23 Kasım 2014 Pazar 00:00

MİT içindeki bir grup, devlete değil AKP’ye hizmet ediyor

CHP lideri Kılıçdaroğlu, MİT’in içindeki bir grubun AKP’den aldığı talimatla CHP’yi karıştırmak istediğini söyledi. MİT’i Nazi Almanya’sındaki istihbarat örgütü Gestapo’ya benzeten Kılıçdaroğlu, “Gestapo da devlete değil, siyasi iktidara hizmet ediyordu. MİT adı gibi ‘milli’ olmalı ve devlete hizmet etmeli.” dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün partisinin Doğu Anadolu Bölge İstişare Toplantısı’na katılmak üzere Erzurum’a geldi. Katıldığı Cumhuriyet Gençlik Merkezi’nin açılışında gazetecilerin sorularını cevaplayan anamuhalefet lideri, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) içindeki bir grubun iktidardan aldığı talimatla CHP’yi karıştırmak istediğini söyledi. MİT’in adındaki gibi ‘Milli’ olmasını ve devlete hizmet etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Devletin kurumlarının devlete değil iktidar partisine hizmet ettiğine dikkat çekti. Nazi Almanya’sındaki istihbarat örgütü Gestapo’yu hatırlatan CHP lideri, bu yapının da kanunla kurulduğunu ancak Nazi partisine hizmet ettiğini belirtti. İktidarı eleştiren Kılıçdaroğlu, “Siyasal partiler devleti yönetmek üzere iktidara gelirler, devlet olmak için değil. Ama AKP şu anda bir devlet partisidir. Devletin kurumları devlete değil AKP’ye hizmet ediyorlar. Bunlardan birisi de MİT içindeki bir gruptur. Biliyorsunuz, Almanya’da Gestapo da yasa ile kurulmuştur. Gestapo’nun özelliği neydi? Alman devletine değil, Almanya’daki iktidara hizmet etmekti. Biz Milli İstihbarat Teşkilatı’nın adı üstünde milli olmasını ve devlete hizmet etmesini istiyoruz. Bir siyasal partinin iç işlerine müdahale etmesini istemiyoruz. İktidardan gelecek talimatla ‘bir siyasal partiyi nasıl karıştırırım’ diye bir çabanın içine girmesini istemiyoruz. Bunu açıklıkla da ifade ediyoruz.” diye konuştu.HESAP VERMEKTEN KAÇANLAR, BU ÜLKENİN HIRSIZLARIDIRKemal Kılıçdaroğlu, gün içinde Erzurum temaslarını sürdürdü. Palandöken ilçesindeki Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kültür Merkezi’nde partisinin bölge toplantısına katıldı. Toplantıya girmeden önce iki kahveye giderek halka sohbet etti. Burada Erzurum’un sorunlarına değindi. Vatandaşları dinledi. Halktan 4 yıllığına yetki istedi. Şöyle konuştu: “Şikayet ediyorsan Kemal Kılıçdaroğlu’na yetki vereceksin. Yetki verdiğin zaman, geleceğiz ve o zaman sorununu çözmezsem, ‘Neden sorunumu çözmedin?’ diye bana soracaksın, hesap vermek namuslu adamların işidir. Hesap vermekten kaçınanlar bilin ki bu ülkenin hırsızlarıdır. Bu ülke zengin, parası da var, pulu da var. Yeter ki siyasiler çalmasın, yeter ki hırsızlıklar yapılmasın. Bizim iktidarımız döneminde birilerinin ayakkabı kutuları içinde dolar götürmelerine izin vermeyeceğiz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Kasım 2014 Pazar 00:00

Cadı avına karşı Meclis’ten yardım istedi, 1000 km uzağa sürüldü

‘Paralel yapı' adı altında kamuda yürütülen cadı avına maruz kalan ve yaşadığı mobbingi Meclis'e şikayet eden Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) şube müdürü M.Y., karşılığında bin kilometre uzağa sürgün edildi.M.Y. adlı vatandaşın yaşadığı dram, kamuda on binlerce vatandaşa yönelik sürdürülen cadı avının boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi. SGK Manisa İl Müdürlüğü bünyesinde şube müdürü olarak görev yapan M.Y., temmuz ayında Meclis Dilekçe Komisyonu’na yaptığı başvuruda, kendisine yapılan mobbingi ve yaşadığı baskıları anlattı. 17 Aralık’tan sonra ağır bir baskı ve yıldırmaya maruz kaldığını belirten mağdur vatandaş, “Sırf üye olduğum ve yönetiminde bulunduğum bazı sivil toplum kuruluşları, okuduğum eserler, beğendiğim fikir ve düşünce insanları ve yine 1990 yılından beri yapmış olduğum dini, ahlaki ve fikri faaliyet ve çalışmalar nedeni ile ne olduğu ve sınırı belli olmayan paralel örgüt üyesi muamelesine tabi tutulmaktayım.” dedi. Meclis’ten yaşadığı psikolojik sorunları aşmak için tıbbi destek istedi. Ancak başvuru sonrasında maruz kaldığı muamele onun için ikinci bir yıkım oldu. Manisa’dan Adıyaman’ın Besni ilçesine geçici süreyle tayin edildiğini öğrendi. Bunun üzerine Meclis’e ikinci başvuruyu yapan M.Y., Besni’ye 6 aylık süreyle sürgün edildiği için evini taşıyamadığını, sık sık gidip gelmek zorunda kaldığı için ekonomik ve psikolojik olarak sıkıntı yaşadığını, kendisiyle birlikte eşi ve 3 çocuğunun da mağdur olduğunu anlattı. Meclis’ten ahlaki ve hukuki gerekçesi olmayan uygulamanın sonlandırılması için yardım isteyen M.Y. şunları kaydetti: “Tarafıma yapılan görevlendirmede herhangi bir sebep gösterilmemesi, yapılan bu geçici görevlendirmenin hukuki ve ahlaki herhangi bir sebebinin olmadığını göstermektedir. İkamet ettiğim yerden bin kilometreden daha uzak bir mesafeye görevlendirilmem için gerçekçi ve geçerli bir sebep bulunmaması, bin kilometreden uzak bir yere görevlendirilirken nakil aracı olarak uçağın belirtilmemesi tamamen kasıt ve iyi niyetten uzak bir işlem olduğunu göstermektedir. Sık sık ailemin yanına gidemeyecek oluşum, yapılan işlemin kötü niyet ve kasıt taşıdığını göstermektedir. Bu şekilde ben, eşim, 8, 5 ve 1 yaşındaki kızlarım cezalandırılmakta ve ekonomik olarak baskı altına alınmaktayım. Yüce Meclis’imizden bu anlamsız ve insani olmayan, ahlaki ve hukuki hiçbir gerekçesi bulunmayan mobbing, taciz, karalama ve yıldırma işleminin sonlandırılması için gerekli çalışmaları yapmanızı bekliyorum. Siz de ilgilenmezseniz ‘Elime bir bidon benzin alıp SGK Başkanlığı girişinde kendimi yakayım.’ diyorum. Lütfen gerekli hassasiyeti gösterip yardımcı olur musunuz? Allah aşkına lütfen.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Kasım 2014 Pazar 00:00

Hasta numarasıyla hapisteki PKK’lıların tamamı dışarı çıkarılacak

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, hükümetin hapishanelerdeki PKK’lıları, hasta diye çıkarmayı planladığını ileri sürdü.Değişik yargı paketleri ile tutuklu bulunan KCK’lıların büyük bir kısmının salındığını hatırlatan Destici, “Yargı paketleri ile çıkarmayı başaramadıkları, polisler ve adliyelere her türlü operasyona rağmen çıkarmadıkları geride kalan PKK’lıları da şimdi hasta tutuklu veya mahkûm diye çıkarma yoluna girdiler. Bu konuda da bir anlaşma sağlamış vaziyetteler.” ifadelerini kullandı.BBP lideri Mustafa Destici, partisinin Sürmeli Otel’de düzenlediği ‘Büyük Katılım’ programında BBP’ye yeni katılan bin kişiyi temsilen 300 kişiye rozet taktı. İstanbul, Ankara, Mersin, Samsun ve Tokat’ın yanı sıra diğer birçok ilden gelen partililere seslenen Destici, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hükümetin hapisteki PKK ve KCK’lıları çıkarmak için İmralı ile uzlaşma sağladığını belirtti. Tutuklu veya mahkûmların, hasta gibi gösterilerek dışarı salınacağını ifade etti. Destici, “İçeride bir tane bile KCK’lı kalmadı. PKK’lı teröristlerin de hemen hemen tamamına yakını salınıyor. Şu anda hapishanelerdeki 170 bine yakın mahkûmun binde biri bile PKK’lı değil. Önümüzdeki günlerde bunları da hasta adıyla, numarasıyla tamamını içeriden çıkaracaklar ve içeride bir tane bile PKK’lı kalmayacak.” diye konuştu.HİÇBİR OPERASYON BBP’DE KARŞILIK BULMAZPartilerini dizayn etmeye yönelik girişimlere de değinen Mustafa Destici, yapılan operasyonların BBP’de karşılık bulmayacağını söyledi. Parti teşkilatlarının birtakım şiddet olayları içerisinde gösterilmeye çalışıldığına dikkat çeken Destici, şu ifadeleri kullandı: “BBP’yi zaafa uğratma ya da yolundan döndürme ya da hedefinden saptırma adına yürütülen hiçbir faaliyet başarıya ulaşmaz. BBP’ye hiç kimse yön ve istikamet tayin edemez.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Kasım 2014 Pazar 00:00

Ülkeyi Türk ve Kürt diye ayırdılar, bu travmanın tedavisi kolay olmayacak

TBMM Başkan Vekili Meral Akşener, iktidar partisinin çözüm süreciyle Türkiye’yi Türk ve Kürt diye taraflara ayırdığını, toplumun bu travmayı kolayca atlatamayacağını söyledi.Akşener, “Türkiye’de insanların birbiriyle olan iletişiminin önüne geçen sen ve ben şeklinde ayıran bir dilin sonuç itibarıyla yapılacak anket neticesinde Güneydoğu’dan gelen oy oranları İç Anadolu’da Selçuklu coğrafyasındaki oyların karşılığı değilse hep beraber göreceğiz ki bu iş idare edilmek üzeredir. Taraflara ayrılmış olan Türkiye’nin yarattığı travmayı hiç kimse kolayca tedavi edemeyecek. Bu noktaya doğru gidiliyor. Benim asıl endişem bu.” dedi. MHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından Yıldız Teknik Üniversitesi Hisarüstü Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen engellilerle buluşma toplantısına katılan Meral Akşener, sorular üzerine çözüm süreci kapsamında İmralı’da tutuklu bulunan Öcalan için 5 kişilik sekretarya kurulmasını eleştirdi. Akşener, şu görüşü dile getirdi: “Bu soruya nasıl bir cevap versem ki ben? Nereden baksanız yanlış. Böyle bir şey olabilir mi? Mahkeme ile suçu sabit cinayetlerden sorumlu bir kişiyi çözüm ortağı olarak koyacaksınız. Ben buradan bu işin paydaşlarına şunu söylemek isterim; Türkiye’yi iki tarafa böldüler. Kürt tarafı var, bir de Türk tarafı var. Kürt tarafını anlaşılıyor ki Öcalan temsil ediyor. Türk tarafını kim temsil ediyor? Başbakanlığı döneminde Erdoğan, Öcalan ile sayın genel başkanımız görüşüldüğünü iddia ettiğinde, demişti ki; ‘Görüşen şerefsiz’, şimdi cümbür cemaat görüşülüyor. Ne dememiz lazım?”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Kasım 2014 Pazar 00:00

AKP’de antidemokratik uygulama kongreyi iptal ettirdi

Ordu’da dün yapılması planlanan AKP Ünye İlçe Başkanlığı seçimi, genel merkezin belirlediği isme karşılık teşkilatın aday çıkarmasının ardından iptal edildi.Edinilen bilgilere göre AKP ilçe teşkilatı 5. Olağan Kongresi, dün saat 10.00’da Ünye Mustafa Rakım Anadolu Lisesi Spor Salonu’nda gerçekleştirilecekti. Ancak parti merkezinin 6 aday arasından eski HAS Partili Arif Ergün’ü aday göstermesi kongre krizine neden oldu. İlçe teşkilatı, Ergün’e karşı işadamı Abdullah Uysal’ı aday gösterdi. Bu durumu öğrenen parti yetkilileri, önceki gece partililere SMS ile uzun süredir hazırlıkları yapılan kongrenin iptal edildiğini ve ileri bir tarihe ertelendiğini duyurdu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

23 Kasım 2014 Pazar 00:00

‘Gelecek kuşaklar bu iktidarı Ak Saray’la hatırlayacak’

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkın öfkesinden kaçmak için bin odalı ‘Ak Saray’ı yaptığını söyledi.İktidar partisinin gelecekten emin olmadığını söyleyen Yüksekdağ, saray yapanların değil, barışı getirenlerin geleceği belirleyebileceğini anlattı. Yüksekdağ, partisinin seçim startını başlattığı HDP Samsun İl Kongresi’ne konuştu. Çözüm süreci üzerinden hükümete yüklendi. İktidarın oluşturduğu egemen yapıya dikkat çeken Eşbaşkan Yüksekdağ, “Geleceklerine güvenmiyorlar. Siz bakmayın 2023’ten, 2071 hedeflerinden bahsettiklerine. Yarın ne olacağını bilmiyorlar. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan halkın öfkesinden, hak arayanların mücadelesinden sıyrılmak için kendisine Ak Saray’ı yaptırdı. Bu ülkede saray yapanlar değil, barışı yapanlar geleceği belirler. Yarının kuşakları, iktidarı barış yaptıkları ve demokrasi yaptıkları için hatırlamayacaklar, saray yaptırdıkları ve uçak aldıkları için hatırlayacaklar. Dinleri imanları para olan iktidarın yapamayacağı kötülük yoktur.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Kasım 2014 Cumartesi 11:06

İşleri bakan babasına yaptırmış, Zarrab'tan 30 bin dolar aylık maaş almış

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk iddialarını araştıran TBMM Soruşturma Komisyonu’na gelen belgelerde çarpıcı bilgiler ortaya çıktı. Komisyona gelen ifadelerde, Barış Güler’in aylık 30 bin dolara Reza Zarrab’a danışmanlık yaptığı, Muammer Güler’in de Barış Güler’in talebi doğrultusunda Reza Zarrab için referans mektubu yazdığı belirtildi.AKP’li 4 eski bakanla ilgili rüşvet ve yolsuzluk iddialarını araştıran TBMM Soruşturma Komisyonu’na gelen belgelerde çarpıcı bilgiler yer alıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gönderdiği Reza Zarrab’a ait ifade tutanağında, Barış Güler’in aylık 30 bin dolara Zarrab’a danışmanlık yaptığı belirtiliyor. Bu rakam, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in devletten aldığı aylık maaşın yaklaşık 5 katına tekabül ediyor. Zarrab, ifadesinde “Barış Güler’den 5-6 ay danışmanlık hizmeti aldığımız doğrudur. Bu hizmete zaten ihtiyaç duyuyorduk.” derken, Güler’in danışmanı Abdullah Erin ise ifadesinde, Muammer Güler’in Barış Güler’in talebi doğrultusunda Reza Zarrab için referans mektubu yazdığını söylüyor.Reza Zarrab, Meclis Yolsuzluk Araştırma Komisyonu’na gönderilen savcılık ifadesinde Barış Güler’in evinde ele geçirilen 1,2 Milyon TL’yle ilgili de açıklamalarda bulunuyor. Muammer Güler ile ilişki içinde olduğunu doğrularken yanında çalışan Rüçhan Bayar’ın, Barış Güler’e olan 2,2 milyon Dolar borcunu ödemesine yardımcı olduğunu savunuyor. Ancak ifadenin devamında alacaklının Muammer Güler olduğunu söylüyor. Zarrab, “Muammer Bey ile olan ilişkimiz dolayısıyla tanıştığımız oğlu Barış Güler’den 5-6 ay danışmanlık hizmeti aldığımız doğrudur. Danışmanlık bedeli aylık 30 bin dolardı. Ayrıca benim yanımda çalışan Rüçhan Bayar, Sayın Muammer Güler’in akrabasıymış. Rüçhan’ın geçmiş yıllarda Barış Güler ile yaptığı ticaretten dolayı 2 milyon 200 bin veya 2 milyon 250 bin dolar borcu kalmış. Muammer Bey, Rüçhan’ın benim yanımda çalıştığını öğrenince bu borcun Rüçhan’ın benden alacaklarından kesilerek kapatılması konusunda yardım istedi. Şirketimizin Rüçhan Bayar’a ödediği aylık maaş 5 bin dolardı. Bununla alacağın kapatılması mümkün değildi. Ben Rüçhan’a Çin’de de ticaret yaptığı için kendisini oraya göndermeyi, ailesinden ve memleketten ayrı kalması, oradaki işleri yürütmesinin karşılığı olarak orada yapılan işlemlerden prim ödemeyi, bu şekilde kendisinin daha fazla kazanç elde etmesini ve Muammer Bey’e olan borcunu da kapatmasını söyledim. O da Çin’e gitti. Orada yaptığımız prim ödemelerinden elde edeceği gelirden kesinti yapmak suretiyle Muammer Bey’in alacaklarının ödenmesi konusunda yardımcı olmaya çalıştık. Bu şekilde Muammer Bey’in alacağını peyderpey ödemiş olduk.” diyor.Muammer Güler, 17 Aralık sonrası yaptığı açıklamada, oğlunun evinde bulunan 1,2 Milyon TL’yi, “Villa satmıştı, ipotek sorunu varmış, kaynağının gösterilmesi mümkün olmadığı için bankaya yatıramamıştır.” sözleriyle savunmuştu.BABASINA REFERANS MEKTUBU YAZDIRARAK DANIŞMANLIK YAPMIŞEski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in danışmanı Abdullah Erin ise ifadesinde, Barış Güler’in babası Muammer Güler’den Reza Zarrab için referans mektubu yazmasını talep ettiğini söyledi. Erin’in ifadesi özetle şöyle: “Reza Zarrab isimli şahsı Barış Güler’in takip ettiği referans mektubunun hazırlanması aşamasında telefonla görüştüm. Bu görüşmeyi de Barış Güler’in yönlendirmesiyle yaptım. Ben yazılı telefon görüşmelerinden haberdar değilim. Sadece benimle ilgili kısmı biliyorum. Bu kısım Barış Güler’in Bakan Bey’den referans mektubu yazılması talebidir. Bakan Bey bu konuda beni çağırdı, bana bu konu ile ilgilenmemi söyledi. Barış Güler yazılacak mektubun örneğini benim mailime gönderdi, ben de bunu sekreterim aracılığıyla bürokratik bir yazı haline getirmeye çalıştım. Bu mektubun hazırlanması döneminde mektubun Sayın Bakan’ın imzasından çıkacağı için bir isme hitaben yazılması gerektiğini ben kendilerine söyledim. Çünkü yazılan mektup Bakan Bey’in kişisel bir referans mektubuydu. Mektubun içeriği, kısaca mektupta belirtilen firmalara hukuk içerisinde yardımcı olunmasını refere eden bir içerik vardı.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Kasım 2014 Cumartesi 02:15

Muhalefet, MİT kıskacında

2015’te yapılacak genel seçimler öncesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhalefeti dizayn etmek için MİT’i devreye soktuğu yönündeki iddialar, siyasetin gündemine oturdu. Konuyla ilgili CHP, MHP, HDP ve BBP’den gelen benzer açıklamalar, ‘muhalefete operasyon yapılıyor’ iddiasını güçlendiriyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “MİT, patimizi izliyor” çıkışı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhalefet partilerini izlettirdiği tartışmasını gündeme getirdi. ‘İzleniyoruz’ endişesini taşıyan partiler CHP ile sınırlı değil. MHP lideri Devlet Bahçeli, geçen yıl Erdoğan’ın MİT’e, ‘MHP’yi karıştırın’ talimatı verdiğini söylemişti. Bunu BBP lideri Mustafa Destici’nin “İktidar, partimize operasyon yapıyor.” sözü takip etti. Bir hafta önce de HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, “Hükümet, partimizi dizayn etmeye çalışıyor.” açıklaması yaptı.CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “MİT, CHP’yi izliyor” çıkışı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın devlet kurumlarını kullanarak muhalefet partilerini izlettirdiği ve dizayn etmeye çalıştığı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. CHP’nin 2010 yılındaki olağan kurultayı öncesinde Genel Başkan Deniz Baykal’la ilgili, 2011 genel seçimleri öncesinde ise MHP’li birçok yönetici hakkında internete düşen kasetler, Türk siyaset tarihinin en büyük ‘dinleme, izleme’ tartışmalarına neden olmuştu. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, bunları meydanlarda kullanırken olayın aydınlatılması konusunda ciddi bir girişimde bulunmadı ve aradan geçen 4 yıla rağmen ahlaksız komplonun failleri bulunamadı. Baykal, konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda olaydan hükümeti ve Tayyip Erdoğan’ı sorumlu tuttu. “Anamuhalefet liderine yönelik bu kadar kaba kanunsuzluk, bu kadar kaba ahlaksızlık, bugünlerin ortamında iktidarın bilgisi ve onayı olmadan gerçekleştirilemez, piyasaya sürülemez.” kanaatinde olduğunu dile getirdi. Suçlamaların odağında Erdoğan var 12 yıllık başbakanlık görevi döneminde muhalefet partileri tarafından çok kez benzer iddialarla suçlanan Erdoğan, cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından da aynı suçlamalara hedef oluyor. Sık sık “Erdoğan, bana ‘Ey Kılıçdaroğlu, senin nefes alışını bile izliyoruz.’ dememiş miydi?” diye konuşan CHP lideri, son olarak önceki gün Hürriyet Gazetesi yöneticileriyle yaptığı sohbette Erdoğan tarafından takip edildikleri iddiasını detaylandırdı. Kılıçdaroğlu, “MİT içinde bir grubun sadece CHP için görevlendirildiğini biliyoruz. CHP içinde karışıklık çıkarmak ve daha bir sürü başka şey için yapıldı bu görevlendirme. Erdoğan’a bizim hakkımızda düzenli bilgi verildiğini de biliyoruz.” dedi. Aslında CHP’liler, uzun yıllardır Erdoğan tarafından izlendiklerini dile getiriyor. 2013 yılının Ağustos ayında CHP’li 15 milletvekili ve bazı yerel yöneticilerin kapsamlı şekilde fişlendiği kamuoyuna yansıdı. 2012 yılında dönemin CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin, Genel Merkez’in, bazı sivil devlet görevlileri tarafından gözetlendiğini ifade etti. Bu açıklamadan kısa süre önce ise dönemin CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan “Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ailesi ile bazı milletvekilleri MİT tarafından takip ediliyor. Seçimlerde kullanmak için dinliyorlar, izliyorlar.” açıklamasında bulundu. 2011 yılında dönemin CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal da, Kılıçdaroğlu ve bazı milletvekillerinin dinlendiğine ilişkin listeyi gördüğünü öne sürdü. BAHÇELİ: MHP BÖCEKLERLE SARILDI, MUHATABIMIZ BAŞBAKAN Muhalefet kanadından gelen “MİT bizi izliyor” iddiası sadece CHP’ye ait değil. MHP lideri Devlet Bahçeli, geçen yıl grup toplantısında “Biz MHP’yi böceklerle saran, partimizi siyah camlı arabalarla izleyen ve Başbakan’a Balgat haberleri diye nutuk verenleri tanıyoruz. Bizim muhatabımız Başbakan (Erdoğan) ve hükümetidir. Diğerlerini ensesinde yakalarız. Türkiye’yi istihbarat devleti gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur.” ifadelerini kullanmıştı. MHP’ye yakınlığıyla bilinen Ortadoğu gazetesinde ağustos ayında manşetten verilen haberde ise “Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a ‘MHP içinde klik ve kaos oluşturmak üzere harekete geçin!’ emri verdi.” iddiasını gündeme getirdi. Aynı gazete 8 Eylül’de de Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın tarafından, bu iddiayı tekrar gündeme getirdi. Şu ana kadar muhatapları tarafından bu habere yalanlama gelmediğine işaret eden Yalçın, “Türkiye’nin güzide kurumlarından olan MİT’in ‘Tayyip’in İstihbarat Teşkilatı (TİT)’ haline getirilerek gestapolaştırılmasının sadece siyasi partiler için değil, topyekün Türk demokrasisi ve milletimiz için tehdit unsuru olduğu ısrarla anlatılmıştır. Ancak ‘imam’ bildiğini okumaya devam etmiştir.” uyarısında bulundu. 15 Eylül’de de bu kez Bahçeli, 2011 seçimleri öncesindeki kaset operasyonunun 3 yıldır aydınlatılamadığını, partisi üzerindeki siyaset mühendisliğinin devam ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı’nın MİT’e, ‘MHP’yi karıştırın’ talimatı verdiği iddiasını hatırlattı ve “MHP’yi dinleyenler, arşivleyenler, ‘iki B’ diyerek aralarında konuşanlar bilinmez değildir.” dedi. Destici: İktidar, partimize operasyon yapıyor Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyen BBP de operasyonlardan nasibini aldı. BBP lideri Mustafa Destici, 20 Temmuz’da yaptığı açıklamada, kendilerine “iktidar partisi tarafından açık bir kumpas ve operasyon başlatıldığını” söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Bayram Karacan da 1 Ağustos’ta “Başbakan (Erdoğan) BBP’yi doğrudan hedef alan bir operasyon yapmaktadır. Bunu geçmişte birkaç partiye yaptı. Başarılı da oldu. Demokrat Parti’ye yaptı, HAS Parti’ye yaptı, Saadet Partisi’ne yaptı.” çıkışını yaptı. Sözü edilen operasyon meyvesini 12 Kasım’da verdi. Kongre küskünlerinden eski BBP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Hüseyin Bozok ve bazı MKYK üyeleri BBP’den ayrıldı. Bu haber yandaş gazete ve sitelerde ‘BBP’de deprem: 77 kişi istifa etti’ başlıklarıyla verildi. Ancak Destici, partisinden 77 değil 4 kişinin istifa ettiğini dile getirdi ve bu istifaların arkasında kimler olduğunu bildiklerini açıkladı. HDP’LİLER HER HAFTA TELEFON NUMARALARINI DEĞİŞTİRİYOR Hükümetle çözüm süreci görüşmelerini sürdüren HDP ve aynı gelenekten gelen diğer partiler de takip edildiklerini sık sık gündeme getiriyor. Bazı HDP milletvekilleri, bu iddialar doğrultusunda cep telefonu numaralarını haftalık olarak değiştiriyor. Son günlerde ise kamuoyunda hükümetin MİT aracılığıyla HDP’yi izlemekle yetinmeyip partiyi dizayn etmeye çalıştığı haberleri dikkat çekiyor. İktidar partisinin İmralı heyeti ile Kobani eylemleri sırasındaki açıklamaları ve 17 Aralık’ı referans verip Erdoğan’a yönelttiği yolsuzluk eleştirileri sebebiyle özellikle Eşbaşkan Selahattin Demirtaş’ın değiştirilmesini istediği yandaş medya tarafından sık sık yazılıp çizildi. Ancak HDP’nin buna tepkisi sert oldu. Eşbaşkan Figen Yüksekdağ önceki hafta grup toplantısında bu konuda “Kimse HDP üzerinde baskı kurmaya çalışmasın. HDP’yi dizayn etmek kimsenin haddine değildir.” uyarısında bulundu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Kasım 2014 Cumartesi 01:00

Çözüm süreciyle ilgili HDP’de her kafadan bir ses çıkıyor

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çözüm sürecinde hükümetlerinin istikrarlı bir tavır sergilediğini savundu.Partisinin Konya İl Başkanlığı’nın düzenlediği 7. Medya ve Tanıtım Günleri’nde konuşan Arınç’a, süreçte rol alması beklenen üçüncü göz tartışmaları soruldu. Çözüm sürecinde başarıya ulaşılması halinde, Türkiye’nin kronik bir sorunundan kurtulacağını anlatan Arınç, “Ama bu konuda o kadar çok kafa karışıklığı var ki ve herkes ağzını açtığında o kadar yarısı yalan, yarısı gerçek dışı, yarısı doğru şeyler konuşmaya başlıyor ki kafa karışıyor. Şimdi üçüncü göz yani tepe göz gibi bir şeyden bahsediyorsunuz. Üçüncü göz lafını birisi atıyor ortaya, sonra onun üzerine birtakım şeyler bina ediliyor. Yani delinin birisi kuyuya taş atar da kırk tane akıllı çıkaramazmış. Üçüncü göz, beşinci göz meselesi yok. Ama var olan bir şey var. Bir sekreterya konusu. Sekreterya denildiği zaman HDP’li milletvekilleri kendilerini sekreteryaya koydular. Dışarıdan bir sekreter veya danışmanın gelmesi suretiyle değil. Cezaevi Yönetmeliği gereğince oraya nakledilebilecek yeni hükümlülerden veya bir başkasından veya cezaevinin kendi şartları içerisinde bu temin edilebilir.” diye konuştu. Süreçle ilgili kendi açıklamalarına itibar edilmesini istedi. Son 2 ayda hükümet kanadından yapılan açıklamalara bakıldığında istikrarlı bir seyir görüleceğini vurgulayan Arınç, “HDP’de her kafadan bir ses çıkıyor. Kimin ne söylediği, ne düşündüğü, ne yaptığı hangi konumda olduğu çok belli değil. İşte dün veya evvelsi gün yine birileri fazladan bir şey söylemişler. Bir şeyler var ama o şeyler olgunlaşmadan, o adımın karşılığındaki adımları görmeden, biz platonik bir aşkın içinde değiliz arkadaşlar, biz gerçekçiyiz. Dolayısıyla neyi nasıl yapacağımızı bilmesi gerekenler biliyor. Bilmesi gerekirken bilmeyenler veya bildiği halde tribünlere oynamak isteyenler farklı şeyler konuşuyorlar.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Kasım 2014 Cumartesi 00:00

Haşhaşi gömleği cemaate değil, AKP'ye yakışır

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, AKP’nin izlediği politikaları sert sözlerle eleştirdi. Yalçın, “Erdoğan’ın Gülen cemaatine giydirmeye çalıştığı haşhaşi gömleği aslında tam da AKP’nin iktidar sarhoşu bedenlerine uymaktadır.” ifadelerini kullandı.Yazılı bir açıklama ile gündemdeki konuları değerlendiren Semih Yalçın, AKP’nin iktidarda kalmak için din ve maneviyat istismarının yanı sıra mezhep sembolleri ve etnik ayrımcılığa da başvurduğunu söyledi. Ranta dikkat çeken Yalçın, “İktidarı ayakta tutan en büyük faktör, sağladığı muazzam rantı yandaşlarına ve ‘muhalefet muhalifleri’ne taksim etmesi, onları da haramdan istifade ettirmek suretiyle tatlı hayat bağımlılığı yaratmış olmasıdır. AKP’nin etrafında pervane olanlar; iktidarın sağladığı iç gıcıklayıcı, baştan çıkarıcı siyasi ve ekonomik menfaatlerin afyonuyla sermest vaziyettedir. Ülke bölünmeye giderken, İmralı canisi iktidar ortağı olurken, devletin ve milletin sınırlı imkânları israf edilirken, AKP seçmeninin hesap sormak yerine iktidara daha çok yapışmasının arkasında bu sosyal psikoloji yatmaktadır.” diye konuştu.İktidar partisinin oyları erimeye başladıAKP’nin oylarının düşmeye başladığını savunan Semih Yalçın, yandaş medyanın pozitif algı oluşturma çabasında olduğunu ifade etti. Şu görüşü dile getirdi: “Yandaş medya ile burada yuvalanan beslemeler ve kamuoyu araştırma şirketleri, öteden beri iktidar hakkında kamuoyunda pozitif algı yaratma çabasındadırlar. Bunların, 2015’te yapılacak genel seçimlerle ilgili son günlerde hummalı bir işbirliği içinde oldukları gözlenmektedir. AKP’nin oy kaybedeceğini gören yandaş anket firmaları, kararsız oyları, mevcut muhalefet partilerinin dışındaki siyasi oluşum ve kanallara yönlendirme gayretine girmiştir.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Kasım 2014 Cumartesi 00:00

Bu fotoğrafın sebebi yolsuzluklardır

Demokratik Gelişim Partisi (DGP) Genel Başkanı İdris Bal, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına takipsizlik kararı verilmesine itiraz etti.İstanbul Adalet Sarayı’na gelen Bal, bir grup partili ile birlikte Sulh Ceza Hakimliği’ne sunulmak üzere başsavcılığa itiraz dilekçesini verdi. Bal, daha sonra beraberindekilerle birlikte adliye önünde açıklama yaptı. Ermenek’te madende ölen işçinin babasının yırtık lastik ayakkabılarıyla basına yansıyan fotoğrafını gösterdi. Adliyede olmalarının sebebinin bu fotoğraflar olduğunu anlatan Bal, “Milletimiz bu garibanları iyi görmeli. Bu lastik ayakkabıyla dolaşan insanlarımızı ve bu lastik ayakkabıları iyi görmeli. Lastik ayakkabı yerine ertesi gün yeni bir lastik ayakkabı getirildi. İskarpin fazla görüldü herhalde onlara. Şu ayakkabının sebebi yolsuzluklardır. Adaletsiz gelir dağılımıdır, israftır. Birilerinin iktidarın kanatları altında haksız yere ahlaksızca zenginleşmesidir. Biz, doğru dürüst lastik ayakkabıları bile olmayan masum Anadolu insanı adına itiraz ettik. Biz diyoruz ki yargılama olmalı. Gidebildiği yere kadar gitmeli. İnsanlar delikanlı gibi erkekçe yargının önüne çıkıp aklanmalı.” ifadelerini kullandı.Devletin ve yargının itibarıyla oynanmaması gerektiğini vurgulayan İdris Bal, “Zarrab’ın önünde yatanlar bu ülkede serbest geziyorsa, Meclis koridorlarında dolaşıyorsa bu resim milletimizi çok üzer. Yargımıza zarar verir. Ben uyarıyorum, devletimizin itibarıyla oynamayın, yargının itibarıyla oynamayın.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Kasım 2014 Cumartesi 00:00

Keşke muhafazakâr kesime daha çok erişebilsek

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, muhafazakârların, yolsuzluk ve rüşvet ile anılan çevrelere oy vermenin yanlış olduğunu görmesi gerektiğini söyledi.CHP’nin kendi düşünce ve vizyonunu halka taşımakta sıkıntı çektiğine vurgu yapan Loğoğlu, muhafazakâr kesime daha çok erişmeleri gerektiğini ifade etti. Cihan Haber Ajansı’na gündeme dair değerlendirmelerde bulunan emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu, CHP olarak muhafazakâr kesimin partinin hedef kitlesinde olduğunu, Türkiye’de ayrım yapılmaksızın herkese ulaşmaya gayret ettiklerini anlattı. Loğoğlu, “Keşke, o kesimlere muhafazakârlara çok daha fazla erişebilsek. Keşke o kesimler yolsuzluğun, rüşvetin, kaçak sarayların, Türkiye’yi alay konusu haline getiren çevrelere oy vermenin yanlış olduğunu görseler. O zaman Türkiye kesinlikle daha güzel ve aydınlık günlere kavuşacaktır.” diye konuştu.Geçmişteki yaşanmışlıklardan yola çıkılarak ‘laiklik’ gerekçesi ile muhafazakâr kesimin dilinin çok yandığı görüşüne katıldığını belirten Faruk Loğoğlu, laikliğin ne kadar az konuşulursa o kadar iyi olduğuna dikkat çekti. Laiklik anlayışında muhafazakâr kesimin yaşam tarzları bakımından istedikleri özgürlük alanının tanınmaması için hiçbir sebebin olmadığını dile getirdi. Loğoğlu, “Mesela kılık kıyafet konusu. ‘Laik insanlar şuna karşıdır’ şeklinde formülle siyaset yaparsanız yanılırsınız. Yani, muhafazakâr kesimin yaşam tarzları bakımından istedikleri özgürlük alanının tanınmaması için hiçbir sebep yok. Bunun laikliğe ters düşen bir tarafı yok.” dedi. CHP’yi iktidara taşımaya mecbur olduklarını kaydeden Faruk Loğoğlu, AKP’nin son dönemdeki tutum ve yaklaşımından rahatsız olan ancak CHP’ye de oy vermekten imtina eden muhafazakârlar olduğunu anlattı. Şöyle konuştu: “AKP’den memnun olmayanlar CHP’ye baktıkları zaman bunu değişik açılardan dini açıdan, partinin geçmişi açısından yetkin bir alternatif olarak görmüyorlar. CHP kendi düşünce ve vizyonunu halka taşımakta sıkıntı çekiyor. Çok güzel çalışmalar, çok güzel projeler var. Ana sıkıntı, CHP’nin sorunlara çözüm üretme konusunda değil. Sıkıntı; bunları belirli bir strateji dahilinde, belli bir takvime bağlayarak doğru takdim biçimleriyle halka ulaştırmak.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Kasım 2014 Cumartesi 00:00

Çocuklara yönelik cinsel istismar, 3 yılda yüzde 290 arttı

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye’de cinsel saldırı ve çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarından alınan mahkumiyetlerde ciddi artışlar olduğunu açıkladı.Bozdağ’ın verdiği bilgiye göre, 2009 yılında 2 bin 241 olan cinsel saldırı suçundan alınan mahkumiyet sayısı 2012’de 3 bin 719’a çıktı. Çocuklara yönelik cinsel istismar suçundan alınan mahkumiyet sayısı ise bu süre zarfında 3 bin 726’dan 10 bin 891’e çıktı. Cinsel istismar suçlarındaki artış yüzde 290’ı geçti.Türkiye’de 2009-2012 yılları arasında yolsuzluk konulu suçlardaki mahkumiyet kararları artışını bakanlık verilerine dayanarak ‘yüzde 68’ olarak açıklayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu 3 yıldaki cinsel içerikli suçlara ilişkin rakamları da kamuoyuyla paylaştı. MHP Ankara Milletvekili Zuhal Topçu’nun 2002-2013 yılları arasındaki cinsel suç oranlarına ilişkin soru önergesini cevaplayan Bozdağ, 2009-2012 yılları arasındaki verileri paylaşırken, 2009 öncesindeki verilerin yöntem farklılığı nedeniyle 2013 rakamlarını ise henüz derleme yapılmaması gerekçesiyle vermedi. Bozdağ’ın verdiği bilgiye göre, 2009 yılında 7 bölgede ‘cinsel saldırı’ suçundan yargılanan toplam 2 bin 241 kişiye mahkumiyet verildi. 2012 yılında ise bu rakam 3 bin 719’a çıktı. Rakamlara göre cinsel saldırı suçunun 3 yılda yüzde 61 oranında arttığı görülüyor. ‘Çocukların cinsel istismarı’ başlıklı suçtan ise 2009 yılında toplam 3 bin 726 kişi ceza alırken, bu sayı 2012 yılında 10 bin 891’e çıktı. Bu artış oranı ise yüzde 290’ı buldu. 2009 yılında ‘cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı’ suçlarının sayısı, tüm suçların binde 3’üne tekabül ederken, bu oran 2012 yılında iki kattan daha fazla artarak binde 7’ye çıktı. Cinsel içerikli suçların bölgelere dağılımına bakıldığında, her iki suç türünde de ilk sırayı Marmara Bölgesi aldı. Cinsel içerikli suçların 3’te 1’i bu bölgede işlenirken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki toplam suç sayısı, Türkiye genelindeki suç sayısının yüzde 10’ı oranında gerçekleşti. Marmara Bölgesi’nde cinsel saldırı suçları 3 yılda 2 kat, çocukların cinsel istismarı ise 3 kat arttı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Kasım 2014 Cumartesi 00:00

Muhalefet, Bakan Avcı’ya karne verdi: Paralel paranoyası 5, milli kültür 1

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda muhalefet, Bakan Nabi Avcı’ya temsilî bir karne verdi.MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin hazırladığı karnede ‘paralel paranoyası’ ve ‘fişleme’ye 5 verilirken, ‘milli kültür’ ve ‘yargı kararlarını uygulama’ya 1 verildi. Yeniçeri, karneyi, bütçe görüşmeleri başlamadan komisyon üyelerinin elini sıkarken Bakan Nabi Avcı’ya takdim etti. Karneyi alan ve bir süre inceleyen Avcı, karneyi korumasına verdi. Bakan Avcı, CHP ve MHP milletvekillerinin ‘Karneyi nasıl buldunuz?’ yönündeki sorularını, “Daha bakamadım.” diyerek geçiştirdi. MHP’li Mehmet Günal ise, “Herhalde karnesini velisine götürecek.” diye espri yaptı. CHP’li bazı üyeler ile diğer MHP’li üyeler ise karnedeki 1’lerin fazla olduğunu, sıfır hatta eksi not vermek gerektiğini söyledi. Yeniçeri ise ‘1’in altında not verilemediği için öyle yazdığı’ açıklaması yaptı.Karnede, ‘Cumhuriyet değerleri ve Ata-türk’e saygı’, ‘Ayakkabı kutusu kültürü ve ahlak bilgisi’, ‘Atanamayan öğretmenlere verilen sözleri tutma’, ‘Milli kültür ve eğitimi yaşatma’, ‘Öğretmen atamaları’, ‘Yargı kararlarının uygulanması’ notlarına 1 verildi. Okul yapmaya 1, yakmaya ise 5 verilen karnede, ‘TÜRGEV ile çalışmalar’, ‘Paralel paranoyası’, ‘Yandaşlaştırma’, ‘Milli duyguların törpülenmesi’, ‘Adam kayırma’, ‘Öğretmenlerin itibar kaybı’, ‘Aile birliğini bozma’, ‘Sansür’ ve ‘Fişleme’ notları ise 5 aldı. TÜRGEV Koleji öğrencisi gözüken ve tasdikname verilen Nabi Avcı’nın karnesinde, veli olarak Reza Zarrab, şube rehber öğretmeni olarak Ahmet Davutoğlu ve okul müdürü olarak ise Recep Tayyip Erdoğan gösterildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

22 Kasım 2014 Cumartesi 02:35

40 bin yeni öğretmen alımı için verilen önergeyi AKP reddetti

CHP’li Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi milletvekillerinin, Milli Eğitim Bakanlı-ğı’na 40 bin ek öğretmen alımı yapılması için sundukları önerge, AKP’li üyelerin oyları ile reddedildi.Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2015 bütçe görüşmeleri tamamlandı. Görüşmelerde CHP’li komisyon üyeleri, 40 bin yeni öğretmenin alınması için Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2015 yılı bütçesine 1 milyar 500 milyon lira eklenmesini teklif etti. Ancak önerge AKP’li vekillerin oyu ile reddedildi. Bakan Avcı, Maliye Bakanlığı’nın durumunu bilemedikleri için ek bütçe koyamayacaklarını belirtti. CHP’li vekiller ise, “Salı günü Maliye’nin bütçesi var, orada söyleriz.” ifadelerini kullandı; ancak sonuç alamadı. Bakan Avcı, milletvekillerinden gelen soruları da cevapladı. Avcı’ya, 2015 yılı için öğretmen alınıp alınmayacağı soruldu. Avcı, hükümetin bu yıl için 74 bin memur alınması için kararının bulunduğunu ancak bu rakamın ne kadarının öğretmenler için kullanılacağını bilemediğini söyledi. Vekillerin ısrarına rağmen Bakan Avcı, kararnamenin Bakanlar Kurulu’nda ne zaman görüşüleceği bilgisini vermedi. Avcı, “Herhangi bir tarih veya rakam söylersem bağlayıcı olur.” diyerek bilgi vermedi. Bakan Avcı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın fişleme yaptığı iddiaları ile ilgili soruyu da cevapladı. Böyle bir fişlemenin kendi personelince yapılmadığını belirten Avcı, basında çıkan fişleme tablolarının gerçek olmadığını belirtti. Avcı, müdür atamaları ile ilgili olarak da konuştu. Bu müdürlerin Eğitim-Bir Sen üyeleri arasından atandığı iddiaları ile ilgili rakamlar verdi. Üye sayısı en yüksek sendika olan Eğitim-Bir Sen üyeleri arasından daha çok başvuru olduğu için oranların daha yüksek olduğunu belirtti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 07:52

İktidar, ‘Ak Saray’ı Meclis’ten kaçırdı

Yeni Cumhurbaşkanlığı konutu ‘Ak Saray’ın KİT Komisyonu’nda görüşülmesi engellendi. Komisyon dün Atatürk Orman Çiftliği’nin 2011-2012 hesaplarının görüşülmesi için toplandı.Ancak AKP milletvekilleri zamanında gelmeyince toplantı yeter sayısı oluşmadı, hesapların görüşülmesi seneye kaldı. Sert tepki gösteren muhalefet ise toplantıyı terk etti. CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, madende hayatını kaybeden oğlunun cenazesine yırtık lastik ayakkabı ile gelen Recep Gökçe’nin fotoğrafını gösterdi ve “Cumhurun durumu bu haldeyken, eski parayla 1 katrilyon 370 milyar lira harcanmasını kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.” dedi.İktidar, yeni Cumhurbaşkanlığı konutu ‘Ak Saray’ın KİT Komisyonu’nda görüşülmesini engelledi. Komisyon dün Atatürk Orman Çiftliği’nin 2011-2012 hesaplarının görüşülmesi için toplandı. Ancak iktidara mensup milletvekilleri toplantıya zamanında gelmeyince toplantı yeter sayısı çıkmadı. Hesaplarının görüşülmesi seneye kaldı. Muhalefet bu duruma sert tepki gösterdi ve toplantıyı terk etti. AKP’li vekiller Genel Kurul’un geç bittiğini gerekçe gösterirken, muhalefet milletvekilleri, “Genel Kurul ilk defa mı geç bitiyor? Biz de çalışıyoruz.” dedi. CHP Adana Milletvekili Turgay Develi, “Komisyondan kaçamazsınız. ‘Kaçak saray’ın hesabını vereceksiniz. Niye kaçıyorsunuz?” diye bağırdı. AKP Kastamonu Milletvekili Mustafa Gökhan ise “İşiniz gücünüz popülizm.” ifadesini kullandı.MİLLET YIRTIK LASTIK AYAKKABI GİYERKEN, AK SARAY İÇİN 1 KATRİLYON 370 MİLYAR HARCANIYORKomisyon salonunda yaşanan tartışmanın ardından, muhalefet milletvekilleri bir arada basın toplantısı yaptı. CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, “Komisyon, iktidar ve muhalefet olarak bir prensip kararı aldı. Toplantı başlangıç saatinden itibaren 20 dakika beklenecek ve toplantı çoğunluğu sağlandıktan sonra görüşmeler devam edecektir. Aksi halde görüşme ertelenecek. Bugün de çoğunluk sağlanamadı. Biz şöyle düşünüyoruz; son günlerde gündemde olan ‘kaçak saray’ı konuşturtmamak. Biz ‘kaçak saray’ın gerekçelerini soracaktık. Arazinin hangi amaçla verildiğini öğrenmek isteyecektik. Buna izin vermediler. Resmen sabote ettiler. AOÇ’nin talanı ile karşı karşıyayız. TOKİ’nin belgelerinde ‘kaçak saray’a yaptıkları işlemlerden dolayı 297 milyon lira alacakları olduğu yer alıyor. Atatürk’ün tüm mirası reddedildiği gibi AOÇ de bitirilmek isteniyor. Millet yırtık lastık ayakkabı giyerken, Ak Saray için 1 katrilyon 370 milyar harcanıyor.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 07:49

Saray işletmecileri vekil yakını çıktı; Çiçek, Sayıştay'dan denetim istedi

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Meclis’e ait kafeteryaların usulsüz olarak AKP’li üst düzey yöneticilerin yakınlarına verildiği iddiaları üzerine Sayıştay’ı göreve çağırdı. Cemil Çiçek başkanlığında toplanan Başkanlık Divanı’nda muhalefet, TBMM’ye ait saray ve kasırlardaki kafeteryalara ilişkin iddiaları belgeleriyle anlattı.Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Başkanlık Divanı’nda muhalefetin gündeme getirdiği, saray ve kasır kafeteryalarının üst düzey AKP’lilerin yakınlarına usulsüz verildiği iddiaları üzerine, Şayıştay’a denetleme çağrısı yaptı. Muhalefet milletvekilleri, hepsi boğaz kıyısında olan Yıldız Teras Kafeterya’nın AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun amcasının oğluna, Küçüksu Kasrı Kafeterya’nın Albayraklar’a, ihale mevzuatına aykırı bir şekilde verildiğini iddia etti.Muhalefet partilerine mensup milletvekilleri, İstanbul’daki saray ve kasırların bahçelerinde yer alan kafeteryaların usulsüz olarak kiraya verildiği iddialarını dün toplanan Başkanlık Divanı’nda gündeme getirdi. Konuyla ilgili belgeleri ortaya koyan milletvekilleri, saray ve kasırlardaki 10 kafeteryanın 6’sını Meclis’in işlettiğini belirtti. CHP’li divan üyeleri Rıza Yalçınkaya ve Malik Ecder Özdemir ile MHP’li divan üyesi Ali Uzunırmak, 4 kafeteryanın ise AKP’li yöneticilerin akrabaları tarafından işletildiğini söyledi. Yıldız Teras Kafeterya, Dolmabahçe Kafeterya, Küçüksu Kasrı Kafeterya ve Saatkule Kafeterya’nın İhale Kanunu ve mevzuata aykırı olarak AKP’lilere verildiğini savundu. Muhalefet milletvekilleri, usulsüz verilen kafeteryalarla ilgili işlemlerin idari ve mali açıdan araştırılmasını talep etti. İddiaları dinleyen Meclis Başkanı Cemil Çiçek, konunun hem Meclis hem de Sayıştay tarafından incelenmesi talimatı verdi. Divanda ayrıca, saray ve kasırlardaki kafeteryaların kiralanarak mı yoksa Meclis tarafından mı işletilmesi gerektiği konusunda inceleme yapmak için bir komisyon kuruldu.YILDIZ KAFETERYA, SÜLEYMAN SOYLU’NUN AMCASININ OĞLUNACHP ve MHP’li üyelerin Başkanlık Divanı’nda dile getirdiği iddialara göre, Yıldız Teras Kafe için 24 Ocak 2013’te konsinye (geçici bir süre için bedelsiz ödünç alınan mal) alım yapılmasına karar veriliyor. Alımın ise 1 Şubat 2013 tarihinden itibaren AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun amcası Neşat Soylu’nun oğlu olduğu belirtilen Mehmet Soylu tarafından işletilen Nezih Restaurant’tan alınması karara bağlanıyor. Muhalefetin bir başka iddiasına göre, Dolmabahçe Sarayı Kafeteryası, inşaat, dekorasyon ve proje işleri yapan ‘H Yapı Mühendislik Mimarlık İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Şirketi’ne 9 Mayıs 2012’de konsinye usulü verilmiş. Firma, bu kararın ardından ‘H Yapı İnşaat Taahhüt Gıda Turizm ve Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ olarak unvan değişikliği yapmış. Muhalefet, söz konusu firmanın henüz tecil edilmeyen bir isimle ihale başvurusu yaptığını ortaya koydu.CHP’li vekillerin anlattıklarına göre, kasırlarda yer alan kafeteryaları işleten bir başka firma ise Çimeks Limited Şirketi. Bu firmanın ortakları arasında Erol Şenyüz ve Ömer Şenyüz bulunuyor. Ömer Şenyüz’ün Yeni Şafak Gazetesi’nin sahibi Ahmet Albayrak’ın kızı Vildan ile evli olduğu belirtiliyor.Saat Kule Kafeteryası ise 1 Şubat 2013 tarihinden itibaren konsinye usulüyle Leziz Fikirler Atölyesi’ne verilmiş. Piyasa araştırmasında fiyat veren iki ayrı yan teklif olarak alınan firma da ihaleyi alan Leziz Fikirler Atölyesi Limited Şirketi’nin sahibinin ortağı olduğu ‘Sütlüce Gıda Yatırımları San ve Tic. AŞ’ ile ‘Lokma Gıda Hizmetleri Ltd. Şti’ çıkmış. Muhalefet, “Görülmektedir ki bu tesisin firmaya verilmesi için yine aynı kişiye ait diğer firmalardan fiyat alınmıştır.” diyor.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 00:00

‘Kaçak saray yolsuzluğun sembolü olacak’

CHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi, tartışmalı Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yanına yapılacağı ifade edilen rezidansı ‘yolsuzluk müzesi’ne çevireceklerini belirtti.Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuşan Hamzaçebi, tarihte krallar ve imparatorların kendilerini geleceğe taşımak için mimariye ilgi duyduklarını hatırlattı. Hamzaçebi, “Mısır’daki piramitler tarihteki zulmün ve baskının sembolleri olan firavunların sonsuza kadar yaşamasını sağlamıştır. Bu kaçak saray da Sayın Erdoğan’ın zulmünün, baskının sembolü olarak yaşamaya devam edecektir. Bu kaçak saray aynı zamanda yolsuzluğun sembolü olarak, ranta önem veren bir anlayışın sembolü olarak sonsuza kadar devam edecektir.” ifadelerini kullandı.Akif Hamzaçebi, Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) görüşüleceği Meclis’te KİT Komisyonu’na iktidar milletvekillerinin gelmediğini, bu nedenle toplantı yeter sayısına ulaşılamadığını hatırlattı. Ardından şunları söyledi: “Kimse bu sarayı milletin gözünden kaçıramayacaktır. Sarayı daha çok konuşacağız. Sayın Erdoğan istediği kadar ‘Oraya muhtarları toplayacağım.’ desin. ‘Oraya cami yapacağım, camiyi de halka açacağım.’ desin. PR yöntemleriyle kaçak sarayın üstünü örtmeye çalışsın, kaçak sarayın üstü örtülemeyecektir.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 01:55

Aileboyu fişlemeye ülkücülerden sert tepki: Ülkücülük ne zaman suç oldu?

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nın polis teşkilatına alımlarda yaptığı aile boyu fişleme skandalına tepkiler dinmiyor. Raporda ‘ülkücü’ olduğu için fişlenen S.A. ve M.A. iktidara tepkili: “Ülkücü olmak ne zamandan beri anayasal bir suçtur? Bizi PKK ile birlikte fişlemişler, bu alçaklıktan başka bir şey değil.”İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın skandal fişlemelerine tepkiler artarak sürüyor. Zaman’ın, 11 Kasım’da, ‘İçişleri Bakanlığı’nda sülale boyu fişleme’ manşetiyle ortaya çıkardığı fişleme belgelerine göre, bakanlık memur adaylarını akrabaları ile birlikte fişlemişti. Kimin hangi cemaat, parti veya görüşe mensup olduğu belirlenerek ‘referans’ listeleri hazırlanmıştı. İddiaya göre polis teşkilatına alımlar da işte bu fişlemelere göre yapılıyordu. Ülkücüler de fişleme listelerine girmişti. O isimlerden biri de S.A. Fişleme belgelerinde isminin karşısına, “Kendisi ülkücü görüşe müzahir şahıslardan olduğu şeklinde bilgisi mevcuttur.” notu düşülmüş. Ailesinin AKP’ye oy verdiğini anlatan S.A. duruma sert tepki gösterdi. Şöyle konuştu: “Benim ailem AKP’ye oy verdi ama ben ‘ülkücü’ olduğum gerekçesiyle fişlendim. Ülkücü olmak ne zamandan beri anayasal bir suçtur! Bizi PKK ile birlikte fişlemişler, bu alçaklıktan başka bir şey değil. 2014 yılında dünya nelerle uğraşıyorken biz insanların bu ülkücüdür, bu komünisttir diye yargılıyoruz, engelliyoruz. Bu kabul edilebilir değil. Şeytanın yapamadığını bunlar yapıyor. Hani bir hukuk devletiydik!” FİŞLEMELERİ YAPANLARDAN HESAP SORULMASINI BEKLİYORUZ Ülkücü isimlerden M.A. ise fişlemelerin polis teşkilatı ile sınırlı kalmayacağını belirtiyor. M.A., endişe etmemeleri için ailesini fişlemelerden haberdar etmediğini anlatıyor. Şöyle konuşuyor: “Şu durumda devlet dairelerinin tamamı bize kapandı. Biz hak ettiğimiz hiçbir devlet dairesine giremeyeceksek o zaman neden üniversite okuyoruz? Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı resmiyette vardır. Bu vakıf devletin denetimindedir, tamamen yasal faaliyet gösteriyor. Ancak benim bu vakfa üyeliğim bile yok. Sadece ülkücü düşünceye gönül vermemden ötürü fişleniyorum. Biz vatan haini miyiz? Ülkücüler vatan haini mi? Suçumuz nedir? Kaldı ki fişleme anayasal bir suçtur. Devletin kendi vatandaşını siyasi görüşüne göre fişlemesi kabul edilemez bir durumdur. Madem Türkiye bir hukuk devletidir, o halde Anayasal bir suç olan bu fişlemeleri yapanlardan hesap sorulmasını bekliyoruz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 12:23

Kılıçdaroğlu: MİT, partimize operasyon yapıyor

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’nin derin devletinin ve MİT’in partilerinde operasyon yaptığını söyledi. Kılıçdaroğlu, partililere, “Tuzağa düşmeyin.” çağrısında bulundu.Kemal Kılıçdaroğlu, Doğan Grubu’nun Ankara yöneticileri ve köşe yazarlarıyla dün akşam yemeğinde bir araya geldi. Edinilen bilgilere göre Kılıçdaroğlu, söz konusu yemekte gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Partisine yönelik MİT’e talimat verildiğini söyledi. Bir müsteşar yardımcısının bu iş için görevlendirildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Sık sık AKP’nin derin devleti diyorum. MİT’in içindeki bir kanatla CHP’nin içinde operasyon yapmaya çalışıyorlar. Bu tuzağa da hiçbir CHP’linin düşmemesi lazım. Başta da kendisini ulusalcı olarak tanımlayan arkadaşların düşmemesi lazım. O tezgah kuruluyor. Partim hakkında verilen talimatlardan biri şöyle; önümüzdeki günlerde bunu çok yoğun olarak gündeme getirecekler. AKP’nin derin devletinin izlediği politika bu; CHP, Alevilerin, Kürtlerin partisidir algısını oluşturmaya çalışacaklar.” ifadelerini kullandı.CHP Genel Başkanı, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘kayıp trilyon’ davasında ifade vermesini de yorumladı: “Tayyip Bey bozulmuştur tabii bu duruma. Çünkü Erdoğan’ın yolunu açtı, olması gerekeni yaptı. Erdoğan da gitmek zorunda, cumhurbaşkanlığından ayrılınca. O da gidecek ve ifade verecek.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 02:11

Zarrab: Süleyman Arslan’a paraları şahsi hesabımdan gönderdim

AKP’li 4 eski bakanla ilgili rüşvet ve yolsuzluk iddialarını araştıran TBMM Soruşturma Komisyonu’na savcılıklardan gelen belgelerde çarpıcı bilgiler ortaya çıktı.Reza Zarrab da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ifadede, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan’a çalışmaları için minnetlerini ifade ettiğini, bunun bir göstergesi olarak da Çorum Osmancık’taki imam hatip lisesini yapmak üzere 2,5 milyon dolar ve 1,5 milyon TL gönderdiğini belirtti. Paraları şirket hesabından göndermesi durumunda vergiden düşebileceklerini belirten Zarrab’ın “Bu paraları şahsi hesabından gönderdiğim için ayrıca şirket karar defterine veya kayıtlarında yer almadı. Eğer bu parayı şirket hesaplarından gönderseydik aslında vergiden de düşerdik.Bizim amacımız vergiden düşmek değildi. O nedenle özellikle haricen gönderdik. Süleyman Bey bu paraları nerede tuttu, Osmancık İmam Hatip Lisesi’nin yapımına başlandı mı, başlandı ise ne kadar harcandı onu bilmiyorum.” ifadeleri dikkat çekti.ÇAĞLAYAN’IN RAMAZAN YARDIMLARINA DA REZA ZARRAB SPONSORLUK YAPMIŞZarrab ifadesinde ayrıca Çağlayan’a Muş’ta yapılan bir okula verileceği iddiasıyla 2 milyon TL, Ramazan paketleri dağıtılmak üzere 2 milyon TL, bir camiye verilmek üzere de 1 milyon TL elden para gönderdiğini kaydetti. Zarrab, bu ifadesinden 2 hafta sonra verdiği ek ifadede ise okul ve Ramazan paketleri için 2 değil 1’er milyon TL para gönderdiğini, camiye yönelik yardımın da bakan aracılığıyla değil bizzat kendilerinin yaptığını savundu. İfadesinde Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’la yakın görüşmeleri olduğunu doğrulayan Zarrab, Çağlayan’a çeşitli gerekçelerle elden para verdiğini anlattı. Zarrab’ın ifadesinde özetle şu bilgiler yer alıyor: “Ekonomi Bakanı’nın Muş’ta yapılan bir okula yardım için destek olabileceğimi söylemem üzerine, kendisine 2 milyon TL elden göndermem söz konusudur. 2 milyon TL de Ramazan paketleri için gönderdim. 1 milyon TL de sanırım Muş’ta yapılan bir caminin inşaatına yardım için gönderdim. Kesinlikle benim çalışanlarımın Zafer Çağlayan’ın oğluna bavulla para götürmeleri söz konusu değildir. Fiziki takipte görüntülenen paralar, Zafer Çağlayan’a gönderilen paralar değildir. O paralar mutlaka yaptığımız bir ticaret ile ilgili olarak götürülmüştür.” Reza Zarrab, 5 Mayıs 2014 tarihinde verdiği ilk ifadeden 2 hafta sonra savcılığa verdiği ek ifadede ise Çağlayan’a verdiği rakamları yanlış hatırladığını, yardım yapılan caminin de Muş’ta değil İstanbul Kasımpaşa’da olduğunu savundu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 00:00

Gezi Parkı, iktidarın yeni seçim oyunu

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, iktidarın seçim sürecini Gezi Parkı gerilimiyle götürmek istediğini söyledi.Gürsel Tekin, Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, milletvekilleri ve partililer Taksim Gezi Parkı girişinde basın açıklaması yaptı. Grup adına Gürsel Tekin konuştu. Hükümetin Gezi Parkı üzerinden gerginlik çıkararak yolsuzlukları ve anti-demokratik uygulamaları unutturmaya çalıştığını anlattı. Tekin, “Güvenlik yasası 6–7 Eylül olaylarından kaynaklanmış bir yasa değil. Bu yasanın temeli Gezi Parkı’dır. Önümüzdeki 5 aylık seçim sürecini Gezi Parkı gerilimiyle götürmek istiyorlar. Bu 5 aylık süre içerisinde polis kardeşlerimizin kullanabileceği 60 milyara yakın gazın alındığını da özellikle sizlerle paylaşmak istiyoruz.” dedi. Gürsel Tekin, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ise “Eğer vicdanınız varsa bu kirli oyunu bozmanız lazım. Aksi takdirde bu oyunun içinde boğulur gidersiniz.” diye seslendi. Sezgin Tanrıkulu ise “Gezi Parkı ve bu meydan sadece İstanbul’un değil dünyanın meydanıdır. Burayı savunmak için yapılan eylemlerde onlarca vatandaşımız yaralandı, yaşamını yitirdi. Erdoğan burada yenildi. Biz bu meydanı yeniden ranta açmayacağız ve Erdoğan’ın provokasyonuna teslim etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 00:00

Ekim ayında PKK’ya bin 85 kişi katıldı

“Elimiz her zamankinden daha güçlü.” diyen KCK yöneticilerinden Murat Karayılan, sadece ekim ayında örgüte bin 85 kişi katıldığını açıkladı.Kürtçe yayın yapan Azadîya Welat gazetesine konuşan Karayılan, PKK’ya katılanlarla ilgili ellerinde detaylı bilgiler olduğunu ancak hepsini açıklamak istemediğini dile getirdi. Karayılan, “Onlar yaptıklarına baksınlar. Yaptıkları Kürt gençlerinde bir inanç oluşturmuyor. Kürt gençleri çözüme cevap verilsin diye yönünü PKK saflarına çevirdi. Biz katılım için hiçbir çalışma yapmadık, çağrıda da bulunmadık. Ancak sadece bir ayda bin 85 genç geldi ve saflarımıza katıldı. AKP bunu kendisine sorsun.” dedi.Murat Karayılan, AKP’ye inançlarının kalmadığını belirtirken Çözüm sürecini kendilerinin değil AKP’nin sekteye uğrattığını savundu. Ardından şu iddialarda bulundu: “AKP yaptıklarıyla çözüm sürecini anlamsızlaştırdı ve bitirdi. Süreç kalmamıştır. Şimdi diyorlar ki çok çabuk çekilmeniz gerekiyor. Biz de onlara diyoruz ki ‘günaydın.’ Biz zaten çekiliyorduk, bizleri siz durdurdunuz. Üzerinize düşeni yapmadınız. Buyurun süreç devam etsin o zaman, kanunlarınızı çıkarın. Öcalan 1999 yılında çözüm için adım attı. PKK Türkiye sınırları dışına çıktı. Ecevit, MHP, ANAP hükümeti kanunlar çıkarttılar, Kürt dili üzerindeki yasakları kaldırdılar. Az da olsa Kürtçe yayın hakkı tanıdılar. Yani Kürt sorununun çözümü için önemli bir aşama başladı. Ardından iktidara AKP geldi ve 13 yıldır çözüm için adım atmış değil. Çok konuşuyor ama bir şey yapmıyorlar.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 02:17

‘Dayıbaşı vekil’ AKP'li Şermin Balık çıktı

Meclis’te sekreter ve danışmanlarının maaşından belli miktarda kesintiler yaparak arabasının taksitlerini ödediği öne sürülen vekilin AKP Elazığ Milletvekili Şermin Balık olduğu ortaya çıktı. Suskunluğunu bozan Balık, “400 lira, maaş hesabıma bilgim dışında yatırılmış.” savunmasını yaptı. Taraf Gazetesi’nin ortaya çıkardığı Meclis’teki ‘dayıbaşı skandalı’ büyüyor. Gazete bir AKP’li vekilin, makam aracının taksitlerini sekreter ve danışmanının maaşından kestiği paralarla ödediğini iddia etti. Dedikodular üzerine AKP yönetimi, Şermin Balık’ı çağırarak, konuyla ilgili ifadesini aldı. Balık da yazılı açıklama yaparak, danışmanı S.K.’nın, hesabına bilgisi dışında 400 lira yatırdığını ve bu olay üzerine danışmanını işten attığını ileri sürdü. Bu iddialara avukatı aracılığıyla cevap veren Balık’ın eski danışmanı S.K., söz konusu paranın, vekilin iddia ettiği gibi bilgisi dışında yatırılmadığını bildirdi. Ayrıca 400 lirayı vekilin hesabına yatırdıktan sonra milletvekiline gönderdiği mesajda, ‘istediği parayı yatırdığını’ söylediğini vurguladı. S.K, Balık’a ‘yanlışlıkla ödendiyse neden geri ödemediğini’ de sordu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 00:00

Ağbaba: Adlî Tıp Kurumu’nun raporunu o savcının odasına asacağız

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, 17 ve 25 Aralık yolsuzluk dosyalarına takipsizlik veren savcıyı eleştirdi.Adli Tıp Kurumu’nun tapelerin gerçek olduğuna dair kararına işaret eden Ağbaba, “Şimdi bu kararı hem o savcının odasına asacağız hem de AKP milletvekillerine mektupla göndereceğiz.” dedi. CHP’nin geleneksel hale getirdiği bölgesel yerel yönetimler toplantısının 5’incisi Adana Seyhan Oteli’nde gerçekleştirildi. 7 ilin belediye ve il başkanları ile meclis üyelerinin katıldığı toplantıda konuşan Veli Ağbaba, iktidarı ve antidemokratik uygulamalarını eleştirdi. AKP gibi düşünmeyenlerin özgürlüğünün yok sayıldığını anlattı. İktidarın, Türkiye’yi komik duruma düşürdüğüne dikkat çekti. Ülkede işsizliğin başını alıp gittiğini, insanların maden ocaklarında öldüğünü ifade eden Ağbaba, “AKP gibi düşünmüyorsanız özgürlüğünüz yok sayılıyor. Kürt ve Alevi sorunu devam ediyor. Peki, Türkiye’de ne konuşuluyor? ‘ABD’yi kim keşfetti, Küba’ya cami yapılması’ konuşuluyor. Sen ilk önce kendi ülkende din özgürlüğünü sağla, ondan sonra Küba’daki camiyi düşün. Türkiye gördüğünüz gibi komik duruma düşürülüyor. Neymiş efendim ‘ABD’yi Müslümanlar keşfetti…’ Böyle bir şey söz konusu olabilir mi?” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 00:00

Ak Saray’da ‘gölge kabine’ kuruluyor

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, yürütme düzeyinde pek çok alanda yapılan icraatı izleyecek bir değerlendirme ekibi oluşturacağı belirtiliyor.Hürriyet’ten Ümit Çetin’in haberine göre, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulacak ekip için bir görevlendirme şeması hazırlandı.Bu şema, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yerleşmesinin ardından mevzuatta yapılacak değişiklikle yürürlüğe girecek.Her biri belli bir alandan sorumlu olan birim başkanlıkları, ‘gölge kabine’ gibi hükümet icraatlarını yakın takibe alacak. Başkanlıkların altında çalışan danışmanlar görev alanlarındaki her türlü faaliyeti takip edecek, değerlendirecek, raporlayacak ve bağlı bulundukları genel sekreter yardımcısına iletecek. Genel sekreter yardımcıları da ellerindeki verileri Erdoğan ile paylaşacak. Danışmanlar sadece raporlama değil aynı zamanda inceledikleri ve takip ettikleri konular hakkında öneriler de geliştirecek.Hazırlanan şemaya göre çözüm süreci gibi güvenlikle ilgili gelişmeler, İç Güvenlik Takip Başkanlığı kontrolünde olacak. Başkanlığın başına Erdoğan’ın Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Kalın’ın getirilmesi bekleniyor. Erdoğan’ın yakından ilgilendiği bir diğer konu olan yatırımlar da “Yatırım Başkanlığı” adı altında toplanacak. Erdoğan, bu başkanlık için de eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı düşünüyor. Ancak milletvekili olan Yıldırım seçime kadar bu görevi resmî olarak üstlenemeyecek.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 00:00

‘Hisli Bakan’ Fikri Işık: Benim hissettiğim tapeler bunlar değildi

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasındaki tapelerin montaj olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla ortaya çıkmasıyla beraber gözler, “Konuşmaların montaj olduğunu hissettim.” diyen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Bakan Fikri Işık’a çevrildi.Bakan Işık ise bu konuda aynı noktada olduğunu, belirttiği tapelerin bu tapeler olmadığını öne sürdü. İzmir’de temas ve incelemelerde bulunan Bakan Işık, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu makamında ziyaret etti. Gazeteciler, Bakan Işık’a, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası internete düşen ses kayıtlarıyla ilgili Adli Tıp Kurumu’nun ‘montaj değil’ şeklindeki raporunu sordu. Bakan Işık bu soruya şu cevabı verdi: “Arkadaşlar soru sorarken önce biraz dersinize çalışacaksınız. Bizim söylediğimiz ses kayıtlarıyla ilgili bir Adli Tıp’ın açıklaması yok. Ben hâlâ aynı noktadayım. Geçen gün Plan Bütçe Komisyonu’nda da ifade ettim. Bu ses kayıtları açıkça montaj. Bunun aksine şu ana kadar bir tek rapor dahi ortaya konmadı. Adli Tıp’ın açıkladığı tapeler farklı tapeler. Şu ana kadar bu ses kayıtlarının orijinal olduğuna yönelik bir tek rapor ortaya konmadı. Çünkü çok açıkça montaj. Bu konu bizim açımızdan çok net.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 02:11

Öcalan’a sekreterya için İmralı’ya 5 mahkum gönderiliyor

Adalet Bakanlığı, çözüm sürecinde HDP ile yapılan müzakereler çerçevesinde Öcalan’ın talep ettiği 5 mahkumu ‘sekreterya’ görevini yapmak üzere İmralı’ya gönderecek.BDP’nin talebi üzerine, cezaevlerindeki hasta mahkumların tahliyesine yönelik yasal çalışma hazırlıklarına da başlayan bakanlık, ayrıca memleketlerine uzak mahkumların daha yakın cezaevlerine taşınması için de çalışma başlattı. HDP’nin İmralı heyetinde bulunan isimlerden grup başkan vekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken, dün akşam saatlerinde Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’la 1 saati aşan bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrasında gazetecilere bilgi veren Pervin Buldan, görüşmede İmralı’ya gidiş tarihi, hasta mahkumlar ve cezaevindeki diğer sorunların giderilmesi konusundaki taleplerini ilettiklerini aktardı. İmralı’ya gidiş konusunda hiçbir sıkıntı olmadığını ve en kısa zamanda kendilerine Adalet Bakanlığı tarafından tarih verileceğini anlattı. 300’ün üzerinde tahliye edilmesi gereken hasta tutuklu olduğunu, Bozdağ’ın da bu hastaların tahliyesi yönünde bir yasal düzenleme hazırlığı yaptıklarını anlattığını söyledi. Buldan’ın verdiği bilgiye göre düzenleme, kısa zamanda Meclis gündemine gelecek. Toplantıda, İmralı heyetinin genişlemesi konusu gündeme gelmezken, Bakan Bozdağ İmralı’da Öcalan’la birlikte bulunan 5 mahkumun değişmesi konusuna sıcak baktıklarını belirtti. HDP, daha önce Öcalan’ın belirlediği 5 ismi hükümete sunmuş, bu isimlerin İmralı’daki mevcut mahkumlarla yer değiştirilmesi talebinde bulunmuştu. Yeni gelecek mahkumların, Öcalan’ın yaptığı görüşme ve çalışmalarının sekreteryasını yapması öngörülüyor. Bekir Bozdağ da görüşme sonrasında gazetecilerin sorularını cevapladı. Hasta mahkumlarla ilgili yasal düzenlemeyi doğruladı. Bozdağ, “Hazırlığımız bittiği zaman kamuoyuyla paylaşacağız.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 01:40

CHP, 'Cumhurbaşkanlığı Rezidansı'nı 'yolsuzluk müzesi' yapacak

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, tartışmalı Cumhurbaşkanlığı Saray'ın yanına yapılacağı ifade edilen rezidansı 'yolsuzluk müzesi'ne çevireceklerini belirtti. "Bu kaçak saray Sayın Erdoğan'ın zulmünün, baskının sembolü olarak yaşamaya devam edecektir" diyen Hamzaçebi, "Burada bir rezidans da yapılacakmış. O rezidansı da biz yolsuzluk müzesi olarak konumlandıracağız." diye konuştu.Atatürk Orman Çiftliği'nin (AOÇ) görüşüleceği Meclis'te KİT Komisyonu'na iktidar milletvekillerinin gelmeyerek toplantı yeter sayısına ulaşılamamasına sert tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, AK Partili milletvekillerin AOÇ arazisine yapılmış olan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na dair denetimleri halktan kaçırmak için toplantıya katılmadıklarını söyledi. "Kimse bu sarayı milletin gözünden kaçıramayacaktır." diyen Hamzaçebi, "Sarayı daha çok konuşacağız. Sayın Erdoğan istediği kadar 'oraya muhtarları toplayacağım' desin. 'Oraya cami yapacağım, camiyi de halka açacağım' desin. PR yöntemleriyle kaçak sarayın üstünü örtmeye çalışsın, kaçak sarayın üstü örtülemeyecektir." dedi.'KAÇAK SARAY YOLSUZLUĞUN SEMBOLÜ OLARAK YAŞAMAYA DEVAM EDECEK'Meclis'te düzenlediği basın toplantısında konuşan Hamzaçebi, tarihte krallar ve imparatorların kendilerini geleceğe taşımak için mimariye ilgi duyduklarını kaydetti. Hamzaçebi, "Mısır'daki piramitler tarihteki zulmün ve baskının sembolleri olan firavunların sonsuza kadar yaşamasını sağlamıştır. Bu kaçak saray da Sayın Erdoğan'ın zulmünün, baskının sembolü olarak yaşamaya devam edecektir. Bu kaçak saray aynı zamanda yolsuzluğun sembolü olarak, ranta önem veren bir anlayışın sembolü olarak sonsuza kadar devam edecektir." ifadelerini kullandı.CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın ilerde ODTÜ'ye verilmesi konusundaki taahhüdünü anımsatan Hamzaçebi, "Burada bir rezidans da yapılacakmış. O rezidansı da biz yolsuzluk müzesi olarak konumlandıracağız. Böylece sonsuza kadar o müze o isimle yaşayacaktır." dedi.AK PARTİ'NİN RAKAMLARLA LOJMAN VE RESMİ TAŞIT MUKAYESESİBedelli askerlik konusunda hükümetin samimi olmadığını kaydeden Akif Hamzaçebi, seçim öncesi bedelli askerlik bekleyenlerin umutlarına seslenildiğini ancak sandıktan sonra çark edildiğini ifade etti.AK Parti'nin 2002 sonunda iktidara gelmesinin ardından mevcut lojman ve makam araçlarında geçen sürede yüzde 17'lere varan oranlarda artış olduğunu kaydeden Hamzaçebi bu konudaki rakamları paylaştı. Buna göre, AK Parti'nin 7 aylık iktidar dönemi ile 2014 haziran aylarındaki rakamlar şu şekilde: 2003'de lojman sayısı 233 bin 843, 2014'de lojman sayısı 246 bin 068. Kamuya ait sosyal tesis sayısı 2003'de 2 bin 754 iken bu rakam 2014'de 3 bin 227 (yüzde 17 artış). Resmi taşıt 2003'te 86 bin 837 iken 2014'de resmi taşıt sayısı 96 bin 501 (yüzde 11 artış).

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 12:22

Hakan Şükür, 2015 seçimlerine kadar alacağı maaşını madencilere bağışladı

Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür, 2015 yılı Haziran ayında yapılacak genel seçimlere kadar alacağı bütün maaşı Ermenek’te hayatını kaybeden madencilerin yakınlarına bağışlayacağını açıkladı.Şükür, dün akşam saatlerinde Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Ermenek’teki facia sonrası mağdur olan ailelere Kimse Yok mu Derneği üzerinden ulaşacağını söyledi. Hakan Şükür, faciada hayatını kaybeden iki madencinin evinin de tadilatlarını yaptıracağını açıkladı. İşte Şükür’ün o tweet’leri: “Hayrı duyurmak geleneklerimizce yadırganır ama ‘Aranızda iyiliğe, hayra çağıran topluluk bulunsun (Âli-i İmran)’ diyor Allah. Yaşadığımız hemen her gün bir acı haber yüreğimizi yakıyor bu yüzden, ‘buradayız’ diyebilmek boyun borcu bize. Seçildiğim ilk günden bugüne kadar vekil olarak uygun görülen maaşı elden veya kuruluşlarla ihtiyaç sahiplerine milletim adına sundum. Bundan sonra Ermenek’teki madencilerin aileleri de kabul buyurursa, onlara 2015 seçimlerine kadarki vekil maaşımı @kimseyokmu dağıtacak. Evinin naylonla kaplı maden şehidi kardeşimizin ailesiyle irtibat kurdum; inşallah evi tadilatla daha yaşanılır hale getirilecek. Karalastik ayakkabısıyla boynumuzu büken anne, babamızla da irtibat kurdum; evlerine tadilat istediler. İnşallah onu da yapacağım. Bugüne kadar milletimin takdir ettiği maaşı ihtiyaç sahiplerine ulaştıran kuruluşların Ermenek için bana desteği duygulandırdı.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

21 Kasım 2014 Cuma 00:08

Bakan Güllüce'den itiraf gibi açıklama: Son yıllarda kıyılar ciddi anlamda tahrip edildi

Son yıllarda kıyıların plansız yapılaşma yoluyla tahrip edilmesi sıkça tartışılıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce'den konuyla ilgili çarpıcı değerlendirmeler geldi.Güllüce, Bakanlığı'nın Meclis'teki bütçe görüşmelerindeki yaptığı sunumda son yıllarda kıyılardaki uygulamaların kıyı özellikleri gözetilmeden gerçekleştirildiğini bu sebeple kıyıların ciddi anlamda tahrip edildiğini söyledi. Güllüce, Kasım 2013'te 3194 sayılı İmar Kanununda yapılan düzenlemeyle Bakanlığa mevzuata aykırı yapıların mühürlenmesinden yıkımına kadar ki denetim ve yaptırım görevi verildiğini dile getirdi. Güllüce, mevzuata aykırılıkların giderilmesinin Belediyelerin ve İl Özel İdarelerinin sorumluğunda olduğunu yerel idarelerce yerine getirilmeyen veya getirilemeyen denetim görevinin Bakanlığın denetçileri ve il müdürlüklerince yerine getirildiğini belirtti. Muğla ilinden başlamak üzere ülke kıyılarında mevzuata aykırı olarak yapılmış olan turizm tesislerinin mevzuata uygun hale getirilmesine yönelik çalışmaların başlatıldığını ifade eden Güllüce, “ Kıyı bölgelerinde kentleşme, sanayileşme turizm ikinci konut gibi gelişmelerden kaynaklanan sorunların çözümünde mevcut planlama ve uygulama sistemi ile kurumsal ve yasal yapılının yetersizliklerinden yola çıkılarak yeni bir planlama ve yönetim anlayışının geliştirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Kıyı alanlarının bütüncül politika ve karar alma sürecinin geliştirilmesi amacıyla Bütünleşik Kıyı alanları Yönetim planları çalışmaları yürütülüyor” 2014'te kıyılarda 51 imar planı onaylandı Güllüce, Bakanlığı'nın ülke kıyılarının etkin şekilde korunması, planlı gelişmesi ve sağlıklı kullanılması konusunda önemli görev ve sorumluluklara sahip olduğunu söyledi. Kıyı yapılaşma ilişkin planların incelenmesi ve onaylanmasıyla ilgili önemli çalışmalara imza attıklarını belirten Güllüce, kıyı alanlarında iki yılı aşan sürelere yayılan plan onay süreçlerinin kısaltılarak yatırım ve yatırımcının önünde süreye dayalı engellerin aşıldığını dile getirdi. Güllüce, 2014'te kıyı kanunu kapsamındaki kıyı alanları planlama çalışmaları kapsamında kıyı yapı, tesis ve yatırımlarına ait 41, Boğaziçi Kanunu kapsamında toplam 10 imar planı onayının gerçekleştirildiğini dile getirdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Kasım 2014 Perşembe 00:00

Muhalefetten yargı paketine şerh: Akp, Adeleti teslim alıyor

Muhalefet partileri, geçen hafta Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edilen yargı paketine şerh düştü. Şerhte, AKP’nin çok sayıda verdiği önerge ile 52 maddeye çıkan ve önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’nda ele alınması beklenen yargı paketi ‘iktidarın yargıyı ele geçirme’ girişimi olarak değerlendirildi.Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edilen yargı paketine yönelik eleştiriler sürüyor. Muhalefet, ‘makul şüphe’ ile arama yapılmasına imkan veren, mal varlığına el koymayı genişleten ve Yargıtay ile Danıştay’ın yapısını değiştiren kanun teklifine yönelik eleştirilerini 3 gün süren komisyon görüşmelerinin ardından komisyon raporunda da sürdürdü. Komisyon raporuna CHP’li üyelerin yazdığı muhalefet şerhinde yüksek yargı organlarının teşkilat yapılarında yapılan sık değişikliklerin ‘daha iyi bir hukuk arayışına değil, hukuka egemen olma amacına işaret ettiği’ belirtildi. AKP’nin yargı organlarının teşkilat yapısına sık müdahalesinin ‘sürdürülemez ve kabul edilemez’ olduğu kaydedilen şerhte, “Adalete teslim olma erdemi, adaleti teslim alma hedefi ile adeta devşirilmiştir. Daire sayısının artırılması ve iş bölümünün ayarlanması ile üyelerin de istenilen dairelerde görevlendirilmesi suretiyle iktidarın yargıdaki davalarını ayarlama ve kapatma ameliyesi açık bir şekilde tezahür etmektedir. Teklifin yasalaşması halinde seçilecek üyelerin kritik dairelere yerleştirilmesi ve böylece yürütmenin yüksek yargıya açık bir şekilde müdahalesine kapı açılmakta ve belli ve önemli davaların yürütmenin iradesine uygun biçimde sonuçlanmasına imkân oluşturulmaktadır.” denildi.CHP, ‘AKP’nin iktidara geldiği günden beri parlamentodaki sayısal çoğunluğuna dayanarak sürekli yargıya egemen olma ve yürütme ile uyumlu yargı oluşturma çabası içinde’ olduğunu belirtti. CHP’nin şerhinde, “AKP’nin yargıya ilişkin yasama faaliyeti; yargıyı ele geçirme amacından ibarettir. AKP iktidarı, hukuk devleti anlayışını ve kuvvetler ayrılığı ilkesini hiçe sayarak kendisi için her sorunu yasa yaparak aşmaya çalışmıştır. Dünyada hangi hukuk devletinde 6-7 ay arayla iki yargı paketi çıkarılır ve üstelik bir yasa ile yapılan düzenlemeler, ardından yapılan bir başka kanunla kaldırılır?” ifadelerine yer verildi.HERKES POTANSİYEL SUÇLU GÖRÜLEBİLECEKMakul şüpheyle arama kararı ve mal varlığına el koymanın kapsamının genişletilmesi eleştirildi: “Hükümet tarafından organize edilen ve yeni oluşturulan HSYK ile daha da teminat altına alınan sulh ceza hâkimliklerinin kolay bir şekilde arama kararlarını verebilmesinin yasal zemini oluşturulmaktadır. El koyma tedbiri, keyfi yorumlara açık olan ‘Anayasayı ihlal’, ‘Hükûmete karşı suçlar’ üzerinden yapılan soruşturmalarda, keyfi olarak uygulandığı takdirde iktidar muhalifleri üzerinde yıkıcı ekonomik sonuçlar ortaya çıkarabileceği öngörülebilmektedir. El koyma tedbirinin mevcut yönetime yönelik memnuniyetsizliğini dile getiren neredeyse herkese uygulanabilmesi ve dolayısıyla temel hak ve özgürlüklerin talep edilmesini bile olanaksızlaştırması mümkündür.” uyarılarında bulunuldu.DEĞİŞİKLİKLER YARGIYA DAYATILIYORMHP’li komisyon üyesi ve eski bakan Murat Başesgioğlu ise komisyon raporuna koyduğu şerhte, yargı alanında yapılan yasal değişikliklerin yüksek yargının talebi olmadığını, dışarıdan dayatıldığını vurguladı. Başesgioğlu, “İktidar, kendince yasama faaliyetlerini iki ana konuya hasretmiştir: Birincisi, ‘sözde çözüm sürecinin’ hukuki altyapısını oluşturmak. İkincisi de; 17 ve 25 Aralık’taki yolsuzluk iddialarına ilişkin soruşturmaları, hukuken yok saymak ve bu soruşturmalarda görev alan kamu görevlilerinden hesap sorabilmek için düzenlemeler yapmak. Bu iki hedefe varabilmek için de engel tanınmamakta, her yol denenmektedir. Söz konusu sürecin, diğer siyasal tahribatları bir tarafa, hukuk devletinde kalıcı hasarlar bıraktığı bir gerçektir. İktidarın, bu sıkıntılı tavrı, ister istemez yasamaya, yasama faaliyetlerine yansımaktadır. Meclis İçtüzüğü, Meclis teamülleri yok sayılmaktadır.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Kasım 2014 Perşembe 14:25

Maden ruhsatlarını Başbakan’ın verdiği bilgisi raporda neden yok?

Muhalefet partileri, TBMM Soma Araştırma Komisyonu’nun taslak raporuna tepki gösterdi. Raporun, cevabı beklenen temel sorunlara net tespit ve cevaplar vermekten uzak olduğu belirtildi. CHP’li Sakine Öz, maden ruhsatlarını Başbakan’ın verdiği bilgisinin neden raporda olmadığını sordu. MHP’li Erkan Akçay ise raporda asıl sorumluların olmadığını belirtti.Meclis Soma Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı taslak rapor, muhalefet partisi vekillerinin eleştirilerine neden oldu. Komisyonun CHP’li üyesi Sakine Öz, taslak rapor hakkında tespit ve görüşlerini bir rapor halinde komisyona sundu. Raporunda önemli tespitlerde bulunan Öz, Başbakan’ın sorumluluğunun özellikle gözden kaçırıldığını vurguladı. Öz, “Raporda, dünyadaki madencilik ruhsatlarının ve izinlerinin kimler tarafından verildiğine ilişkin tablolar var. Türkiye için ise aynı tablo göz ardı edildi. Çünkü Türkiye’de madencilik ruhsatı verme izni 2012 tarihli Başbakanlık genelgesiyle başbakana bağlanmıştı. Bu bilgi rapora yansıtılmadı. Oysa, raporda Osmanlı arşivine kadar gidildi. Her nedense Türkiye’de ruhsat izninin başbakan tarafından verildiği unutuldu. Başbakan Erdoğan’ın izniyle verilen ruhsatlarla ilgili bir cümle yok.” ifadelerini kullandı.Sakine Öz, maden kazalarında siyasi ilişkiler nedeniyle denetimlerin de layıkıyla yapılmadığını kaydetti. Firmalarla hükümet arasındaki ilişkilerin, denetimleri de etkilediğini aktaran CHP’li vekil, raporunda, “Komisyonun, raporun teknik yönlerine odaklanırken, madenciliğin Türkiye’deki işleyişine dair ekonomik yol haritasını belirleyen siyasal karar verme süreçlerini ‘silik’ biçimde geçiştirme ihtimali asla kabul edilemez.” cümlelerine yer verdi. Maden İşletmesi Genel Müdürlüğü (MİGEM) ile Türkiye Kömür İşletmesi’nin (TKİ) denetimlerdeki sorumluluklarının ‘teknik’ başlığı altında geçiştirilmesinin doğru olmadığını vurguladı. Madencilik politikası ya da kurulacak bir bakanlık ile sınırlanması yoluyla, temel siyasal sorumluluklar ve asıl sorumlu kişilerin göz ardı edilemeyeceğini kaydetti.Yetki varsa sorumluluk da vardırMHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay ise “Raporda sorumlular yok. Söz konusu faciadan dönemin başbakanı Erdoğan başta olmak üzere, Enerji Bakanı, TKİ ve MİGEM sorumludur. Her türlü yetkiyi kullanan, istediğine maden ruhsatı veren, yetkisini sonuna kadar kullanan dönemin bir başbakanı var. Yetkiyi kullanıyorsan, sorumluluğun da var demektir. Ama raporda bu şekilde geçmiyor. Raporda kazanın nedeni açıklanmıyor. İhtimaller belirtilerek görüş ve kanaat oluşturulmalıydı. Kazanın sebebinin araştırılması için bir teknik kurul oluşturulması yönündeki görüş, aslında topu taca atmaktır. Eleştirilerimiz, raporda yer almazsa muhalefet şerhi koyacığız.” ifadelerini kullandı. Komisyonun bir başka CHP’li üyesi Özgür Özel de raporun kurumlara dokunmamasını eleştirdi. Suya sabuna dokunmayan bir rapor olduğunu ifade eden Özel, “Raporda TKİ’nin, MİGEM’in sorumluluklarının, mevzuattaki eksikliklerin yer almaması, raporun bakanın ocağı ve patronları övdüğü bir yerde müfettişlerin denetimlerini nasıl bir siyasi baskı ile yaptıklarını yazmaması da son derece önemli. Ama en nihayetinde öyle anlaşılıyor ki Soma faciasına neden olan teknik, idari ve siyasi hususları atlayan, yanlı bakan, bilerek bu hususları eksik bırakan, siyaset-sermaye-sendika üçgeninin 301 canı yutmasına gözlerini kapayan bu rapor da Meclis kütüphanesinde bir arşiv olmaktan öteye gitmeyecek.” şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Kasım 2014 Perşembe 02:24

Erdoğan: Birileri bedelli askerlik konusunu kaşıyor

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hükümetin üzerinde çalıştığı bedelli askerlik konusuna sıcak bakmadığının mesajını verdi.Cezayir’e hareketinden önce basın mensuplarının konuyu ilişkin sorusuna cevap veren Erdoğan, “Nedense birileri zaman zaman çıkıp bu işi kaşıyor. Bunlar doğru yaklaşım tarzları değil.” dedi. Tayyip Erdoğan, bedelli askerliğe karşı çıkan TSK’nın kanaatini bir kenara koymanın mümkün olmadığını da kaydetti. Erdoğan, “TSK’nın ihtiyacını gözardı ederek değil onu değerlendirmeye alarak karar verilir. Ondan sonra da hükümet bu kararı uygulamaya koyar. Böyle bir kararı şu anda ne hükümet vermiştir, ne de TSK’nın kesin bir kanaati açıklanmıştır. Bana kesin olarak yansıyan bir şey sözkonusu değildir. Cumhurbaşkanı olarak ben de bu olaya artı eksilerini değerlendirmek suretiyle cevap vermek durumundayım. Sırtımızda ağır bir küfe var.” şeklinde konuştu. Bedelli askerlik konusunu gündeme getiren isimlerin başında Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş geliyor. Kurtulmuş, “Bunun kararını verecek olan Bakanlar Kurulu’dur. İyi Ordu demek çok fazla piyadeye sahip ordu demek değildir. Bir seferlik ve son kerelik olmak üzere birikmiş olanların bedelliden istifade etmesi gerektiğini düşünüyorum.” açıklamasında bulunmuştu. Başbakan Ahmet Davutoğlu da tartışmalar üzerine bu konudaki değerlendirmelerinin sürdüğünü kaydetmişti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Kasım 2014 Perşembe 02:27

Gül, kayıp trilyon davasında ifade verdi

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Refah Partisi dönemine ait ‘kayıp trilyon’ davasıyla ilgili geçtiğimiz gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade verdi.Gül, ifadesinde, ‘olay tarihi itibarıyla Refah Partisi’nin dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı sıfatını taşıdığını, esasen parasal hiçbir konuda hak, yetki ve sorumluluğu bulunmadığını; bununla birlikte davada adı geçen herkesin ifadesinin alınmış olması ve hukuka duyduğu saygı çerçevesinde ifade vermeye geldiğini’ söyledi. Kayıp trilyon davasına bakan ağır ceza mahkemesinin, kendisi gibi bütün parti yetkilileri hakkında ve özellikle de Refah Partisi’nin bu konularla ilgili genel muhasibi hakkında bile beraat kararı verdiğini hatırlatarak, ‘hukukun tüm koşullarıyla eksiksiz ve kusursuz olarak işlemesi, hiçbir konuda en küçük bir kuşkunun hiçbir taraf için kalmaması maksadıyla bizzat ifade verdiğini’ ve bu işlemin tamamlanmasından ötürü memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Kasım 2014 Perşembe 02:25

İdris Naim Şahin, MİLAD partisini kurdu

Eski İçişleri Bakanı ve Ordu Bağımsız Milletvekili İdris Naim Şahin’in de yer aldığı ‘Değerler Hareketi’ partileşme sürecini başlattı.Millet ve Adalet Partisi (MİLAD) adının taşıyan partinin kuruluş dilekçesi dün İçişleri Bakanlığı’na verildi. Partinin eşbaşkanlığını İdris Naim Şahin ile Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Mehmet Bozdemir yapacak. MİLAD Partisi’nin kurucuları arasında bir süre önce gözaltına alınıp salıverilen Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak da yer aldı. Başvuruyu yapan Mehmet Bozdemir, ülke genelinde parti binalarının hazır olduğunu, ilk kongreyi 5 Aralık’ta yapacaklarını bildirdi. Ayrıca birçok milletvekili ile görüştüklerini, kuruluş safhasından sonra büyük katılımların olacağını vurguladı.Partinin kuruluş dilekçesinin İçişleri Bakanlığına verilmesinin ardından Sürmeli Otel’de basın toplantısı düzenleyen İdris Naim Şahin, Türkiye’yi ayağa kaldırmak gayretiyle yola çıktıklarını söyledi. Ülkenin yeni bir duruşa, yeni bir siyaset ahlakına ihtiyaç duyduğunu anlatan Şahin, “MİLAD Partisi özlenen siyaset, adalet ve eşitlik için bir başlangıç olacaktır. Siyasetin bugünden itibaren beyaz, bembeyaz sayfası olacaktır.”Şahin, Türkiye’de her alanda büyük bir ayrışma yaşandığını ifade ederken iktidarın ülkeyi düşürdüğü kötü durumu yalanlar ile örtbas etmeye çalıştığını vurguladı. Eski Bakan, “İktidar, Türkiye Cumhuriyeti’ni toptan tasfiye etme amacındadır. Bugün ülkemizde hırsızı yakalamak suç olmuştur. Oduncu Ahmet’i, fırıncı Hasan’ı, işçi Hüseyin’i yargılamak meşru ama kendisini dokunulmaz zannedenleri yargılamak suç ve imkansız hale getirildi. Maalesef ülkemizde bugün devlet kurumları ve o kurumların mensupları ihtiyaçtan dolayı değil, kişisel ikbal ve hırslardan dolayı tavsiye edilmektedir. Milli Eğitim’den, maliyeye hukuk sitemimizden tüm yapı birilerinin menfaati ve kaygılarını telafi için baştan aşağıya değiştirilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Kasım 2014 Perşembe 07:26

Yolsuzluk operasyonunu tersine çevirmek için hukuku oyuncağa çevirdiniz

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) bütçesi, kesinhesap ve Sayıştay raporları görüşülmeye başlandı.MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Türkiye'nin hukuk devleti olmaktan çıktığını söyledi. Kanun eliyle hukukun katledildiğini vurgulayan Günal, "12 yıldır yapıyorsunuz ama yolsuzluk operasyonunu tersine çevirmek için hukuku oyuncak haline getirdiniz. Bir hafta önce çıkardığınız kanunu, bir hafta sonra değiştirdiniz. Boyacı gibi batır çıkar, batır çıkar. Nerede yaşıyorsunuz? Kanun eliyle hukuku katlettiniz, yasamayı da kullandınız. Hukuk katliamı yaşadık. 38 gün komisyonda, 99 günde bir torba kanunu çıkardık. Bu tam tüyü dikmek oldu. Resmen çaldığınız hukuk minaresine kılıf diktirdiniz. Açılmış davaları kanun eliyle sonlandırıyorsunuz. Bu nasıl hukuk? Vatandaşın açılmış davalarını kaldırıyorsunuz, yeni davaların açılmasını engelliyorsunuz." diye konuştu."Plan ve Bütçe Komisyonunda CMK'nın ne işi var?" diye soran Günal, "61 maddeydi torba, çuval oldu, çuval harar oldu. Maalesef hukuk devleti ilkesi ayaklar altında. 12 yılda adalet duygusunu kaybettik. Partinizin adı 'AK' kaldı, kusura bakmayın. Hukuk baştan kokuyor, aşağıya doğruda yayılıyor." ifadelerini kullandı.HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani ise "Nasıl oldu da CHP ve MHP'yi ikna edip böyle bir HSYK çıkardınız? Bunu da izah ederseniz bizde ilham alırız." dedi.AK Parti Ankara Milletvekili Fatih Şahin'in konuşmasını bitirmesi üzerine CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, "İyi ayar verdiniz. Sahibinizin sesi gibi konuştunuz. Sahibiniz, şuan kaçak saraylarda oturuyor." ifadelerini kullandı. Bu sözler üzerine AK Parti'li milletvekilleri ise "Bizim sahibimiz millet. Emir alan sizsiniz. Gidip tıpış tıpış oy verdiniz." karşılığını verdi.CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Türkiye'nin polis devleti olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi. Bakanın uzlaşmadan bahsettiğini hatırlatan Gök, Yargı paketiyle ilgili yaptıkları hangi uyarıya uyduklarını sordu. "Toma ihalelerinden, biber gazlarından bahsetmiyorsunuz." diyen Gök, şuan Türkiye'de yapılan anti demokratik uygulamalar ile özgürlük ve demokratik hakların ayaklar altına alındığını vurguladı."Sulh mahkemeleri özel yetkili mahkemeler değil mi?" diye soran Gök, "17-25 Aralık operasyonlarını yapan Emniyet Müdürlerini, savcıları, soruşturmayı yürütenleri neredeyse hain ilan eden soruşturma yürütüyorsunuz." şeklinde konuştu. Gezi olaylarında hayatını kaybedenlerin aileleri ile Uludere'deki ailelerinin adalet beklediğini vurgulayan Gök, adalet duygusuyla Adalet Bakanlığı yapmasını istedi.HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise yargı bağımsız, tarafsız olmadıkça o ülkenin hukuk devleti olmayacağını kaydetti. Adalet Bakanının hakim, savcı ve baroların üzerinde vesayeti olamayacağını vurgulayan Kaplan, Anayasanın 90. maddesinin neden çıkarılmadığını sordu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Kasım 2014 Perşembe 00:00

‘Ak Saray’ Başbakanlık’a dönüştürülsün

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın tekrar Başbakanlık’a tahsis edilmesi teklifinde bulundu.Bütün bakanlıkların tek binada toplanarak, yüksek kira giderlerinin önüne geçilebileceğini ifade etti. Partisinin Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Destici, 1 milyar 370 milyon lira harcanarak yapılan 1000 odalı sarayın, milletin vicdanını yaralayan büyük bir israf olduğunu söyledi. Sarayın, iktidar partisinin debdebeli, şatafatlı lüks bir hayat özlemi içerisinde olduğunu gözler önüne serdiğini anlatan BBP lideri, “Bu lüks sarayın, Cumhurbaşkanlığı Sarayı olmaktan çıkartılıp Başbakanlık’a dönüştürülmesini teklif ediyoruz. Buradaki teklifimizin amacı ve gayesi şudur: Bir sürü bakanlık şu anda kirada oturuyor. Sadece Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın aylık ödediği kira 700 bin liranın üzerinde. Milyonlarca, trilyonlarca lira her yıl devlet bakanlıklarıyla kurumları tarafından kira olarak ödeniyor. Bütün bu kurumlar bu binada toplansın.” şeklinde konuştu.Mustafa Destici’nin gündeminde çözüm süreci de vardı. İktidarın, her seçim öncesi PKK’ya büyük tavizler verdiğini belirtti. PKK’nın bu seçimlerde de benzer taktiği izleyeceğini anlatan Destici, “Aslında süreci başlatan da, yöneten de sürecin hakim tarafı, kazanan tarafı da PKK ve onun siyasi uzantıları olduğu net bir şekilde ortada.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Kasım 2014 Perşembe 00:00

MHP’li Halaçoğlu: ‘Ak Saray’ın 5 yıl sonraki giderleri maliyetini aşacak

MHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu, Atatürk Orman Çiftliği’ne (AOÇ) kurulan ‘Ak Saray’ın 5 yıllık giderlerinin, sarayın maliyetini aşacağını ifade etti.Kayseri’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gündemin farklı yönlere çekilmek istendiğini belirten Halaçoğlu, saraya yapılan masraf ve sarayın aylık giderleri hakkında bilgi verdi. Şunları söyledi: “Bin odalı bu sarayın şu anki harcamalarının 1 milyar 370 milyon TL’ye mal olduğu belirtiliyor ve bundan sonra da bütçe görüşmelerine bakacak olursak yeni harcamalar yapılacağı da öngörülüyor. Bu sarayın aylık elektrik gideri 700 bin TL. Bütçeye bununla ilgili ayrıca bu sarayın masrafları olarak 300 milyon TL kondu. Yani eski parayla 300 trilyon lira kondu. Dolayısıyla, 5 sene sonra harcanan paradan daha fazlaya mal olan bir gidere sahip olan bir sarayla karşılaşacağız.”Sarayın mimari yapısıyla ilgili de bilgi veren Yusuf Halaçoğlu, “Sarayın mimarisi ‘Selçuklu mimari tarzında’ denmesine rağmen, gotik mimari tarzında yapılmıştır. Selçuklu ile hiçbir alakası yok maalesef. Ankara’nın girişinde kapılar yapıldı, buralara da Selçuklu mimarisi dendi. Maalesef onlar da Selçuklu değil. Dolayısıyla 2 tane şekil çizmekle Selçuklu olunmaz, bunların çok iyi bilinmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

20 Kasım 2014 Perşembe 00:00

Karayılan: Elimiz her zamankinden daha güçlü

KCK’nın yöneticilerinden Murat Karayılan, çözüm sürecinin ‘çözüm süreci’ olmaktan çıktığını söyledi.AKP hükümetinin genel seçimler öncesi zaman kazanmak için manevra yaptığını savunan Karayılan, PKK’nın bu dönemde seçeneklerinin çok olduğunu belirtti. Kürtçe yayın yapan bir gazeteye konuşan Murat Karayılan, hükümetin haziran ayındaki seçimlerden sonra esas tavrını ortaya koyacağını belirtti. Karayılan, “Hatta seçimler ardından bize saldırı şüphesi var. Bir sertleşme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu sertlik bizim geri adım atmamız için yapılıyor. Taktiktir. Altı ay daha zaman kazanmak istiyorlar. Bunlar, zaman kazanma manevralarıdır.” dedi.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Sürece mecbur değiliz.” ifadelerine de değinen Karayılan, “Sanki biz çok muhtacız! Kürt siyasetinin eli her zamankinden daha güçlüdür. Bülent Arınç ve devlet yetkililerinin tümü bilmeli ki, PKK’nın seçenekleri çoktur. PKK bu dönemde hiç kimseye muhtaç değildir. Ama kuşkusuz Kürt halkı ve Türkiye halkı barışa, kardeşliğe, dostluğa, birlikte yaşama ihtiyaç duyuyor. Ama herkes bilmeli ki kimsenin AKP’ye ihtiyacı yok.” ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Pazar
Gün
10°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:01
Gece
5°C
Rüzgar hızı:16 km/h
Rüzgar yönü:16° KKD
Nem Oranı:83%
Yağış:0%
Gün Batımı:16:54
Pazartesi
Gün
13°C
Rüzgar hızı:20 km/h
Rüzgar yönü:20° KKD
Nem Oranı:66%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:01
Gece
Açık
4°C
Açık
Rüzgar hızı:6 km/h
Rüzgar yönü:6° K
Nem Oranı:81%
Yağış:0%
Gün Batımı:16:54
Salı
Gün
Parçalı Bulutlu
11°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:13 km/h
Rüzgar yönü:13° KKD
Nem Oranı:67%
Yağış:10%
Gün Doğumu:07:01
Gece
Açık
3°C
Açık
Rüzgar hızı:6 km/h
Rüzgar yönü:6° K
Nem Oranı:80%
Yağış:10%
Gün Batımı:16:54
Çarşamba
Gün
11°C
Rüzgar hızı:13 km/h
Rüzgar yönü:13° KKD
Nem Oranı:66%
Yağış:10%
Gün Doğumu:07:01
Gece
2°C
Rüzgar hızı:14 km/h
Rüzgar yönü:14° KKD
Nem Oranı:83%
Yağış:10%
Gün Batımı:16:54
Perşembe
Gün
Güneşli
12°C
Güneşli
Rüzgar hızı:20 km/h
Rüzgar yönü:20° KKD
Nem Oranı:70%
Yağış:10%
Gün Doğumu:07:01
Gece
2°C
Rüzgar hızı:43 km/h
Rüzgar yönü:43° KD
Nem Oranı:79%
Yağış:0%
Gün Batımı:16:54
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
23 Kasım 2014 Pazar 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Pazar
Gün
8°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:07:01
Gece
Bulutlu
8°C
Bulutlu
Rüzgar hızı:20 km/h
Rüzgar yönü:20° KKD
Nem Oranı:75%
Yağış:20%
Gün Batımı:16:40
Pazartesi
Gün
Hafif Yağmurlu
11°C
Hafif Yağmurlu
Rüzgar hızı:28 km/h
Rüzgar yönü:28° KKD
Nem Oranı:74%
Yağış:80%
Gün Doğumu:07:01
Gece
8°C
Rüzgar hızı:35 km/h
Rüzgar yönü:35° KD
Nem Oranı:75%
Yağış:90%
Gün Batımı:16:40
Salı
Gün
10°C
Rüzgar hızı:24 km/h
Rüzgar yönü:24° KKD
Nem Oranı:73%
Yağış:80%
Gün Doğumu:07:01
Gece
Çok Bulutlu
7°C
Çok Bulutlu
Rüzgar hızı:21 km/h
Rüzgar yönü:21° KKD
Nem Oranı:71%
Yağış:20%
Gün Batımı:16:40
Çarşamba
Gün
9°C
Rüzgar hızı:13 km/h
Rüzgar yönü:13° KKD
Nem Oranı:71%
Yağış:40%
Gün Doğumu:07:01
Gece
6°C
Rüzgar hızı:11 km/h
Rüzgar yönü:11° K
Nem Oranı:78%
Yağış:50%
Gün Batımı:16:40
Perşembe
Gün
9°C
Rüzgar hızı:22 km/h
Rüzgar yönü:22° KKD
Nem Oranı:75%
Yağış:40%
Gün Doğumu:07:01
Gece
Parçalı Bulutlu
6°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:44 km/h
Rüzgar yönü:44° KD
Nem Oranı:72%
Yağış:10%
Gün Batımı:16:40
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
23 Kasım 2014 Pazar 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Pazar
Gün
3°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:42
Gece
-1°C
Rüzgar hızı:41 km/h
Rüzgar yönü:41° KD
Nem Oranı:83%
Yağış:0%
Gün Batımı:16:27
Pazartesi
Gün
Parçalı Bulutlu
7°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:57 km/h
Rüzgar yönü:57° DKD
Nem Oranı:63%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:42
Gece
Çok Bulutlu
0°C
Çok Bulutlu
Rüzgar hızı:73 km/h
Rüzgar yönü:73° DKD
Nem Oranı:72%
Yağış:0%
Gün Batımı:16:27
Salı
Gün
Parçalı Bulutlu
8°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:52 km/h
Rüzgar yönü:52° KD
Nem Oranı:60%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:42
Gece
Parçalı Bulutlu
-1°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:17 km/h
Rüzgar yönü:17° KKD
Nem Oranı:81%
Yağış:20%
Gün Batımı:16:27
Çarşamba
Gün
Çok Bulutlu
9°C
Çok Bulutlu
Rüzgar hızı:6 km/h
Rüzgar yönü:6° K
Nem Oranı:62%
Yağış:20%
Gün Doğumu:06:42
Gece
1°C
Rüzgar hızı:337 km/h
Rüzgar yönü:337° KKB
Nem Oranı:80%
Yağış:40%
Gün Batımı:16:27
Perşembe
Gün
6°C
Rüzgar hızı:348 km/h
Rüzgar yönü:348° KKB
Nem Oranı:83%
Yağış:40%
Gün Doğumu:06:42
Gece
Çok Bulutlu
0°C
Çok Bulutlu
Rüzgar hızı:19 km/h
Rüzgar yönü:19° KKD
Nem Oranı:92%
Yağış:10%
Gün Batımı:16:27
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
23 Kasım 2014 Pazar 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri