23 Nisan 2014 Çarşamba 22:52

Cemil Çiçek: Toplumsal sorunlara, hukuku esas alarak çözüm bulabiliriz

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) kuruluşunun 94’üncü yıldönümü ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle TBMM Genel Kurulu’nda özel oturum düzenlendi. Siyasi parti genel başkanları 10’ar dakikalık konuşmalarında ‘günün anlam ve önemine ilişkin’ değerlendirmelerde bulunurken Meclis Başkanı Cemil Çiçek, konuşmasında ‘toplumsal barışa’ vurgu yaptı.Demokrasilerin tekâmül ettiğini ve daha özgürlükçü yorum ve uygulamalara doğru evrildiğini belirten Çiçek, “Bizim de bunu yakalamamız gerekmektedir, yoksa çağın gerisinde kalma riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.” uyarısında bulundu. Çiçek, şu görüşü dile getirdi: “Demokrasimizi nasıl daha fazla geliştirebileceğimiz, hukukun tam anlamıyla egemen olduğu, katılımcı, çoğulcu ve temsil gücü yüksek bir siyasi yapıyı nasıl inşa edebileceğimiz önümüzde duran en önemli problemlerdendir. Toplumsal sorunlara daha fazla demokrasi ve özgürlükçü bir anlayış içerisinde, hukuku esas alarak çözüm bulabiliriz. Ortak aklın işlediği, saygı, güven ve hoşgörü anlayışının, uzlaşı ve işbirliği kültürünün üst düzeyde olduğu bir zemin içerisinde sorunlarımızı çözebiliriz. Buna ihtiyacımız vardır ve bunu hep birlikte inşa edebiliriz. Demokrasimizi ancak bu şekilde daha ileriye taşıyabilir, toplumsal barışımızı bu şekilde güçlendirebiliriz.” Cemil Çiçek, Ulus’taki Birinci Meclis binasında yaptığı konuşmada da her konuda aynı fikirde olma mecburiyetinin olmadığını, ancak milletin istiklali, birliği ve dirliği olunca kader birliği etmek mecburiyetinde olduklarını dile getirdi. Çiçek, “Devletimize ve milletimize yönelen tehditlere elbirliğiyle karşı koymak durumundayız. Birinci Meclis olağanüstü şartlarda çalışmasına rağmen meşruiyetten şaşmadı. Meclis’in iradesi milletin iradesidir. Milletin ve devletin menfaatlerini kendi menfaatlerimiz üzerinde tutmalıyız.” ifadelerini kullandı.Meclis’teki tören soğuk geçti23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları, devlet erkânının Anıtkabir ziyaretiyle başladı. Çiçek, daha sonra TBMM Tören Salonu’nda kutlamaları kabul etti. Törene, Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, DSP Genel Başkanı Masum Türker ve diğer parti temsilcileri iştirak ederken, yurtdışında olması nedeniyle Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in yerine vekaleten Kara Kuvvetleri Komutanı Hulusi Akar katıldı. Başbakan, tören çıkışında 13,5 yaşında olmasına rağmen kendisinden uzun olan Aysude Yıldıztekin ile fotoğraf çektirdi. Başbakan, Yıldıztekin’in 13 yaşında olduğuna inanamadı.İlk Meclis’te Bahçeli ve Sakık sohbetiKutlamalar sebebiyle Ulus’taki Birinci Meclis binasında da tören düzenlendi. Törende MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yanına gelen BDP’li Meclis İdare Amiri Sırrı Sakık’ın bir süre sohbet etmesi dikkat çekti. Tören, Seymenlerin oyunlarıyla son buldu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Nisan 2014 Perşembe 04:42

23 Nisan resepsiyonunda Köşk seçimleri konuşuldu

Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in ev sahipliğini yaptığı 23 Nisan resepsiyonunda Köşk seçimleri konuşuldu. Gazetecilerin, Başbakan Tayyip Erdoğan ve muhalefet liderleriyle yaptığı sohbette renkli diyaloglar yaşandı.Meclis Şeref Salonu’nda verilen resepsiyonda Başbakan Tayyip Erdoğan’a gündüz yaptığı “Ters köşe yapabiliriz.” açıklaması hatırlatıldı ve bunun başbakanlığa devam anlamına gelip gelmediği soruldu. Bu soruya “Biraz sabır getirecek. Şu anda her şeyi söylersek olmaz.” cevabını veren Erdoğan, “Kişisel olarak gönlünüzden geçiyor mu?” sorusu üzerine de “Senin gönlünden ne geçiyor? Bir vatandaş olarak… Bunu yanlış söylemedim değil mi?” şeklinde konuştu. “Köşk’e çıkarsanız başbakan kim olacak?” sorusunu ise “Sen şimdi bana çalım atıyorsun.” cevabıyla savuşturdu. Erdoğan, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına yönelik taleplere “Geri adım yok. Kimsenin bayramı zehir etmeye hakkı yok.” sözleriyle nokta koyarken Twitter heyetinin ziyareti ve Twitter’ın buzladığı hesaplara değişik yollarla erişime ilişkin sorular üzerine şöyle konuştu: “Ben düşüncemi söyledim, verdikleri sözleri yerine getirdiler, getirdiler. Getirmedikleri takdirde aynı yerdeyiz biz, gereğini yaparız.”Kılıçdaroğlu: Her Partinin beklediği kadar bekleyeceğizCHP lideri Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın “Ters köşe olabilirsiniz.” açıklamasına “Ne söylediğini bilmiyor ki açıklama yapalım. Sağını solunu bilmediğine göre kafasında henüz bir şey yok.” karşılığını verdi. Gül’ün “Mevcut şartlarda siyaset planım yok” mesajının hatırlatılması üzerine “Cumhurbaşkanı’nın sözleri çok açık, yoruma gerek yok.” diyen Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adaylarını ne zaman açıklayacakları konusunda “Her partinin beklediği kadar bekleyeceğiz.” ifadesini kullandı.Bahçeli: Herkese kulak vereceksin, kulağını kaptırmayacaksınMHP lideri Bahçeli ise Köşk’e çıkacak ismin kucaklayıcı olması gerektiğini belirtti. Bahçeli, şöyle konuştu: “Yüzde 51, yüzde 49 Meclis’te bir değer ifade edebilir. Ama cumhurbaşkanı kucaklayıcı olmalı. Türkiye’yi kamplara ayırmışsanız, cepheleşmeyi tazyik etmişseniz, Türkiye’de bir gerilim stratejisi yaparak bu noktalara gelmişseniz yüzde 51 ile cumhurbaşkanı olsanız dahi toplumda gerilim, kamplaşma, cepheleşme ortadan kalkmaz. Cumhurbaşkanlığı böyle bir makamdır. Onun için aceleci olmamak lazım. Araştırıp bakıp bu milletin evlatlarının içerisinde bu özelliği taşıyacak şahsiyetler vardır, partiler buna yönelmelidir.”MHP’nin cumhurbaşkanı adayını bir an önce açıklaması konusunda beklenti olduğunun ifade edilmesi üzerine Bahçeli, “Olabilir. Herkes MHP’yi bekliyor. Bunun çok güzel bir cevabı var; her sese kulak vereceksin, kulağı kimseye kaptırmayacaksın.” dedi.Bahçeli, dar bölge seçim sisteminin etnik ayrımcılığı ve mafyayı körükleyebilecek tehlikeli bir sistem olduğunu, daraltılmış bölgenin biraz daha makul olduğunu da sözlerine ekledi.Kürkçü: Kendi adayımız olacak, başkasının adayıyla ilgilenmiyoruzHDP Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunu kendi içlerinde henüz tartışmadıklarını ifade etti. Kürkçü, “Ancak belli olan bir şey var, o da bizim kendi cumhurbaşkanı adayımızın olacağı. Başkasının adayıyla ilgilenmiyoruz.” dedi. Kürkçü, pazartesi günü BDP’den istifa edip HDP’ye katılacak milletvekilleriyle ilgili işlemleri Meclis’te yapacaklarını kaydetti. Kürkçü, Muş Milletvekili Sırrı Sakık ile Genel Başkan Selahattin Demirtaş’ın BDP’de kalacağını kaydetti.Gül: Ne geldiyse başıma, ter yüzünden geldiCumhurbaşkanı Abdullah Gül, resepsiyona eşsiz katıldı, erken ayrıldı. “Cumhurbaşkanı’nın da şantaj kaseti var.” sorusu başta olmak üzere gazetecilerin sorularına cevap vermedi. Resepsiyonda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan karşılaşmadılar. Meclis Başkanı Cemil Çiçek, tören boyunca Abdullah Gül’e eşlik etti. Gül, Devlet Bahçeli ve MHP’li milletvekilleri ile bir süre sohbet etti. Tören salonunun neredeyse her köşesini dolaşan Gül, Erdoğan ile hiç karşı karşıya gelmedi. Resepsiyondan ayrılan ilk isim oldu. Cemil Çiçek ile birlikte Gül’ü uğurlayan AKP’li Ayşenur Bahçekapılı’nın Gül’den ilk kez uygulanacak lazer ve ışık gösterisini izlemesini istedi. Ancak Abdullah Gül, “Çok terliyim. Birkaç seyahatim olacak. Ne geldiyse zaten şu ter yüzünden geliyor başıma.” karşılığını verdi. 23 Nisan Resepsiyonu’na Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile Türkmenistan’da bulunan Genelkurmay Başkanı Necdet Özel katılmadı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 22:00

Hukuku çiğneyenler ulusal egemenlikten bahsedemez

Kılıçdaroğlu, konuşmasında ‘hukuk ve demokrasi’ vurgusu yaptı. Ulusal egemenliğin sandıktan çıkan oy sayısına bağlı bir kavram olmadığını, kuvvetler ayrılığını ayak bağı olarak görenlerin, halkın iradesine saygı duyduklarını iddia edemeyeceklerini anlattı.CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu’ndaki 23 Nisan özel oturumunda hükümetin yolsuzluk operasyonları sonrasında ortaya koyduğu uygulamalar üzerinden Başbakan Erdoğan’a sert suçlamalar yöneltti. Kılıçdaroğlu, “Kararlarını beğenmedikleri zaman Anayasa Mahkemesi’ne bile meydan okuyanlar ve yolsuzluk soruşturmalarına hukuku dinamitleyerek cevap verenler, sadece Anayasa’yı değil ulusal egemenliği de çiğnemektedirler.” dedi. Kuvvetler ayrılığını ayak bağı olarak görenlerin, halkın iradesine saygı duyduklarını iddia edemeyeceklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, tarafsız ve bağımsız yargının olmadığı; yasama organının etkisizleştirildiği bir düzeni sürdürmenin de ulusal egemenliğin kaynağı olan milleti hiçe saymak olduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, konuşmasında ulusal egemenliğin, çoğulcu bir rejim, temsilde adalet ve hukukun üstünlüğü meselesi olduğunu belirterek, çoğunluğun güçlü, güçlünün de haklı olduğu; yurttaşların baskı, korku, yasaklar, kin, yoksulluk ve istikrarsızlık tehditleriyle yönlendirildikleri bir sistemin çoğulcu olmadığını ifade etti. “Sandıktan çıktım, ne istersem yaparım” anlayışının ulusal egemenlik kavramıyla bağdaşmadığını anlatan CHP lideri, “Ulusal egemenlik, sandıktan çıkan oy sayısına bağlı bir kavram değildir. Egemenlik, en son ferdine kadar bütün ulusundur. Sayısal çoğunluğu egemenlik olarak anlamak ve kullanmaya kalkışmak ulusal iradenin inkârıdır, istismarıdır. Böyle bir yönetim tarzına demokrasi ve cumhuriyet kelimeleri de yakışmamaktadır. Demokrasi, özgür yurttaşların, özgür medyanın, oy sandığına hapsolmayan bir iktidar anlayışının rejimidir. Demokrasi, iktidarların, egemenliğin kaynağı olan halka belirli aralıklarla ve sandıktan sandığa değil, her gün hesap verdikleri bir rejimin adıdır.” şeklinde konuştu. 23 Nisan’ın çocuklara bayram olarak armağan edildiğini hatırlatırken, çocukların ufkunun kin ve nefretle değil sevgi ve dürüstlükle çizildiği zaman Türkiye’nin kalkınıp ilerleyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz çocuklarımızı bilime dayalı; sevgiyle dolu-nefretten uzak; yüzünü geleceğe dönmüş, korkulardan uzak bir eğitim sistemiyle yetiştirmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki özgür ve eşit bir gelecek, özgürce yetişen nesillerle mümkündür. Sözlerime son verirken, bu yıl, grubum adına, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, temel hak ve özgürlükleri için canlarını feda eden gençlerimizin ve bir sabah evinden çıkarak Türkiye halkının kalbine gömülen Berkin Elvan’ın güzel anısına adıyorum."

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 23:32

İlk kez Başbakan’ı selamlamadı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasını yapmak için kürsüye gelirken, önceki yıllarda selamladığı Başbakan’ı bu kez selamlamadı.Meclis Başkanı’nı selamladıktan sonra ‘Sayın Cumhurbaşkanım’ hitabıyla konuşmasına başlayan Bahçeli, sözlerini tamamladıktan sonra yine Başbakan’ı selamlamadan yerine geçti. Meclis’in milli egemenliğe bağlılığın çok açık ve net kanıtı olduğunu belirtti. Milletin kendi geleceğine yön vereceğini 23 Nisan 1920’de gösterdiğine vurgu yaptı. Bağımsızlık haritasını da bu Meclis’in çizdiğini, şımarıklığa rest çeken milli bir direniş olduğunu dile getirdi. Birinci Meclis’i anlamanın iyi kavranmasını istedi. Şunları kaydetti: “Biz ilk Meclis’e bakınca etnik koalisyonu, 36’nın birde buluşmasını değil, Türk milletini görüyoruz, onun yüksek haslet ve emanetlerini fark ediyoruz.” dedi. İlk Meclis Türkiye Cumhuriyeti’nin harcını karmış, temellerini kazmış, duvarlarını örmüştür. Azımsanmayacak farklılıklar bulunmasına rağmen, aralarından vatan ve millet konularında hiçbir farklı ve aykırı ses çıkmamıştır. Birinci Meclis bu sayede, yıllarca süren savaşlarla, bitmeyen kayıplarla, kesilmeyen baskı ve dayatmalarla içten içe çürüyen, eriyen ve çözülen imparatorluğumuzdan ulus-devlet çıkarmayı başarmıştır. Biz ilk Meclis’e bakınca mecburen bir araya gelmiş, yerel aidiyetleri kolektif ruha dökme gayesine yabancı kalmış yapay bir kalabalık değil, Türk milletinin bekası için peşinen kefene sarılan gerçek istiklal kahramanlarını görüyoruz. Ve elbette biz ilk Meclis’e bakınca Türk milliyetçiliğinin yüksek erdem ve başarısını fark ediyoruz.” Bahçeli, Meclis’ten ayrılırken, Başbakan’ın 1915 olaylarından dolayı Ermenilerin torunlarına taziye yayınlamasına tepki gösterdi. Bahçeli, “Bunu değerlendirecek bir tarafı yok, bu millete bu kadar eziyet fazla.” yorumunu yaptı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 22:51

Erdoğan, muhalefeti dış odaklarla işbirliği yapmakla suçladı

Liderler içindeki en gergin konuşmayı Başbakan Erdoğan yaptı. 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu sonrasındaki ‘kutuplaştırıcı’ söylemini 23 Nisan’da da sürdüren Erdoğan, muhalefet partilerini yabancılarla işbirliği yapmakla suçladı.Erdoğan, “Sosyal medyanın, kötü niyetlilerin elinde millî iradeye saldırı aracı olabileceğini gördük. İllegal yoldan elde edilmiş ses kayıtlarının, ses montajlarının insanların mahremine girmek ve gözetlemek suretiyle oluşturulmuş şantaj görüntülerinin, TBMM’yi nasıl hedef aldığını gördük. Ne acıdır ki siyasi partilerin Türkiye dışından odaklarla işbirliği ve ittifak yaptıklarını, TBMM’ye tarihleri boyunca defalarca yaptıkları gibi bir kez daha kastettiklerine şahit olduk. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakan’ı, Genelkurmay Başkanı, bakanları hedef alındı. Siyasi partilerin genel merkezlerinin, il başkanlıklarının hukuksuzca dinlendiği ve bu dinlemelerin tehdit ve şantaj aracı olarak kullanıldığı ortaya çıktı.” iddialarında bulundu. Erdoğan’ın sözlerine tepki gösteren CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay, “Sayın Başbakan’ın hem her vesileyle millî iradeye saygıdan bahsedip hem millî iradenin yansıması olarak bu Parlamento’da bulunan siyasi partileri ‘Yabancılarla, dış odaklarla işbirliği yaptılar.’ şeklindeki ithamını kendisine ve günün anlamına yakıştıramadım.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 22:00

Erbakan, Saadet Partisi'nin başına geçiyor

Merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan, Saadet Partisi’nin (SP) genel başkanlığına aday olduğunu açıkladı. Ankara’da bir grup partili ile bir araya gelen Fatih Erbakan, toplantının ardından parti kurucuları, Genel İdare Kurulu ile Yüksek İstişare Kurulu üyeleri, büyük kongre delegeleri ve teşkilat başkanlarının kendisini aday gösterdiğini ileri sürdü. Bunun kendisi için büyük bir bahtiyarlık olduğunu ifade eden Erbakan, bu kararla birlikte Milli Görüş’ün ikinci 40 yıl harekâtını başlattıklarını söyledi.Erbakan şöyle konuştu: “Bizim yönetim anlayışımızda insanları ayrıştırmak, fişlemek, kendi teşkilat mensuplarımızı fişleyip damgalamak yoktur. Bizim yönetim anlayışımızda kapalı kapılar arkasında plan yapmak yoktur, özümüz ve sözümüz birdir. Aynı Erbakan Hoca’mızın dediği gibi, Bizim kafamızın arkasında başka gizli planlar bulunmaz. Şu anda Milli Görüş fikriyatının tek temsilcisi Saadet Partisi’ni kaybediyoruz. Toprak ayağımızın altından kayıyor. Kamalak: Yönetimin kararı değil4 Mayıs’taki kongrede yeniden aday olması beklenen Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Fatih Erbakan’ın adaylığının parti yönetiminin kararı olmadığını söyledi. Erbakan’ın yarışa girmesini parti içinden bazı kişilerin istediğini ifade eden Kamalak, “Önceki gün Ümit Çebi, Musa Okçu, Suat Pamukçu yanıma geldi. ‘Fatih Bey’in başkanlığında kongreye gitmek istiyoruz, tek listeyle gidilsin.’ dediler. Ben de onlara yetkili organlarla bir araya gelip karar vermeden bu konuyu konuşmak doğru olmaz.’ dedim.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 22:00

Köşk'te ters köşe yapabiliriz

Başbakan Tayyip Erdoğan, Köşk adaylığı konusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le aralarında bir problem olmadığını vurguladı.Erdoğan, “Anlaşmazlık olmaz, aramızda hallederiz. Ülkemizde kaosa neden olabilecek hiçbir adımı atmayız.” dedi. Bir sürpriz yapabileceklerine de atıf yaparak, “Bundan önce de medya bir şeyler söylüyordu. Cumhurbaşkanı’mız o zaman başbakandı. Hep benimle ilgili de... Sonra ters köşe oldunuz, yine ters köşe olabilirsiniz. Bizim sağımız solumuz belli olmaz.” mesajını verdi. Erdoğan, 23 Nisan kutlamaları çerçevesinde koltuğunu Çankaya Muazzez Karaçay İlköğretim 3. sınıf öğrencisi Göker İnan’a bıraktı. Buradaki merasim biterken gazeteciler Erdoğan’a hatıra fotoğrafı çektirme teklifi yaptı. “Belki bu başbakan olarak son fotoğrafınız olur.” şeklindeki ince bir göndermeye Erdoğan, “Son diye bir şeye, öyle hülyalara girmeyin, belli olmaz.” karşılığını verdi. Başkanlık sistemini arzu ettiğini bir kez daha tekrar eden Erdoğan, Köşk adayının 24 Mayıs’a kadar netleşeceğini belirtti. Başkanlık sisteminin gerekliliğini savunurken de şöyle konuştu: “Türkiye’de çok başlılık ne yazık ki netice vermiyor. Bizim derdimiz, sağlıklı tek sesliliği oluşturabilmek. Çift sistem olmaz da tek sistem olur. Senato olmaz da sadece milletvekilleri olur. Bunlardan korkmanın bir anlamı yok ki. Tartışalım, konuşalım.” Erdoğan, AK Parti kulisinde gazetecilerle yaptığı sohbette de Gül’le nihai görüşmeyi, kendi istişareleri bittikten sonra yapacaklarını kaydetti ve ekledi: “Yarın (bugün) akşam bir görüşmemiz var, kısmen bu görüşmeyi de belki görüşeceğiz ama nihai görüşmemiz değil bu konuyla ilgili. Nihai görüşmelerimiz benim istişare çalışmalarımın bitmesinden sonra olacak.” “Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı kadın olabilir mi?” sorusuna “Halkın takdirine bağlı.” cevabını verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 22:00

BDP ve HDP’den ‘çoğulculuk terk edildi’ eleştirisi

23 Nisan özel oturumunda BDP ve HDP temsilcileri, TBMM’nin 1920’de çoğulculuk esasıyla kurulduğu ancak daha sonra bu yapının bozulduğu eleştirisinde bulundu.BDP adına konuşan Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, TBMM’nin bütün farklılıkları kucakladığını, 1924 Anayasası’na geçişle birlikte bu çoğulculuk esasının terk edildiğini belirtti. Buldan, “Bunun yerine tek-tipçi retçi ve inkârcı bir sisteme geçildi. Bu sistem üzerine inşa edilen katı ulus-devlet yapısı bu ülkenin kuruluşunda omuz omuza mücadele veren bütün kimlikleri ve kültürleri dışladı, farklılıkları birer birer yok etmeye çalıştı.” dedi. Buldan, 23 Nisan’ın demokrasi ve özgürlüklerin yeterince yerleşmediği, sivil demokratik yeni bir anayasanın yapılmadığı, demokratik siyaset kanallarının tümüyle açılmadığı ve çözüm sürecinin henüz barışa evrilmediği bir ortamda kutlandığına işaret etti. Türkiye’nin, TBMM’nin kurulduğu ‘çoğulculuk’ ilkesinden uzaklaştığını, bunun faturasının ise çok ağır olduğunu kaydeden Buldan, 1938’de Dersim katliamı yaşandığını, peş peşe darbeler gerçekleştiğini, haksız idamlar ve faili meçhul cinayetler meydana geldiğini hatırlattı. HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü ise konuşmasında ‘Cumhuriyetçi ütopyanın sürekli beslediği yanılsamaya karşın, hiçbir zaman kederde, tasada ve kıvançta bir, imtiyazsız, sınıfsız bir kitle’ olunamadığını vurguladı. Türkiye’nin, gelir dağılımı adaletsizliğinde dünyada üçüncü sırada olduğuna işaret eden Kürkçü, “Kendisi modern olmayan, bir ayağı toprakta, öbür ayağı ticaret ve faizcilikte duran bir toplumsal ucubenin ‘modernleşme’ hamlelerinin her krizi TBMM’nin de krizi oldu. Bu fantastik doktrin, 94 yıl boyunca her askerî darbe ve müdahaleyle kendisini yeniden üretmeyi sürdürdü. Benzer bir tıkanmanın pençesindeki hükümetin bugün de rakiplerine karşı aynı öğretiyi hizmete çağırdığını görmek hiç şaşırtıcı değil: Milletimize karşı fesat…, Yabancı güçlere hizmet... Çare milli birlik ve beraberlik… TBMM’nin kuruluşunun 94. yılında içine sürüklenmekte olduğumuz rövanşizmin ve ‘sultansız sultanlık’ arayışının, ‘kindar nesiller yetiştirme’ reaksiyonu Cumhuriyet’in mukadder olmayan bu doğum kusurlarından da besleniyor.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 22:00

Şantaj kasetlerini izlediniz mi?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kendisi, Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay’ın şantaj kasetlerinin olduğu yönündeki açıklamasını TBMM gündemine taşıdı.Umut Oran, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesinde soruları yöneltti: “Bu kasetlerin varlığını hükümetiniz nasıl bilebilmektedir? Bakanlar Kurulu üyeleri olarak bu şantaj kasetlerinin içerik bilgilerine sahip misiniz, izlediğiniz bu tür şantaj kasetleri var mıdır? Varlığını bildiğiniz bu şantaj kasetlerinin çekilmesini neden önle(ye)mediniz? Bu kasetleri çekenler kamu personeli midir, hangi kurum/kuruluşta hangi görevlerde bulunanlar bu çekimleri yapmıştır? Türkiye Cumhuriyeti’nin 1. ve 3. numaraları ile Genelkurmay Başkanı’nın şantaj görüntülerinin çekilmesi nasıl mümkün olabilmiştir? Bu durum devletin zirvesinde yaşanan bir zafiyetin göstergesi midir? ‘Devletin en tepesinden en aşağısına kadar’ ifadesi neyi kapsamaktadır, kaset şantaj operasyonu hangi makama/mevkiye kadar inmektedir? Bu şantaj kasetlerinden zarar gören üst düzey kamu yöneticileri kimlerdir? Bu şantaj kasetlerini çekenler/yayanlardan yakalanıp, görevden el çektirilen, hakkında adli/idari işlem yapılan kişi/kişiler var mıdır? Bu yakalanan kişiler kimlerdir, nerelerde hangi pozisyonda görev yapmaktadırlar? İstihbarata Karşı Koyma (İKK) noktasında devlet yapısında bir zafiyet var mıdır? İKK amacıyla 2014 yılı başından itibaren hangi ek önlemleri aldınız?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 22:59

Rüşvetin adı ‘cari açık kapatma’ olmuş

“Reza Zarrab’ın arkasında fon olarak Türk bayrağı kullanılıyor. En ağırıma giden o. Bir sahtekârın arkasına Türk bayrağı konularak onu meşru göstermek asla mümkün olmamalı. Bunun hesabını soracağız.”CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 17 Aralık’ta büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturması çerçevesinde yargılanan İran kökenli işadamı Reza Zarrab’ın Türkiye’nin cari açığının yüzde 15’ini kapattığına yönelik iddiasına sert tepki gösterdi. “Bence Türkiye’nin değil bakanların cari açığını kapatmıştır. Rüşvetin yeni adı cari açığı kapatma.” diyen Kılıçdaroğlu, ‘kahraman’ olarak lanse edilen Zarrab’ın İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Başbakanlık önüne heykelinin dikilmesi önerisinde bulundu. Zarrab’ın havuz medyasına, arkasında Türk bayrağı ile röportaj vermesini sert bir dille eleştirdi: “Bir sahtekarın arkasına Türk bayrağı koyularak onu meşru gösterme asla mümkün olmamalıdır. Bunun hesabını havuz medyasından soracağız.”Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Konuşmasına, 6 oyla CHP’nin kazandığı ilan edilen Yalova seçimlerini YSK’nın iptal etmesini eleştirerek başlayan Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin 1 Haziran’da yenilenecek seçimleri kazanmak için ‘dünyanın parasını’ dağıtacağını belirtti. Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet tarihinin en şaibeli seçimlerinden birisi gerçekleşti. Başbakanlık koltuğunda oturan zat bir açıklama yapıyor: ‘İnşallah, önümüzdeki günlerde Yalova seçimleri de iptal edilecek’. Söyledi mi, söyledi, iptal edildi mi? Yalova’daki kardeşlerime seslenmek istiyorum. Kim ne yaparsa yapsın bir kişiyi seçtiniz, o kişiye sahip çıkın. Oylarınızı satın almak için dünyanın parasını dağıtacaklardır. Ama onlar gereğini yapacak.” diye konuştu.1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına izin verilmemesini yanlış bulan CHP lideri, daha sonra sözü 4 bakanın adının karıştığı büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonuna getirdi. Kılıçdaroğlu, 17 Aralık’tan sonra ‘bir yabancının 4 bakanı nasıl satın aldığı’ gerçeğini herkesin gördüğünü belirtirken, şu ifadeleri kullandı: “17 Aralık’ta ‘darbe yapıldı’ diyor. Ne darbesi kardeşim. 17 Aralık’ta eğer Başbakan oğluna telefon edip ‘paraları sıfırla’ diyorsa bu ülkedeki herkesin düşünmesi lazım. Şunu kimse söylemesin: Efendim Erdoğan’ın bundan haberi yoktu. Bunu diyenin önüne 3 sayfalık 18 Nisan 2013 tarihli MİT raporunu koyarız. Bu hafta soruşturmalar başlayacak. Neyin yalan neyin gerçek olduğu ortaya çıkacak.”Kılıçdaroğlu, yolsuzluk iddialarının kilit ismi olan Reza Zarrab’ın hükümete yakın medya tarafından ‘hayırsever, cari açığı kapatan bir işadamı’ olarak lanse edildiğini hatırlattı. Meclis kavşağına kol saati figürlü saat kulesi yapıldığına işaret etti ve ekledi: “Meclis kavşağında Zafer Çağlayan anıtı dikildi. Onun yanına mutlaka Reza Zarrab’ın heykelinin olması lazım. Bir heykel yetmez; ikinci heykelin İçişleri Bakanlığı’nın önünde olması lazım. Zarrab’ın önünde yatan bir içişleri bakanı heykeli olabilir orada. Üçüncü heykeli Başbakanlık’ın önüne dikeceksiniz. Elinde bir çikolata kutusu Başbakan’a giderken... Son balkon konuşmasından bütün üçkağıtçılar vardı, aile de vardı orada. Reza Zarrab yoktu. Onu da alsınlar oraya.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 23:01

Rüşvet ustasının Türk bayrağıyla cilalanması tam bir felaket

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan’a yakın havuz medyasının rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının kilit ismi işadamı Reza Zarrab’ı Türk bayrağı fonuyla manşetlere çekerek, ‘hayırsever ve cari açığı kapatan adam’ olarak lanse etmesini ‘ibretlik’ buldu.Bahçeli, “Twitter’ın buzlanmasından sonra yolsuzluğun ve rüşvetin küllenmesi adına her şeyi mubah görenler için İranlı madrabazın cilalanıp gün yüzüne çıkarılması son derece doğaldır. Ekonomik parametrelere göre konuşacak olursak baştan ayağa yanlış ve yalan bilgi veren bu İranlının milletimizin huzuruna çıkarılması tam anlamıyla felakettir.” dedi.Bahçeli, grup toplantısında yaptığı konuşmada, Zarrab’ın cari açığın yüzde 15’ini tek başına kapattığını, ülkemize döviz kazandırdığına, 17 Aralık operasyonlarını da darbe olarak yaftaladığına dikkat çekti. “Merak ediyoruz, İranlı şarlatan gazete ve ekrana çıkmadan önce Kısıklı’da Başbakan nezaretinde bir prova yapmış, sonra da birlikte selfie pozu vermişler midir? Ya da önüne koyulan metni mahdumlardan kurulu kankaları yardımıyla sabah akşam ezberlemiş midir?” sorusunu yönelten MHP lideri, şu teklifte bulundu: “Bize göre cari açığın yüzde 15’ini tek başına kapatan birisini Başbakan ya dışarndan ekonomi bakanı olarak atamalı ya da Hazine Müsteşarlığı’na, değilse bile Merkez Bankası’nın başına getirilmelidir. Bunlar kesmiyorsa doğrudan doğruya Maliye’yi bu rüşvet ustasına bağlamalı, hatta AKP’ye eşbaşkan olmasına yüreklice karar vermelidir..”Bahçeli’nin gündemindeki bir diğer önemli konu da cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tartışmalardı. Başbakan’ın Gül’ü saf dışı bırakmak için yine ‘iftira’ silahına sarıldığını vurgulayan Bahçeli, şu görüşü dile getirdi: “Kardeşim dediği, kader ortaklığı yaptığı, beraber parti kurduğu Sayın Gül’ü de havuz medyası, tetikçi sözcüleri ve yandaş kalemler marifetiyle alttan alta rencide etmeye ve karalamaya başlamıştır. Gül, devre dışı bırakılmış, tufaya gelerek, kardeş kazığı yemiş ve meşgule alınmıştır. Başbakan kişiliğinin alametleri arasında fazlaca yer eden Brütüslüğü dört ayaklı koltuk uğruna kadim arkadaşına da reva görmüştür.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 22:27

Gül 'yok' diyor, Erdoğan kasette ısrar ediyor

Başbakan Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül’ün yalanlamasına rağmen Cumhurbaşkanı’nın şantaj kaseti olduğu iddiasında ısrar ediyor. Erdoğan, dünkü grup toplantısında bu konuda ilginç açıklamalarda bulundu. Kritik düzenlemelerin yapıldığı seçim sürecinde sık sık gündeme getirdiği iddiasını bu kez “Bu devletin en tepesinden en aşağısına kadar Cumhurbaşkanı’nın da şantaj kaseti bunlarda var, benim de vardı, genelkurmay başkanının da.” sözleriyle dile getirdi. Bu ifadeler, Başkent kulislerinde “Gül’ün şantaj kaseti olduğunu nereden biliyor?” sorusunu gündeme getirdi.Başbakan Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül’ün yalanlamasına ve ‘korkum yok’ demesine rağmen Cumhurbaşkanı’nın şantaj kasedi olduğu iddiasında ısrar ediyor. Erdoğan, dünkü grup toplantısında bu konuda ilginç açıklamalarda bulundu. Kritik düzenlemelerin yapıldığı seçim sürecinde sık sık gündeme getirdiği iddiasını bu kez “Bu devletin en tepesinden en aşağısına kadar Cumhurbaşkanı’nın da şantaj kaseti bunlarda var, benim de vardı, genelkurmay başkanının da.” sözleriyle dile getirdi. Erdoğan’ın bu sözleri Başkent kulislerinde “Gül’ün şantaj kaseti olduğunu nereden biliyor?” sorusuna yol açtı. Erdoğan’ın konuşmasının devamında kullandığı, “Ben diyorum ki ‘Benimle ilgisi varsa çıkın açıklayın.’ diyorum. ‘Açıklamazsanız namertsiniz.’ diyorum. Şahsımla alakalı aradıklarını bulamadılar, bulamayacaklar. Benim bakanlarımla yaptığım görüşmeleri ancak verebildiler veya eşimle, çocuğumla yaptıklarımı verebildiler.” ifadeleri de “Evdeki paraları sıfırlamaya ilişkin oğlu Bilal’le yaptığı iddia edilen telefon konuşmalarının yer aldığı ses kayıtlarını doğruladı.” şeklinde yorumlandı. Erdoğan, daha önce bu görüşme için ‘montaj, dublaj’ savunması yapmıştı.Başbakan, “Paralel polisin 1 Mayıs oyunu” manşetini atan Akşam Gazetesi ile Dicle Üniversitesi Rektörü Ayşegül Jale Saraç’a yönelik linci sert bir dille eleştirerek “Namuslu insan belge gösterir.” çıkışını yapan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı üstü kapalı eleştirdi. Erdoğan, “Sen bu ülkenin başbakanını dinleyeceksin, dışişleri bakanını dinleyeceksin, bakanların kendi aralarında yaptıkları konuşmaları dinleyeceksin ve bunu da kalkıp kendiniz dinleteceksiniz, utanmadan sıkılmadan ‘belge’ diyeceksiniz. Ne belgesi? İşte belge. Ne belgesi? Arkadaşlar biz bu işin altyapısını, zeminini oluşturuyoruz ve gereği neyse yapacağız. Bu devleti Haşhaşilerden Allah’ın izniyle temizleyeceğiz.” dedi.Erdoğan, 1 Mayıs kutlamaları için Taksim’de ısrar eden sendikalara ise “Açık, net söylüyorum; Taksim’den bir defa ümidinizi kesin. Devletle gerilime girmeyin. ‘Hayır ben orada yapmayacağım, illa burada yapacağım’ dersen, bu ‘ben çatışmaya hazırım’ demektir ki buna asla müsaade etmeyiz.” mesajını verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 22:00

1 Mayıs’ta biz de Taksim’deyiz

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına izin vermeyen hükümete yüklendi. “Esnaf zarar görmesin” gerekçesinin uyduruk olduğunu savunan Demirtaş, “Senin derdin esnaf değil, senin derdin 77 katliamını unutturmaktır. Sayın Başbakan, bu inadı ve ısrarından vazgeçmelidir. Biz Taksim’e çıkmak isteyenlerle birlikte olacağız.” dedi.Demirtaş, hükümetin çözüm süreciyle ilgili tavrını da eleştirdi. 45 gündür çözüm sürecinin mimarından haber alamadıklarını belirten Demirtaş, “İmralı’ya gidemiyoruz. Heyetimiz adaya gitme konusunda maalesef ciddi dirençlerle karşılaşıyor. Makul olmayan gerekçelerle görüşme ertelendi. Önümüzdeki hafta gidilecek ancak ne kadar gerçekleşeceği konusunda tereddütlerimiz var. Önümüzdeki hafta sonrası görüşme süreci kesilmiştir diyeceğiz.” diye konuştu. Demirtaş, kendilerini darbe anayasasına bağlı hissetmediklerini, tek taraflı inşa sürecini başlatacaklarını ifade etti. Bu kapsamda doğuştan ne hakları varsa onlarla ilgili adım atılacağını kaydetti. Demirtaş, BDP’nin önümüzdeki haftadan itibaren HDP çatısı altında faaliyetlerini sürdüreceğini sözlerine ekledi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 22:41

AKP Sözcüsü Çelik’ten ‘eşbaşkanlık’ çıkışı: Orkesta şefi bir olur, iki değil

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Çankaya Köşkü’ne çıkması halinde AKP’de uygulayacağı iddia edilen ‘eşbaşkanlık sistemi’ spekülasyonlarına net tavır koydu.Çelik, Twitter hesabından verdiği mesajda, “Başkalarının eşbaşkanlığa ihtiyacı olabilir ama AK Parti’de böyle bir şey kimsenin aklından bile geçmez. Orkestra şefi bir olur, iki değil. Anadolu’da bir söz vardır; ‘Çatal kazık yere batmaz’ diye. Bir şehirde iki vali, bir ilçede iki kaymakam olmaz. Olursa ne olur? İşler karışır.” dedi.ANKA

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 22:00

AKP önergesini geri çekti, yolsuzluk fezlekelerinin görüşülmesi haftaya kaldı

AKP, adı yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna karışan dört eski bakanla ilgili verdiği ‘soruşturma komisyonu’ kurulmasına yönelik önergesini “usule uygun vermedik” diyerek geri çekti.Komisyonun kurulup kurulmayacağına ilişkin görüşmelerin yarın yapılması planlanıyordu. Ertelenen görüşmelerin önümüzdeki hafta Meclis TV’nin yayında olmadığı cuma günü gerçekleştirileceği ifade ediliyor. Muhalefet partileri ve Meclis bürokrasisi AK Parti’nin önergesinde içtüzüğe aykırı olarak ‘eski bakanlara yönelik suç isnadı’ olmadığını dile getirmişti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 15:05

TBMM Başkanı Çiçek, Meclis Anıtı'na çelenk koydu

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) açılışının 94. yıl dönümü dolayısıyla TBMM Başkanı Cemil Çiçek, saat 09.00'da TBMM Anıtı'na çelenk koydu.Törene Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleri, meclis idari amirleri, milletvekilleri katıldı.Tören öncesi bakanlar, kendi aralarında sohbet etti. Çelenk koyma töreni Çiçek'in gelmesiyle başladı. TBMM Anıtı'na çelenk koyan Çiçek ile birlikte protokol heyeti bir dakikalık saygı duruşunda bulundu ve ardından İstiklal Marşı okundu.İLK TÖREN ANITKABİR'DE YAPILDI23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları, Anıtkabir'de Atatürk Anıtı'na çelenk sunulmasıyla başladı.Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki törene, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bakanlar ve milletvekilleri katıldıTBMM Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki heyet, Aslanlı Yol'dan yürüyerek Anıtkabir'e geldi. Çiçek, Anıtkabir'de Mustafa Kemal Atatürk'ün mozelesine çelenk koydu. İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından Çiçek ve beraberindeki heyet Misak'ı Milli müzesine geçti. Çiçek, Anıtkabir Defteri'ni imzaladı. Çiçek, buradaki mesajında ''İlk başkanlığını yaptığınız TBMM'nin 94. açılış yıl dönümünde, huzurunuzda bulunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. TBMM olarak Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınması ve hedef olarak gösterilen muasır medeniyetler düzeyine çıkmak için çalışıyoruz. Mili mücadelenizde gösterdiğiniz büyük ruh, kalkınma idealiniz ve büyük başarılarınız, bize daima ilham vermektedir. Ülkemiz, hedeflerini gerçekleştirecek. Daha kalkınmış ve modern bir ülke olacaktır.Milli egemenlik anlayışını güçlendirmek, daha demokratik çoğulcu ve özgürlükçü bir ülke haline getirmek temel amacımızdır. Yaptıklarınız ve millete bıraktıklarınız için daima minnet ve şükran duyuyor, daha büyük işler yapmak içi kendimizde heyecan hissediyoruz. Aziz ruhunuz şad olsun.'' ifadelerine yer verdi. Heyet, daha sonra Anıtkabir'den ayrıldı.Bu arada tören boyunca Başbakan Erdoğan ve muhalefet liderlerinin konuşmaması ve Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel'in törene katılmaması dikkat çekti.ÇOCUKLARA BALON, PAMUK ŞEKERAnıtkabir, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için hazırlandı. Anıtkabir'e gelen çocuklara balon, pamuk şeker ile Atatürk ve Kurtuluş Savaşı'nın anlatıldığı çizgi romanlar dağıtıltı. Atatürk ve Çocuk Dergisi, Çanakkale Şehitleri kitabı, Atatürk'ün fotoğraflarından oluşan kartpostallar da çocuklara hediye edildi.(CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 16:28

Başbakanlıktan flaş '1915' açıklaması

Erdoğan 1915'te hayatını kaybeden Ermenilerle ilgili açıklamalarda bulundu. Erdoğan; " 1915'te ölen Ermenilerin torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz. Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan hadiseler hepimizin ortak acısıdır." dedi.İşte Başbakanlık'ın internet sitesinden yapılan o açıklama:“Ermeni vatandaşlarımız ve dünyadaki tüm Ermeniler için özel bir anlam taşıyan 24 Nisan, tarihi bir meseleye ilişkin düşüncelerin özgürce paylaşılması için değerli bir fırsat sunmaktadır.Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının hangi din ve etnik kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca Osmanlı vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz.Adil bir insani ve vicdani duruş, din ve etnik köken gözetmeden bu dönemde yaşanmış tüm acıları anlamayı gerekli kılar.Tabiatıyla ne bir acılar hiyerarşisi kurulması ne de acıların birbiriyle mukayese edilmesi ve yarıştırılması acının öznesi için bir anlam ifade eder.Atalarımızın dediği gibi ‘ateş düştüğü yeri yakar’.Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı herkes gibi Ermenilerin de o dönemde yaşadıkları acıların hatıralarını anmalarını anlamak ve paylaşmak bir insanlık vazifesidir.1915 olaylarına ilişkin farklı görüş ve düşüncelerin serbestçe ifade edilmesi; çoğulcu bir bakış açısının, demokrasi kültürünün ve çağdaşlığın gereğidir.Türkiye’deki bu özgür ortamı, suçlayıcı, incitici, hatta bazen kışkırtıcı söylem ve iddiaları seslendirmek için vesile olarak görenler de bulunabilir.Ne var ki, tarihi meseleleri hukuki boyutlarıyla birlikte daha iyi anlamamız, kırgınlıkları yeniden dostluklara dönüştürmemiz mümkün olacaksa, farklı söylemlerin empati ve hoşgörüyle karşılanması ve bütün taraflardan benzer bir anlayışın beklenmesi tabiidir.Türkiye Cumhuriyeti hukukun evrensel değerleriyle uyumlu her düşünceye olgunlukla yaklaşmaya devam edecektir.Fakat 1915 olaylarının Türkiye karşıtlığı için bir bahane olarak kullanılması ve siyasi çatışma konusu haline getirilmesi de kabul edilemez.Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşanan hadiseler, hepimizin ortak acısıdır. Bu acılı tarihe adil hafıza perspektifinden bakılması, insani ve ilmi bir sorumluluktur.Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması, Türkler ile Ermeniler arasında duygudaşlık kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel olmamalıdır.Bugünün dünyasında tarihten husumet çıkarmak ve yeni kavgalar üretmek kabul edilebilir olmadığı gibi ortak geleceğimizin inşası bakımından hiçbir şekilde yararlı da değildir.Zamanın ruhu, anlaşmazlıklara rağmen konuşabilmeyi; karşıdakini dinleyerek anlamaya çalışmayı; uzlaşı yolları arayışlarını değerlendirmeyi; nefreti ayıplayıp saygı ve hoşgörüyü yüceltmeyi gerektirmektedir.Bu anlayışla biz Türkiye Cumhuriyeti olarak 1915 olaylarının bilimsel bir şekilde incelenmesi için ortak tarih komisyonu kurulması çağrısında bulunduk. Bu çağrı geçerliliğini korumaktadır. Türk, Ermeni ve uluslararası tarihçilerin yapacağı çalışma, 1915 olaylarının aydınlatılmasında ve tarihin doğru anlaşılmasında önemli bir rol oynayacaktır.Bu çerçevede arşivlerimizi bütün araştırmacıların kullanımına açtık. Bugün arşivlerimizde bulunan yüzbinlerce belge, bütün tarihçilerin hizmetine sunulmaktadır.Türkiye, geleceğe güvenle bakan bir ülke olarak tarihin de doğru anlaşılması için ilmi ve kapsamlı çalışmaları her zaman desteklemiştir. Etnik ve dini kökeni ne olursa olsun yüzlerce yıl bir arada yaşamış, sanattan diplomasiye, devlet idaresinden ticarete kadar her alanda ortak değerler üretmiş Anadolu insanları, yeni bir gelecek inşa edebilecek imkân ve kabiliyetlere bugün de sahiptir.Kadim ve eşsiz bir coğrafyanın benzer gelenek ve göreneklere sahip halklarının, geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine, kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte anacaklarına dair umut ve inançla, 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.Aynı dönemde benzer koşullarda yaşamını yitiren, etnik ve dini kökeni ne olursa olsun tüm Osmanlı vatandaşlarını da rahmetle ve saygıyla anıyoruz.”8 DİLDE YAYINLANDIErdoğan'ın, Başbakanlık sitesinde yayınlanan Türkçe mesajı ayrıca 8 dilde daha siteye konuldu. Erdoğan'ın açıklamaları Türkçe'nin yanı sıra İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Arapça, Rusça ile doğu ve batı Ermeni dillerinde siteye konuldu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 10:53

Erdoğan: Bizim sağımız solumuz belli olmaz, aramızda bu işi hallederiz

Başbakan Tayyip Erdoğan, "Cumhurbaşkanımızla aramızda anlaşmazlık olmaz. Ters köşe olabilirsiniz. Bizim sağımız solumuz belli olmaz. Aramızda bu işi hallederiz.'' dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili nihai kararın 9-11 Mayıs tarihlerinde yapılacak AK Parti kampının ardından verileceğini açıkladı.Başbakan Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Çocuk Bayramı nedeniyle çocukları Başbakanlık Merkez Bina'da ağırladı. Gazetecilerin "belki son fotoğraf olabilir" diyerek beraber fotoğraf çektirmek istemeleri üzerine Başbakanlık muhabirleri ile Merkez Bina merdivenlerinde fotoğraf çektiren Erdoğan, ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.''SAĞIMIZ SOLUMUZ BELLİ OLMAZ''İlk olarak Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'in açıklamaları sorulan Erdoğan, "Biz Cumhurbaşkanımızla aramızda herhangi bir anlaşmazlık olmaz. Bundan önce de medya birşeyler söylüyordu Cumhurbaşkanımız o zaman başbakandı. Hep benimle ilgili de. Sonra ters köşe oldunuz yine ters köşe olabilirsiniz. Bizim sağımız solumuz belli olmaz. Aramızda bu işi hallederiz. Ülkemizde kaosa sıkıntıya vesile olabilecek hiçbir adımı biz aramızda atmayız. Bu makamların herşey olduğuna inanan hareket değiliz. Bu makamlar gelip geçici. ülkemize hizmet noktasında bize ne kazandıracak değil biz bu makamlara ne kazandıracağız. Onun için nerde daha faydalı nasıl olacaksak onun adımlarını atarız. Nihai karar verecek olan millet." dedi.''BAŞKANLIK SİSTEMİNİ İSTİYORUM''Başkanlık konusunda da bir soru sorulan Erdoğan, "Bunların hepsi dışarıda yapılan yorumlar. Bu yorumların hepsi de zaten yapılıyor. Bu konudaki düşüncem netleşmiş. Bir başkanlık sisteminin ülkemde olmasıdır. Başkanlık sisteminin olmadığı ülkede neyin olduğunu görüyoruz. Gelişmiş ülkelere baktığımızın zaman tamamında ya başkanlık ya yarı başkanlık sistemine geçilmiştir. Türkiye'de çok başlılık ne yazıkki netice vermiyor. Başkanlık sistemi denince bazı siyasiler parlamentoyu yok sayıyor. Başkanlık sistemi parlamentonun çok daha güçlü olduğu bir sistem. Amerika'da Obama parlamentonun denetimi dışında karar alabilir mi? Böyle bir yetkisi var mı? Helikopterleri istiyoruz. alabilmemiz için parlamentonun onayından geçmesi lazım diyor veremiyor. Ama biz kararları çok daha rahat alıyoruz. Bu imkanı elinden neden çıkarıyorsun. Bizim derdimiz bu değil ki. Sağlıklı tek sesliliği oluşturabilmek. Bütün o parlamentonun denetiminden geçtikten sonra böyle bir kararı verebilelim. Çift sistem olmaz da tek sistem olur. Senato olmazda sadece milletvekilleri olur. Bunlardan korkmanın bir anlamı yokki. Tartışalım konuşalım. Anayasa'da 60 maddede 4 parti uzlaştık. Çıkarılım dedik. Muhalefette kayış attı. Millete verilmiş söz olduğu halde millete verilmiş söz olduğu halde Meclis'ten anayasa değişikliği olarak geçmesini istemediler. 330 ile halka gidemeseydik 26 maddelik paket çıkmamış olacaktı. Halka gittik halk istiyor. Yüzde 58 ile geçtik.'' ifadelerini kullandı.AYM KUTLAMALARINA KATILACAKAnayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümü programına katılıp katılmayacağı sorulan Erdoğan, ''Kuruluş yıldönümü kutlamalarına katılacağım. O ayrı, o ayrı. Anayasa Mahkemesi kendi kanaatini ortaya koyarken bizler de belli konularda siyasi olarak rahatsızlığımızı ortaya koymaktan normal ne olabilir." diye konuştu.Seçimler konusunda dar ya da daraltılmış bölge konusunda bir karara varıp varmadıkları sorulan Erdoğan, "Arkadaşlar similasyonlarını yaptılar. Bizi bilgilendirecekler. Ondan sonra karar vereceğiz." şeklinde cevap verdi.Suriye sınırında IŞİD'e yönelik bir hareketlilik olduğu iddiaları da sorulan Erdoğan, "Dert IŞID ile değil. Konvoyumuzun bütün şeyi Süleyman Şah saygı türbesine götdürülecek yardımlarla alakalı. İlgili sorumlu arkadaşlar bunu sürdürmektedir.'' dedi.(CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 11:41

Fatih Erbakan adaylığını açıkladı

Saadet Partisi'nde 4 Mayıs'ta yapılacak olan 5. Olağan Genel Kongre öncesi Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan, genel başkanlığa adaylığını açıkladı.Milli Görüş'ün ikinci 40 yıl harekatını başlatacaklarını söyleyen Erbakan, "Bizim yönetim anlayışımızda insanları ayrıştırmak, fişlemek, kendi teşkilat mensuplarımızı fişleyip damgalamak yoktur. Bizim yönetim anlayışımızda, canla ve başla görevini yapmakta olan bir teşkilat mensubunu haksız yere görevden uzaklaştırmak yok." dedi.Saadet Partisi 5. Olağan Kongresi öncesi Fatih Erbakan ve SP eski bakanlarının katılımıyla hazırlık toplantısı yapıldı. Düzenlenen toplantıda Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'ın SP Genel Başkanlığı'na aday olması kararı alındı.Parti üyelerine seslenen Fatih Erbakan, kendisini genel başkanlığa aday gösteren herkese teşekkür etti. Erbakan, "Türkiye'nin dört bir tarafından koşup gelen, davamızın samimi insanları olarak Saadet Partimizin kurucuları, Genel İdare Kurulu üyeleri, Yüksek İstişare Kurulu üyeleri, Saadet Partimizin büyük kongre delegeleri, il ve ilçe başkanları olarak bugün yapılan müzakere ve istişareler sonucunda bendenizi Saadet Partisi Genel Başkanı olarak görmenizi ifade etmeniz, SP'nin 4 Mayıs'taki kongresinde genel başkanlığa aday olmamı talep etmeniz, benim için en büyük şeref ve bahtiyarlıktır." dedi.Bazı kesimlerin 'Fatih Bey'in bu çıkışı için biraz erken değil mi? Bu önümüzdeki kongrede kaybederse ne yapacak. Bunun arkasından siyasi hayatı ne olacak?' şeklindeki yorumları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erbakan, "Bizler de bu salondan hep birlikte hasbi Milli Görüşçüler olarak diyoruz ki, 'Bugün öyle bir gündür ki, şuanda Milli Görüş fikriyatının tek temsilcisi Saadet Partisi'ni kaybediyoruz. Toprak ayağımızın altından kayıyor. Eğer partimizi kaybetmek söz konusuysa, bizler birer dava adamı olarak, Biz kaybedersek ne yapacağız hesabına asla girmeyiz." açıklamasında bulundu.Kimseyle şahsi husumetinin bulunmadığına dikkat çeken Erbakan söyle devam etti: "Biz aynen Erbakan Hocamız gibi onun yetiştirdiği dava erleri ve evlatları olarak kişilerle savaşmak için değil, Türkiye'nin ve İslam dünyasının içinde bulunduğu kronik problemleri çözmek için, zulüm ve haksızlıkları kaldırmak için mücadele ederiz."Milli Görüş'ün ikinci 40 yıl harekâtını başlattıklarına işaret eden Erbakan, "Bizim yönetim anlayışımızda insanları ayrıştırmak, fişlemek, kendi teşkilat mensuplarımızı fişleyip damgalamak yoktur. Bizim yönetim anlayışımızda canla ve başla görevini yapmakta olan bir teşkilat mensubunu haksız yere görevden uzaklaştırmak yok. Bizi anlayışımızda bu davada hizmet etmek isteyen, er olmak isteyen hiç kimseyi bu davadan uzaklaştırmak yoktur. Bizim yönetim anlayışımızda kapalı kapılar arkasında plan yapmak yoktur, özümüz ve sözümüz birdir. Aynı Erbakan Hoca'mızın dediği gibi, 'Bizim kafamızın arkasında başka gizli planlar bulunmaz.' Bugün itibariyle herkes bilsin ki, Türkiye'nin Başkenti'nden Milli Görüş'ün ikinci 40 yıl harekâtını başlatıyoruz." diye konuştu.(CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 14:48

Bahçeli'den 1915 taziyesine tepki

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan'ın 1915 açıklamasını 'Bunu değerlendirecek bir tarafı yok, bu millete bu kadar eziyet fazla' sözleriyle değerlendirdi.Bahçeli, Meclis'ten ayrılırken, Başbakan'ın 1915 olaylarından dolay Ermenilerin torunlarına taziye yayınlamasına tepki gösterdi. Bahçeli, "Bunu değerlendirecek bir tarafı yok, bu millete bu kadar eziyet fazla" dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 16:49

Bahçeli'den Cumhurbaşkanı adayı açıklaması

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin cumhurbaşkanlığı adayının ileri ki günlerde belli olacağını belirterek diğer çıkacak adayları görmek istediklerini söyledi.Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) açılışının 94. yıldönümü dolayısıyla Şeref Salonu'nda resepsiyon düzenlendi. Resepsiyona katılan MHP Genel Başkanı Bahçeli, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Başbakan'ın sözde Ermeni soykırımıyla ilgili yaptığı açıklamanın sorulması üzerine Bahçeli, konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptığını hatırlattı.MHP'nin cumhurbaşkanı adayının sorulması üzerine de Bahçeli, "İleri ki günlerde belli olacak. Çıkan adayları görmek istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu. "Muhalefetle uzlaşma olacak mı?" sorusuna Bahçeli, "Bunlar çok erken sorular." karşılığını verdi. Cumhurbaşkanı adayının siyası kimliğinin olup olmayacağına yönelik bir soruya ise Bahçeli, "Siyasi kimliği olmayan var mı?" diye konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Ters köşe olabilirsiniz' sözleri için de Bahçeli, "Bu üslup bizim üslubumuz değil. Ters köşe diye bir üslup yok bizde." dedi.(CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Nisan 2014 Çarşamba 16:49

Davutoğlu: Yapılan açıklama çağrıdır

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözde Ermeni soykırımıyla ilgili yaptığı açıklama hakkında "Türkiye hiç bir açıklamayı bir siyasi pozisyonu herhangi bir baskı altında yapmaz. Kesinlikle hiç bir konjonktürel boyutu yok. Bugün yapılan açıklama bir çağrıdır." değerlendirmesinde bulundu.Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) açılışının 94. yıldönümü dolayısıyla Şeref Salonu'nda resepsiyon düzenlendi. Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in ev sahipliğinde gerçekleştirilen resepsiyona katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Erdoğan'ın Ermeni soykırımı ile ilgili açıklamasını değerlendirdi. "Bu yapılan açıklamanın sürecin bir parçası olduğunu görebiliriz." diyen Davutoğlu, "Bütün kayıpların insani kayıp değerlendirilmesine yönelik tutumumuz açık. Sayın Başbakanımızın ve Meclis Başkanımızın 2005 yılında yaptığı açıklama bunun bir parçasıydı. Bunun konjonktürlerine bir boyutu yok. Türkiye hiç bir açıklamayı bir siyasi pozisyonu herhangi bir baskı altında yapmaz. Kesinlikle hiç bir konjonktürel boyutu yok. Bugün yapılan açıklama bir çağrıdır. Biz nasıl ortak bir coğrafyayı yıllarca paylaştığımız Ermenilerle, onların acısını paylaşma şeklinde bir yaklaşım benimsemişsek, aynı yaklaşımın bütün taraflarca benimsenmesi tarihi çatışma alanı olmaktan çıkartır, ortak sevinçlerin, başarılara atıf yaparak inşa edebiliriz. Bu çağrımız ümit ederiz ki karşılığını bulur." diye konuştu. Ermeni diasporası ile görüşmeler yaptığını dile getiren Davutoğlu, diasporanın bir çok gruptan oluştuğunu söyledi. Süleyman Şah Türbesi'ne giden Türk konvoyunun IŞİD tarafından durdurulması konusunda ise Davutoğlu, "Haber yanlış. 1921'den bu yana oradaki askerimizin lojistik ihtiyacı karşılanır. Hedef hasıl olmuştur." şeklinde konuştu.(CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 04:40

Yazıcıoğlu soruşturmasında ilk dava açıldı

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği şüpheli helikopter kazasıyla ilgili ilk dava Kahramanmaraş’ta açıldı. ÖYM’lerin kapatılmasının ardından dosyayı devralan yeni savcı Habib Korkmaz, Yazıcıoğlu’nun yaşadığına dair bilgi notu hazırlayan istihbaratçı polis şefi Dursun Özmen hakkında ‘görevi kötüye kullanmak’ suçlamasıyla iddianame hazırladı. Söz konusu notu dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici kamuoyuna açıklamıştı.Hükümetin Özel Yetkileri Mahkemeleri (ÖYM) kaldırmasının ardından, Yazıcıoğlu soruşturması da Malatya’dan alınarak Kahraman Maraş Cumhuriyet Savcısı Habib Korkmaz’a verildi. Savcı ilk davayı açtı. 25 Mart 2009’da Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişiyi taşıyan helikopterin Keş Dağları’da düşmesinden sonta yaşana süreçte dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’nin, Yazıcıoğlu’nun yaşadığına dair yaptığı açıklama kafalarda soru işaretleri meydana getirmişti. Gerek devlet Denetleme Kurulu’nun yaptığı araştırmalar, gerek soruşturma safhasında ulaşılan bilgilere göre, ‘Muhsin Yazıcıoğlu’nun bacağı kırık, ambulansla hastaneye götürülüyor’ yazılı bilgi notu saat 17.40’tan başlayarak 5 dakika içinde 10 ilin emniyet müdürlüğüne gönderildi. Bilgi notunu hazırlayan Kahramanmaraş Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli Dursun Özmen edindiği bilgileri yazılı hale getirerek ilgili yerlere yolladı. Notta yazılı olan ‘Muhsin Yazıcıoğlu’nun bacağı kırık’ bilgisinin doğru olduğu da otopsi sonucu anlaşılınca, olay çok ilginç bir hal aldı. Savcı Korkmaz’ın bu notu yazan Dursun Özmen hakkında hazırladığı iddianame Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.YENİ İDDİA: GÖRÜNTÜLER VARYazıcıoğlu ailesinin avukatı Selami Ekici, yeni bir iddiada bulundu. Ekici, “Çok çarpıcı görüntülerin olduğu, bu görüntülerin de birileri tarafından kaybedildiği noktasında bilgiler var. Habercilik refleksiyle İsmail Güneş’in, helikopter düşerken kamerasını kapatması mümkün değil. Biz de buna inanmıyoruz. Ulaştığımız bilgiler de İsmail Güneş’in helikopter düşerken ve düştükten sonra kamerasını kullandığı, görüntüler olduğu ve bu görüntülerin de bazı kişilerin eline geçtiği yönünde. Bu görüntülere ulaşmaya çalışıyoruz.” dedi. Kazayla ilgili hâlâ aydınlatılmayı bekleyen birçok karanlık nokta bulunuyor. Kazanın ardından helikopterin uçuş bilgilerini muhafaza eden Argus 5000 CE ve SKYMAPIIIC GPS cihazlarının enkazdan kaybolduğu ortaya çıktı. Kaza yapan helikopter, eğer herhangi bir hava aracının müdahalesiyle düşürüldüyse ortadan kaldırılması gereken ilk cihazlar bunlardı. Cihazları söken askerlerin görüntüleri ortaya çıktı. Ancak bu konuda bir gelişme sağlanamadı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Nisan 2014 Pazartesi 23:21

CHP, dar bölge seçim sistemine karşı, barajın kaldırılmasını destekliyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, Başbakan tarafından ortaya atılan ‘dar bölge sistemi’nin genişletilmiş diktatorya olduğunu söyledi. Loğoğlu, AK Parti’nin, iktidarda kalabilmek için bu tür yöntemler önerdiğini ifade etti.Faruk Loğoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konularla ilgili açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı seçimlerinde yurtdışında kullanılan oyların kullanıldığı yerlerde değil, torbalanıp Türkiye’ye getirilip sayılacağını anlattı. “Yerel seçimlerde gösterdiği yüksek performansa bakarak hükümete güvenmiyoruz.” diye konuştu. Yurtdışında bulunan 2,5 milyon seçmenin toplam seçmenin yüze 5-6’sına tekabül ettiğine dikkat çeken Loğoğlu, “AKP bu iş sadece kendi işleriymiş, kendi aralarında belirlenecekmiş gibi hava veriyor. Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan konuşuyorlar. Kimin aday olacağı değil de, kimin cumhurbaşkanı olacağı şeklinde bir görüşme süreci gidiyor. Biz buna razı değiliz. AKP bir aday gösterecek, biz de bir aday göstereceğiz. Sanki bu cumhurbaşkanı AKP’nin cebindeymiş gibi davranmaya devam ediyor. Bunu yanlış buluyoruz.” ifadelerini kullandı. İstedikleri cumhurbaşkanı profilini ise şöyle anlattı: “Demokrasiye bağlı, hukukun üstünlüğüne inanan, özgürlüklere ve insan haklarına saygılı, kadın erkek eşitliğine inanan, fırsat eşitliği, sosyal adalete gönül bağlamış Türkiye’nin Avrupa Atlantik camiası içinde yerini benimsemiş ve Türkiye’yi hakkı ile temsil edecek bir cumhurbaşkanı.”‘ZARRAB’IN AÇIKLAMALARI UTANÇ VERİCİ’CHP’li Loğoğlu, dar bölge seçim sistemiyle ilgili olarak da değerlendirmelerde bulundu. Şöyle konuştu: “Dar bölge, genişletilmiş diktatoryadır. Her bir çaba altlarından giderek kaydığını düşündükleri iktidarı biraz daha tutmak amaçlı. Türkiye’ye uygun olmadığı bir sistem. Biz buna karşıyız. Seçim barajının düşürülmesinden yanayız. En son vatandaşın bile temsil edildiği bir sistemden yanayız. Yüzde 3’e kadar seçim barajı düşmelidir.” Loğoğlu’nun gündeminde yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanan ve daha sonra tahliye olan Reza Zarrab’ın “Cari açığın yüzde 15’ini ben kapattım.” açıklaması da vardı: “Utanç duyuyorum. Türk halkının önünde böyle bir iddiada bulunması hükümetin ayıbıdır. Öncelikle Tayyip Erdoğan’ın, Maliye Bakanlığı’nın ayıbıdır. Nerede Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bunların eline mi kaldı?"

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 10:16

YSK, CHP’nin kazandığı Yalova’da seçimi iptal etti

Yüksek Seçim Kurulu, CHP adayı Vefa Salman’ın kazandığı Yalova’da seçimleri iptal etti.AKP’nin itirazı üzerine alınan kararda oy kullanma ehliyeti olmayan 7 kişinin oy kullanması gerekçe gösterildi. Halk, başkanını seçmek için 1 Haziran’da tekrar sandık başına gidecek. YSK AKP’nin Ağrı, Bitlis’in Güroymak ve Eskişehir’in Mahmudiye ilçeleri ve çok sayıda belde için yaptığı itiraz başvurularını da kabul ederek seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Kurul, CHP’nin ciddi ihlaller olduğunu ileri sürdüğü Ankara ve Üsküdar itirazlarını reddetmişti. MHP’nin Kastamonu’ya ilişkin itirazını ise henüz sonuçlandırmadı. CHP Grup Başkan Veliki Muharrem İnce, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine 2 bin 240 itiraz yapıldığını buna rağmen iptal kararının verilmediğini hatırlattı. Yalova’da Başbakan’ın talimatının yerine getirildiği vurgulayan İnce, buna karşılık Anayasa Mahkemesi’ne asla müracaat etmeyeceklerini söyledi. İnce, “Çünkü bu ülkenin mahkemelerine ve YSK’ya güvenmiyoruz. Ama milletimize güveniyoruz, Yalovalılara güveniyoruz. 1 Haziran’da gereken cevabı Yalovalılar verecektir.” dedi. Yalova’daki yerel seçimlerde ilk sayımda AKP’nin 1 oy farkla kazandığı ilan edilmişti. Ancak CHP’nin itirazının ardından yapılan ikinci sayımda bu kez anamuhalefetin 6 oy farkla kazandığı tespit edilmişti. Bunun üzerine AKP, yerel seçimlerde kısıtlılar, askerler ve sandık kurulu üyelerinin seçmen olmadığı halde oy kullandığını öne sürerek, YSK’ya başvuruda bulunmuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Nisan 2014 Pazartesi 22:00

Kısmetine düşen hadiste ‘düşünmeden konuşma’ uyarısı

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı hadis kataloğundan kart çekti.Bakan’ın kısmetine “Kul iyice düşünüp taşınmadan bir söz söyleyiverir de bu yüzden cehennemin doğu ile batı arasından daha uzak bir yerine düşüverir.” hadis-i şerifi çıktı. AK Parti Konya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıda yeni seçilen belediye başkanlarıyla bir araya gelen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, daha sonra Büyükşehir Belediyesi’ne giderek Başkan Tahir Akyürek’i ziyaret etti. Burada yaptığı konuşmada Konya Büyükşehir Belediyesi’nin en çok oy alan belediyelerden biri olduğunu hatırlatan Davutoğlu, Başkan Tahir Akyürek’i tebrik etti. Davutoğlu’na kendisine verdiği destek için teşekkür eden Başkan Akyürek, çalışmalara aralıksız devam edeceklerini söyledi. Başkan Akyürek ziyaretin anısına Davutoğlu’na, belediye tarafından bastırılan ve hadis-i şeriflerden oluşan kart kataloğu hediye etti. Katalogdan kart çeken Davutoğlu’na, “Kul iyice düşünüp taşınmadan bir söz söyleyiverir de bu yüzden cehennemin doğu ile batı arasından daha uzak bir yerine düşüverir.” hadisi çıktı. Hadis-i şerifin başta siyasiler olmak üzere herkes için önemli olduğunu kaydeden Dışişleri Bakanı, “Demek ki düşünüp taşınmadan söz söylememek lazım.” yorumunu yaptı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Nisan 2014 Pazartesi 23:21

Erdoğan Köşk’e çıkarsa yardımcılarından biri koltuğuna oturabilir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Erdoğan’ın Köşk’e çıkması durumunda başbakanlık koltuğuna yardımcılarından birinin geçebileceğini söyledi.Mehmet Ali Şahin, katıldığı bir televizyon programında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Bu şartlarda gelecekle ilgili siyaset planım yok.” sözlerini değerlendirdi. Açıklamayı sadece bu cümleye bağlı değerlendirerek, sağlıklı ve isabetli sonuca ulaşılamayacağını anlattı. Cumhurbaşkanı’na üstü kapalı mesaj gönderen Şahin, “Cumhurbaşkanı’mız, anayasa gereği partili değil ama bizim birlikte yola çıktığımız yol arkadaşlarımızdan biridir. Bizim misyon olarak bazı ilkelerimiz var. Hangi konumda olursak olalım o ilkelerimize uygun davranırız. Bir defa hiçbir zaman bir görev talebinde bulunmayız. Siyasi bir beklentisi olduğu için cumhurbaşkanı seçilmedi Cumhurbaşkanı’mız. Bir görev düşerse bundan kaçamayız. Ben Cumhurbaşkanı’mızın da bu anlayışta olduğunu biliyorum.” ifadelerini kullandı. Mehmet Ali Şahin, AK Parti’nin cumhurbaşkanı adayının henüz belli olmadığını anlattı. Şöyle konuştu: “Başbakan’ımızın, cumhurbaşkanı adayı olacağı sonucuna varırsak, partinin genel başkanı kim olacaktır, seçimlere kadar başbakan kim olacaktır, 2015 seçimlerinde kimin genel başkanlığında AK Parti seçimlere girecektir; bunların da değerlendirilmesi ve isabetli kararların verilmesi gerekiyor. Benim bu görevlerle ilgili bir beklentim ve talebim yok. Başbakan Köşk’e çıkarsa, başbakan yardımcısı arkadaşlarımızdan birinin seçimlere kadar başbakanlık yapması mümkündür.” Mehmet Ali Şahin, Türkiye’de ilk kez cumhurbaşkanının halkın oyuyla seçileceğini hatırlattı. Ardından şunları söyledi: “Bu, bir noktada Türkiye’nin artık başkanlık sistemine adım attığını ifade eder. Önümüzdeki süreçte, hatta en kısa zamanda bu konuyu tartışmalıyız. Artık cumhurbaşkanını halkın seçtiği bir ülkede mutlaka ya başkanlık ya yarı başkanlık ya da partili başkanlık sistemine Türkiye geçmek durumundadır.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Nisan 2014 Pazartesi 23:21

Mansur Yavaş, AYM'ye bireysel başvuru yaptı

CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş, Ankara yerel seçim sonuçlarının yapılan itirazlara rağmen Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından iptal edilmemesinin ardından, Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu.Bugün AYM'ye bireysel başvuruda bulunduğunu Twitter'daki hesabından duyuran Yavaş; "Bugün bireysel başvuru hakkımı kullanarak AYM'ne başvurumu yaptım. Ankaralıların iradesinin sonuca doğru yansıması artık AYM'nin elinde. Hepimizin hukukun üstünlüğüne ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde AYM'nin başvurumuzu adil bir şekilde ele alacağına inancım tamdır." değerlendirmesinde bulundu.CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yavaş, yerel seçim sonuçlarının iptali nedeniyle başvurduğu YSK'dan 'red' cevabını almasının ardından, konuyu AYM'ye götüreceğini duyurmuştu.(CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 11:09

Bahçeli: Gül kardeş kazığı yemiştir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı üzerinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yüklenirken, "12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmayacaktır. Tayyip Erdoğan'dan eşbaşkan olur ve olmuştur, belediye başkanı olur ve olmuştur, başbakan olmuştur ne var ki cumhurbaşkanı olamaz ve olmamalıdır. 12. Cumhurbaşkanlığına pırıl pırıl bir isim herkesin 'aradığım burdur' diyebileceği değerli bir arkadaşımız aday olacaktır" dedi.Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olarak Bahçeli, "Cumhurbaşkanı'na AKP'nin karanlık odaları değil, Türk milleti karar verecektir. Rüşvete elini kaptırmış birisi Çankaya'nın yollarını çıkamaz" dedi. Rıza Sarraf ile ilgili Bahçeli, "Merak ediyoruz, İranlı şarlatan gazete ve ekrana çıkmadan önce Kısıklı'da Başbakan nezaretinde bir prova yapmış, sonra da birlikte selfie pozu vermişler midir? Ya da önüne koyulan metni mahdumlardan kurulu kankaları yardımıyla sabah akşam ezberlemiş midir? diye sordu.Bahçeli, "TBMM; milliyetçiliğin sembolü, demokrasinin simgesi, mertliğin karargâhı ve milliyetçi kahramanların yegâne güvencesi olarak emperyalistlerin oyununu bozmuştur. Gerçek istiklalimizin ana merkezi burasıdır. Hepsinden önemlisi TBMM, Türkiye Cumhuriyeti'nin müjdesidir. Bu müjde geçmişle eklemlenerek eskinin içinden yeni bir devleti doğurmuştur. Türk milleti yeniyi 94 yıl önce bulmuş, yenide 94 yıl önce mutabık kalmıştır. Artık bizim yeniye değil, yeninin üzerini gölgeleyenlerden, yeniyle ezelden beri ihtilaf içinde bulunanlardan kurtuluşa ihtiyacımız vardır. Dün kadim bir medeniyetten yeni bir doğruluş vardı, bugün ise olgunluk çağına gelmiş, rüştünü ispatlamış bir devletimiz bulunmaktadır. Sorun ise bunu göremeyen, yeni diye geçmişi silip atma vefasızlığına tevessül eden yeni bir Mondros'çu ve Sevr'çi akım ve aktörlerin varlığıdır" dedi."İNSANLIĞA ZAFER NASIL KAZANILIR, ÖĞRETMİŞ BİR MİLLETİZ"Bahçeli, "Başbakan Erdoğan bilmelidir ki, ne dünümüzden taviz veririz, ne bugünümüze yeni kavramının içine tuzaklanmış parçalanma ve yok oluş tezgahına aldanarak sırt döneriz. Ne Ötüken'i bırakırız, ne Ahlat'tan vazgeçeriz, ne Malazgirt'i unuturuz, ne Söğüt'ü kenara iteriz, ne de Ankara'ya yüz çeviririz. Biz insanlığa zafer nasıl kazanılır, hükümran nasıl olunur öğretmiş bir milletiz. Biz yeryüzüne adalet ve iyi yönetim getirmiş bir kudretiz" dedi."TÜRKİYE SELAMETLE, ÇOCUKLARIMIZ DA EMNİYET İÇİNDE GELECEĞE YÜRÜYECEKTİR"Bahçeli, "23 Nisan münasebetiyle şu hatırlatmayı da yapmak istiyorum ki, yarınların sahibi sevgili çocuklarımızı mutlu etmek, vatanını ve milletini seven birer fert olarak yetiştirmek Gazi Meclis'in sırrına erenlerin en önemli vazifeleri arasındadır. Biz parti olarak bir başımıza kalsak da, yeni Türkiye gazeli okuyan ve harabeye dönmüş bir kafa yapısına sahip bedbahtlara fırsat vermeyeceğiz. Milletimize, devletimize, tarihimize, ecdadımıza, milli emanetlere ve TBMM'ne sonuna kadar sahip çıkacağız. Her asırda karşımıza dikilen hıyanet teşebbüslerinin bir yenisini alt edecek, mağlubiyetin en kesiniyle tanıştıracak irademiz var olduğu sürece Türkiye selametle, çocuklarımız da emniyet içinde geleceğe yürüyecektir" diye konuştu."TÜRK MİLLETİ KARAR VERECEKTİR"Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olarak Bahçeli, şunları söyledi ; "Şu günlerde gündemi rekor düzeyde meşgul eden, tüm gelişmelerin istikametini çizen, herkesin fikir ileri sürdüğü hiç şüphesiz ki Cumhurbaşkanı Seçimi'dir. Anlaşılan önümüzdeki yaz mevsimi gerek iklim şartlarından gerekse de siyasi olaylardan dolayı oldukça sıcak ve yoğun geçecektir. Teessüfle takip ediyoruz ki, Türkiye'de sanki Cumhurbaşkanı değil AKP'ye genel başkan seçilecektir. Zannedersiniz ki, önümüzdeki 10 Ağustos'ta AKP'nin kurultayı toplanacak, delegeler ismi önceden belli olan zatı seçecektir. Şu işe bakınız ki, Cumhurbaşkanı Seçimi'ne 110 gün kala sandıklar kurulmuş, oylar sayılmış, karar verilmiş, netice belli olmuştur. Yani 110 gün sonra bir formalite yerine getirilecek, yasal bir zorunluluğun icabı istenmese de yapılacaktır. Demokratik kültürün, demokratik kuralların, demokratik teamüllerin, demokratik usullerin hilafına ne varsa Türkiye'de dolaşıma girmiştir. Yine görüyoruz ki AKP, Cumhurbaşkanlığını tekeline almış, üzerine kapaklanmış, mızmızlanarak neredeyse kimseye yar etmem demeye getirmiştir. Önce şunu ifade etmek zorundayım ki, demokrasilerde hiçbir seçimin sonucu baştan belli değildir. Sandıktan kimin çıkıp çıkmayacağını, kimin seçilip seçilmeyeceğini kestirmek, kesin yargıya varmak bir defa demokrasinin ruhuna aykırıdır. Cumhurbaşkanı'na AKP'nin karanlık odaları değil, Türk milleti karar verecektir. 12'nci Cumhurbaşkanı'nın kim olduğuna dair son sözü; AKP'nin Başkanlık Divanı, MYK'sı, milletvekilleri veya bir başka organı değil, aziz milletimiz söyleyecektir. Siyasi kâhinlik, siyasi dalkavukluk ve saray soytarılığı yapanların milli iradeye saygısız davrandıklarını bilmeleri lazımdır. Cumhurbaşkanlığını çantada keklik gören ahmakların mahcubiyetten insan içine çıkamayacakları günler de inşallah yakındır.""BAŞBAKAN CUMHURBAŞKANLIĞI HAVASINA ÇOKTAN GİRMİŞTİR"Bahçeli, "Başbakan kişiliğinin alametleri arasında fazlaca yer eden Brütüslüğü dört ayaklı koltuk uğruna kadim arkadaşına da reva görmüştür. Sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığı için 'kimse cebimde demesin' diyerek ikazda bulunsa da, Başbakan Cumhurbaşkanlığı havasına çoktan girmiştir. Başbakan kararını vermiştir vermesine ama, AKP'nin başına kimin geleceğini, üç dönem kuralının ne olacağını, dahası Başbakanlığa hangi ismin layık olduğunu henüz netleştirememiştir. Başbakanlık için farklı farklı isimler geçmektedir. Medyaya yansıdığı kadarıyla bu konuda parti içinde bir uyum ve görüş birliği henüz sağlanamamıştır. Kuşku yok ki, bunların hepsi, yapılan polemiklerin alayı şimdilik varsayımdan ibarettir. Az evvel de vurguladığım gibi, Cumhurbaşkanı'nı aziz Türk milleti seçecektir. AKP'nin ne olacağını, iktidar ibresinin hangi partiyi göstereceğini yine aynı şekilde milletimiz tayin edecektir. Bunun dışındaki her söz ve mülahaza havanda su dövmek, boşa kürek çekmektir. Başbakan çok erken davranmakta, planladığı yurt dışı seyahatleriyle Cumhurbaşkanlığına namzet olduğunun işaretlerini peşinen vermeye hazırlanmaktadır. Sayın Gül'ün geçtiğimiz hafta Kütahya'dan yaptığı; 'bugünkü şartlar çerçevesinde gelecekle ilgili siyaset planım olmadığını paylaşmak isterim' sözleri ise bir yönüyle gönlünden Cumhurbaşkanlığı geçtiğini, siyasete dönme konusunda iştahlı olmadığını göstermektedir. Fakat Başbakan'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına sımsıkı sarılması ve "bu defa ben olacağım, kimseye yedirmemö imalı göndermeleri Sayın Gül'ün durumunu sancılı bir duruma sokmuştur. Başbakan Erdoğan karşısındaki bütün engelleri, muhtemel yol kazalarını bertaraf etme telaşındadır. Ancak Başbakan boş yere hayal kurmakta, kendisini boşu boşuna meşgul etmektedir. Zira 12'nci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmayacaktır" dedi."SADECE VE SADECE BİR YETKİSİNİ ADAM GİBİ KULLANACAKTIR..."Demokrasiyi rafa kaldırmış, çoğulculuğu yanlış yorumlamış, Meclis grubunu el kaldır-indir parantezine almış bir Başbakan'ın Cumhurbaşkanı olması halinde yasamayla ilgili yetki ve görevleri ifa etmesine hangi mantıkla inanılacaktır? Kuvvetler ayrımı bağlamındaki yürütmede sınıfta kalmış bir Başbakan, farz edelim Cumhurbaşkanı oldu, o zaman bu alandaki yetki ve görevlerini layıkıyla yapması nasıl iddia edilecektir? Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa, ki bize göre imkânsızdır, sadece ve sadece bir yetkisini adam gibi kullanacaktır: Bu da; sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmaktır. Burada gizli amaç PKK ve KCK'lıları teker teker serbest bırakmak ve hatta işi İmralı canisine kadar götürmektir."RÜŞVETE ELİNİ KAPTIRMIŞ BİRİSİ ÇANKAYA'NIN YOLLARINI ÇIKAMAZ""Cumhurbaşkanı olacak kişi önce Türk milletini zihnen ve ahlaken kabullenecektir" diyen Bahçeli şunları söyledi; "Cumhurbaşkanı olacak kişi temsil etmekle mükellef olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne saygı duymalı ve riayet etmelidir. Çankaya köşkünde milletin birliği konusunda herhangi bir muammalı fikri olmayan, geçmişinde akçeli işlere bulaşmamış tertemiz bir kişi bulunmalıdır. Türk milleti topyekûn bakınca 'işte benim Cumhurbaşkanım' diyebilecek birisini bu yüksek göreve seçecektir. Rüşvete elini kaptırmış birisi Çankaya'nın yollarını çıkamaz. Fitne ve fesattan örümceklenmiş yüreklerle Çankaya yokuşu aşılamaz. Mustafa Kemal'e ayyaş diyen, katliamcı yaftası vurma teşebbüsünde bulunan birisinden Gazi'nin emanetine liyakat istense de görülemez. Cumhuriyet'e şaşı bakarak Yeni Türkiye aylaklığına çivilenen bir aymazdan, eski diyerek değersizleştirdiği 29 Ekim 1923'ün 12'nci temsilciliğine talipkar olması bir anlam ifade etmez. Ezcümle, Recep Tayyip Erdoğan'dan eşbaşkan olur ve olmuştur, belediye başkanı olur ve olmuştur, maalesef ki Başbakan da olur ve olmuştur; ne var ki Cumhurbaşkanı olmaz, olmamalıdır. Türk milleti kendisini ancak Başbakanlığa kadar taşımış, ancak bu kadarına rıza göstermiştir. Bundan sonrası kendisi adına karanlıktır. Bundan sonra gideceği ve oturacağı tek yer ise Yüce Divan'daki sanık sandalyesidir. Gün gelecek, bugünlerde saygı duymadıklarının, kararlarını milli bulmadıklarının vereceği hükme boyun eğecektir. Şunu da söylemeden geçmek istemiyorum ki, Milliyetçi Hareket Partisi günü ve saati geldiğinde Cumhurbaşkanlığı'na yakışacak, bu makamın ağırlığını taşıyacak Türk milletinin güzide bir evladını mutlaka milletimize takdim edecektir. Ve 12'nci Cumhurbaşkanlığına pırıl pırıl bir isim, vatan ve millet konularında en küçük şaibesi olmayan, herkesin "aradığım buyduö diyebileceği değerli bir arkadaşımız aday olacaktır" dedi."YOL HARİTASINI ÇOKTAN BELİRLEMİŞTİR"Başbakan Erdoğan tüm hesaplarını Başkan olmaya göre yaptığını belirten Bahçeli, " Geçtiğimiz günlerdeki bir konuşmasında Türk milletinin başkanını seçeceğini söyleyerek dilinin altındaki bildik baklayı çıkarmıştır. Bunun için muhtemel bir anayasa değişikliğiyle emeline ulaşmayı hedefine koymuştur. Başbakan kafasında Cumhurbaşkanlığına giden yol haritasını çoktan belirlemiştir. Bu kapsamda Sayın Abdullah Gül devre dışı bırakılmış, tufaya gelerek kardeş kazığı yemiş ve meşgule alınmıştır. Başbakan Erdoğan kendisine mani olacak her ihtimali ortadan kaldırmak için kavga ve iftira seferine koyulmuştur. Aklınca, Anayasa engeline takılmamak amacıyla, en geç bu yılın Haziran ayının ilk haftasına kadar seçim sistemini değiştirerek önümüzdeki Genel Seçimlerde AKP'yi avantajlı bir duruma getirmeyi planlamaktadır. Daha sonra partiyi emanetçi ve emin olacağı birisine teslim etmeyi, arkasından da BDP-PKK desteğiyle Çankaya'ya çıkmayı ümit etmektedir. Başbakan'ın hal ve tavırları bu yöndedir" dedi."İRANLI AVANTACININ VE RÜŞVET SİMSARININ PİSLİKLERİ DE BİR BİR DÖKÜLMÜŞTÜR"Bahçeli, "Malumunuz 17 ve 25 Aralık 2013'de yakın zamanın en büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu yapılmıştır. Bu çerçevede İranlı avantacının ve rüşvet simsarının pislikleri de bir bir dökülmüştür. Bakanları rüşvet kümesine alan bu kişidir. Başbakan ve hükümetini kafesleyen ve şu ibretlik duruma bakınız ki kendisini hayırsever olarak kabullendiren bu sözde işadamıdır. Hanedan mensuplarını menfaat karşılığında haram Dolar ve Euroya boğan, bakan çocuklarını kara para esiri yapan bu kaçakçıdır. Şu günlerde yandaş medya mezkur hortumcuyu şişirme ve parlatma görevini üzerine almıştır. İsmi Sabah olan gece gibi karanlık bir medya organı sabıkalı rüşvetçiyle mülakat yapmış, görüşlerini kamuoyuna hiç utanmadan, hiç mahcubiyet duymadan aktarmıştır. Kimlerin namına çalıştığı belli olan ve yandaş sirkine dönen bir televizyon kanalı da Türk bayraklı bir ortamda ekranlarını söz konusu kara paracıya açmıştır. Meğer bu İranlı anaforcu iyi bir yere dükkan açmış ve tam bir gayretle Türkiye'ye ne hizmetler yapmıştır da biz kadrini kıymetini bilememişiz" dedi."İRANLI ŞARLATAN KISIKLI'DA BAŞBAKAN NEZARETİNDE BİR PROVA YAPMIŞ, SELFİE POZU VERMİŞLER MİDİR?"Bahçeli, "Cari açığın yüzde 15'ni tek başına kapattığını, ülkemize döviz kazandırdığını, hiçbir yanlış ve alengirli işinin olmadığını söyleyen bu kişi aynı zamanda 17 Aralığı darbe olarak yaftalamıştır. Merak ediyoruz, İranlı şarlatan gazete ve ekrana çıkmadan önce Kısıklı'da Başbakan nezaretinde bir prova yapmış, sonra da birlikte selfie pozu vermişler midir? Ya da önüne koyulan metni mahdumlardan kurulu kankaları yardımıyla sabah akşam ezberlemiş midir? Bize göre cari açığın yüzde 15'ni tek başına kapatan birisini Başbakan ya dışarından Ekonomi Bakanı olarak atamalı, ya da Hazine Müsteşarlığı'na, değilse bile Merkez Bankası'nın başına getirmelidir. Bunlar kesmiyorsa doğrudan doğruya maliyeyi bu rüşvet ustasına bağlamalı, hatta AKP'ye eşbaşkan olmasına yüreklice karar vermelidir. Veya AKP'nin önüne anıtını dikmeli, paralara resmini koymalı, pullara ismini yazdırmalıdır. Nasılsa Başbakan çuvallamış, yolsuzluğun turnikesine ve yolgeçen hanına dönmüştür. Nasılsa her şeyin ayarı bozulmuş, hukukun tadı tuzu kaçmıştır" diye konuştu."BU İRANLI'NIN MİLLETİMİZİN HUZURUNA ÇIKARILMASI TAM ANLAMIYLA FELAKETTİR""AKP'nin kara düzenine tamı tamına uyan bu olacaktır" diyen sözlerini şöyle tamamladı; "Bahçeli, "Twitter'in buzlanmasından sonra yolsuzluğun ve rüşvetin küllenmesi adına her şeyi mubah görenler için İranlı madrabazın cilalanıp gün yüzüne çıkarılması son derece doğaldır. Ekonomik parametrelere göre konuşacak olursak baştan ayağa yanlış ve yalan bilgi veren bu İranlı'nın milletimizin huzuruna çıkarılması tam anlamıyla felakettir. 74 günde cezaevinden çıkartılan, Başbakan ve hükümetini 'yakarım sizi' diyerek tehdit ettiği anlaşılan bu fırıldak, neredeyse yunmuş Yusuf olmuştur. Bir gün Türkiye'de hâkimlerin olduğunu herkes görecektir. Bir gün adaletin kazanacağına herkes şahitlik edecektir. Bir gün 17-25 rakamlarını kabus gibi gören Başbakan ve şürekası yargı önüne Allah'ın izniyle çıkacaktır. Ve Başbakan tarihe Onyedi Yirmişbeş Recep Tayyip Erdoğan olarak geçecek, hafızalara bu sıfatla kazınacaktır."GÜL KARDEŞ KAZIĞI YEMİŞTİRBaşbakan Erdoğan tüm hesaplarını Başkan olmaya göre yapmıştır. Bunun için muhtemel bir anayasa değişikliği ile emeline ulaşmayı hedefine koymuştur. Başbakan Cumhurbaşkanlığına giden yol haritasını çoktan belirlemiştir. Gül kardeş kazığı yemiştir. Başbakan kendine mani olacak her şeyi ortadan kaldırmak için elinden geleni yapmaktadır. Seçim sistemini değiştirerek genel seçimlerde AKP'yi avantajlı hale getirmeyi planlamaktadır. Partiyi emanetçi birine teslim etmeyi ve BDP PKK desteğiyle Çankaya'ya çıkmayı hedeflemektedir.TARİHE 17-25 RECEP TAYYİP OLARAK GEÇECEKBir gün adaletin kazanacağına herkes şahitlik edecektir. Bir gün 17 ve 25 rakamlarını kabus gibi gören Başbakan ve şürekası yargı önüne Allah'ın izniyle çıkacaktır. Başbakan tarihe 17-25 Recep Tayyip Erdoğan olarak geçecektir. Hafızalara bu sıfatla kazınacaktır.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Nisan 2014 Salı 13:38

Yolsuzlukları soruşturma komisyonu haftaya kaldı

Meclis Genel Kurulu'nda perşembe günü görüşlmesi beklenen 4 eski bakana yönelik soruşturma komisyonu kurulmasına ilişkin önergeler haftaya kaldı.AK Parti, Çanakkale'de yapılacak "Anzak Günü Etkinliği" nedeniyle Perşembe günü planlanan 4 eski bakan Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında kurulacak soruşturma komisyonu ile ilgili önergelerin görüşmelerini erteledi. Gerekçe ise; AK Parti"Anzak Günü" etkinliklerine yoğun bir katılım gerçekleştirecek. Bunun için özel bir uçak kiralayan AK Parti, çok sayıda milletvekilinin katılımı nedeniyle önergelerin görüşme tarihini haftaya erteledi. İçtüzük gereği önergelerin en geç 3 Mayıs'a kadar görüşülmesi gerekiyor. (ANKA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Nisan 2014 Pazar 23:06

PKK’ya hoşgörünüzün onda birini Camia’ya gösterin

BBP Genel Başkanı Destici, iktidara “30 yıldır memlekete kan kusturan, binlerce Mehmetçiğin kanını elinde bulunduranlara gösterdiğiniz hoşgörünün, onda birini düne kadar ‘din kar-deşim’ dediklerinize de göstermenizi bekliyoruz.” diye seslendi.BBP lideri Mustafa Destici, parti genel merkezinde düzenlenen il başkanları toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu. İktidarın ‘dar bölge seçim sistemi’ teklifini değerlendirdi. Seçim sisteminin demokratikleşmesi için hiçbir adım atılmadığını anlattı. İktidarın tek amacının oy oranlarını ve vekil sayısını artırmak olduğunu söyledi. AKP’nin Türkiye’yi demokratikleştirme gibi bir çabasının da amacının da olmadığını kaydetti. Destici, “Bir komisyon kurmuşlar, gece gündüz, ‘hangi sistem olursa biz daha fazla milletvekili çıkartabiliriz’ onun hesabını yapıyorlar. Onu da Meclis’e getirip, milletin önüne koyacaklar. Yasal çoğunlukları da olduğu için bunu yapabilecekler. Fakat her zaman evdeki hesap çarşıya uymaz. Şimdi teklif ettikleri ve getirmeye çalıştıkları sistem ‘barajsız dar bölge sistemi’, BBP açısından baktığımız zaman bizim için mevcut sistemden daha iyi bir sistemdir. Ama biz hiçbir zaman kendimize göre değerlendirmedik. Biz gerçekten ‘bu demokratik midir, milletin ve ülkenin hayrına mıdır, faydasına mıdır’ buna bakıyoruz ve böyle bakmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. İktidar partisinin yetkililerinin kullandığı kutuplaştırıcı dil de, Mustafa Destici’nin gündemindeydi. Sorumluluk makamında olanların milleti birbirinden ayıran, ötekileştiren dilden uzak durması gerektiğini belirtti. Devlet kadroları içerisinde yanlış yapan varsa, hukukun dışına çıkan varsa, bunlarla mücadelenin de hukuk içinde yapılması gerektiği üzerinde durdu. Destici, “Yanlış yapan memur varsa, amir varsa, adlî ve idarî olarak gerekeni yaparsın. Ama hukuk içinde kalarak… Bütün yetki sende. Yani bir de üstüne çıkıp da milleti ayrıştırmanın, vyok. Onun için herkesin bu dili bırakması lazım. Türkiye’nin barışa, huzura, kardeşliğe ihtiyacı var. 30 yıldır memlekete kan kusturan, binlerce Mehmetçiğin, askerin, polisin kanını, kundaktaki bebeğin kanını elinde bulunduran, özerklik taleplerini yüksek sesle dillendiren, devletin milletin yer altı yer üstü kaynaklarından pay isteme pervasızlığını yüksek sesle dillendirenlere gösterdiğiniz hoşgörünün, sevginin, merhametin en azından onda birini düne kadar ‘din kardeşim’ dediklerinize de göstermenizi bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanlığı seçimine tarafsız kalmayacağızMustafa Destici, cumhurbaşkanı seçimleri ile ilgili de açıklamalarda bulundu: “Herkesin bilmesi gereken bir şey var; devlet başkanı seçmiyoruz. Parlamenter sistem içerisinde bugün hangi yetkilere sahipse, halk seçtiğinde de aynı yetkilere sahip olacak, bütün partilere karşı seçildikten sonra tarafsız bir cumhurbaşkanı seçilecek. Mevcut hali ile adaylar çıkmadan adaylar belirlenmeden yorum yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Biz BBP olarak adaylar ortaya çıktıktan sonra tabii ki parti kurullarımızla oturup değerlendireceğiz ve bir karar vereceğiz. Tabii bu süreçte tarafsız olmamızı kimse beklemesin. Elbette ki bir kararımız olacaktır. Bunu da biz, adaylar ortaya çıktıktan sonra kurullarımızla oturup istişare edip, değerlendirip ondan sonra kararımızı açıklarız.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Nisan 2014 Pazar 23:00

MİT’e operasyon yetkisi vermek, kabul edilemez

CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, yeni yasayla birlikte MİT’in Başbakan’ın emri altına girdiğini söyledi.Gaziantep’te konuşan Serindağ, AK Parti’nin, başka konularda olduğu gibi MİT Yasası’nda da Meclis çoğunluğuna dayanarak ‘bildiğini okuduğunu’ ifade etti. MİT’in hem istihbarat hem operasyon örgütü haline getirildiğini, demokrasi açısından bunun kabul edilemez bir durum olduğunu anlattı. MİT Yasası’nın, Başbakan’ın doğrudan MİT’e görev vereceği anlamına geldiğini belirten Serindağ, “Yetkileri ve çalışma alanları artırılan MİT ile ilgili olarak Meclis’te oluşturulacak ve adına ‘Denetleme Komisyonu’ denen komisyonun da bir anlamı olmayacak. Yasa, HSYK’daki adlî kolluktaki değişikliklerin bir devamı. AKP, kurumların ya da kişilerin kendisine olan yakınlığına ya da uzaklığına göre yasa yapıyor. MİT’in ileride operasyon yapması, AKP’nin birtakım gayrimeşru işlerini de MİT’e yaptırma anlamına gelir.” diye konuştu. MİT Yasası’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu dile getiren Serindağ, yasanın Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması durumunda Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini kaydetti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Nisan 2014 Pazar 23:00

Beşir Atalay: BDP şiddetten arınamadı

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Tür-kiye’nin, ilk defa Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde huzur içerisinde bir seçim geçirdiğini savunarak, çözüm sürecinin devam etmesi için çaba sarf ettiklerini söyledi.Kahramanmaraş’ta düzenlenen Kutlu Doğum Haftası etkinliğinde konuşan Atalay, BDP’ye yüklendi. BDP’nin şiddetten tam arınamadığını söyleyen Atalay, “Yani seçimin belli noktalarında yine şiddetten medet umdular. Onlar ondan kurtulamıyorlar. Ama bölge, demokrasinin ne kadar önemli ve değerli olduğunu seçime katılımıyla vesaireyle gösterdiler. Bundan sonra da bu bölge halkının şiddete, teröre müsaade edeceğini zannetmiyorum. Yani tekrar şiddet ve terör beklentisi veya tercihi içerisinde olanlar; milletten, o bölge insanından büyük tokat yer.” dedi. Twitter’ın iki kullanıcı hesabının bazı paylaşımlarını sansürlemesini de değerlendiren Atalay, “Twitter gelecek, ülkemizi muhatap alacak, yargı kararlarımızı ciddiye alacak. Şimdi Twitter o hizaya geliyor.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Nisan 2014 Pazar 23:00

İktidar, demokrasiyi sadece araç olarak kullanmış

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, bugün gelinen noktada iktidarın demokrasiyi sadece araçsal olarak kullandığının ortaya çıktığını anlattı. AKP’nin öngördüğü ‘başkanlık’ sistemini eleştiren Kalaycıoğlu, “Denge ve denetleme kurumlarının olmadığı rejimin demokrasiyle ilgisi yoktur.” dedi.Haftalık haber dergisi Aksiyon, bu haftaki sayısında Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu’na da yer verdi. Muhsin Öztürk imzalı röportajda Kalaycıoğlu, önemli tespit ve değerlendirmelerde bulunuyor. Türkiye’nin artık bir otoriter rejim haline geldiğini anlatan Kalaycıoğlu, yeniden demokrasiye dönüşün gerekliliğini anlatıyor. İşte o röportajdan bazı bölümler:2002’de AK Parti iç ve dış destekli ‘demokratikleşme’ dönemine imza attı. 3-4 yıldır işin rengi değişti. Neden?Türkiye’nin bu tür bir değişimi yapabilmesi için kullanabileceği aracın demokrasi olduğu algılandı. Ordu-siyaset ilişkisini demokrasi çerçevesine oturtmanın bir yolu da AB projesi ve ABD desteğiydi. Ama bugün görüyoruz ki demokrasiye sadece araçsal olarak yaklaşılmış. Bunu zaten Recep Tayyip Erdoğan 1990’larda tramvay benzetmesi ile ifade etmişti. Şimdi ise “Denge ve denetleme bir baş ağrısıdır.” diyor. Halbuki James Madison’un Amerikan anayasası için ortaya koyduğu gibi 18. yüzyıldan itibaren yapılmış olan bütün demokrasi tasarımlarında denge ve denetleme temel unsur olarak kabul edilmiştir.2011 sonrası başkanlık tartışmalarının temel sorunu bu değil miydi?Esas problem orada. Denge ve denetleme kurumlarının olmadığı rejimin demokrasi olma şansı yoktur. Özellikle Amerikan başkanlık rejimi bunun üzerinde oturur.Peki nedir halihazırda yaşanan rejimin adı?Bunun siyaset bilimi literatüründe iki-üç tane adı var. Biri, Terry Karl’ın önerdiği ‘electoralism’ yani sandıksal demokrasi. Sandıktan çıkanın kendini hukuk devletiyle temel hak ve özgürlüklerle sınırlı, hatta ilişkili olarak görmediği bir sistem anlayışı.Şu anda böyle bir ülke var mı?Latin Amerika ülkeleri var. Venezuela mesela. Biz ABD’ye değil de aslında Venezuela’ya öykünüyoruz. Peru’da Başkan Alberto Fujimori vakası yaşandı. Onun yaptığı gibi iktidarını güçlendirerek demokrasiyi rafa kaldırmaya ‘Autogolpe’ deniyor. Bir nevi meşru yollarla iktidara gelmiş bir kişinin anayasa dışına çıkarak meşru yolların dışında bir rejim oluşturması. (…) İkinci tip de Latin Amerikalı meslektaşımız O’Donnell’in ‘delegatif demokrasi dediği şey. (…) Kitlelerin sandığa giderek oy verdiği, oy verme işlemi bittikten sonra iktidara gelen partiyi alkışlamak dışında başka hiçbir rollerinin öngörülmediği bir rejim. Bizdeki beklenti de aynı. Otoriter rejimin tanımı da bu. Üçüncüsü ise daha çok Rusya, Ukrayna gibi ülkeler için kullanılan ‘competitive authoritarianism’. Türkçeye ‘yarışmacı otoriterlik’ olarak çeviriyoruz. Yani hakların, özgürlüklerin ve hukuk devletinin olmadığı bir yarışma ortamında partiler arasında yapılan seçimlerden birinci çıkanın başat olduğu bir rejim tipi. Evet, siyasi partiler var, kimin iktidara geçeceğini belirlemede sandık önemli ama iktidara gelen kişinin demokrasinin kurallarına saygı göstermesi söz konusu değil.Peki, bize bunlardan hangisi uygun düşüyor?Hangisine baksanız Türkiye’ye uyar. Türkiye, otoriter bir rejim şu anda. Bu otoriterliğe savrulduğumuz noktadan tekrar demokrasi içerisine doğru yol alabilir miyiz, mesele bu! Biz demokratikleşmekte olan ama demokrasisini pekiştirmeyi başaramamış, 70 senedir debelenip duran bir ülkeyiz.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Nisan 2014 Pazar 23:00

615 bin TL’lik yemek faturası için Yalova Belediyesi’ne haciz

Yalova Belediye Başkanı CHP’li Vefa Salman, Yalova Belediyesi’ne seçim döneminde yenilen yemek bedelleri nedeniyle yemek firmasından haciz geldiğini söyledi.Yemek şirketi tarafından 3 Nisan 2014 tarihinde de fatura kesildiğini belirten Salman, “615 bin 705 liralık Yalova Belediyesi’ne icra gönderiyorlar. Ben o tarihte belediye başkanıydım ve kimseye o tarihte yemek vermedim.” dedi. Encümen toplantısı salonunda gazetecilere açıklamalarda bulunan Salman, sert konuştu: “Cuma günü Yalova Belediyesi’ne haciz geldi. Nereden geldi? ‘Işılsu Külüşlü Yemek’ten geldi. Bunlar şöyle ilginç; sadece seçim döneminde yenilen yemek bedellerini faturalarına koymuşlar. Bu firmanın Yalova Belediyesi’nden daha önceki zamana ait alacağı da var. Yani bunlar artık, bunun seçim yatırımı olduğunu, seçim yemeği olduğunu kendi kendilerine tescil etti. Açık ve net. 615 bin 705 liralık Yalova Belediyesi’ne icra gönderiyorlar. Faturalar 24 Ocak, 14 Şubat, 7-24 Mart 2014, 3 Nisan 2014 tarihli. Şimdi ben suç duyurusunda bulunuyorum. Ben Yalova Belediyesi’ne 3 Nisan 2014 tarihinde yemek almadım. Kimseye de yemek yedirmedim. O gün yemek gelmişse fatura o gün gelmesi lazım. Vergi dairesinin, defterdarlığın işleme geçmesini istiyorum. Açık ve net söylüyorum; ben o zaman belediye başkanıydım. Diğerlerine bir şey demeyeceğim ama 3 Nisan 2014’te Vefa Salman belediye başkanıydı. Ve o gün kimseye yemek verdirmedim, vermem de. O tarihte bakın ne diyor; 72 bin 106 lira. Ödeme emri belgesi elimde. Bu kadar terbiyesizlik olmaz. Çok özür dilerim bu kadar şerefsizlik de olmaz. Her şey ortada. İftira ise; iftiranın belgesi burada. Neden daha öncekilere haciz konmuyor da bunlara konuyor soruyorum. Rakam belli. 615 bin 705 lira.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Nisan 2014 Pazartesi 00:02

CHP’den Bakan Efkan Ala’ya 1 Mayıs sorusu

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına izin verilip verilmeyeceğini sordu.Tanrıkulu, Bakan Ala’nın yazılı yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi. Şu soruların cevabını istedi: “Bu yıl 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarında, işçilerin Taksim Meydanı’na yürüme taleplerine olumlu yanıt verilecek midir? Biber ve göz yaşartıcı gaz kullanılmaması için Bakanlığınızca yürütülen çalışma var mıdır? Varsa nelerdir? 2002-2013 yılları arasında müdahale amacıyla kullanılan biber, portakal ve göz yaşartıcı gaz toplamı nedir? TOMA’larda bulunan ve kimyasal maddeler ihtiva eden suyun müdahale amacıyla kullanılmaması için Bakanlığınızca yürütülen çalışma var mıdır? Varsa nelerdir?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Nisan 2014 Pazartesi 10:10

Başbakan adayı 5 ismi açıkladı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Başbakanlık görevini Başbakan Yardımcılarından birinin yapabileceğini söyledi. Şahin, gönlünden geçen adayın Abdullah Gül olduğunu dile getirdi. Mehmet Ali Şahin'in açıklaması sonrasında gözler Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan, Beşir Atalay ve Emrullah İşler'e çevrildi.AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, NTV'de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Şahin, Başbakan Erdoğan'ın Köşk'e çıkması halinde kimin Başbakan olacağı yönündeki soruyu da cevapladı.Şahin; "Başbakanımız, cumhurbaşkanı adayı olursa ve seçilirse Başbakanlığı bırakacak. Bu durumda Başbakan yardımcısı arkadaşlardan birinin seçime ya da kongreye kadar Başbakanlık yapması mümkündür. Bu konunun da cumhurbaşkanlığı kadar önemli diye düşünüyorum. Sayın Arınç ‘’Başbakanımız cumhurbaşkanı adayı olursa seçileceğine inanıyorum. Gönlümden geçen de Gül’ün Başbakanlık görevine gelmesidir’’ demişti. Ben de hala aynı hissiyatta olduğumu söylemek isterim." dedi.4 BAŞBAKAN YARDIMCISI VARMehmet Ali Şahin'in açıklaması sonrasında gözler Başbakan Yardımcılarına çevrildi. Bakanlar Kurulu'nda Bülent Arınç, Ali Babacan, Beşir Atalay ve Emrullah İşler olmak üzere 4 Başbakan yardımcısı bulunuyor.TÜRKİYE ARTIK BAŞKANLIK SİSTEMİ'NE ADIM ATTIŞahin, Türkiye'de ilk kez cumhurbaşkanının halkın oyuyla seçileceğini hatırlatarak, "Bu, bir noktada Türkiye'nin artık Başkanlık Sistemi'ne adım attığını ifade eder. Önümüzdeki süreçte, hatta en kısa zamanda bu konuyu tartışmalıyız. Artık cumhurbaşkanını halkın seçtiği bir ülkede mutlaka ya başkanlık ya yarı başkanlık ya da partili başkanlık sistemine Türkiye geçmek durumundadır. Şu anda parlamentodan böyle bir düzenlemenin geçmesi mümkün görünmüyor. Dolayısıyla 2015 seçimlerine doğru giderken biz AK Parti olarak, yeni bir Anayasa ve bunun içinde başkanlık sistemini halkımıza sunmak durumundayız. Biz parlamentoda Anayasayı değiştirebilecek bir sayıda bulunursak, Anayasayı değiştirip şöyle bir Başkanlık Sistemi'ne geçmeyi arzu ediyoruz diyeceğiz. Böyle bir sayıya ulaşırsak tabi ki yine diğer partilerle bir uzlaşma sağlamaya çalışırız ama mutlaka Türkiye'nin başkanlık sistemine taşınması konusu bizim en öncelikle görevlerimizden biri olacaktır" ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Nisan 2014 Pazar 12:29

Özal’ın mücadele ettiği korku toplumuna geri döndük

Türkiye'nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, ölümünün üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen bugün hâlâ konuşulmaya devam ediyor. Yakın çalışma arkadaşlarından eski Devlet Bakanı Kamran İnan, Özal'ın ‘nezaketi ve insanî yanı'yla insanların gönlünde taht kurduğunu belirtiyor.Merhumun, vatandaşların zarar görmesine asla tahammülü olmadığını vurgulayan İnan, "Kendileri bir göreve gittiği zaman vekaleti bizlere devrederken hep onu söylerdi. Aman kimseyi incitmeyin, kimsenin canı acımasın, derdi. Onun ölümüyle maalesef kişiliğinden çok şey kaybetti Türkiye.” diyor. Deneyimli devlet adamı İnan, Özal'ın mücadele ettiği konuların başında ‘korku toplumu' olduğunu ifade ederken, 21 yıl sonra Türkiye'nin yeniden ‘korku toplumu' haline getirildiğini üzüntüyle ifade ediyor: “Türkiye'de korku havasının kalkması için merhum Özal çok çalıştı. Kalbiyle, ruhuyla, zihniyle tam liberal demokrat bir insandı. Hatta Özal, insanların korkmasından, alçak sesle konuşmasından ve bir araya gelen iki kişinin tedirginlikle sağa sola bakmasından bile rahatsız olurdu. Türkiye'de demokrasinin ne olduğu henüz anlaşılmış değil. Bugün Türkiye'de maalesef benim gözlemlediğim korku hakim. İnsanlar alçak sesle konuşuyor, demokrasi demek, kanunu sıfırlamak değil, gidin Avrupa'ya bunları görmek mümkün değil. Hürriyetlerin hakim olduğu, insanların devletin aleyhinde olmamak kaydıyla istediği gibi konuşabildiği, çalışabildiği bir ortamdır. Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar. Demokrasinin temeli zaten müsademe-i efkârdır. Bunu barışçıl bir ortam içerisinde, kapışmadan ‘benim söylediğim doğru, seninki yanlış' gibi bir yaklaşım içerisinde olmadan yürütmek lazım. Özal, kendi fikrine karşı olanlara da saygı gösterirdi. Onun temel düşüncesi diyalogdan geçiyordu.”Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinen Kamran İnan, cumhurbaşkanlığı makamına yanlış anlamlar yüklendiğini düşünüyor. Cumhurbaşkanının devleti ahenk içinde yürütmesi gerektiğini söylerken bazı cumhurbaşkanlarının otorite kurmaya kalkabileceğini ama mühim olanın uzlaşma sağlamak olduğunu ifade ediyor. Türkiye'de başkanlık sistemine karşı bazı temayüllerin olduğuna işaret eden İnan, bu sistemin demokrasiyi oturtamamış bir ülkede diktatörlüğe yol açacağı uyarısında bulunuyor.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Nisan 2014 Cumartesi 23:00

İdareciler ‘halk yetki verdi’ deyip her şeyi yapamaz

Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz, devlet yöneticilerinin ‘halk yetki verdi’ deyip hukuku bir kenara bırakarak her şeyi yapma hakkını kendinde görmesinin yanlış bir algı olduğunu söyledi.Türk Ocağı'nın 43. Olağan Genel Kurulu'nda konuşan Mehmet Öz, bu yöndeki algının yanlış olduğunu, hanedan devleti olduğu dönemlerde hakanlar ve padişahların istişare ile hüküm verdiğini, onları sınırlayan da törenin olduğunu anlattı. Bugünkü yöneticilerin de hukuka ve hukuk devletine saygıyı, hukukun verdiği hükümlere saygıyı çok iyi idrak etmeleri gerektiğinin altını çizen Öz, şunları kaydetti: "Kudretinin zirvesine ulaşan yöneticilerin hassas olması gereken şeylerden biri de, sadakat ve liyakat kavramları arasındaki dengedir. Körü körüne sadakat ama liyakatsiz insanlar. Böyle devlet yönetilmez. Siz, Müslüman olabilirsiniz, ama yönetiminiz adil değil de zalimse o devlet ayakta duramaz. Siz kafir de olabilirsiniz. Ama adaletle yönettiğiniz zaman o devlet ayakta durur. Bizim özellikle, günümüzde din adına hareket eden bazı çevrelerin, bu darbı meseli çok iyi anlamaları gerekiyor. Adalet ve emaneti ehline vermek, bizim devlet anlayışımızın düsturlarıdır. Aynı zamanda Kur'an'i ilkelerdir. Cenabı Allah Kur'an-ı Kerim'de: Gerçekten Allah emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hüküm vermenizi emreder. İster laik dünyevi isterse dünyevi bir ideoloji adına hareket edilsin, bu evrensel ilkeler her zaman bize yol göstermelidir.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Nisan 2014 Pazar 00:04

BDP’den Kutlu Doğum mevlidi

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ilk kez Kutlu Doğum Haftası etkinliği düzenledi. Bağlar ilçesindeki Nevruz Parkı'nda düzenlenen etkinlik, Kur'an-ı Kerim'in okunmasıyla başladı.Program daha sonra Mevlid-i Şerif ile devam etti. Programın tertibinde yer olan DTK'nın inanç komisyonu heyeti ve davetli din görevlileri ile mollaların büyük kısmı sarıkla katıldı. Kürt alim Mela Hüseyni Bateyî'nin eseri Kürtçe mevlid okunurken sık sık salavatlar getirildi. 21 Mart'ta Nevruz Bayramı'nın kutlandığı alana ‘İslamiyet adalettir, barıştır, hoşgörüdür, kardeşliktir', ‘Zulme dilsiz kalan dilsiz şeytandır', ‘Hz. Muhammed (sas) Mekke'de direniş Medine'de adalet, Hudeybiye'de barıştır' yazılı dev pankartlar yer aldı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Perşembe
Gün
25°C
Rüzgar hızı:168 km/h
Rüzgar yönü:168° GGD
Nem Oranı:56%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:23
Gece
Açık
14°C
Açık
Rüzgar hızı:173 km/h
Rüzgar yönü:173° G
Nem Oranı:82%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:56
Cuma
Gün
Parçalı Bulutlu
22°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:214 km/h
Rüzgar yönü:214° GB
Nem Oranı:72%
Yağış:20%
Gün Doğumu:06:23
Gece
Açık
14°C
Açık
Rüzgar hızı:293 km/h
Rüzgar yönü:293° BKB
Nem Oranı:86%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:56
Cumartesi
Gün
Parçalı Bulutlu
23°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:329 km/h
Rüzgar yönü:329° KKB
Nem Oranı:74%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:23
Gece
Parçalı Bulutlu
13°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:182 km/h
Rüzgar yönü:182° G
Nem Oranı:80%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:56
Pazar
Gün
22°C
Rüzgar hızı:190 km/h
Rüzgar yönü:190° G
Nem Oranı:72%
Yağış:60%
Gün Doğumu:06:23
Gece
12°C
Rüzgar hızı:169 km/h
Rüzgar yönü:169° G
Nem Oranı:83%
Yağış:60%
Gün Batımı:19:56
Pazartesi
Gün
20°C
Rüzgar hızı:177 km/h
Rüzgar yönü:177° G
Nem Oranı:75%
Yağış:30%
Gün Doğumu:06:23
Gece
13°C
Rüzgar hızı:174 km/h
Rüzgar yönü:174° G
Nem Oranı:78%
Yağış:40%
Gün Batımı:19:56
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
24 Nisan 2014 Perşembe 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Perşembe
Gün
18°C
Rüzgar hızı:70 km/h
Rüzgar yönü:70° DKD
Nem Oranı:69%
Yağış:40%
Gün Doğumu:06:12
Gece
12°C
Rüzgar hızı:43 km/h
Rüzgar yönü:43° KD
Nem Oranı:84%
Yağış:40%
Gün Batımı:19:53
Cuma
Gün
Parçalı Bulutlu
16°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:10 km/h
Rüzgar yönü:10° K
Nem Oranı:87%
Yağış:20%
Gün Doğumu:06:12
Gece
Çok Bulutlu
11°C
Çok Bulutlu
Rüzgar hızı:18 km/h
Rüzgar yönü:18° KKD
Nem Oranı:90%
Yağış:20%
Gün Batımı:19:53
Cumartesi
Gün
Çok Bulutlu
14°C
Çok Bulutlu
Rüzgar hızı:35 km/h
Rüzgar yönü:35° KD
Nem Oranı:84%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:12
Gece
Açık
11°C
Açık
Rüzgar hızı:50 km/h
Rüzgar yönü:50° KD
Nem Oranı:87%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:53
Pazar
Gün
Çok Bulutlu
15°C
Çok Bulutlu
Rüzgar hızı:40 km/h
Rüzgar yönü:40° KD
Nem Oranı:81%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:12
Gece
11°C
Rüzgar hızı:45 km/h
Rüzgar yönü:45° KD
Nem Oranı:89%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:53
Pazartesi
Gün
15°C
Rüzgar hızı:122 km/h
Rüzgar yönü:122° DGD
Nem Oranı:86%
Yağış:30%
Gün Doğumu:06:12
Gece
13°C
Rüzgar hızı:186 km/h
Rüzgar yönü:186° G
Nem Oranı:82%
Yağış:40%
Gün Batımı:19:53
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
24 Nisan 2014 Perşembe 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Perşembe
Gün
Parçalı Bulutlu
26°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:156 km/h
Rüzgar yönü:156° GGD
Nem Oranı:41%
Yağış:20%
Gün Doğumu:05:58
Gece
Parçalı Bulutlu
11°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:73 km/h
Rüzgar yönü:73° DKD
Nem Oranı:69%
Yağış:20%
Gün Batımı:19:36
Cuma
Gün
Parçalı Bulutlu
26°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:160 km/h
Rüzgar yönü:160° GGD
Nem Oranı:48%
Yağış:20%
Gün Doğumu:05:58
Gece
Açık
10°C
Açık
Rüzgar hızı:301 km/h
Rüzgar yönü:301° BKB
Nem Oranı:66%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:36
Cumartesi
Gün
Parçalı Bulutlu
21°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:305 km/h
Rüzgar yönü:305° KB
Nem Oranı:61%
Yağış:10%
Gün Doğumu:05:58
Gece
Açık
7°C
Açık
Rüzgar hızı:49 km/h
Rüzgar yönü:49° KD
Nem Oranı:72%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:36
Pazar
Gün
23°C
Rüzgar hızı:104 km/h
Rüzgar yönü:104° DGD
Nem Oranı:58%
Yağış:70%
Gün Doğumu:05:58
Gece
8°C
Rüzgar hızı:91 km/h
Rüzgar yönü:91° D
Nem Oranı:73%
Yağış:70%
Gün Batımı:19:36
Pazartesi
Gün
21°C
Rüzgar hızı:181 km/h
Rüzgar yönü:181° G
Nem Oranı:62%
Yağış:80%
Gün Doğumu:05:58
Gece
Parçalı Bulutlu
9°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:191 km/h
Rüzgar yönü:191° G
Nem Oranı:67%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:36
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
24 Nisan 2014 Perşembe 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri