygun nokta olarak gördüğümüz kürsünün önüne, herkes tarafından en rahat görülebilecek yere koymayı ilçe sekreterimiz uygun görmüştür. Ancak tüm sorumluluk bendedir. İstemeyerek zor durumda bıraktığım sayın Genel Başkanım Kılıçdaroğlu’dan, önceki genel başkanım sayın Deniz Baykal’dan, genel merkez yöneticilerimden, sayın İl Başkanım Cavit Arı’dan, saf, temiz duygularıyla eleştiri yapan partililerimden özür diliyorum. Tüm sorumluluk bendedir. Takdir ne ise razıyım.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ekim 2014 Cuma 00:00

Vekiller, Soma’daki ocağa ikinci kez indi

Meclis Maden Kazalarını Araştırma Komisyonu üyeleri, Başkan Ali Rıza Alaboyun ile birlikte 13 Mayıs’ta 301 madenciye mezar olan, Soma’daki ocağa ikinci kez girdi.Komisyon Başkanı Alaboyun, maden alanına geldikten sonra düzenlediği basın toplantısında, kaza mahallini görmek için geldiklerini anlattı. Alaboyun, “Komisyon toplantısı yapmıyoruz. Arkadaşlarımızla birlikte teknik bir çalışma ziyareti yapıyoruz. Kaza mahallini yerinde göreceğiz, orada görüntü alıp fotoğraf çekeceğiz. Teknik ekiple aşağıya ineceğiz. Bilgilerimizi alacağız ve Ankara’da değerlendirdikten sonra bunu kamuoyuna duyuracağız.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ekim 2014 Cuma 17:02

Bahçeli: Cemaati tehdit olarak görenler PKK'yı kollayıp, imtiyazlarla donattı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK), Türkiye'nin güvenliği yerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kişisel hesaplarına ve kapanması ahlaken mümkün olmayan 17-25 Aralık sürecini göğüslemeye odaklandığını açıkladı. PKK'nın hain ve hunhar saldırılarının MGK'nın sonuç bildirisine yansımadığını kaydeden Bahçeli, "Ortadoğu'da ABD'nin müdahalesiyle meşrulaşma yoluna giren Kürdistan meselesi kayda değer bulunmamıştır. IŞİD terörünün toz bulutu altında bütünleşen, toparlanan ve toplanan dört parçalı Kürdistan iskeleti MGK sıralarında oturan zevatın ilgisini çekmemiştir.10 saat 25 dakika sürdüğü söylenen ve böylelikle rekor kırdığı ifade edilen MGK toplantısında Türkiye ve Türk milleti lehine hiçbir karar alınmamıştır." dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Parti Genel Merkezi'nde gündemdeki konulara yönelik basın toplantısı yaptı. Soma'dan sonra Ermenek'te de yeni bir maden dramının yaşanmasının geçmişteki acı ve ihmallerden ders alınmadığını gösterdiğini belirten Bahçeli, "Şu anda yerin 350 metre altında bulunan işçilerimizin kurtarılması için yoğun çaba harcanmaktadır. Sırası ve yeri geldiğinde sorumsuzlukta, ihmalde, tedbirsizlikler halkasında kim ya da kimlerin dahli varsa elbette konuşulacak, haklarında gerekli işlemler yapılacaktır. Ancak şimdi, tüm enerji, tüm çalışma, tüm dua ve temennimizi 18 masumun toprağın altından çıkarılmasına yöneltmek durumundayız. Önemle bildirmek istiyorum ki, maden ocağında yaşanan su baskınını doğal afet gibi gösterip yakayı kurtarmaya çalışan şirket yöneticilerine tavsiyem, küstahlığı bırakıp birazcık insafları varsa nedamet göstermeleridir." diye konuştu."ONBİNLERCE İNSANIMIZIN HAYATINA KAST EDEN CANİBAŞI, 'ÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK ABİDESİ'"Başbakan ve hükümetin çözülme sürecini umutla, inatla ve ısrarla sürdürdüğü belirten Bahçeli, "Onbinlerce insanımızın hayatına kast eden canibaşı, 'çözüm, barış ve kardeşlik abidesi', Vatan evlatlarını kahpece infaz eden PKK terör örgütü dağda hak ve barış arayan 'sözde özgürlük savaşçıları', bu melanete alkış tutan çürümüşler, 'barışsever ve demokrat aydın', bozgunculuğa, ayrımcılığa, fitneye ve terörün örtülü amaçlarına hizmet eden işbirlikçiler ise 'akil adamlar' olarak takdim ve servis edilmiştir. Türkiye'de hiçbir ölçü kalmamıştır. Milli kimlik ve güvenlik duvarları arkası arkasına saldırıya uğramıştır. AKP, siyasi varlığını ve siyasi geleceğini tamamen bölücülüğe bağlamış, bölücü alçaklara dayandırmıştır. İktidar PKK'nın hain emellerine, bölgesel ve küresel cinayet projelerine göz yummakla kalmamış iffetsizce alkışlamış ve alkışlanmasına refakat etmiştir. Orduyu kana boğanlar, mazisi bir asrı aşan süredir haritalar üzerinde karalama yapanlar rotayı son yurdumuza çevirmişler, milletimizi kapsamına alan şer hesaplarla oyalanmaya başlamışlardır." şeklinde konuştu."BU İHANET GEÇİDİ HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE CEREYAN ETMİŞTİR"Cumhuriyetin 91.yıldönümünde Habur Sınır Kapısı'ndan vatan topraklarına girip; sınır il ve ilçelerden tezahüratlarla, alkışlarla, sevinç gösterileriyle geçerek Ayn el-Arap'a intikal eden peşmergelerin Türk milletini derinden yaraladığını vurgulayan Bahçeli, "91 yıllık mirasa gölge düşürülmüştür. Türk askerine taşla, sopayla, molotof kokteyliyle ve silahla saldıran PKK'lı gruplar peşmergeyi bağrına basmış, zafer işaretleri ve zılgıtlarla selamlamıştır. Ayn el-Arap, diğer ismiyle Kobani'ye yardım bahanesiyle ağır silahlı peşmergelere Türk vatanı çiğnetilmiştir. Bu ihanet geçidi herkesin gözü önünde cereyan etmiştir. Türkiye bir kez daha küçülmüş, büyük milletimiz bir kez daha küçük düşürülmüştür. Ellerinde PKK paçavraları, cani posterleri ve sözde Kürdistan bayrakları olan kalabalık yığınlar peşmerge konvoyuna Şırnak'ın Silopi ve Cizre ilçelerinden Mardin Nusaybin'e ve buradan da Şanlıurfa Suruç'a kadar tezahürat yarışına girmişlerdir. AKP-PKK anlaşmasıyla, 19 Ekim 2009'da Habur'dan sokulan 34 PKK'lıya düzenlenen terörist karşılama törenleri aynısıyla tekrarlanmıştır." açıklamasında bulundu."29 EKİM'DEKİ PKK-PEŞMERGE GEÇİŞ SAHNELERİNİN UNUTULMAYACAK"29 Ekim'deki PKK-peşmerge geçiş sahnelerinin unutulmayacağını hatırlatan Bahçeli şunları söyledi: "Milletimize yaşatılanlar yeni bir Haçlı kampanyası, yeni bir istila ve isyan teşebbüsüdür. Verilmek istenen mesaj, Anadolu'nun Türklerin yurdu olmadığı, burada başkalarının da hak ve payı olduğu uydurmasıdır. Bu itibarla milli güvenliğimiz linç edilmiş, devletimizin hak ve itibarı öğütülmüştür. Sınırlarımız teröristlerin kullanımına çözülme sürecinin idame ve devamı şartıyla devredilmiştir. PKK'ya açılan koridor, PYD'ye verilen destek; Kobani diyerek Ankara'yı gözden çıkarmaya ve varlığımıza dinamit döşemeye azmetmektir. Türk hukuk mevzuatında bunun karşılığı kesinlikle ihanettir. Ve bunun failleri elbette hesap vereceklerdir."Ülkenin birikmiş ve tahammül sınırlarını çoktan aşmış güvenlik sorunlarının kokmaya yüz tutmuş ceset gibi orada duruyorken, dün toplanan MGK'nın gündemine paralel yapılanmanın girmesinin izansızlık ve vicdansızlık olduğunu dile getiren Bahçeli, "MGK, Türkiye'nin güvenliği yerine Erdoğan'ın kişisel hesaplarına ve kapanması ahlaken mümkün olmayan 17-25 Aralık sürecini göğüslemeye odaklanmıştır. PKK'nın hain ve hunhar saldırıları MGK'nın sonuç bildirisine yansımamış, Ortadoğu'da ABD'nin müdahalesiyle meşrulaşma yoluna giren Kürdistan meselesi kayda değer bulunmamıştır. IŞİD terörünün toz bulutu altında bütünleşen, toparlanan ve toplanan dört parçalı Kürdistan iskeleti MGK sıralarında oturan zevatın ilgisini çekmemiştir.10 saat 25 dakika sürdüğü söylenen ve böylelikle rekor kırdığı ifade edilen MGK toplantısında Türkiye ve Türk milleti lehine hiçbir karar alınmamıştır. MGK üyeleri bu kadarlık sürede ülkemizin hangi sorununa isabetle eğilmiş ve öneri getirmiştir? İç ve dış legal görünümlü illegal faaliyet yürüten paralel yapılanma diyerek hala samanlıkta iğne arayan MGK isimli kuruluşun felaketimize neden olacak terör ve bölücülükle ilgili hiç mi kaygısı yoktur? PKK terör örgütü Cizre'de özerklik ilan edip yol kontrolleri yaparken, mahkeme kurup TSK ve Emniyet mensuplarına kurşun sıkarken MGK üyelerinin aklı nereye gitmiş, kalpleri ne için atmıştır? Şu anda musibetin ve melanetin bir numaralı kaynağı olan çözülme sürecinin olumlu atmosfer ve huzur ortamı yarattığını, buna karşılık provokatif olaylara karşı kamu düzeni ve güvenliğini koruma kararlığını açıklamak MGK'nın Türkiye gerçeklerinden koptuğunu işaret etmektedir. Türkiye'nin güvenliğindeki açık ve tahribatlar bu kurul üyeleri tarafından ciddiye ve görüşmeye değer bulunmamıştır. Güneydoğu'da asker ve polislerimize yönelik suikast eylemleri artarken, KCK'nın şehir yapılanmasının Diyarbakır'da görev yapan güvenlik görevlilerimizin oturdukları ev ve apartmanları yakın takibe almaları güvenlik sorunu olarak görülmemiştir." açıklamasında bulundu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

31 Ekim 2014 Cuma 08:31

28 Şubat’ı geçti; MGK toplantısı 10 saat 20 dakika sürdü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen ve 10 saat 20 dakika süren Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, en uzun MGK olarak tarihe geçti.28 Şubat post-modern darbe sürecine adını veren 1997 tarihli MGK 9 saat sürmüştü. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, Erdoğan’ın daha önce işaret ettiği gibi ‘paralel yapıyla mücadele’ yer aldı. Bildiride, “Milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış, legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlarla yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.” ifadeleri kullanıldı. Çözüm sürecinin ele alındığı aktarılan toplantıda, kamu düzenini koruma konusunda kararlılık mesajı verildi. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan gelişmelerle ilgili ise şunlar kaydedildi: “Irak ve Suriye’de IŞİD ve diğer terör örgütleriyle mücadele, ülkemizin bu mücadelede uluslararası koalisyon içindeki konumu, Türkiye’ye müzahir gruplar başta olmak üzere, ılımlı muhaliflerin durumu ve yerinden edilen kişilere yönelik insanî yardımlarımız görüşülmüştür. Ayrıca Irak’taki siyasi süreçte son dönemde yaşanan gelişmeler gözden geçirilmiş, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönündeki irade teyit edilmiştir. Başta Gazze’de sağlanan ateşkes olmak üzere, İsrail-Filistin ihtilafında yaşanan son gelişmeler kapsamlı biçimde görüşülmüştür.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ekim 2014 Perşembe 07:06

Maden ocağı, Meclis gündemine gelince 1 haftada denetlendi

Karaman’da yaşanan son maden kazası, denetim tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi.İstanbul’daki bir maden ocağında yaşananlar, Türkiye’deki denetim mantığını çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. 3 yıldır vatandaşların tüm şikayet ve ihbarlarına rağmen denetlenmeyen bir taş ocağında, 29 Haziran 2014 tarihinde 2 kişinin hayatını kaybettiği bir kaza yaşandı. Buna rağmen genel denetimin olmadığı ocak, 10 Temmuz tarihinde bir soru önergesiyle TBMM gündemine gelince apar topar 1 hafta içinde denetim gerçekleşti ve tam 23 eksik tespit edildi. Bunun üzerine ocak, geçici olarak kapatıldı. İstanbul Sultangazi’de faaliyet gösteren Has Beton adlı taş ocağında, 29 Haziran tarihinde meydana gelen göçükte işçilerin de içinde olduğu iş makineleri göçük altında kaldı ve Erdem Çelikmek ile Süleyman Akay adlı iki işçi hayatını kaybetti. Çevre sakinleri ve çalışanlar, kazadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu’nun iş ve işçi şikayetleri için hizmete soktuğu Alo 170 hattına ocaktaki sorunlarla ilgili ihbarda bulunulduğunu, ihbarlarının Türkiye İş Kurumu Bayrampaşa Hizmet Merkezi tarafından 23 Mayıs’ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş İstanbul Grup Başkanlığı’na ilettiğini belirtti. Ancak şikâyetlerle ilgili olarak Has Beton taş ocağına herhangi bir teftişte bulunulmadı. İddiaya göre, seçim döneminde denetim yapılmaması için müfettişlerin yüzde 80’i şehir dışına gönderilmiş ve maden mühendisleri de Soma’dan sonra ülke çapında yeraltı kömür ocağı teftişine çıkarıldığı için Has Beton’un kapısını kimse çalmamıştı.23 EKSİK TESPİT EDİLDİ, İŞ DURDURULDUOlay ve iddialar, 10 Temmuz 2014 tarihinde TBMM gündemine taşındı. HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevaplaması talebiyle hazırladığı soru önergesinde, Has Beton taş ocağı ile ilgili ihbar sonrası kurulun taş ocağını haziran ayı planına aldığı halde neden teftişe gitmediğini sordu. 24 Ekim 2014 tarihinde verilen cevapta, tüm şikayet ve kazaya rağmen denetim yapılmayan ocakta, soru önergesi verildikten bir hafta sonra denetim yapıldığı ortaya çıktı. Cevapta, ülke genelinde yeraltı maden ocaklarına yönelik haziran ayında denetim yapıldığı, söz konusu ocakta ise bu denetimin 17-18 Temmuz 2014 tarihlerinde gerçekleştiği belirtildi. Has Beton adlı ocakta daha önce 2007, 2008 ve 2011 yıllarında teftiş yapıldığı, ocakta 2007’de 11, 2008’de 7, 2011’de ise 13 noksan tespit edildiği belirtildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ekim 2014 Perşembe 07:05

Cumhurbaşkanı işvereni suçladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ermenek’e giderek incelemelerde bulundu. Daha sonra açıklama yapan Erdoğan, kazanın faturasını işverene kesti: “Yapılan yasal düzenlemeleri hazmedemeyen işverenler var. Yemeğin aşağıda yenmesine yönelik baskılar böyle bir sıkıntıyı doğurmuştur.” Madenin sahibi Saffet Uyar, 2009’da AKP’den belediye başkan adayı olmuştu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ermenek’te 18 işçinin mahsur kaldığı maden faciasından işvereni sorumlu tuttu. Maden ocağında yaptığı incelemelerin ardından konuşan Erdoğan, madencilerin kurtarılması için devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini söyledi. Kazanın faturasını işverene kesen Erdoğan, facianın sebebinin, işçilere yapılan ‘yemeğin madende yenmesine yönelik baskılar’ olduğunu söyledi. Yaptıkları yasal düzenlemeleri hazmedemeyen işverenler olduğunu anlatan Erdoğan, “Soma’dan sonra bir dizi yasal düzenleme yaptık. Buralarda çalışan işçilerimize yeni yasal koşullar getirdik. Yapılan yasal düzenlemeleri hazmedemeyen işverenler var. Bu düzenlemeyi hazmedemeyen işverenlerin bazı sorunlar doğuracağı belliydi. Yemeğin aşağıda yenmesine yönelik baskılar böyle bir sıkıntıyı doğurmuştur. Çalışma süresinin 8 saatten 6 saate inmesi işveren anlayışını farklı ele almamız gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Siz kalkıp yemekle ilgili olayı 6 saatin içerisine sığdırmaya çalışırsanız bunu hesabını sormamız gerekir. Adli ve idari soruşturma başlamış durumda. Bunu sonucunda ne çıkacak göreceğiz. Süratle neticeyi almamız gerekiyor.” dedi.SARAYDAKİ RESEPSİYON İPTALBu arada, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapılması planlanan 29 Ekim resepsiyonu, maden faciası sebebiyle iptal edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabah saatlerinde Beştepe’deki sarayda Cumhuriyet Bayramı tebriklerini kabulünün ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Bu akşam yapacağımız resepsiyonu Karaman’daki bu elim maden ocağı kazası sebebiyle iptal kararı aldık.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı, daha sonra Atatürk Kültür Merkezi’ndeki 29 Ekim kutlamalarına katıldı. Buradaki programda bir konuşma yaptı. Böylece merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la birlikte başlayan ve bugüne kadar devam eden AKM’de konuşma yapmama geleneği de son bulmuş oldu. Erdoğan’ın sonraki durağı maden faciasının yaşandığı Ermenek ilçesi oldu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ekim 2014 Perşembe 00:00

Balçıklaşan su işimizi zorlaştırıyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu, öncelikli hedeflerinin madende mahsur kalan 18 kişiye ulaşmak olduğunu söyledi.Balçıklaşan suyun ekipleri zorladığını anlatan Davutoğlu, kazanın oluş şeklinin ancak suyun tamamı çekildikten sonra tespit edilebileceğini belirtti. Başbakan Ahmet Davutoğlu, su basması sonucu linyit kömür ocağında mahsur kalan 18 işçinin kurtarılma çalışmalarının devam ettiği Ermenek’e geldi. AFAD’ın Mobil Koordinasyon Merkezi’ne girerek brifing aldı. Davutoğlu, daha sonra kameraların karşısına geçti. Önceliklerinin süratle suyu tahliye ederek, mahsur kalan işçilere ulaşmak olduğunu söyledi. Balçıklaşma sebebiyle çalışmalarda güçlükler yaşadıklarını anlattı. Davutoğlu, “Helal rızık için çalışan bu kardeşlerimize ulaşmak temel hedefimiz. İnşallah en kısa zamanda ulaşırız. Ama durumun zorluğu da aşikâr. Eğimin yoğunluğu ve özellikle su baskını dolayısıyla çamurlaşan, balçıklaşan ortam sebebiyle çalışmalar istediğimiz hızda ilerlemedi.” diye konuştu.HER İŞVEREN, MADENCİYİ EVLADI OLARAK GÖRMELİAhmet Davutoğlu, kazanın oluş sebebinin ise bütün detaylarıyla inceleneceğini söyledi. Başbakan, “Adlî soruşturma başlamıştır. Su boşaltıldığı zaman kazanın gerekçeleri ortaya çıkacak. İşletmenin ya da herhangi bir kurumun bir ihmali varsa kesinlikle hesabı sorulur. Bizzat ben bu işin takipçisi olacağım. Bakanlarımızdan, AFAD’dan yetkililerden brifing aldım. 812 metre, 777 metre kotta kaza oluyor. Yaklaşık 35 metrelik bir su birikimini aşarak oraya ulaşmamız gerekiyor. 10 metreyi aşkın bir tahliye oldu. Ama işçilerimizin nerede olduğu tam tespit edilemediği için ilk kazanın olduğu yer, onlara ne kadar zamanda ulaşılır söylemek doğru değil. En önemli husus, her bir işveren, madenciyi kendi evladı olarak görüp çalışma şartlarını düzenlemelidir.” ifadelerini kullandı.HİÇBİR İMTİYAZ OLMAKSIZIN HESAP SORULACAKSon çıkardıkları yasalara atıfta bulunan Başbakan, sözlerini şöyle noktaladı: “Göreve geldikten sonra iş kazalarıyla ilgili çok ciddi çalışma başlatmıştık. Şimdi buradan da edindiğimiz tecrübe ve gözlemlerle bunu süratle Meclis’e sevk edeceğiz. Bir diğer husus, madencilerin çalışma şartları. Maden firmalarıyla bir araya gelmiştik. Onlara da söylemiştik, son çıkan yasayla işçilerimizin hakları geniş ölçüde ele alındı. 6 saat şartı ve diğer hususlar da. Bunun işvereni etkileyen tarafları oldu. Tekrar bir araya gelip ele alacağız. Birçok madenlerimizde yeterli teknolojik altyapı sağlanamamış görülüyor. Süratle modernizasyondan geçirilmesi lazım. Bu çerçevede de elimizden geleni yapacağız. Hiçbir imtiyaz olmaksızın sonuçlar ortaya çıkarılacak. Düzenleme gerekiyorsa düzenleme yapılacak.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ekim 2014 Perşembe 02:48

İktidara yüklendi: Yüreğim yanıyor, insanımızın hayatı bu kadar ucuz mu?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ermenek’teki maden faciasının sorumlusunun iktidar olduğunu söyledi.Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin konuya ilişkin sorularını cevaplayan Kılıçdaroğlu, yüreğinin yandığını anlattı. Zaman zaman dudakları titreyen ve konuşmakta güçlük çeken CHP lideri, “Madende insanlarımız var. Umudun kesildiği ifade ediliyor. Üzüldüğüm nokta şu: İnsanlar öldükten sonra hükümet koşarak gidiyor. Oysa hükümet insanlar ölmeden oraya gitmeliydi. Şimdi bir sürü insan gidiyor! Ambulanslar gidiyor, Başbakan gidiyor, Cumhurbaşkanı gidiyor, kurtarıcılar gidiyor! Oysa bütün bu olaylardan önce aklı başında, namuslu bir mühendis gönderselerdi, bu ölümlerin hiçbirisi olmayacaktı. Sormadan edemiyorum: Bu ülkede gerçekten hükümet var mı? Niye bir yetkiliyi görevlendirmiyorsunuz? Asansörde insanlar ölüyor. Soma’da facia yaşandı, Ermenek’te oluyor. Yarın bir başka yerde olacak. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Neden bizde insanlar ölüyor da Fransa’da, Amerika’da, Rusya’da ölmüyor. Neden iş kazalarında Avrupa birincisiyiz? Vicdanım sızlıyor, üzülüyorum. Kime dert yanacağız? Vatandaşlarımın düşünmesi lazım, bu ülke böyle yönetilemez. Geldiğimiz noktaya bakın. Hükümet, insanlar ölüyor, önlem alacakmış!” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ekim 2014 Perşembe 00:00

Suyla dolan madenin geçmişte kapatılmasına ilişkin rapor hazırlandığı doğru mu?

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, su baskını sonucu 18 madencinin mahsur kaldığı Ermenek’teki kömür madeninin 2014 yılı içinde denetlenip denetlenmediğini sordu.Tanrıkulu, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun cevaplaması talebiyle verdiği önergesinde, şu soruları yöneltti: “Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Pamuklu köyü yakınlarında su baskını sonucu 18-20 madencimizin mahsur kaldıkları madenin işletmeciliğini hangi firma yapmaktadır? Söz konusu maden 2014 yıl içerisinde hangi kurumlara bağlı hangi birimler tarafından denetlenmiştir? 2014 yılı içerisinde yapılan denetimlerde madendeki eksiklikler nedeniyle işletmeci firmaya hangi cezalar uygulanmıştır? Madenin 2014 yılları içerisinde 3 kez su baskınına maruz kalmasına rağmen hiçbir önleyici tedbirin alınmamasının sorumluları kimlerdir? Madencilerin, işletme hakkına sahip firma yetkilileri tarafından ücretlerinde kesinti olmaması için öğle yemeklerini madende yemeye yönlendirildikleri iddiası doğru mudur? Madenin, Haziran 2014 yılındaki denetimlerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından kapatılması yönünde rapor hazırlandığı ancak hazırlanan raporun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in talimatıyla değiştirilerek 9 bin TL para cezasına dönüştürüldüğü iddiası doğru mudur? İddia doğruysa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, bakanlık müfettişleri tarafından madenin kapatılması yönünde hazırlanan rapora hangi gerekçe ve nedenle müdahale etmiştir? Firma sahibinin AKP üyesi olduğu ve 2009 seçimlerinde de AKP’den Güneyyurt Belediyesi başkan adayı olduğu için mi kapatılması yönündeki rapora, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik tarafından müdahale edilmiştir?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

30 Ekim 2014 Perşembe 00:00

HDP, Kobani için halkı yeniden sokağa çağırdı

HDP, halkı Kobani için yine sokağa çıkmaya çağırdı. AKP’nin IŞİD’e destek vermekle suçlandığı yazılı açıklamada, “Halkımızı, dünyanın her yerindeki insanlarla birlikte, Kobanê ile dayanışmak için 1 Kasım’da sokağa çıkmaya ve demokratik eylemliliği yükseltmeye çağırıyoruz.” denildi.Halkların Demokratik Partisi (HDP), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından yapılan açıklamada, dünyaca ünlü ABD’li dilbilimci ve filozof Noam Chomsky ve Nobel Barış Ödülü sahibi Adolfo Perez Esquivel’in de aralarında bulunduğu aydınların eylem için çağrı yaptığı hatırlatıldı. Türkiye ve ABD liderliğindeki uluslurarası koalisyonun da eleştirildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “Direnişin başından beri Kobani’ye desteğini sunan halklarımızı, 1 Kasım’da bir kez daha sokağa çıkarak küresel eyleme güç vermeye çağırıyoruz. IŞİD’le savaşmak için oluşturulan sözde uluslararası koalisyon, Kobanê’ye karşı devam eden soykırım suçuna tanıklık etmesine rağmen, Kobani’deki direnişe etkili bir şekilde yardım etmiyor. Uluslararası yasal yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Koalisyonda bulunan bazı ülkeler, özellikle Türkiye, IŞİD’i desteklemekten vazgeçmiyor. Kobani’ye yaşam koridorunu açmıyor, peşmergenin geçişi için bile ayak sürüyor. Zamana yayarak Kobani’nin güçten düşmesini bekliyor. Kobani ise bütün bu baskılara karşı haftalardır direnerek dünyaya insanlık dersi veriyor. Bu yüzden, ‘Kobanê için, insanlık için’ IŞİD karşıtı küresel eyleme katılalım! Şimdi harekete geçme zamanıdır! Halkımızı, dünyanın her yerindeki insanlarla birlikte, Kobanê ile dayanışmak için 1 Kasım’da sokağa çıkmaya ve demokratik eylemliliği yükseltmeye çağırıyoruz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 00:00

Esed, IŞİD ve PKK’yı sınırımızda istemiyoruz, üçü de düşman

Başbakan Ahmet Davutoğlu, kamuoyunu tatmin etmek için sadece Kobani’ye yardıma yönelik bir stratejiyi kabul etmeyeceklerini söyledi. Suriye krizi çözülmeden Kobani meselesinin çözüleceğine inanmadığını kaydeden Başbakan, IŞİD’in de İslami olmadığını kaydetti. Davutoğlu, “Sınırımızda görmek istemediğimiz 3 grup var; Suriye rejimi, IŞİD ve PKK. Bunların tümü Türkiye’nin düşmanıdır. Türkiye için tehdit ve risk oluşturmaktadır.” dedi.Davutoğlu, İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye verdiği röportajda, son olaylarla Suriye krizinin Türkiye’ye taşınmak istendiğini belirtirken buna asla izin vermeyeceklerini vurguladı. Başbakan, hükümetin Kobani konusunda izlediği stratejiyi şöyle anlattı: “Birincisi ılımlı Suriye güçlerine yani ÖSO’ya yardım edilmeli, donatılmalı ve eğitim desteği verilmeli. İkinci olarak IŞİD’in ve rejimin halka saldırdığı yerlerde güvenli bölgeler oluşturmalıyız. Türkiye’nin kendi öncelikleri ve bu önceliklerine bağlı riskleri var. Biz müttefiklerimizin bu endişelerimizi anlamasını istiyoruz.”Başbakan Davutoğlu, Kobani’nin münferit bir mesele olmadığını, daha büyük bir krizin sonucu olduğunu da ifade etti. “Suriye krizini çözmeden bugün Kobani’yi kurtarsak bile, Suriye rejiminden ya da IŞİD’den başka bir saldırı olacak, bugün Kobani’de gördüğümüz sonuçlarla karşı karşıya kalacağız.” diyen Başbakan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’den Kobani’ye yardım talepleri geldiğinden bu yana, onlara bizden ne istendiğini soruyoruz. Türk ordusunu göndermiyoruz. Ne PYD, ne başka birinin bunu istediğini düşünüyorum. Kimse Suriye’de kara birlikleri, peşmerge ya da ÖSO güçlerini görmek istemiyor. PYD’den Kobani’ye güç göndermesini istedik, ama gitmek istemiyorlar. 300 kişiden sadece 60’ı Kobani’ye dönmek istedi. Diğerlerine, Amerikalılara dilerseler kara birlikleri gönderebileceklerini söylüyoruz. Sadece peşmerge ve ÖSO, Kobani’ye birlik göndermek için bizimle temasa geçtiler.” Peşmergelerin geçişinin Kobani’deki savaşın gidişatını değiştirmeyeceğine inanmadığını ifade eden Davutoğlu, bunun yeterli olmadığını ancak Kobani’nin yalnız olmadığını göstermek bakımından psikolojik bir önem taşıdığını dile getirdi. Davutoğlu, “Kobani’yi kurtarmak, Kobani’yi ve çevresini IŞİD’den geri almaksa o zaman bir askeri operasyon gerekli. Bu askeri operasyonu kim yapacak? Mesele bu. Uluslararası medyanın Türkiye’yi suçladığını ve Türkiye’den bir şey yapmasını beklediğini gördüğümde gerçekten çok şaşırdım ve şoke oldum. Türkiye’nin ne yapması gerektiğini tarif etmeliler. Eğer Türkiye, Kobani’ye askeri müdahalede bulunursa, uluslararası tarafların çoğunun Türkiye’yi eleştireceğine eminim.” ifadelerini kullandı.Davutoğlu, “Türkiye sınırından Avrupa’daki cihatçıların geçişini durdurma konusunda gerektiğinden fazlasını yapamaz mıydınız?” sorusu üzerine de “İstihbarat servislerinin iddialarından bahsediyorsunuz. Böyle bir şey ileri süremezler. Türkiye’nin bu gruplarla işbirliği yaptığına ya da bağı olduğuna dair hiçbir kanıt yok. Onlar sınırımızda Türkiye için bir tehdittir. Türkiye, Ekim 2013’te IŞİD’i ‘terör örgütü’ olarak ilan etti. Diğer ülkeler aylarca bunu yapmadı. Türkiye Aralık 2013’te IŞİD mevzilerini bombaladı. Türkiye sınırına yaklaşan yüzlerce IŞİD’li öldürüldü.”IŞİD İSLAMÎ DEĞİLBaşbakan Davutoğlu, BBC muhabirinin “Türkiye’yi IŞİD’le çok yakın ilişkisi olmakla suçluyorlar. Türkiye’nin IŞİD’e lojistik destek verdiğini, eğitim ve istihbarat sağladığını söylüyorlar.” sözlerine ise şu karşılığı verdi: “Hayır. Öncelikle kavramları doğru kullanmalıyız. Onlar İslami değiller. IŞİD hem Türkiye’ye hem de İslam dünyasına ideolojik bir tehdit oluşturuyor. İslam’ın her türlü dogmatik yorumu İslam’a bir tehdittir. Türkiye, demokrasi ve İslam birlikteliğinde bir başarı öyküsüdür.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 00:00

HDP: Hükümet çözüm sürecini bitirmek istiyor

HDP, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın “Çözüm sürecine mahkûm değiliz.” sözlerini, ‘sürecin hükümet tarafından bitirilebileceği iması’ olarak değerlendirdi. Hükümetin, barış sürecini tıkayan bir tutum ve yönelim içerisine girdiğini savunan parti yönetimi, Öcalan’a sekretarya kurulmaması durumunda gerçek bir müzakere ortamı oluşmayacağını bildirdi.Önceki gün toplanan HDP Merkez Yönetim Kurulu’nda çözüm sürecine ilişkin son gelişmeler ve Kobani’de yaşananlar değerlendirildi. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, partinin görüş ve önerileri 10 maddede sıralandı. Hükümete sert suçlamalar yöneltilen açıklamada, “Öcalan’ın müzakereleri yürütmesini kolaylaştıracak bir sekretarya kurulması bile krize dönüştürülmekte, görüşmelerin gerçek bir müzakereye dönüştürülmesinin koşulları sürekli ertelenmektedir. Öcalan’ın ‘başmüzakereci’ sıfatı tartışmaya açılmaktadır. Hatta Başbakan Yardımcısı Arınç tarafından ‘çözüm sürecine mahkûm değiliz.’ denilerek, sürecin hükümet tarafından bitirilebileceği iması yapılmaktadır. HDP, çatışmasızlık sürecini zorlayan her türlü girişimin ve gelişmenin karşısında olacaktır. Hükümet müzakere sürecini bitirmeye niyet etse dahi, biz bu süreci sahiplenen ve ilerletmeye çalışan taraf olacağız.” görüşlerine yer verildi.Kobani olaylarından sonra Bingöl’de ve Kars’ta bazı vatandaşların ölümünden hükümeti sorumlu tutan HDP yönetimi, şu iddialarda bulundu: “Hükümetin Bingöl’de, ardından Kars Kağızman’da gerçekleştirdiği yargısız infazlar toplumda 1990’lara dönüş endişelerini geliştirmiştir. Başbakan Davutoğlu’nun Bingöl’deki karanlık suikasttan sorumlu tutarak ‘cezalandırdık’ dediği Genç ilçesinde infaz edilen 4 insanın, Bingöl merkeze hiç girmedikleri ve bu olayla hiçbir alakalarının bulunmadığı netleşmiştir. Hükümet, yargısız infazlarla adı konulmamış biçimde idam cezasını uygulamaktadır. Bu infazlar iki yıldır süren ve bizce çok değerli olan ‘çatışmasızlık’ ortamını zorlamaktadır.” Açıklamada, Yüksekova’da 3 askerin şehit edildiği olaya ilişkin kınama yer almadı. Bu konuda “Yüksekova’da üç askerin öldürülmesi, canımızı yakan, barışa dair endişelerimizi büyüten bir diğer gelişme olmuştur. Asker, polis, gerilla hiçbir gencimizin ölmeyeceği bir barış ikliminin yaratılması için çıktığımız yolun önüne her geçen gün yeni engeller konulmaktadır.” ifadeleri kullanıldı. HDP’nin açıklamasında yeni yargı paketine de sert eleştiriler yöneltildi. Polise infaz yetkisi verildiği belirtildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 00:00

PKK’dan Arınç’a cevap: AKP çözüm sürecini çoktan bitirdi

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, ‘çözüm sürecine mecbur ve mahkûm değiliz’ beyanatına Kandil’den jet hızıyla cevap geldi. Hükümetin izlediği çözümsüz ve oyalayıcı politikalarla IŞİD’e verdiği desteğin Kürt toplumunda derin bir öfkeye yol açtığını belirten PKK, “AKP süreci çoktan bitirmiştir. Somut pratik adımlar atılmadıkça hareketimiz için artık böyle bir süreçten söz edilemez.” dedi.Kendisine yakın internet sitelerinde yazılı bir açıklama yayınlayan PKK, 15-21 Ekim tarihleri arasında Kandil’de merkez komite toplantısı gerçekleştirdiklerini duyurdu. Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın rapor niteliğindeki değerlendirmelerinin okunmasıyla başlayan merkez komite toplantısına 38 kişinin katıldığı, ideolojik, siyasi ve örgütsel durumun tartışıldığı kaydedildi.Ortadoğu’da üçüncü dünya savaşı yaşandığını ileri süren örgüt, yaklaşık 2 aydan beri devam eden IŞİD saldırılarına karşı Kobani’de verilen mücadeleyi, ‘bölge halklarının ve tüm özgür insanlığın direnişi’ olarak tanımladı. Örgüt, Kobani’deki direnişin ‘küresel, demokrasi cephesi’ oluşturduğuna dikkat çekti. Toplantıda alınan kararlar şöyle sıralandı: “Komitemiz özellikle 6-8 Ekim tarihleri arasında yaşanan sarsıcı olayları değerlendirmiş, bu konuda AKP’nin izlediği çözümsüz ve oyalayıcı politikalarla faşist IŞİD çetelerine verdiği desteğin Kürt toplumunda ne kadar derin bir öfkeye ve tepkiye yol açtığını ortaya koymuştur. Yine yaklaşık iki yıldır Abdullah Öcalan’ın büyük bir sabır ve çabayla yürüttüğü demokratik çözüm sürecine AKP hükümetinin gösterdiği ciddiyetsiz ve oyalayıcı yaklaşımı değerlendirerek, bu temelde AKP’nin süreci çoktan bitirdiğine dikkat çekmiş ve somut pratik adımlar atılmadıkça hareketimiz için artık böyle bir süreçten söz edilemeyeceğini vurgulamıştır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 00:00

CHP ‘Ak Saray’ için araştırma komisyonu kurulmasını istedi

CHP genel başkan yardımcıları Sezgin Tanrıkulu ve Veli Ağbaba, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisi üzerine inşa edilen ve ‘Ak Saray’ adı verilen yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın kaçak olup olmadığını araştırmak için Meclis’te bir komisyon kurulması talebinde bulundu. Verilen önergenin gerekçesinde, söz konusu yapıya ilişkin mahkeme tarafından verilmiş ‘kaçak’ kararına işaret edildi.Bugün yapılacak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için Ak Saray’daki resepsiyona katılmayacak olan CHP’liler, yapının kaçak olduğu tartışmalarına son noktayı Meclis’in koyması talebinde bulundu. CHP’li iki genel başkan yardımcısının imzasıyla TBMM Başkanlığı’na verilen araştırma önergesinde, kamu kaynaklarıyla yapılan ve Cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullanılan yapının yasalara uygunluğunun araştırılması gerektiğini vurguladı. Önergenin gerekçesinde, hukuksuz bir imar planına dayalı olarak inşa edilen ve halihazırda iskanı da bulunmayan kaçak binayla ilgili mahkeme kararları olduğuna dikkat çekildi ve meslek odalarının konuyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptıkları hatırlatıldı. Gerekçede, “Atatürk Orman Çiftliği’nde Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullanılacak ve kamu kaynaklarıyla inşa edilen binanın ‘kaçak’ olduğu anlaşılmaktadır.” vurgusu yapıldı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 00:00

Ankara’da iki başlı yönetim var, başbakan kim belli değil

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da iki başlı bir iktidar olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, “Maalesef Başbakan kim bilmiyoruz. Erdoğan Meclis’te bir konuşma yaptı. Davutoğlu mosmor. Başbakan o mu değil mi belli değil.” ifadelerini kullandı.CHP Basın Birimi’nden yapılan açıklamada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Derince’den Ankara’ya dönerken, vatandaşların ısrarı üzerine otomobilinden inerek çay içtiği ve bir süre sohbet ettiği belirtildi. CHP lideri, burada çeşitli konulardaki sorulara cevap verdi. Türkiye’nin kötü yönetildiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tarafsız olmadığını anlatan Kılıçdaroğlu, “Ankara’da iki başlı bir yönetim var. Maalesef Başbakan kim bilmiyoruz. Biz Abdullah Gül seçilirken istememiş itiraz etmiştik. Ama cumhurbaşkanı olduktan sonra saygı gösterdik. O nispeten tarafsız bir cumhurbaşkanlığı yaptı. Ama bu zat, parti lideri gibi konuşuyor.” dedi.Çözüm sürecinde yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, çok acı günlerin yaşandığını anlattı. Devletin çaresiz kaldığını ifade etti. Şöyle konuştu: “Bugün ülkemiz, tarihinde hiç olmadığı kadar kötü yönetiliyor, hükümet gayrimeşru görüşmelerin sonucunda gayrimeşru bir zemine doğru itilmiştir. Maalesef çok acı günler yaşıyoruz. Bir köy korucusu elektrik direğine bağlanıp infaz ediliyor ve devletimiz buna karşı çaresiz kalıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bu ülkeyi yönetenlerin hızla aklını başına alması, devleti kendi ağırlığı ve gücünü göstereceği bir yöne sokması gerekmektedir.” ANKARA ANKA

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 14:37

Türkeş'in dava arkadaşı Kaptanoğlu: 12 Eylül 1980'deki Milli Güvenlik Konseyi'nin yerini Tayyip Erdoğan aldı

Merhum Alparslan Türkeş’in doktoru ve dava arkadaşı MHP’li Selim Kaptanoğlu, Hizmet Hareketi’ni ‘kırmızı kitap’ olarak anılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne alma girişimine sert tepki gösterdi. Darbe dönemlerinde ve en son 28 Şubat’ta birçok mütedeyyin ve milliyetçi grubun ‘kırmızı kitaba’ alındığını hatırlattı. Kaptanoğlu, “Yürütmeyi, yasamayı, MGK’yı, yargıyı hepsini elinde topladı. 12 Eylül’ün Milli Güvenlik Konseyi’nin yerini Tayyip Erdoğan aldı.” dedi.MHP’nin kurucu lideri merhum Alparslan Türkeş’in doktoru Selim Kaptanoğlu, Hizmet Hareketi’ni ülkeyi tehdit eden unsurların yer aldığı ve ‘Kırmızı Kitap’ olarak anılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne alma girişimine sert tepki gösterdi. Darbe dönemlerinde ve en son 28 Şubat’ta birçok mütedeyyin ve milliyetçi grubun ‘Kırmızı Kitap’a alındığını hatırlattı. Kaptanoğlu, “Böyle bir karar verilmesi halinde MGK’nın bir ciddiyeti kalmaz. Bu Erdoğan’ın şahsi hırsı. Gülen Cemaati ne yapmış? Silah mı, bomba mı yakaladınız? Hırsızların üzerine gittiler diye terör örgütü mü ilan edilecek bu masum kişiler? Demokrasilerde böyle şey olur mu? Kendi iktidarlarına düşman, muhalif gördüğü herkes o zaman Kırmızı Kitap’a!..” dedi.Selim Kaptanoğlu, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra muktedirlerin talimatıyla herkese soruşturmalar açıldığını, şimdi de sivil ve dindar olduğunu iddia eden bir iktidar eliyle benzer bir dönemin ülkeye yaşatıldığına dikkat çekti. O dönemde devlet kurumlarının askeri darbeyi gerçekleştiren komuta kademesinin yer aldığı Milli Güvenlik Konseyi tarafından yönetildiğini hatırlatan Kaptanoğlu, şu çarpıcı kıyası yaptı: “Yürütmeyi, yasamayı, MGK’yı, yargıyı hepsini elinde topladı. 12 Eylül’ün Milli Güvenlik Konseyi’nin yerini Tayyip Erdoğan aldı. Artık hakim de, polis de, savcı da, asker de, basın da Tayyip Bey. Şu anda sesi çıkan sadece Cemaat’in televizyonu, gazeteleri. Karşısında güç kalmadı. Onlar da direnmeye çalışıyor. Maalesef Türk halkı her zaman güçlüden yanadır, haklıdan yana değildir. Ama pes etmemek lazım. Sonuçta inananlar galip gelecek. 12 Eylül’de ülkücüler ‘milletim’ diyordu, solcular ‘halkım’ diyordu. İkisi de toplum içindi. Bireycilik yoktu. Bence 12 Eylül darbesiyle Türkiye’nin geleceği kaybedildi. Gençler siyasetten uzak tutuldu. Ülke istenildiği gibi dizayn edildi. Nitekim öyle oldu.”Yurtdışındaki Türk okullarını kapattırmak en büyük vatan hainliğiSelim Kaptanoğlu, AKP hükümetinin kapatmaya çalıştığı yurtdışındaki Türk okullarının hem merhum Türkeş’in hem ülkücülerin hayali olduğunu ifade etti. Kaptanoğlu, AKP iktidarının kendisini eleştiren herkesi gayri milli ilan ettiğini belirterek “Yurtdışındaki bu Türk okullarını kapattırmaya çalışmak en büyük vatan hainliği, gayri milliliktir.” şeklinde konuştu. Merhum Türkeş’in Fatih Üniversitesi’nin açılışında “Hocam Allah sizden razı olsun. Yurtdışındaki okullarınız çok güzel hizmetler yapıyor. Bizim hayallerimizi siz gerçekleştiriyorsunuz.” dediğini anlatan Kaptanoğlu, “Özbekistan’da 15 yıl kaldım. Şirketlerim vardı. Merhum Türkeş benden okullar hakkında bilgi alırdı. İhtiyaçları olup olmadığını sorardı. Türklükten İslam’dan bahsediyor. Müspet ilimleri öğretiyor. Allah bin defa razı olsun yani. Yapılan hizmet çok büyük. Ülkücülerin yapmak istediği hizmet. Keşke biz de onları yapabilseydik.” ifadelerini kullandı.Kaptanoğlu’na göre ‘açılım’ adı altında bir bölünme projesinin yürütüldüğünü, Güneydoğu’da etkin olan Camia bu bölünme projesinin önünde engel olarak görüldüğü için yok edilmeye çalışılıyor. Oslo’da yapılan gizli anlaşma gereği dershanelerin ve yurtların kapatıldığını anlatan Kaptanoğlu, “Yok dershaneler kapatılıyor, yok yurtlar kapatılıyor. Bundan dolayı Cemaat’le AKP arasında bir ayrılık çıkmazdı. Bu çok küçük bir sebeptir. Cemaat, açılım adı altında bölünme planının önünde engel olarak görülüyor. O nedenle yok edilmek isteniyor. Her şeyin arkasında paralel yapı safsatası. Yahu Güneydoğu’da olaylar çıkıyor. O kadar okulları yakılmış. Yine paralel yapı diyor. Yahu Allah’tan kork. Ama bir bakıma da iyi olur. Ne kadar yalancı olduğu ortaya çıkıyor insanların, inandırıcılığını kaybediyorlar. İnsanları yalanla kandırabilirsiniz ama sürekli yalanlarla bir yere varamazsınız.” ifadelerini kullandı.Yolsuzluklar inanılmaz boyutta, AKP’liler bile şikâyetçi“Tayyip Bey’in iktidara geldiğinde bir kadrosu yoktu. Cemaat’e yakın kişileri kullandılar. İşleri bitirilince kullanıp attılar. Ben bir işadamıyım şu anda yapılan yolsuzluklar, dünyada Türkiye’yi bu konuda lider yaptı. AKP’li milletvekilleri bile şikâyetçi. Dünyanın neresinde kasetler çıkacak, yolsuzluklar ayan beyan ortaya çıkacak ve hükümet gitmeyecek. Bu da Türkiye’ye özgü bir şey. Adam, helal olsun benim hırsızım, diyor.”Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Mesela ben Nazlı Ilıcak Hanım’ı çok takdir ederim. 12 Eylül’de ülkücülere sahip çıktığı için hapis yapmıştır. Her dönemde haksızlıkların karşısında olmuştur. Bu nedenle benim gözümde kahramandır bu insanlar. Bugün bu insanlar güçlü, ben bunlardanım. Düştü vurun abalıya!.. Böyle bir anlayış, böyle bir siyaset mi olur? Böyle insanlar olmaz olsun. Benim fikrim budur.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 00:00

Türkiye üzerinde tehlikeli bir oyun oynanıyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda birlik ve beraberlik vurgusu yaptı.Provokasyonların yaşandığı dönemde vatandaşların sağduyulu olması gerektiğini belirten Kamalak, Türk-Kürt kardeşliğinin binlerce yıllık bir maziye dayandığını belirtti. Şu ifadeleri kullandı: “Bugün Cumhuriyet’in 91. yılını kutluyoruz. 91 yıl önce Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, bu ülkenin evlatları kol kola, omuz omuza mücadele verdi. Cumhuriyeti kardeşlik ruhu üzerine inşa etti. Ülke olarak bugün de birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Terörizmin amacı, kin ve nefret tohumları ekerek bu kardeşlik ruhunu bozmak ve bizi birbirimize düşürmektir. Millet olarak bu sinsi ve hain plana karşı uyanık olmak zorundayız. Çünkü olayların provoke edilmeye çalışıldığı bölgeler dikkate alındığında ülkemiz üzerinde tehlikeli bir oyun oynandığı açıktır. Bu sinsi ve alçak plana karşı verilecek en güzel cevap, ‘inadına kardeşlik’, ‘inadına birlik ve beraberlik’ olacaktır. Çünkü Türk ve Kürt kardeşliği bu topraklarda yeni yetişmiş bir filiz değil, kökü bin yıllara dayanan köklü bir çınardır. Bu kardeşliği bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.” ANKARA CİHAN

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 00:00

Sıkıntılarımız adil ve katılımcı bir anayasa ile biter

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Cumhuriyet’in 91’inci yıldönümü sebebiyle yayımladığı mesajda, adil, katılımcı ve demokratik bir anayasanın eksikliğine dikkat çekti.Destici, “Katılımcılığın, paylaşımcılığın, vatandaş-merkezciliğin, sosyal hukuk devleti niteliğinin, millî iradenin üstünde veya yanında tam parlamentarizmin işleyişinde ciddi sıkıntılarla mücadele etmekteyiz. Bunun en büyük nedeni; adil, katılımcı, paylaşımcı, tam demokratik, yaşanmış tarihi tecrübeye, millî tarihin, millî kültürün ve millî geleneklerin ruhuna uygun bir anayasaya sahip olmamamızdır.” ifadelerini kullandı.BBP lideri Destici, mesajının devamında şu sözlere yer verdi: “Cumhuriyetimiz geçmiş devlet tecrübelerimizi göz önüne aldığımızda oldukça gençtir. İyi niyetli çabalara, acı ve meşakkatli tecrübelere rağmen zaman içinde yasal ve kurumsal alanda atılan adımlara kendini geliştirmeye çalışmıştır. Buna rağmen en önceki hedefi sayılan devlet-millet uzlaşması olması konusunda ‘tam’ bir başarı sağlayamamıştır. Bunda en büyük sorumlu olanlar ise elinde imkân olduğu halde mevcut sağlıksız anayasanın muhalefetteyken şikâyet ettikleri ama iktidara geldiklerinde değiştirmeyi bile akıllarına getirmeyen geçmiş ve mevcut siyasi iktidarlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Cumhuriyet’in lafzına sahip çıkan, ama onun gerçekleşmesinden ve vatandaşlıktan uzak bir devlet görünümünün avantajlarını iktidarlarını kaybedene kadar tepe tepe kullanan siyasi iktidarlar, devletimizin değiştirilemez nitelikleri ile aziz milletimizin vazgeçilemez değerlerinin mutlaka gerçek ‘demokrasi’ ile uzlaştırarak Cumhuriyetimizi gerçek temeline kavuşturmalıdırlar!” ANKARA CİHAN

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 00:00

Fakirin boğazından geçecek kurban etine dahi müdahale ediyorlar

Hükümetin, kayyum atayarak Kimse Yok mu Derneği’ne el koyacağı yönündeki iddialara tepkiler sürüyor.CHP Grup Başkan Vekili Levent Gök, ortada mahkeme kararı olmadan sivil toplumu itibarsızlaştırmaya çalışılmasını çok vahim bulduğunu söyledi. “Hukuk herkese lazım.” uyarısında bulundu. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel de “İktidar partisinin bir oluşuma duymuş olduğu rahatsızlık ve başlattıkları cadı avı, öyle bir hırs noktasına geldi ki, fakir fukaranın boğazından geçecek lokmaya dahi müdahale eder hale geldiler.” dedi.Hükümetin Kimse Yok mu Derneği’ne el koyma planını Cihan Haber Ajansı’na (Cihan) değerlendiren CHP Grup Başkan Vekili Levent Gök, iktidarın hukuksuz işlemlerle kendisine özdeş görmediği tüm kurumları imha etmeye çalıştığını belirtti. Sivil toplum örgütlerinin itibarsızlaştırıldığının altını çizdi. Gök, “Eğer ortada bir denetim raporu varsa, bir suç varsa herkes elbette bağımsız mahkemelerde yargılanır. Ve bağımsız mahkemelerin verdiği karara herkes uyar. Ama bu iktidar zaten mahkemelerin kararına uyan bir iktidar değildir. Ortada mahkeme kararı olmayan kuruluşları, sivil toplumu itibarsızlaştırmaya çalışmasının çok vahim olduğunu düşünüyorum. Hukuk herkese lazım. Ben bu yapılan uygulamayı kabul etmiyorum.” diye konuştu.CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, derneğin daha önce bu faaliyetleriyle ilgili defalarca denetlendiğini ve herhangi bir eksik ve aksak bir hususa rastlanmadığının altını çizdi. Özel, şöyle devam etti: “Böyle olduğu halde Kurban Bayramı’na üç kala yapılan bu yasaklama, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘Gerekirse cadı avı yapacağız’ dediği ifadenin hayata geçtiğini gösteriyor. Bu cadı avından artık gözlerinin hiçbir şeyi görmediğini, özellikle fakir fukara, garip gurebanın boğazından geçecek iki lokma kuru kurban etine kadar da bu elin uzandığını görüyoruz. Bu hırsın çok doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyoruz ve kabul etmiyoruz. Kimse Yok mu Derneği’ne TBMM’nin bir hizmet madalyası verildiği sırada devletin başı yine Recep Tayyip Erdoğan’dı. Şimdi ona sorarlar, ‘O gün mü doğru yaptın, bugün mü doğru yaptın?’ Eğer bugün doğru yapıyorsan, o gün madalyayı niye verdin? O gün doğru yapıyorsan, bugün şimdi bu derneğin üzerine gidip itibarsızlaştırmaya çalışıyorsun.” ZALİMİN ZULMÜ, YANINA KÂR KALMAZ CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran da, iktidarın herkesi korkutmaya çalıştığına dikkat çekti. Oran, “Zalimin etmiş olduğu bu zulmün yanına kâr kalmayacağını, mazlumun ahının o zalimi günü gelince indireceğini düşünüyorum.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

29 Ekim 2014 Çarşamba 00:00

Cumhuriyet ağır bir saldırı altındadır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle yayımladığı mesajında ‘Yeni Türkiye’ söylemini ve çözüm sürecini eleştirdi.Bahçeli, “91 yıllık Cumhuriyet ağır bir saldırı altındadır.” ifadelerini kullandı. MHP lideri Bahçeli, Cumhuriyet’in 91’inci yıldönümü sebebiyle yazılı bir kutlama mesajı yayımladı. Bahçeli, cumhuriyetin kuruluş felsefesine ihanet edilmesinin millet vicdanında onay görmeyeceğini belirtti. Şu görüşleri dile getirdi: “Alenen ortadır ki, yeni Türkiye uydurmasıyla Cumhuriyet’le hesaplaşma çabasına girenler bugünlerde her çirkin ve çirkef yolu denemektedir. 91 yıllık Cumhuriyet ağır bir saldırı altındadır. Dün yabancı güçlerin oyuncağı ve kölesi olan bir avuç elit şanlı imparatorluğumuzu nasıl batırmışsa, bugün de terör örgütleriyle çözülmeyi konuşan yine bir avuç kimliksiz ve köksüz sima, milli ve üniter devlete aynı şekilde kast etmek üzeredir.”Devlet Bahçeli, Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerine inşa edilen ve ‘Ak Saray’ adı verilen binaya da göndermede bulundu. Bahçeli, ‘kaçak ve kara saray’ ifadelerini kullandı. Şunları kaydetti: “Unutulmamalıdır ki, Çankaya’dan, fakir fukaranın parasıyla yaptırılan kara ve kaçak saraylara inmek kimseyi yüceltmeyecek; bilakis küçültecek ve milli iradeyi hiçe saymak olacaktır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 01:21

Tutuklanan polislerin yerine suça bulaşmış isimler atandı

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, iktidarın siyasî bir operasyonla cezaevine koyduğu polis müdürlerinin yerine, suça bulaşmış isimleri göreve getirdiğini söyledi. Tutuklu polisleri Silivri Cezaevi’nde ziyaretinden sonra konuşan Tanal, “İktidar, ‘polisleri ne kadar uzun süre içeride tutabiliriz’ çabası içinde.” dedi.CHP İstanbul Milletvekili, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi Mahmut Tanal, algı operasyonu sonucu tutuklanan polisleri Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti. Eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve eski Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı ile görüşen Tanal, çıkışta gazetecilere açıklamalarda bulundu. İki ismin de dışarıdaki herkese selam söylediğini aktardı. Yılmazer’i de, Saygılı’yı da umutlu gördüğünü belirten Tanal, “Tüm yaşananlara rağmen hukukun herkese lazım olacağını ve hukukun gerçekleşeceğini söylediler.” diye konuştu.CHP’li vekil, operasyon sırasında polislerin çocuklarına ait bilgisayarlara da el konulduğunu hatırlattı. İmajı alındıktan sonra iade edilmesi gereken bilgisayarların haftalardır emniyette tutulduğunu belirten Tanal, “Ali Fuat Yılmazer’in hukuk fakültesinde okuyan iki çocuğu var. Operasyon sırasında bilgisayarların imajları alınıp iade edilmesi gerekirken halen imajlar alınmamış. Dolayısıyla bu bilgisayarlar iade edilmemiştir. İddia edilen suçla irtibatlı olarak çocukların kullandıkları cep telefonları da hâlâ kendilerine ulaştırılmamış. Bütün bunlar süreci uzatmaya yönelik. ‘Polisleri ne kadar uzun süre içeride tutabiliriz’ şeklinde bir çaba içindeler. Görüşmemizde şöyle çarpıcı bir örnek verildi. 17 Aralık’la ilgili ‘takipsizlik’ kararı veren Cumhuriyet Savcısı Ekrem Aydıner, o dönemde bu bakan çocukları ve Rıza Zarrab için ‘tutuklama’ isteyen kişi. Bu tutuklamaların tamamen siyasi olduğunu aktardılar.” ifadelerini kullandı.İNSANÎ TALEPLERİ YERİNE GETİRİLMİYORMahmut Tanal, polislerin insanî taleplerinin bile yerine getirilmediğini söyledi. Görüş günlerinin hafta içi olması sebebiyle polislerin, okula giden çocuklarıyla görüşemediğini ifade etti. “Polisler görüş gününün değiştirilmesi için resmî başvuruda bulunmuş fakat olumsuz cevap almışlar. Talep edilen şey çok makul ve insanî. Ama bu yerine getirilmiyor.” diye konuştu.Görüşme sırasında Ali Fuat Yılmazer ve Yakub Saygılı’nın, görevden alınan şube müdürlerinin yerine geçmiş yıllarda suça bulaşmış kişilerin yeniden göreve getirildiğini aktardığını söyledi. Şube müdürlerinin büyük bir kısmının ya AKP’ye gönül veren kişiler ya da hakkında soruşturma açılan kişiler olduğunu ifade eden Tanal, “Hatta bir şube müdürü hakkında çok enteresan bir durum var. Dosyası incelendiğinde İsrail Hava Yolları’na bilgi verildiği için 2007 yıllarında görevden alınıyor. Ve o kişi şu an şube müdürü olarak İstanbul’da görev yapıyor.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 02:44

Askerlerimizi şehit edenler adalete teslim edildi

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde üç askerin şehit edilmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada 3 kişinin gözaltına alındığı açıklandı.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara’ya hareket etmeden önce Atatürk Havalimanı VIP salonu önünde gazetecilerin konuya ilişkin sorularını cevapladı. Jandarma Çavuş Ramazan Gülle ile jandarma erler Ramazan Köse ve Yunus Yılmaz’ın şehit edilmesiyle ilgili yürütülen soruşturma sonucu, olaya karıştıkları yönünde ciddi deliller elde edilen şahısların gözaltına alındığını belirtti. Olayı baştan itibaren bütün güvenlik birimleriyle takip ettiklerini anlatan Davutoğlu, “Her türlü tedbiri alıp arka arkaya operasyonlar yapıldı ve bugün sizin de açıklamalardan takip ettiğiniz gibi olayın mesulü olduğu yönünde güçlü deliller elimizde olan şahıslar gözaltına alındılar. Gerekli işlemler yapıldıktan sonra adalete teslim edilecekler.” ifadelerini kullandı. Ahmet Davutoğlu’nun gündeminde çözüm süreci de vardı. Çözüm sürecinin kamu düzeninin alternatifi olmadığının altını bir kez daha çizdi. Çözüm sürecinin mevcudiyetinin kamu düzeni anlamında zaaf olacağı şeklinde algılanmaması gerektiğini tekrarladı. Kamu düzenini bozan kim olursa olsun, hangi gerekçe ile olursa olsun, herhangi bir eyleme yöneldiğinde ve şiddete yöneldiğinde kamu görevlilerinin gerekli her türlü tedbiri alacağını belirtti. Kamu görevlilerinin aldığı tedbiri göstererek ‘misilleme’ mantığıyla güvenlik birimlerine saldırı olması durumunda gereken cevabın verileceğini belirten Davutoğlu, “Türkiye bir hukuk devletidir, bu hukuk devletini yaşatma irademizden de kimsenin şüphesi olmamalıdır. Soruşturmalar yürüyor. Bu olayların arkasında başka kişiler de varsa onlarla ilgili gerekli takipler yapılacak. Hiç kimse işlediği sucun karşılıksız kalacağı kanaatine kapılmamalıdır. Gerekli her türlü tedbiri alacağız ve kamu düzenini ülkenin her bir tarafında tesis edene kadar şiddet yanlıları ile mücadelemiz sürecek.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 00:00

12 yılda bin 863 gazeteci işsiz kaldı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, dünyada en çok gazetecinin işten çıkarıldığı ülkenin Türkiye olduğunu, 12 yıllık AKP hükümetleri döneminde toplam bin 863 gazetecinin ‘kaleminin kırıldığını’ söyledi. Ağbaba, bu gazetecilerin yüzde 90’ının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘ustalık dönemi’ olarak adlandırdığı 2011 yılından sonra işten atıldığını kaydetti.Veli Ağbaba, CHP milletvekilleri Nurettin Güven, Muharrem Işık ve Özgür Özel tarafından hazırlanan ‘Kalemi Kırılan Gazeteciler’ raporu, CHP Genel Merkezi’nde yapılan bir basın toplantısı ile kamuoyuna açıklandı. Rapora ilişkin bilgi veren Ağbaba, tespit ettikleri işten atılan gazeteci sayısının bin 863 olduğunu ancak bu sayıyı ‘buzdağının görünen kısmı’ olarak kabul ettiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’de en büyük medya patronu haline geldiğini belirten Ağbaba, “Bu noktada Erdoğan ile yakın arkadaşı Silvio Berlusconi arasında tek fark var. Berlusconi medya patronu iken başbakan olmuştu, Erdoğan, başbakan olduktan sonra medya patronu oldu. Tayyip Erdoğan, en büyük medya patronu, TMSF bu medyanın muhasebe şefi, Bilal Erdoğan aynı manşeti atan 8 gazetenin genel yayın yönetmeni, Anadolu Ajansı ise AKP’nin basın bürosu.” diye konuştu.‘MEDYA İÇİN 630 MİLYON LİRALIK HAVUZ OLUŞTURULDU’AKP hükümetleri döneminde medya adına birçok ilkin yaşandığını kaydeden Veli Ağbaba, şöyle konuştu: “Bu dönemde Başbakan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, bir özel kanalı ‘Biz Meclis TV’yi kapatıyoruz, siz canlı veriyorsunuz’ diye tehdit etti. İlk kez bu dönemde 8 gazete aynı manşetle çıktı. İlk kez bu dönemde, siyasi iktidar, işadamlarından topladığı 630 milyon dolarlık bir havuz ile gazete, TV kanalı, gazeteci satın alındı. Tam bir ‘haram medyası’ kuruldu. Bugün bu haram medyası hükümet komiserleri, yandaş işadamları ve ‘beyefendinin kalemşörleri’ tarafından yönetiliyor.”189 sayfadan oluşan raporda son 12 yılda işten atılan gazetecilerin isimlerine yer verilirken, 42 tanınmış gazetecinin bu süreçte yaşadığı olaylar özetleniyor. Raporun bir nüshasını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderilecek.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 01:22

Erdoğan HSYK’ya ailesinden birini seçti, hakim seçmedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, HSYK’ya AKP’li isimleri atamasına CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere muhalefet sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, HSYK üyeleri atanırken özen gösterilmesi gerektiğini belirterek, “Erdoğan, HSYK’ya ailesinden birilerini seçti. Hakim seçmedi.” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın HSYK’ya AKP ile irtibatlı üyeleri atamasına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, “Erdoğan HSYK’ya ailesinden birini seçti, hakim seçmedi.” ifadelerini kullandı.CHP lideri Kılıçdaroğlu, Beşiktaş Belediyesi tarafından Esma Sultan Yalı’sında düzenlenen 2014-2015 Sanat Mevsimi etkinliğine katıldı. Program çıkışı basın mensuplarının sorularını cevapladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın HSYK’ya atadığı üyeleri AKP’lilerden seçmesini eleştirdi. Kılıçdaroğlu, “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na yapılacak atamalarda özen gösterilmesi lazım. Bu özeni özellikle Cumhurbaşkanlığı konumunda olan kişilerin göstermesi gerekiyor. Oraya seçilecek kişilerin bütün yargıçların vicdanını temsil edeceğini de kimsenin unutmaması gerekiyor. Ama öyle anlaşılıyor ki, Erdoğan HSYK’ya ailesinden birini seçti, hakim seçmedi. ” diye konuştu.‘YARGI, KİRLİ SİYASETİN ÇAMAŞIR MAKİNESİ DEĞİLDİR’CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ise, yeni üyelerin bağımsız ve tarafsız olamayacağını belirtti. Atanan isimlerden avukat Hayriye Şirin Ünsel’in Pendik Belediyesi’nin AKP’li meclis üyesi olduğunu ve 2008 yılından 2013 yılına kadar AKP Kadın Kolları İlçe Başkanlığı yaptığını vurguladı. Diğer üyelerden Muharrem Özkaya’nın, Cumhurbaşkanı’nın avukatının kardeşi, Aysel Demirel’in ise İSKİ’nin eski avukatı olduğuna işaret etti. Tezcan, “Anayasa’nın yargı bağımsızlığını düzenleyen 138. maddesine göre tarafsız ve bağımsız olması gereken hakim ve savcıların üst kurulunda yer alacak olan isimlerin AKP’liliğinin tescillenmesi hukuka olan güveni sarsmıştır. HSYK, ideolojik ve siyasi beklentilerden bağımsız bir yapılanmadır. Tarafsız olmayacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan eliyle HSYK, ‘Hısım Sülale Yandaş Kuru-lu’na dönüştürülmek istenmektedir. Yargı, kirli siyasetin çamaşır makinesi değildir ve olmamalıdır.” dedi.‘BU HSYK, AKP’NİN HSYK’SIDIR’MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, HSYK’yı AKP’lileştirme faaliyetlerinin bilindiğini ifade ederken, bu yüzden son atamaların kendileri için anormal olmadığını söyledi. Gelinen noktada yargının büyük ölçüde AKP’nin denetimi ve kontrolü altına girdiğini, oluşturulan yargının AKP’nin yolsuzluklarının ortaya çıkmaması için ciddi bir gayret içine girdiğini kaydetti. “Bu HSYK, AKP’nin HSYK’sıdır.” diyen Yeniçeri, iktidar yetkililerinin HSYK seçim sonuçlarının kendilerinin istediği gibi çıkmaması halinde iptal edileceği yönündeki sözlerini hatırlattı. Sonucun istedikleri gibi çıktığını ve Kurul’a yüzde 100 AKP’li, kendilerine bağlı, hukuktan değil, AKP’den yana kişilerin atandığına dikkat çekti. Yeniçeri, “Yargı büyük bir sorun olmaya devam edecek. Verilen kararlardan bu anlaşılıyor.” ifadelerini kullandı.‘ATAMALAR, YARGIYA GÜVENİ SARSAR’Bağımsız Kütahya Milletvekili İdris Bal da, AKP’li avukatların asil üye olarak atanmasının yargı bağımsızlığını yok saymak anlamına geldiğinin altını çizdi. Bal, “Bu atamalar, yargının iktidarın baskısı altına girmesi demektir, siyasallaşması demektir. Vatandaşların yargıya, devlete güvenini sarsar. İnsanların başka arayışlara girmesine yol açar. İllegal yapıların bu psikolojik boşluğu doldurmasının yolunu açar.” görüşünü dile getirdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 00:00

Hükümet, çözüm sürecini rehin olarak tutuyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, hükümetin çözüm sürecini ve Kürt meselesini elinde rehin olarak tuttuğunu söyledi.Memleketi Diyarbakır’da gazetecilerle kahvaltıda buluşan Tanrıkulu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çözüm sürecinde hükümetin samimi olmadığını anlattı. Tanrıkulu, “Meclis’te, Anayasa dışında ne yapılması gerekiyorsa yapmaya hazırız. Bizi, yani muhalefeti dışlayarak yüzde 50 ile barışı sağlayamazsanız. Diğer yüzde 50’yi nasıl ikna edeceksiniz? Kürt meselesini elinde rehin tutan bir hükümet var. Kürt meselesi AKP’nin elinde rehin olmuştur. Şu an yine rehin tutmuşlar, yine seçim var. Akil adamlar toplandı ve yine bir algı operasyonu yapmak istiyorlar. Bu meseleyi demokrasi ve özgürlüklerle sigortalamalıyız. Diğer siyasî partiler dışlanmamalıdır.” dedi.Sezgin Tanrıkulu, hükümetin Meclis’ten geçirmeye çalıştığı yeni torba yasayı da eleştirdi. Yeni yasayla birlikte güvenlik ve polis devletine doğru gidileceğini söyledi. Tanrıkulu, “Kuvvetli şüpheden, makul şüpheye geçiyorlar. Yasal düzenlemeyle, herkese dinleme getiriyorlar. Hukuk devletinden zaten uzaklaşmışız. Güvenlik ve polis devletine doğru gidiyoruz.” dedi.17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili takipsizlik kararının verilmesini eleştiren Tanrıkulu, “Dönemin yasalarına göre hâkim kararıyla verilen dinleme ve teknik takip kararları var. O teknik takiple neredeyse fotoroman gibi dosyaya konulan deliller var. Para alırken bakana verilene kadar bütün aşamalar çekilmiş. Bu karardan sonra Reza ağa geldi komisyona, ‘ifade vermem’ deyip çekip gitti. ‘Takipsizlik’ kararı olmasaydı, bunu yapabilir miydi? Bütün yargı, millet ve yasama organıyla alay etti.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 02:41

Her türlü sivil girişim, AKP’nin parti devleti anlayışının tehdidi altında

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Kimse Yok mu’ya hükümetin kayyum atayarak el koyma planı içinde olduğu yönündeki iddialara sert tepki gösterdi. Vural, AKP’nin, parti devletine doğru gittiğine dikkat çekerek, “Mesleki ya da sivil toplum endeksli her türlü girişim, bu parti devleti anlayışının tehdidi altındadır. Şimdi hedefte şunlar vardır, bunlar vardır ama bütün bu yapılanmalar AKP parti devleti anlayışının tehdidindedir.” ifadelerini kullandı.MHP’li Oktay Vural, TBMM’de düzenlediği basın sohbetinde gazetecilerin gündeme dair sorularını cevapladı. Doğu illerinde okul ve dershanelerin yakılması ile Kimse Yok mu Derneği’nin hedef alınmasının benzer siyasi amaçlar taşıdığını söyledi. Hayır amacıyla insanların bir araya gelmesine devletin müdahale etmemesi gerektiğini vurguladı. Hedefte sadece belli bir kesimin olmadığını belirterek, bütün sivil yapılanmaların AKP’nin tehdidi altında olduğunu kaydetti. Vural, “Gerçekten, Doğu ve Güneydoğu’da bu dershane ve okulların PKK tarafından hedef alınması tesadüf değildir. Dershaneler yoluyla okullara giren öğrencilerin önünün kesilmesinin siyasi amacı vardır. Jandarmayla ilgili yapılan da budur. Yardım derneklerine yapılan müdahale de budur. Bireysel hak ve hürriyetlerimiz kadar örgütlenme hürriyetlerimizin hepsi de gasp edilecek. Deniz Feneri’ne müdahale etmeyen devlet, onun üstünü örtmek isteyen devlet, bu yönüyle aslında toplumun her kesimine bir bakıma tehditler göndermektedir. El koyma kararları da olmak üzere bütün bunları dikkate aldığımızda amacın tamamıyla devletçi, Baas tipi bir parti devleti anlayışıyla insanların özgürlük alanlarının kısıtlandığı bir toplum yapısına sokmak istiyorlar.” diye konuştu.YASA TEKLİFLERİ, ‘PARALEL BAŞBAKAN’ TARAFINDAN HAZIRLANIYOROktay Vural, hükümetin Meclis’e sunduğu son yargı paketinin Çankaya Köşkü’nde hazırlandığı yönündeki iddialarla ilgili soruları da cevapladı. Vural, “Başbakanın haberi olmadan ‘paralel’ bir başbakan tarafından yasa teklifleri Meclis’e götürülüyor. Paralel hükümet deniyor ya, işte ‘paralel hükümet’ bu. Artık ortak bir Bakanlar Kurulu aklı yoktur, Bakanlar Kurulu’na paralel yapılanmaların, Bakanlar Ku-rulu’nu by-pass ederek Meclis iradesi ile fiili bir darbe dönemi yaşıyoruz.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın HSYK’ya AKP’li üyeleri atamasını da değerlendiren Vural, “Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değil. Bağımsız ve tarafsız bir yargı istiyorum. Bundan sonra verilen her kararda parti mensubiyeti ön plana geçecektir. Bu atamalarda kişisel bir kaygı olduğunu düşünüyorum. Yani rüşvet ve yolsuzluğun ulaşacağı noktalarda ciddi endişeleri olanlar bu süreçleri kontrol etmek istiyor.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 00:00

Komisyon, Bayraktar’ı ‘tanık’ olarak dinledi

Meclis Yolsuzluk Komisyonu, 4 eski bakanla ilgili soruşturmada eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlunu ‘tanık’ sıfatıyla dinledi. Komisyonun, İranlı Reza Zarrab’ın adamının rüşvet teklifini kabul etmeyen gümrük memuru Teoman Coşkun Dudak’ı ‘tanık’ sıfatıyla dinleyeceği öğrenildi.TBMM’de 4 eski bakanla ilgili yolsuzluk ve rüşvet iddialarını incelemek için kurulan soruşturma komisyonu Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’ndaki çalışmalarına devam ediyor. İki AKP, 1 CHP milletvekilinden oluşan komisyon, pazartesi gününden itibaren başladığı çalışmalar kapsamında, hakkında 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında takipsizlik kararı verilen kişileri ‘tanık’ sıfatıyla ifadeye davet etti. Komisyon geçtiğimiz hafta eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler ve işadamı Reza Zarrab’ı dinlemişti. Zarrab ve Güler tanıklıktan çekilerek ifade vermemişti. Dün ise eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar, komisyon üyelerinin daveti üzerine saat 10.00 sıralarında İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. Komisyonun çalışmalarını yürüttüğü odada yaklaşık bir saat kaldı. Bayraktar’ın komisyonun bazı sorularını cevapladığı öğrenildi. Komisyon, 17 Aralık soruşturmasında ‘takipsizlik’ kararı veren savcı Ekrem Aydıner’i de dinledi. Edinilen bilgilere göre komisyonun, ‘takipsizlik’ kararı verilerek kapatılan 1,5 ton altın taşıyan uçakla ilgili dosyayı da incelediği öğrenildi. Olayda adı geçen şahıslardan biri de ‘rüşveti almadığı için sürgün edilen’ memur Teoman Coşkun Dudak’tı. Komisyonun Dudak’ı da tanık olarak dinleyeceği belirtiliyor. 1 Ocak 2013’te Gana’dan gelen uçak, Atatürk Havalimanı’na inmişti. Uçakta bulunan yük, ‘1.500 kilo değersiz maden’ olarak beyan edilmişti. Ancak beyandan şüphelenen gümrük müfettişleri uçağa girdi ve 1,5 ton altın buldu. Bunun üzerine havayolu yetkilileri, uçaktaki 1.208 kilogram altının 500 kiloluk bölümünün Duru Döviz’e ait olduğunu, kalan bölümünün ise İran’da faaliyet gösteren Sorinet Holding’e gideceğini açıkladı. Hiçbir evrak beyan edilmedi. Gümrük görevlileri uçağı ve kargoyu mühürledi ve tutanak tuttu. Ancak içi altın dolu uçak 18 Ocak 2013’te Dubai’ye uçmuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 00:00

HÜDAPAR, Hatip Dicle ile görüştü

Hür Dava Partisi (HÜDAPAR), Demokratik Toplum Kongresi Genel Başkanı Hatip Dicle ile bir görüşme gerçekleştirdi.Parti merkezinden yapılan yazılı açıklamada, “Arabulucu STK’ların girişimleri neticesinde diyaloğa kapalı olmadığımızı göstermek ve saldırgan tarafa mesajlarımızı doğru iletmesi için Hatip Dicle ile görüşülmüştür.” ifadelerine yer verildi. Açıklamada PKK, KCK, HDP veya DTK ile yakın bir zamanda görüşme gerçekleşmediği bildirilirken, şu ifadelere yer verildi: “Hatip Dicle’nin şahsı ile görüşülmesinin nedeni Hatip Dicle’nin kurumlarımıza ve partililerimize yönelik saldırıları ve vahşice işlenen katliamı kişisel olarak kınaması ve saldırıları tasvip etmediğini açıkça deklare etmesidir. Şayet HDP gerginliğin tırmanmaması, saldırıların durması, çatışma çıkmaması ve barış ikliminin tesisi konusunda samimi ise öncelikle karalayıcı, itham ve hakaret edici dili terk etmeli, saldırıları ve saldırganları açıkça kınamalıdır. Resmi görüşmelerin başlayabilmesi için gerekli adımların atılması ve uygun zeminin oluşması şarttır.” ifadelerine yer verildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 00:00

HDP’li Çelik: Misilleme algısı yanlış, futbol oynamıyoruz

HDP Muş Milletvekili Demir Çelik, şehit edilen üç askerin öldürülen üç PKK’lının misillemesi olmadığını söyledi.Çelik, “Hele hele silahsız olmaları üzerinde hassasiyetle durmamız gerekir. Bunu doğru bulmadığımızı, her türlü ölümün önüne geçmemiz gerektiğini, ölme ve öldürmenin çare olmadığını ifade etmek istiyoruz.” dedi. Demir Çelik, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, saldırının misilleme olduğu söyleminin HDP MKYK’sında dile getirilmediğini bildirdi.Üst üste yaşanan iki olayın ülkeyi yeniden savaş ortamına götürebileceğine ilişkin duyulan kaygının dile getirildiğini savunan Çelik, “Yoksa ‘üç gerillaya karşı üç asker’ bu algıdan kurtulmamız gerekiyor. Ayıptır, günahtır, yazıktır, biz futbol maçı oynamıyoruz.” dedi. Demir Çelik, çözüm sürecinde HDP olarak üzerlerine düşen görevleri yerine getirdiklerini savunurken, hükümete yüklendi. Tunceli’de PKK’lılara ait mezarlığa izin verilmemesi kararını valinin mi, yoksa hükümetin mi verdiğinin açıklığa kavuşması gerektiğini belirtti. Çelik, “Çözüm, çözüm diye bize yutturmaya çalıştığınız elmalı şekerler mi söz konusu? Çözüm dediğiniz şey, tarafların karşılıklı taleplerinin ortak asgari müşterekte buluşmasıdır. Taraflardan birini görmemezlikten gelmek, taleplerini dinlememek ya da değerlerini hiçselleştirip, kriminalize ederek çözüm olmaz. Bu dayatmadır, bu bir tarafı kendi hükümranlığınıza biat etmeye davettir. Bizim, AKP hükümetinden gördüğümüz yaklaşım bundan öte bir anlam ifade etmiyor. Çözümden anladığınız irade kırmaksa, çözümden anladığınız teslim almaksa o köprülerin altından çok sular geçti. Artık teslim alabileceğiniz, iradesini kırabileceğiniz bir Kürt de, bir Kürdistanlı da yoktur.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 11:34

Yumruk iddianamesinde Sarıgül'e 1 yıl hapis talebi

Seçim çalışması sırasında Mustafa Suvar'a yumruk salladığı iddiasıyla Mustafa Sarıgül hakkında başlatılan soruşturma sonuçlandı. Hazırlanan iddianamede Sarıgül hakkında 1 yıla, Suvar hakkında ise 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istendi.Seçim çalışması sırasında Mustafa Suvar isimli bir vatandaşa yumruk salladığı iddiasıyla CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Sarıgül hakkında başlayan soruşturmada iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet savcısı Mustafa Küçükoğlu tarafından hazırlanan iddianamede, Sarıgül'ün seçim çalışması kapsamında 1 Mart 2014 tarihinde Eyüp Feshane'de yapılan Trabzon Günleri etkinliğine katıldığı hatırlatıldı. ŞİKAYETÇİYDİ ŞÜPHELİ DE OLDU İddianamede, etkinliğe katılan Sarıgül taraftarlarının Başbakan'a hakaret ettiği, buna tepki gösteren Mustafa Suvar'ın da Sarıgül'e hitaben "Burada senin ne işin var, burada olmaman lazım" dediği, bunun üzerine Sarıgül'ün Suvar'ın elini sıktığı belirtildi. İddianamede elini kurtarmaya çalışan Suvar'ın da Sarıgül'e küfür ettiği kaydedildi. 'ÜZERİNE YÜRÜDÜ' İddianamede Mustafa Suvar'ın kamu görevlisi olduğunu bildiği Sarıgül'e hakaret ettiği, Sarıgül'ün de Suvar'ın üzerine yürüyerek yumruk salladığı, olay yerinde bulunan resmi ve özel koruma görevlilerinin olaya müdahale ettiği bilgilerine yer verildi. Suvar'ın olay sırasında basit müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığı da kaydedildi. ŞİKAYETÇİYE DAHA ÇOK CEZA İSTENDİ Savcı Küçükoğlu'nun, iddianamede olaydan sonra şikayetçi olarak soruşturmayı başlatan Mustafa Suvar'ı hem müşteki hem şüpheli yaptığı öğrenildi. Mustafa Sarıgül hakkında "Basit yaralama" suçundan 4 aydan 1 yıla kadar hapis cezasının istendiği iddianamede Suvar hakkında da "Kamu görevlisine alenen hakaret" suçundan 1 yıl 2 aydan, 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep edildi. (DHA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

28 Ekim 2014 Salı 05:48

Arınç'tan Kimse Yok Mu'ya kayyum cevabı: Ala ile görüştüm, İçişleri'nde böyle bir çalışma yok

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, çözüm sürecinde ısrarlı olacaklarını ancak kimseye mecbur olmadıklarını belirtti. Arınç, “Çözüm sürecine biz mecbur ve mahkum değiliz. Süreç başarısız olursa herkes bunun altında kalır. Adadaki şahıs da dahil siyasi uzantıları da.” ifadelerini kullandı.Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu sonrasında gündemdeki konuları değerlendirdi. Çözüm süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu. Sürecin kendileri için çok önemli olduğunu söyledi. “Çözüm sürecinde ısrarlı olmaya devam edeceğiz, bitiren taraf biz olmayacağız.” dedi. Kamu güvenliği ile çözüm sürecinin birbirine alternatif olmadığını belirten Arınç, “6-7 Ekim olaylarında rastladığımız gibi cana ve mala kasteden olaylar terör olaylarıdır ve bunun azına da çoğuna da tahammülümüz yoktur. Başbakanımız bunu iki aydan bu yana her defasında söylüyor. Çözüm süreci var diye bunları makul göstermeye çalışan hiç kimseyi dinlemeyiz. Türkiye’de can ve mal emniyeti olmayacaksa, ister çözüm süreci olsun ister başka bir şey olsun, hiçbir şeyi tartışmayız. Çözüm süreci devam ediyor ama birileri çözüm süreci devam ediyor diye bizden yumuşak davranmamızı beklemesin. Birileri milletin acısını duymazdan geliyorlar. Hâlâ bir başsağlığı, geçmiş olsun dileğinde bulunduklarını duymadık. Bu olaylar yaşanmamış gibi sekretarya kurulacak, içinde ben de olacağım.” diye konuştu.Bülent Arınç, Kimse Yok mu Derneği’ne bir kayyum atanmasına ilişkin iddiaları da cevapladı. Arınç, İçişleri Bakanlığı’nda bu tür bir çalışma yapılmadığını söyledi. Şöyle konuştu: “Sorabileceğinizi tahmin ederek İçişleri Bakanımız ile görüştüm. Bana ancak bugün haberdar olduğunu, kesinlikle bakanlıkta böyle bir çalışma yapılmadığını bunun için söylemiş oldu.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Ekim 2014 Pazartesi 05:16

Erdoğan'dan HSYK'ya partili avukat ataması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin ve AKP’nin avukatı Ali Özkaya’nın kardeşi Muharrem Özkaya, AKP İstanbul İl Meclis Üyesi Hayriye Şirin Ünsel ve eski İSKİ avukatı Aysel Demirel’i HSYK’ya atadı. Mevcut HSYK üyesi avukat Rasim Aytin ise Kurul’a yeniden atanan isim oldu. Atamalar, yargı bağımsızlığını düzenleyen Anayasa’nın 138. maddesine aykırı.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) atadığı 4 asil üyenin görevlendirmesi yapıldı. Cumhurbaşkanı, kendisinin ve AKP’nin avukatı Ali Özkaya’nın kardeşi Muharrem Özkaya, AKP İstanbul İl Meclis Üyesi Hayriye Şirin Ünsel ve eski İSKİ avukatı Aysel Demirel’i HSYK’ya atadı. Mevcut üye avukat Rasim Aytin ise yeniden atandı. Dört üyeden üçünün iktidar partisiyle irtibatlı olması tartışmaya yol açtı. 9. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in 2003’te Anayasa Mahkemesi’ne atadığı dönemin Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, ‘CHP’li üye’ tartışmaları yüzünden görevden çekilmişti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, HSYK’ya AKP’li isimleri atadı. Anayasa’nın yargı bağımsızlığını düzenleyen 138. maddesine göre tarafsız ve bağımsız olması gereken hakim ve savcıların üst kurulunda yer alacak olan isimlerin partili olarak seçilmesi tepkiyle karşıladı. Yapılan tercihler Erdoğan’ın HSYK üzerinde etkili olma ve hakim savcıların atamalarına etki etme isteği şeklinde yorumlandı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın 5 bin hakim savcı alınacağını açıklamasının ardından Köşk’ten gelen 4 ismin 3’ünün doğrudan parti ve belediyelerle irtibatı, AKP’nin yargı üzerinde tam hakimiyet sağlama isteğinin kanıtı olarak gösterildi. Daha önce de AKP üyesi avukatlar, 1. Bölge olarak tanımlanan yerlerde hakim ve savcı olarak atanmıştı. 2 yıllık avukatların hakim savcı olmasının önünü açan yasa da geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulu’na getirilmişti.İşte HSYK’nın yeni üyeleri:Avukat Hayriye Şirin Ünsel:AKP Pendik Teşkilatı Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi olarak siyasete girdi. 6 yıl boyunca ana kadroda görev yaptı. 2008 yılından itibaren AKP Kadın Kolları İlçe Başkanlığı görevini yürüttü. 2013 Kasım ayında bu görevini sona erdirdi. 2009 yılı yerel seçimlerinde AKP Pendik Belediye Meclis Üyeliğine seçildi. Meclis üyesi olarak çeşitli görevlerde bulundu. 2012 yılı itibarıyla İBB meclis üyeliği görevine geldi. Halen encümen üyeliği ve İBB Hukuk Komisyonu üyeliği görevlerine devam etmekte.Avukat Muharrem Özkaya: AKP Genel Merkez Hukuk Müşaviri Avukat Ali Özkaya’nın ağabeyi. Ankara İl Genel Meclis üyeliği yaptı.Avukat Aysel Demirel: 1997 yılında avukatlık yapmaya başladı. Bir dönem İSKİ Genel Müdürlüğü’nün avukatlığını yaptı. Halen Emlak Konut GYO Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olan Demirel, Türk Telekomünikasyon A.Ş., Halk Bankası AŞ gibi şirket ve kurumların avukatlığını yaptı.Avukat Rasim Aytin: 1991-1992 yılları arasında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Gaziantep İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nde, 1993-2006 yılları arasında İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nde avukat olarak, 2006-2010 yılları arasında Maliye Bakanlığı İstanbul Muhakemat Müdürlüğü’nde müşavir Hazine avukatı olarak görev yaptı. 2010‘da Cumhurbaşkanı tarafından HSYK üyeliğine seçildi.CHP’li özdemir Özok, 2003’te AYM üyeliği görevinden çekilmiştiCumhurbaşkanı Erdoğan’ın söz konusu atamaları akıllara 2003 yılında yaşanan benzer bir olayı getirdi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Enis Tunga’nın yaş haddinden emekli olması dolayısıyla boşalan Anayasa Mahkemesi avukat kontenjanı asıl üyeliğine, TBB Başkanı Avukat Özdemir Özok’u seçmişti. Dönemin Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok’un CHP üyesi olması sebebiyle söz konusu atama kamuoyunda tepki çekmişti. Tartışmalar üzerine Özok, ‘Cumhurbaşkanlığı makamı, Anayasa Mahkemesi ve CHP’nin yıpranmaması için’ bu görevden çekildiğini açıklamıştı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Ekim 2014 Pazartesi 06:40

Davutoğlu: 3 şehit asker, 3 PKK'lı ile kıyaslanamaz

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kahramanmaraş’ta sivil toplum temsilcileriyle kahvaltıda bir araya geldi. Hakkari’de 3 askerin şehit edilmesinin ardından, faillerin cezalandırılması için ilgili birimlere talimat verdiğini söyledi. Terör örgütünün saldırıları için ‘misilleme’ tanımlamasını kabul edemeyeceklerini anlatan Davutoğlu, güvenlik güçleriyle teröristleri aynı zeminde değerlendiremeyeceğini belirtti.Başbakan Ahmet Davutoğlu, hiç kimsenin devletin güvenlik güçleriyle teröristleri aynı zeminde değerlendiremeyeceğini anlattı. Kahramanmaraş’ta sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle kahvaltıda bir araya gelen Davutoğlu, Hakkari’de 3 askerin şehit edilmesinin ardından olayın faillerinin cezalandırılması için ilgili birimlere talimat verdiğini söyledi. “Haince eylemi gerçekleştirenler hak ettiği cezayı bulacaklar.” dedi. Terör örgütünün yaptığı hain saldırılar için ‘misilleme’ tanımlamasını kabul edemeyeceklerini anlatan Davutoğlu, “Kimse devletin meşru güvenlik güçleriyle teröristleri aynı zeminde, aynı düzlemde göremez. ‘Şurada teröristlere dönük bir operasyonda 3 terörist öldürüldü’ diye misilleme gibi bir mantığı kabul etmemiz mümkün değildir. Hain saldırıyı gerçekleştirenler mutlaka cezalandırılacaktır. Kimse Türkiye’yi çevredeki ülkelerin kaos kıskacına, girdabına sokamaz, sokmaya da cesaret edemeyecek. İç barışı temin edeceğiz, kamu düzenini teminat altına alacağız, çözüm sürecini de kararlılıkla sürdüreceğiz.” dedi. Ahmet Davutoğlu, çözüm sürecinin sağlıklı yürümesi için kamu düzeninin şart olduğunu tekrarladı: “Önce kamu düzeni şart. Maske takan, molotof atanlarla ilgili olarak kesin tedbiri alacağız. Çözüm sürecini kararlılıkla sürdüreceğiz derken sadece terör örgütüyle irtibatlı kuruluşları muhatap alacağımız anlamına gelmemeli. Yeni bir aidiyet bilinci oluşturacağız.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

26 Ekim 2014 Pazar 23:00

Hainler AKP’yi tutsak almıştır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Bayramı ve yaklaşan kongre nedeniyle parti teşkilatına bir genelge gönderdi. Bahçeli, genelgesinde, “Bölücülük AKP’yi ele geçirmiş, hainler AKP’yi tutsak almıştır. Acı da olsa PKK artık iktidardadır, Bakanlar Kurulu sıralarında temsil edilmektedir.” ifadelerini kullandı.MHP lideri, parti teşkilatına gönderdiği genelgede 29 Ekim tarihinin Türkiye Cumhuriyeti için önemine dikkat çekti. Türkiye’nin çok ağır, çok tehlikeli bir operasyona tabi tutulduğunu ifade etti. PKK’nın, AKP’yle ortaklık kurduğunu, ortak amaç etrafından birleştiğini söyleyen Bahçeli, “Bölücülük AKP’yi ele geçirmiş, hainler AKP’yi tutsak almıştır. Acı da olsa PKK artık iktidardadır, Bakanlar Kurulu sıralarında temsil edilmektedir. Türk Cumhuriyeti’nin ilke ve esasları AKP-PKK koalisyonu tarafından birer birer çiğnenmekte ve harabeye çevrilmektedir. ABD ve Avrupa’dan PKK-PYD’ye silah yağmaktadır. AKP Hükümeti de buna göz yummakta, aracı olmaktadır. PKK’nın silahlanması, PYD’nin silahla donatılması Türkiye’nin etrafında kurulan ve kurdurulan ölüm tuzağıdır. Terör örgütlerine giden silahların gerçek hedefi Türk milletidir. Yarın, IŞİD riski hafiflediğinde terör örgütleri bu defa rotayı tam olarak Türkiye’ye çevireceklerdir.” dedi.PYD TERÖR ÖRGÜTÜYSE, NEDEN KORİDOR AÇTINIZ?Devlet Bahçeli, AKP’nin ne dediği, nerede durduğu, neyi savunduğunun belirsiz olduğunu anlattı. Ardından şunları söyledi: “Başbakan’dan bakanlara kadar herkes ayrı tellerden çalmaktadır. Cumhurbaşkanı’yla Başbakan farklı farklı konuşmakta, keşmekeşlik ur gibi her tarafı sarmaktadır. Madem PYD terör örgütü olarak kabullenilmektedir; o halde Ayn el Arap’a fiili koridor açılması, bu örgütün silahlandırılıp desteklenmesi nasıl izah edilecektir? Erdoğan’ın 19 Ekim’de Obama’yla yaptığı telefon görüşmesini duyururken; ‘peşmergenin Ayn el-Arap’a geçişini ben istedim’ demesi PYD-PKK’ya nefes aldırmak değil midir? Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın bir yanda PYD’yi terör örgütü ilan edip PKK’yla bir görmesi; diğer yanda PYD ve PKK’nın imdat çağrılarına ilgisiz kalmayarak silah ve lojistik kanallarını açması ihanete ortak olmaktır. Erdoğan Türk milletini kandırmaktadır. Silahlı peşmergelerin Şanlıurfa üzerinden Ayn el-Arap’a sevkiyatının yapılması anayasal suç olmakla kalmayıp, uluslararası hukuka da aykırıdır. 2 Ekim’de TBMM’de kabul edilen tezkere buna cevaz vermemektedir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan suç işlemektedir.”SAĞDUYU ÇAĞRISI: SOKAĞA ÇIKMAYINDevlet Bahçeli, genelgesinde partililere sağduyu çağrısında bulundu, provokasyon uyarısı yaptı: “Sebebi ne olursa olsun, her türlü kavga, kargaşa ve çatışmadan uzak durulacak, partimizi sokakların çıkmazına çağıran açık veya örtülü operasyonlara kulak asılmayacaktır. Türkiye sokakta bulunmamış, sokağa da teslim edilmeyecektir.Partimiz tamamen meşru zeminde kamuoyunu uyandırmak konusunda kararlıdır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

27 Ekim 2014 Pazartesi 00:04

Yeni Şafak’a tepki: Yalan haberin hesabını verecekler

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Yeni Şafak’ın ‘Kadın polisi kapıya sıkıştırdı’ haberine sert tepki gösterdi.Konuyu Twitter hesabından değerlendiren Tanal, Validebağ Korusu’nun önünde kadın polisle tartışırken çekilen fotoğrafın gazete ve sosyal medyada çarpıtılarak yayınlandığını belirtti. Tanal, “Hayatımda bilerek ve isteyerek hiç kimseye maddi ve manevi bir zarar vermedim. Bazı kendi bilmez haysiyetsizler, beni yıpratmak için tweet atıyor. Yalan ve iftira atanların hepsi yargı önünde hesap verecek. Bunlara yargı önünde hesap soracağım. Bu namussuzluğu yapanlar hesap verecek. Namusu ile edebi ile görev yapan o cesur yürekli Cumhuriyet’in kadını olan polise ve bana yaptığınız namussuzluktan utanmadınız mı?” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Cuma
Gün
13°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:36
Gece
Açık
8°C
Açık
Rüzgar hızı:16 km/h
Rüzgar yönü:16° KKD
Nem Oranı:80%
Yağış:0%
Gün Batımı:17:13
Cumartesi
Gün
Güneşli
17°C
Güneşli
Rüzgar hızı:28 km/h
Rüzgar yönü:28° KKD
Nem Oranı:64%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:36
Gece
7°C
Rüzgar hızı:31 km/h
Rüzgar yönü:31° KKD
Nem Oranı:78%
Yağış:0%
Gün Batımı:17:13
Pazar
Gün
Güneşli
18°C
Güneşli
Rüzgar hızı:30 km/h
Rüzgar yönü:30° KKD
Nem Oranı:61%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:36
Gece
7°C
Rüzgar hızı:28 km/h
Rüzgar yönü:28° KKD
Nem Oranı:72%
Yağış:0%
Gün Batımı:17:13
Pazartesi
Gün
Güneşli
17°C
Güneşli
Rüzgar hızı:20 km/h
Rüzgar yönü:20° KKD
Nem Oranı:58%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:36
Gece
5°C
Rüzgar hızı:22 km/h
Rüzgar yönü:22° KKD
Nem Oranı:72%
Yağış:0%
Gün Batımı:17:13
Salı
Gün
Güneşli
17°C
Güneşli
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° K
Nem Oranı:53%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:36
Gece
7°C
Rüzgar hızı:40 km/h
Rüzgar yönü:40° KD
Nem Oranı:64%
Yağış:0%
Gün Batımı:17:13
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
31 Ekim 2014 Cuma 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Cuma
Gün
11°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:33
Gece
11°C
Rüzgar hızı:8 km/h
Rüzgar yönü:8° K
Nem Oranı:74%
Yağış:40%
Gün Batımı:17:02
Cumartesi
Gün
Parçalı Bulutlu
13°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:5 km/h
Rüzgar yönü:5° K
Nem Oranı:67%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:33
Gece
Açık
10°C
Açık
Rüzgar hızı:17 km/h
Rüzgar yönü:17° KKD
Nem Oranı:71%
Yağış:10%
Gün Batımı:17:02
Pazar
Gün
Parçalı Bulutlu
13°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:18 km/h
Rüzgar yönü:18° KKD
Nem Oranı:62%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:33
Gece
Parçalı Bulutlu
10°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:45 km/h
Rüzgar yönü:45° KD
Nem Oranı:66%
Yağış:10%
Gün Batımı:17:02
Pazartesi
Gün
Parçalı Bulutlu
12°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:52 km/h
Rüzgar yönü:52° KD
Nem Oranı:58%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:33
Gece
9°C
Rüzgar hızı:70 km/h
Rüzgar yönü:70° DKD
Nem Oranı:66%
Yağış:0%
Gün Batımı:17:02
Salı
Gün
Güneşli
15°C
Güneşli
Rüzgar hızı:62 km/h
Rüzgar yönü:62° DKD
Nem Oranı:62%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:33
Gece
11°C
Rüzgar hızı:59 km/h
Rüzgar yönü:59° DKD
Nem Oranı:74%
Yağış:0%
Gün Batımı:17:02
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
31 Ekim 2014 Cuma 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Cuma
Gün
9°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:16
Gece
7°C
Rüzgar hızı:299 km/h
Rüzgar yönü:299° BKB
Nem Oranı:88%
Yağış:50%
Gün Batımı:16:48
Cumartesi
Gün
13°C
Rüzgar hızı:328 km/h
Rüzgar yönü:328° KKB
Nem Oranı:65%
Yağış:40%
Gün Doğumu:06:16
Gece
2°C
Rüzgar hızı:319 km/h
Rüzgar yönü:319° KB
Nem Oranı:82%
Yağış:0%
Gün Batımı:16:48
Pazar
Gün
Parçalı Bulutlu
12°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:316 km/h
Rüzgar yönü:316° KB
Nem Oranı:61%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:16
Gece
0°C
Rüzgar hızı:6 km/h
Rüzgar yönü:6° K
Nem Oranı:78%
Yağış:0%
Gün Batımı:16:48
Pazartesi
Gün
Güneşli
10°C
Güneşli
Rüzgar hızı:60 km/h
Rüzgar yönü:60° DKD
Nem Oranı:54%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:16
Gece
-1°C
Rüzgar hızı:104 km/h
Rüzgar yönü:104° DGD
Nem Oranı:72%
Yağış:0%
Gün Batımı:16:48
Salı
Gün
Güneşli
12°C
Güneşli
Rüzgar hızı:213 km/h
Rüzgar yönü:213° GGB
Nem Oranı:49%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:16
Gece
-1°C
Rüzgar hızı:97 km/h
Rüzgar yönü:97° D
Nem Oranı:69%
Yağış:0%
Gün Batımı:16:48
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
31 Ekim 2014 Cuma 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri