18 Nisan 2014 Cuma 22:59

MİT'e adam öldürme yetkisi verildi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin yeni MİT Kanunu’yla darbecilerin yapamadığı istihbarat devletini oluşturduğunu anlattı. Yeni yasayla MİT’e yurt içinde ve yurt dışında operasyon yetkisi verildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Yani adam öldürme yetkisi veriyor. Yeni Yeşil’ler çıkacak.” ifadelerini kullandı.TBMM’den geçen MİT Kanunu’na muhalefetten tepki yağıyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 12 Eylül darbecilerinden daha ağır bir istihbarat devleti oluşturulduğunu söyledi. MİT’e yurtiçi ve dışında operasyon yetkisi verildiğini belirten anamuhalefet lideri, “Adam öldürme yetkisi veriyor. Yeni Yeşil’ler çıkacak; her türlü silah verilecek ve ‘git operasyonu yap’ denilecek.” ifadelerini kullandı. MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri de “Devlete ve hukuka değil AKP’ye bağlı yeni bir istihbarat teşkilatı meydana getirilmek isteniyor. Anayasa’ya açıkça aykırı, umarız Cumhurbaşkanı veto eder.” dedi. Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada önceki gün TBMM’den geçen MİT Kanunu’nu eleştirdi. Hükümetin iç ve dış siyasette sıkışınca farklı arayışlar içine girmeye başladığını söyledi. Son dönemde çıkan kanunların ‘insanlar konuşmasın, seslerini çıkarmasın’ düşüncesi ve baskıcı bir yönetimin altyapısını oluşturma amacıyla çıktığını kaydetti. Kılıçdaroğlu, “12 Eylül askeri darbesinin yapamadığını, halkın oylarıyla gelmiş bir siyasal iktidar yapıyor. Darbecilerden daha ağır bir istihbarat devleti oluşturuyorlar. Yapılan düzenleme, MİT’e yurtiçi ve dışında operasyon yapma yetkisi veriyor. Yani adam öldürme yetkisi veriyor. Yeni Yeşil’ler çıkacak; her türlü silah verilecek ve denilecek ki ‘git operasyonu yap’. Bugüne kadar böyle bir yetki verilmemişti. Yetkiler olağanüstü artırıldı. Tam bir istihbarat devleti, tam bir hukuksuzluk. Darbelerin tortularını ortadan kaldıralım derken, daha ağır yaptırımlar Türkiye’nin gündemine geldi.” diye konuştu.MİT’in bugüne kadar yasa dışı fişleme yaptığını anlattı. CHP’li bazı milletvekillerinin de fişlendiğini hatırlattı. Kılıçdaroğlu, artık fişlemenin yasal olarak yapılacağını, bunun da ülkede demokrasi ve özgürlükleri bitireceğini söyledi. Bütün bunların 17 Aralık operasyonunu örtme girişimi olduğunu öne süren CHP lideri, şöyle konuştu: “Demokrasi için ağır bedeller ödemiş Türkiye’nin önüne böyle bir yasa getirilmesi başlı başına bir ayıptır. Her türlü hukuksuzluğu yapacaksınız, ama size yargılanmama güvencesi getirilecek. Hukuk, hem kişilerin, hem kurumların yeri geldiğinde hesap verdiği rejimin adıdır. Siz belli kurumları ve kişileri yargının dışında tutuyorsunuz; yasa dışı işlemler yapsalar dahi. Hukukun üstünlüğünün olduğu bir ülkede her kurum denetlenir. Ama bizde denetim yetkisi büyük ölçüde kaldırıldı. Baskıcı rejimler, dünyanın hiçbir ülkesinde başarıya ulaşamamıştır, bizde de ulaşması mümkün değildir. Toplumun cumhuriyetten ve demokrasiden yana tüm bireylerini ve güçlerini kucaklamak zorundayız. Demokrasi gidiyor, biz başka işlerle uğraşıyoruz. Yarın hepinizin fişlendiğini göreceksiniz.” ifadelerini kullandı.HALUK KOÇ’UN İSTİFASI, KEMAL KILIÇDAROĞLU'NDAN DÖNÜŞBu arada, 30 Mart yerel seçimlerinde umduğu oy oranına yine ulaşamayan CHP, dün Parti Meclisi (PM) Toplantısı’nda sonuçları değerlendirdi. Özellikle ulusalcı kanatta yer alan PM üyeleri, sonuçları ‘başarısızlık’ olarak nitelerken, parti yöneticileri seçimlerde devletin tüm olanaklarıyla yarıştıklarını, mevcut tablonun ‘yetersiz ama olumlu’ olduğunu belirtti. Parti kulislerinde Kılıçdaroğlu’nun MYK’da değişiklik yapabileceği iddiaları gündeme getirilirken, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç’un 30 Mart seçimlerinin hemen ardından bu görevlerinden istifa ettiği, ancak istifasının kabul edilmediği ortaya çıktı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Nisan 2014 Cumartesi 09:34

Adım adım korku devletine

TBMM Genel Kurulu’nda önceki gün kabul edilen MİT Yasası, Türkiye’yi adım adım muhaberat devleti haline getirecek düzenlemeler öngörüyor. Cumhurbaşkanı’nın korumasına alınan MİT’e, istediği her türlü bilgiye ulaşma yetkisi veriliyor. MİT belgesi yayınlayan gazeteciler ise ağır müeyyidelerle karşı karşıya kalacak.‘Göstermelik’ komisyon denetim yapamayacakGenel Kurul’da kabul edilen yeni MİT yasasına göre, ‘Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu’ kurulacak. Komisyon MİT, Emniyet, Jandarma ve MASAK’ın Başbakanlık’a göndereceği, Başbakanlık’ın da birleştirerek Meclis’e göndereceği yıllık raporu görüşmekle görevli olacak. Mart ayında komisyona sunulacak bu raporda devlet sırrı niteliğindeki bilgiler yer almayacak. Komisyon bu raporu üç ay içinde görüşecek ve hazırlayacağı kendi raporunu Meclis Başkanlığı’na sunacak. Komisyonun görevleri arasında ‘denetim’ olmayacak. Komisyon milli güvenliğe ilişkin ‘görüş ve önerilerde’ bulanacak, uluslararası alanda bu konulardaki gelişmeleri izleyecek. Komisyon, toplantılarını ‘kapalı’ yapacak, gizlilik esasına göre çalışacak. Partilerin milletvekilli sayılarına göre 17 kişiden oluşacak komisyonda üyeler, görüşmeleri ‘açıklayamayacak ve sır olarak saklayacak.’ Raporların nasıl hazırlanacağına ilişkin Bakanlar Kurulu bir yönetmelik çıkaracak.1- MİT, HİLELİ BELGE HAZIRLAYABİLECEKMİT, istihbari faaliyetler için görevlendirilenlerin kimliklerini değiştirebilecek, kimliğin gizlenmesi için her türlü önlemi alabilecek, tüzel kişilikler kurabilecek. Kimliğin oluşturulması veya tüzel kişiliğin kurulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belge, kayıt ve dokümanlar ile araç ve gereçler hazırlayabilecek, değiştirebilecek, kullanabilecek.2- MİT, HER TÜRLÜ BİLGİYE ERİŞEBİLECEKMİT devletin güvenliğine, anayasal düzene, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların ifade tutanaklarına, her türlü bilgi ve belgeye erişebilecek, bunlardan örnek alabilecek. MİT, kamu kurumları, meslek kuruluşları, bankalarla diğer tüzel kişiler ve tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlardan bilgi, belge, veri ve kayıtları alabilecek, bunlara ait arşivlerden, elektronik bilgi işlem merkezlerinden ve iletişim altyapısından yararlanabilecek.3- MİT MÜSTEŞARLARI'NIN YARGILANMASINA CUMHURBAŞKANI ZIRHIMİT personeli ve müsteşarının yargılanmasına sınır getirilirken MİT müsteşarı sadece Yargıtay’da yargılanabilecek. Bunun için de cumhurbaşkanının izni gerekecek. Cumhurbaşkanı izin vermediği sürece MİT müsteşarı hiçbir şekilde yargılanamayacak. Aynı konuya ilişkin yeni ve somut delil ortaya çıkmadan, yeniden soruşturma yapılamayacak. İsimsiz, imzasız, adressiz, takma adla yapıldığı anlaşılan ya da belli bir olayı ve nedeni içermeyen, delilleri ve dayanakları gösterilmeyen ihbar ve şikayetler, cumhuriyet savcılarınca işleme konulmayacak.4- MİT MENSUPLARINA ‘SORUMSUZLUK’ KALKANICumhuriyet savcıları, MİT görev ve faaliyetleri ile mensuplarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde MİT Müsteşarlığı’na bildirecek. MİT Müsteşarlığı’nın, konunun görev ve faaliyetlerine ilişkin olduğunu belirtmesi veya belgelendirmesi halinde adli yönden başka bir işlem yapılamayacak ve herhangi bir koruma tedbiri uygulanmayacak. MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliği gereği veya görevin ifası nedeniyle diğer kişilere verdiği zararlar, idare tarafından tazmin edilecek.5- GAZETECİLERİN MİT HABERLERİ HAPİS SEBEBİMİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeleri, yetkisiz olarak alan, temin eden, çalan, sahte olarak üreten, bunlar üzerinde sahtecilik yapan, bunları yok eden kişiye 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilecek. MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerini herhangi bir yolla ifşa edenler ile MİT mensuplarının kimliklerini sahte olarak düzenleyen veya değiştiren ya da bu sahte belgeleri kullananlar, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Bu bilgi ve belgelerin medyada yayımlanması halinde yayınlayanlara 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası uygulanacak.6- YURT İÇİ VE YURT DIŞINDA OPERASYON YETKİSİMİT mevcut görevlerine ilave olarak ‘dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda’ Bakanlar Kurulu’nca verilen görevleri de yerine getirecek. Daha önce söz konusu maddede yer alan ‘her türlü’ (görevi) ifadesi çıkarıldı. Ancak bunun fiiliyatta hiçbir anlamı yok.7- ANKESÖRLÜ TELEFONLAR BİLE DİNLENEBİLECEKÖnleyici istihbarat elde etmek ve analiz yapabilmek amacıyla, MİT müsteşarı veya yardımcısının onayıyla yurtdışında veya yabancılar tarafından gerçekleştirilen iletişim ile ankesörlü telefonlarla gerçekleştirilen iletişim ve MİT mensuplarının, MİT’te görev almış olanların veya görev almak üzere başvuranların iletişimi tespit edilebilecek, dinlenebilecek, sinyal bilgileri değerlendirilebilecek ve kayda alınabilecek.8- TERÖR ÖRGÜTÜYLE GÖRÜŞMEYE YASAL KILIFPKK lideri Abdullah Öcalan’la yapılan ve yapılacak tüm görüşmeler yasal korumaya alındı. Buna göre MİT yerli, yabancı her türlü kurum, kuruluş, tüm örgüt veya oluşumlar ile kişilerle doğrudan ilişki kurabilecek, uygun koordinasyon yöntemlerini uygulayabilecek.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Nisan 2014 Cumartesi 07:11

Gül'den ‘emanetçi başbakan olmam' mesajı

Cumhurbaşkanı Gül, Köşk’e yeniden aday olmaması halinde mevcut şartlarda bir siyaset planının olmadığını söyledi. Rusya’da uygulanan Putin-Medvedev formülünü de demokratik bulmadığını bildirdi. Gül’ün bu sürpriz çıkışı “Emanetçi başbakan olmam” mesajı olarak yorumlandı.Cumhurbaşkanı Gül, Kütahya ziyaretinde çarpıcı açıklamalar yaptı. “Bugünkü şartlarda gelecekle ilgili bir siyaset planımın olmadığını paylaşmak isterim.” diye konuştu. “Bu, Köşk’e yeniden adaylığınızın bir işareti mi?” sorusu karşısında ‘aday değilim’ demedi. Rusya’daki Putin-Medvedev formülünün demokratik olmadığını da ifade etti.Cumhurbaşkanı’nın bu beklenmedik çıkışıyla ilgili olarak Zaman’a konuşan Köşk kaynakları, “Gül, emanetçi bir başbakan olmayı kesinlikle istemiyor.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Gül’ün, siyasi geleceğiyle ilgili bu çıkışı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan habersiz yaptığı öğrenildi. Konuşmasında ‘bugünkü şartlar’ vurgusunu özellikle yaptığı, Erdoğan’la görüşmelerinin ardından yeni bir durumun ortaya çıkabileceği kaydedildi. Erdoğan’ın muhtemel Köşk adaylığı durumunda ise Gül’ün kesinlikle aday olmayacağı dile getirildi. Gül, dün il ziyaretleri kapsamında gittiği Kütahya’da çarpıcı açıklamalarda bulundu. Valilikte gazetecilerin, Başbakan Erdoğan’ın “Köşk’e çıkarsam tüm yetkileri kullanacağım.” açıklamalarının hatırlatılması üzerine Gül, şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanlığı seçiminin gayet nezih neticeleneceğine inanıyorum. Eskiden yaşadığımız krizler, tartışmalar olmayacaktır. Herhangi bir belirsizlik de söz konusu değil. O yüzden ülkenin üzerine siyasi riskler yüklenmesin. Diğer taraftan tabii ki adaylar çıkacaktır.Bunlar da önümüzdeki günlerde belli olur. Sayın Başbakan ve benimle ilgili konular söz konusu olduğunda, bir araya gelip bunları konuşacağımızı, görüşeceğimizi zaten söyledik. Gördüğünüz gibi çeşitli istişareler, çeşitli temayül çalışmaları yapılıyor. Bunlar bütün seçimlerden önce, kararlar verilmeden önce yapılan şeylerdir. Biz de bir araya geldiğimizde konuşup bunları neticelendireceğiz.” Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili adaylar netleştikten sonra başka bir süreç başlayacağının altını çizerken siyasi geleceği hakkındaki spekülasyonlar hakkında şu yorumu yaptı: “Görüyorum birçok tartışmalar oluyor, birçok spekülasyonlar oluyor. Ben devletin bütün kademelerinde devletimize hizmet ettim, büyük bir şerefle bu görevleri yerine getirdim ve bundan büyük bir gurur da söz konusu olamaz. Bugünkü şartlar çerçevesinde benim gelecekle ilgili bir siyaset planımın olmadığını burada paylaşmak isterim. Çünkü bakıyorum, birçok spekülasyonlar birçok şeyler söyleniyor. Günü geldikçe bunlar daha çok konuşulacaktır, tartışılacaktır. Ama bunun da bilinmesini doğrusu arzu ederim.” Abdullah Gül, “Bu aynı zamanda Köşk’e yeniden adaylığınızın da bir işareti mi?” sorusu üzerine ‘aday değilim’ demedi. Şu açıklamayı yaptı: “Bugün Cumhurbaşkanı olduğum için bazı konuları açık konuşmak beni sınırlıyor. Ama şu bir gerçek ki ben bağımsız bir şekilde siyasete girmiş ya da cumhurbaşkanı olmuş bir insan değilim. Dolayısıyla muhakkak bunları arkadaşlarımız ile konuşacağımızı, tartışacağımızı ve neticede bir karara varacağımızı, bunu da kendi aramızda konuşarak halledeceğimizi söyledim. Dediğim gibi bunlar gayet açık, şeffaf bir şekilde olan konular. Türkiye yeterince olgun bir ülke. Hepimiz de yeteri kadar olgunuz. Onun için Türkiye’nin geleceği daima parlak olacaktır. Daima da iyi olacaktır.” Cumhurbaşkanı, “Aday olmazsanız, siyaseti bırakacak mısınız?” sorusuna ise “Mevcut şartlarda böyle bir planımın olmadığını söyledim.” karşılığını verdi.Cumhurbaşkanı Gül, vatandaşa Kutlu Doğum pilavı dağıttıCumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün cuma namazını Kütahya’da Ulu Cami’de kıldı. Cuma namazı sonrası Kutlu Doğum Haftası münasebeti ile hazırlanan pilavı Kütahyalılara dağıttı. Daha sonra bir otelde sivil toplum örgütü, sanayici, işadamları ve şehit aileleri ile bir araya gelerek yemek yedi. Temasları sırasında çini tanıtım standını gezen Cumhurbaşkanı, Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı ve Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğü’nü de ziyaret etti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Nisan 2014 Cumartesi 01:00

Seçim barajı kalkıyor, dar bölge sistemi geliyor

Başbakan Tayyip Erdoğan, dar bölge seçim sistemine geçilmesi için çalışma yürüttüklerini açıkladı.Dün Hisarcıklıoğlu Camii’nde cuma namazını kıldıktan sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, barajın tamamen kaldırılması ve her bir milletvekili için tek bir bölge anlamına gelen dar bölge seçim sistemine geçilmesini gündeme aldıklarını bildirdi. Meclis kapanmadan bu düzenlemeyi Genel Kurul’a getireceklerini kaydetti. Bu sistemin, AKP’nin mevcut oyları ile çok daha fazla milletvekili çıkarabilmesini sağlayacağı belirtiliyor. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dünkü açıklamaları ile ilgili bir soruya ise henüz bu açıklamalardan haberdar olmadığı gerekçesiyle cevap vermedi. Bu arada Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili istişarelerini milletvekillerinin ardından dün de il başkanları ile sürdürdü. AKP Genel Merkezi’nde basına kapalı yapılan Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda, il başkanları ile belediye başkanlarının nabzını tuttu. İçeriye girmeden önce başkanların telefonları toplandı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan’ın gündeminde yine Hizmet Hareketi vardı. “30 Mart öncesi yapılanlar öyle kolayca unutulacak, affedilecek şeyler değildi. Hesabı mutlaka sorulacak.” şeklinde konuştu. Adana’da polislerin tahliyesine tepki gösteren Erdoğan, ‘paralel çetenin mensubu’ ilan ettiği Hakim Hacı Hüseyin Bolat’ın kendisine cevap vermesine de sinirlendi. Hakime ‘haddini bil’ diye seslendi.KÖŞK İÇİN İLK İSTİŞAREYİ MİLLETLE YAPTIKBaşbakan, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda, “İlk istişaremizi 30 Mart’ta milletimizle yaptık. Ardından önceki gün milletvekillerimizle ikinci istişaremizi yaptık, bugün de sizlerle yapacağız. Önümüzdeki hafta içinde büyük kongre delegelerimizle gruplar halinde bir araya gelecek, bin 100 delegemizle istişaremizi sürdüreceğiz. İlgili her kesimin görüşlerini alacağız. Tabii ki Cumhurbaşkanı’mızla da ayrıca konuşacağız.” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Nisan 2014 Cumartesi 01:30

CHP, dershane yasasını Anayasa Mahkemesi’ne götürdü

CHP, dershanelerin kapatılmasını ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaklaşık 40 bin personelinin görevine son verecek kanunu iptal ve yürütmeyi durdurma talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi, “Dershane düzenlemesi teşebbüs hürriyetini ihlal etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki 40 bine yakın yöneticinin görevlerinin yasa ile sona erdirilmesi de Anayasa’ya aykırıdır.” dedi. Önceki gün internetle ilgili düzenlemenin iptalini isteyen CHP, dün de dershaneleri kapatan kanunla ilgili aynı taleple Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. CHP’li Hamzaçebi, konuyla ilgili TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, başvurunun gerekçelerini şöyle anlattı: “Dershanelerin kapatılması, Anayasa’ya aykırı olarak düzenlenmiştir. Asıl yapılması gereken Milli Eğitim sisteminin reforma tabi tutulmak suretiyle öğrencilerimizin dershanelere ihtiyaç duymadan yetiştirilmesidir. Asıl devrim budur. Bu yasa ile HSYK Yasası’nda olduğu gibi Milli Eğitim Bakanlığı’nda görevli bir kısım personelin görevi yasa ile sonlandırılmıştır. Kamu görevlileri görevlerinden ancak idari işlemle alınabilirler. Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun Rehberlik ve Teftiş Dairesi’ne bağlı müfettişlerin müfettişlerinin kaldırılmasına ilişkin düzenlemeyi de iptal davası dilekçemize konu ettik.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 23:27

Dar bölge seçim sistemi AK Parti ve BDP’ye yarıyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden gündeme getirdiği ‘dar bölge’ seçim sistemi doğrudan AK Parti’ye yarıyor.Dar bölge sisteminde seçim barajı kalkmış görünse de aslında yüzde 50’ye çıkıyor. Ülke 550 seçim bölgesine ayrılıyor ve her bölgeden bir milletvekili çıkıyor. Belediye başkanı seçimi gibi en fazla oyu alan vekil seçiliyor. Dar bölge, başkanlık sistemine daha yakın bulunuyor. Muhalefet, yerel seçimler öncesinde yapılan yasa değişikliği ile büyükşehirlerde ilçe ve köylerin de belediye başkan adayına oy vermesinden kârlı çıktığını gören AKP’nin şimdi de ‘dar bölge’ sistemi getirerek 2015’te yapılacak seçimlere yönelik ‘operasyon’ yapacağını düşünüyor. Muhalefet partilerine göre ‘AK Parti, son yerel seçimlerde çıkan oy oranına göre vekil sayısının düşeceğini gördü. Seçim sistemiyle oynayarak milletvekili sayısını artırmak istiyor. 2011’de yapılan milletvekili seçiminin dar bölge ile yapılması halinde AK Parti’nin 50, daraltılmış bölge ile yapılması halinde ise 15 civarında daha fazla vekil çıkaracağı hesaplanıyor. Son yerel seçimlerdeki oy oranlarına göre de 280 civarında vekil çıkarabilen AK Parti’nin, dar bölge sistemi ile vekil sayısını 330 seviyelerine çıkarabileceği belirtiliyor. CHP ve BDP yeni bir sistem getirmeden yüzde 10’luk barajın yüzde 3’e çekilmesini istiyor. MHP ise BDP’ye yarayacağı için barajın düşürülmesine soğuk bakıyor.MHP’yi olumsuz etkilerDar bölge sistemi BDP’ye de yarıyor. Bu sistemde BDP Güneydoğu’da vekil sayısını az da olsa artırıyor. Ancak BDP’yi güneydoğuya hapsediyor. BDP’li Altan Tan, dar bölge sistemini ‘seçim aritmetiği içerisinde BDP’yi Kürt illerinde, MHP’yi Orta Anadolu ve Çukurova’ya, CHP’yi de plajlara hapsetme taktiği’ olarak özetliyor. Bu sistem CHP’nin vekil sayısını düşürmekle birlikte ciddi oranda etkilemiyor. MHP’nin vekil sayısına ise darbe vuruyor. Dar bölgede MHP’nin vekil sayısı 20-25 civarında düşüyor. Sonuçta seçim çevrelerinin daraltılması büyük partilerin lehine, küçüklerin aleyhine bir durum oluşturuyor. Bu sebeple iktidar ile muhalefetin seçim sistemi konusunda anlaşma ihtimali gözükmüyor.Yasanın mayısta çıkması gerekiyorBu durumda AK Parti, seçim sistemi üzerinde yapacağı değişikliği tek başına Meclis’e getirecek. Meclis’te ciddi tartışmalara sebep olması beklenen bu değişikliklerin ise 7 Haziran’a kadar yasalaşması gerekiyor. Çünkü seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, üzerinden bir yıl geçmeden uygulanamıyor. Genel seçimlerin 7 Haziran 2015’te yapılacağı dikkate alındığında AK Parti’nin kanun değişikliğini mayıs ayı içinde Meclis’ten geçirmesi gerekiyor.Dar bölge sistemi nedir? Nasıl uygulanır?‘Dar bölge’ sisteminde baraj olmuyor. Demokratik bir sistem ancak adil değil. Sistemde ülke 550 seçim bölgesine ayrılıyor. Yani her milletvekili için bir seçim bölgesi oluşturuluyor. Seçmenlerden en fazla oyu alan milletvekili seçiliyor. Bu sistemde vatandaş partiden çok adaya oy veriyor. Dar bölge sisteminde milletvekilleri, genel merkez ve parti liderine karşı daha bağımsız oluyor. Bu sistemde bağımsız adayların şansı da yükseliyor. Bu sistemin dezavantajı olarak ise, ‘güçlerini seçim bölgesinden alacak vekillerin parti disiplinine uymaması, küçük partilere şans vermemesi, mezhep ve etnik unsurların ön plana çıkabilmesi’ gösteriliyor.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Nisan 2014 Cumartesi 00:39

İnternetteki ses kayıtları için AYM’ye başvurdu

Başbakan Tayyip Erdoğan, 17 Aralık yolsuzluk soruşturması sonrasında sosyal medyada yayınlanan ses kayıtlarının kaldırılmasına yönelik mahkeme kararlarının uygulanmadığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.Erdoğan’ın verdiği dilekçede, sosyal paylaşım ağı Twitter’da ‘BASCALAN’ isimli profilden ses kayıtlarıyla ilgili tweet atıldığı, ‘ismailsaymaz’ isimli hesaptan bireysel başvuruya konu olan montaj ses kaydının YouTube linkinin paylaşıldığı belirtildi. Ses kayıtlarıyla ilgili Ankara Sulh Ceza Mahkemesi’nin erişimin engellenmesi yönünde mahkeme kararı bulunduğu belirtilerek, mahkeme kararlarının uygulanmadığı için hak ihlallerinin devam ettiği kaydedildi. Yargı kararlarının uygulanmamasından dolayın manevi zarara uğradığı gerekçesiyle 50 bin lira manevî tazminat talebinde bulundu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Nisan 2014 Cumartesi 01:27

MİT yasasına tepki yağıyor; kim ne dedi?

TBMM Genel Kurulu’nda önceki gün kabul edilen MİT Yasası, Türkiye’yi adım adım muhaberat devleti haline getirecek düzenlemeler öngörüyor. İşte yasaya verilen tepkiler:Bu yasayı size karşı da kullanırlarCHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk: Bu yasa Millî İstihbarat Teşkilatı’nı hükûmetin yasa dışı her türlü işini yürütebileceği bir el teşkilatı hâline getirecek, bu mümtaz teşkilattan, bu güzide konumdan alacak ve bu yarın öbür gün size de ters tepecektir. Yarın öbür gün gelecek olan iktidarlar bunu size karşı kullanırlar, bunu düşünün. Hiç kimse eline geçen böyle bir fırsatı değiştirmez. Elinize bir kurumu getiriyorsunuz, bu kurumu Türkiye’nin Millî İstihbarat Teşkilatı gibi şanlı bir isminden âdeta bir muhaberat teşkilatı hâline getiriyorsunuz.MİT sizi de fişleyecekMHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu: Sizin hakkınızda da MİT birtakım fişlemeler yapacak. Sizin hakkınızda da birtakım istihbari bilgiler toplayacak. Yarın ortaya çıkardığı zaman, o da mı paralel olacak, ona da mı paralel diyeceksiniz? Siz yapıyorsunuz bunları. Görmeniz gerekir. Yanlış yaptığınız zaman “devlet” denilen mefhumu da ortadan kaldırırsınız. “Devlet” denilen şey bir kültürdür, devlet adamı olmak bir kültür meselesidir. Devleti yıpratmamak, Türkiye’de sadece milletvekillerinin değil, her bireyin mecburi olduğu bir vazifedir. Ama öyle yasa çıkarıyorsunuz ki ne yapacağınızı siz de bilmiyorsunuz.Yeni bir paralel yapı kuruluyorMHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay: Bu MİT Yasası’yla yeni bir paralel yapılanma kurulmaktadır ve ülkeye, millete ve devlete vereceği zararları bugünden hesap etmek de kolay değil. Ve sonra oturup yine bu iktidar sahipleri ağlayacaklar “Ne kadar safmışız, ne istediler de vermediler.” diye ve bu yeni yapı bir bumerang gibi mutlaka iktidarı da vuracaktır, bu kaçınılmaz. Kurulan bu MİT rejimiyle herkes dinlenecek, fişlenecek, kontrol edilecek; herkes baskı, tehdit ve şantaj altında kalacak. Denetlenemeyen, hesap sorulamayan ve her türlü provokasyona açık bir yapı kuruluyor.MİT, hukuka değil AKP’ye bağlandıMHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri: Devlete ve hukuka değil AKP’ye bağlı ve bağımlı yeni bir istihbarat teşkilatı meydana getirilmek isteniyor. İstihbaratta AKP’ye bağlı, AKP iktidarını korumak ve kollamaktan sorumlu yeni bir yapı meydana getiriliyor. MİT’in denetimsizliğini gizlemek için sözde işlevsiz bir TBMM komisyonu kuruluyor. Çıkarılan yeni MİT Yasası açıkça Anayasa’ya aykırıdır. Umuyoruz ki, Cumhurbaşkanı şimdiye kadar yapmadığını yapar, işi Anayasa Mahkemesi’ne bırakmaz ve bu yasayı veto eder.Uyduruk komisyonla denetim olmazMHP Osmaniye Hasan Hüseyin Türkoğlu: Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu dediğiniz bu komisyon, ben affınıza sığınarak söylüyorum, çok uyduruk bir şey. Bakın, bu komisyonun görevleri: “Öneri sunmak, gelişmeleri izlemek, rapor hazırlamak, öneriler geliştirmek.” Görevleri bunlar. Bunların nasıl bir denetim komisyonu görevi olduğunun izah edilmesi lazım.Meclis Komisyonu ancak MİT’in mazot giderlerini öğrenebilirMHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan: Bakın “İlgili kurumlar ve Başbakanlıkça hazırlanacak raporlarda, komisyon raporlarında ve bunların ekleriyle komisyon tutanaklarında devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelere yer verilmez.” diyor. Siz, neyi denetleyeceksiniz? Sadece mazot paralarıyla kırtasiye giderlerini denetleyeceksiniz. Milleti kandırmayın. Bu yasa bir gün sizin başınıza da umulmadık belalara yol açacaktır, bunu da size hatırlatmak istiyorum. Bir gün bu oyunu bitiren yine Hakan Fidan olacak, çıkacak sahneye: “Beyler, oyun bitti, hepiniz aşağıya.” diyecek. Bu kanunla verdiğiniz yetkilerle beraber MİT en son sizin ipinizi çekecektir göreceksiniz. Bu sözlerimi de lütfen bir kenara not ediniz.Bu kanunla altın kaçakçılığı ve karapara aklama bile yapılabilirCHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu: Yetki verdiğiniz MİT yetkilileri, başka paralel yapıların inisiyatifine girerse -ki girme ihtimali sizin bu tarzınızla, devleti bölüşme kaygınızla ve iktidarda kalabilmek için yeni ortaklar arama kaygınızla devam edip gidecektir- bir gün bu kanunlarla sizi de yargılayabilirler, bu kanunlarla hiç sorgusuz sualsiz yine geçmişte olan yasa dışı uygulamalarda olduğu gibi faili meçhul cinayetler işlenebilir, bu kanunlarla altın kaçakçılığı yapılabilir, karapara aklamaları yapılabilir, bölüşümde sorun çıktığında da bu kanunlarla MİT yetkilileri hükûmetin, milletvekilinin, bakanların -her türlü- cumhurbaşkanının yetkilerinin üstüne geçebilir çünkü bu kanunla kendimize vermediğimiz yetkileri onlara veriyoruz.Millet ne istiyorsa onu yapıyoruzAKP Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin: Aynı yüzler ve aynı isimler her seferinde olduğu gibi milletin isteğinin dışında hareket etmekte, oysa AK Parti milletimiz ne istiyorsa onu bu Parlamentoya getirip öncelikli gündem maddesi hâline getiriyor ve bu ihtiyaçları bir bir gideriyor. Bunlardan biri de MİT Kanun Teklifi ve özellikle de bu denetim komisyonunun kurulmuş olması. Eğer bu Millet Meclisi kendine öz güveni varsa karşısına muhatap olarak aldığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu ve devlet istihbarat hizmetlerini yürüten bu kurumlardan milletin arzu ettiği ve cevap beklediği konuların tamamının cevabını alabilecek güçtedir.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

19 Nisan 2014 Cumartesi 11:58

Ali Babacan: Hukuk konusunda problemlerimiz çok fazla

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan "Hukuk konusunda problemlerimiz çok büyük. Ülkede güven ortamının sağlanabilmesi için iyi işleyen bir hukuk düzeni ve yargı mekanizması olması gerekir." dedi.Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Boğaziçili Yöneticiler Vakfı'nın düzenlediği 3. Özgün Yönetim Uygulamaları 2014 Zirvesi'ne katıldı. Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen forumun açılış konuşmasını yapan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Boğaziçi Üniversitesi'nin ülkenin gurur kaynağı olan kurumlarından bir tanesi olduğunu belirtti. Kendisinin Ortadoğu Teknik Üniversitesi mezunu olduğunu ifade eden Babacan, 17 yıldır özel sektörde, 11 yıldır da kamu sektöründe çalışmış olduğunu ifade etti."GÜVEN, AKŞAMDAN SABAHA KAZANILMIYOR"Türkiye'nin son dönemdeki başarılarına kaynak olarak güven kavramını gösteren Ali Babacan, "Güven kavramını çok önemsiyorum. İster kamuda, ister özel sektörde olsun güven oluştuktan sonra yönetim kolaylaşıyor. Yerine getiremeyeceğiniz sözü asla vermeyeceksiniz. Güven varsa şirketlerin iş yapması kolaylaşıyor. İş dünyasında itibar, güven nasıl önemliyse siyasette de öyle. Güven oluştuktan sonra yönetim kolaylaşıyor. Güven yoksa herkes diyor ki 'yap görelim'. Dünyada son yaşanan krize bakıldığında güven krizi olduğunu görüyoruz. Güven yoksa ekonomide canlanma meydana gelmiyor. Yıllardır böyle bir tabloyu gördük. Güven öyle bir kavram ki akşamdan sabaha kazanılmıyor, emek gerekiyor. Kaybetmek ise çok kısa bir zaman diliminde gerçekleşiyor" dedi."TÜRKİYE'NİN REFORM KONUSUNDA İHTİYAÇLARI VAR"Son dönemde dünya ekonomisinde bir miktar toparlanma görüldüğünü söyleyen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Ülkeden ülkeye toparlanma hızının değişik olduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Geçen sene Mayıs'tan bu yana gelişmekte olan ülkelerin ekonomileriyle alakalı daha olumsuz bir öngörü var. Tam bir yıl önce, bizdeki Gezi olaylarının da üst üste takviye olarak çakışacak şekilde, gelişmekte olan ülkelerde gerçekten piyasalarda ciddi hareketlilikler yaşandı. Biz o dönemde şunu söyledik, merkez bankalarının yeni bir politika anlayışına geçmesiyle beraber bunun etkisi olacak dedik. Çok daha güçlü olan bankacılık sistemleri var. Önümüzdeki 10 yılın gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızı, gelişmiş ülkelere göre daha hızlı olacaktır. Son 1 yıldır yaşadıklarımız aslında Türkiye'nin reform konusunda ihtiyaçlarının olduğunu bize gösteriyor. 11 yıldır demokratikleşme, temel hak ve özgürlüklerde ve hukuk devleti olabilmek için mücadele veriyoruz. Ama hala arzu ettiğimiz noktada değiliz. Geçen yıl Ekim ayında açıklamış olduğumuz demokratikleşme paketi, ne ilk ne de son adımdı. Daha atmamız gereken çok adımlar var. Haklar ve özgürlükler konusuna baktığımızda hala sorunlarımız var" diye konuştu."HUKUK KONUSUNDA PROBLEMLER BÜYÜK""Hukuk konusunda problemlerimiz çok büyük" diyen Babacan, ülkede güven ortamının sağlanabilmesi için iyi işleyen bir hukuk düzeni ve yargı mekanizması olması gerektiğini ifade etti.Ali Babacan, "Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir Türkiye arzu ediyoruz. Hukuk, hem demokrasimiz hem ekonomimiz için önemli. 1. sınıf bir demokrasi olabilmek aynı zamanda gerçek anlamda hukuk devleti olmakla mümkün. Eğer hukuk devleti değilseniz demokrasi bir süre sonra kaos getirebilir" dedi."YOLSUZLUKLA MÜCADELE OLMAZSA OLMAZ"Evrensel normları baz almış sıhhatli bir hukuk sistemi, gerçek anlamda bir hukuk devleti olma hedefinin konulması gerektiğini söyleyen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Hukuk devleti olmadan gelişmiş bir ekonomi olmak da mümkün değil. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik deyince kuşkusuz bunun hemen yanında yolsuzluklarla mücadelede her ileri demokrasinin, her gelişmiş ekonominin olmazsa olmaz bir konusudur. Bu konuda tavizsiz olmak, varsa bir iddia o iddianın sonuna kadar gitmek ve doğruyu yanlıştan net bir şekilde ayırabilmek, yanlık içinde olanların da hesap vermesini sağlamak son derece önemli. Kural koydunuz, eğer uymamanın bir cezası yoksa kuralın zaman içinde bir anlamı olmaz" diye konuştu.(DHA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 06:57

‘Zehir var’ tespitinden ‘zehirlenme yok’ raporu nasıl çıktı?

Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili Adli Tıp Kurumu’nun verdiği, ‘zehir var, zehirlenme yok’ raporunun nasıl yazıldığını, sürecin bizzat içinde yer alan bir adli tıp uzmanı, Zaman’a anlattı. Buna göre, ilk incelemede Özal’ın zehirlendiğine hükmeden heyetin raporu daha sonra ‘zehir var, zehirlenme yok’ şeklinde değiştiriliyor.Adli Tıp Kurumu’nun merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la ilgili verdiği, ‘Zehir var, zehirlenme yok’ raporunun nasıl yazıldığı ortaya çıktı. Büyük tartışmalara yol açan raporun ayrıntılarını sürecin içinde yer alan bir adli tıp uzmanı, Zaman’a anlattı. Buna göre, ilk incelemede Özal’ın zehirlendiği tespit edildi. Ancak toplantılara birçok kurul üyesi çağrılmadı. Rapor tamamlandıktan sonra üyelerden imza istendi. Uzman, “Üyelerin çoğunun özet raporu okumadığını düşünüyorum. Raporun içinde bütünlük yoktu, bilgiler çelişiyordu, bazı zehirler dikkate alınmamıştı. Yüksek çıkan oranlar ölçüm hatası diye kabul edilmedi. Tekrar incelenmeli.” diyor.Turgut Özal’ın naaşının incelemesi sürecinde birçok eksikliğin ön plana çıktığını anlatan adli tıp uzmanı, Özal’da yüksek çıkan kadmiyum düzeyinin dikkate alınmadığına dikkat çekiyor. Şöyle diyor: “Özal’ın vücudunda araştırılan zehirlerden kadmiyum 18.15 ppm tespit edildi, ancak dikkate alınmadı. Rapora yüksek çıkan kadmiyum değeri değil, başka cihazla elde edilen 1 ppm’lik sonuç veren, düşük dozlu test sonuçları dikkate alındı. Diğeri görmezden gelindi, ölçüm hatası olarak kabul edildi.” Zehirlenmenin tespiti için Özal’ın böbreklerinden doku alınmamasını da büyük bir eksiklik olarak anlatıyor: “Özal’ın son 15 gün ve bir ay içinde zehirlenerek öldürüldüğünün tespiti için böbreklerden doku alınıp kadmiyum düzeyinin tespitinin yapılması gerekiyordu. Vücut bütünlüğü korunmasına ve birçok iç organ doku kalıntıları mevcut olmasına rağmen böbreklerden numune alınmadı. Akut zehirlenme testi yapılmadı. Kadmiyum, akut safhada böbreklerde biriken ve kan kimyasını da bozan ağır bir metal olarak biliniyor. Sadece kemik doku analizi yapılmış olması kadmiyuma ait akut zehirlenmenin tespiti için yeterli değil. Çünkü kemik dokuda tespiti için uzun süreli ve kronik maruziyet gerekiyor.” Turgut Özal’ın naaşının temas ettiği mezar toprağında, etraftan alınan toprak numunelerine göre 50 kat fazla DDE (DDT’nin parçalanma ürünü) çıktığını anlattı. “Bu ayrıntı, 19 yıl boyunca sürekli yer altı sularının ve biriken yağmur sularının etkisi ile yıkanmış bir mezar toprağı için etraf numunelere göre çok yüksek bir orandı; ama dikkate alınmadı. Ayrıca inceleme sürecinde laboratuvar ortamında iki farklı zehir daha bulundu. Bu zehirler rapora hiç girmedi.” dedi. ‘Zehirlendi’ iddiaları üzerine Özal’ın ölümüyle ilgili soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın çarpıcı bir talimat verdiği de belirlendi. Savcılığın Özal’ın naaşından alınan numunelerle ilgili Adli Tıp’a ‘İkinci bir emre kadar imha etmeyin’ talimatı verdiği ortaya çıktı. Delil niteliğindeki numunelerin özel bir birimde saklanması istendi.CEVAP BEKLEYEN SORULARÜyelerin tamamı 1. İhtisas Kurulu raporunu ayrıntılı olarak okudu mu?Davet edilen hocaların konuyla ilgili akademik ve mesleki çalışmaları nelerdir? Yeterlilikleri nasıl tepsit edilidi?Otopsi materyallerinde tespit edilen pestisit (öldürücü madde) düzeyleri her kişi için aynı mıdır? Savcılığa iletilen tartışmalı rapordaki örnekler doğru mu?Zehir değerleri ile ilgili verilen ve literatürde ‘referans alınan değerler’ her coğrafi bölge için geçerli olabilir mi?Cumhurbaşkanının ölümünden sonra yapılan kan analizlerinde normalin 3-4 katı olduğu tespit edilen ‘fosfor’ düzeyi (ölümü sırasında ağzından köpük geldiği iddialarına rağmen) nedeniyle organoklorlü zararlı öldürücü maddelerin yanı sıra zirai ilaç zehirlenmesi niçin çalışılmamıştır? Bu kadar yüksek fosfor değerinin biyokimyasal veya toksikolojik açıdan izahı gerekmez miydi?DDT (öldürücü madde), klinik olarak daha yatkın kişilerde ‘ani toksik etki’ sonucu ölüm oluşturabilir mi?DDT ile ilgili olarak tespit edilen düzeyin ‘akut zehirlenme mi yoksa ‘kronik maruziyet’ mi olduğu ayrımı yapılabilir mi?İlaçların ve toksik kimyasalların etkinliği ile kan protein düzeyleri arasında klinik bir ilişki var mıdır?Kadminyum (CD) düzeyi analizlerinde kullanılan XRF yöntemi ile ilgili ifade edilen bulaşma ihtimali bu yöntemin terki için neden gerekçe olmuştur? Bu ihtimal giderildikten sonra neden tekrar XRF ile çalışılmamış ve yöntem değişikliğine gidilmiştir?Mezarı başında dualarla anıldıTürkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal, vefatının 21. yıldönümünde Topkapı’daki anıt mezarı başında düzenlenen törenle anıldı. Törene merhumun eşi Semra Özal, oğulları Ahmet Özal, Efe Özal, gelini Sinem Özal ile AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, çeşitli siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Yürümekte zorlanan Semra Özal, anıt mezara özel asansörle indirildi. Cumhurbaşkanlığı temsilcisinin anıta çelenk koymasıyla başlanan törene saygı duruşuyla devam edildi. Daha sonra başta Semra Özal ve Ahmet Özal olmak üzere aile üyeleri, taziyeleri kabul etti. Taziyenin ardından dualar okundu. Geçtiğimiz yıl anjiyo olduğu için anma törenine katılamayan merhum 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın büyük oğlu Ahmet Özal, aradan geçen 21 yıla rağmen babasının yerinin doldurulamadığını söyledi. Özal, “Herkes hâlâ her gün onu anıyor.” dedi. Turgut Özal’ın ölümü üzerine şaibelerin devam ettiğine vurgu yapan Özal, “Açılan davalar, adli tıp raporu üzerine oynanan oyunlar olduğu biliniyor. Raporun eksik parçaları var. Birileri engellemeye çalışıyor. Kimlerin engellediğini bilmiyorum. Bunları kimin engellemeye çalıştığı bir gün ortaya çıkacaktır.” şeklinde konuştu. Tören sırasında duygulu dakikalar yaşayan merhum Turgut Özal’ın eşi Semra Özal ise aradan geçen 21 yılın kendisi için bir asır gibi olduğunu söyleyerek, “Yerinin doldurulması imkânsız, dolmadı, dolmaz da…” diye konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 00:45

Özal’ın şüpheli ölümünün ardındaki gerçeklerin üzeri neden örtülemez?

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şüpheli ölümüne ilişkin sis perdesi 21 yıldır aralanamıyor.Önce Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun raporu, sonra Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın ‘fethi kabir’ kararının ardından sorulara cevap bulmak için Özal’ın naaşından ilk kez bilimsel numuneler alınmış oldu. 2 Ekim 2012’de kabri açıldı. Aralık ayının başına kadar Adli Tıp Kurumu uzmanları eliyle ilerleyen bir araştırma süreci yaşandı. O güne kadar uzmanlar şüpheleri aydınlatmak için ailesindeki ‘birkaç saç teli’nin incelenmesine bile razı idi. Feth-i kabir ise Özal’ın ölümünü araştıran savcılık ve bilim adamları için adeta yepyeni bir umut oldu. Vücut bütünlüğü büyük oranda korunmuş olan Özal’ın naaşının çıkarılmasından sonra dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, adli tıp uzmanlarının ‘umduklarının çok ötesinde verilere’ ulaştıklarını kaydetti. Özal’ın kalp kası, karaciğer, böbrek gibi organlara ait doku örnekleri beklenenin çok üzerinde sağlam çıkmıştı. Kemik iliği numunesi dahi elde edildi. Uzmanlar bu kadar çok örneğin incelenmesi sonrasında eksik bir sonucun çıkmasının imkân dışı olduğu değerlendirmeleri yaptı. İlk bulgularda çok net şekilde zehirlenmeye ilişkin veriler elde edildi. Ancak ilerleyen haftalarda ‘zehir var ama zehirlenme yok’ şeklinde bir tez işlenmeye başlandı. Özal’ın şüpheli ölümünün araştırılması aşamasında Zaman’ı ‘komploculukla’ suçlayan Sabah, Takvim gibi yayın kuruluşları daha o günlerde adeta olayı kapatmak adına bu teze sarılmıştı. Ancak sonraki bilimsel ve adli süreçler bunun tam tersi çıktı. Savcının ısrarlı takibi, bilim adamlarının gayreti gerçeklerin üstünün örtülmesini engelledi. Aralık 2012’de İstanbul-Ankara arasında yaşanan Adli Tıp raporlaşma trafiği de tekrar masaya yatırılmayı hak ediyor. Çünkü Özal’ın ölümünden iki ay önce 5 Şubat 1993 tarihli The Methodist Hastanesi’nden aldığı kalbi sağlam anlamına gelebilecek rapor bile Adli Tıp’taki son süreçte görmezden gelinmişti. Birileri ısrarla Özal’ın ‘zehirden değil, kalpten öldüğü’ tezini savunuyordu. Bu tip soruşturmalarda hem basın ahlakı hem de hukuk cevapsız soru kalmaması, her ihtimalin masaya yatırılmasını öngörür. Hele ölümü araştırılan kişi bir cumhurbaşkanı ise hassasiyet daha yüksek olmalıdır. Zaman’ın hassasiyetini anlamayan havuz medyası şimdi ‘Paralel medyanın Turgut Özal tuzağı’ deyip işin içinden sıyrılmaya uğraşıyor. Süreci yakından takip eden adli tıp uzmanının anlattıklarını haberimizde okuyacaksınız. Söz konusu kişinin söyledikleri, Zaman’ın o süreçte yazdıklarıyla bire bir örtüşüyor. Adının açıklanmasını istemeyen bu uzman, aslında bütün oyunları deşifre ediyor. Bir not olarak, Özal’ın şüpheli ölümünün soruşturulması adına bu haberimizi de tarihe emanet ediyoruz. ‘Zehir var ama zehirlenme yok’ gibi absürt bir raporla olayı örtmek isteyenler bunu da yalanlamaya kalkışabilir. Bizim derdimiz birilerini zan altında bırakmak değil, gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamak, bu yöndeki çabalara destek olmaktır. Onların rahatsız olduğu gerçekler er ya da geç ortaya çıkacaktır. Bu açıdan Özal’ın ölümündeki şüphelere dair yeni tespit ve açıklamalar, Adli Tıp’taki sürecin ve delillerin yeniden incelenmesi yönündeki söylemleri haklı kılıyor. Soruşturmayı yürüten savcının, ‘Özal’a ilişkin adli tıp numunelerinin tamamının ikinci bir emre kadar muhafaza edilmesi’ talimatı vermesi bunun en önemli göstergesi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 00:45

‘Muhaberat devleti’ sistemine ‘göstermelik komisyon’ paravanı

Türkiye'yi ‘muhaberat devleti' haline getirecek olan MİT yasa teklifi muhalefetin tepkilerine rağmen kabul edildi. Yasaya eklenen bir maddeyle Meclis'te bir ‘Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu' kurulacak. Ancak içinde ‘denetim' geçmeyen komisyonu muhalefet ‘göstermelik' olarak değerlendirdi.MİT Kanun Teklifi muhalefetin tepkilerine rağmen Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Yasaya eklenen bir madde ile Meclis'te bir ‘Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu' kurulacak. Muhalefetin ‘göstermelik, uyduruk, göz boyama, içinde denetim olmayan' şeklinde nitelediği komisyon MİT, Emniyet, Jandarma ve MASAK'ın Başbakanlık'a göndereceği, Başbakanlık'ın da birleştirerek Meclis'e göndereceği yıllık raporu görüşmekle görevli olacak. Mart ayında komisyona sunulacak bu raporda ‘devlet sırrı' niteliğindeki bilgiler yer almayacak. Komisyon bu raporu üç ay içinde görüşecek ve hazırlayacağı raporu Meclis Başkanlığı'na sunacak. Komisyonun görevleri arasında ‘denetim' olmayacak. Komisyon milli güvenliğe ilişkin ‘görüş ve önerilerde' bulunacak, uluslararası alanda bu konulardaki gelişmeleri izleyecek. Komisyon toplantılarını ‘kapalı' yapacak, gizlilik esasına göre çalışacak.CHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi, yeni komisyonu ‘göstermelik' olarak nitelerken hiçbir denetleme yapmayacağını vurguladı. Komisyonun görevleri arasında tek bir ‘denetim' ifadesinin bile geçmediğinin altını çizen Hamzaçebi, “Bu denetim komisyonu değil, kimse kimseyi kandırmasın. Komisyon, Başbakanlık'ın usulen göndereceği bir rapor üzerine görüşme yapacak ve bitecek. Denetim yok. Sanki yasama organının denetim yetkisi varmış gibi bir algı oluşturulacak. Komisyon raporu görüştü diyelim. Ne olacak sonra? Rapor Genel Kurul'a bile gelmeyecek. Sadece komisyon görüşecek, o kadar.” dedi. MHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu ise yeni komisyonu, ‘dostlar alışverişte görsün' ve ‘göz boyama' olarak değerlendirdi. Komisyonun görevleri arasında ‘denetimle alakalı hiçbir ifade olmadığını' belirten Halaçoğlu, “MİT'in her şeyi devlet sırrı, bu komisyon neyi görüşecek?” diye sordu. BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise kurulan komisyonu ‘öneriler komisyonu' olarak niteledi. Kabul edilen yasaya göre Öcalan'la yapılan ve yapılacak tüm görüşmeler yasal zırh altına alındı. Buna göre MİT, yerli, yabancı her türlü kurum, kuruluş, tüm örgüt veya oluşumlar ile kişilerle doğrudan ilişki kurabilecek, uygun koordinasyon yöntemlerini uygulayabilecek. MİT personeli ve müsteşarının yargılanmasına sınır getirilirken MİT müsteşarı sadece Yargıtay'da yargılanabilecek. Bunun için de cumhurbaşkanının izni gerekecek.HER TÜRLÜ BİLGİYE ERİŞEBİLECEKMİT, devletin güvenliğine, anayasal düzene, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların ifade tutanaklarına, her türlü bilgi ve belgeye erişebilecek, bunlardan örnek alabilecek. Kurum, istihbari faaliyetler için görevlendirilenlerin kimliklerini değiştirebilecek, kimliğin gizlenmesi için her türlü önlemi alabilecek, tüzel kişilikler kurabilecek. Kimliğin oluşturulması veya tüzel kişiliğin kurulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belge, kayıt ve dokümanlar ile araç ve gereçler hazırlayabilecek, değiştirebilecek, kullanabilecek. Cumhuriyet savcıları, MİT görev ve faaliyetleri ile mensuplarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde MİT Müsteşarlığı'na bildirecek. MİT Müsteşarlığı'nın, konunun görev ve faaliyetlerine ilişkin olduğunu belirtmesi veya belgelendirmesi halinde adli yönden başka bir işlem yapılamayacak ve herhangi bir koruma tedbiri uygulanmayacak. MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliği gereği veya görevin ifası nedeniyle diğer kişilere verdiği zararlar, idare tarafından tazmin edilecek.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 00:45

CHP, internet düzenlemesinin iptali için AYM’ye başvurdu

CHP, aralarında internetle ilgili düzenlemelerin de yer aldığı bazı kanun maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.Başvuru dilekçesini mahkemeye sunan CHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi, çeşitli kanunlarda yer alan bazı maddelerin ‘anayasaya aykırılık' gerekçesiyle iptalini ve yürütmelerinin durdurulmasını istediklerini belirtti. Hükümetin yeni düzenlemelerde toplum üzerindeki baskısını artırdığını belirten Hamzaçebi, “Tarihte zulmün ve baskının sembolü olarak anılan firavunlar, Musa'dan korkardı. Türkiye'de zulmün ve baskının sembolü olan firavun ise kuştan korkuyor. Kuşla kavga eden bir yönetim var.” dedi. Özellikle internet yayınları konusundaki düzenlemelerin toplumda büyük tepkilere neden olduğunu hatırlatan Hamzaçebi, “İnternette yasaklar getiren bu yasa ile Türkiye irtifa kaybetmiştir. Twitter yasakları, YouTube yasakları, internet yasakları, medya üzerindeki baskılar Türkiye'ye yakışmamaktadır. Türkiye'de sosyal medyadan, internetten, ifade özgürlüğünden, medyadan korkan bir hükümet var.” diye konuştu.DERSHANE KANUNU DA BUGÜN AYM'YE GİDİYORDüzenlemeyle Telekomünikasyon İletişim Başkan-lığı'na (TİB) sınırsız yetkiler verildiğine işaret eden Akif Hamzaçebi, düzenlemenin özel hayatın gizliliğini ve kişisel verilerin korunması yönündeki anayasal güvenceyi ihlal edecek nitelikte olduğunu kaydetti. CHP'li Hamzaçebi, Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Kanunu'yla ilgili olarak, yaklaşık 40 bin yöneticinin görevini sona erdiren ve dershanelerin kapatılmasına yönelik düzenlemeleri içeren kanunun iptali için de bugün Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapacaklarını söyledi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 00:45

Erdoğan, ‘23 Nisan çocukları’yla buluştu

Başbakan Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında Türkiye'ye gelen yabancı çocukları kabul etti.14 ülkeden gelen çocuklar, Erdoğan'a birbirinden ilginç hediyeler sundu. Erdoğan da onlara dolmakalem verdi. Sırasıyla sahneye Belarus, Çek Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Karadağ Cumhuriyeti, Kırgızistan, Macaristan, Maldivler, Seyşeller, Suriye, Yemen ve Türkiye'den gelen çocuklar çıktı. Hindistan'dan gelen çocuk bir tablo hediye ederken, Japonya'dan gelen küçük misafir ise geleneksel Japon çalgılarından olan taiko isimli bir davul verdi. Erdoğan, çocuk yanına gelince davula eliyle vurdu. Daha sonra sahneye çıkan Suriyeli Ömer Nakşibendi isimli bir çocuk ise Türkçe olarak İstiklal Marşı'nı okudu. Erdoğan, İstiklal Marşı'nı okuyan çocuğu öptü. Gazetecilere dönerek, "Suriyeli ama İstiklal Marşı'nı bizden iyi okuyor." dedi. Ömer Nakşibendi'nin aslen Halepli olduğu, Suriye'de çıkan iç savaşın ardından Türkiye'ye geldiği ve Nizip konteyner kentinde yaşadığı öğrenildi. 6,5 yaşında olan Ömer'in 5 kardeşi olduğu, 2 yıldır kampta gittiği okulda Türkçeyi anaokulunda öğrendiği aktarıldı. Ömer'in bir kardeşinin de çatışmalarda yaralandığı kaydedildi. Konuk çocuklar daha sonra merdivenlerde Erdoğan ile fotoğraf çektirdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 23:00

Yaşar Kaya, 21 yıl sonra yurda döndü

Kürt siyasetinin önemli simalarından eski Demokrasi Partisi (DEP) Genel Başkanı Yaşar Kaya, 21 yıl sonra Türkiye’ye döndü.Ancak 1994 yılındaki bir soruşturma sebebiyle Esenboğa Havalimanı’nda polis tarafından gözaltına alınarak Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Kaya, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Türkiye’ye 3 ay içinde dönmesi halinde tutuklanmayacağı yönünde verdiği güvence sayesinde dönüş kararı almıştı. Yaşar Kaya’nın eski eşi Yurdan Alaca, “Üzgünüz, biz de bilmiyoruz adliyeye çıkacakmış. Mahkeme karar verecek. İnşallah salıverilir ve tutuksuz yargılanır. Umudumuz bu barış.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 00:44

Durum muhasebesi istedi: 9 yaşındaki Mert’e kıyan sapık, bu toplumdan nasıl çıktı?

MHP lideri Devlet Bahçeli, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden son dönemde artış gösteren şiddet olaylarını değerlendirdi.Toplumsal şiddetin, insanlıkla bağdaşmayan vahşi cinayetlerin korkunç bir seviyeye ulaştığını belirten Bahçeli, İstanbul'da iki gaspçının, eski bir milletvekilinin yolunu keserek, kızını ve eşini katlettiğini, yılın ilk üç ayında 65 kadının hunharca, acımasızca katledildiğini, mazlum yavruların insanlıktan çıkmış, kana susamış canavarların doğrudan hedefi haline geldiğini vurguladı. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:"Dile getirirken bile içimizin titrediği, tüm bedenimizin ürperdiği vahşet ve dehşet dolu ölüm haberleri gittikçe sıklaşıyor, hızlanıyor. Kars'ta 9 yaşındaki Mert'e kıyan sapığın bu toplumsal yapıdan nasıl çıktığını mutlaka ki düşünmeliyiz. Aydın'da bileği ve boğazı kesilerek öldürülen küçücük yavrumuz 4 yaşındaki Caner'e kasteden vicdansız alçağı unutmamalıyız." dedi. Ardından herkesi bu konuda muhasebe yapmaya çağırdı: "Çocuklara kadar inmiş, gelinlik çağdaki kızları hedefine almış, toplumu çepeçevre sarmış barbarlık eğer önlenmezse hepimizi içine çekecektir. Bir tek çocuğumuzun hayatı tüm makamlardan, tüm unvanlardan, tüm servetlerden daha değerlidir. Bir tek evladımız, bir tek çocuğumuz hüzünle bakıyorsa, acı ile kıvranıyorsa, korkuya teslimse apaçık yanlış giden bir şeyler vardır. Hiçbir çocuk ölmesin, ağlamasın, üzülmesin, kırılmasın, harap ve heba olmasın. Çocukları solan bir toplumun geleceği çoraklaşacak, çocukları susan bir milletin istikbali sönecektir. Çocuklar mahzunsa hepimiz kaybetmeye mahkumuz, çocuklar peş peşe kurban gidiyorsa hepimiz bir durum muhasebesi yapmak zorundayız. Balkondan inmeyenler, Köşk hesabıyla gönlü ve gözü zehirlenenler eğer vicdansız değilse çocukların hak ve hukukunu savunmalıdır. Bunlar Habil ile Kabil arasında seçim yapmalıdır. Bunlar Musa ile Firavun arasında tercih yapmalıdır. Bunlar hidayetle dehşet, insanlıkla şeytanlık, güzellikle çirkinlik arasında tarafını belirlemeli, nerede durduklarını netleştirmelidir."

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 01:30

Baykal’dan parti yönetimine: Tazelenmeye ihtiyaç var

Eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, partisinin yerel seçimlerde ‘çılgınca hatalar' yaptığını söyledi.Döşemealtı Belediyesi'nin yeni CHP'li Başkanı Turgay Genç'i ziyaretinde gündemi değerlendiren Baykal, seçim sonuçlarına ilişkin tespitlerde bulundu. Özellikle Antalya'da CHP'nin hak ettiği sonucun bu olmadığını dile getiren Baykal, doğru tahlilin yapılmasıyla hataların üzerinden gelinebileceğini anlattı. Bunun için parti içinde mekanizmaların çalıştığını belirtti. CHP Genel Merkezi'nde il başkanları toplantısı yapıldığını ve Parti Meclisi’nin toplanacağını aktaran Baykal, “Gerçeği görmek lazım. Gerçek açık tabii. Bunlar değerlendirilecek. Yanlış yaptığımız açık, hata olduğu açık. Şimdi söylüyor değiliz, uyardık, göz göre göre de yapıldı. Yeniden ayağa kalkmak lazım. Bunu yapacak birikim, kadro her şey var. ‘Ondan oldu, bundan oldu' falan bunlar boş laf. Boş lafa doyduk, ciddi bir tabloyu boş lafla izah etmesin kimse. Önümüzde genel seçimler de var, çok fazla da zaman yok. Doğru teşhisleri koyup, gereğini yapmak lazım. Tazelenmeye yeniden ihtiyaç var.” diye konuştu. Deniz Baykal, bu açıklamasının bir kurultay çağrısı olup olmadığı yönündeki soruya ise, “Hangi yöntemle olur, nasıl olur bilmiyorum. Genel merkezin bir değerlendirme yapması lazım. Bunun doğru değerlendirilmesi halinde birdenbire yepyeni bir tablo çıkar.” karşılığını verdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 23:00

Saadet Partisi kongreye gidiyor

Yerel seçimlerde umduğunu bulamayan Saadet Partisi, kongreye gidiyor. Genel İdare Kurulu üyeleri, il başkanları ve belediye başkan adayları ile yapılan istişarelerin ardından, 5. Olağan Kongre'nin 4 Mayıs tarihinde yapılması kararlaştırıldı.Saadet Partisi Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada, “Ağustos 2014'te cumhurbaşkanlığı seçimi ve Haziran 2015'te milletvekili genel seçimleri yapılacaktır. Her iki seçime de Saadet Partimiz en iyi şekilde hazırlanacaktır.” denildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 07:56

Kılıçdaroğlu'ndan yeniden yapılanma sinyali

YEREL seçimler öncesi Ak Parti aleyhinde ortaya atılan yolsuzsuz iddialarının CHP hakkında yapılması ihtimalini değerlendirmesi istenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi'nde böyle bir olay olsaydı, Cumhuriyet Halk Partisi diye bir parti kalmazdı. Bizim tabanımızın ahlaki değerleri yüksektir. Biz her kuruşun hesabını veren soran bir gelenekten geliyoruz. Ahlak farklı bir şey. Benim ahlak anlayışım ile onların ahlak anlayışı farklı" dedi."HERKES ÇALIYOR, BUNLAR DA ÇALIYOR' DİYEN TOPLUM KÜLTÜRÜ OLUŞTU"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçim sonuçlarının bekledikleri gibi olmadığını belirterek, "Seçimlerde, yüzde 31,32 çıtasını aşabileceğimizi düşünüyorduk. Bütün çalışmalarımızı bunun üzerine belirlemiştik. Kamuoyu yoklamaları bu yüzdeleri veriyordu. 17 Aralık'tan sonra biraz daha yükselebileceğini düşünüyorduk. Bunun gerçekleşmeme nedenlerine bakmak gerekiyor. Zaman zaman eleştiriler geliyor 'işte siz, seçimi tümüyle yolsuzluk üzerine inşa ettiniz' söylemleri. Bu nedenle toplum yolsuzluklar konusunda çok duyarlı değil. Herkes çalıyor. E bunlar da çalıyor ne var bunda diyen bir toplum kültürü oluştu. Şeklinde eleştiriler geliyor. Deniyor ki, böyle bir kültürde sizin yolsuzlukları dillendirmeniz doğru olmaz deniliyor. Oysa biz sadece yolsuzlukları değil, projelerimizi, gençlere vaatlerimizi de dile getiriyorduk" diye konuştu."AKP 2 MİLYONA YAKIN SEÇMEN OY KAYBETTİ"Seçim sonuçlarına göre, Ak Parti'nin 2 milyona yakın seçmen kaybettiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "AKP 2 milyona yakın seçmen oy kaybetti. Az bir rakam değil. Bu da çok önemli yüzde 50, 55'lerden bahsediyorlardı. Demek ki bir karşıtlık var. Bu da artıyor. Önümüzdeki süreç içerisinde göreceksiniz. Seçim meydanlarında halkın vicdanına seslendim. Bu kadar büyük bir yolsuzluk Cumhuriyet tarihinde hiç görülmedi. Eğer seçimlerde yolsuzluklardan hiç bahsetmeseydik daha büyük bir eleştiri alırdık. O insanların vicdanının bir yerinde duruyordur. Parlamento'ya daha fezlekeler gelecek. Toplumun büyük bir kesimi yolsuzluk haberini bile bilmiyor. Yine toplumun önemli bir kesimi Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren yurttaşlar. Bu haberlerin doğru olmadığını Başbakanı zor duruma düşürmek için çıkarıldığını düşünüyor. Parlamento'ya fezlekeler gelecek. Bunların gerçek olduğunu biraz daha net toplumun önüne konacak" diye konuştu."CUMHURİYET HALK PARTİSİ DİYE BİR PARTİ KALMAZDI"Yolsuzluk iddialarının CHP hakkında yapılması ihtimalini değerlendirmesi istenen Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:"Cumhuriyet Halk Partisi'nde böyle bir olay olsaydı, Cumhuriyet Halk Partisi diye bir parti kalmazdı. Bizim tabanımızın ahlaki değerleri yüksektir. Biz her kuruşun hesabını veren soran bir gelenekten geliyoruz. Böyle bir gelenekten gelen bir partinin en ufak bir yolsuzluklar konusundaki ahlaki sapması bize ağır bedeller olarak dönüyor. SHP'nin iktidar ortağı olduğu bir dönemde bir bakan, yanlış hatırlamıyorsam babasının ölümü nedeniyle bir ilan veriliyor ve o ilanın bedelini kamu kuruluşu karşılıyor. Duyulduğu anda o bakan, bakanlık koltuğundan ayrıldı. Bu kadar duyarlıyız. Bir bakan düşünün 28 seferde, 52 milyon dolar rüşvet aldığı iddia ediliyor. Koluna taktığı rüşvet saatinin bedeli 700 milyar lira. Ankara Mamak'ta 10 daire fiyatı. Ama çıkıyor toplumun önüne biz olsak çıkamayız toplumun önüne. Utanırız çıkamayız. Nasıl anlatacağız deriz. Ahlak farklı bir şey. Benim ahlak anlayışım ile onların ahlak anlayışı farklı.""YUMRUKLU SALDIRI PLANLANMIŞ DAVRANIŞLAR"Halk Tv canlı yayınında Gazeteci Uğur Dündar'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, kendisine karşı yapılan yumruklu saldırıya ilişkin "Planlanmış davranışlar. Bir akrabasına bana karşı saldırı yapacağını söylüyor. Yine başka bir akrabasına çok parası olacağını ifade ediyor. Telefon görüşmeleri elimizde yok. Soruşturma sonucunda başka bilgiler de olabilir" dedi.KILIÇDAROĞLU: ERDOĞAN TİB'E YAZI GÖNDEREREK, 17 ARALIK'TAN SONRAKİ KAYITLARIN SİLİNMESİNİ İSTEDİCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na (TİB) yazı göndererek, 17 Aralık'tan sonraki kayıtların silinmesini istediğini ileri sürerek, "Erdoğan TİB'e yazı göndererek, 17 Aralık'tan sonraki kayıtların silinmesini istedi. Neden silinmesini istiyor? Tam tersine açıklanmasını istemeliydi. Bunlar toplumun belleğinde yeterince yer almadı. O zamanlar o kadar çok ses kayıtları yayınlandı ki vatandaşın kafası iyice karıştı. Hangisi doğru hangisi doğru değil. Öyle bir noktaya geldi ki toplum, her akşam saat 6'da, 7'de acaba bugün ne gelecek diye bir beklenti oluştu" dedi."YURTTAŞLARIMIZIN YÜZDE 43'Ü GİDİP BU TABLOYA OY VERDİ""Uyuyan vicdanları uyandırıncaya kadar bu tablo ile mücadelemiz devam edecek" diyen Kılıçdaroğlu, "Sonra bunlar çıkıyorlar, Başbakanlık koltuğunda oturan zat ile beraber ekranların karşısında ellerini kaldırıp gösteri yapıyorlar. Bu tablo Türkiye'nin kaldırabileceği bir tablo mu? Bu tabloya biz oy verecek miyiz? Yurttaşlarımızın yüzde 43'ü gidip bu tabloya oy verdi. O yüzden seçim sonrası, uyuyan vicdanları uyandırıncaya kadar bu tablo ile mücadelemiz devam edecek dedim" dedi."ERDOĞAN DA TAPELERİN DOĞRU OLDUĞUNU BİLİYORDU"Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın da yayınlanan tapelerin doğru olduğunu bildiğini öne sürerek, "Başbakanlık tapelerin doğru olmadığını söyledi. Biz elimizdeki imkanlarla uzmanlarla yaptığımız görüşmelerde görüşmelerin doğru olduğunu öğrendik. Ben bir çağrı yaptım. Olabilir Erdoğan için birileri komplo düzenlemiş olabilir. Eğer komplo ise hep beraber üzerine gidelim. Komplo ise bunu ortaya çıkarmak çok kolay. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kayıtları ile gerçek ortaya çıkar. Ama Erdoğan buna yanaşmadı. Çünkü o da bunların doğru olduğunu biliyordu. Havuz medyası bunların doğru olmadığını yazdı" diye konuştu."ERDOĞAN 17 ARALIK'TAN SONRAKİ KAYITLARIN SİLİNMESİNİ İSTEDİ"Başbakan Erdoğan'ın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na (TİB) yazı göndererek, 17 Aralık'tan sonraki kayıtların silinmesini istediğini ileri süren Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: "Erdoğan TİB'e yazı göndererek, 17 Aralık'tan sonraki kayıtların silinmesini istedi. Neden silinmesini istiyor? Tam tersine açıklanmasını istemeliydi. Bunlar toplumun belleğinde yeterince yer almadı. O zamanlar o kadar çok ses kayıtları yayınlandı ki vatandaşın kafası iyice karıştı. Hangisi doğru hangisi doğru değil. Öyle bir noktaya geldi ki toplum, her akşam saat: 6'da, 7'de acaba bugün ne gelecek diye bir beklenti oluştu. Erdoğan'ın oğlu ile yaptığı görüşmeye ilişkin TİB kayıtlarını sonra biz yayınladık. Hangi, saniye kiminle görüştüğüne dair kayıtları yayınladık. Sümeyye Erdoğan'ın hangi koltuktan Ankara'dan İstanbul'a paraları sıfırlamak üzere, Bilal'in yanına gittiğini belgelerle kanıtladık. Bunlar henüz toplumun bellediğinde bizim istediğimiz kadar yer edinmedi. Ama yer edinecek.""MASAK YOLSUZLUĞUN ÜZERİNE GİTMELİ"Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) yolsuzluk iddialarını araştırması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Devlet, devlet ise, bütün bunların üzerine kararlılıkla gider. MASAK olayın üzerine gitmeli. Bu kadar nakit para hiçbir demokraside kimsenin kimsenin evinde olmaz. Bu yolsuzluğun üzeri kapatılamaz" diye konuştu."ANKARA'DA SEÇİMİ KAZANMIŞTIK"Seçim sonuçlarına müdahale edildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Ankara'da seçimi kazanmıştık. Bir şekilde sandıklarda kaybettik. Sayın Mansur Yavaş bunun mücadelesini veriyor. Hukuki süreç nereye kadar bunu bilemiyoruz" dedi.BİZİM ŞİKAYET ETMEYE HAKKIMIZ YOK"Kılıçdaroğlu, "Bizim şikayet etmeye hakkımız yok. Oyların şu veya bu şekilde çalındığın iddia ediyorsan sandığın başında duracaksın. Elektrik kesiliyorsa sandığa müdahale edilmesini engelleyeceksin. Yeniden yapılanma olabilir. Islak imzalar bize gelmiyorsa o zaman bir sorunumuz var demektir" diyerek öz eleştiri yaptı.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adana'daki TIR operasyonunu ve sonrasındaki gözaltılar ve serbest bırakılmalar ile ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, "Bir hakim vicdanı ile karar verir. Bilmediğiniz, tanımadığınız birisini açıkça suçluyorsunuz. O kişi neden serbest bıraktı. Dosyaya bakılması gerekir. Hakim hedef gösterilmiş. Yarın birisi çıkıp vursa ne olacak? Düşman yaratıyorsunuz" dedi."DÜRÜSTLÜK KONUSUNDA HALK HAKKIMI TESLİM EDİYOR"Kılıçdaroğlu, "Dürüstlük konusunda halk hakkımı teslim ediyor. Biz herkesi dinleriz. Görüş alışverişinde bulunuruz. Ama inandığımız doğrular var. Onlardan taviz vermeyiz" dedi."BAZI YERLERDE GÖNLÜMDEN GEÇEN ADAYLAR FARKLIYDI"Kılıçdaroğlu, yerel seçimde CHP'nin adaylarına ilişkin, "Bizim gösterdiğimiz aday, aday olduğu beldede beklediğimiz ölçüde oy alamıyorsa o sorumluluğu bizim alarak düşünmemiz gerekiyor. Bazı bölgelerde aday gösterilen yerlerde, gönlümden geçen adaylar farklıydı. Merkez Yönetim Kurulu ve anketlere göre adaylar belirlendi" dedi.DENİZ ÜLKE ARIBOĞAN'A CUMHURBAŞKANLIĞI TEKLİFİ İDDİALARIKılıçdaroğlu, CHP'nin Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu Başkanı Deniz Ülke Arıboğan'a cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin teklifte bulunduğu iddialarının ise gerçeği yansıtmadığını söyledi."GENÇLERE SESLENİYORUM: HEP BİRLİKTE CHP'Yİ DEĞİŞTİRELİM"CHP'nin gençler tarafından eleştirilmesine olumlu baktığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "CHP'nin gençleşmesi gerekiyor. Gençlere sesleniyorum: Hep birlikte CHP'yi değiştirelim. Son kurultayda, tüzükte değişiklik yapıldı. Ağırlıklı olarak ön seçim yapılacak. Merkez yoklaması yapılacak" diye konuştu."SADECE BAŞAKTÖRÜ İÇİN FEZLEKE GELMEDİ"CHP'nin sağa veya sola kaymadığını, sosyal demokrat bir parti olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, ABD'de cemaate yakın bir grubun davetine katıldığını ifade ederek, "CHP'nin Cemaatle işbirliği yaptığı iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Bizim özel pazarlıklar ya da bir araya gelmemiz söz konusu değil. 17 Aralık operasyonundan sonra Erdoğan, yolsuzluklarını kapatmak için özel bir düşman yaratması gerekiyordu. O düşmanı yarattı. O paralel devleti kim yarattı? Biz iktidarda değiliz. Sen yarattın o paralel devleti. Böyle bir yapılanma şu anda fezlekesi Parlamento'da sadece başaktörü için fezleke gelmedi. Onun için de yürekli ve namuslu bir savcı arıyoruz. O da yazacak fezlekesini. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını arayacağız. CHP ile cemaeti yan yana koyup ikisini düşman ilan etmek için Erdoğan bir strateji geliştirdi" diye konuştu."HAKİM HEDEF GÖSTERİLMİŞ YARIN BİRİSİ ÇIKIP VURSA NE OLACAK?"Adana'daki tır operasyonunu ve sonrasındaki gözaltılar ve serbest bırakılmalar ile ilgili olarak Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarını değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Bir hakim vicdanı ile karar verir. Bilmediğiniz, tanımadığınız birisini açıkça suçluyorsunuz. O kişi neden serbest bıraktı. Dosyaya bakılması gerekir. Hakim hedef gösterilmiş. Yarın birisi çıkıp vursa ne olacak? Düşman yaratıyorsunuz" dedi."ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER DEMOKRASİLERDE OLMAZ"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, şike davasında cezası onanan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın yaptığı itirazı reddetmesine ilişkin "Özel Yetkili Mahkemeler demokrasilerde olmaz. Bu mahkemeler iktidarın sopası görevini görür. Bu mahkemelerde görülen davaların yeniden görülmesi lazım. Bu durum sayın Yıldırım için de geçerli" dedi."DİNLEMELERLE İLGİLİ SİZ BAŞKA NE SUÇLU ARAYACAKSINIZ? O DÖRT KİŞİDEN BİRİSİ"Gizli görüşmelerin sızdırılmasına ilişkin Kılıçdaroğlu, "Türkiye Cumhuriyeti böyle bir yönetim görmemiştir. Devletin sırları rahatlıkla dinlenebiliyor. Suriye'de neler yapılacağını. Siz suçluyu kendi içinizde arayacaksınız. 4 kişi konuşuyor. Sayın Cumhurbaşkanı 'dinlemeler içeriden yapılmış' dedi. Siz başka ne suçlu arayacaksınız? O dört kişiden birisi" diye konuştu."ULUSLARARASI KURULUŞ ÇIKIYOR BAŞBAKAN'I YALANCILIKLA SUÇLUYOR"Kılıçdaroğlu, "Twıttır'a vergi kaçakçısı dediler. Çıktılar biz vergi kaçakçısı değiliz dediler. 'Bizim Türkiye'de temsilcimiz var onlar zaten vergi ödüyor' dediler Uluslararası kuruluş çıkıyor Başbakan'ı yalancılıkla suçluyor" dedi."MİT YASASINI AYM'YE GÖTÜRECEĞİZ"MİT yasasını eleştiren Kılıçdaroğlu, "Bu MİT yasasından sonra yeni 'Yeşiller' çıkacak. Gestapo yöntemini getirdiler. Bu düzenlemeyi, Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz. Hukuk devletini savunacağız. İktidar totaliter rejimi savunuyor. Hesap vermeyecek örgüt yaratılıyor. Bu yasa ile Uludere ile ilgili yeni belge olsa da soruşturma yapılamayacak" dedi."AZİZ YILDIRIM DAVASININ YENİDEN GÖRÜLMESİ LAZIM"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, şike davasında cezası onanan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın yaptığı itirazı reddetmesine ilişkin Kılıçdaroğlu, "Özel Yetkili Mahkemeler demokrasilerde olmaz. Bu mahkemeler iktidarın sopası görevini görür. Bu mahkemelerde görülen davaların yeniden görülmesi lazım. Bu durum sayın Yıldırım için de geçerli" açıklamasında bulundu.CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞIKılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı adayını açıklamak için erken olduğunu söyleyerek, diğer siyasi partilerle görüşülerek bir aday üzerinde uzlaşılabileceğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, sandık güvenliği konusunda iktidarın elindeki gücün kendilerinde olmadığını da söyledi."TÜSİAD KONUŞUYOR AMA TOB KONUŞAMIYOR NEDEN?"Kılıçdaroğlu, "TÜSİAD konuşuyor ama TOB konuşamıyor. Türkiye Odalar Borsalar Birliği Başkanı konuşamıyor. Neden? Türkiye Esnaf Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı konuşamıyor. Neden? Farklı düşünceye tahammül edemeyen bir iktidar var" ifadelerine yer verdi."SEÇİM GECESİ UYUMADIM"Seçim gecesi uyumadığını söyleyen Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: "Seçim gecesi uyumadım. Haberleri, sonuçları izledik. Daha iyi bir sonuç bekliyorduk. Beklentilerimiz tam karşılanmadı. İyi bir sonuç olsaydı bundan tabanımız ve biz mutlu olacaktı. Çok olumsuz bir tablo değil ama daha iyi olabilirdi. Demek ki daha iyi çalışmalıydık."(DHA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 09:46

Bakan Ala: Taksim kutlama yeri değildir

İçişleri Bakanı Efkan Ala, Adana'da durdurulan MİT TIR'larına ilişkin idari soruşturmanın ne durumda olduğunun sorulması üzerine, "200'e yakın, 198 konuda soruşturma devam ediyor şu anda. Ortaya çıktıkça da artıyor. Dolayısıyla idari ve adli süreçler, soruşturmalar devam ediyor." şeklinde konuştu. Ala, "Bunlar zaman zaman sonuçlanıyor. Bazıları savcılığa gönderiliyor. İşlendiği tespit edilen suçlarla ilgili sorumluluk olursa onlar cezalandırılıyor. Süreç devam ediyor. Devlette devamlılık esastır. Onun için her gün belki onlarcası oluyor, sizin haber alma imkanınız olmuyor onlardan." dedi."1 MAYIS'TA TAKSİM KAPALI"İçişleri Bakanı Efkan Ala, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı öncesinde AK Parti Genel Merkezi önünde gazetecilerin sorularını cevapladı. "1 Mayıs için Taksim konusunda muhalefetin ısrar var, gelişmeler ne olacak?" diye sorulan Ala, "Biz, 1 Mayıs'ın huzur ve güven ortamı içerisinde vatandaşlarımızın güvenliğini de devlet olarak sağladığımız bir ortamda yapılmasını istiyoruz. Bu hükümet döneminde 1 Mayıs tatil edilmiştir, bayram olarak ilan edilmiştir, ilk defa Taksim'de kutlanmasına izin verilmiştir, ama biz vatandaşlarımıza çok daha güzel imkanları olan Yenikapı Meydanı'nı inşa ettik ve sunduk. Daha başka meydanlar var. Başka bir sendikamız da başka bir meydanımızda, belirlenmiş meydanda kutlamayı yapıyor. Demokratikleşme paketiyle bundan sonra tespit edilecek meydanların tespiti sürecinde sivil toplum örgütlerinin de görüşlerinin alınması kuralını getirdik. Biz, vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerinin, bayram kutlamalarının çok daha iyi şık bir ortamda yapılması için bütün düzenlemeleri ve tedbirleri alıyoruz. Burada tek birimin ya da sendikanın ya da başka birkaç sendikanın talebiyle bütün vatandaşlarımıza sorun üretecek bir kararı istemek doğru değil, vermek de doğru değil. Bir yasaklama yok, bunun açıkça adını koyalım, zaten orası kutlama yeri değil, kutlama yeri olarak belirlenmiş yerlerde de bu talep edenler bu platformlar gelip gayet nezih bir biçimde, şık biçimde 1 Mayıs Bayramlarını kutlayabilirler. Orası da Yenikapı'dır, Maltepe'dir, başka bir sendikamız da Kadıköy'de kutlayacaktır, onun için adını doğru koymak gerekir. Süreçlerde onların da görüşleri alınarak, kamu otoritesi tarafından belirlenecektir." dedi."Neden taksimi açmıyorsunuz?" diye sorulan İçişleri Bakanı Ala, "Peki neden Yenikapı'ya gidilmiyor, Yenikapı'da merkez değil mi? Biz, toplantı yerine karar verirken onlarca faktör dikkate alınır bir olumsuzluk halinde tahliye planları, şehin diğer çalışan insanlarının ve esnafın zarar görmemesi, vatandaşların yollarının kesilmemesi. Taksim'de bir kutlama olduğu zaman İstanbul duruyor. 15 milyon insanın seyahat özgürlüğünü kısıtlamak durumunda kalıyoruz güvenlik ve tedbir alabilmek için. Onun için Yenikapı'da Maltepe'de İstanbul'da şehrin merkezi diyemeyeceğimiz bir yer var mı? Taksim eskiden İstanbul merkeziydi. Şu an onlarca var. Birine bir ayrıcalık sağlama durumu olsa burada itirazları anlarım. İtiraz edenlerin kendilerine ayrıcalık sağlanmasını istiyorsa burada da bir yanlış var." şeklinde konuştu.MİT YASASINI SAVUNDUDün TBMM'den geçen MİT Yasası da sorulan Efkan Ala, şu değerlendirmede bulundu: "Dün, ilk defa Türkiye'de sürekli demokratikleşme paketleri ve adımları atıyor AK Parti. Dün yine birine şahit olduk. Bir komisyon oluşturuldu ve bu komisyon istihbarat birimlerinin yıllık denetimini ve onların faaliyetlerini gözden geçirecek. Onların faaliyetleri kamuoyuyla veya kendi içlerinde değerlendirmeye tabi tutacak. Bu sivil otoritenin demokratik bir biçimde kamu otoriteleri ve güvenlik birimleri üzerinde etkinliklerin artırılması adımlarıdır. MİT Yasası çok daha açıkça yazılmıştır yetkileri. Yani bir gerçekten muğlakla çok genel yetkiler burada meclisin adını koyarak tağdat ettiği biçimde yazılmıştır ve olumlu adımlardır bunlar ama daha önce yüzyıl öncesinin paradigmalarına kodlanmış zihinler bunları anlamakta güçlük çekiyorlar. Aslında attığınız olumlu bir adımı sanki daha önceden Türkiye açık, şeffaf darbeler yaşamamış o darbelerin mevzuatları halen yürürlükte değilmiş gibi savunmaya geçiyorlar. Oysa biz darbe mevzuatlarının ortaya koyduğu düzenlemeleri demokratik bir süreç içerisinde meclisten geçirerek tartışarak yeniliyor, demokratikleştiriyoruz. Doğru dürüst Türkiye'ye yakışır adımlar atıyoruz ama bunu anlamakta bazı gerçekten eskiye kodlanmış zihinler zorluk çekiyorlar ama alışacaklar. Biz, sistemin merkezine parlamentoyu oturtmak zorundayız. Parlamento bizim attığımız her adımda düzenin ortasına oturuyor. Orasını halk seçiyor. Halk adına her türlü denetimi, gözetimi ve değerlendirmeyi yapma yetkisine sahiptir. Demokratik ülkelerde de bu süreçler böyle işler. Onun için sonra da oranın denetiminin, gözetiminin olmadığı ortamlarda hangi sonuçların üretildiğini geçtiğimiz daha çok yakın içinde bulunduğumuz dönemlerde yaşıyoruz. Onun için orası halka hesap verecek biz de oraya hesap vereceğiz. Bu, son derece şık, demokratik bir değerlendirmedir."MİT TIRLARIİçişleri Bakanı'na ayrıca Adana'da durdurulan MİT TIR'larına ilişkin idari soruşturma da soruldu. Ala, "200'e yakın, 198 konuda soruşturma devam ediyor şu anda. Ortaya çıktıkça da artıyor. Dolayısıyla idari ve adli süreçler, soruşturmalar devam ediyor. Bunlar zaman zaman sonuçlanıyor. Bazıları savcılığa gönderiliyor. İşlendiği tespit edilen suçlarla ilgili sorumluluk olursa onlar cezalandırılıyor. Süreç devam ediyor. Devlette devamlılık esastır. Onun için her gün belki onlarcası oluyor, sizin haber alma imkanınız olmuyor onlardan." dedi. KILIÇDAROĞLU'NA SALDIRICHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırıya ilişkin sorular yöneltilen İçişleri Bakanı, "Ben kendisini de aramış geçmiş olsun dileklerimi iletmiştim. Biz, çok büyük bir hassasiyetle üzerinde durduk ve duruyoruz. Onun için hiçbir konu orada gizli ya da kapaklı kalmayacak." dedi.Polis muhbirlerinin bir ay önceden bu konuda bilgi sahibi olduğu iddiaları hatırlatılan Ala, "Son derece ciddi bir biçimde inceliyoruz. Bir ana muhalefet partisi genel başkanına yapılan saldırı ağır bir saldırı. Nefretle ve şiddetle bunu reddediyor ve nefretle kınıyoruz. Biz, onu son derece ciddiyetle en ufak bir soru işareti kalmayacak biçimde araştırıyoruz ve aydınlanacak." şeklinde konuştu.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 08:43

CHP, dershaneler için AYM'ye başvurdu

CHP, dershanelerin kapatılmasını da sağlayan ve TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen "Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapan Kanunu" Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. İptal dilekçesini Yüksek Mahkemeye sunan CHP, dershane düzenlemesinin teşebbüs hürriyetini ihlal ettiği ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki 40 bine yakın yöneticinin görevlerinin yasa ile sona erdirilmesinin Anayasaya aykırı olduğunu vurguluyor.Meclist'e konuya ilişkin basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Bu dilekçe ile dershanelerin kapatılmasına ilişkin düzenlemeler Anayasa'ya aykırı olarak düzenlenmiştir. Asıl yapılması gereken Milli Eğitim sisteminin reforma tabi tutulmak suretiyle öğrencilerimizin dershanelere ihtiyaç duymadan yetiştirilmesidir. Bu yasa ile HSYK Yasası'nda olduğu gibi Milli Eğitim Bakanlığı'nda görevli bir kısım personelin görevi yasa ile sonlandırılmıştır. Kamu görevlileri görevlerinden ancak idari işlemle alınabilirler. Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun Rehberlik ve Teftiş Dairesine bağlı müfettişlerin müfettişlerinin kaldırılmasına ilişkin düzenlemeyi de iptal davası dilekçemize konu ettik." dedi. Hamzaçebi, asıl reformun dershanelere ihtiyaç duyulmayacak bir sisteme geçmek olduğunu vurguladı. Daraltılmış bölge tartışmalarına da değinen Hamzaçebi, Başbakanın bunun ilk işaretini 2013 yılında verdiğini hatırlattı. Türkiye halkının daraltıldığını belirten Hamzaçebi, şöyle devam etti: "Bu bir hiledir. Seçim barajını yüzde 3'e indirip demokratik seçim barajını yaratalım. Geçmişte bu yolu deneyen hükümetler olmuştur. Hangi hükümet oyları azaldıysa yaptığı düzenleme ona çare olmamıştır. Rahmetle Turgut Özal döneminde bu düzenleme yapılmıştır ama derde deva olmamıştır. 1994 yılında Tansu Çiller tarafından benzer bir düzenleme yapmıştır ama bu da çare olmamıştır. Daraltılmış bölgeye ilişkin seçeneğin şöyle bir olumlu yanını görebiliriz, hükümet gidicidir, kalabilmek için seçim sisteminden değişiklik yoluna gitmek istemiştir. Biz seçim barajını yüzde 3'e indirilmesini öneriyoruz." Cumhurbaşkanı'nın Bakanlar Kurulu'na başkanlık etmesinin "Türkiye'yi bir krize taşıyacağım" demek olduğunu dile getiren Hamzaçebi, "Sorumluluk hükümetindir. Cumhurbaşkanının bir sorumluluğu yoktur. Hem sorumluluğu yok hem ben hükümeti yönetecem diyor. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi mümkün değil. Böyle biri Cumhurbaşkanlığına taşınmamalıdır. Onun karşısındaki en güçlü adaya vatandaşlar, oyunu verecektir. Daraltılmış seçim bölgesi yapmak suretiyle gizli gizli cumhurbaşkanlığı ittifakları yapmak sandıkta ters tepecektir. Şunu öneriyorum, 1982 Anayasası o tarihten sonraki bütün Başbakanların Cumhurbaşkanı olması yönünde bir arzusunu tetiklemiştir ve Cumhurbaşkanı olmak isteyen Başbakanlar da Türkiye'de başkanlık sistemini savunmuşlardır. Turgut Özal'da, Süleyman Demirel'de bunu gördük, şimdi de Tayyip Erdoğan'da bunu görüyoruz. Yapılması gereken, Anayasa'yı değiştirip 1961 Anayasa'sının Cumhurbaşkanı modeline dönmektir." şeklinde konuştu. MİT yasasının Anayasa Mahkemesi'ne götürülüp götürülmeyeceğine ilişkin bir soruya Hamzaçebi, "Hukukçu arkadaşlarımız değerlendirecektir. Sonra yeniden konuşuruz." karşılığını verdi. Cumhurbaşkanlığı konusunda ittifakı seçmenin sandıkta yapacağını vurgulayan Hamzaçebi, adam tartışmaları konusunda ise Necip Fazıl Kısakürek'in "Adam olmak cinsiyet meselesi değil şahsiyet meselesidir." ifadelerine dikkat çekti. Mevcut Cumhurbaşkanlığı modeli konusunda da Hamzaçebi, "Bu model kaos meselesidir." ifadelerini kullandı.(CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 11:07

Kılıçdaroğlu: Yeni Yeşiller ortaya çıkacak

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Yapılan düzenleme ile MİT'e yurtiçi ve yurt dışında operasyon yapma yetkisi veriliyor. Yani adam öldürme yetkisi veriliyor. Yeni Yeşiller çıkacak. Her türlü silah verilecek ve 'buyur operasyonu yap'. Bugüne kadar MİT'e böyle bir yetki verilmemişti." diye konuştu.İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmalarından satır başları:12 EYLÜL'DE YAPILMAYANLAR YAPILIYOR- 12 Eylül askeri darbenin yapamadığını seçimle gelmiş bir hükümet yapıyor. Darbecilerden daha ağır bir yönetim oluşturuyorlar. 12 Eylül darbesinin üzerinden 30 yıl geçti. Darbenin tortularını ortadan kaldıralım derken daha ağır yaptırımlar gündeme geldi. Bunun bir yasa tasarısı olarak parlamentoya gelmemesidir. Bakanlar Kurulu'nda görüşülmedi. İki AKP milletvekilinin kanun teklifi ile parlamentodan geçti. Bakanlar Kurulu'nda görüşülmeyen bir konuyu kanun teklifiyle oldubitti içinde parlamentodan geçirdiler.YENİ YEŞİLLER ÇIKACAK- Yapılan düzenleme ile MİT'e yurtiçi ve yurt dışında operasyon yapmak yetkisi veriliyor. Yani adam öldürme yetkisi veriliyor. Yeni Yeşiller çıkacak. Her türlü silah verilecek ve buyur operasyonu yap. Bugüne kadar MİT'e böyle bir yetki verilmemişti. Yetkiler olağanüstü arttırıldı. Tam bir istihbarat devleti tam bir hukuksuzluk. Fişleme yetkisi verildi. Bir ülkede insanlar fişleniyorsa o ülkede demokrasi, özgürlük yok demektir. İnsanlar düşüncelerini özgürce açıklayamaz, kalemlerini rahat kullanamazlar. Geldiğimiz nokta budur.TİCARİ SIR KAVRAMI BİTTİ- 17 Aralık operasyonunu örtme girişimi mi bu? Buna izin vermeyeceğiz. Bunun mücadelesini yapacağız. Yargı kararı olmaksızın bütün kuruluşlardan her türlü bilgiyi alabiliyorsunuz. Ticari sır kavramı bitti. Yabancı sermaye niye gelecek. Hukukun olmadığı yere sermaye mi gelir? Dışişleri Bakanı ve iki üç bakan oturacaklar ve suç işlemiş birisini yargı kararı olmaksızın başka bir ülkeye gönderebilecekler. Burası bir hukuk devleti mi başka bir ülke mi? Demokrasi için ağır bedeller ödemiş bir ülkeye böyle bir yasanın gelmesi ayıptır.AYM MİLLİ OLMAMAKLA SUÇLANDI- Öyle bir noktaya geldik ki Anayasa'nın aykırılığını denetleyen Anayasa Mahkemesi milli olmamakla suçlandı. Hukukun üstünlüğünü savunan bir sivil toplum kuruluşu vatana ihanetle suçlandı. Halkın haber alması her türlü yasakla tıkanmaya başlandı. Böyle bir tablo içinde en büyük görev CHP'lilere düşüyor. Madem ki bu ülkeye çok partili yaşamı getirdik. Ayaklarımızın altından kayan demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. Parlamento içinde ve dışında da verilecek. Bunu yapmadığımız takdirde görevimizi yerine getirmiş sayılmayız. Demokrasinin gereklerini yerine getirmek herkesin görevidir.ÜNİVERSİTELER TABELALARINI İNDİRSİN-Üniversiteler bu dönemde sessiz kaldı. Tüm olanlara karşı sessizliğini koruyan bir kurum var, üniversiteler. Sessizliği koruyan üniversiteleri affetmek mümkün değil. Bilim yuvası olan yerler bilim üretmiyorlar. Bu üniversiteler şimdi konuşmayacaklar da ne zaman konuşacaklar. Siyasal saldırıya karşı hukuk fakülteleri en azından burada Anayasa'ya aykırılık var diye bir tavır koyamıyorlar. Osmanlı'nın medreseleri daha cesurdu. Nasıl üniversite bu. Tabelalarındaki üniversiteyi kaldırsınlar.SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI TEPKİ GÖSTERMELİ- Sivil Toplum ve sendikalar da bir süre sonra kapanacak. Demokrasinin olmadığı yerde sivil toplum da yaşamaz. Çünkü tabanlarına güven vermiyorlar. İşçi sendikalar, işçinin parasıyla gazeteye ilan verenler altlarına lüks araba alanlar şimdi konuşmuyor, bundan sonra da konuşamayacaksınız. İşveren kurumların tepe örgütü var. TOBB, hukukun üstünlüğünü savunamayacak bir konuma geldi. Ticari sır kavramı elinizden alınıyor. Bilançolarınız açığa çıkıyor. İktidarı eleştirdiğinizde hemen kapınıza vergi müfettişleri geliyor. Neden konuşmuyorsunuz. Siz çocuklarınıza neyi anlatacaksınız.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 11:45

Gelecekle ilgili siyaset planım yok

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, adaylığı konusunda birçok spekülasyon yapıldığına dikkat çekerek, mevcut şartlarda siyasi hayatına devam etmeyeceğini ifade etti. Gül ''Bugünkü şartlar çerçevesinde benim gelecekle ilgili bir siyaset planımın olmadığını paylaşmak isterim.'' dedi.Kütahya'ya resmi bir ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Valilikte gazetecilerin gündeme dair sorularına cevap verdi. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili adaylar netleştikten sonra başka bir sürecin başlayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, ''Görüyorum ki birçok spekülasyonlar oluyor, ben devletin bütün kademelerinde milletimize hizmet ettim. Büyük bir şerefle bu görevleri hep yerine getirdim. Bugünkü şartlar çerçevesinde benim gelecekle ilgili bir siyaset planımın olmadığını doğrusu burada paylaşmak isterim. Çünkü bakıyorum çok spekülasyonlar, çok şeyler söyleniyor.'' şeklinde konuştu."PUTİN-MEDVEDEV FORMÜLÜ DEMOKRATİK DEĞİL"Cumhurbaşkanı Gül, Putin-Medvedev formülünün sorulması üzerine ise ''Ben onları doğrusu, bu şekilde demokrasiye çok yakışan bir uygulama olduğu kanaatinde değilim. Bugünkü şartlar içinde düşüncemi söylemiş oldum.'' cevabını verdi. Gazetecilerin, ısrarla 'siyaseti bırakacak mısınız' sorusu üzerine Abdullah Gül, ''Mevcut şartlar içinde, bugünkü koşullar içerisinde böyle bir planımın olmadığını söyledim.'' ifadelerini kullandı."CUMHURBAŞKANI OLMAM BAZI KONULARI KONUŞMAMI SINIRLIYOR"Yaptığı değerlendirmenin Köşk'e yeniden adaylığının işareti olup olmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Gül, ''Onu da gayet açık bir şekilde söyledim. Bugün Cumhurbaşkanı olduğum için bazı konuları açık konuşmak beni sınırlıyor. Ama şu bir gerçek ki ben bağımsız bir şekilde siyasete girmiş veya cumhurbaşkanı olmuş bir insan değilim. Dolayısıyla muhakkak bunu arkadaşlarımızla konuşacağımızı, tartışacağımızı ve neticede hep beraber bir karara varacağımızı ve bunu da kendi aramızda konuşarak halledeceğimizi söyledim.'' dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 11:07

Erdoğan: Cumhurbaşkanımızdan dinlemeden bir şey diyemem

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Siyaset planım yok" sözüne ilişkin, "Duymadım. Cumhurbaşkanımızdan dinlemeden bir şey diyemem" dedi.Erdoğan partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısının ardından Cuma namazı için Hisarcıklıoğlu Camii'ne geldi. Başbakan Erdoğan burada gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dar bölge seçim sistemi hakkında konuşan Erdoğan, "550 bölge olsun istiyoruz her bölgeden birer vekil çıkarılsın. Şu anda çalışmayı yaptırıyorum. Muhalefet bir yandan barajlar kalksın veya barajlar azalsın diyor. Biz de hodri meydan diyoruz. Şu anda çalışmayı yaptırıyorum. Simülasyonlar falan bittikten sonra biz dar bölge sistemini Meclis'e getirebiliriz" dedi. Cumhurbaşkanı Gül'ün "Siyaset planım yok" açıklamasını duymadığını dile getiren Erdoğan "Duymadım. Cumhurbaşkanımızdan dinlemeden bir şey diyemem" ifadelerini kullandı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 14:05

Gül ne demek istedi?

AK Parti'nin Cumhurbaşkanı adayı kimin olacağı konusunda polemikler sürerken, bugün Abdullah Gül'ün aptığı açıklama yeni bir tartışma başlattı.Başbakan Tayyip Erdoğan, il başkanlarına konuşurken televizyonlar canlı yayın kameralarına Kütahya'da bulunan Gül'e çevirdi. Basının soruları cevaplayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Mevcut şartlarda gelecekle ilgili siyaset planım yok" ifadesini kullandı.Bu açıklamadan sonra gündeme oturan sözlerin ne anlam geldiği tartışılmaya başladı. İşte bu konudaki yorumlar:Eyüp Can:Ben şahsen ‘siyaset planım yok' açıklamasıyla Gül'ün siyasi hayatını bitirdiğini düşünmüyorum. Aksine pozisyonunu güçlendiriyor. Hem kamuoyunda hem de parti içinde… Eğer Erdoğan Çankaya'ya çıkmaktan vazgeçmezse Gül Erdoğan'ın karşısına çıkmaz. Ama çıkmayacağı kendisini siyaseten ve nezaketen ezdireceği anlamına da gelmiyor. Gül siyasete veda etmiyor aksine bence ‘damardan siyaset' yapıyor.Abdülhamit Bilici:Kuveyt'te konuştuğumuz Gül'ün sözlerindeki en açık mesaj,siyasetten emekli olmaya niyetli olmadığıydı.Yeni açıklamayı bu çerçevede okumalı.Doç. Dr. Selim Savaş Genç:Cumhurbaşkanı Gül'ün 'Gelecekle ilgili siyaset planım yok' sözleri son dönemde Gül'ün siyasi geleceği hususunda yaptığım yorumların tasdiki. HSYK imzası ile bitiş!İbrahim Kiras:Gül'ün "Mevcut şartlarda gelecek için siyaset planım yok" sözü "Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirse Gül de başbakan olsun" diyenlere cevap.Sevgi Akarçeşme:Cumhurbaşkanı Abllah Gül, emekli olmayı düşünmediğine ve siyaset planım yok dediğine göre, Erdoğan'a karşı aday olmayı düşünüyor. Ortalık ısınacak!Abdullah Abdülkadiroğlu:Gül'ün "mevcut şartlarda siyaset yapmam" demesi "yokum" demek değil.. Başbakanın "Köşk'e çıkarsam tüm yetkimi kullanırım" sözüne cevaptır bence.Gültekin Avcı: Belli ki "İcracı başbakan olmayacaksam AKP'nin başına geçmem" diyor Gül. Cumhurbaşkanlığı hayalini de kendi yaktı, Başbakanlık hayalini de. Sanırım Gül, istese de AKP'nin başına geçemeyeceğini gördü. Belki de RTE fanatizminin boyutunu tahmin edemedi.Aslı Aydıntaşbaş: Gül neden 'Gelecekte siyasi planım yok' dedi? Çünkü Başbakan her gün bir şekilde 'Ben adayım. Kararlıyım' diyor. Cumhurbaşkanı neden rekabete girsin?

Internetin Ilk Türk Gazetesi

18 Nisan 2014 Cuma 19:11

BDP, HDP'ye katılma kararı aldı

HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkcü, BDP'li vekillerin HDP'ye katılımı noktasında her iki partinin ortaklaştığını ve bu sürecin en kısa zamanda gerçekleşeceğini belirtti. Kürkcü, HDP'nin bu yeni sürecinin tüm Türkiye'yi ve dünyayı ilgilendirdiğini dile getirerek, "Toplumun tamamının gelecek tercihi olacağız. Bu noktada ortak bir mutabakata vardık. Sahici bir adım atıyoruz" dedi.ANF'nin yansıttığı habere göre, BDP ve HDP milletvekilleri, BDP'li vekillerin HDP'ye katılmasıyla ilgili olarak BDP Genel Merkezi'nde bir araya geldi. Katılımın yanı sıra son siyasal gelişmelerin de ele alındığı toplantıya BDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken, HDP Eşbaşkanları Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkcü de katıldı. Toplantı basına kapalı gerçekleşti.Toplantının ardından basına açıklama yapan HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, toplantıdan parlamentoda HDP grubu oluşturma kararı aldıklarını belirtti. Uzun süredir tartışılan bir konu olduğunu söyleyen Kürkcü, HDP'nin yeniden kuruluş sürecini seçimlerin ardından hızlı biçimde ele aldıklarını belirtti. Yeni bir adım attıklarını kaydeden Kürkcü, HDP'yi kitlesel ölçeğe ulaştırma noktasında ortak karar aldıklarını dile getirdi.-BİRLEŞME CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNDEN ÖNCE TAMAMLANACAK-BDP'nin ise HDP'nin bir bileşeni olarak kendi sürecini yeniden şekillendireceğini belirten Kürkçü, "Hedef kitlemize göre yeniden bir şekillendirmeyle, yeni kuruluş sürecini yaşayacağız. HDP grubu sadece meclis grubu olmakla yetinmeyip, Türkiye'nin geleceğine dönük bir süreci kapsıyor. Toplumun tamamının gelecek tercihi olacağız. Bu durum sadece Türkiye'yi değil dünyayı ilgilendiriyor. Buradaki Kürt sorununda çözümün gelişmesi bölgeye ve Ortadoğu'ya da yansıyacaktır. Önünü açacaktır" dedi."Sahici bir hamle yapıyoruz" diyen Kürkçü, HDP grubunun oluşmasının Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öncesinde tamamlanacağını belirtti. Bu süreç ve birleşme seramonisi için zaman gerektiğini kaydeden Kürkçü, "HDP'nin misyonu için, nasıl örgütlenecek, karşılaştıklarını nasıl aşacağı konularını, yeni süreçle karşılaştıracağız" şeklinde konuştu.-"ÖCALAN HDP'YE BÜYÜK ÖNEM ATFEDİYOR"-BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan ise hafta sonu İmralı Adası'na giderek PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşeceklerini vurgulayarak, "Pazar günü adaya gidilerek Sayın Öcalan ile görüşme gerçekleştirilecek. Sayın Öcalan ile de bugünkü toplantı sonuçları paylaşılacak. Kendisi HDP'ye büyük önem atfediyor. Türkiye'deki tüm kesimleri kapsaması açısından önemsiyor. Kendisine anlatacağız. Nasıl bir değerlendirme yapacak, onu bilemiyoruz" diye konuştu.(ANKA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

16 Nisan 2014 Çarşamba 23:12

Turgut Özal Türkiye için bir fırsattı

17 Nisan, Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 21. vefat yıldönümü. Ölümünün üzerindeki sis perdesi hâlâ kaldırılamayan Özal, 7’den 70’e tüm Türkiye’yi kucaklaması sebebiyle ‘halkın cumhurbaşkanı’ olarak gönüllerde taht kurdu.Merhum Özal, hem icraatları, hem liderliği hem de uzlaşmacı tavrıyla, bugün hükümet eliyle kamplaştırılan Türkiye’nin hâlâ özlediği bir devlet adamı. Türkiye’ye getirdiği yenilikler ve üzerinde hassasiyetle durduğu üç özgürlük; hür düşünce, hür teşebbüs, din ve vicdan özgürlüğü, onu 21 yıl sonra bugün de konuşulur kılıyor. Özal’ın bıraktığı demokratik mirasın, hâlâ Türkiye için önemli bir fırsat ve ölçü olduğunu belirten dava arkadaşları, ‘halkın cumhurbaşkanı’nın en sevilen özelliklerini Zaman’a anlattı. Eski Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, Özal’ın her şeyin öncüsü olduğunu, ancak kırıp dökmeden, kimseye savaş açmadan yaptığını vurguluyor. Eski Dışişleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, “Rahmetlinin derdi, benim adamlarım, benim yakınlarım, benim çocuklarım değildi. Onun derdi; bizim çocuklarımız bizim insanımız, bizim değerlerimizdi. Hep biz vardık biz.” derken Özal döneminde Milli Savunma Bakanlığı yapan Barlas Doğu, Özal’ın Türk okulları ile ilgili aleyhte bir girişimde bulunmaması yönünde kendisini uyardığını ve bu okulların devletin sağladığı imkânların fevkinde bir yarar sağladığını ifade ettiğine dikkat çekiyor. Görüşler özetle şöyle:Eski Dışişleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin: Bugünkü siyasî dil, mahcup ediciBütün hayatı boyunca, “İyi, güzel, gerçek olsun. Aldatmaca olmasın. Aman ha kimseleri kandırmayalım. Gerçek neyse onu söyleyelim. Eğer bir gün bizimle ilgili, insanların kafasında bir soru işareti olursa bu bizim başlattığımız çabanın sonu olur.” diyecek kadar açık konuşan, realist davranan bir lider idi. İnsanları birbirine karşı saygılı mesafeli olmaya davet edip uzlaşma arayan bir toplum haline getirdi. Bu yüzden o dönem hiç kimsenin anası danası sorgulanmadı. Bugünkü politika raconuna baktığınızda yani ben şahsen mahcup oluyorum. Bugün bu üslup kayboldu galiba, bilemiyorum. Bu dil, toplumu uzlaşmazlığa, huzursuzluğa sürükler. El ele vererek meselelerin çözülmesi gereken bir ülke gibi değil, ‘ille de benim dediğim olacak’ diyen dayatmacı, kime hizmet ettiği pek fazla belli olmayan bir politika gündeme gelmiş vaziyette. Bu yaklaşımın maalesef acı sonuçları var ve Türkiye kaybediyor. Rahmetlinin derdi işte efendim, benim adamlarım, benim yakınlarım, benim tanıdıklarım filan değil, bizim çocuklarımız, bizim insanımız, bizim büyüklerimiz, bizim değerlerimiz, bizim gelirlerimiz, bizim beklentilerimizdi. Hep biz vardık biz. Biz kimiz? Biz bu memleketin sahipleriyiz. Yaptıklarını da hiçbir zaman haykırıp bağırarak, tehdit ederek döverek, söverek, azarlayarak değil, anlatarak, onları ikna ederek hadi gel sen de bana katıl, bu işi beraber yapalım, derdi.Eski Adalet Bakanı Oltan Sungurlu: Çok şey başardı, kimsenin gönlünü kırmadıTurgut Özal, insanı Allah’ın yarattığı en güzel varlık olarak severdi. Onun hedefi insanın mutluluğuydu. Dolayısıyla şunu diyordu; insan hür olmalı, eğer hür olursa gelişir geliştirir ve birçok şeyi başarır ve eğer insan hür değilse, başarma şansı azdır. Hürriyetleri temin edecek şey hukukun üstünlüğü. Hukuk yoksa devlet de yoktur. Her insan için herkes için hukuk bağlayıcı değil, ön açıcı olması lazım. Turgut Özal, hukukun üstünlüğüne inandığı için de bunu gerçekleştirmek için elinden geleni yaptı. Bütün bunları yaparken hiçbir şeyi kırıp dökmedi. Aslında mutlak bütün fikirlerle savaşmış, alışkanlıkları kırmış ama bunu yaparken insanların gönlünü kırmamış, barış içinde meseleleri götürmesini bilmişti. İnsanların farklı düşünebileceğine inanıyordu. Farklılıktan zenginliğin çıkacağını düşünüyordu. Özal, yurtdışındaki okullara çok ehemmiyet verdi. Onların gelişmesinden de çok büyük mutluluk duydu. Gittiği yerlerde okulları gezdi, o ülkelerin yöneticilerine Türk okullarına kolaylık gösterilmesini rica etti. Herkes bilir ki o okulların gelişmesinde Özal’ın büyük emeği var.Eski Milli Savunma Bakanı Barlas Doğu: Türk okullarını, devlete rakip değil, efik görüyorduTurgut Bey’e Azerbaycan’daki okullarla ilgili birtakım veriler aktarmıştım. Bana dediği şu oldu: “O zatın (Fethullah Gülen) girişimlerinin hiçbirisini devletin aleyhinde görmüyorum, hükümetin yapamayacaklarını yapan bu kurumları tasvip ediyorum.” Okullar ile ilgili kendisine ben bilgi sorduğumda “Sakın aleyhte bir girişimde bulunma.” demiştir. Okulların, devletin kendisine sağladığı imkânların fevkinde bir yararı Türkiye’ye sağladığını düşünüyordu. Fethullah Hoca’nın yaptıklarının fevkalade devletçi fevkalade yararlı olduğunu söylerdi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 01:34

Kimse ‘cumhurbaşkanlığı benim cebimde’ demiyor

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Köşk seçimleri konusunda takvimin açıklandığını, kararı Türk halkının vereceğini söyledi. Adaylıkla ilgili de Başbakan Erdoğan’la henüz görüşmediklerini belirtti. Gül, başka adayların çıkabileceğini, hiç kimsenin cumhurbaşkanlığını cebinde görmediğini ifade etti.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ağustos ayındaki Köşk seçimleriyle ilgili önemli mesajlar verdi. Konuyu henüz Başbakan Tayyip Erdoğan’la konuşmadığını belirtti, “Şüphesiz ki başka adaylar olacaktır ve neticede halk karar verecektir. Hiç kimse şimdiden ‘bu benim cebimde’ dememektedir.” dedi. Letonya Cumhurbaşkanı Andris Berzins’le Çankaya Köşkü’ndeki görüşmesinin ardından yapılan ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevaplayan Gül, tekrar aday olmaması halinde siyasete devam edip etmeyeceğiyle ilgili soruyu ise cevapsız bıraktı. Milli İstihbarat Teşkilatı’na geniş yetkiler veren düzenlemenin sorulması üzerine Gül, yasayı yakından takip ettiğini, görüşlerini hem hükümetle hem de MİT Müsteşarı’yla paylaştığını söyledi. “İşin doğası gereği, nereden bakarsanız öyle. Ama gayet dikkatli bir şekilde görüşlerimi hep paylaşıp tavsiye ettim. Nihayetinde TBMM’nin kararıdır, yasayı TBMM yapar.” diye konuştu.Letonya Cumhurbaşkanı Andirs Berzins’le Çankaya Köşkü’nde bir araya gelen Gül, görüşmenin ardından yapılan ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Basın mensuplarının cumhurbaşkanı seçimleriyle ilgili soruları üzerine Gül, Yüksek Seçim Kurulu (YSK)’nun seçim takvimini açıkladığını hatırlattı. Ardından şunları söyledi: “Daha önce de söylediğim gibi, Sayın Başbakan ile konuşacağız. Bunu yapmadık ama yakında konuşacağız tabii ki. Ama şahıslarımızla, ikimizle ilgili bir konu. Zaman zaman ‘Biz, ikimiz konuşacağız’ deyince, buradan farklı farklı eleştiriler de duyuyorum. Şüphesiz ki başka adaylar olacaktır ve neticede seçimlerle halk karar verecektir. Hiç kimse şimdiden ‘Bu benim cebimde’ de dememektedir. Onun için bunun bilinmesini istiyorum.” Gül, yeniden aday olmaması halinde siyasete devam edip etmeyeceğine ilişkin soruyu ise cevapsız bıraktı. Milli İstihbarat Teşkilatı’na geniş yetkiler veren yasayla ilgili değerlendirmelerinin sorulması üzerine Gül, konuyla ilgili görüşlerini hem hükümetle hem de MİT Müsteşarı’yla paylaştığını kaydetti. Gül, “İşin doğası gereği, nereden bakarsanız öyle. Ama gayet dikkatli bir şekilde görüşlerimi hep paylaşıp tavsiye ettim. Nihayetinde TBMM’nin kararıdır, yasayı TBMM yapar. Milletvekillerinin vereceği bir karardır.” görüşünü dile getirdi.Atlı süvariler ilk kez karşılama törenindeÇankaya Köşkü’nde dün bir ilk yaşandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatı üzerine Çankaya Köşkü’ndeki resmî karşılama törenlerinde Kara Harp Okulu Atlı Birliği’ne bağlı süvariler yer almaya başladı. Gül, 28 Şubat 2014 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanlığı’nı ziyareti sırasında Çankaya Köşkü’nde konuk devlet başkanlarının karşılanmaları esnasında A tipi törenlerde atlı tören kıtasının kullanılması talimatını vermişti. Genelkurmay Başkanlığı tarafından bir süredir yapılan çalışma tamamlanarak dün uygulamaya konuldu. Letonya Cumhurbaşkanı Andris Berzins’in karşılanmasında, konuk cumhurbaşkanını taşıyan makam aracına Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi’ne girişinden itibaren tören alanına kadar atlar eşlik etti. Karşılamada, 41 at yer aldı. Atlar, Türk bayrağı ve konuk ülkenin bayrağının yanı sıra tarihteki bağımsız 16 Türk devletinin bayraklarını da taşıdılar.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 01:29

AKP'li vekillere üç dönem kuralını sordu

AKP Genel Merkezi’ndeki kahvaltılı toplantıda, milletvekillerine form dağıtılarak cumhurbaşkanı adayı görmek istedikleri isimleri yazmalarının istendiği, 3 dönem kuralının değişmesiyle ilgili düşüncelerinin sorulduğu öğrenildi. Erdoğan’ın “Mayıs başında aday netleşir. Halkın seçeceği isim, partili cumhurbaşkanı olur. Seçilen kişi Anayasa’daki bütün yetkileri kullanır.” dediği belirtildi.Başbakan Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı seçimi ve 3 dönem kuralı ile ilgili olarak dün milletvekillerinin nabzını tuttu. Parti genel merkezinde yapılan kahvaltılı toplantıda konuşan Erdoğan’ın Köşk’e aday olacağının mesajını verdiği öğrenildi.Erdoğan’ın “Mayıs başında bu iş biter. Aday kim belli olur. Cumhurbaşkanı olursam halkın cumhurbaşkanı olurum. Halkın seçeceği isim, partili cumhurbaşkanı olur. Seçilen kişi Anayasa’daki bütün yetkileri kullanır.” ifadelerini kullandığı belirtildi. Erdoğan’ın bu sözleri, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde ‘zaman zaman Bakanlar Kurulu’na başkanlık edeceği, bakanların görevden alınması hususunda müdahil olacağı ve ülkeyi fiili olarak partili cumhurbaşkanı gibi yöneteceği’ şeklinde yorumlandı. Başbakan’ın, 3 dönem kuralının değişmesi yönünde bir eğilimin ortaya çıkması halinde de partinin genel kurula götürülmesi gerektiğini söylediği kaydedildi. Edinilen bilgiye göre toplantıda vekillere birer form dağıtılarak iki konu hakkında görüşleri soruldu. Salona girerken bütün cep telefonları toplanarak dinlemeye ve kayıt tutulmasına karşı tedbir alındı. Dağıtılan formlarda milletvekillerinden cumhurbaşkanı adayı görmek istedikleri 3 ismi yazmaları istendi. Ayrıca 3 dönem kuralının değişmesi konusunda ne düşündükleri de soruldu. Toplantının ardından yazılı bir açıklama yapan Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, cumhurbaşkanı seçimi ve 3 dönem kuralı ile ilgili nihai kararın, yarın yapılacak Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı ile mayıs başında düzenlenecek 22. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın ardından verileceğini belirtti.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

16 Nisan 2014 Çarşamba 23:20

‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ eden AKP’li Bağlı hakkında suç duyurusu

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin avukatı Nurullah Albayrak, attığı tweet’lerle açık bir şekilde halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden AKP Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Mazhar Bağlı hakkında suç duyurusunda bulundu.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda “Yazılan tweet’ler vasıtasıyla insanları sınıflara ayırmak suretiyle de halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu işlenmiştir.” denildi. Bağlı’nın bazı tweet’lerle Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kişilik haklarına zarar verdiği belirtilerek, Bağlı hakkında iftira ve hakaretten de işlem yapılması istendi. Mazhar Bağlı, Sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden takipçilerinden ‘cemaat’ kermeslerine giden AKP’lileri ihbar etmelerini istemişti. Bağlı, Hizmet Hareketi’ne bağlı insanları ise, “Paralel çeteciliğe delil soranlara ‘her bir ferdinizin varlığı tek başına yeterli bir delil değil mi?’ deyin ve geçin.” sözleriyle potansiyel suçlu ilan etmişti. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Bağlı, “Bu saatten sonra milletin öfkesini asla kavga kesmez... İntikam istiyor millet, kan kusturanlara kan kusturulsun istiyor.” tweet’iyle de içindeki kini dışa vurmuştu. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin avukatı Nurullah Albayrak, Bağlı’nın bu tweet’lerini yargıya taşıdı. Bağlı’nın ifadeleriyle halkı sınıflara ayırmak suretiyle nefret suçu işlediğini belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Bağlı’nın paralel yapı iddialarının ‘Hizmet Hareketi’ni hedef aldığı ve Hizmet Hareketi’ne karşı iftira ve hakaret içerdiği vurgulandı. Bağlı’nın ifadelerinde kullandığı dilin, nefret söylemi oluşturduğu belirtilirken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına atıf yapıldı. AİHM’nin “Belirli birey veya grupların onurunu kırabilecek, ‘nefret söylemi’ teşkil eden somut ifadelerin Sözleşmesinin 10’uncu maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün koruması altında değildir.’ şeklindeki kararına vurgu yapılarak, ifade özgürlüğü sınırlarında olmadığı kaydedildi. Dilekçede; şiddet çağrısı yapan, bir gruba karşı nefret içeren ifadeler kullanılması ifade özgürlüğü kapsamında olmadığı belirtildi. Dilekçede, gerçek dışı ve kamu yararı amacı taşımayan yazılarla kara propaganda yapıldığına işaret edildi. Bağlı’nın ifadeleriyle insanların tahrik olabileceğinin altı çizilerek, “Yazdıkları yazılarla insanların tahrik olabileceğini bilen sorumluluk sahibi kişilerin tahrik içerikli sözlerden kaçınması muhakkaktır. Basın özgürlüğü denilerek halkı kin ve düşmanlığa tahrike sevk edecek iddia ve ifadelerde bulunulması kabul edilemez.” ifadelerine yer verildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 02:02

Erdoğan Toprak, annesini son yolculuğuna uğurladı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak’ın annesi Kazel Toprak (76), hayatını kaybetti.Kazel Toprak için dün öğle namazını müteakiben Ataköy 5. Kısım Camii’nde cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti yöneticileri, çok sayıda milletvekili katıldı. Kılıçdaroğlu, öğle ezanına yakın camiye geldi. Erdoğan Toprak ve partinin önde gelenleri ile birlikte ön safta yer aldı. Cenaze namazı kılındıktan sonra, tabutu omuzladı. Bir süre sonra da camiden ayrıldı. Kılıçdaroğlu’na partililer ve çok sayıda koruma görevlisi eşlik etti. Kazel Toprak’ın cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

16 Nisan 2014 Çarşamba 23:00

“MİT Yasası’yla kontrolsüz bir canavar oluşturuluyor”

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, MİT Yasası’nın “İmralı görüşmelerine hukuki zemin sağlanmalı” talebini karşılamadığını bildirdi.“Bizim istediğimiz hukuki zemin bu değil.” diyen Tan, düzenlemede MİT’in elinin kolunun nereye uzanacağının belli olmadığını ifade etti.Tan, şunları kaydetti: “Kontrolsüz, denetimsiz ve yetkisiz, tırnak içinde ‘yetkisiz’ her türlü eylem yapabilen yeni büyük bir canavar yaratılmak isteniyor. İsrail devletinde bile istihbarat örgütünün, bu tür kurumların suikast yapmaları bile belli bir mekanizma içinde izne tabidir. ABD’de bile yine bir mekanizma denetim ve iznine bağlıdır. Meclis’e, hükümete hesap vermem. Bizim istediğimiz kanuni düzenleme bu değil. Daha düzenli olması. Devlet adına bu kadar sınırsız yaptırım ve oluşumu kabul etmiyoruz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

16 Nisan 2014 Çarşamba 23:00

BDP’nin Köşk desteği, Erdoğan’ın çözüm süreci için atacağı yeni adımlara bağlı

Yerel seçimleri geride bırakan siyasi partiler, ilk kez halk oylamasıyla yapılacak olan cumhurbaşkanı seçimlerine odaklandı.AK Parti’de Tayyip Erdoğan’ın adaylığına kesin gözüyle bakılırken, CHP ve MHP’nin ikinci turda aynı adayı desteklemesi bekleniyor. Seçimlerin kilit partisi olarak görülen BDP’de ise ilk turda aday çıkarma kararlılığı var. Bu durum, AK Parti’nin seçimleri ilk turda kazanma iddiasını azaltıyor. Diğer yandan BDP’nin cumhurbaşkanı seçimlerinde izleyeceği taktiğin, parti heyetlerinin İmralı’da Abdullah Öcalan’la yapacağı görüşmelerde de ele alınacağı, mayıs ayında yapılması planlanan olağan kurultayda ilan edileceği belirtiliyor. Ayrıca yaklaşık yüzde 6’lık oy oranının seçimlerde iktidar partisiyle bir ‘pazarlık unsuru’ olarak kullanılacağı ifade ediliyor. BDP’deki genel eğilim, 10 Ağustos’taki ilk turda kadın aday çıkarılması, 24 Ağustos’taki ikinci turda ise tarafsız kalınması. İlk turda ‘kardeş parti’ HDP ile ortak aday çıkaracak olan BDP’nin ikinci turda AK Parti adayını destekleme şartı, hükümetin çözüm süreci konusunda önemli yasal düzenlemeler yapması ve somut idari adımlar atması. BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, ikinci turda AK Parti adayına destek verip vermeme konusunun netleşmediğini belirterek “Bizim alacağımız kararın barış ve müzakere süreci ile bağlantılı olduğunu, hükümetin atacağı adımlarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Yani hükümet, bakalım sürece ilişkin nasıl adımlar atacak? Kürtlerin oyları çantada keklik gibi görülmesin.” dedi.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 02:12

Japonya Türkçe uyardı

Japonyalılar, Fukuşima'da yaşanan nükleer felaketi hatırlatan Türkçe bir video hazırlayarak Japonya'nın Türkiye'ye yapacağı nükleer santralden dolayı utanç duyduklarını belirtti.Fukuşima nükleer felaketini yaşayan Japonlar, Türkiye'de kurulması planlanan nükleer santralin başka bir felaket olacağı konusunda Türkiye'yi uyarıyor. Videoda "Eğer bizim sattığımız nükleer santralde bir kaza olursa gerçekten ne olacak? Düşüncesi bile korkunç! Bir Japon olarak, ne kadar özür dilesek yeterli değil... Japonya, ekonomisi için geleceğini kurban etmiş bir ülkedir." deniliyor.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 02:10

Kanunun ilk bölümü geçti, MİT’in geniş yetkileri korundu

Milli İstihbarat Teşkilatı’ nın (MİT) yetkilerini genişleten ve Türkiye’yi muhaberat devleti yapacağı eleştirilerine neden olan MİT Kanun Teklifi’nin ilk bölümü Meclis Genel Kurulu’ndan geçti.8 maddelik ilk bölümün 6 maddesinde, AK Partili milletvekillerinin verdiği önergelerde küçük değişikliklere gidildi. Görüşmelerde, iktidar ve muhalefet milletvekilleri arasında sık sık tartışmalar yaşandı. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, görüşmelerde milletvekillerinin sorularına cevap verdi. Atalay, ‘Şii ve İrancı’ olduğu yönündeki iddiaları cevaplarken, “Ben katı bir Hanefi’yim.” dedi. Suriye’ye silah gönderildiği iddialarını da yalanlayan Beşir Atalay, Türkiye’nin ne El Kaide’ye ne de IŞİD’e destek verdiğini söyledi. Ardından söz alan BDP’li Altan Tan, Atalay’a “Biz kesinlikle bunlara yardım etmedik, diyorsunuz. 2 bin TIR bisküvi mi yolladınız? Lütfen bundan sonra bu arkadaşlara biraz da kebap ve lahmacun gönderin.” diye tepki gösterdi.YOLSUZLUĞU UNUTTURMAYA ÇALIŞIYORSUNUZCHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık da yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna rağmen AK Parti’nin yerel seçimlerden önce ‘en iyi savunma taarruzdur’ taktiğiyle hareket ettiğini belirtti. Işık, şöyle konuştu: “Bağırarak, gözdağı vererek, 12 yıldır bir türlü mağdurluktan kurtulamayarak, her kurumu kendine köle ederek, kendine köle olmayı kabul etmeyenleri vatan haini ilan ederek, organize işlerle, trafolara kedileri sokarak bu yolsuzlukları sandıkta temizlemeye çalıştınız, aklamaya çabaladınız. Tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayını gözden kaçırmaya, unutturmaya çalışıyorsunuz.”

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 02:18

Saadet Partisi 4 Mayıs'ta kongreye gitme kararı aldı

30 Mart tarihinde yapılan yerel seçimlerde istediği sonucu alamayan Saadet Partisi 4 Mayıs tarihinde kongreye gitme kararı aldı.Saadet Partisi'nden yapılan açıklamada, 30 Mart 2014 Mahalli İdareler Seçimiyle ilgili parti Genel İdare Kurulu Üyeleri, İl Başkanları ve Belediye Başkan adayları ile değerlendirme toplantıları gerçekleştirildiği ve gerçekleştirmeye devam edildiği belirtildi. Açıklamada, Ağustos 2014'te Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Haziran 2015'te Milletvekili Genel Seçimleri yapılacağına işaret edilerek, “Her iki seçime de Saadet Partimiz en iyi şekilde hazırlanacaktır. Bu vesile ile Saadet Partimizin 5. Olağan Kongresini 4 Mayıs 2014 Pazar günü yapmayı kararlaştırmış bulunmaktayız.”denildi. Saadet Partisi seçimlerde Türkiye geneli yüzde 2,77 oranında oy almıştı. 2011 yılındaki genel seçimlere göre oyunu artıran parti, 2009 yerel seçim sonuçlarına göre oy oranında düşme gerçekleşmişti. 2011 genel seçimlerinde yüzde 1,24, 2009 yere seçimlerinde ise yüzde 5,2 oy almıştı.Parti yerel seçimerde sadece 8 ilçe belediye başkanlığı kazanmıştı.

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 09:39

CHP, İnternet Yasası’nın iptali için AYM’ye başvurdu

İnternet Yasası'nın iptali için Anayasa Mahkemesi'ne ana muhalefet partisi adına başvuran CHP Grup Başkan Vekili Akif Hamza Çebi, Türkiye'de sosyal medyadan, internetten, ifade özgürlüğünden ve medyadan korkan bir hükümet olduğunu savundu. Çebi, "Tarihte zulmün ve baskının sembolü olarak anılan Firavunlar, Musa'dan korkardı. Türkiye'de zulmün ve baskının sembolü olan Firavun ise kuştan korkuyor. Kuşla kavga eden bir yönetim var." diye konuştu.AYM'ye başvuran CHP Grup Başkanvekili Akif Hamza Çebi ve CHP'li Mahmut Tanal basın mensuplarının karşısına geçti. İki yasal düzenlemenin çeşitli maddeleriyle ilgili olarak AYM'ye iptal başvurularını yaptıklarını belirten Çebi, ilk yasanın 127 maddeden oluşan bir Torba Yasa'nın 15 maddelik bölümünden oluştuğunu ifade etti. İnternet yayınlarının düzenlemesinin kamuoyunun dikkatinde olduğunu kaydeden Çebi, "Her şeyden önce ifade edeyim ki; internet yasakları getiren bu yasa ile Türkiye irtifa kaybetmiştir. Türkiye bir yandan ağır aksak da olsa AB'ye üyelik sürecini yürütürken, bu yasal düzenlemeyle kendisini 3. Dünya ülkeleri konumunda, konumlandırmıştır. Twitter yasakları, Youtube yasakları, internet yasakları, medya üzerindeki baskılar, yasaklar, 21. Yüzyıl Türkiye'sine demokrasi çıtasını daha yükseltmek isteyen Türkiye'ye yakışmamıştır." dedi."KUŞLA KAVGA EDEN BİR YÖNETİM VAR"Türkiye'de sosyal medyadan, internetten, ifade özgürlüğünden ve medyadan korkan bir hükümet olduğunu söyleyen Çebi, "tarihte zulmün ve baskının sembolü olarak anılan Firavunlar, Musa'dan korkardı. Türkiye'de zulmün ve baskının sembolü olan Firavun ise kuştan korkuyor. Kuşla kavga eden bir yönetim var." İfadelerini kullandı. TİB'e verilen yetkileri eleştiren Çebi, TİB'in erişim, içerik ve yer sağlayıcılardan neredeyse sınırsız denecek ölçüde bilgi isteme yetkisine sahip olmasının, özel hayatın gizliliğini ve kişisel verilerin korunması yönündeki anayasal güvenceyi ihlal edecek nitelikte olduğunu ifade etti. Diğer bazı maddelerin içeriğiyle ilgili de bilgi veren Çebi, kişilerin hukuki menfaatlerini ihlal eden bu tebligat hükümlerinin Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu söyledi. Çebi, ikinci iptal başvurularının ise Terörle Mücadele ve Özel Yetkili Mahkemelerin ilgili yasasında yapılan düzenlemelerle ilgili bazı maddelerin iptalinden oluştuğunu dile getirdi. Çebi, "Her şeyden önce ifade edeyim ki; Özel Yetkili Mahkemeleri kaldıran, Terörle Mücadele Kanunu'nun 10'uncu maddesini kaldıran yasal düzenleme, iptal talebimizde yoktur. Çünkü bu düzenlemeleri CHP olarak olumlu buluyoruz." dedi. CHP'li Çebi, iptal talebine konu olan düzenlemelerin, hükümetin yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını örtmek üzere, savcı ve hakimleri baskı altına, yargıyı baskı altına, hükümetin yürütmeyi kontrol altına almak üzere yapmış olduğu düzenlemeler olduğunu hatırlattı. Çebi, "Örneğin el koyma kararının, gizli soruşturmacı görevlendirme kararının, oy birliğiyle alınması yönündeki düzenlemeler Anayasa'ya aykırıdır. Böyle bir kararın oy birliğiyle alınması mümkün değildir." şeklinde konuştu. Önemli gördükleri diğer bir düzenlemenin, 'kara para soruşturmalarında, hükümetin şuan başını ağrıtan yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında bilirkişi müessesesini hükümetin emrine alan bir düzenlemesi' olduğunu anlatan Çebi, bu düzenlemenin de iptal konusu olduğunu vurguladı. Düzenlemenin içeriğinden bahseden Çebi, hakimin bilirkişi tayin ve taktirinde serbest olduğunu bu iradeye kanunla müdahale edilmesinin doğru olmadığının altını çizdi. "DERSHANE DÜZENLEMESİNİN İPTALİ İÇİN YARIN BAŞVURACAĞIZ"CHP Grup Başkanvekili Akif Hamza Çebi, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) teşkilat kanunuyla ilgili olarak, yaklaşık 40 bin yöneticinin görevini sona erdiren ve dershanelerin kapatılmasına yönelik düzenlemeleri içeren yasanın iptali için de yarın AYM'ye başvuracaklarını sözlerine ekledi. (CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 14:12

Turgut Özal mezarı başında anıldı

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, ölümünün 21. yılında mezarı başında anıldı. Topkapı'daki Anıtmezar'da düzenlen törene protokolün yanı sıra merhum Cumhurbaşkanı'nın eşi Semra Özal, oğlu Ahmet Özal ve diğer aile bireyleri katıldı. Ahmet Özal, babasının ölümü üzerindeki şaibelerin devam ettiğini söyledi.17 Nisan 1993 yılında hayatını kaybeden 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, ölümünün 21. yıldönümünde Topkapı'daki Anıtmezar'da düzenlenen törenle anıldı. Törene, AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, askeri yetkililer, Turgut Özal'ın eşi Semra Özal, oğlu Ahmet Özal ile diğer aile üyeleri katıldı. Semra Özal, eşinin mezarının bulunduğu yere özel platform aracılığı ile indirildi. Yakınlarının desteği ile yürüyebilen Semra Özal tören alanındaki yerine oturdu. Özal, tören öncesi 6,5 yaşındaki torunun Serra Özal'ı öpüp sevdi.'ŞAİBELER DEVAM EDİYOR'Anıtmezar'da kendilerine ayrılan yerde oturan Ahmet Özal ile annesi Semra Özal gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, babasının ölümünü daha dün gibi hatırladıklarını sanki 21 yıl geçmemiş gibi hissettiklerini aktardı. Ahmet Özal, babasının ölümüne ilişkin şaibelerin halen devam ettiğini vurguladı. Adli Tıp Kurumu raporu üzerinde oynanan oyunların yazılıp çizildiğini beyan eden Özal, raporun eksik parçaları olduğunu öne sürdü. Özal, birilerinin engellemeye çalıştığını ancak kim olduklarını bilmediğini ifade etti. Özal Adli Tıp Kurumu'nda çalışan teknisyenlerin de tehdit aldıklarını iddia etti.Turgut Özal'ın eşi Semra Özal da onsuz 21 yılın kendisi için bir asır olduğunu dile getirdi. Gözyaşlarını tutamayan ve güçlükle konuşan Semra Özal, Turgut Özal'ın yerinin dolmasının imkansız olduğunu kaydetti. Efe Özal'ın eşi Sinem Özal kızı Serra ile birlikte Turgut Özal'ın mezarına çiçek bıraktı. Duygularını ifade eden Sinem Özal, "Allah herkese onun kadar sevilmeyi nasip etsin." dedi. Turgut Özal'ın torunu Serra Özal da ailesinin dedesi hakkında kendisine her şeyi anlattığını söyledi. Serra mezarına çiçek bıraktığı dedesinin Türkiye'ye renkler getirdiğini söyledi.Törende, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, hükümet, Tük Silahlı Kuvvetleri, İstanbul Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı çelenkleri Turgut Özal'ın mezarına bırakıldı. Resmi tören, saygı duruşunun ardından sona erdi. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı ölüm yıldönümünde sevenleri de unutmadı. Sabah erken saatlerden itibaren Özal'ın mezarını ziyaret ederek sevenleri onun için Kur'an-ı Kerim ve dualar okudu.(CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 13:40

Bir köyün belediye isyanı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Kütahya'nın Simav İlçesi, Kuşu Köyü'nde hiçbir seçmenin sandık başına gitmemesi nedeniyle 1 Haziran'da muhtar ve ihtiyar heyeti seçimi yapılmasına karar verdi. Ancak, "Biz muhtar değil belediye başkanı seçmek istiyoruz" diyen kuşu halkı, beldelik halkları verilmediği sürece sandığa gitmeme kararı aldı. Öte yandan köye muhtar olarak 1 Haziran'a kadar Kuşu Ortaokulu Müdürü Feridun Aktay atandı.Yerel Yönetimler Yasası kapsamında nüfusu 2 binin altına düştüğü için belediyelik statüsünü kaybederek köye dönüşen Kütahya'nın Simav İlçesi'ne bağlı 62 yıllık Kuşu Beldesi'nde vatandaşlar bu kararı protesto amacıyla 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde sandığa gitmedi. 31 Mart sabahına muhtarsız uyanan Kuşu Köyü'ne Simav Kaymakamı İbrahim Süha Karaboran tarafından Kuşu Ortaokulu Müdürü Feridun Aktay muhtar olarak atandı. Ancak bu atama 2013 TÜİK verilerine göre 2 bin 158 nüfuslu Kuşu köyü halkını tatmin etmedi. Kuşu'nun yeni muhtarı Ortaokul Müdürü Feridun Aktay Kaymakamlık tarafından kendisine verilen muhtarlık görevini 1 Haziran 2014 Pazar gününe kadar sürdüreceğini ve aynı gün yapılacak seçimde köylülerin sandık başına giderek yeni muhtarlarını seçeceklerini söyledi.Hem okul müdürlüğü hem de muhtarlık görevini bir arada sürdürmek için elinden gelen çabayı sarf edeceğini ifade eden Aktay Kuşulular'a seslenerek, "Bizim için zor bir süreç başladı. Sıkıntıları ve sorunlarımızı birlikte çözmeye çalışacağız. İçerisinde bulunduğumuz sıkıntılarımızı Kaymakamımız İbrahim Süha Karaboran'a anlattım. Bize yardımcı olacağını bildirdi. Kendisine teşekkür ediyorum. Halen beldemizde bulunan ve belediyemize ait hizmet araçlarımızdan köy tüzel kişiliği olarak yararlanacağımızı umuyorum. Beldelik hakkımızın geri kazanımı için vatandaşlarımızın Ankara 10'uncu ve 16'ıncı İdare Mahkemesi'ne açtığı bireysel davalar var. Bu davalar sürüyor. Bu davaların lehimize sonuçlanacağını umuyoruz. İnşallah büyüklerimiz bizi duyar. Duyacaklarından eminim. Aynı zamanda ortaokulumuzun müdürlük görevini de yürütüyorum. Her iki görevimi de aksatmadan sürdürmek için çaba sarf edeceğim" diye konuştu."MUHTAR DEĞİL BELEDİYE BAŞKANI SEÇMEK İSTİYORUZ"Kaymakamlığın köylerine muhtar olarak Ortaokul Müdürü Feridun Aktay'ı atamasına bir itirazları olmadığına vurgu yapan Kuşu halkından ev hanımı Bakiye Demirel (38), "Biz beldelik hakkımızın geri verilmesiyle birlikte belediyemize ait 23 aracımızı hizmetlerimizde kullanmak istiyoruz. Bu yüzden de 1 Haziran'da yapılması kararlaştırılan muhtarlık seçimlerinde sandığa gitmeme kararı aldık" dedi.Köy halkından ev hanımı Huriye Akbaş (41), "Biz 1 Hazirandaki seçimlere belediye başkanı seçmek için katılmak istiyoruz" diye konuştu. Köylülerden Ekrem Kaymaz (84), "Davlar sonuçlanıncaya kadar belediyemizin elindeki araçlardan hizmetlerimiz için yararlanmak istiyoruz. Ayrıca, 1 Haziran'daki muhtarlık seçimlerine katılmama kararı aldık" dedi. Kuşu'da yaşayan Haşim Ünal (62) da, "Bizim muhtara diyecek bir şeyimiz yok. Muhtarımız bizim okulumuzun müdürü. Köyün sorunlarıyla ilgilense eğitimin seviyesi düşecek. Çocuklarla ilgilense köyün sorunları dağ gibi. Hangisi ile baş edebilecek. Belediyelik olarak kalmak ve başkan seçmek istiyoruz" diye konuştu. Köylülerden Hidayet Gürakan (51), "Nüfusumuz yeterli olduğu halde beldelik hakkımız elimizden alındı. Kendimizi mağdur hissediyoruz. Mücadelemiz belediyeliğimizi kazanıncaya kadar devam edecek" dedi. Köy halkından Ahmet Dumlupınar (50) da, "Köy halkı olarak mağdur edildik. Kuşu belediyeliktir. Belediye olarak kalacak" diye konuştu.(DHA)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

17 Nisan 2014 Perşembe 14:21

Yaşar Kaya, havalimanında gözaltına alındı

Eski Demokrasi Partisi (DEP) Genel Başkanı Yaşar Kaya, 21 yıl sonra Türkiye'ye döndü. Havaalanında polis tarafından gözetim altına alınan Kaya, Ankara Adliyesi'ne götürüldü. Yaşar Kaya'nın eski eşi Yurdan Alaca gazetecinin sorduğu soru üzerine, "Üzgünüz, biz de bilmiyoruz Adliye'ye çıkacakmış. Mahkeme karar verecek. İnşallah salıverilir ve tutuksunuz yargılanır. Umudumuz bu barış." dedi.Yaşar Kaya, Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan Türkiye'ye giriş yaptı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Türkiye'ye 3 ay içinde dönmesi halinde tutuklanmayacağı yönünde verdiği güvence sayesinde 21 yıl yurtdışında yaşayan DEP eski genel başkanı Yaşar Kaya saat 12.00'da Ankara Havaalanına indi. döndü. Kaya, hakkında açılmış soruşturmalarla Ankara Adliye'sinde hakim karşısına çıkacak. Yaşar Kaya'nın, Ankara 8. Ağır ceza Mahkemesinde ifade verdikten sonra serbest bırakılması bekleniyor. Yaşar Kaya'nın ailesi saatlerce Havaalanı Dış Hatlar bölümünde bekledi. Yaşar Kaya, polis gözetiminde direkt adliyeye götürülünce ailesi görme imkanı bulamadı.YAŞAR KAYA ADLİYEDEEski Demokrasi Partisi (DEP) Genel Başkanı Yaşar Kaya, Ankara Adliyesi'ne getirildi. 21 yıl sonra Türkiye'ye dönen Kaya, havalimanında polis tarafından gözetim altına alınmıştı. Yaşar Kaya, araçtan indikten sonra adliyeye tekerlekli sandalye ile girdi. Kaya, adliye önünde bekleyen basın mensuplarına, "Yıllar sonra Türkiye'ye dönmek inanılmaz memnuniyet verici birşey. Ailemize çocuklarımıza dostlarımıza kavuşmak, bundan büyük hediye olabilir mi?" dedi.YAŞAR KAYA KİMDİR?Yaşar Kaya, 1959'da Istanbulda Iktisad Fakültesine devam ederken 49 kişi ile birlikte tutuklandı. 10 yıl süren dava sonrası yarım kalan tahsilini tamamlayarak İktisat Fakültesi’ni bitirdi. Aynı davayla ilgili olarak 1968de Konya'ya sürgüne gönderildi. 1991de kurulan Kürt Vakfının kurucularından olan Kaya, Özgür Gündem gazetesinin sahibi ve DEP’in (Demokrasi Partisi) Genel Başkanıydı. Yurtdışına çıkan Yaşar Kaya, Kürt Parlamentosu üyesi oldu. "Sürgündeki Kürt Parlamentosu" eski başkanı da olan Kaya, hükümetin demokratik açılım çalışmalarının başlatıldığı dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a iki kez mektup göndermiş, Türkiye'ye dönmek istediğini bildirmişti.Kaya, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Türkiye'ye 3 ay içinde dönmesi halinde tutuklanmayacağı yönünde verdiği güvenceden sonra bugün Ankara'ya geldi.(CİHAN)

Internetin Ilk Türk Gazetesi

Üzgünüm ama İMKB bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.
Alış Satış En Düş. En Yük.

İzmir - 5 Günlük Hava Tahmini


Izmir
Pazar
Gün
13°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:29
Gece
Parçalı Bulutlu
11°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:158 km/h
Rüzgar yönü:158° GGD
Nem Oranı:75%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:53
Pazartesi
Gün
Parçalı Bulutlu
20°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:182 km/h
Rüzgar yönü:182° G
Nem Oranı:70%
Yağış:20%
Gün Doğumu:06:29
Gece
Açık
10°C
Açık
Rüzgar hızı:161 km/h
Rüzgar yönü:161° GGD
Nem Oranı:80%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:53
Salı
Gün
24°C
Rüzgar hızı:161 km/h
Rüzgar yönü:161° GGD
Nem Oranı:58%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:29
Gece
Parçalı Bulutlu
13°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:139 km/h
Rüzgar yönü:139° GD
Nem Oranı:66%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:53
Çarşamba
Gün
26°C
Rüzgar hızı:186 km/h
Rüzgar yönü:186° G
Nem Oranı:58%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:29
Gece
Parçalı Bulutlu
14°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:154 km/h
Rüzgar yönü:154° GGD
Nem Oranı:67%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:53
Perşembe
Gün
Parçalı Bulutlu
28°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:154 km/h
Rüzgar yönü:154° GGD
Nem Oranı:53%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:29
Gece
Parçalı Bulutlu
16°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:161 km/h
Rüzgar yönü:161° GGD
Nem Oranı:57%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:53
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
19 Nisan 2014 Cumartesi 07:00

İstanbul - 5 Günlük Hava Tahmini


Istanbul
Pazar
Gün
13°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
Parçalı Bulutlu
11°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:182 km/h
Rüzgar yönü:182° G
Nem Oranı:76%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:49
Pazartesi
Gün
Parçalı Bulutlu
14°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:189 km/h
Rüzgar yönü:189° G
Nem Oranı:75%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
Parçalı Bulutlu
11°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:203 km/h
Rüzgar yönü:203° GGB
Nem Oranı:87%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:49
Salı
Gün
Güneşli
15°C
Güneşli
Rüzgar hızı:139 km/h
Rüzgar yönü:139° GD
Nem Oranı:82%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
Parçalı Bulutlu
12°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:118 km/h
Rüzgar yönü:118° DGD
Nem Oranı:77%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:49
Çarşamba
Gün
16°C
Rüzgar hızı:163 km/h
Rüzgar yönü:163° GGD
Nem Oranı:74%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
Parçalı Bulutlu
13°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:100 km/h
Rüzgar yönü:100° D
Nem Oranı:77%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:49
Perşembe
Gün
Parçalı Bulutlu
18°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:133 km/h
Rüzgar yönü:133° GD
Nem Oranı:74%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:18
Gece
Parçalı Bulutlu
15°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:114 km/h
Rüzgar yönü:114° DGD
Nem Oranı:75%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:49
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
19 Nisan 2014 Cumartesi 07:00

Ankara - 5 Günlük Hava Tahmini


Ankara
Pazar
Gün
7°C
Rüzgar hızı:0 km/h
Rüzgar yönü:0° sakin
Nem Oranı:0%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:04
Gece
Parçalı Bulutlu
4°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:230 km/h
Rüzgar yönü:230° GB
Nem Oranı:66%
Yağış:10%
Gün Batımı:19:32
Pazartesi
Gün
Parçalı Bulutlu
20°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:236 km/h
Rüzgar yönü:236° GB
Nem Oranı:42%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:04
Gece
Parçalı Bulutlu
7°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:337 km/h
Rüzgar yönü:337° KKB
Nem Oranı:46%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:32
Salı
Gün
21°C
Rüzgar hızı:294 km/h
Rüzgar yönü:294° BKB
Nem Oranı:45%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:04
Gece
Açık
7°C
Açık
Rüzgar hızı:84 km/h
Rüzgar yönü:84° D
Nem Oranı:56%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:32
Çarşamba
Gün
Parçalı Bulutlu
22°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:247 km/h
Rüzgar yönü:247° BGB
Nem Oranı:43%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:04
Gece
Parçalı Bulutlu
10°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:272 km/h
Rüzgar yönü:272° B
Nem Oranı:52%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:32
Perşembe
Gün
Parçalı Bulutlu
25°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:268 km/h
Rüzgar yönü:268° B
Nem Oranı:41%
Yağış:0%
Gün Doğumu:06:04
Gece
Parçalı Bulutlu
11°C
Parçalı Bulutlu
Rüzgar hızı:209 km/h
Rüzgar yönü:209° GGB
Nem Oranı:48%
Yağış:0%
Gün Batımı:19:32
SıcaklıkGündüz sıcaklığı en yüksek sıcaklığı, Gece sıcaklığı ise en düşük sıcaklığı değerini belirtir.
The Weather Channel
19 Nisan 2014 Cumartesi 07:00

Her türlü görüşünüz bizim için son derece önemli.
Bu servis sizin katkılarınızla büyüyecek.
Tüm öneri, eleştri ve merak ettikleriniz için bize:

Telefon: + 90 232 422 62 22

EPosta: bilgi@mansettenhaberler.com

ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Evrenel yazılım hizmetleri