25 Ekim 2014 Cumartesi 01:39

Yolsuzluk Komisyonu'na ifade vermediler! Barış Güler, sustu; Zarrab, 'Hastayım' dedi

4 eski bakanla ilgili yolsuzluk ve rüşvet iddialarını araştırmak için kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu, Savcı Ekrem Aydıner tarafından kapatılan 17 Aralık soruşturmasında şüpheli olarak yer alan isimlerin ifadelerini almaya başladı.Geçtiğimiz pazartesi İstanbul Adliyesi’ne kamp kuran 3 kişilik komisyon heyeti, ilk olarak eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler ve kapatılan soruşturmanın bir numaralı ismi İran asıllı işadamı Reza Zarrab ile adamları, Abdullah Happani’yle Rüçhan Bayar’ı dinledi. Söz konusu isimlerin sadece kimlik tespitlerinin yapıldığı, hiçbir soruya cevap vermedikleri öğrenildi. Barış Güler, “Söyleyecek bir şeyim yok.” derken Reza Zarrab, “Hastayım” diyerek ifade vermedi. Tanık sıfatıyla dinlenen eski yolsuzluk şüphelilerinin ifadeleri, ortalama 5 ila 10 dakika kadar sürdüğü belirtildi.Pazartesi günü itibarıyla Çağlayan adliyesinde olan 3 kişilik alt komisyon heyetinde, CHP’den eski cumhuriyet savcısı Ercan Cengiz, AKP’den Hakkı Köylü ve Yusuf Başer yer alıyor. Heyet, savcı Ekrem Aydıner tarafından takipsizlik kararı verilerek kapatılan 17 Aralık yolsuzluk soruşturması şüphelilerini tanık sıfatıyla dinledi. Komisyon, ilk olarak eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler ve Rüçhan Bayar’ı dinledi. Edinilen bilgiye göre evinden 7 para kasası çıkan Barış Güler, sorular karşısında “Söyleyecek bir şey yok.” cevabını verdi. Reza Zarrab ise, 10 dakika kadar adliyede kaldı. Zarrab, hasta olduğunu beyan ederek ifade vermeyeceğini söyledi. 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarının ardından eski bakanlar Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında komisyon kurulmuştu. 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında savcı Ekrem Aydıner, 16 Ekim’de takipsizlik vermişti. Reza Zarrab, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan Çağlayan ve eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın da bulunduğu 53 kişi hakkında delillerin usulsüz toplandığı, herhangi bir örgüte rastlanılmadığı ve suç unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle şüphelilerin yargılanmasına gerek görmemişti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 23:00

İl başkanları toplantısını bundan sonra Ankara’da yapmayacak

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bundan sonra genişletilmiş il başkanları toplantılarını Ankara’da değil, dönüşümlü olarak her ay bir başka ilde yapacaklarını açıkladı. Davutoğlu, “AKP’nin, Hakkari’nin de Edirne’nin de partisi olduğunu göstereceğiz.” dedi.AKP 98. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Ahmet Davutoğlu’nun hedefinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu vardı. Sert ifadelerle yüklendi. Kılıçdaroğlu için, ‘cahil’, ‘çakma Gandi’, ‘kış uykusunda’ gibi ifadeler kullandı. CHP için ‘Türkiye’nin Baas partisi’ nitelemesinde bulunan Davutoğlu, “Haddini bilmeden dün ve bugün yaptığı açıklamalarda, ‘Türkiye’de parti ile devlet iç içe geçiyor’ diyor. 1936’da İçişleri Bakanı, CHP Genel Sekreteri oldu bu memlekette. Devletle, partiyi özdeşleştiren tek parti var, o da CHP. Cahillerle konuşmak zor oluyor arkadaşlar. Yazık. Bizim çakma Gandi’ye (Kılıçdaroğlu), ‘Gandi nerede?’ deseniz onu da bilmez.” ifadelerini kullandı. Başbakan’ın eleştirilerinden HDP de nasibini aldı. HDP’nin, bugüne kadar, ‘eğer zalim bana dokunmuyorsa, bin yaşasın’ dediğini anlattı. Ardından, “Emin olun eğer IŞİD, Kobani’ye saldırmasaydı, IŞİD’le yan yana güzel güzel yaşamaya devam ederdi bunlar.” dedi. Birilerinin, kardeşi kardeşe daha rahat kırdırabilmek için çözüm sürecini durdurmak istediğini iddia etti. İnadına kardeşlik diyeceklerini söyledi. Yeni güvenlik ve yargı paketleriyle birlikte Türkiye’nin ‘polis devleti’ olacağına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İddiaları reddetti. Özgürlükleri koruma konusunda kararlı olduklarını belirtti. Sıradan vatandaşın hayatını olumsuz etkileyecek, özgürlükleri kısıtlayacak tek bir maddenin dahi pakette bulunmadığını öne sürdü. Molotoflu saldırılarla ilgili tepkisini ise şu sözlerle dile getirdi: “Bundan sonra molotof kokteyli ile bir yere yaklaşan, terörist muamelesi görecek, durdurulacak. Kimse molotof kokteylini eline almaya cesaret etmesin, uyarıyorum. Maskeyle birisi herhangi bir yere doğru yürüyorsa toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmıyordur. ‘Bir suç işlemeye hazırım’ diyor o görüntüsüyle.” Ahmet Davutoğlu, parti yönetiminde aldıkları bir kararı da paylaştı: “Bundan sonra Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı Ankara’da yapılmayacak. Her ay dönüşümlü olarak Türkiye’nin batısında, doğusunda, kuzeyinde, güneyinde, ortasında yapılacak. Ve göstereceğiz ki AK Parti, Edirne’nin de partisidir, Hakkari’nin de Rize’nin de Muğla’nın da...”İlk soyadını açıkladı: KalkanAhmet Davutoğlu, iç güvenlik reformu içerisindeki maddeleri de tekrar sıraladı. İsim ve soyismi değişikliklerinin tek bir dilekçeye bağlanmasını anlatırken kendisiyle ilgili bilinmeyen bir gerçeği de açıkladı: “Vaktinde Soyismi Kanunu çıktığında köyleri dolaşanlar öylesine soyisim vermişlerdir ki… Benim akrabalarımda da var, memnun değiller soyisminden. Değiştirmek için mahkeme kapılarında uğraşıyorsunuz. Ben kendimi biliyorum. Soyadı Kanunu geldiğinde soyadımız ‘Kalkan’mış. Benim hâlâ ilk nüfus cüzdanımda ‘Kalkan’ yazar. O zaman ‘oğlu’ soyadı koymak yasakmış, hani ailelere atfetmesin diye. Kanun değiştirince babam gitmiş değiştirmiş. Kalkan’ı silmişler, Davutoğlu yazmışlar. Davutlar sülalesi diye bilinen bir aile, on yıllarca başka bir soyadı taşımış. Bundan sonra serbest. İsim sahibi olmak herkesin zati hakkıdır. O isim Kürtçe mi, Arapça mı, Türkçe mi ilgilendirmez seni. İsim o kişiyi tanımlıyorsa onun zati hakkıdır.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

25 Ekim 2014 Cumartesi 01:38

17 Aralık’la ilgili takipsizlik kararına çifte itiraz

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17 Aralık soruşturması hakkında verdiği ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karara çifte itiraz etti.İzmir Barosu Başkanlığı, takipsizlik kararının kanuna ve usule aykırı olduğunu belirtti. İtiraz dilekçesini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim eden Baro, dilekçesinde, Uluslararası Saydamlık Örgütü’nün yolsuzluk tanımına atıfta bulundu. Takipsizliğe bir diğer itiraz ise CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’dan geldi. Tanal, Ankara Adliyesi’ne verdiği dilekçede, “Eksik inceleme yapılarak, gerekli bilgi ve belgeler istenmeden, tanıkların ifadeleri alınmadan, soyut gerekçeler ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir.” dedi. Söz konusu kararda, usulüne uygun mahkeme kararı olmadığının belirtildiğine işaret eden Tanal, şu görüşü dile getirdi: “Savcılığın mahkeme kararının usulüne uygun olup olmadığını takdir etme yetkisi yoktur. Savcılık, mahkemelerin bir üst amiri değildir. Dinlemeler mahkeme kararıyla yapılmıştır. Mahkeme kararlarının son inceleme yeri Yargıtay’dır. Zira bir mahkeme kararının diğer bir mahkeme tarafından yok hükmünde kabul edilmesi usul yasalarınca mümkün değildir. Yine dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesi de savcılığın değil, mahkemenin görevidir. Savcılığın dosya kapsamındaki delillerin değerlendirmesini yapması hukuka aykırıdır.” Dinlemelerin mahkeme kararıyla yapıldığından dolayı savcılığın bu dinlemeleri yok sayamayacağını anlatan CHP’li vekil, bahse konu takipsizlik kararı ile delil niteliğinde sunulmuş tapeler ve diğer tüm belgelerin silinmelerinin veya yok edilmelerinin önüne geçmek adına gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

25 Ekim 2014 Cumartesi 01:24

Kaset komplosunun tek sorumlusu hükümettir

Hükümete yakın medyanın 2011’deki kaset komplosunu Hizmet Hareketi’nin üstüne yıkmaya çalışmasına MHP’den tepki geldi.Grup Başkan Vekili Oktay Vural, 2011 seçimleri öncesinde bazı MHP’lilere ait görüntülerin kamuoyuna yansımasının siyasi bir operasyon olduğunu söyledi. Kasetlerin faili olarak hükümeti işaret eden Vural, “Kaset özel değil, geneldir geneldir’ diyen hükümet değil miydi? Bundan kim faydalanmak istemişse bunun faili de odur.” diye konuştu. Oktay Vural, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında bir soru üzerine 2011 seçimleri öncesinde kamuoyuna yansıyan bazı MHP’lilerin uygunsuz kasetlerinin siyasi bir operasyon olduğunu ifade etti. İktidarı eleştiren Vural, “Kasetlerle ilgili hükümet bu işin niye peşini bırakmıştır? Niye takip etmemektedir? Bunları siyaseten malzeme olarak kullanan o zamanki hükümet değil midir? MHP olarak bu süreçlerin bir tek sorumlusunun hükümet olduğunu, bu konudaki sorumluluğunu başkalarının üstüne atarak kendisini aklayamayacağını bu vesile ile ifade etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı. Oktay Vural, söz konusu kasetlerin AKP Meclis Üyesi İbrahim Faruk Bayındır’a ait internet sitesinde yayımlandığına dikkat çekti. Bayındır’ın aday adayı olduğunu ve eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından ödül verildiğini aktardı. Vural, “Kimdir İbrahim Faruk Bayındır? Bununla ilgili kredi kartları, bu yayınlanan sitelerin ödeme dekontları. Hepsi savcılığa verilmiştir, hükümetin elindedir.” dedi. Bunların hâlâ neden bulunamadığını soran Vural, eski CHP lideri Deniz Baykal’ın kasetini kimin izlediğine dair iddiaların yayınlandığını hatırlattı.MHP Grup Başkan Vekili Vural’ın gündeminde peşmerge güçlerinin Türkiye üzerinde Kobani’ye geçecek olması da vardı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ve hükümeti eleştiren Vural, Erdoğan’ın ‘Peşmergenin Kobani’ye geçmesi için Obama’ya teklifi ben yaptım.’ açıklamasına tepki gösterdi. Vural “Benim vatan topraklarımı peşmergeye niye kullandırtıyorsun? Bırakın Ortadoğu’da söz sahibi olmayı ülkemizin sınırlarını korumaktan aciz, bir iktidarla karşı karşıyayız.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 23:00

Kaçak binada Cumhuriyet’i kutlayanları tarih affetmez

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda resmi kutlamaların yapılacağı Ak Saray’a gitmeyeceklerini açıkladı. Binanın kaçak olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Mahkeme kararına uyulmadan yapılan kaçak bir yapıya gidip Cumhuriyet’i kutlayanları tarih affetmeyecektir.” diye konuştu.Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesi yaptığı konuşmada gündemdeki konuları değerlendirdi. Türkiye’nin yolsuzluklar konusunda ‘tuzun koktuğu süreçte’ olduğunu anlattı. Dileyen herkesin istediği kadar yolsuzluk yapabileceğini, yolsuzluğun en büyük güvencesinin de iktidardaki AKP olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, “Eski Spartalılar döneminde, antik çağda hırsızlık serbestti. Onurlu bir görevdi hırsızlık. Hırsızlık yaparken kişinin yakalanması suçtu. Geldiğimiz süreç o süreçtir.” dedi. CHP liderinin konuşmasından satırbaşları şöyle:Eskiden özel yetkili mahkemeler vardı şikâyet ederdik. Hiç değilse o mahkemelerde heyetler vardı. Yani birisi kalkar bir muhalefet şerhi yazardı ve tarihe not düşerdi. Şimdi o da bitti. Özel görevli bir savcı, özel görevli bir hakim, birisi takipsizlik, öbürü de onaylama. Çağdaş demokrasilerde yasalara aykırı olayları, yolsuzlukları hakimler, savcılar soruşturur, araştırır, yargılar. Bizim geldiğimiz süreçte ise yolsuzluk olaylarını soruşturan hakim ve savcılar soruşturuluyor, yolsuzluk yapanlar ödüllendiriliyor. Namuslu insanların sürüldüğü bir süreci yaşıyoruz. Böyle bir düzeni Türkiye Cumhuriyeti kendi tarihinde hiç yaşamadı.AKP, devlet partisine dönüştü: “12 yılda AKP’nin geldiği nokta bir devlet partisine dönüşmüş olmasıdır. Devleti yöneten değil, kendisi devlet olan bir parti konumuna gelmiştir. Partiyle devletin iç içe geçtiğini görüyoruz. En küçük demokratik tepkiyi kendisine tehdit olarak algılıyor. Her şey bir kişinin iki dudağı arasında şekillenmeye başladı.”Çözüm sürecinde çuvalladılar: “Bir iç isyan yaşadık. 40’a yakın vatandaşımız öldü. Çıktı valisi, kaymakamı, ‘Efendim vatandaşlar birbirini öldürmüş’ dedi. Sen seyirci misin? Bakan mısın? Sen o koltukta niye oturuyorsun? Kendi yolsuzluğun olduğu zaman polisi, hakimi, savcıyı sürüyorsun. Böyle bir devlet yönetimi olamaz. O bakan da o koltukta oturmamalı. ‘Şiddete misliyle karşılık vereceğiz’ ne demektir? Şiddetle, öfkeyle, kavgayla devlet yönetilmez.”Führer Almanya’sı gibi: “Yeni bir teklif getirdiler. Neden? Çünkü Davut-oğlu’nun abisi, ‘Salı günü meclise bu konuda yasal düzenlemeler gelecek’ dedi. Böylece Davutoğlu by-pass edildi. Führer (Hitler) bir şey söyler, ertesi gün o yerine gelir. Aynı süreci yaşıyoruz. Ne var bu teklifte? ‘Kuvvetli şüphe’yi bir yeri aramak için, evi, işyerini, fabrikayı aramak için makul şüpheye dönüştürüyorlar, geriye dönüyorlar.”İşadamlarına sesleniyorum: “Bütün işverenlerin beni dikkatle dinlemesini isterim: Yeni yargı paketiyle başınıza gelecekleri şimdiden ben size söyleyeyim. Taşınmazlarına el koymayı çok daha kolaylaştırıyorlar. Senin yıllar yılı alın teriyle biriktirdiğin taşınmazlarına el koyacaklar. Dava dosyası görüşülürken mağdurun avukatına hakim istemezse dava dosyasını göstermeyecek. Bu mudur demokrasi?”Cumhurbaşkanı kaçak binada oturur mu?: “Önümüzde Cumhuriyet Bayramı var. Davetler geldi, sizlere de gelmiştir. Bizi Ak Saray’da bekliyorlarmış. Gitmeyin, kirlenmeyin. Gidenler kirlenecektir. Mahkeme o binanın yapımıyla ilgili durdurma kararı verdi. Yargı kararı yok sayılarak inşa edildi. Kaçak bir bina. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı kaçak binada, gecekonduda oturur mu? Biz Cumhuriyet’i meydanlarda, halkımızla kutlayacağız. Oraya gidenlerde açıkça söylüyorum; kaçak bir yapıya gidip Cumhuriyet’i kutlamak için Erdoğan’ın dizinin dibine çöken insanları tarih affetmeyecektir.”Zarrab’ı davet etsinler: “Bırakın kendi kendilerine kutlasınlar. Yolsuzluklarını kutlasınlar orada. 4 bakanı çağırsınlar, baş aktör olarak da Rıza Zarraf’ı davet etsinler. Hep beraber kutlasınlar. Devleti nasıl soyduklarını anlatsınlar. Onlara yakışır. Sanıyorlar ki, bir cumhuriyet savcısı çıktı dosyayı kapatacak biz de bunu unutacağız. Ne o savcıyı unutacağız, ne o dosyaları unutacağız. Sen savcı falan değilsin. Sen hırsızların avukatısın.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 23:00

Akil adamların esas görevi Öcalan’ı serbest bıraktırmak

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, çözüm süreci çerçevesinde oluşturulan akil adamlar heyetini eleştirdi.Yeniçeri, heyetin asıl görevinin, Abdullah Öcalan’ı serbest bıraktırmak olduğunu söyledi. Yeniçeri, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’deki son gelişmelerin kaygı verici bir boyuta ulaştığını kaydetti. Akil adamlar heyetinin asıl amacının farklı olduğunu belirtti. Yeniçeri, “Akil adamların üstü kapalı görevi, kamuoyunu meşgul etmek. Dikkatleri akillerin çalışmalarına yönlendirmek. Temel görevi ise Öcalan’ı serbest bırakacak şartları yaratmak ve bunun için Türk halkına karşı psikolojik harekât yapmaktır.” dedi.Özcan Yeniçeri, Kobani olaylarına da değindi. Yeniçeri, Kobani olaylarının arkasında da Öcalan’ın olduğunu öne sürdü. Öcalan’ın elini güçlendirmek için suni problemler oluşturup sonrasında devreye girerek bunları sonlandırdığını kaydetti. Yeniçeri, Başbakan Davutoğlu’na da yüklendi. Davutoğlu’na, “Devletin anayasal düzenini altüst edecek birtakım olayların altında imza atarsa Davutoğlu sen de Erdoğan’la birlikte Yüce Divan’ın karşısına çıkacaksın.” diye seslendi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 23:00

Jandarma’nın siyasallaşması kötü mü?

İçişleri Bakanı Efkan Ala, Jandarma teşkilatının kendisine bağlanmasıyla ilgili bir soru üzerine çok tartışılacak açıklamalarda bulundu.Söz konusu düzenleme ile Jandarma’nın siyasallaşacağı iddialarının sorulması üzerine Ala, sözlerine, “Siz basın mensubunuz. Bu ne demektir? Siyasallaşması, siyaset kötü bir şey midir?” diyerek başladı. Ardından da şunları söyledi: “Bu kadar 77 milyon sandığa ne için gider? Yani biz neden seçimleri yaparız? Siyasetçiler karar alsın diye. Kararı siyasetçiler alacak. Güvenlik, sivil bürokrasi de bu alınan kararları uygulayacak. Bu kadar net ve basittir. Siyasallaşma, siyasallaşamama… Bunlar gelişmiş ülkelerin kavramları değil. Biz az gelişmiş diye kodlanmış kavramsal düşünce ile yeni Türkiye’yi inşa edemeyiz.” Efkan Ala, peşmergenin yazılı görüşlerinin alındığı iddialarına ilişkin ise “Doğru. Katkılar da çekinceler de var. Hepsini değerlendirip kararı veriyoruz. Bu tabii ki kurumlarımız, Genelkurmay Başkanlığımız da beraber çalıştığımız Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı yapacağımız bu düzenlemenin avantajlarını kendileri açısından dezavantajlarını getirisini, götürüsünü diğer kurumlarımız söyleyeceklerdir.” dedi.İçişleri Bakanı, “Sayın Başbakan ‘Molotof kokteyliyle yaklaşan ateşli silahla yaklaşmış muamelesi görür’ demişti bu aynı zamanda vur emrini kapsayan bir durum mu?” şeklindeki bir soruya, “O cümle neyi gerektiriyorsa odur. Ateşli silah neyse molotof kokteyli de odur.” karşılığını verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 23:00

Destici: Çözüm süreci, iktidarın kontrolünden çıkmıştır

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, iktidarın çözüm sürecinde kontrolü kaybettiğini söyledi. Destici, “62. hükümet, onun da ötesinde AKP iktidarı, 12 yıllık iktidar döneminin sonunda hem dış hem de iç politikada yürüttüğü ve adına ‘çözüm süreci’ dedikleri süreçte tamamen kontrolü kaybetmiş ve inisiyatifi elinden kaçırmıştır.” ifadelerini kullandı.Yaptığı yazılı açıklamada çözüm sürecini değerlendiren BBP lideri Mustafa Destici, AKP hükümetine ağır eleştirilerde bulundu. İktidarın süreçle ilgili açıklamalarının tutarsız olduğunu anlattı. Kontrolün PKK’ya geçtiğini aktardı. Öcalan’a sekretarya kurulmasına sert tepki gösterdi. Destici, “Bir hafta önce Apo’ya sekretarya oluşturulacağı, hatta başmüzakerecilik sıfatı verileceği gündeme geldiğinde hem Sayın Cumhurbaşkanı hem de Başbakan bu konuyu yalanlamıştı. Onlar öyle açıklama yaparlarken HDP’li vekil ise bebek katilinin sekreteri olduğunu ifade etmiştir. Bunun üzerine Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü’ne bu konu ile ilgili soru sorulduğunda Hükümet Sözcüsü, MİT’in Apo ile görüştüğünü doğrulamış ve söz konusu sekretarya görevinin de Adalet Bakanlığı tarafından karşılanacağını ifade etmiştir. Bu ifadelerden sonra kimin açıklaması doğru? Başbakan Yardımcısı tarafından yapılan açıklamada bu konunun ‘Akil insanlar toplantısında alındığını ve makul bir talep olduğunu ifade etmiştir.’ Bize göre bu asla makul bir talep değildir. Bunu makul görenler ve karşılayanlar aslında kendilerini makuliyetlerinin kaybettiklerinin farkında değildirler.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 23:00

HDP’li Kaplan: Sayıştay hükümeti aklayan bir kuruma dönüştürüldü

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, bütçenin geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da denetlenemeyeceğini belirterek, Sayıştay’ın denetim organı olmaktan çıkarıldığını ifade etti.Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Kaplan, “Sayıştay Meclis adına denetim yapar. Oysaki iktidar kendi yandaşlarını Sayıştay’a seçtirmek suretiyle Sayıştay’ı Meclis’in bir denetim organı olmaktan çıkartmış, hükümeti aklayan bir Sayıştay’a çevirmiştir. Yani ‘Ak Sayıştay’ ile karşı karşıyayız.” dedi. Kaplan, Orta Vadeli Program hedefinin tutturulamadığına dikkat çekti. Bütçede verilen açığın kapatılması için özelleştirmelerin tam gaz devam edeceğini kaydetti. Müteahhitlerden bazılarının hak edişlerini devletten alamazken, bazılarının ise bürokratları araya koyarak aldığını anlattı ve şunları söyledi: “AK Parti hükümetleri döneminde sarı zarf dönemi başladı. Müteahhitler, sarı zarfla bürokrasiye gider, hak edişlerini alır. O da kazanır o da kazanır. Hükümetin bütçeye hakim olan politikası bu.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 23:00

Arınç'a, Önder'den çok sert cevap

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'ın "Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder, adeta kendilerini görevlendirilmiş görüyorlar. Bundan sonra İmralı heyetinde yer almayabilirler" sözlerine HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder'den sert bir cevap geldi. Önder, "Buna Sayın Arınç karar veremez. Buna sadece biz ve Sayın Öcalan karar verir. Arınç'ın varsa böyle bir yetkisi İmralı'ya gidecek devlet heyetinin kimlerden oluşacağına karar vermek için kullanabilir." şeklinde konuştu.Önder, kendisini sekretarya için görevlendirmiş, böyle bir şey yokBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İmralı Heyeti içinde yer alan HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in “Abdullah Öcalan’a için kurulacak 5 kişilik sekretarya içinde Pervin Buldan, ben, İdris Baluken olacak. Kadın hareketinden bir arkadaş. Hatip Dicle olacak.” açıklamasına tepki gösterdi.Uluslararası Genç Girişimciler Platformu tarafından düzenlenen IPFYE Enerji Kongresi’ne katılan Arınç, gazetecilerin sorusu üzerine adaya gidecek kişilerle sekretaryanın birbirinden ayrı konular olduğunu söyledi. Arınç, şöyle konuştu: “Sekretarya denildiği zaman biz bugünkü yaşamda, çalışma arkadaşlarımızı hatırlıyoruz. Yani sekreterlerimiz olur, danışmanlarımız olur. Bürokratik personelimiz olur. Bu ada şartları içerisinde bugün, bizim bakanlıklardaki çalışma şeklimizden farklı biri konudur. Orada ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olmuş bir kişi var. Onunla görüşme yönetmeliklerle belirlenmiştir. Bu ihtiyacının karşılanması da bu yönetmelikler çerçevesinde temin edilmesi mümkündür. Sayın Önder’in de Sayın Buldan’ın da başka arkadaşlarımızın da sekretarya konusunda adeta kendilerini görevlendirilmiş kabul ettiklerini anlıyoruz. Böyle bir şey yok. Onlar giden heyetlerin içinde yer alıyorlar. Bundan sonra yer almayabilirler, devam edebilirler, farklı insanlar adada görüşmelere katılabilir.”‘PYD terörist örgüt mü?’ sorusuna cevap: Çok önemli bir soruBaşbakan Yardımcısı Arınç’a, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükümet sözcülerinin PYD konusundaki çelişkili açıklamaları da soruldu.Arınç, “PYD’yi terörist örgüt olarak mı görüyorsunuz? Eğer görüyorsanız PYD’ye peşmerge üzerinden yapılan yardımı nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna cevap vermedi. Arınç, “Çok önemli bir soru. Ben Meclis başkanlığı yaptım. İç tüzükte istişare amaçlı soru sorulamaz diyor. Arkadaşımızın sorusu tamamen istişare amaçlı. Ama ille de bir cevap bulmak istiyorsanız dünkü konuşmamda kısmen değindim.” demekle yetindi.Sekretaryaya Arınç değil, Öcalan karar verirHDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder, sekretarya konusunda adeta kendilerini görevlendirilmiş görüyorlar. Bundan sonra İmralı heyetinde yer almayabilirler.” açıklamasına jet hızıyla cevap verdi. Önder, Radikal’e yaptığı açıklamada, “Buna Sayın Arınç karar veremez. Buna sadece biz ve Sayın Öcalan karar verir. Arınç’ın varsa böyle bir yetkisi İmralı’ya gidecek devlet heyetinin kimlerden oluşacağına karar vermek için kullanabilir.” dedi.İmralı heyetinde yer alan Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın 5 kişilik bir sekretaryası olacağını ilk açıklayan isimdi. Önceki gün CNN Türk’te soruları cevaplayan Önder, çözüm sürecinin yol haritasında nelerin yer aldığına dair ayrıntılar da vermişti. Önder’in açıklamasına göre, bir sekretarya kurulacak, Akil insanlar arasından ve başka bir kafileyle yeni bir gözleme heyeti oluşacak, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı bunları delege edecek, 7-8 komisyon kurulacak (Bunlar arasında Meclis’te kurulanlar da olacak). Öcalan’ın İmralı Adası’ndaki cezaevi şartlarıyla ilgili soruya “Şartları değişmedi, şartlar değişmezse süreçte yol alınamaz.” karşılığını veren Önder, Öcalan’a sekretarya konusunda da şunları söylemişti:“Büyük bir müzakere sürecine girilecek. Bozucu alanlar masaya yatırılacak. Bunlara çözüm seçenekleri üretilecek. Yukarıdan aşağı hiçbir barış önerisinin kalıcı olması mümkün değil. Kendisi 9 ana başlıkta, güvenlik, eğitim, kadın, hakikatle yüzleşme gibi başlıklar için Pervin Buldan, ben, İdris Baluken olacak. Kadın hareketinden bir arkadaş. Hatip Dicle olacak, sekretarya böyle olacak. Devletle görüşmeleri siyasetle görüşmeleri yapacak. 5 kişilik sekretarya müzakere heyetinin de bir parçası olacak. Önümüzdeki haftadan itibaren devreye girmeli diye düşünüyorum.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 23:00

Adalet Bakanlığı’ndan Abdülfettah Sisi’nin yargılanmasına veto

Adalet Bakanlığı, dönemin Mısır Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi’nin yargılanmasına izin vermedi.Aralarında gazeteciler Abdurrahman Dilipak ve Nevzat Çiçek’in de bulunduğu bir grup, geçtiğimiz yaz Mısır’da yaşanan ve yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği olaylardan sonra aralarında Sisi’nin de bulunduğu Mısırlı 6 yönetici hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Şikâyetçiler, 30 Haziran 2013 tarihinde Mısır’da yaşanan darbede, seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrildiğini, insan hakları ihlalleri yaşandığını öne sürerek, söz konusu isimlerin ‘insanlığa karşı suç’ işlediklerini öne sürmüştü. Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Devrim, 18 Mart 2014 tarihinde Adalet Bakanlığı’na başvurarak soruşturma izni istedi. Adalet Bakanlığı, 18 Ağustos 2014 tarihli cevabında, ‘Türkiye’de soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için failin Türkiye’de bulunması, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan bir yükümlülüğünün olması ve yapılacak soruşturma ve kovuşturmanın Türkiye’nin barış esasına dayalı diplomatik ilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek bir sonuç doğurmaması gerektiği’ belirtilerek soruşturmaya izin vermedi. Savcı, takipsizlik kararı verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 23:00

Erdoğan, Öcalan’la görüştü Davutoğlu da görüşüyor

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, başbakanlığı döneminde, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da şu anda İmralı’da tutuklu bulunan Öcalan’la görüştüklerini iddia etti. Kılıçdaroğlu, “Ne görüşüyorlar kimse bilmiyor. Ne vaatlerde bulunuyorlar kimse bilmiyor. Devlet, meşru olan insanlarla görüşür.” dedi.Kemal Kılıçdaroğlu, Bilkent Üniversitesi’nin Politik Düşünce Kulübü’nde düzenlenen ‘Muhalefetin Çözüm Sürecine Bakışı’ konulu konferansta konuştu ve öğrencilerin sorularını cevapladı. Türkiye’nin ‘çözüm süreci’ adı altında bilinmeyen bir süreci ve olayları tartıştığını belirten CHP lideri, “Ben bilmiyorum. Genelkurmay da bilmiyor. Bakanlar bilmiyor. Bunun önemli bir aktörü olması gereken HDP’de bir milletvekili dedi ki, ‘Biz de bilmiyoruz.’ Hiçbir milletvekili bilmiyor.” diye konuştu. Sürecin başından itibaren, sorunun çözümünde meşru zeminin dışına çıkılmaması gerektiğini vurguladığını hatırlattı. Meşru zeminin dışına çıkılması durumunda devletin saygınlığını yitireceğini kaydetti. Çözüm için CHP’nin Parlamento’yu adres gösterdiğini belirtti. Ancak iktidar partisinin bu öneriyi kabul etmediğini kaydetti. AKP’nin gizli ajandası olduğunu anlattı. Kürt sorununun çözümünün demokrasi ve özgürlükten geçtiğine inandığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “12 Eylül askerî darbesinin yasalarıyla bu ülkeyi yönetemezsiniz. Yüzde 10 seçim barajının kalkması lazım. Türkiye’nin birinci sınıf demokrasiye ihtiyacı var.” dedi.‘DEVLET, İNANÇ VE ETNİK KÖKEN KONUSUNDA KÖR OLMALI’Kemal Kılıçdaroğlu, üniversiteli öğrencilerin sorularını da cevapladı. Toplumda yaşanan ayrışmaya ilişkin bir soruyu cevaplarken, “İnsanlarımız barış içinde yaşıyor ama bölen politikacılar. Özellikle son yıllarda toplumumuz ayrıştırıldı ve bölündü. Ne yazık ki din ve etnik köken üzerinde siyaset yapılıyor ve bu, toplumu ayrıştırıyor.” diye konuştu. CHP’nin katı ‘Atatürkçü, Kemalist’ yapısına ilişkin eleştirel bir soruya, “Ben de Atatürkçüyüm ama ‘Savaş meydanlarında kazanılan zafer, ekonomide kazanılan zaferlerle taçlandırılmadıkça gerçek bağımsızlık sağlanmış olmaz.’ diyen Atatürkçüyüm.” şeklinde karşılık verdi.Tek parti döneminin eleştiriler uygulamalarına yönelik bir soruyu cevaplarken, kuruluşunda acı olmayan bir ülke olmadığını öne süren CHP lideri, bu noktada tarihçilerin değerlendirme yapması gerektiğini belirtti. CHP lideri, “Tarihimizle elbette yüzleşmeliyiz. Nazım Hikmet’i süren hükümeti savunamam ancak bunlar şimdiki CHP’yi kötülemek için kullanılamaz. DGM’ler, İstiklal Mahkemeleri’nden çok mu farklıydı? ‘Yüzlerce, binlerce kişi idam edildi’ deniyor. Yok öyle bir şey.” ifadelerini kullandı.‘ÖCALAN’A SEKRETARYA DOĞRU DEĞİL’Kemal Kılıçdaroğlu, Öcalan’a sekretarya verilmesi yönündeki bir soruya şu cevabı verdi: “Muhatap alınacaksa, HDP var Parlamento’da. Meşru. Onunla oturur konuşursunuz. Neden Öcalan? Bütün Kürtleri temsil ediyor mu, hayır. O nedenle Öcalan’a ayrı bir yer verilmesi, mekân tutulması, sekretarya gibi olguların çok doğru olduğu kanısında değilim.”Bir gazetecinin, “YPG terör örgütü değildir.” yönündeki ifadelerine açıklık getirmesi talebine ise, “İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden öğrenciler geldi, bana PYD’yi sordular. Ben de terör tanımı yaptım onlara. Terör nedir, eline silah alıp kendi siyasal, ekonomik düşüncesini veya başka bir amaçla masum insanları, kadın erkek, çoluk çocuk demeden öldürür, buna biz terörist deriz. Bu, eğer bir örgütün içindeyse de ona terör örgütü deriz. Bu tanımlar çerçevesinde siz PYD’yi de PKK’yı da değerlendirin ama bütün dünyanın kabul ettiği bir gerçek var; listelere girmiş PKK bir terör örgütüdür. Bunu söyledim.” cevabını verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 23:00

AKP teşkilatını uyardı: İmar rantı haramdır ahlaksızlıktır

birinci sayfadan devam-Başbakan Davutoğlu, 17 Aralık soruşturmasına takipsizlik veren Savcı Ekrem Aydıner’in rüşveti ‘hediye’ olarak nitelemesi ile gündeme gelen ‘hediye’ kavramıyla ilgili de çarpıcı bir çıkış yaptı. “Peygamber Efendimiz’e birisi bir hediye getirmiş, başka birisi de ‘Sen Allah’ın Resulü olduğun için bu hediye geliyor’ demiş. Peygamber Efendimiz de o hediyeyi kabul etmemiş.” ifadelerini kullandı. Ancak Davutoğlu’nun bu olayı yanlış aksettirmesi dikkatlerden kaçmadı. Buhari ve Müslim’de geçen hadis-i şerife göre, hediye Peygamber Efendimiz’e (sas) değil, vergi memuru olarak atanan Lutbiye isimli bir sahabeye geliyor. Dini kaynaklara göre, Ebu Humeyd es-Saidi bu hadiseyi şöyle rivayet ediyor: “Resulullah, Abdullah bin Lutbiye el Ezdi isminde birini zekât toplama memuru olarak tayin etmiş­ti. Bu memur işini bitirdiği zaman Resulullah’a geldi ve şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın Resulü, şu zekât malıdır, bu da bana hediye edilmiştir.’ Bunun üzerine Resulullah, ‘Sen babanın ve ananın evinde otursaydın sana hediye verilir miydi, verilmez miydi?’ diye sordu. Daha sonra zevalden sonraki bir namazın ardından ayağa kalktı. Kelime-i şehadet getirdi, Allah’ı layık olduğu vasıflarla sena etti, sonra ‘Sözüm bundan sonra şudur’ deyip şu hutbeyi irad etti: ‘Bu memurun hali nedir. Ben onu bir işe memur tayin ettim, sonra bana gelip hesap verirken şu sizindir, bu da bana hediye edildi.’ diyor. O babasının ve anasının evinde otursaydı ona hediye veri­lir miydi, verilmez miydi. Muhammed’in nefsi elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki herhangi biriniz millet malından hainlik yapıp haksız bir şey alırsa muhakkak kıyamet gününde o çaldığı malı boynu üzerinde taşıya­rak getirecektir. Öyle bir halde ki, çaldığı şey bir deve ise deveyi iniltisi ol­duğu halde bunların her birini boynunda taşıyarak getirecektir. Ben emrolunduğum şeyi size tebliğ ettim.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 23:00

Yakılan okulları görünce tarifsiz bir acı yaşadım

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, okul ve yurtların yakılma görüntülerini izlerken tarifsiz bir acı yaşadığını söyledi.Sare Davutoğlu, Avrupa Eğitim Vakfı işbirliğinde gerçekleştirilecek ‘Temiz Sınıf, Sağlıklı Gelecek’ projesinin tanıtım toplantısına katıldı. Programdaki konuşmasında, Türkiye’de yapılan bu projeler ve olumlu adımlara karşın üzücü olaylar da yaşandığını hatırlatarak, sokak olayları nedeniyle yakılan okul ve yurtlar konusunu değerlendirdi. Son dönemde yaşanan şiddet olaylarına çocukların alet edildiğini anlattı. Yakılan okul ve yurtlara da değindi. Sare Davutoğlu, “Bir anne, bir hekim ve bu ülkenin bir vatandaşı olarak beni yüreğimden yaralayan bir hadise ise son dönemde yaşanan olaylarda çocuklarımızın şiddete maruz, şiddete aracı, şiddete muhatap kılınması. Özellikle okullarımızın ve yurtlarımızın molotoflu saldırılara maruz kalması son derece üzücü. Projenin sürdürüleceği iki ilimizde de bunun örneklerini maalesef yaşadık. İstanbul ve Siirt’te. İstanbul’da alevler içinde kalan okul binalarını, Siirt’te de yine anaokulunda küle dönmüş oyuncakları gördüğümde, eminim sizler de öyle hissetmişsinizdir, ben tarifsiz bir acı yaşadım. Çocuk masumiyeti ve çocuk güvenliğine kastedenlere inşallah Allah fırsat vermesin diyorum.” ifadelerini kullandı. Sare Davutoğlu, gücü yettiği kadar çocukların yetişmesi için çaba harcayacağını anlattı. Davutoğlu, “Bizler aydınlık yarınlarımız olan çocuklarımız için yeni okullar, sınıflar ve yeni yurtlar yapmaya hep birlikte devam edeceğiz. Yakılan yurtların yerine hayırseverler ve sivil toplum kuruluşlarıyla yenilerini inşa edeceğiz. Bizler aydınlık geleceğimizin teminatı çocuklar için okullar, sınıflar, yurtlar yapmaya devam edeceğiz. Hayırseverler ve sivil toplum kuruluşlarıyla tüm mesaimi bu işe harcayacağım.” dedi. Projede amaç, İstanbul ve Siirt’te okul öncesi eğitim veren sınıflarda, fiziksel güvenlik ve hijyen koşullarını iyileştirerek, çocukların daha sağlıklı ve etkili eğitim almasını gerçekleştirmek.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 23:00

Devlet sırrı bahanesine sığınmayın, çözüm süreci şeffaf olmalı

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, çözüm sürecinin olabildiğince şeffaf ve kamuoyu önünde cereyan etmesi gerektiğini söyledi.Tan, “Bu iş illa çözülmek zorunda. Çözemeyenler gider, çözebilecekler gelir. Siyaset mutlaka kendi içinde bir çözüm üretir.” dedi. Altan Tan, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Süreçte hükümet kanadının 200 sayfalık yol haritasının kendilerine hiçbir şekilde ulaştırılmadığını ve görmediklerini kaydeden Tan, “Varsa çıkar koy ortaya. Gerçekten senin 200 sayfalık bir hazırlığın varsa; kısa, orta, uzun vadeli bir yol haritan varsa çık göğsünü gere gere, utanıp çekinmeden bunu kamuoyunun önüne koy.” diye konuştu. Çözüm süreci konusundaki kafa karışıklığına işaret eden HDP’li vekil, “Yani ortada bir çocuk var. Babası belli değil, annesi belli değil. Her bir şeyde devlet sırrı diye onun arkasına saklanılmaması gerekiyor. Biz şuna inanıyoruz; bu işler konuşmayla olacak, diyalogla olacak, müzakere ile olacak, demokratik yollarla olacak. Hükümet topu taca atıyor. ‘Tekrar silahlar konuşsun mu diyelim?’ Hayır. Bizim çözüm sürecine desteğimiz sonuna kadar demokratik kanallar zorlanacak. Müzakereler zorlanacak. Olan bir şey var, halkla paylaşılacak.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 23:00

Arınç: Adalet Bakanlığı, Öcalan’ın sekretarya talebi üzerinde çalışıyor

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Öcalan’a sekretarya verilmesi konusunda Adalet Bakanlığı’nın bir çalışma yürüttüğünü açıkladı.Öcalan’ın bu yöndeki talebini, “Bu haksız bir talep değil bana göre.” sözleriyle yorumladı. Bülent Arınç, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları cevapladı. HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in “Abdullah Öcalan’ın 5 kişilik sekretaryası olacak.” sözlerinin hatırlatılarak görüşünün sorulması üzerine, “Böyle bir şey yok. Adına sekretarya dersiniz ama başka bir yöntem olabilir.” dedi. Ancak bu konuşmasının üzerinden bir dakika bile geçmeden, Adalet Bakanlığı’nın sekretarya üzerinde çalıştığını söyledi: “Öcalan’ın talebi şöyledir; ‘benimle gelip görüşüyorsunuz, süreç de devam ediyor, süreç devam ettikçe benimle ne konuştuğunuzu takip etmem lazım.’ Bu haksız bir talep değil bana göre... Bir insan bu kadar yaşa gelmiş, 14 seneden beri cezaevinde. İstihbarat kendisiyle görüşüyor, bazı konularda mutabık kalınıyor. ‘Benim birkaç kişiye ihtiyacım var, onları da bu cezaevi şartlarında bulundurursanız ben yararlanırım’ demişse bunu Adalet Bakanlığımız karşılayacaktır. Zaten Adalet Bakanlığı sekretarya üzerinde çalışıyor. Ama cezaevi şartları içinde.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 09:21

HDP ‘Bingöl suikastı araştırılsın’ dedi, AKP reddetti

Meclis Genel Kurulu, dün ilginç bir oylamaya sahne oldu. Bingöl’de iki polisin şehit edildiği olayın karanlık noktalarını ısrarla gündeme getiren HDP, menhus saldırının aydınlatılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi.Ancak bu teklif, AKP’li vekillerin oylarıyla reddedildi. Polislerin şehit edilmesinin ardından gözaltına alınan 8 şüpheliden 7’si serbest bırakılırken, olayla ilgili haberlere yayın yasağı getirilmişti. HDP, Bingöl’de 9 Ekim’de emniyet müdürü ile beraberindekilere düzenlenen ve 2 polisin şehit olmasına, emniyet müdürü ile 1 polisin yaralanmasına neden olan saldırının, karanlık bir provokasyon olduğunu iddia ediyor. Bingöl’ün bunun için merkez seçildiğini savunuyor. Grup Başkan Vekili İdris Baluken, partisinin grup önerisi üzerine yaptığı konuşmada, iktidar partisine yüklendi. Baluken, “Bingöl olaylarıyla ilgili tek bir belge ve bilgi sunamadınız. İstismar ediyorsunuz. Araştırılmasını neden engelliyorsunuz? Mevcut MOBESE kayıtlarından cep telefonu incelemelerine kadar, balistik incelemelere kadar bütün bu bilgilerin kamuoyuna aktarılmasından neden kaçıyorsunuz?” diye sordu.Suikastla hiçbir bağlantısı olmayan 4 vatandaşın yargısız infaz edildiğini öne süren Baluken, “Bingöl geçmişten beri bu derin yapıların ve karanlık merkezlerin iş başında olduğu bir coğrafya olarak görülmelidir. Geçmişte de bölgede devreye konulan pek çok karanlık planlamalar, pek çok Gladio tarzı örgütlenmeler ve özellikle çözüme yaklaşıldığı dönemde devreye konulan pek çok karanlık hadisenin merkezi olarak Bingöl’ün ciddi bir şekilde ele alınması gerektiğini düşündüğümü ifade etmek istiyorum. İlk gün söyledik, ilk gün söylediğimiz ne varsa doğru çıktı.”CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da HDP’nin önergesine destek verdi. Şöyle konuştu: “Başbakan, Cumhurbaşkanı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin söz alan bütün sözcüleri bunun bir karanlık olay olduğunu, bir provokasyon olduğunu ifade ettiler. Dolayısıyla eğer, bir karanlık olay varsa, bir provokasyon varsa Meclis bunu araştırmalıdır. Eğer, gerçekten buna inanıyorsanız biz hazırız, oy verelim, beraber bir Meclis komisyonu kuralım ve Meclis komisyonu bunu araştırsın.”MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ise "Bugün, 6-7-8 Ekim tarihlerinde meydana gelen olayların sebebi olarak gösterilen Kobani'deki çatışmalar aslında orada yaşayan Kürt kökenli insanların başına bir şey gelmesinden, onların sıkıntı çekmesinden daha çok, Kobani'nin PKK terör örgütü için ifade ettiği bazı anlamlar yüzündendir. Kobani, diğer 2 kantonla beraber, PKK'nın özerk yönetim denediği modellerden biridir. PKK o yüzden Kobani için ayağa fırlamaktadır. Kobani İmralı'daki bebek katilinin Şam'daki inine giderken Suruç'tan yürüyerek gittiği şehir olduğu için PKK için önemlidir ve Kobani Suriye'deki PKK'lı teröristlerin ikamet yeridir. Osmaniye'de, Hatay'da PKK eylemlerini yapan ve Suriye'den geçen teröristlerin üssüdür Kobani. "Fehman Hüseyin" diye bilinen ve PKK bünyesinde en ağır eylemlerin faili olan terörist Kobanilidir.Şimdi PYD'ye yardım eden Hükûmet, aslında PKK'ya yardım ettiğini gizlemek ya da mazur göstermek için kendine yakın kalemleri medyada devreye sokmakta, toplumu bir kez daha kandırmaya çalışmaktadır.Hatırlarsanız, geçen hafta sonu Ahmet Davutoğlu Akillerle yaptığı toplantıda Türk milletini nasıl kandırdıklarını itiraf etmişti. Şimdi de yeni bir aldatma ve kandırmayla karşı karşıyayız.Bu düşüncelerle HDP Grubunun önerisi karşısında olduğumuzu arz ediyor, Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlıyorum." diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 23:00

AKP ‘makul şüphe’de ısrarcı

AKP’li milletvekillerinin Mec-lis’e sunduğu ve ‘makul şüphe’ ve ‘avukatların soruşturma dosyasına erişimine kısıtlama getirme’ gibi düzenlemeleri içeren yargı paketi, bazı değişikliklerle Meclis Adalet Komisyonu’nun alt komisyonunda kabul edildi.Hakim ve savcıların maaşlarına zam ve disiplin affı da öngören kanun teklifinin kasım ayının ilk haftasında Adalet Komisyonu’nda görüşülmesi planlanıyor.Alt komisyondan geçen teklife göre ‘somut delillere dayalı kuvvetli şüphe’ yerine ‘makul şüphe’ ile şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilecek. Soruşturma dosyaları avukatlardan gizlenebilecek ve böylece savunma hakkı engellenebilecek. Bu madde alt komisyonda en fazla tartışılan madde olurken, maddenin üst komisyonda yeniden ele alınması kararlaştırıldı. Bu kapsamda ‘avukatlara karşı gizlenecek dosyaların terör, anayasal suçlar gibi sayılması, diğer dosyaların ise serbest olması’ yönünde çalışma yapılması öngörüldü.MAL VARLIĞINA EL KOYMA KOLAYLAŞIYORYargıtay tetkik hakimleri ile savcılarını belirleme yetkisi de Yargıtay’dan alınarak HSYK’ya verildi. ‘Anayasalar düzene karşı’ işlenen suçlarda mal varlığına el koyma ve teknik takip yapılmasını öngören düzenleme de alt komisyondan aynen geçti. Hakim ve savcılara getirilecek sicil affına ‘yer değiştirme cezaları’ da eklenerek kapsamı genişletildi. Kanun teklifi iletişimin tespiti ve teknik takip tedbirlerinin kapsamını genişletirken, alt komisyonda ‘anayasal düzene karşı suçlar’ bu tedbirlerin kapsamından çıkarıldı; sadece ‘Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ başlıklı 302. madde kaldı.AKP, SULH CEZA HAKİMLERİNE ÖZEL YETKİ VERMEKTEN VAZGEÇTİ‘Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda cumhuriyet savcısının soruşturmanın yapıldığı yer sulh ceza hakiminde de karar alabilmesini’ öngören madde ise tekliften çıkarıldı. Muhalefet milletvekilleri AKP’lilerin bu maddeyi geri çekmesini, ‘AKP’nin hakim ve savcılara güvenmemesi ve kendine döneceğinden korkmasına’ bağladı. ‘Türkiye Adalet Akademisi tarafından meslek içi eğitim programlarına katılmasına karar verilen hakim ve savcılara ilişkin iş ve işlemleri yürütme’ yetkisi HSYK 1. Daire’den alınıp HSYK genel sekreterine verilecekken, bu düzenlemeden de vazgeçildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 23:00

AKP’li Metiner’den ‘Güneydoğu’ya gidemiyoruz’ itirafı

İktidar partisine mensup Kürt kökenli milletvekillerine ‘çözüm süreci için iradelerinizi ortaya koyun’ çağrısında bulunan HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’a cevap veren AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Güneydoğu’daki son durum konusunda ilginç itiraflarda bulundu.PKK’nın bölgenin JİTEM’i haline geldiğini belirten Metiner, “PKK’lı olmayan vatandaşlarımızın bölgede seyahat özgürlüğünün bile kalmadığını görmüyor mu bu beyefendi? PKK’nın silah marifetiyle herkesi susturmaya kalkıştığını görmüyor mu beyefendi?” dedi.AKP’li vekil, İslam’ın kul hakkı konusundaki hükmünü hatırlatarak, ‘Paralel iftirasını atanların Camia’ya mensup insanlarla tek tek helalleşmeden cennete gitmesinin mümkün olmadığını’ belirten Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sözlerini ise çarpıttı. Ve hezeyan dolu ifadeler kullandı. Metiner, “Senin cennetinde yaşamaktansa, cehennemde yaşamaya bin kere razıyım.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 14:07

Kılıçdaroğlu: Devletin tepesindeki, uçağa binerken ayrı konuşuyor, uçaktan inince ayrı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti meclisi toplantısında konuştu. Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştiren Kılıçdaroğlu, "Devletin en tepesindeki kişi, uçakta ayrı konuşuyor, ininca ayrı konuşuyor. Ne olacak bu memleketin hali? Böyle bir yönetimle Türkiye, ilk kez karşılaşıyor. Tam bir kaos ortamı var." dedi.Kılıçdaroğlu, "12 yılda AKP'nin geldiği nokta devlet partisine dönüşmüş olmasıdır. Devleti yöneten değil kendisi devlet olan bir parti konumuna gelmiştir. Bu gerçeğin herkes tarafından bilinmesi gerekiyor. Bizim siyasal mücadelemizin, sıradan bir partiyle olmadığını AKP devletine karşı mücadele ettiğimizi herkesin bilmesini isterim. Sadece içerde değil dışarda da sorun olmaya başlayan bir siyasal iktidar var. Çünkü biz batının bir parçasıyız, iki yüz yıllık mücadele bunun üzerine inşa edildi. Geldiğimiz nokta uygar dünyadan kopan ortadoğunun parçası olan ülke konumuna geldik. Sözlerime yolsuzluk ve rüşvet olaylarıyla başlamıştım. Sadece yolsuzluk yapanların rüşvet alanların aklandığı değil, namuslu insanların cezalandırıldığını görüyoruz. Haram parayla haça gideceksin, bakanların çocuklarının evinde milyon dolarlar olacak, onları aklayacaksın. Rüşvet almadı diye Teoman Memuru süreceksin" diye konuştu."HAKSIZLIĞA HUKUKSUZLUĞA ORTAK OLMA" Kılıçdaroğlu, "Senin inancını kendi yolsuzluğuna malzeme eden bir siyasal iktidara izin verme. Haksızlığa hukuksuzluğa ortak olma. Senin inancın bizim başımızın üstündedir. Senin kimliğin bizim başımızın üstündedir. Sorun inançta ve kimlikte değil sorun senin inancını ve kimliğini kullanarak devleti soyanlardadır. Bunu bileceksin ve öğreneceksin. Nereye kadar biz bunu ifade edeceğiz? Herkesin ortak görevidir bu" dedi."DAVUTOĞLU TÜRKİYE'Yİ YÖNETMEKTEN ACİZ" Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü; "Bir başka önemli gerçek, Davutoğlu Türkiye'yi yönetmekten aciz. Başbakanlık koltuğu da boş, cumhurbaşkanlığı koltuğu da boştur. Birileri oturuyor orada biliyoruz ama anayasayla çerçevelenmiş görevlerini yapmıyor. Davutoğlu'nun görev alanını abisi belirlemiş, onun dışına çıkamıyor. Devleti yöneteceksen adam gibi yönet, yönetmeyeceksen o koltuğu boşalt. Vesayet altında başbakanlar görev yapmaz. Kimin koltuk değneği olacaksın sen? İçerde çuvalladınız, dışarda da çuvalladınız.""BU ÜLKENİN CUMHURBAŞKANI BM'DE BOŞ SIRALARA KONUŞTU" "Dış politikada tam bir çuvallama var" diyen Kılıçddaroğlu, şunları söyledi; " Yüksek tepede bulunan kişi uçağa binerken ayrı, inerken ayrı konuşuyor. Başbakan ayrı, dışişleri bakanı ayrı konuşuyor. Böyle bir yönetimle Türkiye ilk kez karşılaşıyor. Tam bir kaos yönetimi var, kimin ne yaptığı belli değil. Biz hükümeti samimi olarak uyarıyoruz. Yanlış yapıyorsunuz diyoruz. Söylediklerimizin tamamı ortaya çıktı. Dış politikada dilimizde tüy bitti, yanlış yapıyorsunuz, 'Türkiye'yi bataklığa sürüklüyorsunuz' dedik. 'Siz bilmezsiniz' dediler. Buyrun geldiğimiz noktaya bakın. Kim biliyormuş. Sizin aklınıza ihtiyacımız yok dediler, buyrun sizin aklınızla ortaya çıkan tabloya bakın. Bizim yaptığımız iyi niyetli eleştirilere verdikleri cevap var, muhalefet sussun. Böylece demokraside de yeni bir evreye geldik. Herkesin sustuğu sadece hükümetin konuştuğu bir anlayış içindeler. Buna demokrasi denmez. Şimdi o sözcüğü kullanmak istemiyorum ama yeri geldiği zaman da kullanacağız. Bu farklı bir rejim, anlayıştır. Hele hele bunu ünvanında profesör doktor yazan bir kişi tarafından kullanılması bizim kabul edeceğimiz bir olay değildir. Bu ülkenin cumhurbaşkanı BM'de boş sıralara konuştu. Ulusal kurtuluş savaşını veren, dünyada bütün mazlum ülkelerin önderi olan bir Türkiye'yi bu noktaya getirdiler. Oylama yapılıyor Türkiye'ye 60 oy çıkıyor. Bu diplomatik bir darbedir. Neden bize susun diyorlar, millet bunları öğrenmesin diye. Nasılsa havuz medyaları var. ama biz bunları anlatmak zorundayız.""ŞİDDETLE YÖNETİLMEZ" Kılıçdaroğlu, "Çözüm sürecinde de çuvalladılar. Bi iç isyan yaşadık 40'a yakın vatandaşımız öldü. Çıktı valisi kaymakamı, 'Efendim bu ölenler vatandaşlar birbirini öldürmüş.' Sormadan edemiyorum. Sen seyirci misin, bakan mısın? Seyirci bile buna tahammül edemez. Bakanlık koltuğunda oturacaksın, vatandaşların birbirlerini öldürmelerini dile getireceksin, benim sorumluluğum yok diyeceksin. Sen o koltukta niye oturuyorsun? Kendi yolsuzluğun olduğu zaman, polisi hakimi sürüyorsun. Vatandaş birbirini öldürdüğü zaman seyirci oluyorsun. Böyle bir devlet yönetimini asla kabul etmiyoruz. o bakan da o koltukta oturmamalı. 'Şiddete misliyle karşılık vereceğiz' ne demektir? Almanya'ya baksınlar, tarihine baksınlar. Şiddete misliyle karşılık verilen ülkeye, Führer dönemindeki Almanya'ya baksınlar. Çıktım şunu söyledim 'Devlet şiddetle yönetilmez, akılla yönetilir, irfanla, bilgiyle yönetilir. Şiddetle öfkeyle yönetilmez. Biz muhalefetiz sağ duyu çağrısı yapıyoruz. Onlar iktidarlar şiddet çağrısı yapıyorlar" dedi."KOŞA KOŞA İMRALI'YA GİTTİLER" Kılıçdaroğlu, "Biz siyaseti kişisel çıkar amacı olarak kullanmadık. Ama bunlar ülkeyi kendi çıkarları için acımasızca kullanıyorlar. Olaylar büyüdü, önleyemediler. Alanlara asker çıktı, yine önleyemediler. Koşa koşa İmralı'ya gittiler, Öcalan'a gittiler. Yalvardılar yakardılar. Görüşmeler sağlandı olaylar bitti. Şu hükümetin geldiği noktayı nasıl içinize sindirirsiniz? Böyle bir devlet yönetimi olabilir mi? Ben buna itiraz etmeyeceğim de kim itiraz edecek? Bana sen sus diyor, önce sen sus. Aklını başına topla, devleti adam gibi yönet. Yönetmiyorsan o koltuğu bırak" diye konuştu."BASKIYI SANATÇIDAN BAŞLATTILAR" Kılıçdaroğlu, "Baskıyı sanatçıdan başlattılar. Hepimizin gururu onur duyduğu Fazıl Say'a yasak getiriyorlar. Akıl var mantık var. Bana dünyanın hangi demokrasisinde sanatçıya yasak getirildi diye örnek veren bir adam çıkar mı acaba? Fazıl Say eline silah mı aldı, Molotof mu aldı, yüzünü kapattı mı? Aydınlık bir yüzü var, tek çaldığı piyano. O piyano çalıyor öbürleri başka şey çalıyor. Daha iki gün önce HAK-İŞ'in bir toplantısında belgeselci arkadaşımız Suat Eroğlu bir belgesel sunuyor. Hükümetten bir yetkili tahammül edemiyor. Çıkıyor o sanatçı da, sanatçı yüreğiyle kendisinin belgeselinin izlenilmesine tahammül edilmemesine doğru olmadığını söylüyor. Ve yumruk atılıyor bu adama. Hangi vicdandan söz ediyorsun? Gözünün önünde bir sanatçı şiddete maruz kalıyor. Nasıl buna tahammül ediyorsun?" dedi."GİDENLER KİRLENECEKTİR" Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı; "Önümüzde Cumhuriyet Bayramı var. Davetler geldi. Sizlere de gelmiştir. Bizi Ak Saray'da bekliyorlarmış. Şunu söyledim. Gitmeyin kirlenmeyin. Gidenler kirlenecektir. O bina alın teriyle ödediği vergilerle yapıldı. Kaçak bir bina. Bir ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı kaçak binada oturur mu? Gece kondu binada oturur mu? Bekliyorlar orada cumhuriyet kutlayacaklarmış. Hangi cumhuriyeti? Alın teri ve gözyaşıyla kurulan cumhuriyeti mi, yolsuzlukların başkenti yaptıkları orayı ak sarayı o cumhuriyeti mi? Hangi cumhuriyeti kutlayacaklar? Biz cumhuriyeti meydanlarda kutlayacağız, fener alaylarıyla kutlayacağız. Halkımızla kutlayacağız, coşkumuzu yaşayacağız. Onlarda oraya gidenler de kimliği ne olursa olsun. ister sanatçı ister iş adamı. Mahkeme kararıyla yapımı durdurulan, ama mahkeme kararı dinlenmeyen, kaçak bir yapıya gidip, erdoğan'ın dizinin dibine çöken insanları tarih affetmeyecektir. Bırakın kendi kendilerine kutlasınlar. Yolsuzluklarını kutlasınlar orada. 17 aralık hırsızlık haftası olarak kutlansın ve ak sarayda kutlansın. Otursunlar, dört bakanı çağırsınlar, rıza zarrab'ı çağırsınlar. Onlara yakışır. Otursunlar kutlasınlar. Bunu affetmeyeceğiz. Sanıyorlar ki, biz savcı çıktı, dosyayı kapattı unutacağız. Ne o savcıyı ne de dosyayı unutacağız. Neymiş dava açacakmış. sonAçmazsan namertsin sen. Kalkacaksın gideceksin hırsızların dizinin dibine çökeceksin. Sen savcı falan değilsin. Sen hırsızların avukatısın. Açık ve net söylüyorum. Biz bunu affetmeyeceğiz."(DHA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 13:41

Oktay Vural: Kasetlerden kim faydalanmak istemişse bunun faili de odur

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 2011 seçimleri öncesinde kamuoyuna bazı MHP'lilere ait görüntülerin olduğu kasetlerin yansımasının siyasi bir operasyon olduğunu söyledi. "Bundan kim faydalanmak istemişse bunun faili de odur." diyen Vural, "MHP olarak bu süreçlerin bir tek sorumlusunun hükümet olduğunu, bu konudaki sorumluluğunu başkalarının üstüne atarak kendisini aklayamayacağını bu vesile ile ifade etmek istiyorum." diye konuştu.Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında bir soru üzerine 2011 seçimleri öncesinde kamuoyuna yansıyan bazı MHP'lilerin uygunsuz kasetlerinin siyasi bir operasyon olduğunu savundu. Vural, "Kasetlerle ilgili hükümet bu işin niye peşini bırakmıştır? Niye takip etmemektedir? Bunları siyaseten malzeme olarak kullanan o zamanki hükümet değil midir? 'Kaset özel değil, geneldir geneldir' diyen hükümet değil miydi? Bundan kim faydalanmak istemişse bunun faili de odur. MHP olarak bu süreçlerin bir tek sorumlusunun hükümet olduğunu, Türkiye'yi yöneten hükümet olduğunu, bu konudaki sorumluluğunu başkalarının üstüne atarak kendisini aklayamayacağını bu vesile ile ifade etmek istiyorum." ifadelerini kullandı.'KİMDİR İBRAHİM FARUK BAYINDIR?'Söz konusu kasetlerin AKP Meclis Üyesi İbrahim Faruk Bayındır'a ait internet sitesinde yayımlandığına dikkat çeken MHP Grup Başkanvekili Vural, Bayındır'ın aday adayı olduğunu ve eski Ulaştırma Bakanı Binalı Yıldırım tarafından ödül verildiğine dikkat çekti. Vural, "Kimdir İbrahim Faruk Bayındır? Bununla ilgili kredi kartlarını, bu yayınlanan sitelerin ödeme dekontları. Hepsi savcılığa verilmiştir, hükümetin elindedir." şeklinde konuştu. Bunların hala neden bulunamadığını soran Oktay Vural, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kasetini kimin izlediğine dair iddiaların yayınlandığını aktardı.MHP Grup Başkanvekili Vural, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bu meseleyi siyasi olarak meydanlarda ahlaksızca kullananlar var. Kullanmadılar mı? Kullandılar. Kim kullandı? 2011 seçimlerinden önce Milliyetçi Hareket Partisi'ni sandığa gömmek kimin lehine gelirdi? Kim, 'MHP baraj altına düşecek' diyerek iddiada bulunmuştu? Bütün bunlara baktığımızda, Milliyetçi Hareket Partisi'ne yönelik siyasi bir operasyon yapıldığı gayet açık ve nettir."(CİHAN)(POLİTİKA VD - Date : 24.10.14 Time 16:28)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

24 Ekim 2014 Cuma 13:48

Hasip Kaplan: Ak Sayıştay ile karşı karşıyayız

HDP'li Kaplan Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, bütçe görüşmelerine ilişkin açıklama yaptı. Sayıştay'ın raporlarının Meclis'e tam sunulmadığını vurgulayan Kaplan, Sayıştay'ı eleştirdi. Bütçenin denetim hakkının ortadan kaldırıldığını, bunun Sayıştay denetim raporları ile ortada konulduğunu ifade eden Kaplan, “Yani 'Ak Sayıştay' ile karşı karşıyayız" dedi.HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'ni eleştirdi. Bu yıl da bütçeyi denetim hakkının ortadan kaldırıldığını öne süren Kaplan, "Bu Sayıştay denetim raporlarıyla ortadadır. Sayıştay Meclis adına denetim yapar. Oysaki iktidar kendi yandaşlarını Sayıştay'a seçtirmek suretiyle Sayıştay'ı Meclisin bir denetim organı olmaktan çıkartmış, hükümeti aklayan bir Sayıştay'a çevirmiştir. Yani 'Ak Sayıştay' ile karşı karşıyayız" dedi.Öte yandan Kaplan, Müteahhitlerden bazılarının hak edişlerini devletten alamazken, bazılarının ise bürokratları araya koyarak aldığını ileri sürdü. Kaplan, "AK Parti hükümetleri döneminde sarı zarf dönemi başladı. Müteahhitler, sarı zarfla bürokrasiye gider, hak edişlerini alır. O da kazanır o da kazanır. Buna kazan kazan, politikası denir. Hükümetin bütçeye hâkim olan politikası bu." dedi."MALİYE'NİN İZİNİ OLMADAN BAZI TAŞINMAZLAR BAŞKA KURUMLARA VERİLDİ"Kaplan, Maliye Bakanlığı'nın izni dahilinde olmamak kaydı ile bazı taşınmazların bazı kurumlara verildiğini, polislere seyyar görev tazminatı verildiğini ve vatandaşın akçesinin hoyratça kullanıldığını dile getirerek, "Hükümetin güvenlik yasalarının bunun için çıkardı." dedi.Özgür Suriye Ordusu'na verilen destekle ilgili bütçede bir rakam olmadığını bildiren Kaplan, "Bu da yok. Yoksa Katar'dan para mı aldın? Başka yerden kara para mı alıyorsunuz? Başka yerlerden kara para muslukları mı var? Denetlendiğimiz bütçenin hali bu." ifadelerini kullandı.Bu yılki Orta Vadeli Program Hedefinin tutmadığına da dikkat çeken Kaplan, bütçe de verilen açığın kapatılması için özelleştirmelerin tam gaz devam edeceğini de kaydetti."TÜRKİYE'NİN YÜZDE 60'I AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA"Bütçenin en vahim tarafının asgari ücret olduğunu ve rakamın 891 TL ile sınırlı kaldığını aktaran Kaplan, "4 kişilik ailenin yoksulluk rakamı; 3 bin 736 TL. Yani 891 TL ile 20 milyon yurttaşımız yoksulluk sınırın altında yaşıyor. Çalışmaları zaten ayrı tutuyoruz. Açlık sınırı; 1.190 TL'dir. 15 milyon kişi bu rakamın altında. Toplamda 35 milyon. Türkiye'nin yüzde 60'ı açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Türkiye'nin milli gelirinin kaymağını da yüzde 1'lik kesim yiyor. Bu saltanat sürsün diye bütçeyi böyle yapıyorlar. Çünkü adil bölüşüm yok. Vergi adaleti yok. Muhalife her gün vergi kontrolü, ceza, denetim var. İş yapmasını engelliyor. Yandaşına da beleşten milyarları aktarıyor. Onlarda havuza para aktarıyor. Bu ak değil kap karadır. Akçeli işlere de kap karadır." şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 23:00

Yeni düzenlemeyle tüm işadamları devlet eliyle iflasa sürüklenebilir

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, Meclis’e gönderilen yeni yargı paketiyle hükümete muhalif tüm işadamlarının devlet eliyle iflasa sürüklenebileceğini söyledi. Koç, “Türkiye kapalı bir rejime doğru sürükleniyor. Hukuk devletinden yavaş yavaş polis devletine geçilmektedir.” ifadelerini kullandı.CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplantı. Toplantı devam ederken açıklamalarda bulunan Haluk Koç, yeni yargı paketiyle hükümet ve uygulamalarını sorgulayan herkesin ‘makul şüpheli’ şeklinde tarif edilebileceğini kaydetti. “Konutunuz ya da arabanız gerekçesiz aranabilir. Gerekçe, ‘makul şüphe görüyorum bu kişide’.” diyen Koç, hukuk perdesinin yırtıldığını ve arkasından gelecekleri görmenin zor olmadığını kaydetti: “Bu süreç tüm totaliter eğilimli yapıların ortak özelliğidir. Yani önce sana muhalif edenleri düşman addedeceksin, ondan sonra getirdiğin yasal düzenlemelerle o düşmanları yok edecek süreci yaratacaksın. 12 yıl önce neler söylediler, neler söylediler. ‘İleri demokrasi’ dediler, ‘demokratikleşme’ dediler. İşin ucu öyle değil. Bundan sonra artık Türkiye çok daha kapalı bir rejime doğru sürükleniyor. Ancak dünyada hiçbir rejim demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlayarak, muhalefeti sindirerek, kendisinden olmayan insanları kendisine düşman ilan ederek iktidarını koruyamaz.” Haluk Koç, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının kapatılmasını ‘örneği zor görülecek vahim bir manzara’ olarak niteledi. “Yani devlet adamı olarak, devlet adamı üniforması giyip, sıfatlar taşıyıp hırsızlık yapacaksınız, rüşvet alacaksınız, adaletten yargı önünde kaçacaksınız kurduğunuz tezgâhla. Ee? Vicdandan kaçabilecek misiniz? Tarihten kaçabilecek misiniz? Bu mümkün değil. Eninde sonunda yakayı, paçayı bütün pisliklerinizle beraber ele vereceksiniz. Bundan kurtuluş yok.” ifadelerini kullandı. AKP iktidarlarının Türkiye’yi 12 yılda getirdiği manzarayı ise şöyle anlattı: “Kanıtlı, belgeli hırsızlık yapanlar, rüşvet alanlar suçsuz ve itibarlı insanlar. Hırsızlığı, rüşveti yakalayan, belgeleyen, ortaya çıkartan polis ve hukuk adamları suçlu ve hainler, şu anda da tutuklular.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 23:00

17 Aralık’a takipsizlik kararı, Türk yargısının namusunu lekelemiştir

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, 17-25 Aralık soruşturmalarına takipsizlik kararı verilmesini sert bir dille eleştirdi. Destici, “17-25 Aralık soruşturmalarına takipsizlik kararı Türk hukukunun şerefini ve namusunu lekelemiştir. Bu karar yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına bir darbedir.” ifadelerini kullandı. Parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen BBP lideri Mustafa Destici, gündemdeki konuları değerlendirdi. Hâkim ve savcılara siyasilerin baskılarına boyun eğmemesi çağrısında bulundu. 17 Aralık’a verilen takipsizlik kararını ‘komedi’ olarak yorumladı. Destici, “Yargıçlara, hâkimlere, savcılara sesleniyorum. Hukukun tarafsızlığını ve bağımsızlığını koruyacak sizsiniz. Sizler eğer, siyasilerin baskılarına boyun eğerseniz, kendi elinizle hukukun bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldırmış olursunuz. 17-25 Aralık operasyonlarına takipsizlik kararı Türk hukuk sisteminin şerefini ve namusunu lekelemiştir. Bu karar yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına bir darbedir. Türk yargısı açısından bir yüz karasıdır.” şeklinde konuştu.Mustafa Destici’nin gündeminde Emniyet mensuplarına yönelik yapılan operasyonlar da vardı. Gözaltıların siyasi, psikolojik bir algı operasyonu olduğunu söyledi. Görevden almaların Öcalan’ın talimatı ile yapıldığı yönündeki iddiaları hatırlatarak, iktidar temsilcilerinden açıklama istedi. Şöyle konuştu: “Eski İstihbarat Daire Başkanı’nın ve bu tür operasyonlarla karşılaşanların söylediği net cümleler var. KCK operasyonlarını da, dinlemeleri de, Ergenekon operasyonlarını da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yaptığını söylüyorlar. Bebek katilinin talimatıyla görevden alındıklarını söylüyorlar. Bu, geçiştirilecek iddia değil. Buna Türkiye’yi yönetenlerin cevap vermesi lazım. KCK operasyonları, dinlemeler bütün geçmişte yapılan bu operasyonlar kendi talimatıyla yapıldı mı, yapılmadı mı? Bu tür algı operasyonlarının karşısındayız.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 23:00

Yol haritası bize verilmedi

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Davutoğlu’nun Akil İnsanlar toplantısında yol haritasının HDP ve Kandil ile paylaşıldığı yönündeki sözlerini yalanladı.Demirtaş, “Yol haritası ne benimle paylaşıldı ne de heyetle.” dedi. Konuyla ilgili Al Jazeera’ye açıklamalarda bulunan Demirtaş, Başbakan Davutoğlu’nun eylül ayı başında yol haritasının Kandil’e götürüldüğü şeklindeki sözlerinin gerçekleri yansıtmadığını belirtti. Heyetin henüz böyle bir çalışma yapmadığını anlattı: “Yol haritası bizimle paylaşılacaktı. Yalan, bize yol haritası filan verilmedi. Yalan. Heyetimiz böyle bir çalışma yapmadı. Yalanlar üzerine bir süreç yürür mü? Başbakan bunu söylediyse yanlış. Ne benimle paylaştı yol haritasını ne de heyet ile. Heyet de ayrıca bir açıklama yapacak. Güvensizliği derinleştiren bir psikolojik savaş mekanizması yürütüyorlar.”Hükümetin, çözüm sürecinde izlediği politikaların ‘güven artırıcı’ olmadığını anlatan Demirtaş, süreçle ilgili bazı gerçekleri açıklayacaklarını ifade etti. Verilen sözlerin tutulmadığını belirtti: “Birçok yalan şey yazılıyor. Bazı gerçekleri açıklayacağız, bazılarını ise açıklayamayacağız. Müzakere süreçlerinde her şey kamuoyunun bilgisi dahilinde gerçekleşmez. Buna sığınarak bizi zor durumda bırakmaya çalışmasınlar. Bize karşı bu dili kullananlar kendi verdikleri sözün hangi birini tuttular? Mesela defalarca bize gazetecilerden, akil insanlardan oluşan genişletilmiş bir heyet İmralı’ya gidecek sözü verdiler, hem bize hem de İmralı’da Abdullah Öcalan’a. Yaptılar mı? Yok. Bize samimiyetsiz, ikiyüzlü diyenlerin verdiği sözü tutmuyor diyenler, bunlara bir baksınlar.”Selahattin Demirtaş, HDP’nin hükümete verdiği iddia edilen “15 Ekim’e kadar kamu düzenini bozan eylemler bitecek.” sözüne de tepkiliydi. Demirtaş, “HDP, yol kesme bitecek sözünü verebilir mi? Bu HDP’nin işi değil. Kandil’e bu iletilmiş olabilir. Ama bunun HDP bize söz verdi gibi yansıtılması doğru değil.” dedi. Ayrıca, süreçte kendi ismi üzerinden bir ‘hiçleştirme kampanyası’ yürütüldüğünü söyledi. Sebebinin cumhurbaşkanlığı seçimi ve yaklaşan genel seçimler olduğunu anlattı. Şöyle konuştu: “Yazılıp çizilenlerin çok önemli bir kısmının yanlış olduğunu söyleyebilirim. Müzakere sürecinde kendi ellerini güçlendirmek istiyorlar. Şahsen beni bir siyasi figür ortadan kaldırmak için bunları yapıyorlar.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 00:01

Türkiye’yi Washington mı yönetiyor, Ankara mı?

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, iktidarı dış politika üzerinden eleştirdi. Meclis’te basın toplantısında Financial Times’ın ‘Washington’un baskısı üzerine Türkiye U dönüşü yaptı’ başlıklı haberini gazetecilere gösteren Vural, “Bu manşetleri attırmaya hakkınız yok.Türkiye’yi kim yönetiyor? Washington mu, Ankara mı? Küresel güçlerin elinde hangi kozlar, hangi dinleme kayıtları vardır ki AKP hükümeti, Davutoğlu, Erdoğan sürekli olarak tornistan etmektedirler, U dönüşü dönmektedirler?” diye sordu. Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun birbiriyle çelişen açıklamalar yaptığını anlattı. Hükümetin, ‘uzaktan kumanda ile yönetildiğini’ söyledi. Vural, “AKP hükümetinin uyguladığı politikalar Türkiye’nin iç huzurunu PKK terör örgütüne, dış politikasını da IŞİD ve PYD’ye teslim etmiş durumdadır. ABD’nin ve küresel egemen güçlerin bu coğrafyada siyasi amaçlarına ulaşması için Türkiye’yi kullandığını maalesef hükümetin milli iradeyi kullanamadığını görüyoruz. Tablo budur. Görünen o ki ABD tak emretmiş, Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi de şak diye yapmıştır. Obama tak aramış, Kobani koridoru şak açılmıştır. Obama tak aramış, PYD’ye silah yardımı şak verilmiştir.” dedi. Yusuf Halaçoğlu: Hükümet, anayasal suç işliyorMHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu ise ‘yabancı bir silahlı gücün Türkiye’den geçirilmesine müsaade edilmesi’nin anayasal suç olduğunu söyledi. Anayasa’nın 92’nci maddesine ve tezkereye tamamen aykırı bir durumun söz konusu olduğuna değinen Halaçoğlu, “Hükümet Anayasa suçu işlemiştir. Şimdi Anayasa maddesine göre ve tezkereye göre, Irak devletine ait bir ordu birliğinin Türkiye üzerinden geçişine veya Türkiye’ye gelişine izin verilebilir ama devlete ait olmayan bir silahlı gücün Türkiye üzerinden geçirilmesine müsaade edemezsiniz.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 23:00

Milyonlar gidiyor, takipsizlik veriliyor

AKP’nin kurucu genel sekreteri ve eski Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, 17 ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarına takipsizlik verilmesini eleştirdi. Yalçınbayır, “Milyonlar gidiyor, takipsizlik veriliyor.” ifadelerini kullandı.22. dönem milletvekilliği yaptığı dönemde eski Başbakan Mesut Yılmaz ve bakanlardan Hüsamettin Özkan ve Cumhur Ersümer’in de aralarında bulunduğu kişilerin Yüce Divan oylamasını hatırlatan Yalçınbayır, o dönemde Yüce Divan’a gidenlerin bir kısmının beraat ettiğini, bazılarıyla ilgili verilen hükmün ise açıklanmayarak ertelendiğini anlattı. Yalçınbayır, “Şimdi soruyorum; o zaman da kalkan o parmaklıkların yerine yarın öbür gün de başka parmaklar kalkacaktır. Örneğin Mesut Bey’le ilgili ‘Türkbank’ı şu kadar liranın altında vermeyin, verirseniz zarar görür.’ denildi. Bu, ihaleye fesat olarak, ‘görevi kötüye kullanmak’ olarak nitelendirildi. Şimdi onun fevkinde milyar dolarlar gidiyor ama böyle bir karar veriliyor. Bu karar, şüphesiz ki Meclis’teki çalışmayı etkilemeyecektir. Meclis’teki komisyon öyle bir çalışıyor ki fezlekeler ne zamanda geldi, açılmadı, tekrar geldi, alt komisyon kuruldu, öylesine oyun oynanıyor ki bunlar çirkin oyunlardır. Bunlar kötü yönetimin işaretleridir.” diye konuştu.KCK operasyonlarını gerçekleştiren polislerin gözaltına alınmasıyla ilgili de konuşan Yalçınbayır, şunları kaydetti: “Bütün mesele; terörle mücadele, istihbarat ve onların mali kaynaklarıyla mücadele eden kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele birimleri. Bütün bunlara bakıldığında operasyonlarda bu üçlü sac ayağı devreye giriyor. O zaman Türkiye’nin yönetiminde bir kötülük var. Bu kurumlara güveni azaltıyorsunuz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 23:00

Kemal Burkay: Sokak olaylarında İran ve Ergenekon’un payı var

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Başkanı Kemal Burkay, Kobani olaylarının arkasında İran ve Ergenekon’un payının olduğunu söyledi.Bugün TV’de yayınlanan ‘Erkam Tufan’la Analiz’ programında gündemi değerlendiren Burkay, son sokak olaylarında PKK kadar Suriye’nin, İran’ın da etkisinin olabileceğini belirtti. Burkay, “Başka eller de işin içinde var. Suriye var, İran var. Bunlar bu tür olaylar patlak verdikten sonra ajan provokatörler işin içine girebilirler. Bir de tabii Ergenekon olayı da var. Ergenekon uzun zaman Kürt meselesini kaşıdı. Kürtlere hak vermek için değildi tabii ki bu. Ama Türkiye’yi karıştırmak istediği zaman Kürtlere elini uzattı. Yani o kesimin içerisinde Ergenekon’un eli var. Yani uykuya yatmış hücreler, gününü bekleyen eller var. Öyle olunca herkesin sorumlu davranması lazım. Ortalığın karışmasını isteyecek çok farklı odaklar olabilir. Türkiye’de öteden beri sokak eylemlerinden medet bekleyen, hatta bundan darbe oluşturmaya çalışan, belki bazıları devrim oluşturmaya çalışanlar da vardır. Sokak olaylarından bir devrim çıkmaz olsa olsa bir darbe çıkar. Geçmişte biz bunu çok yaşadık.” ifadelerini kullandı. PKK’yı ise devletin kurduğunu anlattı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 23:00

Özkes’ten çarpıcı iddia: AKP’li belediye, 4 camiyi sattı

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, AKP’li Üsküdar Belediyesi’nin, borcu karşılığında 4 camiyi sattığını iddia etti.Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuşan Özkes’in gündeminde Üsküdar’daki Validebağ Korusu’nda yapılmak istenen inşaat vardı. Validebağ’ı, özellikle Anadolu yakasında insanların nefes alabileceği en büyük yer olarak tanımladı. Ardından şunları söyledi: “Ancak maalesef Validebağ Korusu’na göz diktiler. Son birkaç yıldır illa oraya da betonlaşma yapmaya çaba gösteriyorlar. Halk orada direniyor. Halka rağmen bir şeyler elde edemeyince bu gibi yerlerde cami kartını kullanıyorlar. Maliye’ye borçları karşılığında camileri satan AKP’li belediyenin tarihi koruda cami yapma talebi samimiyetten uzaktır. Çünkü AKP’li Üsküdar Belediyesi Bulgurlu’daki Amine Hatun Camisi’ni, yine Bulgurlu’daki Alvarlızade Camisi’ni, Selamiali Mahallesi’ndeki Bağlarbaşı Huzur Camisi’ni ve Çengelköy’deki Bahçelievler Camisi’ni Maliye’ye olan borcu karşılığında satmıştır.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 23:00

Soma Komisyonu bir arpa boyu bile yol alamadı

Manisa’nin Soma ilçesinde meydana gelen ve 301 işçinin hayatını kaybettiği facianın ardından oluşturulan Meclis Soma Araştırma Komisyonu, ‘olayın nasıl yaşandığı’ konusunda halen somut bir bilgi ortaya koyamadı.5 aydır çalışmalarını sürdüren komisyon, “Facianın nedeni ne?” sorusuna cevap bulamıyor. Komisyon üyeleri, kazayla ilgili bilirkişi raporunun da çok şey ifade etmediği görüşünde birleşti. CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, bugüne kadar savcılık raporu da dahil olmak üzere yazılan tüm ön raporların, rapor niteliği taşımadığını anlattı. Eyidoğan, “Çünkü olay yeri görülmeden yazılan bu raporların çok da bir önemi yok. Aslında ön rapor niteliği bile yok.” dedi.CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel de kaza yerindeki delillerin karartılacağı endişesi taşıdığını anlattı. Hadisenin yaşandığı yere komisyon üyelerinin gitmesinin çeşitli gerekçelerle engellendiğini belirten Özel, “Kazanın yaşandığı yere inelim dedik, ‘yangın sürüyor, inemezsiniz’ dediler. ‘Barajladık’ dediler. Son gittiğimizde önümüzde bariyer vardı. Gerekçesini sorduk, ilerisinin güvenli olmadığını belirttiler. Komisyon olarak kaza yerine bir türlü ulaşamadık. Sonra kaza yerini firmaya teslim ettiler. Şimdi şirket kendisi açısından risk teşkil edecek her yerin üstünü örtüp kapatabilir. Bazı kanıtları ortadan kaldırabilir. Yeni yangınlar çıkarabilir. Her şeyi yapabilir. Ciddi bir sıkıntı var. Yanıltıcı delil konulabilir. En büyük hata savcılık tarafından oranın şirkete teslim edilmesidir. Birinci derecede şüpheli olan birine siz olay yerini teslim ediyorsunuz. İşveren aleyhine ne varsa ortadan kaldırmış olabilir. Savcılık yanlış yapmıştır.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 12:05

Başbakan Yardımcısı Akdoğan: Kobani olaylarında Öcalan tahrik etti

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Kobani olaylarında Abdullah Öcalan’ın rolü olduğunu söyledi. Akdoğan, daha önce Öcalan'ı, olayları doğru okuduğunu söyleyerek övmüştü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise Kobani olaylarında yine Hizmet Hareketi'ni itham eden haksız beyanlarda bulunmuştu. Akdoğan, bu açıklamasıyla, iftira haberleri de yalanlamış oldu.NTV’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akdoğan, “Bu olaylarda HDP yanlış yapmıştır. Bu olayların fitilini ateşlemiştir. Ben Öcalan’ın rolü olduğunu düşünüyorum. Öcalan’ın verdiği mesajın, bu olayları tahrik ettiği kanaatindeyim. HDP ve bütün bileşenleri, bu konuda bu muhtevayı yol haritasını eylül ayında görmüştür. Bu illa bir şeyi vermek anlamına gelmiyor. Neticede bu konu görülmüştür, konuşulmuştur, Kandil’e de aktarılmıştır. Biz görmedik, bilmedik, duymuyoruz demeleri hiç anlamlı değil. Bizim biraz da kızgınlığımız bu konular konuşulmuş ve anlaşılmış olmasına rağmen olayların durması yerine daha da tırmandırılmasıdır.” dedi."ÖCALAN OLAYLARI DOĞRU OKUYOR" DEMİŞTİBaşbakan Yardımcısı Akdoğan, geçtiğimiz günlerde CNN Türk'te katıldığı programda ise Öcalan'ın olayları doğru okuduğunu belirtmişti. Kobani eylemleri sırasında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Akdoğan sokaklardaki şiddetten HDP'yi sorumlu tutmuştu. “Kobani meselesi bir kaldıraç gibi kullanılmak istendi, farklı amaçlar var” diyen Akdoğan HDP ve KCK cephesine sert eleştiriler yöneltmişti. İmralı'dan gelen son mesajın da bu durumu ortaya koyduğunu savunan Akdoğan “Öcalan, olayların neye yol açacağını doğru okuyor” demişti.'PARALEL VAR' HABERLERİNE YALANLAMACumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde Rize'de yaptığı mitingde Kobani'deki olayları 'paralel' safsatasına bağlamıştı. Erdoğan, mesnetsiz ve belgesiz olarak Hizmet Hareketi’ni hedef almış, Kobani eylemlerinin arkasında ‘paralel yapı’nın da olduğunu ileri sürmüş ve tehdit içerikli sözler sarf etmişti. Yandaş medyada akla ziyan bu iddiayı haber yapmıştı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 08:08

Başbakan Ahmet Davutoğlu: Haram kazanç ahlaksızlıktır

Başbakan Ahmet Davutoğlu, haram kazanç elde edilmesini eleştirerek "haram kazanç ahlaksızlıktır" dedi.Başbakan Davutoğlu, Orta Anadolu ve Ege milletvekilleriyle dün bir araya geldi. Hürriyet'in haberine göre, buradaki konuşmasında haram yeme konusuna da değinen Davutoğlu, Peygamber Efendimiz'den örnek verdi. “Peygamber Efendimize birisi bir hediye getirmiş, başka birisi de ‘Sen Allah’ın resulü olduğun için bu hediye geliyor’ demiş." ifadelerini vurgulayan Başbakan, Peygamber Efendimiz'in de o hediyeyi kabul etmediğini söyledi. Konuyu bugüne getiren Davutoğlu, şu ifadelerle haramı eleştirdi: "Adam bir yerden imar geçeceğini öğreniyor. Gidip oradan arsa alıyor ve zenginleşiyor. Bu haram kazanç, ahlaksızlıktır. Hele ki, bu kişi imar geçeceğini siyasetçiden ya da belediyedeki tanıdıkları vasıtasıyla öğreniyorsa. Bu siyasetçinin görevini kötüye kullanmasıdır” dedi.Kaynak: Hürriyet

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 09:20

26 Ekim Pazar günü saatler bir saat geri alınacak: Memurların mesai saatleri değişiyor

Kış saati uygulaması 26 Ekim 2014 Pazar günü saat 04.00'dan itibaren bir saat geri alınarak başlıyor. İstanbul Valiliği de saatlerin geri alınması nedeniyle kamu kurumlarında mesai saatlerinin 08.00-12.00 ile 12.30-16.30 arasında değişeceğini açıkladı.Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla yapılan kış saati uygulaması bu yılda devam ediyor. Resmi gazete de yayımlanan ilgili Bakanlar Kurulu kararı gereğince; gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla, 26 Ekim pazar günü saat 04.00 den itibaren bir saat geri alınacağını duyurdu.İSTANBUL'DA MESAİ SAATLERİ DEĞİŞİYORValilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bakanlar Kurulu'nun 27 Ocak 2014 tarih ve 2014/5883 sayılı Kararı gereğince; 26 Ekim 2014 tarihinden itibaren ülke genelinde geri saat uygulamasına geçilecektir.Gün ışığından daha fazla yararlanıp enerji tüketiminin azaltılmasının yanı sıra sabah-akşam saatlerindeki trafik yoğunluğu da dikkate alınarak; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 100'üncü maddesi gereğince ilimizde mesai saatleri, 27 Ekim 2014 Pazartesi gününden itibaren 08.00-12.00, 12.30-16.30 olarak uygulanacaktır.Kamuoyunun bilgilerine duyurulur."

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Ekim 2014 Perşembe 01:17

Erdoğan'dan 'U dönüşü' açıklaması: Yardım teklifini Obama'ya ben yaptım

Erdoğan, ‘Kobani’ye koridor’ ve ‘PYD’ye silah yardımı’ meselesinde içine düştüğü çelişkiyi izah ederken kafaları iyice karıştırdı. Erdoğan bir yandan, Obama’ya “PYD ve PKK gruplarına vereceğiniz destek bizim için kabul edilemez.” dediğini söylerken diğer yandan peşmergelerin Kobani’ye geçişiyle ilgili teklifi ABD Başkanı’na bizzat kendisinin yaptığını belirtti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, peşmergelerin Kobani’ye geçişi için Türkiye’den açılan koridor ile ABD’nin PYD’ye yaptığı silah yardımı konusunda yine kendisiyle çelişti. 4 gün önce Afganistan dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, net ifadelerle Kobani’ye koridor açılmasına karşı çıkan Erdoğan, dün ise bu teklifi ABD Başkanı Barack Obama’ya kendisinin yaptığını açıkladı. Erdoğan, PYD’ye silah yardımı yapılmasına da karşı olduğunu Obama’ya söylediğini belirtti. Erdoğan, Letonya ve Estonya ziyareti öncesinde Esenboğa Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında konuya ilişkin sorular üzerine şu açıklamayı yaptı: “Peşmergelerin Ayn-el Arab’a geçişi ile ilgili olarak Obama ile yaptığımız telefon görüşmesinde kendilerine bu teklifi zaten ben yapmıştım. Buradaki PYD ve PKK gruplarına vereceğiniz destekler bizim için kabul edilemez. Bunu söylemiştik. Burada atılacak adım bir Özgür Suriye Ordusu ile işbirliği bizim açımızdan kabul edilebilir. Peşmerge ile işbirliği kabul edilebilir. Kendilerinin de yaklaşım tarzı burada süreç itibarı ile bir daralma söz konusu. Özellikle Kobani’de 2 gün dayanabilecek güçleri var. Bunları açıklamak zorundayım. Bakıyoruz ki sözcüleri çıkıp bir şeyler söylüyorlar. Bunlar da medyada farklı şekilde yorumlanıyor. Bunların bilinmesi lazım. En son sitelere düşen görüntüler ortada. Havadan atılan bütün bu silahlar PYD’ye atılıyor denilen silahların bir kısmının IŞİD’in eline geçtiğini kendileri de kabul ettiler. Böyle bir operasyon tanımlanamaz, anlatılamaz. Buradan netice alınıp alınmayacağı noktasında sağlıklı bir yorum yapılamaz. Siz kime, nereye destek veriyorsunuz? Musul’daki operasyonun zeminine baktığınızda aynı şeyi görüyorsunuz. İki gün geçti. 3., 4. gündeyiz. Kobani düşmedi. Kaldı ki Kobani kendileri için niye bu kadar stratejik onu anlamakta zorlanıyorum. Kobani’de zaten sivil kalmadı. Kobani’de sadece 2 bin kadar orada savaşan insan var. Sizlerin PYD’ye vereceğiniz her destek PKK’ya verilmiş demektir. PKK’ya ve PYD’ye vereceğiniz bu desteklerle Türkiye olarak biz mücadele etmek durumunda kalacağız. Bunu da bilmenizi isteriz dedik. Bunları kendilerine zaten açık ve net olarak söyledik.”‘ATTIKLARI SİLAHLAR IŞİD’İN ELİNE GEÇTİ’El Cezire Türk muhabirinin, “Siz o akşam uçakta çok açık bir şekilde PYD’ye silah yardımına evet diyemeyiz demiştiniz. O uçaktan indiniz ve Amerikan Başkanı ile görüştünüz. Ve ertesi sabah PYD’ye silah yardımının yapıldığı açıklandı. Siz o görüşmede Obama’ya silah yardımı yapılırsa ne olacağına dair ne söylediniz? Çünkü bu söylediğiniz ifadeden peşmergenin geçişine onay verdik ama silah verilmesine karşı çıktık anlamı çıkıyor. Biraz daha açabilir misiniz?” sorusuna ise şu karşılığı verdi: “Anlamışsın zaten. Ben de onu anlatmak istiyorum. Bu konuda yapılanın yanlış olduğu ortaya çıktı. C-130’lardan atılan silahların belki bir kısmı PYD’nin eline geçti ama bir kısmı da IŞİD’in eline geçti. Adamlar kendi sitelerinden bunun yayınını yapıyor günlerdir. Tamamı değil, bir kısmı onların eline gitti demek doğru bir şey mi? Bunların çok daha akılcı, çok da netice alıcı yolları varken “dostlar alışverişte görsün” mantığı ile böyle bir şey yapılamaz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Ekim 2014 Salı 23:00

Hiçbir şey yoktu ise 4 bakan neden istifa etti?

Meclis Genel Kurulu’nda söz alan muhalefet partilerine mensup milletvekilleri, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına savcılığın takipsizlik kararı vermesini sert sözlerle eleştirdi.HDP’li Altan Tan, hiçbir şey yoktu ise 4 bakanın neden istifa ettiğini sordu. Tan, “Hiçbir şey aklanmadı, hiçbir şey kapanmadı, hiçbir şey de kamuoyunun vicdanını ikna etmedi. Ne zaman olursa olsun bu dosyalar tekrar açılacak, bunun bilinci ve hesabıyla yaptıklarınızı tekrar gözden geçirin. Öncelikle bu 4 bakan eğer hakikaten aklandılarsa tekrar bir günlüğüne bile olsa görevlerine iade edilmeleri lazım.” ifadelerini kullandı.CHP Milletvekili Ali Özgündüz ise savcının verdiği takipsizlik kararında bakanlara ilişkin ‘suçsuz’ demediğini, çocuklarıyla ilgili bir karar verdiğini söyledi. Uzun süre savcılık yaptığını hatırlatan Özgündüz, “Bir basit, adi hırsızlar vardır. Bir de, beyaz yakalı hırsızlar. Adam gelir grand tuvalet, kravatlı, beyefendi. Allah bu tür hırsızlardan bu ülkeyi korusun.” diye konuştu. MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan da, artık mızrağın çuvala sığmadığını vurgulayarak, verilen takipsizlik kararının ‘hırsızlığın üstünü örtmediğini’ söyledi. Türkkan, “Söyleyecek söz bile bulmak mümkün değil. O fezlekeler aklınızca çöpe atılacak. ‘Nasılsa yol yaptık, o yüzden yolsuzluk yapmak da bize mübah’ diyeceksiniz. Bu kadar pişkinliğe bu millet müsaade etmeyecek.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 05:32

Jandarma ve Sahil Güvenlik, İçişleri Bakanlığı’na bağlanıyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu, önceki gün 8 saat boyunca Bakanlar Kurulu’nda görüşülen İç Güvenlik Reform Paketi’nin ayrıntılarını anlattı. AKP grup toplantısında konuşan Davutoğlu, 10 maddelik paketin, Türkiye’yi polis devletine çevirdiğine ilişkin eleştirileri reddetti. Pakete göre Jandarma ve Sahil Güvenlik komutanlıkları İçişleri Bakanlığı’na bağlanacak. Atama ve sicil kararları artık İçişleri’ne ait olacak. Polise, 24 saatlik gözaltı yetkisi verilecek.Başbakan Ahmet Davutoğlu, önceki gün 8 saat boyunca Bakanlar Kurulu’nda görüşülen İç Güvenlik Reform Paketi’nin ayrıntılarını açıkladı. AKP grup toplantısında konuşan Davutoğlu, 10 maddelik paketin, Türkiye’yi polis devletine çevirdiğine ilişkin eleştirileri reddetti. Bir süredir gündemde olan ve hemen hemen her başlığı daha önce medyaya yansıyan pakete, Bakanlar Kurulu’nda son şekli verilmişti. Toplantı devam ederken yapılan bir açıklama ile Bakanlar Kurulu sonrası basın toplantısı düzenlenmeyeceği ve ayrıntıları Başbakan’ın Meclis grup konuşmasından paylaşacağı duyurulmuştu. Bu, AKP’nin 12 yıllık iktidarında ilk kez başvurulan bir yöntemdi. Davutoğlu’nun sıraladığı 10 maddelik reform paketi şöyle:1- Vatandaşların günlük hayatını kolaylaştırıcı adımlar: Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda değişiklik yapılacak. Doğum, evlenme, boşanma hallerinde nüfus idaresine gitme zorunluluğu ortadan kalkacak. Doğrudan bildirimle tescil yapılabilecek. İsim ve soy isimlerinde değişiklik yapmak için mahkeme kararına ihtiyaç olmayacak. İsmini ya da soyadını değiştirmek isteyen vatandaşlar tek bir dilekçeyle bildirimde bulunacak ve yeni adını ya da soyadını kullanmaya başlayacak. Pasaport ve sürücü belgeleri bundan böyle emniyetten alınmayacak. Onun yerine Nüfus İşleri ve Vatandaşlık Hizmetleri’ne gidilecek. Bu tür belgeler, polisiye hizmetler olmaktan çıkarılacak.JANDARMANIN KIYAFETİ DEĞİŞİYOR2- İçişleri Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılması: Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yetkinliği güçlendirilecek. Hiyerarşik örgütlenmesi yenilenecek. Güvenlik mensupları, demokratik hukuk devleti kuralları içinde hareket edecek ve bu bir güvenlik kültürü haline gelecek. Jandarma ve Sahil Güvenlik komutanlıklarının atama ve sicil yetkileri doğrudan İçişleri Bakanlığı’na bağlanacak. Askeri konular hariç bütün diğer konularda yetkiler İçişleri’ne devrediliyor. Ayrıca jandarmanın kıyafeti de değişecek.3- Önleyici ve adli istihbarat faaliyetlerinin denetimi: Herhangi bir konuda istihbari veya adli dinleme yapılıyorsa, mutlaka dengeleyici mahiyette denetimi de yapılacak. Güvenlik birimlerinin istihbarat, teknik takip, dinleme gibi faaliyetleri önce İçişleri Bakanlığı, daha sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu ve Başbakanlık’ta denetlenecek. Son olarak TBMM’de kurulacak 17 kişilik bir komisyona da rapor verilecek.4- Şiddet olayları, toplantı ve gösteri yapma hakkının korunması ile ilgili tedbirler: Toplantı, gösteri yapanlara karşı her türlü saldırı engellenecek. Şiddete dönüştürülen her türlü eylem, suç sayılacak.”POLİSE, 24 SAAT GÖZALTINA ALMA HAKKISokağa maskeli çıkanlar, potansiyel suçlu muamelesi görecek. Gösteriye silahlı katılanların cezası ağırlaşacak. Halihazırda 6 aydan 3 yıla kadar olan hapis cezası, 2,5 yıldan 4 yıla kadar artırılacak. Gözaltı süreleri yenilenecek. İlgili vali yardımcısı veya üst bir amirden izin almak ve savcılığa müracaat etmek şartıyla polise 24 saat gözaltına alma hakkı tanınacak. Eylemlerde oluşan kamu zararları, bizzat tahribata yol açan eylemciden tazmin edilecek. Bu tür suçlarda zamanaşımı da uzatılacak. Suçlu 1 yıl sonra bile yakalansa verdiği zarar kendisinden tahsil edilecek.UYUŞTURUCU İŞİ YAPANLARA ‘TERÖRİST’ MUAMELESİBonzai ve diğer uyuşturucu işi yapanlar terörist muamelesi görecek. Halkı şiddete çağıran tweet’ler engellenecek. Yaygın şiddet eylemlerine dönüşmesi halinde sosyal medyanın geneliyle ilgili tedbirler alınabilecek. Kolluğun üst arama yetkisi yeniden düzenlenecek. Hukuki denetime ve gerekli izin prosedürlerine tabi olmak şartıyla üst araması yapılabilecek.5- Kolluk Gözetim Komisyonu kurulacak. Sivil yetkililerden oluşacak komisyon, görevi kötüye kullanan güvenlik personelini denetleyecek. Yetki denetimi de demokratik standartlarda yapılacak.6- İş sağlığı ve güvenliği yasa tasarısı en kısa zamanda Meclis’e sunulacak.7- Kişisel veriler, tamamıyla vatandaşın hukukunu gözetecek şekilde depolanacak.8- Patent haklarının korunması için yasal düzenleme yapılacak.9- Elektronik ticaret yeniden düzenlenecek. Tüketici haklarını teminat altına alan yasal çalışma tamamlandı, en kısa sürede Meclis’e sevk edilecek.10- İstanbul tahkim mahkemeleri kurulacak.ALEVİ AÇILIMI TEKRAR HIZLANDIRILACAKBaşbakan Davutoğlu, nihai düzenlemelerin ilgili bakanlıklar ve Bakanlar Kurulu tarafından tamamlanarak Meclis’e sunulacağını kaydetti. TBMM gündeminde olan yasaların ise hızlandırılacağını söyledi. Bu arada Alevilerin sorunlarıyla ilgili yeni bir süreç başlatacaklarını da bildirdi. Davutoğlu, “En kısa zamanda daha önceki çalıştayların raporlarını isteyeceğim ve bir çalışma gerçekleştireceğiz. Alevi vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgili de çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 09:31

Kemal Burkay: Sokak olaylarında İran ve Ergenekon'un payı var

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Başkanı Kemal Burkay, Kobani olaylarının arkasında İran ve Ergenekon'un payının olduğunu söyledi. PKK'yı devletin kurduğunu iddia eden Burkay, "Başımıza PKK gibi bir örgüt gelsin bize adeta geçmişi aratsın istemiyoruz. Çünkü PKK demokrasiyi bilmiyor." dedi.Bugün TV'de yayınlanan Erkam Tufan'la Analiz programına konuşan HAK-PAR Genel Başkanı Kemal Burkay, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Burkay'ın açıklamaları şöyle: "...PKK/KCK Şu mesajı mı vermek istedi: "Ey hükümet, istediklerimizi bir an önce yapmazsanız işte böyle olur haberin olsun? Olabilir tabi… Kesin olarak hangi amaçla bunu yaptılar, hükümete neti göstermek istediler? Aba altından sopa mı? Bu ayrı bir konu… Ama şu var, PKK-PYD kesiminin tabanı mıydı? PKK tabanıydı, KCK tabanıydı. Yani bunu her bakımdan iyi kontrol edebileceklerini sanmıyorum. Çünkü başka ellerde işin içinde var. Mesela diyelim bir Suriye Türkiye'nin politikasından dolayı Türkiye'nin içini karıştırmak ister. Onunda kendisine göre adamları vardır. Bir İran'ın kendisine göre adamaları vardır. Bunlar Bu tür olaylar patlak verdikten sonra ajan provokatörler işin içine girebilirler. Birde tabi Ergenekon olayı da var. Ergenekon uzun zaman Kürt meselesini kaşıdı. Yani bu Kürtlere hak vermek için değildi tabi ki bu. Ama o Türkiye'yi karıştırmak istediği zaman Kürtlere elini uzattı. Yani o kesimin içerisinde Ergenekon'un eli var. Suriye'nin eli var, İran'ın eli var. Bu demek değildir ki bu hareket hep dışa bağımlı. Hayır, Kürtler kendi haklarını istiyor. Böylesi ortamlarda, puslu havalardan yararlanmak isteyen kurtlar daima vardır. Kurt dumanlı havayı sever derler. Bu tür kurtlar yeterince var bu ülkede. Yani uykuya yatmış hücreler, gününü bekleyen eller var. Öyle olunca herkesin sorumlu davranması lazım… Ben HDP'li arkadaşların bu konuda net yeterli tavır alamadıkları kanısındayım. Ben eleştiriyorum onları. Olayların sonuçlarını hesaplamadan kitleleri sokağa çağırıyorsanız bu yanlış… En azından kitleleri hazırlamalısınız barışçı gösterilere. Çünkü şiddet Kürt davasına zarar verdi. Bir faydası olmadı şiddet olaylarının. O olaylardan bir şey bekleyen varsa onlar zarar ettiler. Türk kamuoyunda büyük tepkiler oluştu. Bizzat bölgedeki halk rahatsız oldu bu olaylardan. Esnaflar ve bahsettiğiniz insanlar. Örneğin kurban eti dağıtırken öldürülen insanlar, bu çok vahşi bir eylem. Biz IŞİD'in yaptıklarını eleştiriyoruz değil mi bunu da eleştiririz. 'SOKAK OLAYLARINDAN DEVRİM ÇIKMAZ, DARBE ÇIKAR' Ortalığın karışmasını isteyecek çok farklı odaklar olabilir. Hani hükümetin gösterdiği gibi hemen hemen her olayda bu işin arkasında paralel var demiyorum. Çünkü o konuda hiçbir bilgim yok. Öyle bir iddiada, suçlamada bulunamam. Hükümetin elindeki kanıtlar nedir bilmiyorum. Böyle bir durumda eğer kanıt varsa onlar ortaya konur. Ama şunu biliyorum. Türkiye'de öteden beri sokak eylemlerinden medet bekleyen, hatta bundan darbe oluşturmaya çalışan, belki bazıları devrim oluşturmaya çalışanlarda vardır. Zaman zaman gündeme geliyor, ben şunu söylüyorum; Bu tür eylemlerden sokak olaylarından bir devrim çıkmaz olsa olsa bir darbe çıkar. Geçmişte biz bunu çok yaşadık. 'PKK'YI DEVLET KURDU' Şimdi durup dururken PKK ortaya çıkmadı. PKK ortaya çıkarıldı. Kim tarafından? Bakın Abdullah Öcalan daha 1970'li yıllarda Tapu Kadastroda öğrenci olduğu zaman MİT derneğine giden adamdır. Bu ne anlama geliyor? Görevli anlamına mı gelir? Komünizmle mücadele derneğinin bir üyesidir. Avni Özgürel bunu açıkladı. Orada çalışmış kendisi ile… Sonra PKK kuruldu. PKK kurulurken pilot vardı, MİT'in ajanıydı. Öcalan Ve arkadaşları devletin adamı olarak kurdu bu partiyi. Niye kuruldu? Diğer Kürt partilerine karşı savaşmak için. Öcalan kaç kez yazdı söyledi bunu. PKK kurduk, 3 yıl süreyle ekmeğimizi silahımızı devlet verdi ve bizi korudu. Bu ne demektir? PKK'yı devlet kurdu. 'KÜRT HAREKETİ SAĞLIKLI DEĞİL, GENLERİYLE OYNANDI' Kürt hareketi sağlıklı şekilde gelişirken 1960'lı 1970'li yıllarda karşımıza PKK'yı çıkardılar. Sonra PKK'nın denetimini yitirdiler Suriye'ye kaptırdılar. Sonra Öcalan'ı getirince tekrar denetimi aldılar. Devlet Kürt hareketi gerçeğini kabul etmedi. Yani burada bir Kürt halkı yaşıyor milyonlarca, bu halkın halkları var ben bu hakları tanıyım, bunlarla barış içerisinde bir arada yaşayayım demedi. Kürt halkını yok, etmeye, asimile etmeye çalıştı devlet. Kürt dilini, kültürünü yok etmeye çalıştı. Kürtler hak istedikleri zaman baskı yaptı, işkence yaptı, cezaevlerine koydu. Bugün itibariyle bu baskılar bitti… Şu var bunu yaparken de Kürtlerin içerisinden bir takım adamları da kullandı. Bunlardan bir tanesi de Öcalan'dı. Ona parti kurdurdu, Kürt hareketi ile savaştı. Sonra kontrolü kaybetti. Türkiye 1980'lerden itibaren eteklerini yangına kaptırdı. Neyin sonucuydu bu yanlış politikaların sonucu. Yani hile, kurnazlık, baskıyla Kürt sorunu çözülmedi. Bugün de benzer şeyler var. Şimdi Öcalan İmralı'da denetim altından Nasılsa hizmete hazırdır. Dün askere hizmet ediyordu, askeri vesayetin etkisi kırıldı. Bugün hükümete AKP'ye hizmet ediyor. Şimdi Ak Parti hükümeti Öcalan vasıtasıyla Kürt politikasına yön vermeye çalışıyor. Sizde silah olsaydı, hükümet sizi muhatap alır mıydı? Anlaşılan öyle… Ben yurda döndüğün zaman 3 sene önce mesela, hükümet çok olumlu karşıladı, basın ilgi gösterdi, kamuoyuna yansıdı. Niye? Çünkü o zaman PKK kontrolde değildi. Sonra Öcalan'la uyum sağlandı. Kemal Burkay'a ihtiyaç kalmadı. Nasıl olsa Öcalan fazla bir şey istemiyor. İmralı'da söyleneni yapıyor. O zaman Kemal Burkay federasyon istiyor. Eşit haklat istiyor, Kürtçenin resmi dil olmasını istiyor. Kürtçenin eğitim dili olmasını istiyor. Bu Kemal Burkay çok şey istiyor bunu şey yapalım. Ondan sonra benim üzerimde ambargo yeniden başladı. Nerdeyse her gün 2-3 televizyon kapımı çalıyordu. Sonra birden bire kesildi. Seçimlerden 3 ay önce. Bu güne kadar geldi. Son aylarda 1-2 kanal geldi. O da herhalde durum sarpa sardığı için Kemal Burkay'a tekrar ihtiyaç duyuldu dediler. Benim program öyle değil, Onu da söyleyeyim de… 'PKK-İSTAN'A RAZI DEĞİLİM' Başımıza PKK gibi bir örgüt gelsin bize adeta geçmişi aratsın istemiyoruz. Çünkü PKK demokrasiyi bilmiyor" Siz PKK-İSTAN'a doğru gidiyor, siz buna razı mısınız? Bir PKK yönetimine razı değilim. Ama Kürt halkının özgür olmasını istiyorum. Yani biz ne diyoruz. Eşitlik temelinde bir çözüm, federasyon. Türkiye'de federal bir sistem oluşabilir. Kürt halkının çoğunlukta olduğu bölge, federal bir bölgeye dönüşebilir. Güney Kürdistan'da olduğu gibi Kuzey Kürdistan'da federal bir yapıya dönüşebilir. Biz bunu istiyoruz. Biz ayrıca demokrasi istiyoruz. Başımıza PKK gibi bir örgüt gelsin bize adeta geçmişi aratsın istemiyoruz. Çünkü PKK demokrasiyi bilmiyor. PKK'nın halka ve diğer siyasi örgütlere yaklaşımı demokratik olmadı hiçbir zaman."

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 11:41

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Polise operasyonlar Öcalan’ın talimatıyla mı yapılıyor?

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, emniyet mensuplarına yönelik yapılan operasyonlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Destici, "Bu görevden almaların ve operasyonların, bebek katili Abdullah Öcalan'ın talimatıyla, talebiyle, ya da çözüm sürecindeki müzakerenin bir pazarlık noktası olarak yapılıp yapılmadığı konusunda da açık ve net cevap bekliyoruz. Kime karşı yapılırsa yapılsın haksız görevden almaların ve bu tür algı operasyonlarının karşısındayız." dedi.Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Mustafa Destici, emniyet mensuplarına yapılan operasyonların siyasi, psikolojik bir algı operasyonu olduğunu söyledi. Destici, "Eski İstihbarat Daire Başkanı'nın ve bu tür operasyonlarla karşılaşanların söylediği net cümleler var. KCK operasyonlarını da, dinlemeleri de, Ergenekon operasyonlarını da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla yaptığını söylüyorlar. Açık ve net olarak bunu ifade ediyorlar. İkinci bir şey daha söylüyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın cevaplaması gereken. Bebek katilinin talimatıyla görevden alındıklarını söylüyorlar. Bu böyle geçiştirilecek iddia değil. Buna Türkiye'yi yönetenlerin cevap vermesi lazım. KCK operasyonları, dinlemeler bütün geçmişte yapılan bu operasyonlar kendi talimatıyla yapıldı mı yapılmadı mı? Bu tür iddialar var. Sayın Cumhurbaşkanı'nın bunu net bir şekilde cevap vermesi lazım. Aynı şekilde bu görevden almaların ve operasyonların, bebek katili Abdullah Öcalan'ın talimatıyla ya da talebiyle, ya da çözüm sürecindeki müzakerenin bir pazarlık noktası olarak yapılıp yapılmadığı konusunda da açık ve net cevap bekliyoruz. Kime karşı yapılırsa yapılsın haksız görevden almaların ve bu tür algı operasyonlarının karşısındayız. Onun için ben bu haksızlığın elbet boşa çıkacağını düşünüyorum. Emniyet mensupları ne yaptılarsa üstlerinin talimatlarıyla yaptıklarını söylüyorlar. Aynen bir bakan çıkıp 'ben ne yaptıysam hepsini Başbakan'ın talimatıyla yaptım' diye göz altına alınan İstihbarat Daire Başkanı da aynı şeyleri söylüyor. Sayın Başbakanla bizzat saatlerce görüştüklerini anlattılar." diye konuştu."HERHALDE 4 BAKAN 1 NİSAN ŞAKASI OLSUN DİYE İSTİFA ETTİLER"17-25 Aralık operasyonlarına komedi gibi bir takipsizlik kararı verildiğini söyleyen Destici, "Yargıçlara, hakimlere, savcılara sesleniyorum. Hukukun tarafsızlığını ve bağımsızlığını koruyacak sizsiniz. Garanti altına alacak sizsiniz. Sizler eğer, siyasilerin baskılarına boyun eğerseniz, kendi elinizle hukukun bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldırmış olursunuz. 17-25 Aralık operasyonlarına takipsizlik kararı Türk hukuk sisteminin şerefini ve namusunu lekelemiştir. Kara bir leke olarak üzerlerine çökmüştür. Buradan kurtuluş, hukuk adamlarının verdiği kararlarla olacaktır. 17-25 Aralık'ta hiç birimiz rüya görmedik. Yani o para kasaları, ayakkabı kutuları, paralar, bunlar rüya değildi herhalde. Herhalde 4 bakan sanal ortamda 1 Nisan şakası olsun diye istifa etmediler. Şu anda koltuklarında başkaları oturuyor. Bu karar yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına bir darbedir. Türk yargısı açısından bir yüz karasıdır." şeklinde konuştu."AMAÇ PKK-PYD'YE UNSURLARINA KORİDOR AÇMAK"Türkiye'nin Kobani'ye yardım konusunda Peşmergeye koridor açılmasını da değerlendiren Destici, "Yabancı devlet statüsünde olmayan Irak'ın bir bölgesinde özerklik ilan etmiş Barzani'nin Peşmergelerini Türkiye'de konuşlandırma ya da Türkiye sınırını kullandırmak için anlaşma yapıyorlar. Bu da büyük bir kandırmaca. PKK-PYD'nin açık bir talebi vardı. Türkiye'nin koridor açması ve bu koridordan hem Kuzey Irak'tan, hem Afrin'den hem Cezire'den gelecek YPG ve YPC güçlerinin yani PKK ve PYD güçlerinin Suruç'a gelerek Mürşidpınar'dan Aynel Arab'a geçmesiydi. Talep buydu. Bu talebi kabul ettirmek için 6-7 Ekim hadiseleri yaşandı. Neticede istediklerini almış gibi gözüküyorlar. PKK ve PYD bu kadar cesursa bunların terör unsurları bu kadar kahramansa niye Suriye sınırları içerisinden Aynel Arab'a gitmiyorlar. Çünkü arada IŞİD var. IŞİD korkusu iyice beyinlerine işlemiş durumda, ödleri kopuyor. Ancak bütün dünyayı yanlarına alarak IŞİD'le baş edebileceklerini düşünüyorlar. Bu Peşmergeye koridor açmak değil, bu da büyük aldatmaca. Burada koridor Peşmerge maskesi altında PKK-PYD unsurlarına açılmaktadır. Bu da Türk milletine ihanettir." dedi."İSLAM DÜNYASININ GÖRDÜĞÜ EN BÜYÜK İHANETİ YAPIYORLAR"Destici, AK Parti iktidarının İslam dünyasının gördüğü en büyük ihaneti yaptığını söyleyerek, "Moğollardan beri gördüğü en büyük ihaneti yapıyorlar. AK Parti inanılmaz bir ihanet içerisinde. Ateist, Marksist bir takımı, grubu muhatap alarak büyüttüler. AK Parti iktidara geldiğinde PKK'nın siyasi uzantısının oyu yüzde 3-4 seviyesindeydi. Şu anda 2-3'e katlamış durumda. Şimdi İslam dünyasının göbeğine bayrak çektiriyorlar. Özerk bölgeler oluşturuyorlar. Bu İslam tarihine, Müslümanlara yapılmış en büyük ihanettir." şeklinde konuştu."BBP'YE BİR KURUŞ YOK"Destici, 2015 seçim bütçesini de eleştirdi. Siyasi partilere 2015 yılında 180 milyon 600 bin lira yardım yapılacağını söyleyen Destici, "Fakat 2015 yılı bir genel seçim yılı olduğu için bunun 3 katı para verilecek. Yani toplam para 542 milyon lira. Biz sadece oyu yüzde 7'nin üzerinde olan hazine yardımı yapılmasını doğru bulmuyoruz. Benim zaten Anayasa Mahkemesi'nde henüz neticelenmeyen bir başvurum var. Fakat bundan vazgeçtik, tamam 180 milyon lirayı 3 partiye ver. Yasa çıkarmışsın Anayasanın 68. Maddesine de aykırı olarak, çünkü orada diyor ki; 'siyasi partilere hakça ve yeteri miktarda yardım yapılır'. Kendileri de öyle söylüyor. Geçtiğimiz gün Başbakan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü ile beraberdik. 'Sayın Başkan kuzulara şah olsa kurt yapmaz bu taksimi diyorsunuz' diyor. 'Evet siz kurdu da geçtiniz, kurttan daha hain, daha gayri adil bir taksiminiz var' dedim. Kurttan daha yırtıcı hale geldiniz ve kurttan daha vicdansız. 180 milyon liradan vazgeçtim geriye kalan 360 milyon lira seçim yardımı. Bunu nasıl oluyor da sen aynı 3 partiye veriyorsun? Yarın YSK açıklayacak. 15 parti seçime girdi diyecek. Bu yardımı yine 3 parti alacak. Benim isyanım buna. Birincisine zaten itiraz etmiştik. Ama ikincisi hiç kabul edilemeyecek bir şey. Yani 360 milyon lira seçim yardımı veriyorsun, bu yardımı da yine tutup 3 partiye veriyorsun. 2015 yılında AK Parti 305 milyon lira alacak, CHP 159 milyon lira verilecek, MHP'ye de 79 milyon lira para yatacak. BBP'ye de bir kuruş yatmayacak. Yani ne hazine yardımı, ne seçim yardımı.""GEMİNİN ESKİ BİR BAKANIN TERSANESİNDE YAPILDIĞINI BİLİYOR MUYDUNUZ?"Destici sözlerini şöyle tamamladı:"Önce Başbakanlık, sonra Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca cumhurbaşkanlığı konutuna çevrilen yeni konutunun 280 bin metrekare olduğunu, 950 civarında odası olduğunu ama cumhurbaşkanlığı personelinin 700 civarında olduğunu biliyor muydunuz? Yeni Cumhurbaşkanımıza ailesiyle yapılan bölümün de 16 bin metrekare olduğunu biliyor muydunuz? Artık 16 bin metrekarede kim oturacak onu bilmiyorum. İkincisi Cuma günü bakanların açılışına katılacağı bir gemi indirilecek. Bu geminin de eski bir bakanın tersanesinde yapıldığını biliyor muydunuz?"

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Ekim 2014 Çarşamba 15:00

İhsan Özkes: AKP'li belediye Maliye’ye olan borcu karşılığında 4 cami satmıştır

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, AKP Üsküdar Belediyesi’nin Maliye’ye olan borcu karşılığında 4 cami sattığını söyledi.CHP'li Özkes TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, AKP’li Üsküdar Belediyesi’nin Validebağ Korusu’nu yapılaşmaya açma teşebbüsüne tepki gösterdi. Belediye’nin cami yapma talebinin samimiyetten uzak olduğunu belirten Özkes, “AKP Üsküdar Belediyesi Bulgurlu'daki Amine Hatun Camisini, yine Bulgurlu'daki Alvarlızade Camisini, Selamiali Mahallesindeki Bağlarbaşı Huzur Camisini ve Çengelköy Mahallesindeki Bahçelievler Camisini maliyeye olan borcu karşılığında satmıştır." dedi.Özkes yaptığı açıklamada, özellikle Anadolu yakasında insanların nefes alabileceği en büyük yer olarak Validebağ Korusu olduğunu belirterek şöyle dedi:"Ancak maalesef Validebağ Korusu'na göz diktiler. Son birkaç yıldır illa orayı betonlaşma yapmaya çaba gösteriyorlar. Halk orada direniyor. Halka rağmen bir şeyler elde edemeyince bu gibi yerlerde cami kartını kullanıyorlar. Maliyeye borçları karşılığında camileri satan AKP'li belediyenin tarihi koruda cami yapma talebi samimiyetten uzaktır. Çünkü AKP Üsküdar Belediyesi Bulgurlu'daki Amine Hatun Camisini, yine Bulgurlu'daki Alvarlızade Camisini, Selamiali Mahallesindeki Bağlarbaşı Huzur Camisini ve Çengelköy Mahallesindeki Bahçelievler Camisini maliyeye olan borcu karşılığında satmıştır."RAHMANİLİK GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA ŞEYTANİLİK YAPILIYORCHP'li Özkes TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, takipsizlik kararı verilen 17 Aralık soruşturması ile ilgili olarak, "Mahkemede 17 Aralık ile ilgili takipsizlik kararı verildi ama, şayet inanıyorlarsa hakimlerin hakimi Yüce Allah'ın takibinden kurtulamazlar" dedi.CHP'li Özkes TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, son dönemde gündemde olan Validebağ Korusu'nun durumu hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: "Ölülerimiz için bir Karacaahmet mezarlığımız var yeşillik olarak, dirilerimiz için Validebağ Korusu var. Son bir kaç yıldır burayı betonlaştırmak için çaba gösteriyorlar. Halk orada direniyor. Halka rağmen bir şeyler elde edemeyince cami kartını kullanıyorlar. Cami birleştiren, bir araya getiren anlamındadır. Yeşili korumak için direnenleri, camiye karşı direnenler gibi göstererek şeytani bir hileye başvuruyorlar. Rahmanilik görüntüsü altında şeytanilik yapılıyor."'AKP MAĞDUR ROLÜNÜ YÜRÜTMEK İSTİYOR'AK Parti'nin, Gezi benzeri olayların çıkması için tahrikte bulunduğunu iddia eden İhsan Özkes, "Gezi olaylarında da camiye sığınanları karalamak için 'içki içildi, başörtülü bacılarımıza saldırıldı' gibi iftiralar yapılmıştı. AKP iktidarı nisan ayında erken seçime gitmek ve seçime kadar da toplumsal gerginlikler yaratarak mağdur rolünü yürütmek istiyor" ifadelerini kullandı.Takipsizlik kararı verilen 17 Aralık soruşturmasında hakkında konuşan Özkes, "AKP İktidarında rüşvet ve yolsuzluklar için takipsizlik veriliyor ama, 77 milyon insan ise makul şüpheyle takip ediliyor. Mahkemede 17 Aralık ile ilgili takipsizlik kararı verildi ama, şayet inanıyorlarsa hakimlerin hakimi Yüce Allah'ın takibinden kurtulamazlar" diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Ekim 2014 Salı 23:37

İdris Bal: Çalışmalarımız partileşme noktasına geldi

Bağımsız Kütahya Milletvekili İdris Bal, yeni parti kurma çalışmalarının son aşamaya geldiğini söyledi.AKP’den istifa ederek bağımsız kalan Bal, dün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile görüştü. Ardından Bal, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Partileşme konusunda uzun süredir çalışmalarının olduğunu belirten Bal, “Uzunca süredir çalışmalarımız var. Arkadaşlarımızla beraber farklı kesimlerle. Yeri ve zamanı gelince açıklayacağız. Partileşme noktasına gelindi.” dedi. “Partinin liderliğini kim yapacak?” sorusuna Bal, “1,5 - 2 yıldır bu çalışmanın önderliğini, liderliğini ben yapıyorum. Biz geçmişteki liderlikten ağzı yanan insanlar olarak istişare diyoruz.” diye cevapladı. “2015 seçimlerine parti hazır olacak mı?” sorusu üzerine Bal, “Şekli durumu anlamında 2015’e giremeyen bir hareket yaşayamaz.” açıklamasını yaptı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Pazar
Gün
14°C
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:31
Gece
11°C
Rüzgar hızı:78 km/h
Rüzgar yönü:78° DKD
Nem Oranı:91%
Yağış:30%
Gün Batımı:17:19
Pazartesi
Gün
18°C
Rüzgar hızı:32 km/h
Rüzgar yönü:32° KKD
Nem Oranı:80%
Yağış:90%
Gün Doğumu:06:31
Gece
10°C
Rüzgar hızı:35 km/h
Rüzgar yönü:35° KD
Nem Oranı:87%
Yağış:60%
Gün Batımı:17:19
Salı
Gün
Parçalı Bulutlu
18°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:22 km/h
Rüzgar yönü:22° KKD
Nem Oranı:77%
Yağış:20%
Gün Doğumu:06:31
Gece
Parçalı Bulutlu
10°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:20 km/h
Rüzgar yönü:20° KKD
Nem Oranı:81%
Yağış:10%
Gün Batımı:17:19
Çarşamba
Gün
19°C
Rüzgar hızı:23 km/h
Rüzgar yönü:23° KKD
Nem Oranı:72%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:31
Gece
Açık
8°C
Açık
Rüzgar hızı:38 km/h
Rüzgar yönü:38° KD
Nem Oranı:82%
Yağış:10%
Gün Batımı:17:19
Perşembe
Gün
Parçalı Bulutlu
20°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:14 km/h
Rüzgar yönü:14° KKD
Nem Oranı:70%
Yağış:10%
Gün Doğumu:06:31
Gece
Parçalı Bulutlu
10°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:41 km/h
Rüzgar yönü:41° KD
Nem Oranı:82%
Yağış:10%
Gün Batımı:17:19
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
25 Ekim 2014 Cumartesi 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Pazar
Gün
12°C
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:27
Gece
15°C
Rüzgar hızı:357 km/h
Rüzgar yönü:357° K
Nem Oranı:86%
Yağış:70%
Gün Batımı:17:08
Pazartesi
Gün
17°C
Rüzgar hızı:4 km/h
Rüzgar yönü:4° K
Nem Oranı:80%
Yağış:80%
Gün Doğumu:06:27
Gece
13°C
Rüzgar hızı:36 km/h
Rüzgar yönü:36° KD
Nem Oranı:87%
Yağış:70%
Gün Batımı:17:08
Salı
Gün
15°C
Rüzgar hızı:22 km/h
Rüzgar yönü:22° KKD
Nem Oranı:82%
Yağış:80%
Gün Doğumu:06:27
Gece
12°C
Rüzgar hızı:6 km/h
Rüzgar yönü:6° K
Nem Oranı:87%
Yağış:80%
Gün Batımı:17:08
Çarşamba
Gün
14°C
Rüzgar hızı:343 km/h
Rüzgar yönü:343° KKB
Nem Oranı:82%
Yağış:90%
Gün Doğumu:06:27
Gece
12°C
Rüzgar hızı:351 km/h
Rüzgar yönü:351° K
Nem Oranı:87%
Yağış:50%
Gün Batımı:17:08
Perşembe
Gün
Çok Bulutlu
17°C
Çok Bulutlu
Rüzgar hızı:34 km/h
Rüzgar yönü:34° KD
Nem Oranı:77%
Yağış:20%
Gün Doğumu:06:27
Gece
13°C
Rüzgar hızı:32 km/h
Rüzgar yönü:32° KKD
Nem Oranı:85%
Yağış:50%
Gün Batımı:17:08
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
25 Ekim 2014 Cumartesi 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Pazar
Gün
12°C
Rüzgar hızı:360 km/h
Rüzgar yönü:360° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:11
Gece
Parçalı Bulutlu
7°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:71 km/h
Rüzgar yönü:71° DKD
Nem Oranı:92%
Yağış:10%
Gün Batımı:17:54
Pazartesi
Gün
19°C
Rüzgar hızı:136 km/h
Rüzgar yönü:136° GD
Nem Oranı:73%
Yağış:60%
Gün Doğumu:07:11
Gece
7°C
Rüzgar hızı:71 km/h
Rüzgar yönü:71° DKD
Nem Oranı:87%
Yağış:60%
Gün Batımı:17:54
Salı
Gün
17°C
Rüzgar hızı:102 km/h
Rüzgar yönü:102° DGD
Nem Oranı:76%
Yağış:70%
Gün Doğumu:07:11
Gece
6°C
Rüzgar hızı:77 km/h
Rüzgar yönü:77° DKD
Nem Oranı:90%
Yağış:50%
Gün Batımı:17:54
Çarşamba
Gün
16°C
Rüzgar hızı:329 km/h
Rüzgar yönü:329° KKB
Nem Oranı:79%
Yağış:70%
Gün Doğumu:07:11
Gece
Açık
5°C
Açık
Rüzgar hızı:57 km/h
Rüzgar yönü:57° DKD
Nem Oranı:90%
Yağış:10%
Gün Batımı:17:54
Perşembe
Gün
17°C
Rüzgar hızı:96 km/h
Rüzgar yönü:96° D
Nem Oranı:74%
Yağış:50%
Gün Doğumu:07:11
Gece
6°C
Rüzgar hızı:85 km/h
Rüzgar yönü:85° D
Nem Oranı:86%
Yağış:40%
Gün Batımı:17:54
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
25 Ekim 2014 Cumartesi 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri